Ego (benlik) nedir? Ego işlevleri nelerdir?

Ego (ego): 1) En genel anlamıyla “ben” derken kastettiğimiz, her türlü ruhsal-bedensel olayın merkezi olarak düşündüğümüz bilinçli varlığımız. Teorik açıdan nötr olan ve gündelik dilde de bu haliyle kullanılan bu ego tanımı, çeşitli kişilik teorilerinde rastladığımız ego tanımıdır. PS

2) Klasik psikanalizde, ruhsal aygıtın üç ana parçasından biri. İdden türetilir ve enerjisini oradan alır. Kişiliğin ilkel içgüdüsel dürtülerle içselleştirilmiş ebeveyn ve toplum yasakları ve dış gerçekliğin gerekleri arasında aracılık eden bilinçli, ussal yanı. (Egoya idin kontrol mekanizması da diyebiliriz. Freud egoyu at (id) üstündeki bir biniciye benzetir. At biniciden güçlüdür ama binici atı kontrol eder.) Dürtülerin anında doyurulması genellikle imkansız, çoğunlukla da akılcı değildir. Bu durumlarda ego, uygun bir ortam buluncaya kadar idin dürtülerini bastırır. Yersiz arzulara ve dürtülere uygulanan bu bastırma ruhsal aygıt üzerindeki en büyük yüke karşılık gelir; ayrıca bu aygıtın en önemli işlevidir. Ego bu bastırmayı sağlamak için sıklıkla savunma mekanizmaları kullanır. Örneğin cinsel arzu ortaya çıktığı anda ve yerde giderilemez, uygun bir ortamın ve (nesnenin) bulunması gerekir. Ancak egonun işlevi gerçeklik testiyle sınırlı değildir. Diğer işlevleri arasında öz-algı ve öz-bilinç de dahil olmak üzere her türlü algı, motor kontrolü (eylem), bellek, problem çözme, muhakeme, sonuç çıkarma ve savunma mekanizmaları yoluyla güvenliği sağlama sayılabilir. Şizofreni gibi birçok akıl hastalığında egonun özellikle gerçeklik ilkesiyle ilişkili işlevlerinde bir bozulma mutlaka gözlenir. Buna uygun olarak tedavide egonun güçlendirilmesi, gerçeklik testi işlevinin yeniden işlerlik kazanması amaçlanır.PS

Benlik (ego): Zihinsel aygıtın başlıca üç eyleyeni, yani alt bölümünden biri (alt benlik ve üst benlik ile birlikte). Benliğin işlemleri bilinçli veya bilinçdışı olabilir. Benlik, içgüdüler, dış dünya ve üst benlik gerekleri arasında aracılık görevi görür. Bireyin ihtiyaçlarını, isteklerini ve çevrenin niteliklerini algılar, bu algıları bütünleştirerek içsel ihtiyaç ve isteklerin dış dünya ve üst benlik tarafından kabul edilebilecek şekilde en uygun düzeyde doyumunu sağlar (içeride oluşan ihtiyaçlar ve çevrede gerçekleştirilen eylemler üzerinde değişiklikler yapmak suretiyle).TPS

Benlik aygıtı (ego apparatus): Benliğin bütün işlevlerinin (örneğin gerçeklik testi, düşünce süreçleri, savunma işlevleri) yerine getirilmesiyle ilgili psişik yapı.TPS

Benlik kusuru (ego defect): Sağlıklı bir bireyde olması beklenen benlik işlevi veya işlevlerinin yetersizliği veya zayıflığı. İşin içine giren benlik işlevleri genellikle kendilik-nesne farklılaşması, savunma işlevselliği, dürtü ve duygulanımların ayarlanması, gerçeklik testidir. Yapısal etkenler, psişik travma ve ilk dönemlerde anneden mahrum kalmanın hepsi benlik kusurunun oluşmasında rol oynayabilir.TPS

Ego işlevi (ego function): Egonun id ile süperego (dış dünya) arasındaki aracılık rolü. Ancak klasik psikanalizde bütün işlevler egoya bağlandığı için bu terim, dış dünyanın algılanması, kişinin kendi farkında, bilincinde olması, problem çözme, muhakeme, gerçekliğe uyum, motor işlevlerin kontrolü, çatışan dürtülerle düşüncelerin uzlaştırılması gibi işlevlerin tamamını kapsar. Psikanalizde ego sıklıkla kişiliğin, gerçeklik ilkesi uyarınca hareket eden yürütme yönetme organı olarak adlandırılır.PS

Benlik işlevleri (ego functions): Alt benlik, üst benlik ve dış gerçeklik gereklerinin değerlendirilmesi ve bunlar arasında arabuluculuk yapılmasında bireyin kullandığı belirli kapasiteler. Örneğin, algı, savunma işlevselliği, dürtü kontrolü, gerçeklik testi.TPS

Ego bütünlüğü (ego integrity): 1) Egonun id, süperego ve gerçeklik arasında dengeli bir bütünlük kurma, kişiliğin çeşitli yanları (itkiler, amaçlar, tutumlar) arasında dengeli bir yapı oluşturma yetisi. 2) Erikson’un psikososyal gelişim modelindeki sekizinci ve son evre (umutsuzluğa karşı bütünlük).PS

Ego gelişimi ( ego development): Çocuğun, kendini dış dünyadan, başkalarından ayrı, bağımsız bir varlık olarak algılama süreci. Psikanalizde bu, gerçekliğin gereklerinin bir sonucu olarak idin bir kısmının dönüşerek ve libido enerjisinin bir kısmını kullanarak gerçeklik ilkesi uyarınca idi kontrol altına alan ve id ile dış dünya arasında bir aracı olarak iş gören bir yönetim aygıtına dönüşme süreci olarak tanımlanır. Amerikalı psikanalist Erik Erikson, insan yaşamının tamamının egonun gelişim evreleri açısından anlaşılabileceğini savunmuştur. Buna karşılık Piaget, ego gelişimini dinamik etkenlerden çok bilişsel etkenlerle ilişkilendirmiştir. PS

Ego gücü (ego strength): Kişinin, kendi arzuları, dürtüleri, itkileri ile dış gerçekliğin gerekleri arasında etkili bir denge kurma yetisi. Psikanalizde bu, egonun id, süperego ve dış gerçekliğin gerekleri arasındaki aracılık görevini yapma yetisi için kullanılır. Egosu güçlü olan kişi engellenmeye ve strese daha iyi dayanır, doyumu erteleyebilir, gerektiğinde bencilce arzularından vazgeçebilir, hedeflerine ulaşma kararlılığına sahiptir, engeller karşısında kolay yılgınlığa kapılmaz, ruhsal çatışmalarını, duygusal sorunlarını patolojik semptomlara dönüştürmeksizin çözebilir.PS

Ego katılımı (ego involvment): Kişinin, kendini belli bir hedefe, sorunun çözümüne vb. verme; bir konuya duyduğu ilginin, verdiği kişisel önemin derecesi. PS

Ego kaygısı (ego anxiety): Klasik psikanalizde ego ile id veya süperego arasındaki çatışmaların yarattığı kaygı. PS

Ego savunması (ego defense): Psikanalizde egonun, tehdit edici dürtülere ve çatışmalara karşı savunma mekanizmaları vasıtasıyla kendini savunması.PS

Egolaştırma ( egotization): Psikanalizde, zihinsel bir sürecin bilinçdışı dürtülerden koparak egonun veya benliğin bir parçası olma süreci. PS

Ego-nesne kutupluluğu (ego-object polarity): Kişinin kendisi (ben) ile kendisi olmayan (ben olmayan) arasındaki ayrım. Bu ayrım, bireyleşme ve kişinin kendini dış dünyadan ayrı, bağımsız birisi olarak algılama sürecinde ortaya çıkar.PS

Ego sınırları (ego boundaries): Paul Federn‘e göre, ego ile hem bilinçdışı hem de dış dünya arasında bulunan esnek sınırlar. Bunlardan ilkine iç sınır, diğerine ise dış sınır denir. İç sınırın belirsizleşmesi halinde (örneğin uyku sırasında) bastırılan malzeme bilinç (algı) düzeyine ulaşabilir; dış sınırın belirsizleşmesi halinde ise bir gerçekdışılık duygusu ortaya çıkar. Bu sınırların, örneğin şizofrenide olduğu gibi, ortadan kalkması, egonun gerçekliği test etmesini imkansızlaştırır.PS

Kaynakça
Photo of author

Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman. İstanbul'da kendi ofisinde (yüz yüze ve online), yetişkinlerle, bireysel sorunlar ve ilişki sorunları üzerine çalışıyor. Psikodinamik psikoterapi uyguluyor.

Yorum yapın