0505 495 4727 info@yusufbayalan.com

Panik atak tedavisi için psikoterapi desteğini ele almaya çalışacağım bir yazıda daha birlikteyiz. İsterseniz öncelikle, yazıda hangi konuları ele almaya ve hangi sorulara cevap aramaya çalışacağımı sizinle paylaşayım:

Yazının alt başlıkları

  • Panik atak nedir?
  • Panik atak belirtileri nelerdir?
  • Panik atak çeşitleri nelerdir?
  • Panik atak nedenleri nelerdir?
  • Beklenti anksiyetesi nedir?
  • Baston eş nedir?
  • Panik atak döngüsü nedir?
  • Panik atak için örnek vaka
  • Panik atak esnasında neler yapılabilir?
  • Panik atak tedavisi nasıl olur?

Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak ise, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete (bunaltı, kaygı) nöbetidir. Bu yüzden her panik atak, panik bozukluğu anlamına gelmez.

DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak tanımlanabilmesi için şu 14 maddeden 4 ya da daha fazlasının gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

  • Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olmas
  • Terleme
  • Titreme ya da sarsılma
  • Nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları
  • Soluğun kesilmesi
  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  • Gerçek dışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma duyumu
  • Uyuşma ya da karıncalanma duyumları
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
  • Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
  • Ölüm korkusu

Panik atak sırasında kişi ne kadar çok belirti yaşarsa ve bu belirtiler ne kadar yoğun olursa, kişi kendini o denli bitkin ve yılgın hisseder.

İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. Koşma, duygusal travma, alkol gibi her hangi bir durum panik atak yaşantısını tetikleyebilir.

Panik ataklar aniden başlar ve belirtiler 10 dakika gibi bir sürede zirve noktasına ulaşabilir; birkaç dakikadan bir saate dek sürebilir. Saatlerce ya da günlerce sürdüğü söylenen ataklar ise tek atağı değil birden fazla atağın olduğunu gösterebilir.

Panik atakta en önemli belirti çıldırma, kontrolünü kaybetme ya da ölüm korkusudur.

Panik atakta, anksiyete(kaygı, bunaltı)nin fizyolojik belirtileri(kalp çarpıntısı, terleme vb.) yoğun olarak görülür.

Panik atak yaşayan insanlar bulundukları yeri terk etme, yardım arama davranışı gösterebilirler. Panik atak yaşantısından sonra, atağın tekrarlanacağı korkusu yaşanabilir ki buna ?beklenti anksiyetesi? denir.

Panik atak bazen kişinin kaçması ya da yardım alması güç bir durumda ortaya çıkar ve kişi bu durumdan kaçınmaya çalışır. Bu yüzden kişi evden çıkmamaya, kalabalıklara girmemeye, köprüden geçmemeye, yalnız kalmamaya vb. çalışabilir. Bu duruma agorafobili panik atakdenir. Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır.

Panik atağa aynı zamanda depresyon da eşlik edebilir.

Panik atak yaşantısı öznel bir yaşantıdır; dolayısıyla panik atak yaşayan herkes bu durumu farklı ifade edebilir.

Panik bozukluktaki en önemli nokta, kişinin yaşadığı korkuların gerçekçi olmamasıdır. Yani kişi gerçekten bir kalp krizi de geçirebilir; ya da farklı sebeplerden dolayı bayılabilir. Bu durumlarda gerekli tıbbi müdahale yapılmalıdır. Yapılan tıbbi tetkikler sonucunda başkaca bir tıbbi bulgu yoksa panik atak düşünülür.

Panik bozukluğu tedavisinde bilişsel davranışçı terapi son derece etkin olarak kullanılmaktadır.

Panik atağı, bilişsel (düşünce ile ilgili), duygusal ve bedensel belirtilerle kendini göstermekle birlikte, atağı yaşadığınızda öncelikli olarak bedensel belirtileri fark edersiniz. Yani öncelikli olarak bedeninizde olan bitenle ilgilenirsiniz. Bilişsel ve duygusal deneyimleriniz daha çok, bedeninizde ortaya çıkan yaşantılara verilen tepkiler olarak düşünülebilir.

Panik atağı esnasında yaşayacağınız belirtilerin çokluğu ve yoğunluğu, sizin ne denli bitkin ve yılgın hissedeceğinizi belirliyor. Panik atağı esnasında vücudunuzda ortaya çıkabilecek belirtileri, Prof. Dr. Ertuğrul KÖROĞLU’ndan hareketle, inceleyelim.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

  • Baş Bölgesinde Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Aşırı soluk alıp verme (hiperventilasyon) nedeniyle, beyninize az kan gidebilir ve baş dönmesi ve sersemlik hissi yaşayabilirsiniz. Bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz kendinizi.

  • Vücudunuzdaki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Vücudunuzda karıncalanmalar olabilir. Terlemeye başlayabilir, sıcak ve soğuk basmaları yaşayabilirsiniz.

  • Zihninizdeki  Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Büyük bir şaşkınlık yaşayabilirsiniz. Kendinizi belirli bir şeye odaklamakta zorluk yaşayabilir; çevrenizden kopmuş, çok uzaklardaymışsınız gibi bir duygu içine girebilirsiniz. Size, vücudunuz gerçek değilmiş gibi gelebilir. Kendinizi rüyada gibi hissedebilirsiniz. Huzursuz ve her şeye çabuk sinirlenen bir hale gelebilirsiniz.

  • Gözlerinizdeki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Gözleriniz titreyebilir ve seğirebilir. Etrafınızdaki şeyleri bulanık görebilirsiniz. Mesela, bir sayfadaki şekiller (rakam gibi) yerinden sıçramış ya da tersine dönmüş gibi gelebilir size.

  • Ağız ve Boğazınızdaki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Ağzınız kuruyabilir ve yutkunmakta zorluk yaşayabilirsiniz. Boğazınıza bir yumru oturmuş, boğazınız tıkanmış, soluğunuz kesilmiş gibi hissedebilirsiniz. Boğaz kaslarınız gerilmiş gibi olabilir ve sesiniz titrekleşebilir.

  • Kalbinizdeki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Kalbinizin atım hızının arttığını fark edebilirsiniz. Kalp atımlarınızı öylesine güçlü hissedersiniz ki, kalbiniz göğsünüzden fırlayacakmış gibi gelebilir size. Göğsünüzde ağrı ya da sıkışma hissedebilirsiniz.

  • Solunum Sistemindeki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Soluk alıp verme hızınız sığlaşabilir ve artabilir. Tam ve derin bir nefes alamadığınızı hissedersiniz. Soluk almakta zorluk çeker, boğulacakmış gibi hissedebilirsiniz.

  • Mide ve Bağırsaklardaki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Midenizde düğümlenme hissedebilirsiniz. Bazıları yaşadıklarını, “Midemde kelebekler uçuşuyor.” diye tasvir ediyorlar. Midenizde bulantı ve kramp benzeri ağrılar yaşayabilirsiniz. Mide ve bağırsak spazmları, bağırsaklarda “çağıltı” sesleri, ishal ve kabızlık yaşayabilirsiniz.

  • Kaslarınızdaki Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Özellikler boyun ve omuz olmak üzere, vücudunuzun bütün kaslarında genel bir gerginlik olabilir. Araba kullanıyorsanız mesela, direksiyonu öyle bir sıkarsınız ki, parmak boğumlarınız beyazlaşır ve kollarınız iyice sertleşir. Başka durumlarda, elinizde olmadan ellerinizi yumruk yapabilirsiniz. Ya da tüm bunların aksine, kaslarınız öyle bir güçsüzleşebilir ki, ayakta durmakta zorlanabilirsiniz. Bacaklarınız sizi taşıyamaz gibi olur. Elleriniz ve ayaklarınız titrer, soğur terler ya da uyuşabilir.

Tüm yukarıdakilerden hareketle, sanki o güne kadarki vücudunuz size isyan etmiş gibidir. Ne yapacağınızı şaşırıp kalabilirsiniz.

Panik atakları aniden ortaya çıkar, saniyeler ya da dakikalar içerisinde doruğa ulaşır.

Bir panik atağı çoğu zaman, on dakikadan daha kısa bir süre içinde doruk noktasına ulaşır. Panik ataklarınızın süresi, birkaç dakikadan bir saate kadar değişebilir.

Bazıları, panik ataklarının saatlerce ya da günlerce sürdüğünü söyler. Ancak bunlar gerçekte panik atağı değildir. Ya gün içinde birden çok panik atak geçiriyorlardır, ya da panik atak yaşama ile ilgili kaygıları çok yüksektir.

Yazı ile ilgili düşüncelerinizi yazının yorum kısmında bizimle paylaşabilirsiniz. Muhabbetle.

Örnek Bir Panik Atak Vakası

Sertan, 45 yaşında, evli ve üç çocuk babası bir adamdır. İyi eğitimli ve başarılı olmasına karşın, Sertan’ın hayatında on beş yıldır panik atakların yol açtığı zorluklar vardı. Sertan her ay ortalama iki ile beş arasında panik atak yaşıyordu.

Sertan bir önceki hafta, ailesiyle bilgisayar mağazasına giderken, direksiyon başında panik atak yaşamıştı. Panik ataktan hemen önce, arka koltukta çok gürültü yapan çocuklara sesini yükselttiğini hatırlıyordu. Panik atak, çocuklara uslu durmalarını söylemek için hızla arkaya döndüğü anda ortaya çıkmıştı. Yola bakmak için kafasını çevirdiğinde, başının döndüğünü hissetmişti. Bunu hisseder hissetmez terleme, kalp atışlarının hızlanması, ateş basması ve titreme gibi ani ve yoğun yaşantılar da sökün etmişti. Kaza yapmaktan korkan Sertan, arabayı hemen sağa çekmişti.

Panik atak yaşantısı

Sertan ayda yalnızca birkaç panik atakyaşıyordu. Ancak her an bir panik atakyaşama olasılığına odaklandığı için ger gün yüksek düzeyde kaygı yaşıyordu. Dolayısıyla araba kullanma, uçakla seyahat, asansöre binme, açık alanlarda bulunma, uzun süre yalnız yürüme, sinemaya gitme ya da şehir dışına çıkma gibi konularda yoğun bir endişe yaşıyordu, ya da bu durumlardan kaçınıyordu.

Panik atak geçmişi

Sertan ilk panik atağını on beş yıl önce yaşamıştı. Gece saat bir sularında, arkadaşlarıyla içtikten sonra eve dönmüş ve salondaki divanda uyuyakalmıştı. Dört buçuk gibi uyandıktan hemen sonra midesinde acı, ensesinde yoğun bir kan basıncı hissedecekti. Birdenbire kalbinin de deli gibi atmaya başladığını fark etmişti. Ne olup bittiğini bilmiyordu ama öleceğinden emindi.

Sertan, yaklaşık iki ay sonra ikinci bir panik atak yaşadığını anımsıyordu. Bundan sonra panik ataklar daha düzenli bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştı. Ataklar tekrarlanınca Sertan da, atakları yaşadığı durumların yanı sıra, panik atak yaşamaktan korktuğu diğer durumlardan da kaçınmaya başlamıştı. Panik atakların ilk birkaç yılında yaşadığı üç olayda hastanenin acil servisine gitmiş; çünkü belirtilerin kalp krizine işaret ettiğinden eminmiş. Ancak yapılan tetkiklerde herhangi bir kalp krizi belirtisine rastlanmamış.

Panik Atak Korkuları ve Tıbbi Gerçekler

Panik atak (panik nöbeti) bir dehşet olarak deneyimlenir. Çünkü, panik atak anında kişi ne yapacağını bilemez. Karşı karşıya kaldığı durumun ne olduğunu izah edememesi kişinin korkmasına ve tehlikeli olarak algıladığı bu yaşantıya karşı bir şey yapamayacak oluşu onu çaresizliğe iter.

Oysa bilimsel açıdan bakıldığında durum tam olarak öyle değil. Yani panik nöbeti geçiren birisinin, o bilmese de yapabileceği şeyler var. Bu yazıda, Pof. Dr. Ertuğrul KÖROĞLU’nun önerilerini sizinle paylaşmak istiyorum.

Panik atak yaşayan kişi, bedeninde ortaya çıkan ani değişiklikleri çoğunlukla bir tehlikenin işareti olarak yorumlar. Bu yorum kişinin korkmasına ve bu korku da algılanan tehlikeye daha fazla odaklanma gibi bir sonuca yol açar. Bu şekilde bir panik atak başlangıcı tetiklenmiş olur.

Bu yazıda, panik atak yaşayan kişilerin panik atak belirtilerine dair sahip oldukları gerçekçi olmayan düşünce yapılarına ve tıbbi gerçeklere odaklanmaya çalışacağım.

  • Düşünce Yapısı: Yaşadığım panik atak kalp krizi geçirmeme ve ölmeme yol açacak.

Panik atak esnasında kalbin normalden çok daha hızlı atması, pek çok kişi tarafından bir kalp krizi işareti olarak algılanır.

Tıbbi Gerçek: Panik atakları kalp krizine yol açmaz. Panik atak esnasında çekilen elektrokardiyogramlarda (EKG), sadece kalp atış hızında artış gözlemlenir. Kalp krizi belirtileri gözlenmez. Gerçek bir kalp krizinin işaretleri, göğüste basınç duyumu, şiddetli bir göğüs ağrısı ve seyrek olarak ortaya çıkan çarpıntıdır. Kalp krizi belirtileri çoğu zaman kişinin dinlenmesi ile azalır. Panik atak yaşayan kişinin belirtileri ise, kişi dinlense bile devam ede.

  • Düşünce Yapısı: İnme (felç) geçiriyorum.

Panik atak esnasında yaşanan uyuşukluk, kaskatı kesilme, karıncalanma, güç kaybı hissi (özellikle vücudun belirli bir bölümünde), ve sırttan yukarı doğru hissedilen ateş basmaları, kişi tarafından inme (felç) işareti olarak algılanır.

Tıbbi Gerçek: Panik ataklar bir felce yol açmaz. Panik esnasında kan basıncı biraz yükselse bile bu durum hiçbir zaman bir inmeyi tetiklemez.

  • Düşünce Yapısı: Boğularak öleceğim (veya ölüyorum).

Nefes almakta yaşana güçlük, yeterince hava alamama (soluksuz kalma), boğazda daralma ve boğazın tıkanması duyumları ve göğüste basınç duyumu kişide “Boğuluyorum galiba.” düşüncesini tetikleyebilir. Kapalı, sıcak ve kalabalık ortamlar kişide, yeterince hava alamıyor hissi yaratabilir.

Tıbbi Gerçek: Henüz, panik atağı esnasında boğularak ölen birisi literatürde tanımlanmamıştır. Her ne kadar kişi, panik atak esnasında soluk alıp veremediğini hissetse de, aslında soluk alıp veriyordur. Ancak kişi, soluk almak için kendini ne denli zorlarsa, soluk alıp verme hızı o denli artacağından yeterince hava alamadığını hissedecektir.

  • Düşünce Yapısı: Ya bayılırsam!

Kişinin yaşadığı sersemlik hissi, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma duygusu, uyuşukluk, bulanık görme, odaklanmakta zorluk, ateş basması ve soluk alıp verememe kişide bayılma endişesini tetikleyebilir. Bu korkuya “düşecek gibi olma” deneyimi de eşlik edebilir. Pek çok kişi, yaşadıklarını “bayıldım” diye tabir etse de, yaşantı analiz edildiğinde, ortada gerçek bir bayılmanın olmadığı fark edilir.

Tıbbi Gerçek: İstisnai durumlar dışında, kişiler panik atak esnasında bayılmazlar. Bayılmanın gerçekleşebilmesi için kan basıncının aniden düşmesi gerekir. Oysa panik atak esnasında kan basıncı az da olsa yükselir.

  • Düşünce Yapısı: Çıldırıyorum Galiba!

Panik atak esnasında gerçekdışılık veya benliğinden ayrılmış olma deneyimi, odaklanamama ve düşünceleri toparlayamama, düşünce uçuşmaları vb. söz konusu olabilir. Bu tür deneyimler kişinin zihnine “Acaba çıldırıyor muyum?” gibi bir sorunun düşmesine yol açabilir. Bu soru da korkuyu ve paniğin şiddetini artırır.

Tıbbi Gerçek: Net olarak bilinmesi gereken şey şudur: Panik atak çıldırmaya yol açmaz! Literatürde şu ana kadar, “Panik atak dolayısıyla çıldırdı.” denilen kimse olmamıştır. Yaşanılan korkunu birtakım rahatsız edici sonuçları olabilir. Ama bu tıbben bir çıldırma işareti olarak değerlendirilmez.

  • Düşünce Yapısı: Ya utanç verici bir duruma düşersem!

Panik atak yaşayan pek ok kişi için “başkaları tarafından nasıl görüldüğü” hayatını zorlaştırıcı derecede önemlidir. Onlar için, yaşayacakları zorlu deneyimden ziyade, başkalarının onun hakkında ne diyeceği önemli olabilir. Söz konusu kişiler, “Benim çok zayıf biri olduğumu düşünecekler.”, “Beni acınası bulacaklar.”, “Benim, duygularını  kontrole demeyen biri olduğumu düşünecekler.” tarzında düşünce yapısına sahip olabilirler. Bu düşünce yapısı da, kişilerin başkalarının yanında rahat olamamasına yol açabilir. Bu yüzden insanlar alışveriş yapmakta, başkalarının yanında yemek yemekte, bir ortamdan kalkıp gitmekte vb. zorlanabilirler.

Tıbbi Gerçek: Bu tür düşünceler gerçeği yansıtmaktan çok, bizim durumu algılama şeklimizi ifade eder. Yolda yürürken, herkesin (bu yüzlerce kişi de olabilir) tek derdinin sizin olmanız ne kadar gerçekçi olabilir? Biz bu kadar önemli olmadığımız gibi başkaları da bu kadar acımasız değildir belki de.

Evet değerli okuyucu. Bu yazıda, panik atak esnasında zihninizin üretebileceği ve sizin de teslim olabileceğiniz düşünce yapılarını ele almaya çalıştım. Konuyla ilgili kafanızı meşgul eden bir soru veya paylaşmak istediğiniz bir şey varsa, yazının yorum kısmından bana yazabilirsiniz. Muhabbetle.

Panik Atak Döngüsü

Panik atak döngüsü kavramı, yaşadığınız panik atak deneyimini anlamanız açısından size son derece önemli ipuçları sunabilir. Aynı zamanda, panik atak tedavisi için ilk adım, panik atak döngünüzü keşfetmeniz olacaktır. Bu yüzden, bu yazıyı üzerinde dura dura, belki birkaç kere okumanızı öneririm.

Panik atak yaşantılarına baktığımızda, belirli bir döngünün varlığını görüyoruz. Ayrıntılara girmeden önce, döngü kelimesinin anlamını hatırlatmakta fayda görüyorum. Çünkü, panik atak terapisi uygulamalarımda, pek çok kişinin döngü kavramıyla, yaşadıkları arasında ilişki kurmakta zorlandığını görüyorum.

Döngü kelimesinin sözlükteki bazı karşılıkları şunlardır:

– Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması (Güncel Türkçe Sözlük)

– Aynı ses sinyalinin kopyalama yoluyla sürekli tekrar etmesi (Gitar Terimleri Sözlüğü)

– Termodinamikte, aynı hal içinde başlayan ve sona eren değişimlerin sırası (Kimya Terimleri Sözlüğü)

Panik döngüsünü anlayabilmek için, giriş-gelişme-sonuç yaklaşımını kullanabiliriz. Nasıl ki herhangi bir hikayenin genel olarak, giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden bahsedebiliyorsak, panik atağın da başlamasından, devam etmesinden ve sona ermesinden bahsedebiliriz.

Panik döngüsü, işte bu başlama, devam etme ve sona ermelerin tekrarını ifade eder.

Panik Atak Döngüsünün Evreleri

Aşağıda, panik atak yaşayan birinin geçebileceği evreleri almaya çalışacağım. Söz konusu evreler mutlak ve değişmez değillerdir. Ben, okuyucunun en iyi şekilde anlamasına yardımcı olmak için böyle bir tasvirde bulunuyorum.

Birinci Evre: Panik Atağın Başlangıç Evresi (Tetiklenme)

Bu evre tabiri caiz ise, panik atak tüneline girdiğimiz evredir. Bu evreyi aynı zamanda, endişe (veya korku) duygusunun tetiklenme evresi olarak da düşünebiliriz. Bu evrede şu ya da bu şekilde, panik atak geçirecek kişinin korku ve/veya endişe duygusu tetiklenmiş olur.

Çok fazla ayrıntıya girmeden, korku ile endişe arasındaki bir farkı dile getirmek istiyorum: Korku, bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızda yaşadığımız bir duygu iken, endişe, bir tehlikenin gerçekleşme ihtimaline odaklanma halidir.

Evet, bu evrede korku duygunuz tetiklenmiş oluyor. Panik atağınızı anlamanızda kilit noktalardan biri, korku veya endişenizi neyin tetiklemiş olduğunu doğru tespit edebilmenizdir. Panik atak sorunuyla bana gelen pek çok danışanım, korku veya endişesini tetikleyen şeyi tespit etmekte zorlanıyor.

Korkunuzu (Endişenizi) Tetikleyen Şeyi Tespit Edebilmek

Endişenizi tetikleyen faktörleri anlayabilmeniz için endişenin psikolojik analizine kısa bir göz atalım isterseniz.

Endişe her zaman, bir tehlike algısının göstergesidir. Yani, endişeye kapıldığınızda, bir tehlikenin varlığına odaklanmış oluyorsunuz. Endişe veya korku duygusu son derece insani ve işlevsel (gerekli) bir deneyimdir aslında. Çünkü sizi olası tehlikelere karşı uyanık tutar. Ancak, panik atağı tetikleyen, çoğunlukla gerçekçi bir tehlike olmaktan ziyade, abartılan bir tehlike olasılığı oluyor.

Bu yazıyı yazdığım şu anda, İstanbul’da ciddi bir kar yağışı bekleniyor. Pek çok kişi, bu kar yağışını büyük bir felaketin işareti olarak algılayıp ciddi bir endişe duygusu yaşayabilir. Mesela bir anne şöyle düşünebilir: “Ya kar yağışı çok fazla olur, yollar kapanır ve çocuğum da hasta olursa, onu hastaneye nasıl yetiştiririm?”

Kişiyi endişeye sevk eden ve panik atağını tetikleyen söz konusu tehlike, çok değişik olabilir. Bazı tehlike örneklerini şöyle sıralayabilirim:

  • Hastalanma, yaralanma vb. yollarla bedenine bir zararın gelmesi. Bu zararın sonraki aşaması, ölüm ihtimali.
  • Aşağılanma, eleştirilme, beğenilmeme gibi yollarla kendiliğin zarar görme ihtimali.
  • Sevilmeme, terk edilme, yalnız kalma, dışlanma, aldatılma gibi olasılıklar.
  • Başarısız olma, yetersiz görülme, beceriksiz olarak algılanma gibi olasılıklar.
  • Adli bir meseleye karışma ve hapse girme gibi ihtimaller.
  • Deprem, yangın ve sel gibi doğal afet ihtimali.
  • Üzülme, pişman olma, çaresiz hissetme gibi duygusal olasılıklar.

Bu örnekler çok daha fazla artırılabilir. Ana nokta, panik atağınız tetiklendiğinde, muhtemelen bir tehlike ile karşı karşıya olduğunuzu düşünüyor olmanızdır. Bunu keşfedebilmek için, aklınızdan geçenlerin doğru ya da yanlış, akıllıca ya da aptalca oluşlarına bakmadan kendinize şu tür soruları sormanızdır:

  • Endişeli hissettiğim esnada aklımdan ne geçiyor olabilir? Zihnimde nasıl bir görüntü oluşmuş olabilir?
  • Şu anda ne olacağından endişe ediyorum?
  • Yaşadığım korku duygusu ne ile izah edilebilir? Aşağılanma korkusu, dışlanma korkusu, yetersizlik korkusu, yaralanma korkusu, ölüm korkusu, başarısızlık korkusu, terk edilme korkusu, enayi yerine konma korkusu vb.

Endişeler son derece kişiseldir. Bu yüzden yaşadığınız endişenin genel geçer, kabul edilebilir bir endişe olması gerektiğini düşünmeyin. Mesela, herkesin çok eğlendiği bir anda (halay çekmek gibi) siz bir anda panik atak yaşayabilirsiniz. Çünkü zihninizde şöyle bir kurgu olabilir: “Her gülmenin sonu ağlamaktır. > Ben şu anda çok mutluyum ve gülüyorum. > O halde her an ağlayabilirim. > Demek ki bilemediğim bir tehlike ile karşı karşıyayım.” Bu düşünce zinciri sizi bir anda panik atak tüneline sokabilir.

Panik atak döngüsünde birinci evreyi özetlersem, “içsel bir uyaran” ile karşı karşıya kalırsınız, ve bu uyaranı bir tehlike işareti olarak algılarsınız. Bu da sizin korku ve/veya endişe duygunuzu tetikler. Bu “içsel uyaranları” fark etmek panik atak tedavisi için son derece önemlidir.

İkinci Evre: Bedensel Tepkilere Odaklanma Evresi

İnsan ve hayvan bir tehlike algıladığında doğal olarak korkar. (Endişe ise sadece insanın yaşayabileceği bir şeydir. Çünkü hayvanlar, bildiğimiz kadarıyla gelecekle ilgili tasarımlarda bulunamazlar.) Son derece doğal bir duygu olan korkunun bedeninizde bazı karşılıkları olur: Mesela kalbiniz hızlı atmaya başlar, terlemeye başlarsınız, elinizde ayağınızda titreme, vücudunuzun bazı bölgelerinde kasılmalar vb. olabilir. Bedeninizin yavaş yavaş, anlam veremediğiniz bir sürece girdiğini ve kontrolünüzü kaybetmeye başladığınızı düşünürsünüz.

Üçüncü Evre: Bedensel Tepkilerin Felaket Olarak Yorumlanma Evresi

Bir önceki paragrafta ele aldığım nokta son derece önemlidir. Çünkü, panik atak döngüsü ve dehşetpanik atak yaşayan pek çok kişi, bedeninde ortaya çıkan tepkilerin doğal bir korku tepkisi olduğunu düşünemez. Bu belirtileri daha çok bir felaketin işaretleri olarak algılar. “Acaba kalp krizi mi geçiriyorum?”, “Eyvah, vücudumda tuhaf şeyler oluyor!” gibi düşünceler, sizi korku sarmalına iyice sokar. Siz korktukça bedensel tepkileriniz artar, bedensel tepkileriniz arttıkça da korkunuz tetiklenir. Bütün bunların sizi getirebileceği nokta şudur: Bedenim (ve/veya zihnim) benim kontrolümden çıkıyor.

Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelmiş olma ve kendinizle ilgili kontrolü kaybetme düşüncesi sizi bir “dehşetin” içine sokar. Bu dehşetengiz yaşantıya ise literatür “panik atak” diyor.

Dördüncü Evre: Panik Atağı Evresi

Hissettiğiniz duyguların bedeninizde duyumsadıklarının etkisiyle 10 dakika gibi bir sürede panik atağınız zirveye ulaşır.

Beşinci Evre: Atak Sonrası Evre (Beklenti Anksiyetesi ve Kaçınma)

 

Panik Atak Geldiğinde Ne Yapılmalı?

Ertuğrul Hoca, panik nöbeti geçiren birisinin, kendi kendine bir ilk yardım olarak yapabileceği 16 madde sıralamış. İşte o maddeler:

  • Oturun ve birçok kez, yavaş yavaş, derin derin soluk alıp verin. En az dört saniye süreyle, burnunuzda soluk alın ve yine dört saniye süreyle, sanki ıslık çalıyormuş gibi dudaklarınızı büzerek soluk verin. Bilinçli olarak kaslarınızı gevşetmeye çalışıyormuşsunuz gibi bunu birkaç dakika süreyle yapın.
  • Bütün duyularınızı kullanarak gevşetici bir sahneyi gözünüzün önüne getirin. Şimdi kendinizi de bu sahneye getirin.
  • Benzer bir durumun üstesinden geldiğiniz, kendinizi başarılı olarak kabul ettiğiniz ya da olayların denetiminizde olduğu bir zamanı anımsayın. O zaman yaşadığınız güzel duyguları yeniden kazanın.
  • “Nöbeti sonlandırmak” için parmaklarınızı şıklatın ve size, hemen ortaya çıkıverecekmiş gibi gelen, olası kötü olaylarla ilgili, olumsuz düşüncelerinize bir ara verin. Çevrenizdeki somut nesneler üzerinde odaklanın, gördüğünüz her nesnenin ayrıntıları üzerinde durma oyununu oynayın.
  • Paniğinizin size bir zarar veremeyeceğinin, tehlikeli olmadığının ve sizin çıldırmış olduğunuz anlamına gelmeyeceğinin ayırımında olarak kaygılı düşüncelerinizin uçup gitmesini sağlayın.
  • Güvendiğiniz bir kişiyi, size inanan herhangi bir kişiyi ve sizin iyi olmanızı isteyen herhangi bir kişiyi gözünüzün önüne getirin. Şimdi bu kişinin sizinle birilikte olduğunu ve sizi yüreklendirdiğini hayal edin.
  • Unutmayın, panik yalnızca, gerekmediği bir sırada ortaya çıkan, vücudunuzun doğal bir uyarı düzeneğidir. Kendi kendinize şöyle söyleyin: “Bu yanlış bir uyaran, bir hata! Ortada bir tehlike yok!”
  • Kendinize bir zaman tanıyın ve yavaşlayın. Soluk alıp verme hızınızı yavaşlatın. Koşuşturan düşüncelerinizi yavaşlatın. Bütün vücudunuzu tepeden tırnağa yavaşlatın. Daha sonra yavaş yavaş, önceki etkinliklerinize yeniden başlayın.
  • Kendi kendinize, paniğin ilk belirtileri ortaya çıkmadan hemen önce ne hissettiğinizi sorun. Şimdi bu duyguları gerçekten yaşamaya çalışın. Bu duygular acı veren duygular olabilir, ancak bunların ayırımına varmak sanki paniğinizin “paketlenmesi” anlamına gelir.
  • Şöyle bir esneyin ve tepeden tırnağa vücudunuzu gerin. Şimdi bir sakızı yavaş yavaş çiğneyin.
  • Zihninizi yapacağınız bir işle meşgul edin. Karmaşık bir iş tasarımınızı düşünmeye başlayın. İlginç bir radyo programını dinleyin. Telefonla bir arkadaşınızı arayın. Zihninizi vücudunuzdan çok, çevrede olup bitenler üzerinde, gelecekte olacaklardan çok, o sırada olanlar üzerinde odaklayın.
  • Paniğin sizi alt edemeyeceği üzerine ant için.
  • Gidebileceğiniz bir yer varsa, bir gezinti yapın. Konuşabileceğiniz insanlar varsa onlardan biriyle konuşun. Daha iyisi, her ikisini de yapın.
    20’den geriye doğru sayın. Her sayıda, sevdiğiniz bir kişinin değişik bir görüntüsünü gözünüzün önüne getirin, sizi sevindiren bir şeyi, sizi sakinleştiren bir şeyi gözünüzün önüne getirin. Bu görüntüler geçmişten anımsadığınız birtakım görüntüler olabileceği gibi yalnızca hayal ettiğiniz birtakım görüntüler de olabilir.
  • İnançlarınıza uygun olarak söyleyeceğiniz birtakım sözlerle ya da deyişlerle (dua gibi) sakinleşmeye çalışın.
  • Bir panik atağının her zaman, ama her zaman sonlandığını kendi kendinize bir kez daha anımsatın.

Evet. Ertuğrul Hoca’nın önerileri bunlar. Lütfen panik nöbetiniz esnasında siz de bu önerileri hatırlamaya çalışın. Okuduklarınızla ilgili sormak istedikleriniz olursa, yazıya yorum bırakabilirsiniz. Görüşmek üzere.

Panik Atak Tedavisi Yöntemleri Nelerdir?

Farmakolojik tedavi yöntemi: İlaç tedavisi demektir. Bu tedaviyi sadece tıp doktorları yani hekimler yapabilir. Hekim dışında herhangi birinin (psikolog bile olsa) önerisiyle ilaç kullanılmaz. İlaç tedavisi için, öncelikle bir psikiyatriste başvurursunuz. O şikayetinizi dinler ve yaşadığınız durumun panik atak olduğunu düşünürse size ona uygun ilaç reçete eder. İdeal olarak hekiminiz, yaşadığınız sorunla ilgili size bir bilgilendirmede bulunur. Kullanacağınız ilaçların etki mekanizmasını açıklar. İlaçların yan etkileri hakkında sizi bilgilendirir. Daha sonrası için, kontrole gitmenizi talep eder sizden. Ataklarınız ortadan kalkana kadar Tedaviniz devam eder.

Psikoterapi yöntemi: Psikoterapi, psikolojik sorunların ilaç ve cerrahi müdahale olmadan, temel olarak konuşma yöntemiyle ortadan kaldırılması demektir. Psikoterapi, ilaç tedavisinden çok farklı bir süreçtir. İlaç tedavisinde daha aktif olan hekim iken, psikoterapi de siz daha aktif bir konumda olursunuz.

Panik Atak Tedavisi Yöntemi Olarak Psikoterapi

Panik atak tedavisinde en etkili psikoterapi yöntemlerinden biri bilişsel davranışçı terapidir. Bilişsel davranışçı terapi sürecinde ne olduğunu kısaca şu şekilde ifade edebiliriz:

Değerlendirme: Terapi desteği alacağınız uzman, öncelikle yaşadığınız durumu değerlendirecek. “Tam olarak” ne yaşadığınızı anlamaya ve size de anlatmaya çalışacak. Panik atak sürecinde hissettiğiniz duyguları, aklınızdan geçen düşünceleri, sergilediğiniz davranışları, bedeninizde olup bitenleri etraflıca değerlendirecek.

Psiko-Eğitim: Psiko-eğitim, sahip olduğunuz panik atak yaşantısıyla ilgili size verilen psikolojik eğitimi ifade eder. Panik atağın psikolojik ve bedensel dinamiği size anlatılır.

Terapötik müdahale: Sorununuzun ortadan kalkması için kullanılan teknikleri ifade eder. Söz konusu teknikler çok çeşitli olacaktır. Ancak genel olarak, duygularınızı fark etme ve yönetme, düşünceleriniz fark etme ve değiştirme, davranışlarınızı fark etme ve değiştirme, bedensel tepkilerinizi fark etme ve kontrol etme odaklı teknikler kullanılacaktır.

Panik atak tedavisi yöntemleri için tercih ne olmalı?

Panik atak tedavisi için “ya o, ya o” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Her iki tedavi şeklinin de kendine has avantajları ve dezavantajları söz konusu olabilir. Mesela ilaç tedavisinin kısa sürede etki ve düşük maliyet gibi avantajları varken, bilişsel davranışçı terapinin farkındalık ve nüksetmeyi önleme gibi avantajları söz konusu olabilir.

Literatürde önerilen, tedavinin şeklinin, panik atak yaşayan kişinin durumuna göre belirlenmesidir. Pek çok psikiyatrist artık, ilaç tedavisinin yanında psikoterapiyi de ya uyguluyor ya da hastasına öneriyor. Özel durumlar dışında benim de önerebileceğim, ikisinin birlikte uygulanmasıdır. Muhabbetle.

Ön Görüşme İçin Tıklayın!