Genel

Temel Zihinsel İşlevler nelerdir?

Zihinsel işlev (mental function), düşünme, akıl yürütme gibi bilişsel işlevleri ifade eden bir terimdir.

Bu yazıda, Psikodinamik Tanı Kılavuzu içinde yer alan, insanın 12 temel zihinsel kapasitesini paylaşacağım.

Psikodinamik tanı kılavuzu, hasta olsun olmasın, bir insanın psikodinamik -psikolojik bir bakış açısı- değerlendirmesini açıklayan kapsamlı bir kılavuzdur.

Tıklayın: Psikodinamik Tanı Kılavuzu (El Kitabı) Nedir?

Psikodinamik Tanı Kılavuzu (PTK) / Psychodynamic Diagnostic Manuel (PDM), deneysel ve yöntemsel açıdan geçerliğe duyulan gereksinim ile klinik karmaşıklık arasındaki boşluğa köprü olma işlevi gören psikodinamik yönelimli bir tanı sistemi oluşturma çabasının ürünüdür.

Amerikan Psikanaliz Birliği, Uluslararası Psikanaliz Birliği, Amerikan Psikoloji Birliği Psikanaliz Birimi, Amerikan Psikanaliz ve Dinamik Psikiyatri Akademisi, Klinik Sosyal Hizmet Psikanaliz Komitesi Ulusal Üyeliği iş birliğiyle, Stanley I. Greenspan, Nancy McWilliams ve Robert S. Wallerstein başkanlığında hazırlanmıştır.

Kılavuzun amacı, DSM ve ICD’yi tamamlamak olarak tanımlanır. Ayrıca, salt bir tanısal sınıflandırma değil, hasta olsun olmasın, bir insanın psikodinamik değerlendirmesini açıklayan kapsamlı bir kılavuzdur.

Kaynak: http://www.noropsikiyatriarsivi.com/sayilar/c55s1/npa_c55s1_91-97.pdf

Bu yazıyı hazırlama amacım, kendilerini anlamaya ve değiştirmeye çalışan okuyucuların, kendileri üzerine düşünebilmelerine katkı sağlamaktır. Yazıyı okuyarak dikkatinizi, kendinizle ilgili 12 farklı alana -duygulanım, zihinselleştirme becerisi, kimlik oluşturma, ilişki kurma gibi- yönlendirmiş olabilirsiniz.

Yazının giriş kısmındaki kavramsal hazırlıkla ilgilenmek istemeyenler, linke tıklayarak, 12 zihinsel işlev alanı başlığına atlayabilirler.

Giriş

Psikodinamik tanı kılavuzu, insanı -normal veya patolojik fark etmez- 3 eksen üzerinden tanımaya (ele almaya) çalışıyor:

  1. Kişilik Sendromları—K Ekseni (Personality Syndromes—P Axis): İlk eksende, kişilik örgütlenme düzeyleri (normal, nevrotik, borderline ve psikotik) ve kişilik stilleri (depresif, narsisist, şizoid, obsesif-kompulsif gibi) yer alır.
  2. Zihinsel İşlevsellik Profili—Z Ekseni (Profile of Mental Functioning—M Axis): İkinci eksende, toplam zihinsel işlevselliğe (genel psikolojik sağlık veya patolojide rol oynayan kapasitelere) ayrıntılı tanımlamalar getirilir. Burada, kişinin iç dünyasına daha ayrıntılı bir şekilde bakılır.
  3. Semptom Örüntüleri: Öznel Deneyim—S Ekseni (Symptom Patterns: The Subjective Experience—S Axis): Üçüncü eksende, diğer tanı sistemleri olan ICD ve DSM‘den hareketle, her bir tanı kategorisiyle ilişkilendirilen duygulanım durumları, bilişsel süreçler, somatik deneyimler ve ilişki örüntüleri tarif edilir.

Bu yazıda, zihinsel işlevsellik alanındaki 12 kapasiteyi paylaşıyorum. Söz konusu 12 zihinsel kapasite, 4 bölüm altında ele alınmaktadır.

Burada paylaşılan 12 temel zihinsel işlev, psikodinamik tanı kılavuzunu kullanan terapistlerin, hastalarını (danışanlarını) anlamaya çalışırken, onların, hem uyum sağlayıcı hem de uyum bozucu yönlerini görmelerine yardımcı olur.

Z eksenine göre, kişilik ve zihinsel işlevsellik, yaradılış (mizaç, genetik yatkınlık, altta yatan temel kişilik özellikleri) ve çevrenin (öğrenme, yaşanan deneyimler, bağlanma stili, kültürel ve sosyal ortam) bir kombinasyonudur.

Kişinin zihinsel dünyasına daha ayrıntılı bakılmasına yardımcı olur. Bu metni okuyanlar da, kendi zihinsel dünyalarına biraz daha geniş bir açıdan bakabilirler.

Her ne kadar 12 farklı zihinsel kapasiteden bahsedilse de, nihayetinde ortada tek bir zihin vardır. Söz konusu kapasiteler birbirinden bağımsız ve tek başlarına işlev görmüyorlar. Bir yandan farklı süreçlerden bahsetsek de, bir yandan birleşik ve entegre bir süreçler bütününü ele alıyoruz.

12 Zihinsel İşlev Alanı

1. Düzenleme, Dikkat ve Öğrenme Kapasitesi

Düzenleme, Dikkat ve Öğrenme Kapasitesi (Capacity for Regulation, Attention, and Learning) içinde, genel psikolojik işlevselliğimizi etkileyen, doğuştan getirdiğimiz özellikler ve gelişimsel faktörler yer alır.

Bu kapasitenin içinde, dikkat, zeka, duygusal ve sosyal işaretleri işlemleyebilme, bellek (hafıza), motor planlama ve sıralama gibi zihinsel süreçler yer alır.

Bu kapasite, içimizden ve dışımızdan gelen bilgiyi işlememize, dikkat odağımızı düzenlememize, aynı anda birden fazla işi yapmak için dikkatimizi gerektiği gibi bölebilmemize, gerektiğinde konuyla ilgisi olmayan dışsal bilgileri filtreleyerek farkındalık düzeyinin dışında bırakabilmemize ve deneyimlerimizden ders çıkarabilmemize imkan sağlar.

Düzenleme, dikkat, öğrenme gibi nörobiyolojik alt katmanlar, genetik yatkınlığın ve mizacın, ilk çocukluk dönemindeki çocuk-bakımveren etkileşimlerinden başlayarak, gelişim süreci boyunca yaşanan sosyal ve duygusal olaylardan etkilenir ve değişir. Bu ifade şu demektir: Doğuştan getirdiğimiz zihinsel kapasitelerimiz yaşadıklarımızla etkileşir. Bu etkileşim, hayatımızın ilerleyen dönemlerinde, başkalarıyla ve çevreyle ilişki kurma şekillerimizi belirler.

Söz konusu beceriler, içinde bulunduğumuz anda yaşadığımız duygusal durumlardan (kaygı, sıkıntı, korku gibi) da etkilenir; yani ortama ve duruma göre performans farkı gösterebiliriz. Mesela, zeki bir çocuk, üzerinde hissettiği başarı baskısı dolayısıyla, potansiyelinin altında performans sergileyebilir.

Derecelendirme Ölçeği (1-5 arasında)

5. Yüksek İşlevsellik Düzeyi

  • Düzenleme, dikkat ve öğrenme kapasitesinde bu düzeyde isek, yeterli düzeyde odaklanabilir, stres altındayken bile uyum sağlayabilir ve yaşadığımız deneyimlerden ders çıkarabiliriz.
  • Düşüncelerimizi, duygularımızı ve başka içsel deneyimlerimizi, hem sözlü hem de sözsüz şekilde ifade edebiliriz.
  • Bellek, dikkat ve yönetici işlevlerimizin hepsi bir bütün olarak ve yüksek seviyede işler.

3. Orta İşlevsellik Düzeyi

  • Bu düzeydeysek, odaklı, örgütlü ve motive olduğumuz zaman uyum sağlayıp öğrenebiliriz. Bir konuya tam olarak odaklanmadığımızda veya katılmadığımızda, normal işlevsellik düzeyimiz biraz düşer.
  • İdeal düzeyde işlev görürken bile, nispeten kısa süre boyunca ve sınırlı oranda odaklanıp dikkatimizi toplayabiliriz.
  • Stres altındayken işlevsellik düzeyimiz kayda değer ölçüde düşebilir ve dil, bilgi işlemleme veya yönetici işlevlerde problem yaşayabiliriz.

1. Düşük İşlevsellik Düzeyi

  • Düzenleme, dikkat ve öğrenme kapasitemiz çok düşük seviyedeyse, dikkatimiz çok kısa sürer ve genellikle odaklı, örgütlü ve dikkatli olmayı sürdüremeyiz.
  • Çevremize uyum sağlamakta ve deneyimlerimizden ders çıkarmakta sorun yaşayabilir, dalgın, uyuşuk ya da pasif olabiliriz.
  • Öğrenme kapasitemiz bir veya daha fazla sorun nedeniyle büyük ölçüde sınırlı olabilir.
  • Sözlü ifadelerimiz yetersiz, hatalı veya tuhaf olabilir.

2. Duygulanım Çeşitliliği, İletişim ve Kavrama Kapasitesi

Meraklısı için: Duygulanım nedir? (Tıklayın)

affect – duygulanım

yapılanmamış, soyut potansiyel; bilinçten önce veya bilincin dışında oluşur. Boyutları 

a. valens: Duygulanımın olumluluk olumsuzluk derecesi. 

b. şiddet: Bu özellik genel uyarılmışlık hali, sempatik sinir sistemi aktivasyonu, uyarıcıya yaklaşma veya uzaklaşma güdüsü ile ilişkilidir. 

c. duygulanım, kişiyi ortama uygun eylem yapmaya hazırlar. 

d. duygulanım, biliş ve güdü (konasyon), geleneksel zihin tanımının üç bileşenini oluşturur. 

e. duygulanım, deneyimin HİS boyutuna nicelik kazandırır. 

Duygulanım bozuklukları kör, düz, uygunsuz, gevşek, kısıtlı veya dar olarak tanımlanabilir.

Kaynak: Karakaş, S. (2017). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü: Bilgisayar Programı ve Veritabanı – www.psikolojisozlugu.com (sürüm: 5.1.0/2021)

Duygulanım Çeşitliliği , İletişim ve Kavrama Kapasitesi (Capacity for Affective Range, Communication, and Understanding) duygularımızı, içinde bulunduğumuz duruma uygun, kültürel ortamla tutarlı bir şekilde, deneyimleme, anlama ve ifade etmemizi kapsar.

Klinik değerlendirmede, bu kapasitenin üç öğesi de dikkate alınır: duygulanım çeşitliliği, duygulanım iletişimi, duygulanımı kavrama.

  • Duygulanım çeşitliliği: Hem pozitif (hoş, olumlu, keyifli) hem de negatif (nahoş, olumsuz, keyifsiz) durumları içeren duygulanımları, farklı yoğunluklarda yaşayabilme kapasitemizdir. Kendimize sorabileceğimiz bazı sorular:
    • Hem hoş (mutluluk, sevinç, övünç gibi) hem nahoş (üzüntü, öfke, korku gibi) duyguları deneyimleyebiliyor muyum?
    • Duygulanımlarımı farklı yoğunluklarda deneyimleyebiliyor muyum? Bazen çok bazen az üzülebiliyor muyum mesela?
  • Duygulanım iletişimi: Yaşadığımız duyguları, başkalarına, etkili ve uyum sağlayıcı bir şekilde, farklı yöntemlerle (sözlü veya sözsüz) ifade edebilme kapasitemizi ifade eder. Bu kapasite, içsel deneyimlerimizi, istemli veya istemsiz ifade etmemizin niteliğini de kapsar. Bazı sorular:
    • Duygularımı karşımdakilere ifade edebiliyor muyum?
    • Duygularımı birden çok yolla (sözle, jest ve mimikle, ses tonuyla vb.) mı, kısıtlı bir şekilde (sadece surat asarak mesela) mi ifade ediyorum?
    • Karşımdakiler benim hissettiklerime dair net fikirlere sahip midirler?
    • İçimdekileri sadece suratıma mı yansıtıyorum?
  • Duygulanımı kavrama: Kendi duygularımızı tespit edip anlayabilme ve başkalarının duygularını yorumlayabilme kapasitemizi ifade eder. Bazı sorular:
    • Duygularımı tanımlayabiliyor uyum? Mesela, kızgınım, üzgünüm, endişeliyim, üzgünüm, korkuyorum, bıkkınım, hayal kırıklığı yaşıyorum gibi ifadelerle, söze dökebiliyor muyum?
    • Başkalarının halinden anlayabiliyor muyum?
    • Başkalarının duygularını tanımlayabiliyor muyum?
    • Başkaları, onları anlayabildiğimi düşünüyor mu?
    • Muhatap olduğum insanlar, genel olarak, benim yanımda anlaşılmış hissediyorlar mı?

Bu alandaki işlevsellik aşırı düşükse, duygularımızı tespit etmek, ayırt etmek ve iletmekte zorluk yaşarız; hayal gücümüz sınırlı olur; kısıtlı, dışsal odaklı bir düşünce stili benimseyebiliriz. Bu da aleksitimiye işaret edebilir.

Bu kapasite, ağırlıklı olarak, ilk çocukluk dönemimizde, bebek-bakımveren etkileşimlerimizden etkilenir. Yani, bizi büyüten insanlarla (ebeveyn veya başkaları) kurduğumuz ilişki biçimi bu kapasitemizi önemli oranda şekillendirir.

Her birimiz, söz konusu öğelerden bazılarında daha iyi bazılarında daha zayıf olabiliriz. Bu farklılıklar, içinde yaşadığımız kültürel ortama ve toplumsal normlara, yaşadığımız olaylara bağlı olabilir.

Derecelendirme Ölçeği (1-5 arasında)

5. Bu düzeydeyseniz, geniş bir duygu yelpazesini etkili bir şekilde kullanabilir, ifade edebilir, karşınızdakine iletebilir ve karşınızdakinin duygu dünyasını anlayabilirsiniz.

Stresli dönemlerinizde (tehlike altında, eleştirildiğinizde, reddedildiğinizde, küçümsendiğinizde) bile, duygularınızı uygun bir şekilde deneyimleyebilir ve ifade edebilirsiniz.

Duygusal iletişimlerinizin niteliği ve yoğunluğu , nerdeyse her zaman, içinde bulunduğunuz duruma uygundur.

3. Kapasiteniz bu düzeydeyse, ancak kısıtlı duygusal deneyimler yaşar, muhataplarınıza kısıtlı duygulanım iletebilirsiniz.

Öfke, çaresizlik, korku, kıskançlık gibi bazı duyguları yaşamakta zorluk çekersiniz.

Başkalarının duygu dünyasını kavramakta zorlanırsınız, onların duygusal tepkilerine uygunsuz karşılıklar veririsiniz.

Duygularınızı, içinde bulunduğunuz durumla orantısız, sosyal beklentilerle çatışan, uygunsuz şekillerde ifade edersiniz.

1. Bu düzeyde olan kişiler, duygularını ya hiç gösteremezler, ya da parçalı, kaotik şekilde ifade ederler. Mesela, yüz ifadeleriyle belli edemezler, ses tonlarını ayarlayamaz veya beden dilleri duruma uygun olmaz.

Bu alandaki kapasite düşüklüğü, başkalarının duygusal ifadelerini yanlış anlamaya yol açabilir. Mesela, işaretleri yanlış yorumlayıp şüphe duyabilir, karşınızdakinin size kötü davrandığını düşünebilir, karşınızdakinin öfkelendiğini düşünebilirsiniz.

Bu seviyede, verilen tepkiler, başkaları tarafından tuhaf veya yersiz bulunabilir.

3. Zihinselleştirme ve Düşünüm İşlevselliği Kapasitesi

Zihinselleştirme ve Düşünüm İşlevselliği Kapasitesi (Capacity for Mentalization and Reflective Functioning)

Zihinselleştirme, hem kendimizin hem de başkalarının zihinsel durumları (duygu, düşünce, arzu, ihtiyaç, niyet, hedef gibi) üzerine düşünebilme ve çıkarımlarda bulunabilmeyi ifade eden bir kavramdır. Literatürde, “zihni aklımızda tutmak”, “yanlış anlamaları anlamak”, “kendimizi dışarıdan, karşımızdakini içeriden görmek” ve “olaylara zihinsel bir nitelik katmak veya zihinsel bir bakış açısı geliştirmek” gibi ifadelerle tanımlanmıştır.

Zihinselleştirme hayal gücü gerektiren bir faaliyettir; çünkü başkalarının duygularını, düşüncelerini, arzularını vb. anlamaya çalışırken, onları hayal ederiz.

Ağırlıklı olarak bilinçöncesi (kişinin farkında olmadığı ancak hemen bilince çıkabilen dürtü, duygu ve düşüncelerle ilgili psişe düzeyi ) bir nitelik taşır; yani, tipik olarak dikkat odağının dışında yaşanır. Zihinselleştirme yaptığımızda “Ben şu anda zihinselleştirme yapıyorum.” demeyiz. Bir anne çocuğunun ihtiyacını kavrarken, “Ben şu anda çocuğumun ihtiyacını kavrıyorum.” demez, ama çocuğunun ihtiyacını “hayal eder” ve onu kavrayabilir.

Bu kapasite sayesinde, içsel hayatlarımızıdeneyimlemek, tanımlamak ve ifade etmek için fikirleri kullanabilir, duygu düzenlemesi yaparak tutarlı bir kendilik algısı geliştirebilir ve başkalarının zihinsel durumlarıyla ilgili doğru çıkarımlarda bulunabiliriz.

Zihinselleştirme sayesinde iç ve dış gerçeklik arasında ayırım yapabilir, zihinsel ve duygusal süreçlerle gerçek dünyadaki etkileşimleri ayırt edebiliriz.

Düşünme işlevselliği kavramı ise, zihinselleştirme kapasitesinin işleme dönüştürülmesidir; yani zihinselleştirmeyi ölçme şeklimizdir.

Bu kapasiteler, kendimiz için önemli olan olay ve deneyimleri duygusal olarak sembolize edebilmemizi (bir deneyimi somatik veya davranışsal şekilde değil, zihinsel tasarım yoluyla örgütleyebilmemizi) sağlar. Deneyimlerle ilgili tasarım oluşturmak (zihinde canlandırmak), zihinselleştirmenin en önemli yönlerinden biridir. Bu şekilde, içsel hayatımızı deneyimlemek, tanımlamak ve ifade etmek için fikirleri kullanabilir, ayrıca başkalarının ruh hali ve zihinsel durumuyla ilgili doğru çıkarımlar yapabiliriz.

Zihinselleştime ve düşünüm işlevselliğinin temeli, çocukluğumuzda, bizi büyüten kişilerle ilişkilerimizde atılır. Bakımverenlerimiz, bizi, ayrı zihinsel durumları olan ayrı bir varlık olarak görüp bize öyle davrandığında, psikolojik kendiliğimiz gelişir. Onlar, kendi zihinlerindeki çocukla değil de, karşılarındaki çocukla (ayrı bir varlık olan bizimle) ilişkiye girebildikleri oranda zihinselleştirme kapasitemiz artar. Bu şekilde biz de onlar gibi, zamanla, kendimizi ve onları (başkalarını da) ayrı birer zihinsel varlık olarak deneyimleyebiliriz.

Derecelendirme Ölçeği (1-5 arasında)

5. Yüksek İşlevsellik Düzeyi

  • Kapasiteniz bu düzeydeyse, içsel zihinsel durumları (duygu, düşünce, arzu gibi) kavrayıp üzerine düşünebilir ve zorlu ya da sıkıntılı durumlarda bile başkalarının davranışlarının ve tepkilerinin altında yatan içsel olayları anlayabilirsiniz.
  • İçsel ve dışsal gerçeklik arasında kolayca ayrım yapabilirsiniz.
  • Açık veya örtük (açık bir söz veya ima gibi) ipuçlarını kullanarak içsel zihinsel durumlarla ilgili tasarımlarda bulunabilirsiniz.
  • Duyguları karmaşık ve detaylı şekilde deneyimleyip ince detaylar ve farkları dikkate alabilirsiniz. Olan biteni, duruma, şartlara, bağlama göre değerlendirebilir, olan bitene duruma uygun tepki verebilirsiniz. Cenazede gülmez, düğünde asık suratla oturmaz; normal bir iltifatla flörtöz iltifatı ayırt edebilirsiniz mesela.

3. Orta İşlevsellik Düzeyi

  • Kendi davranış ve tepkilerinizi kavrayıp üzerine düşünebilir, bunların zihinsel durumların (arzu, istek, duygu vb.) yansıması olduğunu fark edebilirsiniz. Aynı şekilde, davranışsal ipuçlarını kullanarak başkalarının içsel deneyimleri hakkında çıkarımda bulunabilirsiniz. Kendiliği ve başkalarını, tutarlı, bütünsel (iyi ve kötü yanlarıyla) bir varlık olarak deneyimleyebilirsiniz.
  • Çatışmalı veya yoğun durumlarda, normal farkındalık düzeyinizde kayda değer bir düşüş yaşarsınız. O anda, duyguları algılayıp zihinsel tasarım oluşturmakta güçlük çekersiniz.
  • Bir duyguyu tek başına inceleyip detaylandırmakta zorluk çekebilir, dışsal bahane bulmaya eğilim gösterebilirsiniz.
  • Arzularınızı ve duygularınızı eyleme vurabilir (mesela saldırganca davranabilir) veya somatize edebilir (bedenselleştirebilirsiniz) -midem ağrıyor dersiniz mesela.

1. Düşük İşlevsellik Düzeyi

  • Kendi duygusal deneyimleriniz hakkında çıkarım yapamaz, onları anlayamaz veya üzerine düşünemezsiniz. Aynı şekilde başkalarının ruh hallerini de sembolize edemezsiniz.
  • İçsel ve dışsal gerçekliği ayırt etmekte büyük zorluk yaşar, zihinsel ve duygusal süreçlerle gerçek hayat etkileşimleri arasında da ayrım yapamazsınız. Zihninizde ne olup bitiyorsa, “dışarıda da” aynı şeylerin olması gerektiğini (ya da tam tersini) düşünürsünüz. Anlatmadan anlaşılmak veya anlatmasalar da anlayabilmiş olmak istersiniz mesela.
  • Başkalarının davranışlarını ve tepkilerini sık sık yanlış anlar, yanlış yorumlarsınız; bu nedenle de kafanız karışır.
  • Genellikle, o anda deneyimlediğiniz duyguların tasarımlarını (zihindeki karşılıklarını) oluşturamaz, duyguya takılı kalırsınız. Yaşadıklarınızı söze dökemez, ya da duygusal durumlarınızı düzenleyemezsiniz.
  • Bu kapasite çok zayıfsa, kişi, içsel ve dışsal deneyimleri (iç dünyasında ve dış dünyada olanlar) arasında hiçbir bağlantı kuramaz. Kendiniz gözleyemez. Özellikle stres altında, kendiliğini tutarsız, tükenmiş, boş ya da yokmuş gibi algılar.

4. Farklılaşma ve Bütünleşme [Kimlik] Kapasitesi

Farklılaşma ve Bütünleşme [Kimlik] Kapasitesi (Capacity for Differentiation and Integration (Identity)) bir ayrıştırabilme (ayrı ayrı görebilme) ve bütünleştirebilme (bir bütün olarak görebilme) becerisi olarak düşünülebilir.

Bu kapasite, kendimizle başkalarını, fanteziyle (hayalle) gerçekleri, iç dünyamızla dış dünyayı, geçmişle şimdi ve geleceği ayırt edebilme becerimizi ifade eder. Bu kapasite sayesinde, aynı zamanda, bütün bu unsurlar arasında bir bağlantı da kurabiliriz. O gün-orada yaşadıklarımla bugün-burada yaşadıklarımı ayrı ayrı deneyimler olarak görebilir, bu farklı deneyimleri de aynı kişi olarak benim yaşadığımı kabul edebilirim.

Söz gelimi, ilkokulda (o gün-orada) dışlandım ve şimdi, iş yerimde (bugün-burada) kabul ediliyorum. O gün dışlanan da bendim bugün kabul edilen de benim. Yaşadıklarımı ayrı ayrı kabul edebiliyorum ve kendimi, söz konusu farklı deneyimleri yaşayan aynı kişi olarak görebiliyorum.

Bu kapasite sayesinde, zihnimizde, kendimize ve başkalarına dair, ayrışmış, gerçekçi, tutarlı ve detaylı tasarımlar oluşturabiliriz. Aynı zamanda, oluşturduğumuz bu tasarımları, uyum sağlama ve işlevselliği destekleyecek şekilde birbirine bağlayabiliriz.

Söz konusu becerilere yüksek düzeyde sahipsek, rollerimizin gerektirdiği karmaşık talep ve duyguları örgütleyip yönetebiliriz -hem anne/ baba hem de eşimizin seks partneri olabiliriz mesela. Söz konusu kapasitemiz düşükse, düşük düzeyde, kısıtlı ve aşırı derecede basite indirgenmiş deneyimler yaşarız; kendilikle başkaları arasında ayrım yapmakta güçlük çekeriz; ayrıca, fanteziyle gerçek, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında da net ayrımlar yapamayız.

Yüksek düzeyde kapasiteye sahipsek, yeni deneyimlere açık oluruz, karmaşık ve çelişkili ortamlara esnek bir şekilde uyum sağlayabiliriz.

Derecelendirme Ölçeği (1-5 arasında)

5. Yüksek İşlevsellik Düzeyi

  • Kendimizi ve başkalarını (anne-baba, çocuk, sevgili, eş, arkadaş vesaire) ayrı/ başka/ farklı varlıklar olarak deneyimleyebiliriz. (Ben, duygusu, düşüncesi, bedeni, arzusu vesaire ile başka bir insanım, çocuğum, annem, babam, eşim başka bir insan.)
  • Bizdeki farklı duygusal durumları, güdüleri, istekleri, ihtiyaçları, arzuları, hayalleri vesaire -çelişkili olduklarında ya da aralarında çok az fark olduğunda bile- ayrıştırabiliriz. Ayrıştırdıklarımız arasındaki bağlantıları -varsa- görebiliriz.
  • Bizdeki ve başkalarındaki farklılıkları -duyguyla, güdüyle, istekle, ihtiyaçla, arzuyla, hayalle vesaire ile ilgili- görebilir ve kabul edebiliriz. (Ben salata seviyorum ama kızım sevmiyor. Ben ekonomiyle ilgiliyim ama eşim değil. Ben, dindarım ama arkadaşım değil.)
  • Deneyimlerimizi ve sosyal-duygusal talepleri zamana -geçmişe, şimdiye ve geleceğe- göre düzenleyebiliriz. (Ahmet’e yaptığım şakaları Mehmet’e yapmam bazı sorunlara yol açıyor; bu yüzden ona daha az şaka yapmalıyım veya şaka yapmamalıyım.)
  • Deneyimlerimizi ve sosyal-duygusal talepleri bağlama göre düzenleyebiliriz. (Bekarken anne-babamla daha fazla vakit geçiriyordum, evlendikten sonra daha az vakit geçiriyorum. Bu da normal bir durum.)
  • İlişkilerimizde yeterli düzeyde istikrar ve esneklik sergileyebiliriz. İçinde bulunduğumuz duruma uygun kararlar alabilir, uygun savunma ve başa çıkma stratejilerini kullanarak karmaşık ve zorlu ortamlara ayak uydurabiliriz. Kendimize ve başkalarına zarar vermeden etkileşime girebiliriz.

3. Orta İşlevsellik Düzeyi

  • Farklılaşma ve bütünleşme kapasitemiz bu düzeyde ise, deneyimlerimizi ayrıştırıp bütünleştirebiliriz ama stres altındayken, belli kısıtlamalar yaşayıp olayları aşırı basite indirgeyebiliriz.
  • Hem genel hem de belli bir bağlamla ilişkili güçlü duygular ve arzular nedeniyle içsel deneyimlerimizde geçici olarak parçalanma veya kutuplaşma (ya hep ya hiç) yaşayabiliriz.
  • İşlevselliğimiz bu düzeyde ise, ayrıştırma ve bütünleştirme kapasitemiz, sadece birkaç duygusal alanla (örn. yüzeysel ilişkiler) sınırlı olur. Söz konusu alanlar dışında karşılaştığımız zorlu durumlar genellikle işlevselliğimizin düşmesine, başa çıkma kabiliyetimizin bozulmasına yol açar.

1. Düşük İşlevsellik Düzeyi

  • Bu düzeyde, içsel deneyimimiz parçalanmış ya da katı bir şekilde bölünmüş ve aşırı derecede basite indirgenmiştir. Daha ağır durumlarda, dışsal bağlamdan kopabilir, kendilikle ötekini ayırt edemeyebiliriz.
  • Kendi başımıza veya başkalarıyla etkileşimde, bir duygusal durumdan diğerine geçmekte -duyguları farklılaştırmada- zorluk çekeriz. Bu durumda, aşırı kaygı -zaman zaman aşırı suçluluk veya utanç şeklinde tezahür eden- yaşayabilir, eyleme vurabilir ya da uyum bozucu savunmalar sergileyebiliriz.
  • Bu düzeyde, gerçekliği değerlendirme yetimiz de hasara uğramış olabilir.

5. İlişki ve Yakınlık Kapasitesi

İlişki ve Yakınlık Kapasitesi (Capacity for Relationships and Intimacy) ilişkilerin derinliğini, çeşitliliğini ve sürekliliğini (yani istikrarını) yansıtır. Ayrıca, farklı ilişkilerdeki yakınlık-uzaklık düzeyini, içinde yaşadığı kültüre uygun şekilde ayarlayabilmesini sağlar.

Sağlıklı bir ilişkililik, kişinin, istikrarlı ve her iki taraf için de tatmin edici ilişkiler kurabildiğini göstermekle kalmaz, aynı zamanda içselleştirilmiş nesne ilişkilerinin ve kendilikle, diğer insanlarla ve kendilik-öteki ilişkileriyle ilgili zihinsel tasarımlarının da kalitesini yansıtır.

Bu kapasiteye cinsellik de dahildir ve kişinin duygularıyla arzularının farkında olması, zevk veren cinsel fantezilere ve faaliyetlere katılabilmesi, cinsellikle duygusal yakınlığı birleştirebilmesi şeklinde hayata geçer.

İçsel deneyimin kalitesi kişinin öz saygısının ve öz güveninin göstergesi olduğu gibi, ilişki ve yakınlık kapasitesi de ilişkililiğin göstergesidir.

6. Öz Saygı Düzenleme Kapasitesi ve İçsel Deneyimin Kalitesi

Öz saygı Düzenleme Kapasitesi ve İçsel Deneyimin Kalitesi (Capacity for Self‑Esteem Regulation and Quality of Internal Experience) kapasitesi, insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve genel olarak dünyayla ilişkisini karakterize eden öz güven ve öz değer düzeyini kapsar. Bu kapasitenin ideal işleyişinde temel unsur dengedir.

Öz güven ve öz saygı, kişinin pozitif özellikleri ve başarılarıyla ilgili gerçekçi algılara dayanır; dolayısıyla ne aşırı yüksek, ne de aşırı düşüktür.

Bu kapasite, kişinin içsel kontrol, verimlilik ve etkenlik duygusuna sahip olmasını da içerir.t

7. Dürtü Kontrolü ve Düzenleme Kapasitesi

Dürtü Kontrolü ve Düzenleme Kapasitesi (Capacity for Impulse Control and Regulation) dürtülerin şiddetinin ve yoğunluğunun kontrol edilmesini, uyum sağlayıcı ve kültüre uygun şekillerde hayata geçirilmesini sağlar.

Bu alanda eksiklik yaşayanlar dürtülerini ayarsızca hayata geçirir (dürtüsellik) ya da aşırı derecede kontrol eder (ketlenme). Bu duruma duygusal kısıtlanma eşlik eder.

Bu kapasitenin işlevselliği yüksekse kişi gerektiğinde hayal kırıklıklarına ve engellenmeye tölerans gösterebilir, dürtülerinin öz düzenleme yapmak için kullanılabilecek yollardan biri olduğunu bilir ve bu farkındalığı söze dökebilir.

8. Savunma İşlevselliği Kapasitesi

Savunma İşlevselliği Kapasitesi (Capacity for Defensive Functioning) insanların arzuları, duyguları ve diğer içsel deneyimleriyle başa çıkmak ve bunları ifade etmek için kullandığı yöntemleri kapsar.

İçsel çatışmalardan, dışsal zorluklardan veya kendiliğe yönelik tehlikelerden doğan kaygıları, kendilik algısında ve gerçekliği değerlendirme yetisinde aşırı çarpıtmalar yaşamadan ve aşırı derecede eyleme vurmadan hafifletmek ve ayarlamak da bu kapasitenin içerdiği becerilerdir.

Bu alanda yüksek işlevselliğe sahip kişiler, savunmalarını etkili bir şekilde kullanırken gerçekliği değerlendirme yetisi fazla bozulmaz; düşük ilevselliğe sahip olanlarsa daha verimsiz bir savunma stili benimser ve daha fazla çarpıtma yaparlar.

9. Uyum Sağlama, Psikolojik Dayanıklılık Kapasitesi ve Güçlü Yönler

Uyum Sağlama, Psikolojik Dayanıklılık Kapasitesi ve Güçlü Yönler (Capacity for Adaptation, Resiliency, and Strength) beklenmedik olaylara ve değişen şartlara uyum sağlama, ayrıca belirsizlik, kayıp, stres ve zorluklarla etkili ve yaratıcı bir şekilde başa çıkma becerilerini kapsar.

Burada uyum kabiliyetinden kast edilen, beklentilere eleştirisiz ve itaatkar şekilde uyum sağlamak değil, yeni duruma ne şekilde cevap verilmesi gerektiğine dair farkındalık içeren bie seçim yapabilmektir.

Bu kapasite, empati ve başkalarının ihtiyaçlarına karşı duyarlı olabilmek, alternatif bakış açılarını görebilmek ve kendini yeterli ölçüde ortaya koyabilmek gibi kişisel güçlü yönleri de kapsar.

İdeal düzeyde işlev gördüğü zaman, engellerin aşılmasını ve tersliklerin birer gelişim ve pozitif değişim fırsatına dönüştürülmesini sağlar.

10. Kendini-Gözlemleme Kapasitesi/ Psikolojik Farkındalık

Kendini-gözlemleme kapasitesi / psikolojik farkındalık (Self‑Observing Capacities (Psychological Mindedness)) kişinin, iç dünyasını gerçekçi ve farkındalık içeren bir şekilde gözlemleyerek bu bilgileri uyum sağlayıcı bir şekilde kullanmasını içerir. Ayrıca kişinin iç gözlem yapabilme düzeyinin, yani kendini daha iyi anlama arzusuna sahip olup olmadığının da göstergesidir.

11. İçsel Standart ve İdealler Oluşturma ve Kullanma Kapasitesi

İçsel Standart ve İdealler Oluşturma ve Kullanma Kapasitesi (Capacity to Construct and Use Internal Standards and Ideals) kişisel ahlak duygusunun göstergesidir. İçsel değerler ve idealler oluşturabilmek, insanın kendini içinde yaşadığı kültür bağlamında değerlendirmesini ve tutarlı, esnek, içsel açıdan istikrarlı ahlaki ilkelere dayanan kararlar alabilmesini sağlar.

Bu alanda yüksek işlevselliğe sahip olan kişiler, ahlaki mantığı birbiriyle tutarlı çekirdek ilkelere dayandırmakla kalmaz, aynı zamanda verdikleri kararların başkalarını nasıl etkilediğine dair farkındalık sahibidir.

12. Anlam ve Amaç Kapasitesi

Anlam ve Amaç Kapasitesi (Capacity for Meaning and Purpose) kişisel seçimlerin anlamlı ve tutarlı olmasını sağlayan kişisel bir hikaye oluşturabilme kabiliyetini yansıtır.

Kişinin hayatına anlam veren bir yön ve amaç duygusu, sonraki kuşaklara ne olacağı düşüncesi ve belli oranda maneviyatı (mutlaka geleneksel dindarlık olması gerekmez) kapsar.

Bu alanda yüksek derecede işlev gören kişiler, yakın geleceğin ötesine geçerek, yaklaşımlarının, inançlarının ve davranışlarının daha geniş ve kapsamlı sonuçlarını da göz önünde bulundururlar.

Yorum yapın