Kategoriler
Şemalar

Şema Nedir? Şemalar (18 Şema) Nelerdir?

Şema, şema terapinin en temel kavramıdır. Bu makalede, şema terapi literatüründen hareketle, “Şema nedir?” sorusunun cevabını ele amaya çalışacağım. Makalede daha spesifik olarak şu soruların cevaplarını bulabileceksiniz:

  • Şema kelimesinin sözlük anlamı ve literatür anlamı nedir?
  • Şema nelerden oluşur?
  • Şemalar nasıl oluşur ve gelişir?
  • Şemanın önemi (faydası ve zararı) nedir?
  • Şemalar – Jeffrey Young’ın tanımladığı 18 şema- nelerdir?
  • Şemalarla başa çıkma biçimleri nelerdir?
  • Şemalar nasıl değişir?

Şema Nedir?

İnsan söz konusu olduğunda en temel sorulardan biri, neden öyle davrandığı, tepki verdiğidir. Bir insan, belirli bir durumda neden onca seçenek içinden o davranışı/ tepkiyi seçer. Bu sorunun birbirinden farklı, ama kendisinin dışındakilerle ilişkili ve kuşkusuz hepsi bir miktar eksik olabilecek birçok cevabı olagelmiştir. Ben bu yazımda, bu temel soruya şema penceresinden bakmaya çalışacağım.

“Şema nedir?” sorusunun cevabını iki aşamalı olarak ele almak istiyorum. Şema kelimesinin/ kavramının önce sözlük anlamını, sonrasında da, şema terapideki özgün anlamını ele almaya çalışacağım.

Şemanın Sözlük Anlamları Nelerdir?

Şema kelimesinin anlamının üç boyutundan bahsedebiliriz: 1.) Şemanın sözlük anlamı 2.) Şemanın psikoloji literatüründeki anlamı 3.) Şemanın, şema terapideki anlamı. Bu yazının asıl amacı, “Şema nedir?” sorusunun cevabını, şema terapi açısından ele almaktır.

Çok fazla ayrıntıya girip dikkatinizi dağıtmadan, şemanın genel sözlükteki ve psikoloji sözlüklerindeki anlamlarını sizinle paylaşmak istiyorum. Bu anlamlar, kelimenin, şema terapideki karşılığını anlamak için bize rehberlik edebilir. (İsteyenler bu bölümü atlayabilirler tabii ki.)

Şema kelimesine Türk Dil Kurumu Sözlüğü şu anlamı veriyor:

(şe’ma), Fransızca schéma
1. isim Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim.
2. isim Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü

Prof. Dr. Sirel Karakaş şema kavramını Psikoloji Sözlüğü’nde şöyle tanımlıyor:

schema n. (pl. schemata) – şema
bilgilerin depolanmasını düzenleyen zihinsel çerçeveler.

1. bir kavram ya da varlığın algılanması, yorumlanması veya imgelenmesine, bir sorunun çözülmesine kılavuzluk eden bilgi bütünü. Örneğin; “restoran” şeması akla, içeride masaların, iskemlelerin, sofra takımları ve garsonların olacağını, televizyonun da bulunabileceğini, ancak bir karyola olamayacağını getirir.

2. bir eylemin yapılması konusunda bir plan içeren, davranışa kılavuzluk eden bilişsel yapı. J. Piaget’nin kuramına göre, gelişimi içinde çocuk yeni şemalar geliştirir, eskileri yeniden düzenler veya tümden terk edebilir.

3. kişinin kendisi, başkaları ya da dünya konusunda sahip olduğu, nesnel gerçeklikle uyumsuz görüş ve varsayımlar. Örneğin; “Ben şanssız bir insanım. Mutlaka başıma bir şey gelecek.” bir olumsuz şema örneğidir. Bilişsel tedavilerin amaçlarından biri, danışanın ya da vakanın çocukluğunda gelişen ya da travmatik deneyimler yoluyla gelişen şemalar yerine, daha gerçekçi, mevcut koşullarla daha uyumlu şemalar geliştirmesine yardımcı olmaktır. 

Psikoloji Sözlüğü, Sirel Karakaş

Şema kavramını Selçuk Budak, Psikoloji Sözlüğü‘nde şöyle tanımlıyor:

Şema (Schema): 1.) Temel bir bilgi birimi; dünya hakkında, deneyime dayalı bir genelleme; bir insan, yer, olay, vb. hakkındaki bilgileri örgütleyen ve sentezleyen zihinsel bir çerçeve. Nesnelere, olaylara veya insanlara ilişkin algıları etkileyebilen tutarlı, örgütlü bir inançlar ve beklentiler kümesi. Şemalar, düzenlilikleri önermesel veya algısal kategoriler halinde kodlamamızı ve bu hazır kodları sonraki olayları algılarken ve yorumlarken kullanmamızı mümkün kılar ve şeylerin özel değil, genel ayrıntılarını temsil ettikleri için de birçok duruma uygulanabilir. Örneğin, sokak çocuklarının tehlikeli olduğu yolunda bir şema geliştirmiş iseniz, hareketlerinizi bu şemaya göre ayarlar ve bu şemaya uymayan bilgileri göz ardı derken, uyan bilgileri kolayca kabul edersiniz. Bu haliyle şema, biliş süreçlerinde büyük bir ekonomi sağlamasının yanı sıra önemli bir yanılgı kaynağı da olur.

2.) Nesneleri tanırken veya belli bir eylemi başlatırken kullanılan ve sinir sisteminde saklı bulunan bir tür şablon.

3.) Bebeklerde, emme veya kavrama gibi, reflekslere dayalı tutarlı bir motor davranışları yapısı.

4.) Piaget bu terimi ilk tanımı çerçevesinde, farklı durumlarda uygulanan ve örgütlü davranış biçimlerinden oluşan bilişsel yapılar olarak tanımlar.

Psikoloji Sözlüğü, Selçuk Budak

Şema terimi, daha çok bilişsel psikolojide kullanılan bir kavramdır. Bu açıdan bakarsak, insan yavrusu dünyaya geldiğinde, dünyaya dair bir bilgiye değil, ancak bilgi edinme potansiyeline sahiptir. Söz konusu bilgi edinme sürecinde önemli zihinsel işlemlerden biri, şema oluşturmaktır.

Hepimiz, temel donanımımızla birlikte bir dünyaya/ dünyanın içine doğarız. Bu dünya içinde, anne babamız/ bize en yakın bakıcılar, etrafımızdaki insanlar, içine doğduğumuz sosyo-kültürel doku vb. yer alır. Bu dünya bizim ilk ve en önemli veri/ bilgi kaynağımız olur. Bu kaynaktan gelen veriler/ bilgilerle biz kendimize, ötekilere/ diğer insanlara ve dünyaya dair intiba/ düşünce sahibi oluruz. Bu intibalar kendimizi, ötekileri/ diğer insanları ve dünyayı algılama/ anlamlandırmamızı şekillendirir.

İnsanın, doğduğu andan itibaren, karşılaştığı her durum, olay, nesne, kişi vb. ile ilgili zihninde bir intiba oluşur. Bu intibaya şema diyebiliriz. Söz gelimi, şu anda bu yazıyı okuyorsanız bunu, harflerle, kelimelerle ilgili şemalarınız sayesinde yapıyorsunuz. Elimize el, kaleme kalem, kadına kadın, erkeğe erkek, üzüntüye üzüntü, acıya acı, hazza haz diyebilmemiz söz konusu şemalar aracılığıyla oluyor. Yani doğduğumuz andan itibaren, zihnimizde el, kalem, kadın, erkek, üzüntü, acı, haz vb. şemaları oluşturmuşuz.

Şemalar, dünyayı -mesela bir kalemle ne yapılacağını, ateşin yakacağını, yağmurun ıslatacağını, nelerin acı veya haz vereceğini- ön görmemizi sağlayarak, yaşamımızı sürdürmemize aracılık ederler.

Buraya kadar ele aldığımız açıdan, her şeye dair zihinsel şemalarımız olabilir: Acıya-hazza, ayrılığa-kavuşmaya, sadakate-ihanete, acıya-tatlıya, güvene-korkuya vb. Bu noktayı paylaşmamın sebebi şu: Şema terapide şema kavramını, her şeye dair geliştirdiğimiz yapılar olarak değil, daha özel zihinsel yapılar anlamında kullanacağız.

“Şema nedir?” sorusuna bir girizgah oluşturduğumuza göre, bizi asıl ilgilendiren, şema kelimesinin şema terapideki karşılığını ele almaya başlayabiliriz.

Şema Terapi Açısından Şema Nedir?

Şema terapide kullanılan asıl/ ilk kavram, “Erken Dönem Uyum Bozucu Şema”dır. Şema terapideki kullanımıyla şema, bir kısaltmadır aslında. Dolayısıyla, yukarıdaki tanımlarla ortak yanları olsa da, şema terapideki şema ile, bilişsel psikolojideki (veya diğer alanlardaki) şema tamamen aynı şeyi ifade etmiyor.

Şema terapinin kurucusu Jeffrey E. Young’tan hareketle, Erken Dönem Uyum Bozucu Şemayı şöyle tanımlayabiliriz: Şema, çocukluk ve ergenlik dönemi boyunca gelişen, anılardan, duyulardan, bilişlerden ve bedensel duyumlardan oluşan, işlevsel olmayan, bireyin kendilik algısını ve kişiler arası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden kalıp ya da örüntüdür.

Şema Terapi kitabında, şemanın tanımını biraz daha ayrıntılandırmak için şemaya dair şu maddeler paylaşılır:

  • Genel, yaygın bir tema ya da örüntüdür.
  • Anılardan, duygulardan, bilişlerden ve bedensel duyumlardan oluşur.
  • Kişinin kendini ve başkalarıyla olan ilişkisini dikkate alır.
  • Çocukluk ya da ergenlik boyunca gelişir.
  • Kişinin yaşamı boyunca karmaşıklaşır.
  • Önemli bir dereceye kadar işlevsizdir.

Kısaca Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, gelişimizin erken dönemlerinde başlayan, yaşamımız boyunca tekrarlanan, kendilik yıkıcı, duygusal ve bilişsel örüntülerdir.

Şema Terapi, Jeffrey E. Young

Dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi, Young’ın tanımında, davranış yer almıyor. Young, uyumsuz davranışı şemanın bir parçası olarak değil, şemaya verilen bir tepki olarak görmektedir. Ona göre bir davranış, şema tarafından tetiklenir fakat onun bir parçası değildir. Bu bakış açısı da, neden öyle davrandığımıza bir açıklama getirmemize yardımcı olmaktadır. İşlevsel/ uyumlu şemalara sahipsek işlevsel, işlevsiz/ uyum bozucu şemalara sahipsek işlevsiz davranışlar geliştirebiliriz.

Şemaların Özellikleri Nelerdir?

İsterseniz bu bölümde, şemaları biraz daha açıklayıcı bir şekilde -sizin de aklınıza gelebilecek sorular üzerinden- ele almaya çalışayım.

Şemalar Olumlu mudur Olumsuz mudur?

Şemalar olumsuz da olabilir, olumlu da olabilir. Bununla birlikte, şema terapide ele alınan şemalar, olumsuz, işlev bozucu, ihtiyaçlarımızı gidermemize engel olanlardır. Bu yüzden de, şema terapide ilk kullanılan kavram, Erken Dönem Uyumsuz Şema olmuştur.

Şemalar Nelerden Oluşur?

Şemayı, birtakım öğelerin bileşiminden oluşan bir bütün olarak düşünebiliriz. Burada, öğelerin birlikteliği söz konusudur. Az sonra daha ayrıntılı olarak ele alacağım gibi, öğelerden birinin varlığı, diğerlerinin varlığını da öngörmemizi sağlayabilir. Bir şemayı oluşturan söz konusu öğeler şunlardır: Bedensel Duyumlar, Anılar, Duygular, Düşünceler

Her şemanın kendine has bir duygusu, düşüncesi, anısı (veya anıları) ve bedensel duyumu vardır. Yani, şemaların duygularımızda, düşüncelerimizde, bedenimizde ve anılarımızda karşılıkları vardır. Meseleyi, terk edilme şeması üzerinden ele alırsak şunları söyleyebiliriz:

  • Duygu: Bağlandığınız kişiye (veya kişilere) karşı yoğun bir muhtaçlık duygusu taşırsınız. Onun tarafından terk edilmekle ilgili yoğun endişe hissedebilirsiniz. Kişinin sizden uzaklaştığını fark ettiğinizde dehşet duygusuna kapılabilirsiniz. Sizi bırakıp gideceği için -terk edilme şemanız varsa buna inanırsınız- ona karşı yoğun bir öfke hissedebilirsiniz.
  • Düşünce: Terk edilme şemasına sahipseniz, “Bağlandığım insanlar, önünde sonunda, öyle veya böyle beni bırakacak veya terk edecekler.” şeklinde güçlü bir düşüneniz/ inancınız olabilir.
  • Anı: Bağlandığınız insanlar tarafından (anne, baba, arkadaş vb.) bırakılma/ terk edilmeyle ilgili anılarınız/ hikayeleriniz olabilir.
  • Bedensel duyum: Bağlandığınız kişilerden kopmanın (veya kopma ihtimalinin) bedeninizde bir etkisi olabilir. İçinizde bir boşluk, vücudunuzun muhtelif bölgelerinde ağrılar yaşayabilirsiniz. Terk edilme anılarınızda yaşamış olduğunuz bedensel duyumları, bugün, terk edilme ihtimali aklınıza geldiğinde yaşayabilirsiniz.

Şemalar Ne İle İlgilidir?

Şemalar en genel anlamıyla, zihnimizi meşgul eden her şeyle -insan, kedi, kalem, kadın, erkek, çocuk, toplum, Allah, ahiret, melek vb.- ilgili olabilirler. Şema terapi özelinde düşünürsek, şemaların aşağıdakilerle ilgili olduğunuz söyleyebiliriz:

  • Şemaların bir kısmı “kendimizle” ilgilidir: Bu şemaların içinde, kendimizle ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, kendimize dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “Ben” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “Ben kusurluyum.”, “Ben muhtacım.”, “Ben özelim/ ayrıcalıklıyım.”, “Ben başarısızım.” Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Bir durumu/ olayı tanımlamak ile şema aynı şey değildir. “Matematikten düşük puan aldım.” cümlesi bir durumu dile getirirken, “Ben -bir varlık olarak- başarısızım.” cümlesi başarısızlık şemasının bir işareti olabilir.
  • Şemaların bir kısmı “diğer insanlarla” ilgilidir: Bu şemaların içinde, ötekilerle/ diğer insanlarla ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, onlara dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “İnsanlar” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “İnsanlar acımasızdır.”, “İnsanlar yalancıdır/ içten pazarlıklıdır.”, “İnsanlar bencildir.”, “İnsanlar benden güçlüdür.” Burada da, “Ahmet benim yaptığımı beğenmedi.” bir durumu ifade ederken, “İnsanlar kolay kolay beğenmez.” cümlesi, onay arayıcılık şemasına işaret edebilir.
  • Şemaların bir kısmı, en genel anlamıyla “dünyayla/ hayatla” ilgilidir: Bu şemaların içinde, hayatla/ dünyayla ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, onlara dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “Dünya / hayat” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “Dünya adil bir yer değildir.”, “Dünya tehlikelerle dolu bir yerdir.”, “Hiçbir -irili ufaklı fark etmez- hata/ suç karşılıksız kalmamalıdır.”. Burada, “Avcılar deprem hattında yer alıyor.” cümlesi bir durumu ifade ederken, “Her an bir tehlikeyle karşılaşabilirim, bu yüzden teyakkuzda olmalıyım.” cümlesi, karamsarlık şemasının bir işareti olabilir.

Şemaların Gelişim Süreci Nasıldır?

Şemalar, doğduğumuz andan itibaren oluşmaya başlar. Dünyaya geldiğimizde, kendimize, diğer insanlara ve dünyaya/ hayata dair düşünce ve duygulara sahip değiliz. Elimizde olan şey, deneyimlerimizden öğrenebilme potansiyelidir daha çok. Yani, şemaları doğuştan getirmiyoruz, deneyimlerimizle geliştiriyoruz. Diğer insanlarla -ebeveyn, akraba, arkadaş, öğretmen vb.- ilişkilerimiz ve dünyayla temasımız sayesinde, kendimize, diğer insanlara ve dünyaya dair intibalar oluşturuyoruz.

Şemalar bilinçsiz bir şekilde, deneyimlerimize bağlı olarak oluşur. Bu açıdan, temel çocukluk yaşantılarımız ve ergenlik yaşantılarımız son derece önemlidir.

Şemalar, hem deneyimlerimizden hareketle oluşur, hem de deneyimlerimizi şekillendirirler. Bu nokta son derece önemli. Bu yüzden bu noktayı, bir örnek üzerinden biraz daha açmaya çalışayım.

Babanızın eleştirel, yargılayan, kolay beğenmeyen birisi olduğunu varsayalım. Sizi daha çok zihinsel becerileriniz üzerinden eleştirdiğini, beklentilerini karşılayamadığınızda size öfkelendiğini ve, “geri zekalı, aptal, salak” gibi cümlelerle hitap ettiğini düşünelim. Onun bu tutumları, yani deneyimleriniz, kusurluluk şeması -özellikle de zekanızla ilgili- geliştirmenize ol açabilir. Kendinizle ilgili “Benim kafam çalışmıyor.”, “Ben söylenilenleri anlamam.” gibi inançlar geliştirirsiniz. Kendinizi beğenmez, potansiyelinize inanmaz, kendinizden şüphe eder bir şekilde sürdürürsünüz hayatınızı. Buraya kadar olan, sürecin birinci kısmı, yani şemanın gelişimi olsun.

Sürecin ikinci kısmı, yani, şemanın deneyimlerinizi etkilemesi de şöyle olabilir: Öğrencilik hayatınızda karşılaştığınız zorluklar karşısında kendinize güvenemez, cesaretli davranamazsınız. “Ben nasılsa anlamam.” düşüncesiyle, derslere karşı mesafeli bir tutum sergilersiniz. Başarılarınızı küçümser, başarısızlıklarınızı büyütürsünüz. En ufak bir başarısızlıkta, şemayı onaylar şekilde, “Anlamıyorum.” diye düşünür, yoğun bir stres yaşarsınız. Bütün bunların sonucunda, doğal olarak başarısız olursunuz. Bu durumda da, şemanın deneyimlerinizi şekillendirmesinden bahsedebiliriz.

Şemalar statik değil dinamik zihinsel yapılardır. Her ne kadar varlıklarını sürdürme eğiliminde olsalar da, yeni anlayış/ bilgi ve yeni deneyimlerle değişebilir yapılardan bahsediyoruz.

Yukarıdaki örnekten devam edelim isterseniz. Babanızın tutumlarıyla oluşan kusurluluk şemanızla öğrencilik hayatınız devam ederken, sevecen, anlayışlı, size güvenen bir öğretmene denk geldiğinizi varsayalım. Öğretmeniniz bir şekilde sizdeki kıvılcımı görmüş ve size güvenmiş olsun. “Sen yapabilirsin. Bunları sen öğrendin, daha fazlasını da öğrenebilirsin.” gibi bir tutum içinde olsun size karşı. Siz onun size olan bakışını içselleştirebilir, kendinize güvenmeye/ inanmaya başlayabilirsiniz. Kendinize güvendikçe daha çok çalışır, çalıştıkça daha iyi sonuçlar alırsınız. Bütün bunlar da, şemanıza antidot/ panzehir olur. Yani, yeni deneyimleriniz (öğretmeninizin zihinsel becerilerinize inanması) kusurluluk şemanızın öğrencilik hayatınızdaki etkisi azaltabilir.

Şemalar Nasıl Oluşur?

Her insan teki, özgürlük (özünü gürleştirebilmek) için bazı temel ihtiyaçlarla dünyaya gelir. En temel insani ihtiyaçlarımızı Şema Terapi şu şekilde ele alır:

1- Güvenli Bağlanma: İnsan olarak hiç de bilmediğimiz bir dünyaya doğarız. Bu yabancısı olduğumuz tehlikeli dünyada var olabilmemiz, tutunabilmemiz insanlara ve dünyaya güvenli bağlanmamızla mümkündür. Bunun içinse sevilmeye, ait hissetmeye, kabul edilmeye, onaylanmaya, ihtiyaçlarımızın giderilmesine, tehlikelere karşı desteğe vb. ihtiyaç duyarız. (Bakınız: Bağlanma Nedir?)

2- Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik ve Olumlu Kimlik Algısı: İstediğimiz şekilde hareket edebilmeye, bizden çok daha güçlü olan dünyada bir şeyler yapabildiğimizi hissedebilmeye; en temelde olumlu, sevilesi bir varlık olduğumuzun bize hissettirilemesine ihtiyacımız var.

3- Gereksinim ve Duyguları İfade Özgürlüğü: Kendimizi, düşündüklerimizi, ihtiyaçlarımızı dile getirebilmeliyiz. Bir çocuk açısından bakıldığında daha da önemlisi dile getirdiklerimizin karşımzıdakiler tarfından önemsenmesi, yok sayılmamasıdır.

4- Kendiliğindenlik ve Oyun: Hepimiz insan olarak aynı olmamızla birlikte farklı varlıklarız. Bu farklılık üstünlük ya da aşağılıkla alakalı değildir. Sadece kendimize özel olmakla ilgilidir. Kendine özgü olanı yaşamak ve oyun bir çocuğun temel ihtiyaçlarındandır. Oyun, çocuk için bir var olma biçimidir. Onun için oyun, basit bir oyun değildir!

5- Sağlıklı Sınırlar ve Öz Denetim: Kendimize özgü olmamız içimizden her geleni(dürtülerimizi) rastgele, gelişgüzel yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Kendini ifade etmek, ortaya koymak kadar sağlıklı sınırlar da bir içocuğun(yani insanın) temel ihtiyacıdır. Dünya sadece bizim malımız değildir ve her istediğimiz her zaman yapamayız.

Söz konusu ihtiyaçları daha da açmak, genişletmek mümkün; ancak bu yazıda bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Uygun şekilde giderilmeyen her ihtiyaç ruhumuzda bir yara oluşturur; acı kaynağımız olur. Söz konusu ruh yaralarına şema terapide Şema adını vermekteyiz.

Şemalar Nasıl Oluşur?

Şemalar 4 temel yolla oluşur:

  • En temel ihtiyaçlarımızın zedeleyici seviyede engellenmesi
  • Travma/ Başımızdan çok zor yaşantıların geçmesi (deprem, kaza, taciz vb.)
  • İyi şeylerin abartılı derecede bize sunulması
  • Seçici içselleştirme/ Özdeşim

Her şema belli ihtiyacımızın uygun şekilde giderilememesine bağlıdır. Söz gelimi sahip olduğumuz bazı özellikler yüzünden eleştirilir, kabul edilmez, beğenilmezsek Kusurluluk Şeması geliştirebiliriz. Güvenmeye ihtiyaç duyduklarımız güvenimizi zedelerse, “kuşkuculuk” hayata baktığımız temel penceremiz olabilir. İyi şeylerin abartılı verilmesi bizi “haklılık şeması”yla yaralayabilir.

İnsan teki doğduğunda, kendine, ötekilere ve dünyaya ilişkin algısı/bilgisi nötrdür; ya da yoktur. İnsanda doğuştan var olan şey ise bu algıyı oluşturabilme potansiyeli ya da yeteneğidir. Dünyaya adım attığımız andan itibaren, anne memesiyle ilk temasımızdan, altımızın değiştirilme şekline; açlığımızın giderilme süresinden saçımızın okşanmasına; okuma yazmaya başlama zamanımızdan, öğretmenimizin verdiği tepkiye kadar irili ufaklı her yaşantımız bu algı oluşumuna etki eder. Kendisine şarkılar eşliğinde yemek yedirilen bir çocukla kaşığın ağzına tıkıldığı bir çocuğun kendilik algısı; öğretmeni tarafından, sırtı başı okşanan bir öğrenciyle, sürekli azar işiten bir öğrencinin başarı algısı; faunus ev ortamında yaşayan bir çocukla, arkadaşlarıyla oyun üreten bir çocuğun öteki algısı bir olamayacaktır.

İnsan yaşantısının en önemli özelliklerinden biri de, bir yaşantının sonraki yaşantılara zemin/ipucu oluşturabilmesidir. Yani insan, bir hareketinin sonucuna göre aynı duruma ait sonraki yaşantılarını şekillendirebilir. Mesela bir insan, önemsendiği, kabul edildiğini hissettiği bir ortama daha sonra tekrar katılmak isteyebilir.

Temel ihtiyaçlarımızın giderilme sürecinde oluşturduğumuz intibalarımız zamanla kalıplaşmaya başlar. Söz konusu kalıplar, bizim kendimize, ötekilere ve dünyaya ilişkin algılarımızın spesifik/bize özgü hale gelmesi ile oluşurlar. Biz artık bu kalıplarla yaşamaya devam ederiz. Bu kalıpları Jeffrey Young ŞEMA olarak isimlendirmiştir.

Şema Alanları ve Şemalar Nelerdir?

Uygun şekilde giderilemeyen her ihtiyaç, belirli bir şema alanı oluşturur. Bu şema alanları çok keskin şekilde birbirinden ayrılamayabilir. Her şema alanı altında farklı şemalar bulunur. Çok kesin bir sınırlama ve tanımlama olmamakla beraber, yaptığı çalışmalarla Jeffrey Young, şemaları 5 alan ve 18 başlık altında topladı:

I – Kopukluk ve Reddedilmişlik (Disconnection and Rejection) Alanı

Diğerlerine güvenli bağlanma ihtiyacının giderilememesiyle ortaya çıkan şemalar daha çok bu alanda toplanır. Bu alandaki şemalara sahip olan kişiler, güven, istikrar, huzur, sevgi, paylaşım gibi ihtiyaçlarının giderilmeyeceğini, şu anda giderilse bile bunun geçici olduğunu düşünürler. Bu şemalar daha çok, mesafeli, soğuk, dışlayıcı, dengesiz, güven vermeyen aile ortamlarında oluşurlar.

1- Terk Edilme Şeması

Bu şemadaki temel inanç, birlikte olunan insan tarafından terk edileceği yönündedir. Birlikte olunan kişiler ölecek, başka birisiyle birlikte olacak, ya da kendisinden ayrılacaktır. En nihayetinde bu birlikte olunan insanlar güvenilmez, tutarsızdır; öyle algılanır. (Bakınız: Terk Edilme Şeması Nedir?)

2- Kuşkuculuk/ Kötüye Kullanılma Şeması

Bu şema her an, diğer insanlardan şu ya da bu şekilde zarar görme ihtimalini içerir. Başkaları bizi aldatabilir, kandırabilir, aşağılayabilir, kötüye kullanabilir ya da bizim canımızı yakabilir. Bu şemanın aktif olduğu insanlar babana bile güvenme düsturunu benimsemeye yatkındırlar. (Bakınız: Kuşkuculuk Şeması Nedir?)

3- Duygusal Yoksunluk Şeması

Normal duygusal ihtiyaçların diğerleri tarafından yeterince karşılanmayacağı beklentisi, inancıdır. Birlikte olduğumuz insanlar bizi sevmeyecek, bizimle ilgilenmeyecek, zor anımızda yanımızda olmayacak, bize destek olmayacak, bizi dinleyip anlamayacak, gerektiğinde bize rehberlik yapmayacak vb. Bu şemanın hayatında aktif olduğu insanlar kendilerini üvey evlat gibi algılayabilirler. (Bakınız: Duygusal Yoksunluk Şeması Nedir?)

4- Kusurluluk/Utanç Şeması 

Bu şemadaki insanlar nedenini tam anlayamadıkları bir şekilde kendilerini kusurlu hissederler. Bu kusurlar, çarpık bacak, fazla kilo, uzun burun gibi açık olabileceği gibi, bencillik, kıskançlık, sapık eğilimlilik gibi gizli de olabilir. Bu şema, insanı eleştiriye, suçlanmaya aşırı duyarlı kılar. Kişi diğerlerinin yanında rahat olamaz, kendini utangaç ve güvensiz hisseder. (Bakınız: Utanç Şeması Nedir?)

5- Sosyal İzolasyon, Tecrit Edilme/ Yabancılaşma Şeması

Bu şema insana kendini diğer insanlardan farklı ve ayrı; grupların dışında hissettirir. İnsan bir grubun ya da toplumun parçası hissedemez. Diğerleri tarafından dışlandığına ya da dışlanacağına inanır. (Bakınız: Sosyal İzolasyon Şeması Nedir?)

II – Zedelenmiş Özerklik ve Performans (Impaired Autonomy and
Performance) Alanı

Bu alan, zorluklarla aktif mücadele etme, iş başarma, tek başına kalma, sevilen birisinden ayrı kalma, bağımsız çalışma gibi alanlarda yetersizlik inanç ve tutumlarıyla karakterizedir. Aile kökeninde, küçük düşürücü, yetersiz hissettirici, bağımlılığı teşvik edici, aşırı koruyucu tutumlar vardır.

6- Bağımlılık/ Yetersizlik Şeması

Kişi günlük hayatını tek başına idame etmekte zorlanır. Önemli kararlar almakta ciddi sıkıntılar yaşar. Alacağı kararın ya da yapacağı şeyin yanlış olduğunu düşünür. Çaresizlik yoğun yaşanan bir duygudur. Tek başına bir işi başlatmakta zorluk yaşanır. Öyle ki kişinin ne giyeceğine dahi başkaları karar verebilir. (Bakınız: Bağımlılık Şeması Nedir?)

7- Dayanıksızlık Şeması

İnsanın her an bir felaketle karşılaşma korkusu, beklentisidir. Bu korku ortalama korkudan daha fazladır. Korkular, kalp krizi geçirme gibi tıbbi; çıldırma gibi duygusal; asansörde mahsur kalma, terör olaylarına karışma gibi fobik olabilir. Bu şemanın aktif olduğu insanlar pek rahat ve huzurlu olamaz, kendilerini güvende hissedemezler. (Bakınız: Dayanıksızlık Şeması Nedir?)

8- Yapışıklık/ Gelişmemiş Benlik Şeması

Kişi bir ya da daha fazla kişiye (genelde ebeveyn) aşırı duygusal bağlılık hisseder. Kendini o kişilerden ayrı tek başına bir birey olarak düşünemez. Bu durum insanın bireyselliğinden, sosyalliğinden vaz geçmesine sebep olur. Bununla birlikte bu durum zamanla bunaltıcı hale gelebilir. Boşluk, amaçsızlık, ne yapacağını bilememe durumu yaşanabilir. (Bakınız: Yapışıklık Şeması Nedir?)

9- Başarısızlık Şeması

Kişinin başarısız olduğuna ve bundan sonra da başarısız olacağına inançtır. Buradaki başarısızlık algısı gerçekle orantılı olmayabileceği gibi kişi bu inancından dolayı başarabileceği halde bazı işleri yapmaktan uzak durabilir. Kişi kendini aptal, beceriksiz, yetersiz olarak algılar. (Bakınız: Başarısızlık Şeması Nedir?)

III – Zedelenmiş Sınırlar (Impaired Limits) Alanı

Gerçekçi limitler ve öz denetim ihtiyacının giderilememesiyle oluşan bir şema alanıdır. Bu alandaki şemalar, kişisel sınırlar, kişisel sorumluluklar ve uzun soluklu davranışları sürdürmedeki yetersizliklerle ilgilidir. Bu şema grubundaki kişiler başkalarının hakkına saygı duymada, işbirliğinde ve kişisel amaç oluşturmada zorluk yaşarlar. Bu şemaların tipik aile özellikleri, aşırı hoş görülü, şımartıcı, pohpohlayıcı tutumlar sergilemesi; çocuğa yaşına uygun sorumluluklar yüklememesi, üstünlük hissi uyandıracak tavırların takınılmasıdır. Burada çocuk, uygun rehberlik yaklaşımından mahrum kalabilir.

10- Haklılık/Görkemlilik Şeması

Şema “kerameti kendinden menkul” bir haklılığı ve üstünlüğü içerir. Her durumda, çatışmada kişi kendini haklı görür. Kişinin empati duyguları gelişememiştir. Güç ve yetki kazanmaya; üstünlük sağlamaya aşırı bir odaklanma olabilir. Kendi çıkarları doğrultusunda rekabet yaşayabilir ve karşı tarafa baskı uygulayabilir.

11- Yetersiz Öz denetim Şeması

Kişisel hedefler oluşturma ve bunlara ulaşmada gerekli olan işleri yapmaktan kaçınma söz konusudur. Kişi, dürtü ve duygularını kontrol etmekte zorluk yaşar. Huzursuzluktan, ağrıdan, sıkıntıdan, yüzleşmelerden ve sorumluluklardan kaçınma çokça görülür.

IV – Başkalarına Yönelimlilik (Other- directedness) Alanı

Gereksinim ve duyguların ifade ihtiyacının giderilememesiyle oluşan şemaların toplandığı bir alandır. Bu şema alanının temel özelliği, kişinin kendi ihtiyaçlarının giderilmemesine rağmen, sevgi ve onaylanmak, olumsuz tepkilerden kaçınmak vb. için karşı tarafın istekleri, duyguları ve beklentileri üzerine aşırı odaklanmadır. Bu şemadaki insanlar genelde kendi öfke ve isteklerinin farkında olmazlar. Tipik aile kökenleri, ilgi, sevgi ve onaylanmanın şarta bağlı olduğu tutumlardır. Bu ailelerde ebeveyn ya da bakıcının istekleri her zaman çocuğunkilerden önde olmuştur.

12- Boyun Eğicilik/Geri Çekilme Şeması

Kişinin kararları, denetimi, son sözü, kontrol başkasına bırakma zorunluluğu hissetmesidir. Burada amaç, öfkeden, karşı tepkiden veya terk edilmekten kaçınmaktır. Buradaki vaz geçiş, kişinin ihtiyaçlarını, isteklerini, kararlarını bastırması ile öfke gibi duyguları bastırmasını ifade eder. Kişi kendi ihtiyaçlarının başkaları açısından önemli olmadığına inanır; olayları bir oldu bittiye getirmeye çalışır. Aşırı uyumlu bir yapı oluşturabilir. Fakat buradaki uyum, yoğun bir öfke oluşumuna yol açar. Bu öfke de madde kullanımı, psikosomatik rahatsızlık, öfke patlamalarına, duyguların kapanmasına yol açabilir.

13- Kendini Feda Etme Şeması

Kişinin, kendi memnuniyetinin pahasına da olsa başkalarının ihtiyaçlarını öncelemesi; başkalarının ihtiyaçlarını giderebilmek için aşırı çaba sarf etmesidir. Bu çabanın nedenleri arasında, başkalarına sıkıntı vermemek, bencilliğin suçluluğundan kaçınmak, aciz olduğu düşünülen kişilerle ilişkiyi devam ettirmek yer alır. bu şema başkalarının acılarına abartılı duyarlılıkla ortaya çıkar. Zaman zaman kendi ihtiyaçlarının giderilmemesi durumunda iyilik yapılan insanlara karşı öfke ortaya çıkar.

14- Onay Arama Şeması

Bu şema, kişinin başkalarının onayını alma, kabulünü ve ilgisini kazanmaya karşı aşırı hassasiyeti ile karakterizedir. Bu kişiler ortama uygun davranmaya çok dikkat ederler. Kişi için önemli olan başkalarının gözünde nasıl göründüğü, yaptıklarını başkalarının nasıl değerlendirdiğidir. Bu tutum zaman zaman, ün, para gibi konulara aşırı önemi beraberinde getirebilir. Okunacak okul, yanacak şehir gibi kararlarda başkalarının onayı çok etken olur.

V – Aşırı Tetikte Olma ve Baskılama/ Ketleme (Overvigilance and
Inhibition) Alanı

Bu alan kendiliğindenlik ve oyun ihtiyacının giderilememesi ile oluşan şemaları içine alır. Bu alanda, kişinin duygu ve dürtüleri üzerinde aşırı bir denetim vardır. Buradaki amaç yanlış yapmaktan kaçınmak ve beklentileri yerine getirebilmektir. Mutluluk, kendini ifade etmek, rahatlamak çok önemli değildir. Tipik aile kökeni mükemmeliyetçi ve baskıcıdır. Eğlenceye, rahatlığa pek prim verilmez.

15- Karamsarlık Şeması

Hayatın kötüye gideceğine dair bir inanç vardır. Hayatta olumluluklardan ziyade olumsuzluklar üzerinde durulur. Ekonomik, tıbbi bir felaket beklentisi içinde olunur. Aşağılanmaktan, yanlış yapmaktan korkulur. Bu kişiler sıklıkla, kaygı, korku, kadercilik, şikâyetçilik ve kararsızlıkla karakterizedirler.

16- Duyguları Bastırma/ Aşırı Sorumluluk Şeması

Doğal davranış ve dürtülerin sürekli ve aşırı bir baskı altında tutulması ile karakterizedir. Baskılamadaki amaç, yanlış yapmaktan, eleştirilmekten, kabul görmemekten, dürtülerini kontrol edememekten kaçınmaktır. Bu kişilere göre güven ve huzur için bu denetim şarttır. Tipik özellikler arasında, duyguların bastırılması, aşırı düzenlilik, kurallara aşırı riayet; neşe, cinsel uyarılma ve eğlencenin bastırılması; kırgınlıkları ifade etmede, ihtiyaçları dile getirmede güçlük; akılcılık üzerine aşırı vurgu sayılabilir. Kişi aşırı denetimini etrafındakilere de uygulamaya kalkabilir.

17- Yüksek/Acımasız Standartlar ve Aşırı Eleştirellik Şeması

Davranışlarda ve iş başarmada mükemmele ulaşma isteği temel belirleyicidir. Ancak buradaki mükemmellik asla gerçekleştirilemeyecek bir hedeftir. Mükemmelliğin temel amacı eleştiriden kaçınmaktır. Bu kişiler sürekli çalışmak, daha iyisini yapmak zorunda hissederler. Tatil bunlara çok çekici gelmez. Hayattan zevk alma, eğlenme çok görülmez. Mükemmeliyetçilik, aşırı titizlik, kuralcılık, dini ve kültürel kurallarda katı tutum vb. göze çarpar.

18- Cezalandırıcılık/ Acımasızlık Şeması

Bu şema yapılan hiçbir yanlışın cezasız kalmamsı gerektiği ile karakterizedir. Öfke, acımasızlık, kendisi de dâhil standartlara uymayanlara katlanamama söz konusudur. Hataları affetmeye karşı olumsuz tavır takınırlar.

Yukarıda ele alınan şemalardaki özellikler hemen herkeste bir miktar bulunabilir. Bizim için önemli olan bu özelliklerin dozu ve hayatımıza nasıl yansıdığıdır. Burada kastedilen, kendimize yüksek hedefle belirlememek, kimseye yardım etmemek, sabahlara kadar eğlenmek, ayıp ve günah gibi kavramları takmamak vb. değil.

Şemaları bir yumak olarak düşünürsek bu yumağı, temel yaşantılar, duygu ve bedensel duyumlar ile bilişler (düşünce yapıları) oluşturur.

Şemalar zamanla, insanların olayları değerlendirmede kullandıkları bir süzgeç görevi görürler. Olaylar/durumlar bu süzgeçten geçirilip olumsuz olarak değerlendirilirler. Mesela kusurluluk şemasına sahip olan bir kimse, güzelliğine dair övgüleri, kandırıldığı şeklinde yorumlayabilir ve güzel olduğunu kabul etmeyebilir. Burdan anlaşılacağı üzre şemalar değişime karşı son derece dirençlidirler ve bu direnç yetişkinlik döneminde önceki dönemlere oranla daha fazladır. Şemalar her ne kadar insanın hayatını zorlaştırsa da olayları tanıdık hale getiriyor ve insanı belirsizlikten koruyor. İronik biçimde insan, hayatı kendisine çekilmez hale getiren şemalarını, belirsizliğe karşı bir savunma kalkanı olarak kullanabiliyor.

Şemalar durumlar/olaylar karşısında tetiklenebilirler. Mesela terk edilme şeması olan bir kadın, kocasının şehir dışına yapması gereken bir iş seyahatini, terk edildiği şeklinde yorumlayabilir; bu durumu depresyon ve panik atak şeklinde yaşayabilir.

Başa çıkma kavramı, istenmeyen bir duruma verdiğimiz tepkiyi, bir problemi çözmede kullandığımız yöntemi (uykumuz geldiğinde uyumak, üzüldüğümüzde ağlamak, endişelendiğimizde sigara içmek vb.) ifade eder. Başa çıkma tutumları işlevsel (işe yarar) olabileceği gibi işlevsiz de olabilir.

Şemalarla başa çıkmada 3 temel olumsuz tutum belirgindir. Bunlar:

Şema Teslimi, Şema Kaçınması, Şema Aşırı Telafisidir. Pek çok kişisel, özgün başa çıkma tutumu bu 3 ana (yaygın) biçimden türer.

Şema Teslimi, şemayı yaşamak, şemaya uygun tepki vermektir. Şema Kaçınması, şema ile yüzleşmemek için durumlardan, olaylardan kaçınmayı, Şema Aşırı Telafisi ise, şemadan beklenenin tam tersi, şemayı yaşamamak için verilen aşırı mücadeleyi ifade eder. Bu durum bir örnek üzerinden daha anlaşılır hale gelecektir.

Terk edilme şemasının en temel özelliği, birlikte olunan insanlara güvenememe, insanların eninde sonunda kendisini terk edeceğine inanmaktır. Terk edilme şemasının şema teslimi, evli, yabancı gibi, ilişkinin sürdürülemeyeceği eşler seçme (kişi eninde sonunda terk edilir); şema kaçınması, yakın ilişkiden uzak durma, yalnız kalma, alkoliklik vb.(kişi ilişkiye hiç girmeyip terk edilmekten kurtulmuş olur); şema aşırı telafisi ise birlikte olunan insanlara, onları uzaklaştıracak kadar aşırı yapışma (kişi karşıdakini bıktırıp uzaklaştırır ve yalnız kalır) olarak görülebilir. Fark edileceği üzere bu üç tutum da, diğer insanlarla sağlıklı bir ilişki geliştirmeye imkan tanımıyor.

Tüm insani durumlar için geçerli olabilecek şey şemalar için de geçerlidir. Her şema her insanda bulunabilir; ancak bir insanı psikoterapi yardımı almaya götüren bu şemaların hayatında, kendisini mutsuz edecek şekilde yer alması ve hayatını artık dayanılmaz hale getirmesidir.

Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler arası, yaşantısal teknikleri birleştiren bütünleştirici bir teori ve tedavi yaklaşımı olarak düşünülebilir.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, şema terapi sürecinde, bilişsel, davranışçı, kişiler arası ve yaşantısal teknikler birlikte kullanılır. Şemalara hayata bakan pencerelerimiz diyebiliriz. Bu bakıştan hareketle şema terapiyi de, hayata açılan işlevsiz pencerelerimizi önce tespit etme, tespit ettikten sonra da daha olumlu pencerelerle değiştirme süreci olarak düşünebiliriz. Şema terapide yapılan şey, kişinin hayatına olumsuz etkiyen şemaları, bu şemalarla başa çıkmada kullandığı stratejileri tespit etmek ve yerlerine daha işlevsel olanları yerleştirmede kişiye yardımcı olmaktır. Bu şekilde kişi yapıp etmeleri hakkında bir farkındalık süreci yaşar ve hayatını yeniden inşa etme şansı yakalar.

Siz de hayatınızı yeniden inşa etme ile ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir