Konum

Whatsapp

+90 505 495 4727

Psikodinamik Psikoterapi Kitabı

Rüya analizi: Psikodinamik psikoterapide rüyalar nasıl ele alınır?

Klinik deneyim bize, rüyaların (dream) bilinçdışına (unconscious) bir pencere açabileceğini gösterir.

Açık rüya (manifest dream) rüyanın hikayesidir; gizli rüya (latent dream), rüyanın arkasındaki bilinçdışı malzemedir (unconscious material).

Bir kişinin rüyayı anlatmadan hemen önce ve sonra söylediği her şey rüyaya çağrışımlar (associations to the dream) olarak düşünülebilir.

Rüyaların, rüyayı görenin yakın geçmişinden (bir ila iki gün) ilgili hatıralarla bağlantılı hale gelen gün kalıntısı (day residue) ve bilinçdışı fantezilerden (unconscious fantasy) oluştuğu düşünülebilir.

Ağırlıklı olarak destekleyici bir modda çalışırken (supporting mode), hastalarımızı genellikle rüyalarını bildirmeye teşvik etmiyoruz. Onları kendiliğinden ortaya çıkarırlarsa, zihinsel yaşamlarının yüzeyindeki sorunlar ve endişeler hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olmak için açık rüyayı kullanabiliriz.

Ağırlıklı olarak açığa çıkarma modunda (uncovering mode) çalışırken, hastaların duygulanımlar (affects), aktarımlar (transference), fanteziler (fantasy), ilişki beklentileri (expectation of relationship) ve kendilik algıları (self-perception) dahil olmak üzere, bilinçdışı zihinleri (unconscious mind) hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı olmak için rüyadaki materyali kullanırız.

Psikodinamik psikoterapi tekniğinde “rüya yorumu”ndan daha göz korkutucu veya romantik görünen hiçbir şey yoktur. Ancak psikodinamik psikoterapide rüyaları kullanmak korkulacak bir şey değildir. Rüyalar ve bunlarla bağlantılı çağrışımlar da diğerleri gibi hastanın üretimleridir (production). İlginç ve eğlencelidirler ve bilinçdışı malzemeye hastaların söylediği diğer şeylerden daha yakın oldukları için teknik olarak çok üretken olabilirler. Öğrenciler genellikle, hastalarla rüyalar hakkında konuşmak için onların ne anlama geldiğini “bilmeleri” gerektiğini düşünürler. Biz onu tartışmaya başladığımızda rüyanın ne anlama geldiğini nadiren “biliriz”. Aslında, bir rüyanın ne anlama geldiğini “bildiğimizi” düşünmek bir çarpıtmadır (distortion); tek bildiğimiz şey şudur: Rüyalar bilinçdışı zihinden çıkar ve böylece farkındalık dışı düşünce ve hisleri öğrenmemize yardımcı olabilir.

Psikodinamik teori tarihinde rüyaların özel bir yeri vardır. Birçok kişi tarafından Freud’un başyapıtı olarak kabul edilen Rüyaların Yorumu (1900), onun, zihnin işleyişini rüyaların keşfi yoluyla açıklama girişimiydi [45]. Freud rüyaları “bilinçdışına giden kraliyet yolu” olarak adlandırdığında, rüyaları dinlemenin bilinçdışı malzemeye doğrudan bir yol sunduğunu kastetmişti. Freud, tüm rüyaların -hatta anksiyete rüyalarının bile- bilinçdışı arzuları yerine getirmek için görüldüğüne inanıyordu.

Freud’un modelinde, bilinçdışı arzu, rüyayı görenin şu anki hayatından onunla ilgili bir şey kullanarak bilince “otostop çeker”. Bir algı (perception), bir izlenim (impression), bir dilek (wish) veya bir düşünce (thought) olabilen bu güncel olaya gün kalıntısı/ artığı (day residue) denir [46]. Genellikle son 24-48 saate ait olan gün kalıntısı bir mıknatıs gibi hareket ederek bilinçdışı arzuyu (unconscious wish) rüyaya çeker. Bilinçdışı malzeme [gizli rüya (the latent dream)] bilince kabul edilemez olduğundan, rüyada bilinçdışının özellikleri, yoğunlaştırma (condensation), yer değiştirme (displacement) ve simgeleştirme/ sembolizasyon (symbolization) yoluyla dönüştürülür. Bunlar rüyaya kabul edilebilir bir hikaye üretir ve biz bu hikayeye açık rüya (manifest dream) diyoruz. Freud, gizli rüyayı açık rüyaya dönüştürme sürecini rüya çalışması (dream work) olarak adlandırır; bu nedenle rüyayı yorumlamak, bilinçdışı malzemeye geri dönmek için rüya çalışmasını anlamayı içerir [47]. Freud, tüm rüyaların bilinçdışı arzuları yerine getirmek için olduğuna inanıyordu.

Örnek:

Halen maddi olarak ailesine bağımlı olan otuz altı yaşında bir adam, babasına olan öfkesini bilinç düzeyinde kabul edemez. Genç bir avukatın, çalıştığı şirketin yöneticilerinden biriyle kıran kırana maç yaptığı bir film seyreder. O gece rüyasında, yaşlı adamı oynayan oyuncuyla kavga ettiğini görür. Terapide rüyayı, babasına karşı hissettiği, daha önce bilinç düzeyinde kabul edemediği, öfke duygusuyla ilişkilendirebilir.

Bu örnekte gün artığı olan film, hastanın, babasına olan öfkesini dile getirme arzusuna benzer bir durum sunmaktadır. Bu, yer değiştirme yoluyla rüyaya girer. Hasta terapide, yer değiştirmeyi fark eder ve duygularını babasına bağlamak için geriye doğru çalışır.

Günümüzde çoğu psikodinamik psikoterapist, bütün rüyaların arzuların yerine getirilmesi olduğuna veya rüyaların bilinçdışındaki arzulardan kaynaklandığına inanmamaktadır. Bazı nörobiyologlar, rüyaların hatıraları pekiştirme (consolidating memories) hizmetinde kullanıldığına inanırlar ancak gerçek şu ki, rüyaların etiyolojisi belirsizliğini koruyor [48]. Yine de rüyalar, zihnimizin daha derin, bilinçdışı bir bölümünden gelen öğelerden oluşuyor gibi görünmektedir ve klinik deneyimimiz bize rüyalarda temsil edilen sembolik öğeleri (symbolic element) anlayarak bilinçdışı hakkında bilgi edinebileceğimizi göstermiştir. Bilinçdışı malzemeye ulaşmaya çalıştığımızı bildiğimizden, rüyaların bize bilinçdışına açılan benzersiz bir pencere sunduğuna ve dolayısıyla rüyaların yorumlanmasının psikodinamik psikoterapi tekniğinin temel taşı olmaya devam ettiğine inanıyoruz.

Teknik

Dinleme

Bir hastanın bize anlattığı her şeyde olduğu gibi, bir rüyayı da, hastanın bilinçdışı zihni hakkında bilgi edinmemize nasıl yardımcı olabileceğini anlamak için dinleriz. İlk olarak, ambiyant dinlemeyi (ambient listening) kullanarak, odaklanmadan, rüyanın bizi etkisi altına almasına izin veririz; sonra refleksiyona başladığımızda anlatılanları filtreler (filter) ve ardından dinlememize odaklanırız (focus).

Bir rüyayı dinlerken, rüyanın kesintili (discrete) olduğu gerçeği, ambiyant dinlemeye yardımcı olur ancak hasta, “Ah! Dün gece bir rüya gördüğümü hatırladım…” dediği andan itibaren hastanın söylediği her şeyi rüyayla ilgili olarak düşünmeliyiz. Ayrıca rüya anısını harekete geçirdiği ve dolayısıyla onunla bağlantılı olduğu için rüya anlatımından önceki ana geri dönmemiz gerekiyor. Benzer şekilde, rüya anlatımından sonraki her şey rüyaya bağlantı (associations to the dream) olarak düşünülmelidir -hastanın bir sonraki söyledikleri ilgisiz görünse bile. Şu rüyayı ve çağrışımlarını düşünün:

Seans ücretinizi bugün getirmeyi unuttuğum için üzgünüm -gelecek hafta getireceğim. Ah, unutmuşum, dün gece bir rüya gördüm. Tamamen rastgele oldu -ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikrim yok. Arabadaydım, sanırım arka koltuktaydım ve kapılar kapalıydı -biri ön koltuğa geçti ve arabayı çalıştırdı ama nereye gittiğimiz hakkında hiçbir fikrim yoktu. Rüya ne ile ilgiliydi acaba? Her neyse, bunun hakkında konuşmak istemiyorum. Sizinle iş hakkında konuşmam gerekiyor. Eski patronum boynuma uzun bir tasma taktı ve şimdi bağımsız değilmişim gibi hissediyorum. . .

Hastanın itirazlarına rağmen, rüyanın hemen ardından gelen malzeme “kontrol edilmek” ile ilgilidir ve rüya da “kontrol sahibi olamamak” ile ilgilidir; bu nedenle rüyanın baskın teması ve doğrudan çağrışımlar bağlantılıdır. Benzer şekilde, rüyadan önceki aktarım malzemesi de bu temayla ilgili olabilir. Seans ücretinin unutulması, terapist tarafından kontrol edilme duygusuyla ilgili olabilir mi? Bir rüyaya dair en fazla şeyi, etrafındaki tüm materyalleri bir şekilde rüyayla bağlantılıymış gibi dinlediğimizde öğrenebiliriz.

Duygudurumu ve duygulanımı dinleyin

Her zaman rüyadaki duygudurumu (mood) veya duygulanımı (affect) dinlemek isteriz çünkü bu bize rüyanın hangi kısmının yüzeye en yakın olduğuna dair en iyi bilgiyi verecektir. Bu da, nasıl ve ne zaman müdahale edeceğimizle ilgili seçimlerimizi yönlendirecektir.

Örnek:

Genç bir kadın, rüyasında, bir ormanda vahşi hayvanlar tarafından takip edildiğini gördü. Terapist bunun muhtemelen korkutucu bir rüya olduğunu düşündü ancak bunu varsaymak yerine hastanın rüyadaki hissini sordu. Terapistin beklentisinin aksine hasta, bunun heyecan verici ve özgürleştirici göründüğünü söyledi. Böylece terapist, korkunun farkındalık için daha az erişilebilir olabileceğini düşünerek hastaya, onun bahsettiği duygular hakkında daha fazla soru sordu.

Bağlantıları ve düğüm noktalarını dinleyin

Ayrıca aşağıdakiler gibi diğer materyallerle bağlantıları dinleyerek de yardımcı oluyoruz:

  • Hasta rüyayı anlatmaya başlamadan önce seansta ne oldu/ oluyordu?
  • Hasta rüyayı anlattıktan sonra seansta ne oldu?
  • Hasta, seansın tam olarak neresinde rüyayı anlatmaya başladı?
  • Hasta rüya malzemesini dile getirirken hangi kelimeleri (word) kullanıyor?
  • Hastanın anlattığı rüyada hangi temalar (theme) var?
  • Hasta rüya malzemesini anlatırken hangi kavramları (concept) kullanıyor?

Daha önce olduğu gibi, düğüm noktalarını dinleme tekniği, netlik noktalarının yanı sıra tekrarlanan sözcükleri ve sembolleri dinlemeyi de içerir.

Refleksiyon

Rüyanın duygusunun bizi kaplamasına müsaade ettikten sonra, onu refleksiyon matrisimiz (reflecting matrix) aracılığıyla filtrelemeye başlarız. Her zaman olduğu gibi, yüzeye en yakın olanı ve düğüm noktalarının nerede olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Bunun için en iyi rehberlerimiz duygulanım ve tekrarlayan, açık öğelerdir. Rüyalar, birincil sürecin (primary process) ilkelerine (yoğunlaştırma, yer değiştirme ve simgeleştirme) göre oluşturulur. Bunları kısaca inceleyelim:

  • Yoğunlaşma (condensation): Bilinçdışında birbiriyle ilişkili iki unsur birleşerek tek bir rüya unsuru oluşturur.

Örnek:

”Bir kadınla ilgili bir rüya gördüm. Eski kız arkadaşıma benziyordu ama aynı zamanda annemin üniversitedeki bu resmine benziyordu”.

“Anne-eski kız arkadaş” kombinasyonu, bu iki kişinin hastanın zihninde bağlantılı olduğunu düşündüren bir yoğunlaşmadır.

  • Yer değiştirme (displacement): Açık rüyadaki bir unsur, gizli rüyadaki başka bir şeyi temsil eder.

Örnek:

Elli yaşında bir adam biyopsi arifesinde şu rüyayı anlatıyor:

“Dün gece rüyamda baro sınavıma geç kaldığımı gördüm.”

Burada, geleceğindeki bir “sınav” kaygısının yerini, geçmişindeki bir “sınav” hikayesi alıyor.

  • Sembolizasyon (symbolization): Açık rüyadaki bir unsur, bir kişi, dilek, düşünce veya fikir gibi gizli rüyadaki bir şeyi sembolize eder.

Örnek:

Psikoterapiyi bitirmesine iki ay kala bir kadın şu rüyayı anlattı:

“Rüyamda bir havaalanında tek başıma uçak beklediğimi gördüm…Yolculuktan korktuğumu hissettim.”

Bu rüyada “yalnız seyahate çıkmak” sembolü, terapisti olmadan geleceği ile ilgili duygularını sembolize edebilir.

Rüyaların gelecekle ilgili ilahi bilgiler içerdiğine inanılan dönemlerde, rüya öğelerinin bire bir açıklamalarını veren rüya kitapları yaygındı. Hz. Yusuf’un, Firavun’un Mısır’ın yedi yıllık kıtlığına ilişkin peygamberane rüyasına ilişkin ünlü yorumunu düşünün. Hz. Yusuf rüyaları eski “kod çözme (decoding)” yöntemiyle yorumluyordu; onun için çağrışımlar gerekli değildi; rüyalara semboller (symbol) anlam veriyordu. Freud, Düşlerin Yorumu‘nda bu fikri çürüterek, rüyanın temasının çağrışımlarda bulunabileceğini öne sürdü. Çağrışımlara yakından dikkat etmek, rüyalar üzerine düşünürken hala iyi bir teknik tavsiye olmaya devam ediyor. Aynı unsur -kalem gibi- iki kişinin rüyasında çok farklı şeyler ifade edebilir -sadece çağrışımlar bize anlamları verebilir.

Örnek:

Otuz beş yaşında bir kadın terapistle psikoterapi gören yirmi üç yaşındaki genç bir kadın, aşağıdaki rüyayı bildiriyor:

“Burada ofisinizdeydik ama burası ofisiniz değildi -daha çok bir oturma odası gibiydi ve kahve içiyorduk. Güzel bir duyguydu, sanki bir seans yapıyormuşuz gibi sohbet ediyormuşuz gibi.”

Çağrışımlar – Hasta, bir gün önce çok duygusal bir seanstan sonra, terapistin kendisine kendini toparlaması için birkaç dakika teklif etmesinin kendisini iyi hissettirdiğini belirtiyor. Bu, seansın birkaç dakika uzaması demekti ve hasta, bunu, terapistin kendisiyle ilgilendiğinin işareti olarak gördü.

Otuz beş yaşında bir kadın terapistle psikoterapi gören on dokuz yaşındaki bir erkek aşağıdaki rüyayı görmüştür:

”Ofisinize geldim ama farklıydı -sanırım evinizdi. Seans hakkında konuşmamıza gerek yok dediniz ve az önce izlediğiniz bir filmden bahsetmeye başladınız. Ben de orada başka birinin olduğunu düşünüyorum ama emin değilim.”

Çağrışımlar – Hasta yakın zamanda terapistin hamile olduğunu fark etmiş ve bebekle ilgili endişesinin terapiyi olumsuz etkileyeceğinden endişe duymuştur.

Bu örneklerdeki açık rüyalar benzerdir -her birinde, hasta terapistle daha rahat bir ortamdadır. Bununla birlikte, ilkinde, sembolik değişiklik artan bir yakınlık hissini temsil ederken, ikincisinde bir mesafe hissini ya da ilgisizliği sembolize eder. Sembolik anlam hakkında düşünmeye başlamadan önce çağrışımları dinlemek, bu nedenle bir rüya üzerine düşünmenin önemli bir parçasıdır.

Her rüya benzersiz olmasına rağmen, açık rüya unsurlarına dönüşen bilinçdışı tema (unconscious theme) türleri açısından düşünülmesi gereken ortak unsurlar vardır. Bunlar şunları içerir:

– Aktarım temaları (transference theme): Psikodinamik psikoterapide terapistle ilgili düşünce ve duygular sıklıkla hastaların rüyalarında temsil edilir. Yeni başlayan psikoterapistler için, “hastanın rüyalarında yer alacak kadar önemli” olabileceğini hayal etmek genellikle zordur ancak hastanın rüyalarının çoğu terapistle ilgili olacaktır. Aynı şekilde, refleksiyonda yaptığımız gibi, sıklıkla aktarıma referanslar keşfederiz. Daha sonra, bu referansların açığa çıkarıcı müdahalelerle takip edilebilecek kadar, yüzeye yakın olup olmadığına karar vermek için seçme ilkelerini ve hazır olma ilkelerini kullanırız.

– Bilinçdışı fanteziler (unconscious fantasy): Tüm rüyalar bilinçdışı arzular tarafından üretilmez ancak rüyalarda bilinçsiz fanteziler boldur. Sevdiği birine karşı saldırgan duygularını inkar eden ancak rüyasında o kişinin ölümünü gören kişiyi düşünün -bu bir korkuyu yansıtabileceği gibi bilinçdışı saldırgan fantezileri de yansıtıyor olabilir.

– İlişki temsilleri (representations of relationship): Rüyalar genellikle diğer insanları içerir ve hastanın diğer önemli kişilerle olan ilişkileri hakkında önemli ipuçları -veya en azından hastanın bu ilişkiler hakkındaki algıları hakkında önemli ipuçları- içerir. Bir rüyada ilişkilerin nasıl temsil edildiğini düşünürken, yer değiştirme potansiyeline/ olasılığına dikkat edin. “Patron” ile ilgili bir rüya genellikle sadece patronla ilgili değildir, daha önceki bir ilişki ve bunun hastada yarattığı duyguyla da ilgili olabilir.

Kendilik algıları (self-perception): Rüyalar sıklıkla hastanın kendisi hakkında nasıl düşündüğü ile ilgilidir. Rüyayı gören kişinin rüyanın herhangi bir yerinde olabileceğini unutmayın -hasta açık rüyada kendisi gibi görünmüyorsa kanmayın. Rüyada, rüyayı görenin yer değiştirme ile temsil edildiği, kendini algılama rüyasına ilginç bir örnek:

Babasıyla zor bir ilişkisi olan otuz beş yaşındaki bir adam, elli yaşındaki bir erkek terapistle psikodinamik psikoterapi görüyor ve ona şu rüyayı anlatıyor: “Rüyamda sizinle birlikte bir ev boyadığımızı gördüm. Ayrıca genç bir asistanınız vardı -bir erkek çocuk- onun da bizimle orada olması son derece doğal görünüyordu.” Hastanın ilk çağrışımları, terapistin çocuğu olup olmadığıyla ilgiliydi; daha sonra, terapistin, bir erkek olarak kendini iyi hissetmesine, babasının asla yapmadığı şekilde nasıl yardım ettiğinden bahsetti. Terapist bu çağrışım üzerinde düşünürken, genç asistanın, hastanın kendisi için bir yer değiştirme olup olmadığını, böylece, hastanın terapiste bir baba olarak sahip olma arzusunu sembolize edip etmediğini merak eder.

Rüya çalışmasının, rüyanın bilinçdışı unsurlarını daha kabul edilebilir bir açık rüyaya dönüştürdüğünü düşünmemiz, açık rüyanın hikayesini de kullanamayacağımız anlamına gelmez. Çoğu zaman, açık rüyanın unsurları yüzeye en yakın olanlardır ve bu nedenle müdahale için en olgun olanlardır. Hastalar açık rüya hikayesi hakkında verimli bir şekilde konuşurlarsa, onu onlarla birlikte keşfedin -hastaların kendilerini anlamalarını derinleştiren her şey tedavi için değerlidir.

Rüya üzerine derinlemesine düşünmek, aynı zamanda, rüyanın malzemesini ve hastanın çağrışımlarını, hasta ve geçmişi hakkında zaten bildiğimiz şeylerin matrisinden geçirmeyi de içerir. Rüyanın anlamı hakkındaki hipotezlere rehberlik etmeleri için, başkalarının rüyalarıyla ilgili kendi deneyimlerimizi de dikkatli bir şekilde kullanabiliriz. Örneğin:

Otuz sekiz yaşında bekar bir kadın, çocuk sahibi olmak istemediğini kararlı bir şekilde dile getirirken, beklenmedik bir şekilde şişmanladığı veya iç organlarında bir sorun olduğu rüyalar görmeye başlar.

Bu kadının, aksi yöndeki tüm itirazlarına rağmen, çocuk sahibi olma konusunda bilinçdışı düşüncelere sahip olduğunu düşünmek zor değildir. Dikkat, buradaki oyunun adıdır -hipotezlerimize rehberlik etmeleri için hastalarımızla olan geçmiş deneyimlerimizi kullanmak her hastanın benzersiz çağrışımlarını dinlemenin yerini tutamaz.

Müdahale

Temel müdahaleler

Rüyaların yorumlanması hakkında psikoeğitim/ öğretim

Rüyalarla ilgili yaptığımız ilk müdahale, genellikle, hastalarımıza rüyalarla nasıl çalışacaklarını öğretmektir. Pek çok insan açık rüyanın rüyanın tamamı olduğunu düşünür ve daha önce terapi deneyimi olmayan birçok hasta rüyalarını kafa karıştırıcı ve rastgele bulur. Hastalar sıklıkla, rüyalarını anlatmadan önce, onların ne anlama geldiğine dair “hiçbir fikirleri olmadığını” ve “konuyla ilgili olmadığını” söylerler.

Terapinin başında hastalarımızla şu tür düşüncelerimizi paylaşırız:

– Rüyalar, farkında olmadan neler olup bittiğini açıklamaya yardımcı olabilir; bu nedenle terapide rüyaları hatırlamaya ve rüyalar hakkında konuşmaya çalışmak çok verimli olabilir.

– Bir rüyayla çalışmak için onun ne anlama geldiğini hastanın veya terapistin bilmesine gerek yoktur; bu nedenle hastanın gördüğü herhangi bir rüya hakkında konuşmak iyidir.

– Rüyayı anlamaya çalışırken, rüya hikayesinin kendisi genellikle rüyanın çeşitli unsurlarıyla bağlantı kurmaktan daha az önemlidir.

Örneğin, bir aydır tedavi gören otuz iki yaşındaki bir kadının terapisinden alınan aşağıdaki alıntıyı ele alalım:

Hasta: Dün gece bir rüya gördüm ama ne anlama geldiğini bilmiyorum. Sanırım bir teknedeydim ya da bir gölde -evet, bir teknedeydim- ve kıyıda bir tür doğal afet meydana geliyordu; onu görebiliyordum ama içinde değildim. Belki bir gelgit dalgası ya da bir depremdi. Sonra tuvaletteydim ve kilitlendim ve tepeye tırmanıp tırmanamayacağımı anlamaya çalışıyordum. Bu sadece garip. Neden bir teknenin tuvaletini hayal edeyim ki?

Terapist: Genellikle sabah uyandığınızda hatırladığınız “hikaye” garip ve alakasız görünür ve rüyanın “ne anlama geldiğini” bilmek zordur. Psikoterapide rüyalarla çalışmanın en iyi yolu, sadece, rüyanın farklı görüntülerini veya parçalarını düşünmek ve onlar hakkında aklınıza geleni söylemektir [serbest çağrışım]. Örneğin, bu rüyada, bir gölde teknede olmak ya da banyoda mahsur kalmak hakkında aklınıza ne geliyor merak ediyorum?

Hasta: Hatırladığım tek tekne amcamın koydaki teknesiydi. O tekneye kuzenlerimle gitmeyi severdim. Çok iyilerdi. Yengem ve amcam annemle babamdan çok daha rahatlardı ve annemle babam gibi kavga etmezlerdi. Geceleri yatakta yatardım ve beni evlat edinmelerini isterdim.

Bu örnekte, açık rüyanın (manifest dream) fantastik öyküsü hastanın kafasını karıştırdı ancak terapist onu rüyadaki unsurlarla ilgili çağrışıma davet ettiğinde, o, malzemeyi derinleştirebildi. Belki de sembolik olarak, ailesinin evliliğini kıyıdaki felaket olarak tasvir etti. Bir süre sonra hasta, yönlendirilmeden rüya unsurlarıyla ilgili çağrışımları dile getirebilecektir.

Çağrışımlar için sorular ve davetler

Deneyimli bir hasta bile rüya hakkında konuşurken, bazen verimli çağrışımlar sağlayabileceğini düşündüğünüz bir unsuru kaçıracaktır. Bu durumda soru sorabilirsiniz! Rüyasında merkezi bir unsurdan bahsetmeyen hasta muhtemelen bunu bir direnç (resistance) nedeniyle yapıyor olacaktır; bu nedenle, çağrışımlar hakkında düşünmek kadar direnç hakkında düşünmek de önemlidir.

Destekleyici müdahaleler

Bilinçdışı materyalleri açığa çıkarmak için rüya öğelerini kullanmanın anksiyeteyi artırabileceğini ve potansiyel olarak dezorganizasyona (disorganizing) yol açabileceğini düşündüğümüzde, rüyalarla ilgili çalışmalarımızda destekleyici müdahaleleri (supporting intervention) seçiyoruz.

Genel olarak, ego işlevi zayıf olan hastaları rüyaları bildirmeye teşvik etmiyoruz çünkü bilinçdışı materyali açığa çıkarmanın kendilerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaktan ziyade anksiyetelerini artırabileceğini düşünüyoruz [49, 50]. Bu hastalar rüyalarını spontan olarak anlattığında, rüyayla çalışırken ortaya çıkabilecek duygulara tahammül edip edemeyeceği konusunda o anda bir yargıya varmamız gerekir. Örneğin, gerçekliği delüzyonlardan (delusion) ayırmaya çalışan, gerçeklik testi bozukluğu olan bir hasta, bir rüyanın sezdirdiği bilinçdışı korkuları ve fantezileri araştırmayı ürkütücü bulabilir. Benzer şekilde, öfkeli dürtülerini kontrol etmeye çalışan bir kişiye, babasının cenazesine katılmakla ilgili bir rüyanın çağrışımları yardım etmeyebilir. Böyle bir hasta bir rüya anlattığında ancak daha sonra onun hakkında konuşmaya isteksiz göründüğünde, genellikle dirençle yüzleştirmeyi değil, destekleyici bir şekilde, hastanın rüyayı baypas ederek bunaltıcı olabilecek bir konudan kaçınmasına saygı duymayı seçeriz. Ayrıca rüyayı dinleyebilir ve hastanın bilinçdışıyla olası bağlantıları üzerinde düşünebiliriz ancak daha sonra, bilinçli endişeleri gidermek için açık rüyanın unsurlarını kullanabiliriz.

Örnek:

Akut psikotik kriz nedeniyle önceki gece o istemeden hastaneye kaldırılan şizofreni hastası genç bir adam, terapistiyle ilk kez buluşuyor:

– Terapist: Umarım oldukça rahat bir gece geçirmişsinizdir. Bazen ilk gece hastanede uyumak kolay değildir. [besleme/ anaçlık (nurturing) , yatıştırma (soothing)]

– Hasta: Şaka mı yapıyorsunuz? Bir insan bütün gece kafasında o filmleri oynatırken nasıl uyuyabilir?

– Terapist: Bu çok üzücü ve korkutucu olurdu. Rüya olma ihtimali var mı? [empati kurma (empathizing), duyguları adlandırma (empathizing, naming emotion), birlikte gerçeklik testi (jointly reality testing)]

Hasta: Benimle dalga geçiyorlar.

– Terapist: Bana bundan bahsetmeyi deneyin! Gün ışığında bir şeyler hakkında konuşmak genellikle onları daha az korkutucu yapar. [teşvik etme (encouraging), güven verme (reassuring)]

– Hasta: Bir zindanda kilitliydim, yiyecek ve su yok. Gardiyanlar bana işkence etmeye geldi. Ama bir silah buldum. İyi olacağımı düşündüm. Ama tetiği çektiğimde, sadece tıkladı ve hiçbir şey olmadı (titreme).

– Terapist: Kulağa korkunç geliyor. Bilirsiniz, birçok insan için hastaneye kaldırılmak hapse atılmak gibi hissettirebilir -anlaşılır bir şekilde. Kapıda kilitler var, eşyalarınız alınıyor. . . [empati kurma (empathizing), onaylama (validation), yorumlama (interpreting up)]

– Hasta: Ben böyle hissediyorum; buradan çıkmak için sabırsızlanıyorum. En azından anladın.

Hasta kendisini korkutan ve zulmedici sanrının bir parçası haline gelen bir rüya hakkında hâlâ derin düşüncelere daldığından, terapist onunla, bir ittifak kurmak ve gerçeklik testine yardımcı olmak için çalışmaya karar verir. Terapist, rüyada önerilen genel duygulanımlar ve temalar üzerinde düşünerek (reflecting), rüya anlayışını, en belirgin rüya içeriğini, hastanın zorla hastaneye yatırılma korkuları ve endişeleriyle ilişkilendiren alternatif bir açıklama sunmak için kullanabilir. Terapist, rüyayı daha fazla keşfetmeden hastayı angaje edebilir (engage), anksiyetesini azaltabilir ve deneyimini organize edebilir.

Açığa çıkaran müdahaleler

Hastanın bilinçdışı hakkında daha fazla bilgi edinmek için rüyayı kullanabileceğimizi düşündüğümüzde açığa çıkaran müdahaleleri seçiyoruz.

Direnç yüzleştirmeleri

Hastanın, anlattığı bir rüyanın üzerinde durmaması yaygın bir dirençtir. Hasta bir rüyayı anlattığında ve ona geri dönmediğinde, basitçe “Bana anlattığınız rüya hakkında konuşmaya geri dönmediğinizi fark ettim!” diyerek, onu kolayca dirençle yüzleştirebilirsiniz. Bu, hastayı rüya hakkında konuşmaya sevk edebilir ama direnci de unutmayın -şüphesiz bunun bir nedeni vardır.

Yüzleştirme / netleştirme / yorumlama

Tüm yorumlar gibi rüya yorumu da bir süreçtir (process); bilinç tarafından kabul edilebilir olması ve hastanın anlayışını ve duygulanımını derinleştirmesine yardımcı olmak için, iyi bir “düzenleme”ye ihtiyaç duyar.

Rüya yorum süreci, tedavi aşamalarına göre değişir. Hastalarla terapötik ittifakı geliştirdikçe ve onlarla birçok ortak deneyim biriktirdikçe, psikoterapist için kestirme yollar mümkün hale gelir. Örneğin, çok fazla yüzleştirme ve netleştirmeye gerek kalmadan, yani doğrudan, bir yoruma atlayabiliriz. Bununla birlikte, tekniğimizi geliştirmek için, yüzleştirme ve netleştirme pratiklerine ihtiyacımız var. Ayrıca, yorumun gerektirdiği bilgiye ulaşmak için yüzleştirme ve netleştirmeye ihtiyacımız var. Genelde bir rüyayı, yüzleştirme ve netleştirmelerle bilinçdışı çağrışımlarını aydınlatana dek, yorumlamak için yeterince anlayamıyoruz.

Her zaman olduğu gibi, yüzleştirme hastanın kendi zihinsel fenomenleriyle (mental phenomen) ilgilenmesini amaçlar. Rüya yorumunda yüzleştirmeler genellikle şöyle dile getirilir:

Rüyada kelebeğin olmasından nasıl bir anlam çıkarıyorsunuz?

Bu ifadede, kelebeğin neden orada olduğunu bilmiyoruz; sadece hastanın belirli bir öğeyi -kelebeği- rüyasında gördüğü gerçeğiyle ilgileniyoruz.

Netleştirme, rüyanın bir öğesinin daha önce meydana geldiğine ve diğer bilinçdışı materyallerle olası bir ilişkiye işaret eder. İşte bir örnek:

– Seyahate çıkmaya yakın, sık sık, dedenizle ilgili bir rüya görüyorsunuz!

Son olarak, yorum, rüyanın bilinçdışı temellerine ilişkin açıklamalar sunar.

İşte yüzleştirme, netleştirme ve yorumlama içeren bir rüya örneği:

– Hasta: Tek yapmak istediğim Fatih’le nişanlanmaktı ama o bana yüzüğü verdiğinden beri kendimi çok garip hissediyorum. Nedenini gerçekten bilmiyorum! Onu seviyorum ve başka kimseyle ilgilenmiyorum ama sadece boş hissediyorum -tereddüt mü ediyorum acaba? Annem düğün hazırlıkları için aradı ve ben sadece uyumak istedim. Bu konuda çok iyi davranıyor -sanki düğünle benden daha çok ilgileniyormuş gibi. Ah! Dün gece tuhaf bir rüya gördüm -alakasız gibi geliyor bana. Doğum günümde bir yavru kedi aldım ve onu okşuyordum ve aniden kocaman oldu. Vahşi gibi ama aynı zamanda bir ev kedisi gibi -çok tuhaftı. Sanırım başka bölümler de vardı ama onları hatırlayamıyorum. Tekrar ilaç kullanmam gerekip gerekmediğini merak ediyorum -depresyona mı giriyorum? Arkadaşım düğününden önce ilaç kullandı -hatta düğünde bile.

Terapist: Rüya hakkında konuşmaktan uzaklaştınız. Rüyayla ilgili aklınıza başka bir şey geliyor mu? [direnç yüzleştirmesi (confrontation of resistance)]

Hasta: Pek değil. Sadece garip bir rüya gibi görünüyor. Benim kedim bile yok. Yine de rüyamda kedimi sevdim. Ben çok küçükken bir kedi almıştık -o benim kedimdi. Çok tatlı bir kediydi. Yatağımda uyurdu ama oturma odası mobilyalarını çizdi ve ondan kurtulmak zorunda kaldık.

Terapist: Bu kararı kim verdi? [soru (question)]

Hasta: Annem. Çok ağladım. Yaklaşık yedi yaşında olmalıydım. Başka bir evcil hayvanımız olmadı. Acaba Fatih bir kedi almaktan hoşlanır mıydı?

Terapist: Rüyadaki ruh haliniz neydi? [soru (question)]

– Hasta: Hımmm! Sanırım kafam karıştı -anlatamadım. Tatlı bir kedi olduğunu sonra da korkutucu olduğunu düşündüm. Sanki bana dönük gibiydi. Her neyse, düğün hazırlıklarına başlamam gerekiyor. Annem benden daha heyecanlı gibi -sürekli arıyor. O haklı. Bunu yapmak zorundayım. Arkadaşlarının düğünlerini yaptıkları yerler hakkında her şeyi biliyor -çocuklarının düğünlerini kastediyorum. Ama sanırım ben düğünümü oralarda değil başka bir yerde yapmak istiyorum.

– Terapist: Bu rüya hakkında konuşurken annenizden birkaç kez bahsettiniz. Bunun hakkında herhangi bir düşünceniz var mı? [netleştirme (clarification)]

– Hasta: İyi niyetli olduğunu biliyorum ve sonuçta bunun bedelini ödüyor. Ama o beni deli ediyor. Yani bu benim düğünüm, değil mi? Ama bunu söylerken kendimi kötü hissediyorum. Evlendiklerinde hiç paraları yoktu ve onun hiçbir şeyi yoktu ve son zamanlarda kavga ediyorlardı.

– Terapist: Belki de rüyadaki kedi bir nevi annen gibidir: Tatlı ama sana saldırmasından korkuyorsun. Belki de nişanlandıktan sonra hissettiğin korku bununla ilgilidir: Düğünü planlamaya başlarsan, annenin korkunç bir tavrıyla karşılaşacağından endişe ediyorsun. [yorum (interpretation)]

– Hasta: Sadece sahip olduğum her şeyi her zaman istiyor. Benim sahip olduğum tüm avantajlara sahip olmadığını biliyorum ama kıyafetlerimi ve mücevherlerimi taklit ediyor ve sanırım bu düğünü benimle birlikte, kendi istediği gibi organize etmeye çalışacak diye korkuyorum. Belki de sadece kaçmalıyız.

Bu sekansta hasta rüyasını anlatıyor ve sonra içeriğin zor olması nedeniyle ondan uzaklaşıyor. Terapist olan biteni henüz bilmiyor ve sadece anlatılanı dinliyor.

Direnç, terapist bu zorluk hakkında düşünmeye başladığındaki ilk ipucudur.

Terapistin çağrışım daveti, çelişkili duyguları içeren ve anneyle bağlantılı olan erken bir anıyı çağrıştırır. Terapist bunun üzerine düşünür ve bir düğüm noktası duymaya başlar: anne. Terapist daha sonra düğüm noktası hakkında bir açıklama yapar; hasta malzemeyi ve duygulanımı, terapistin rüyayı yorumlayabileceği noktaya kadar derinleştirir.

Terapist, rüyadaki kedinin hastanın annesini sembolize ettiğini varsayar -görünüşte tatlı ama vahşi ve korkutucu bir şeye dönüşebilir. Vahşi ve korkutucu kısım, hastanın hissettiği ancak tam olarak bilincine varamadığı, annesinin hasedini temsil eder. Annesinin hasediyle ilgili duygularına karşı savunması, bir semptomla sonuçlanmıştır: düğüne ilgisizlik ve “tuhaflık” duygusu.

Rüyadaki sembol “işe yaradı” çünkü anne ile çok ilişkiliydi. Sembol şuydu: “evdeki” anne gibi evcil hayvan!

Yorum başarılıydı çünkü bilinçdışına ve daha fazla duyguya dair derin bir anlayış üretti. Rüya terapi sürecini ilerletti.

Bu yorumlayıcı çalışmadan sonra, hastanın düğünle ilgili “tuhaflık” hissinin ve kayıtsızlığının hafifleyeceğini tahmin edebiliriz. Bununla birlikte, anlayışın pekiştirilmesi için çalışmada tekrar edilmesi gerekebilir.

Kaynaklar (6)

Okuduğunuz metin Psikodinamik Psikoterapi: Klinik El Kitabı‘nın yirmi dördüncü bölümünün, yer yer düzenlenmiş, bir çevirisidir.

45Freud, S. (1900) The Interpretation of Dreams, The Standard Edition of the Complete Psychological
Works of Sigmund Freud, (1900): The Interpretation of Dreams (First Part), Vol. 4,
Hogarth Press, London, pp. ix–627.

46Freud, S. (1905) Jokes and their relation to the unconscious, The Standard Edition of the
Complete PsychologicalWorks of Sigmund Freud, vol. VIII, Hogarth Press, London, pp. 1–247,
160.

47Freud, S. (1916) Introductory lectures on psycho-analysis, The Standard Edition of the
Complete Psychological Works of Sigmund Freud, (1915-1916): Introductory Lectures on
Psycho-analysis (Parts I and II), Vol. 15, Hogarth Press, London, p. 120.

48Stickgold, R., Hobson, J.A., Fosse, R. et al. (2001) Sleep, learning, and dreams: off-line
memory reprocessing. Science, 294 (5544), 1052–1057.

49Werman, D. (1978) The use of dreams in psychotherapy. Journal of the Canadian Psychiatric
Association, 23, 153–158.

50Werman, D. (1984) The place of the dream in supportive psychotherapy, The Practice of
Supportive Psychotherapy, Brunner/Mazel, New York, pp. 151–155.

E-Posta Aboneliği

İçeriği beğendiniz mi? Benzer içeriklerden ilk siz haberdar olun.

  Gereksiz e-posta gönderilmez.

Photo of author

Yusuf BAYALAN

Psikolojik Danışman. İstanbul'da kendi ofisinde (yüz yüze ve online), yetişkinlerle, bireysel sorunlar ve ilişki sorunları üzerine çalışıyor. Psikodinamik psikoterapi uyguluyor.

Yorum yapın