Genel

Psikotik kişilik örgütlenmesi nedir?

Psikotik kişilik örgütlenmesi, Psikodinamik Tanı Kılavuzundaki üç kişilik örgütlenmesinden biridir. Diğer kişilik örgütlenmeleri ise, nevrotik kişilik örgütlenmesi ve borderline kişilik örgütlenmesidir. Bu yazıyı okumadan önce Kişilik Örgütlenme Düzeyleri Nelerdir? yazısı size rehberlik edebilir.

Psikotik (psychotic), “psikozla ilgili” demektir. Sıklıkla, semptomları psikoza özgü olan veya psikoza benzeyen rahatsızlıklarda niteleyici bir sıfat olarak kullanılır. Burada ölçüt, kişinin gerçeklikle olan bağıdır. Gerçeklikle bağ büyük ölçüde kopmuşsa, kişi kendi algılarını ve düşüncelerini yanlış değerlendirir ve tersine kanıtlara rağmen dış gerçeklik konusunda yanlış sonuçlara varır. Psikotik sıfatı, gerçekliğe ilişkin ufak tefek çarpıtmalara uygulanmaz. Örneğin, elde ettiği başarıları olduğundan küçük gören depresyonlu bir insan psikotik olarak tanımlanmaz ama uzaktaki bir depremin sorumlusu (depreme neden) olduğuna inanan kişi böyle değerlendirilecektir. Psikotik aynı zamanda, “bu tür rahatsızlıkları olan kişi” anlamında da kullanılır.1

Bu girizgahtan sonra şunu diyebilirim ki, psikotik kişilik örgütlenmesi diyebileceğimiz gibi psikotik (kişiyi/ hastayı kastederek) de diyebiliriz.

Yazıda, Nancy McWilliams’ın Psikanalitik Tanı kitabını referans alacağım. McWilliams, kişilik örgütlenmelerini (karakter yapılarını) altı açıdan ele alır:

  1. Kişinin kullandığı savunma mekanizmaları
  2. Kişinin kimlik bütünleşme düzeyi
  3. Kişinin gerçeklik sınamasının yeterliliği
  4. Kişinin kendi patolojisini gözlemleme (içgözlem) kapasitesi
  5. Kişinin birincil çatışmasının niteliği
  6. Terapistin-danışan ilişkisinde aktarım ve karşı-aktarım deneyimleri

Psikotik biri hangi savunma mekanizmalarını kullanır?

savunma mekanizmaları (defense mecanisms): Kişiyi kaygıdan, suçluluk duygularından, bilinçsiz içruhsal çatışmalardan, bastırılan kabul edilemez bilinçdışı dürtülerinden ve egonun karşı karşıya gelebileceği diğer tehditlerden koruyan ve genellikle bilinçsiz olan otomatik savunma tepkileri. Savunma mekanizmaları, kişi açısından sağlıklı bir uyum sağlama tepkisi olabileceği gibi, aşırıya vardırılması halinde patolojik de olabilir.4

Kişilikleri psikotik düzeyde örgütlenmiş kişilerin dünyalarını anlamak için, öncelikle, kullanma eğilimi gösterdikleri savunma mekanizmalarına bakmamız gerekir.3

Söz konusu savunma mekanizmalarını başka yazılarda ele almayı planlıyorum; bu yüzden burada onların sadece isimlerini listelemek istiyorum:

  • Geri çekilme
  • İnkar
  • Tümgüçlü kontrol
  • İlkel idealizasyon ve değersizleştirme
  • Yansıtma ve içe-atma
  • Bölünme
  • Aşırı dissosiyasyon
  • Eyleme-koyma
  • Bedenselleştirme

Söz konusu savunma mekanizmaları, dil-öncesi ve rasyonel-düşünce-öncesi niteliktedir.3 Bunun anlamı şudur: Psikotik kişiler, henüz dil kapasitesi gelişmemiş, konuşamayan bir çocuğun ruhsallığıyla yaşarlar; bir çocuk gibi düşünür, hisseder, duyumsar ve davranırlar.

Bu savunma mekanizmaları sayesinde psikotik, kendini tanımsız dehşet diye tanımlanan bir deneyimden korumuş olur. Söz konusu dehşet, kişi için o kadar katlanılmazdır ki, psikotik -tabiri caiz ise- bu savunma mekanizmalarına razı olur.3

Psikoz ile mücadele eden kişiler, içsel dünyalarının en derininde, kendilerine dair hayallerinden canlandırdıkları insan-üstü düzeyde bir tahripkarlık potansiyelleri olduğu varsayımının insanı yerinden kımıldayamaz hale getiren dehşeti ile doludurlar.3

Bir psikotiğin kimlik bütünleşmesi nasıldır?

kimlik (identity): Benliğimiz konusunda, dün, geçen yıl, ondan önceki yıl vb. kimsek, yine o olduğumuz yolundaki öznel bir bütünlük, tutarlılık ve süreklilik duygusu: “ben kimim?” sorusuna verdiğimiz başka herkesten ayrı, eşsiz bir insan olduğumuz yolundaki cevabımız. Bu duygu bedensel duyumlarımızla, beden imajımızla, anılarımızla, amaçlarımızla, değer yargılarımızla ve yaşadıklarımızla olduğu kadar ait olduğumuz cinsiyet, etnik, yaş, statü vb. gibi toplumsal konumumuzla ve başkalarının bize ne gözle baktığına ilişkin inançlarımızla da şekillenir.5

Kişilikleri psikotik düzeyde örgütlenmiş kişiler, kimlikleri [kim oldukları] konusunda ağır sıkıntılar yaşarlar.3

Nevrotik ve borderline kişiler (yani herkes) de kimlikleriyle, varoluşlarıyla ilgili zorluklar yaşayabilir, kim olduklarını sorgulayabilir, varoluşlarından tatmin olamayabilirler; ancak psikotik kişiler, var olduklarından bile emin olamayabilirler.3

Kim oldukları konusunda derin bir kafa karışıklığı yaşayan psikotikler, kendilikle ilgili temel meseleler olan beden, yaş, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi meselelerle boğuşurlar.3 Sanırım buradaki önemli nokta da burasıdır: Boğuşmak. Yoksa bu meseleler, herkesi meşgul edebilecek meselelerdir.

Ben kimim, nasıl biriyim? gibi soruları, zaman zaman herkes sorabilir. Psikotiğin samimi bir şekilde sorduğu zor soru şudur: Var olduğumu nasıl bilirim?3

Psikotik kişiler, kendileri ve başkaları için bir kimlik/ kendilik sürekliliği taşımakta zorlanırlar. Kendilerini ve başkalarını, dün, bugün ve gelecekte aynı kişi olarak deneyimlemekte zorlanırlar. Kötücül dönüşümlere maruz kalacakları korkusu içinde yaşarlar.3

Kendilerini veya başkalarını betimlemeleri/ anlatmaları istendiğinde bulanık, yüzeysel, somut veya çarpıtmalarla dolu şeyler söylerler.3

Psikotik, gerçekliği nasıl değerlendirir?

gerçeklik (reality): Kişinin dış dünyada gerçek olduğuna inandığı her şey. Bu tanıma göre, tanrı, ruhlar, cinler, hayaletler, büyü, halüsinasyonlar vb. gerçekliğin bir parçasıdır (öznel gerçeklik) / Yanılsamada, hayalde değil, fiilen, olgusal olarak var olan (nesnel gerçeklik) / Psikanalizde, düşüncelerden, duygulardan, fantezilerden vb. oluşan iç dünyanın tersine çevre veya dış dünya.6

Psikotiğin gerçeklikle ilişkisi başkaları gibi değildir. Çoğu durumda, psikotiğin gerçeklikle bağlantısının olmadığı inceden inceye hissedilir.3

Birçok kişide büyüsel inanç kalıntıları -olumlu bir şey söylemenin bir durumu bozacağı gibi- bulunabilir ancak diğer (nevrotik ve borderline) kişilik örgütlenmelerinde ego-uyumsuz (ego dystonik) olan bu tip durumlar psikotik bireylerde ego-uyumlu (ego syntonic) olur.3

Psikotikler, içinde yaşadıkları kültürde gerçeklik olarak genel kabul gören görüşler karşısında çoğu kez kafaları karışmış ve bu varsayımlara yabancılaşmış haldedirler. Çevreleriyle olağanüstü bir hassasiyetle ilgili olabilirler; ne var ki, olan biteni yorumlama konusunda zorluk yaşarlar. Olan bitene kendine gönderme yapan anlamlar yükleyebilirler.3 Bu, paranoya denilen durumu yaratır.

Bir psikotik kendini ne düzeyde gözlemleyebilir?

içgözlem (introspection): Kişinin kendi içine bakması, kendi duygularını, düşüncelerini, bilişsel süreçlerini, algılarını, anılarını, güdülerini vb. incelemesi; öz-gözlem.7

Psikotik biri, yaşadığı psikolojik sorunlara belli bir mesafeden bakmakta zorlanır. O -teknik bir dille söylenirse- düşünümsel işleyiş (reflective functioning) becerisinden yoksundur. Bu yoksunluk, soyutlama güçlüğü ile bağlantılı olabilir.3

Psikotikler, kaygılarını azaltma gayretiyle, kendileri hakkında duyduklarını, aynen, papağanımsı şekilde tekrarlama eğilimi göstereceklerdir. Söz gelimi, “Eldeki bir kuş ağaçtaki iki kuşa bedeldir.” sözünün anlamını birilerinden öğrenip otomatik bir şekilde söyleyebilir ama sözün anlamının, kendisi için bir karşılığı olmayabilir.3

Bazılarına göre psikotikler, varoluşsal dehşet yaşantısından kurtulmak için savaşırken o kadar çok enerji harcıyorlar ki, geriye, gerçeklikle başa çıkmak için kullanabilecekleri enerjileri kalmıyor. Bazılarına göre de, psikotik kişilerin ruhsal aygıtında, id, ego ve süperego ayrımlaşması; gözlemleyen ve deneyimleyen ego ayrımlaşması gerçekleş(e)memiştir.3

Bazı araştırmacılar, psikozda, içsel deneyim ve dışsal deneyim arasında sınır karışıklığı yaşandığından ve psikotik kişinin görüşmeciyle aynı varsayılı dünyaya girmesini öznel açıdan çok tehlikeli hale getiren nitelikle bağlanma eksikliklerinden bahsetmişlerdir.3

Bazı araştırmacılar, şizofreninin etiyolojisine [etiyoloji: neden bilimi] ilişkin bir travma etiyolojisi ileri sürmüşlerdir. Buna göre, şizofreni -ve psikoz üzerinde- kişinin yaşadığı travmaların da etkisi olabilir.3

Psikotik düzey psikolojiye sahip kişilerin ruhsal dünyalarında, yüzeye çok yakın halde, aşırı düzeylerde korku ve şaşkınlık duyguları bulunur.3

Psikotiklerin birincil çatışmaları nelerdir?

çatışma (conflict): En genel anlamıyla, birbiriyle uyuşmaz olan iki güç (düşünce, duygu, dürtü vs.) arasındaki karşıtlık. Çatışma örneğin dürtüler (libidinal dürtülerle saldırganlık dürtüleri) arasında, yapılar (ego ile id) arasında, iki nevrotik eğilim arasında, ya da sağlıklı eğilimlerle hastalıklı eğilimler arasında vb. olabilir. Çatışmanın tanımı da, türü de ilgili ekolün teorik çerçevesine bağlı olarak değişir.8

Psikoza girme potansiyeli taşıyan kişilerin birincil çatışma niteliği tam olarak varoluşsaldır: yaşam veya ölüm, varoluş veya yokoluş, güvenlik veya korku.3

“Olmak ya da olmamak” psikotik kişilerin yaşantılarının yineleyen temasıdır. Onların rüyaları, en çarpıcı halleriyle, ölüm ve yıkım imgelerinden oluşur. Psikotik kişiler, ontolojik güvensizlik yaşayan kişiler olarak betimlenmiştir.3

Şizofrenik kişilerin aileleri üzerine yapılan bazı araştırmalar benzer bir iletişim örüntüsü ortaya koymuştur: Psikotik çocuk ayrı bir kişi değil başka bir kişinin [anne veya bakım veren bir başkası gibi] uzantısı olduğu anlamını taşıyan, inceden inceye verilmiş mesajlar alır.3

Bugüne kadar hiç kimse, psikotik kişinin ayrı bir varoluş hakkı olduğuna ruhsal dünyasının en derinlerinde inanmadığı veya varolma duygusuna hiç aşina olmayabileceği gözlemlerine karşı bir kanıt ortaya koymamıştır.3

Psikotiklerde aktarım ve karşı-aktarım nasıldır?

aktarım (transferance): Genel anlamıyla, başlangıçta kişinin yaşamındaki önemli figürlere (ebeveynle, kardeşlere vb.) yönelik olan bilinçsiz duyguların, yine bilinçsiz süreçlerle başkalarına aktarılması.9

karşı-aktarım (countertransference): Psikanalizde, terapistin kendi bilinçsiz ihtiyaçlarını ve çatışmalarını hastasına aktarması, yansıtması. Bunun, hastanın davranışlarına yönelik bilinçli bir tepki olmadığına, hastayla doğrudan ilişkisi bulunmayan etkenlerden, onun kendi kişiliğinden, geçmişinden, bilinçdışından kaynaklanan bilinçsiz bir tepki olduğuna dikkat edin. Genellikle analitik süreci bozduğuna inanılan bu tepkinin, şimdilerde olumlu olması halinde hastayı anlaması açısından olumlu yanları bulunabileceğine inanılmaktadır.10

Psikotikler, alışılmadık hatta korkutucu yönlerine karşın, psikoterapistte olumlu bir karşı-aktarım oluşturabilirler. Terapistin burada yaşadığı duygular, nevrotiklerle ilişkisinde yaşadığı karşı-aktarım tepkilerinden farklı olabilir: Terapist, psikotik kişilere karşı, nevrotik kişilere olduğundan daha yüksek derecede tümgüçlülük, ebeveyn koruyuculuğu ve derin bir insani empati hissedebilir.3

Psikotikler, diğerlerinden -nevrotik ve borderline kişiler- çok daha güçlü bir saygınlık ve ümit ihtiyacı ile yaşarlar. Söz konusu ihtiyaçları için onlara el uzatanlara karşı -psikoterapistler gibi- da son derece hürmet ve şükran duyabilirler. Bu duyguları da doğal olarak psikoterapistin içine dokunur, onu etkiler.3

Psikotik kişiliklerin terapistlerinden en önemli beklentileri samimiyettir. Dürüst hatalar oldukları sürece, terapistlerin hatalarını affetmeye bile hazır olabilirler.

Kişilerin, terapistin yardım çabalarına olumlu şekilde cevap vermesi, terapistin de, kendiyle ilgili iyi bir insan, güçlü bir terapist olduğunu düşünmesine yol açabilir. Psikotik danışanlar zamanla, terapiste karşı bir bağımlılık geliştirebilirler. Söz konusu bağımlılık, terapist üzerinde güçlü bir psikolojik sorumluluk duygusu yaratabilir.3

Psikotik kişilere yönelik karşı-aktarım büyük ölçüde, bir buçuk yaşının altında bebeklere hissedilen normal annelik duygularına benzetilebilir: Bağlanma yaşantıları [bebeğin annesine iyi hissettirmesi gibi] insanı ne kadar etkilerse ihtiyaçları da o kadar korkutur. Psikotik kişi, bir bebeğin annesinden beklediği gibi, terapistin, tüm kaynaklarını kendisi için kullanmasını bekleyebilir.3

Tüm zorluklarına rağmen, yaşadıkları psikolojik zorlukların niteliği üzerine gerçekçi bir yaklaşım benimsenirse, psikotik danışanlarla çalışmak verimli olabilir.3

Psikotik kişilik örgütlenmesi ile ilgili soru ve düşüncelerinizi yorum kısmından benimle paylaşabilirsiniz.

Kaynaklar (10)

1Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Psikotik. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 33).

2Lingiardi, V., & McWilliams, N. (Eds.). (2020). Psikodinamik tanı kılavuzu (M. Benveniste, & M. Arık, Çev.). Psikoterapi Enstitüsü

3McWilliams, N. (2020). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (E. Kalem, Çev.). İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

4Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Savunma mekanizmaları. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 653).

5Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Kimlik. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 447).

6Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Gerçeklik. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 323).

7Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). İçgözlem. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 375).

8Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Çatışma. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 177).

9Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Aktarım. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 33).

10Bilim ve Sanat Yayınları, (2005). Karşı aktarım. İçinde Psikoloji sözlüğü. (3. baskı, s. 425).

E-Posta Aboneliği

İçeriği beğendiniz mi? Benzer içeriklerden ilk siz haberdar olun.

  Gereksiz e-posta gönderilmez.

Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman. Bilişsel-Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Dinamik Psikoterapi eğitimi aldı. Kendi ofisinde (yüz yüze ve online), yetişkinlerle, bireysel sorunlar ve ilişki sorunları üzerine çalışıyor.

Yorum yapın