Genel

Psikolog: Kimdir ve Ne Yapar?

Psikolog, internet üzerinden psikolojik destek uzmanı arayışında olanların en çok kullandığı kelimelerden biridir. Ben de bu yazıda, bir psikolojik destek uzmanı olan psikolog hakkında bazı bilgileri sizinle paylaşmaya çalışacağım.

Psikolojik yardım hizmeti sunanlar (psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman, evlilik terapisti vb.) arasındaki rekabet, gün geçtikçe artmaktadır. Söz konusu rekabeti yaratan durum, adı geçen uzmanların, sundukları hizmeti, hizmetin taliplerine ulaştırma ihtiyacıdır. Bu anlamda en önemli mecralardan biri ise internettir. Bu durumda, internet kullanıcıları tarafından öncelikle ulaşılabilir olmak çok büyük önem arz etmektedir. Sözü çok uzatmayayım: Bu içeriği hazırlamamın temel amaçlardan biri, psikolog kelimesiyle arama yapan internet kullanıcılarının bu bloga ulaşmalarını sağlamaktır.

Psikoloji ve psikolog hakkında bazı noktalara dikkatinizi çekerek başlamama müsaade edin lütfen. Halen, psikolojik destek arayan pek çok kişi tarafından bu kavramlar karıştırılıp birbirlerinin yerine kullanılabiliyor. Bu yüzden bazı noktaları hatırlatmanın, işimize yarayacağını düşünüyorum.

Bakırköy’deki ofisimizin adresi için ŞURAYA tıklayınız.

Psikoloji Nedir?

Psikoloji bir sosyal bilim. Literatürde, bir bilim olarak varlığının kabulü, 1879 yılında ilk psikoloji laboratuvarının kurulmasına dayandırılıyor. Dolayısıyla henüz genç sayılan bilim dallarından biri.

Psikoloji çok farklı şekillerde tanımlanabilir. Bu yazıyı yazarken, üniversite hocamın ilk derslerde yaptığı tanım düştü zihnime:

Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını ve mental (zihinsel) süreçlerini inceleyen bir bilim dalıdır.

Görüldüğü üzere psikoloji, insan ve hayvanları inceler, anlamaya çalışır. Bunu yaparken de, test, gözlem, deney gibi bilimsel yöntemleri kullanır. Son tahlilde de, elde edilen veriler, psikolojik rahatsızlıkların tedavisinden, pazarlamaya, işe alım süreçlerinden, çocuk yetiştirmeye kadar pek çok alanda kullanılır.

Beylikdüzü’ndeki ofisimizin adresi için ŞURAYA tıklayınız.

Psikolojide zaman içerisinde çok farklı alt alanlar oluşmaya başladı. Bu yazının hedefi bunlar üzerinde ayrıntılı durmak olmadığı için, bazı alanları maddelemekle yetineceğim:

  • Klinik psikoloji
  • Adli Psikoloji
  • Sosyal psikoloji
  • Deneysel psikoloji
  • Uygulamalı psikoloji
  • Spor psikolojisi
  • Endüstri psikolojisi
  • Aile psikolojisi
  • Gelişim psikolojisi
  • Uygulamalı psikoloji
  • Danışmanlık psikolojisi
  • Din psikolojisi
  • Nöropsikoloji vb.

Yukarıda saydığım alanlardan her biri kendince belirlediği bir alanda çalışmalarını yürütür ve bilgi üretmeye çalışır.

Psikolog Kimdir?

Psikolog çok genel olarak “psikoloji bilimi alanında eğitim almış kişi” olarak düşünülebilir. Türk Dil Kurumu’nun verdiği anlam ise “ruh bilimci”. Ben burada, psikolog ünvanının kullanımı konusuyla ilgili biraz daha ayrıntıya girmeyi düşünüyorum.

Psikolog Türkiye’de, üniversitelerin psikoloji bölümlerini bitirenlere verilen bir ünvandır. Teknik olarak, psikoloji bölümü mezunu olmayanlara bu ünvan veril(e)mez. Psikoloji bölümü mezunları, yüksek lisans eğitimlerine göre “uzman psikolog”, “klinik psikolog” gibi ünvanlar alabilirler.

Durumun böyle olması, psikolojik destek hizmetini sadece psikologların verebildiği anlamına gelmez. Psikiyatrist, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı ve sosyolog gibi uzmanlar da, belirli eğitimleri almaları halinde psikolojik destek verebiliyorlar. Anlaşılacağı üzere, Türkiye’de psikolojik hizmetler ve psikolog meselesi henüz bir netliğe kavuşmuş değil. Çünkü konuyla ilgili, doyurucu ve kuşatıcı bir yasal zemin yok.

Psikoloji alanından olmayan pek çok insan, psikolojik destek hizmeti veren herkesi “psikolog” olarak algılıyor. Oysa her psikoloji bölümü mezunu, psikoterapi hizmeti verebilecek donanımda olmayabilir, hatta çoğu böyle bir donanıma sahip değildir. Çünkü üniversitelerde lisans düzeyinde, genel olarak yeterli bir eğitim verilmemektedir. Klinik psikolojide yüksek lisans eğitimi almasına rağmen, psikolojik danışmanlık (veya psikoterapi) konusunda, eğitim eksikliği dolayısıyla kendine güvenmeyen arkadaşlarım var. Bütün bunlardan hareketle bu satırların okuyucularına şunları öneriyorum:

  • Psikolojik destek hizmeti için bir uzman ararken, direkt “psikolog” olarak arama yapmayın. İhtiyacınıza göre arama yapın. Mesela, çocuğunuz için destek arıyorsanız “çocuk psikoloğu” veya “pedagog”, evlilik sorunlarınız için “evlilik terapisti” veya “evlilik danışmanı“, cinsel sorunlarınız için “cinsel terapist” gibi aramalar yapın.
  • Destek alacağınız uzmanla, telefonla bile olsa bir ön görüşme yapın. Uzmanın eğitim geçmişini ve sizin sorununuzla ilgili mesleki deneyimini sorun. Size sunacağı destekle ilgili ayrıntılı bilgi alın.
  • Psikolojik destek sürecinde yaşadığınız her türlü sorunu uzmanınızla görüşün, değerlendirin.

Psikolog Ararken Nelere Dikkat Edilmeli?

Psikolog ararken bence yapmanız gereken ilk şey, psikolog ile neyi kast ettiğinizi netleştirmek olmalı. Çünkü psikolog ile  pek çok kişi pek çok farklı şeyi kast ediyor olabilir. Şöyle ki; sizin ihtiyaç hissettiğiniz uzman aslında evlilik terapisti, cinsel terapist, çocuk terapisti vb. olabilir. Siz bütün bu uzmanlıkları topluca psikolog olarak algılayabilirsiniz ki bu çok normal bir durumdur. Oysa her psikolog cinsel terapist değil, her psikolog evlilik terapisti değildir mesela. Ya da sadece psikolog değil psikiyatrist, psikolojik danışman gibi başka uzmanlar da evlilik terapisi yapabilir. Durumu daha da karışık hale getirmeden toparlayayım: öncelikle nasıl bir yardıma ihtiyacınız olduğuna karar verin. Bunun için internet üzerinden uzun bir araştırma yapmanız gerekebilir.

Aradığınız uzmanlık alanını belirledikten sonra, sizin için alternatif oluşturan uzmanlarla, telefonda bile olsa bir ön görüşme yapmanızı öneririm. Hem uzmanla kuracağınız bağ açısından hem de size yardımcı olup olamayacağını netleştirmeniz açısından ön görüşme işinize yarayacaktır. Ön görüşmede, uzmanın eğitim bilgilerini öğrenmeniz de tavsiye ederim.

Seans ücretlerini önceden öğrenin, şayet seans ücretleri maddi açıdan sorun olmayacaksa sizin için. Çünkü 100 TL ile 500 TL arasında değişen bir seans ücreti skalası söz konusu, özellikle İstanbul’da.

Yardım alacağınız uzmanın bulunduğu adresi dikkate alın. Psikolojik destek zaman gerektirebilen bir süreçtir. Her hafta (belik haftada birden fazla) düzenli olarak gideceğiniz bir mekan için yol mesafesi zamanla daha da önemli hale gelecektir. Bu yüzden internet üzerinden yapacağınız araştırmalarda buna uygun davranabilirsiniz. Mesela Bakırköy’de oturuyorsanız   “bakırköy psikolog”, Beylikdüzü’nde oturuyorsanız “beylikdüzü psikolog” ifadesiyle arama yapmak işinize yararken “istanbul psikolog” kelimesi sizin için çok genel kalabilir.

Psikolog Bir Bakışta Beni Çözebilir mi?

Psikolog, psikoloji bilimi ile ilgili bir alanda eğitim görmüş kişidir. Doğal olarak psikolog, en genel anlamıyla, insana dair hallerle ilgilenir. Bu durum bazı kişilerin kafasında “Psikolog beni bir bakışta anlar.”, “Bir hareketimden beni çözer.” gibi bir algı oluşturabiliyor.

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, insan son derece ilginç, gizemli ve karmaşık bir varlıktır. Onun “çözülmesi” gibi bir perspektifin kafadan yanlış olduğunu düşünüyorum. Evet insana ait pek çok özellik gün geçtikçe “yeniden” tanımlanıyor, yeniden ele alınıyor. Ancak bu, insanın çözülebildiği anlamına gelmiyor.

Psikolog karşısındaki kişinin düşünce, duygu ve kişilik dünyasıyla ilgili varsayımlarda bulunabilir; ve bu varsayımların, herhangi bir kişinin varsayımından daha kuvvetli olması muhtemeldir. Ancak, bu demek değildir ki psikolog, karşısındaki kişiyi bir bakışta çözebilir. Psikolojik yardım sürecinde önemli olan, psikoloğun (ya da psikolojik yardım uzmanının) karşısındaki kişiyi çözmesi değil, ona yardım edebilmesidir. Yardımın yolu da “çözmek”ten değil, “anlamak”, “anlaşılmak” ve “anlaşmak”tan geçer.

Psikolog, genel bir ünvandır. Türkiye’de Üniversitelerin Psikoloji bölümlerinden mezun olan kişiler psikolog olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, her psikolog aynı işi yapamayabilir. Bazı psikologlar endüstri psikolojisi, bazıları klinik psikoloji, bazıları danışmanlık psikolojisi, bazıları spor psikolojisi ya da başka bir alt alanda uzmanlaşabilirler. Bu temel çerçeveyle birlikte, günlük hayattta psikolog ile anlaşılan şey daha çok, psikolojik sorunların çözümü için kişilere destek sunan kişidir. Ancak aynı şekilde, psikolojik destek sunan başka uzmanlar da vardır. Mesela, psikiyatrist, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı vb. Bu kabulden hareketle soruya cevabımızı maddeler halinde sıralayabiliriz:

  • Psikolojik yardım sürecinde genel olarak kişinin duyguları, düşünceleri, davranışları, insani ilişkilerde kullandığı psikolojik kalıplar, bilinç dışı yaşantıları, anıları, hayalleri, inançları vb. ele alınabilir. Dolayısıyla, psikolog ile yapacağınız görüşme de düşünceleriniz de ele alınacaktır. Anlaşıldığı üzere sadece düşünceler ele alınmayacaktır.
  • Sizin düşüncelerinizi psikolog düzeltmez. Bu bakış, kendinizi çok pasif kabul ettiğiniz bir bakıştır. Psikolog, psikoloji biliminden hareketle, düşünce yapılarınızı ve bu yapıların hayatınıza etkisini anlamanızda; şayet değiştirmek isterseniz de bu değişim sürecinde size destek sunan biridir.
  • Psikoloğun sunacağı destek gelişigüzel değil, bazı psikoterapi kuramları çerçevesinde olabilir ancak.
  • Psikolog size şu minvalde bir cümle kuramaz: “X şeklinde düşünmen çok yanlış, bunun yerine Y şeklinde düşün.” Sadece belirli bir sistem çerçevesinde düşünce yapılarınızı ve bu düşünce yapılarınızın hayatınıza etkisini anlamaya ve size göstermeye çalışır. Ve bu süreç çok mekanik değil karmaşık bir süreçtir.
  • Psikolojik yardım sürecinde amaç, sadece pozitif düşünmek değil, daha çok gerçekçi düşünmeyi becerebilmektir.
  • Psikolog, düşüncelerinizi anlamaya çalışırken, duygularınızı, hayallerinizi, çocukluk yaşantılarınızı, görüşmedeki duruşunuzu, sese tonunuzu, jest ve mimiğinizi vb. de hesaba katar.

Özetle, psikolojik yardım sürecinde düşünceleriniz de diğer pek çok faktörle birlikte ele alınır. Ancak bu sizinde aktif olarak içinde yer aldığınız bir süreç olarak gerçekleşir.

Psikolog Ne Yapar?

Psikolojiyi bitiren herkes psikolog ünvanı almış olsa bile,  psikoloji alanındaki her konuda yetkinlik kazanmış olmaz. Psikolojiyi bitirmek, belirli alanlarda eğitim alabilmek veya çalışabilmek için bir lisans verir kişiye. Bir psikoloğun yapabilecekleri, üniversite dışında veya sonrasında aldığı eğitimlere bağlı olarak da şekillenir. Psikologlar için iş imkanı sunan bazı alanlar şunlar olabilir:

  • Okullar:  Lisans sonrası alınan pedagojik formasyon eğitimiyle psikologlar, rehber öğretmen olarak okullarda çalışabilirler.
  • Üniversiteler: Üniversitelerin talep ettiği şartları (yüksek lisans, doktora vb.) taşımak kaydıyla bir psikolog, akademisyen olarak çalışabilir.
  • Rehabilitasyon Merkezleri: Lisans diplomasıyla psikologlar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde psikolog ve/veya sorumlu müdür olarak çalışabilirler.
  • Hastaneler ve Psikiyatri Klinikleri: Lisans sonrası alınacak klinik psikoloji eğitimiyle psikologlar, hastanelerde veya kliniklerde klinik psikolog olarak çalışabilirler.
  • Aile Danışma Merkezleri: Psikologlar alacakları aile danışmanlığı sertifikası ile, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Özel Aile Danışma Merkezlerinde aile danışmanı olarak çalışabilirler.
  • Hapishaneler: Belirli şartları yerine getirdiğinde psikologlar, hapishanelerde de psikolog olarak çalışabilirler.
  • Askeriye: Psikoloji mezunlarının, gerekli şartları taşıyorsa, askeri kurumlarda psikolog olarak çalışma imkanı var.
  • İnsan Kaynakları: Talep edilen şartları taşıdığında psikologlar, şirketlerin insan kaynaklarında çalışabilirler.
  • Endüstri: Bir psikolog, gerekli şartları taşıdığında (endüstri psikolojisi yüksek lisansı gibi) endüstri psikoloğu olarak çalışabilir.
  • Spor: Bir psikolog, gerekli şartları taşıdığında (spor psikolojisi yüksek lisansı gibi) spor psikoloğu olarak çalışabilir.
  • Belediyeler: Belediye bünyesinde açılan aile danışma merkezleri veya kadın sığınma merkezleri gibi merkezlerde psikologlar çalışabiliyor.
  • Psikolojik Danışma (Psikoterapi) Merkezleri: Bu alan biraz çetrefilli bir alan. Aslında çok da yasal olmamakla birlikte, psikolojik danışmanlık piyasasında psikolog, cinsel terapist, evlilik terapisti gibi ünvanlarla çalışabiliyor psikologlar.

Önerilen Yazı: Psikoterapi Merkezleri Nasıl Çalışır?

Psikolog Randevusu Meselesi

12 yıl oldu psikolojik yardım mesleğine başlayalı. Görece uzun sayılabilecek bu süre zarfında şahit olduğum en keyifsiz şeylerden biri, danışanların psikolog randevularıyla ilişkisi oldu. Durumu biraz daha somutlaştırırsam, pek çok insan, psikolog randevularına gerekli (en azından benim açımdan gerekli) hassasiyeti göstermiyor.

İlk zamanlarda bu durumu (randevuya gelmeme gibi) kişiselleştiriyordum. Zannediyordum ki, “benim danışanlarım” randevularına hassas davranmıyor. Bir şekilde durumu, kendi eksikliğim, yetersizliğim ve deneyimsizliğimle ilişkilendiriyordum. Ancak zamanla, pek çok farklı psikolojik yardım uzmanıyla olan muhabbetlerim sonucunda, durumun hiç de kişisel olmadığını gördüm. Yani danışan adayları (en azından bizim memlekette) randevularına gerekli hassasiyeti göstermiyorlardı.

Bu hassasiyet eksikliğinin çok farklı tezahürleri var. Benim karşılaştıklarım şunlar:

  • Randevusunu unutanlar: Psikolog randevusuna karşı en yaygın olumsuz tutumların başında, randevuyu unutmak geliyor. Randevusuna gelmediği için kendilerini aradığımda (veya asistanıma arattığımda) verdikleri cevaplar genelde, “Aaa. Tamamen unutmuşum”. şeklinde oluyor. Unutmak tabii ki zihnin doğal bir işlevi olarak düşünülebilir; ancak hayatınızda önemli bir değişikliğin aracı olacak bir randevuyu unutmak, sadece “unutmak” ile açıklanamaz diye düşünüyorum.
  • Psikolojik destek almaktan vazgeçenler: Bu gruptaki danışan adayları, randevularını unutmuyorlar, ancak psikolojik destek almaktan vazgeçiyorlar. Ve bu vazgeçişlerinin sadece kendilerini ilgilendirdiğini düşünüyor olmalılar ki, terapisti arayıp haberdar etme ihtiyacı hissetmiyorlar. Bu gruptakileri aradığımda da iki farklı tepkiyle karşılaşıyorum:
  • Bazıları telefona cevap verip, direkt olarak randevuya gelmeyeceklerini söylüyorlar. Sebebini sorduğumda bazıları açıklama yapıyor bazıları ise yapmıyor.
  • Bir kısım danışan adayları da telefonlara cevap vermiyorlar. Ya telefonu meşgule alıyor ya da açmıyorlar ve sonra da geri dönmüyorlar.
  • Planları tutmayanlar: Bu gruptaki kişiler, daha çok başkalarını manipüle  etme çabası güdenlerden oluşuyor. Eşi, çocuğu veya bir başkası adına, ondan habersiz randevu alıyor, sonra terapiye getirmek istediği kişi bunu kabul etmeyince de yapacak bir şey bulamıyorlar.

Bu liste daha da uzatılabilir.  Ancak benim, deneyimlerimden hareketle oluşturabileceğim liste şimdilik bu şekilde.

Psikolog randevusuna hassasiyetsizliğin sebepleri

Acaba insanlar, kendileri için bu kadar önemli olabilecek bir meseleye bu kadar kabul edilemez (en azından benim açımdan) yaklaşıyorlar? Bence bazı sebepler şunlar olabilir:

  • Kültürel dinamikler: Kültür olarak randevu kavramı ile aramızın çok iyi olduğunu düşünmüyorum. Bir siyasetçinin, yöneticinin, konu komşunun randevusuna sadık kalma oranı nedir bu memlekette? Psikolog da danışan da aynı memleketin insanı değil mi? Tabi ki randevuya sadakat oranları çok yakın olacaktır.
  • Değişime direnç: Direnç, psikoterapideki en önemli kavramlardan biridir. Bir yanımız değişimi arzularken, bilinç dışı bir yanımız da randevuyu unutarak, onun yerine daha önemli meseleler koyarak vb. değişimin önüne geçmeye çalışabilir.
  • Kişiliğin dinamikleri: Bir kişinin psikolog randevusuyla ilişkisi, onun kişiliğine dair çok güçlü göstergeler taşıyor olabilir. Mesela, randevusuna gelmemesinin psikolog üzerindeki etkisini hiç hesaba katmayan birisinin, ben odaklılığından ve empati yoksunluğundan bahsedebiliriz pekala.

Randevu aksaklığının psikoloğa etkisi ne oluyor?

Psikolog da herkes gibi, belirli durumlar karşısında belirli duygular yaşama eğilimi gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında, öncelikle kendim üzerinden düşünerek, randevu aksaklığına bir psikoloğun tepkilerinden bazılarının şunlar olabileceğini düşünüyorum:

  • Hayal kırıklığı: En temel insani duygulardandır hayal kırıklığı. Beklenti ile gerçekleşen arasındaki farktır. Psikolog, saatini ayırdığı danışanının randevusuna gelmesini bekler. Ve beklenen olmadığında da hayal kırıklığı yaşayabilir.
  • Bağımlılık: İşlerin gidişatının başkalarına bağımlı olduğunu fark etmek zor bir duygu doğurabiliyor. “Ben işimi (uzmanlığım) yürütebilmem için başkasına (danışana) muhtacım.” düşüncesi kişiye kötü hissettirebiliyor.
  • Çaresizlik: Bu durum sıklaşırsa veya oran olarak artarsa, bir şey yapamama duygusu olan çaresizlik devreye girmeye başlar.
  • Öfke: Yukarıdaki duygulardan sonra, ikincil bir duygu olarak öfke devreye girebilir. Psikolog bir haksızlıkla, ihmalle, istismarla karşı karşıya olduğunu düşündüğünde öfke yaşayabilir. (Bakınız: Öfke nedir?)
  • İşinden soğuma: Hangi işi yaparsak yapalım, motive olabilmemiz için ödüle ihtiyacımız vardır. Kendi ihtiyacını önemsemediği gibi başkasının ihtiyacını da umursamayan kişilerle muhatap olmak, psikoloğu yaptığı işten, anlık da olsa soğutabilir.

Yukarıda saydığım duygusal tepkilerin son derece insani olduğunu, bununla birlikte iyi bir psikoloğun bu duyguları düzenleme becerisine sahip olması gerektiğini düşünüyorum.

Psikolog neler yapabilir?

Kişisel deneyim ve gördüklerimden hareketle, psikolog randevu iptallerinin % 20- 30 civarında olduğunu söyleyebilirim. Bence bu ciddi bir oran. “Bu oranın yıkıcı duygusal etkisiyle başa çıkabilmek için ne yapılabilir?” diye düşündüğümde aklıma gelenler şunlar oldu:

  • Beklentiler bu oran hesaba katılarak şekillenebilir. Yani, bir psikolog randevu defterinde 20 seans kaydı görüyorsa, bunun 4-6’sının gerçekleşmeyeceğini hesaba katabilir. Bu bakış, hayal kırıklığını da düşürecektir.
  • Terapi sürecinin son derece iyi bir şekilde yapılandırılması gerekiyor. Terapiye gelen kişilere, süreçle ilgili bilgilendirme yapılırken, randevulara devamlılığın önemine dikkat çekilebilir. (Not: Ben buna dikkat etmeme rağmen, aynı sorunları yaşayabiliyorum.)
  • Randevunun önemi danışana anlatılıp, onu ve terapisti bağlayıcı bir kontrat düzenlenebilir.
  • Bence en önemli nokta, ön ödemeli bir randevu sisteminin uygulanması. Bu uygulamaya göre, danışanlar randevu ücretlerini önceden ödeyerek randevu alabiliyorlar. Ödeme internet üzerinden veya elden yapılabilir. Her seansın sonunda da sonraki seansın ücreti ödenir. Bu uygulamanın terapisti koruyacağı aşikar olmakla birlikte, danışanlar üzerinde olumsuz etkisinin de olabileceği hesaba katılmalı tabi. Ben şu anda bu sistemi kullanmıyorum, çünkü içinde bulunduğum şartlar buna müsait değil. Ama en kısa sürede hedefim bu sistemi oturtabilmek.

Psikolog randevu meselesiyle ilgili benim söyleyeceklerim şimdilik bunlar. Siz de düşüncelerinizi yorum kısmından benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.

En İyi Psikolog Arayışı

“En iyi psikolog” diye bir arayışta olan kişi neyin peşindedir?

Psikolojik destek süreci, bir insanın deneyimleyebileceği en önemli yaşantılardan biridir. Çünkü, kişi psikolojik yardım sürecinde, kendisiyle, diğer insanlarla, hayatla ve Allah’la olan ilişkisini gözden geçirme, değerlendirme imkanına kavuşur. Bu değerlendirme süreci söz konusu kişiye kendini yeniden inşa etme olasılığı sunar. Peki

, psikolojik yardım, psikolog, psikolojik danışman ve psikoterapist gibi uzmanlar aracılığıyla gerçekleşeceğine göre, yardım alacak kişinin en iyi uzman arayışından daha makul ne olabilir? Böyle bakınca, en iyi psikolog (ya da diğer uzmanlar) arayışını bir mesele etmenin ne anlamı olabilir ki?

Psikolojik danışmanlık veya psikoterapi, sıradan olarak kabul edilen durumların pek sıradan kabul edilmeyen bakış açılarıyla ele alınmasını da içinde barındırır. Bu durumdan güç alarak ben de, en iyi psikolog arayışını bir mesele haline getirme hakkını kendimde gördüm 🙂

En İyi Psikolog Kimdir?

İsterseniz buradan başlayalım. Kimdir en iyi psikolog? Böyle birisi var mıdır? Varsa özellikleri neler olabilir? Bir danışan penceresinden, bu özelliklerin ne olabileceğini düşündüğümde aklıma aşağıdaki maddeler geldi:

  • Eğitim Geçmişi: Bir psikolojik yardım uzmanının eğitim geçmişi son derece önemlidir tabi ki. Hangi üniversitenin, hangi bölümünden, hangi dereceyle mezun oldu? Üniversite eğitimi dışında hangi eğitimleri aldı? Bütün bunların iyi bir psikoloğun göstergelerinden olacağı kuşku götürmez. Bu durumda en iyi psikolog, en iyi eğitimi almış psikologdur.
  • Mesleki Deneyim: “Ben daha yaşlı birisini bekliyordum.” cümlesi, meslek hayatımın ilk dönemlerinde çok sık duyduğum cümlelerden biriydi. Epey zamandır böyle bir cümle duymadım. Bu duruma sevinsem mi üzülsem mi bilemedim doğrusu 🙂 Mesleki deneyim açısından en uzun geçmişe sahip uzman en iyi uzmandır öyleyse.
  • Meşhurluk Düzeyi: Psikoloğumuz ne kadar tanınıyor? Televizyonlara, gazetelere ne sıklıkta çıkıyor? İnternette ne kadar aranıyor? Ne kadar tavsiye ediliyor? Bütün bunlardan hareketle en iyi psikolog, en meşhur psikolog mudur?

Yukarıdaki maddeleri artırabilirsiniz tabi ki; ancak benim demek istediğim, bu maddeleri karşılayan birinin “en iyi psikolog” olmayı garanti edemeyeceğidir.

Düşüncemi biraz daha açmama müsade edin. Bana göre en iyi psikolog arayışı çok doğru bir arayış değildir. Bunun yerine, psikoloji literatüründe ebeveynlik için kullanılan yeterince iyi anne kavramından hareketle, yeterince iyi psikolog arayışını öneriyorum. Yeterince iyi yaklaşımı kişiyi mükemmellik baskısından kurtaran bir yaklaşımdır. Mükemmel olmak ve mükemmele ulaşmak zorunda değiliz. Bizim için yeterince iyi olan iyidir.

En iyi psikolog arayışının işe yaramazlığını bir başka açıdan da değerlendirebiliriz. Psikolojik yardım ilişkisi, klasik doktor-hasta ilişkisi gibi tek yönlü bir ilişki değildir. İlişki “sen” ile”ben” arasındaki uyuma da bağlıdır. Yani siz çok donanımlı, çok iyi eğitim almış, çok deneyimli bir uzman olabilirsiniz. Ancak danışanınızla oluşturduğunuz ilişki yeterince iyi değilse, sizin uzmanlık kaliteniz pek bir işe yaramaz. Bunu kendi mesleki tecrübelerimde görebiliyorum. Benim de hürmet ettiğim, kendilerinden çok şey öğrendiğim, hoca dediğim uzmanlardan yardım alıp memnun kalmayan ve bir şekilde bana ulaşan insanlarla karşılaşıyorum. Eminim benden destek isteyip, memnun kalmadığı için başka uzmanlarla görüşen kişiler de oluyordur. Bu da, yeterince iyi ile birlikte hesaba katmamız gereken yeni bir kavramı beraberinde getiriyor: benim için iyi. Böyle baktığımda, bu yazının okurlarına benim önerim, “En iyi psikolog kim?” diye sormak yerine, “Benim için yeterince iyi psikolog kim?” diye sormaktır.

En İyi Psikolog Neden Aranır Peki?

Google aramalarına baktığımda, insanların büyük bir kısmının farklı kriterlerle arama yaptığını görüyorum. Bu aramalara şunları örnek olarak verebilirim: “psikolog”, “istanbul psikolog“, “bakırköy psikolog“, “ucuz psikolog,”ücretsiz psikolog” vb. En iyi psikolog diye arama yapanların sayısı diğerlerine göre daha az. Peki bazı insanlar neden en iyi psikolog diye arama yapıyor olabilir?

  • İlk aklıma gelen olasılık, kişinin yaşadığı sorunu felaketleştirerek algılaması. Kişi bir anlamda şöyle düşünmektedir: “Benim derdim o kadar büyük ki, ancak en iyi psikolog bunun altından kalkabilir.” İçinde abartı barındıran bir ifade olduğunu düşünebilirsiniz ki ben de öyle düşünüyorum.
  • İkinci grubu bana göre, her şeyin en iyisini hak ettiğine dair içsel bir inanç taşıyanlar oluşturuyor. Arabanın en iyisine, elbisenin en iyisine olduğu gibi psikoloğun da en iyisine sahip olmaları gerekir bu gruptakilerin. Bu bahsettiğim, “narsisist bir kişilik yapısı”dır.

En iyi psikolog arayışının  bunlar dışında da motivasyonları olabilir tabi. Burada belirleyici olan, en iyi psikoloğu arayan kişinin iç dünyasıdır. Bizimkisi tabi ki sadece varsayımdan ibarettir.

En İyi Psikolog Arayışıyla İlgili Tavsiyelerimiz

Ben bütün bu yazdıklarımdan sonra, “en iyi psikolog” yerine “benim için yeterince iyi psikolog” arayışında olmanızı tavsiye edebilirim. Bununla birlikte, aşağıda sıraladığım hususlara dikkat etmeniz de işinize yarayabilir.

  • Yardım alacağınız uzmanın, sizin ihtiyaç hissettiğiniz konuda çalışıp çalışmadığına bakın. Diyelim ki, bireysel terapide çok iyi olduğu halde bir psikolog, çift terapisi yapmıyor olabilir.
  • Uzmanınızın ulaşım açısından rahatça ulaşabileceğiniz bir mesafede olmasına dikkat edin. Çünkü, uzun soluklu bir desteğe ihtiyacınız olabilir ve özellikle İstanbul gibi şehirlerde mesafe sizi zorlayabilir.
  • Ekonomik açıdan altından kalkabileceğiniz bir ücret politikasına sahip uzmanla görüşmenizde fayda var. Çünkü, ücret zamanla sırtınızda ciddi bir yük oluşturabilir.
  • Destek almayı düşündüğünüz uzmanla bir ön görüşme (telefonla bile olsa) yapmanızda fayda var. Çünkü, bir psikoloğun “sizin için” iyi bir psikolog olup olmadığı telefonda yapacağınız ön görüşmede bile işaretini verebilir. Süreçle ilgili kafanızdaki tüm soruları uzmana sorun.

Psikolog Ücretleri

Psikolog ücretleri, hem bizatihi psikolojik hizmeti sunanlar hem de hizmete talip olanlar açısından bir meseledir. Uzmanlar, seans ücretlerini düzenleme noktasında sıkıntı yaşayabilirken, hizmete talip olanlar, ücreti karşılama açısından zorluk yaşayabiliyorlar.

Psikoterapi hizmeti başından beri, yani Freud’dan bu yana görece “lüks” bir hizmet olagelmiştir. Yani herkesin ulaşabileceği bir hizmet olmamıştır psikoterapi. Demem o ki sevgili okuyucu, psikolog ücretleri meselesi sadece senin meselen değildir. Ta başından beri, bu hizmete talip olup da ulaşamayanlar olmuştur.

Psikolog ücretlerini neler belirliyor?

Psikolog ücretleri de pek çok başka hizmet sektöründe olduğu gibi serbest piyasa mantığıyla şekilleniyor. Yani her uzman veya kurum, kendi seans ücretini kendisi belirliyor. Peki, serbest piyasa mantığıyla da olsa, psikolog ücretleri nelerden etkileniyor olabilir?

  • Psikoloğun sahip olduğu özellikler: Psikoloğun mezun olduğu okul, aldığı eğitimler, sahip olduğunu düşündüğü donanım, sahip olduğu özgüven gibi faktörler, seans ücretini belirlemede etkili olabiliyor.
  • Hizmetin sunulduğu muhit: Aynı ürünü A semtinden almakla B semtinden almak arasında maddi açıdan ciddi farklılıklar olabilir. Benzer şekilde, ofis kirasının 5000 TL olduğu bir muhitle, ofis kirasının 1200 TL olduğu bir muhitteki seans ücretleri pekala farklılık arz edebilir.
  • Pazarlama stratejileri: Psikolog tabi ki bir pazarlamacı değildir ve olmamalıdır da bana göre. Ama yaptığı işin bir parçası da pazarlamayla ilgilidir. Dolayısıyla bazı psikologlar, hizmetlerini daha az ücretle daha çok kişiye ulaştırmayı tercih ederken, bazıları da daha yüksek ücretle daha az kişiye ulaşmak istiyor olabilirler. Aynı zamanda, müşteri çekme stratejisi olarak da ücretler kullanılabiliyor. Mesele, “Pahalı olan iyidir.” düşüncesine sahip danışan adaylarına ulaşmak isteyen uzmanlar, seans ücretini yüksek tutabilir.
  • Psikoloğun sahip olduğu müşteri portföyü: Şayet bir psikolog çok sayıda müşteriye ulaşma imkanına sahipse (çok bilindikse mesela), talep karşısında bir eleme aracı olarak seans ücretini yüksek tutabilir. Ya da, hizmete yeni başlamış ve sektörde kendine bir yer edinmeye çalışan bir psikolog seans ücretini düşük tutabilir.

Psikolog ücretleri ne kadardır peki?

Benim şu ana kadar duyduğum psikolog ücretleri 100 TL ile 400 TL arasında değişkenlik göstermektedir. Genel olarak, hastane gibi kurumsal yapıların seans ücretlerinin daha düşük olduğunu söyleyebilirim.

Psikolog ücretleriyle ilgili öneriler

Sonuç olarak özetlemek gerekirse, psikolog ücretlerini serbest piyasa mantığı belirliyor ve bu mantığa göre her uzman, kendi özel şartlarına göre ücretlerinde düzenleme yapıyor. Benim, uzman ücretleriyle ilgili hatırlatma ve önerilerim şöyle:

  • Psikolojik yardım sürecinizde belirleyici tek kriteriniz ücret olmasın. Ücretin düşük ya da yüksek olması alacağınız hizmetin kalitesini belirleyen tek faktör değildir.
  • Kendi bütçenize göre, psikolog desteğinin devamlılığına yardımcı olacak bir ücret ödemeye çalışın.
  • Alternatifli düşünün. Bazı uzmanlar, birkaç seans ücretinin peşin ödenmesi durumunda seans ücretlerinde indirim yapabiliyorlar.
  • Destek alacağınız uzmanınızla bir ön görüşme yapın. Görüşmenin içeriğinde seans ücretlerinin olmasından da çekinmeyin.

Her Uzman Her Konuda Hizmet Verebilir mi?

Eskiye oranla daha fazla insan, yaşadığı psikolojik sorunlar dolayısıyla bir psikolojik destek arayışında bulunuyor. Hal böyle olunca, psikolojik destek alanında da bazı sorunlar kendini göstermeye başlıyor. Söz konusu sorunlardan biri de, doğru uzmanı bulabilmek.

On beş yıldır psikolojik danışmanlık hizmeti sunmaktayım. Bu zaman zarfında, gördüğüm şeylerden biri şudur: Pek çok insanın zihninde psikolojik yardım uzmanlığını temsil eden tek bir ünvan (psikolog veya psikiyatrist gibi) var. Bununla birlikte pek çok kişi, her uzmanın her konuda psikolojik destek verebileceğine dair bir algıya sahip. Oysa durum tam olarak öyle değil.

İsterseniz önce, psikolojik destek alabileceğiniz bazı uzmanlık ünvanlarını listeleyelim:

# Psikiyatrist: Tıp fakültesinden mezun olup psikiyatri alanında ihtisas yapan uzmandır. İlaç yazma ve tedavi yetkisi sadece bu uzmanlığa aittir.

# Psikolog: Üniversitelerin Psikoloji bölümlerinden mezun olan kişilerin kullandığı ünvandır. Aynı bölümde yüksek lisans yapanlara Uzman Psikolog, Klinik Psikolojide yüksek lisans eğitimi alanlara da Klinik Psikolog denmektedir.

# Psikolojik Danışman: Üniversitelerin Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerinden mezun olan kişidir.

# Sosyal Hizmet Uzmanı: Sosyal Hizmetler bölümü mezunudur.

# Aile Danışmanı: Üniversitelerin Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans bölümlerinden mezun olan veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının prosedürlerine göre eğitim alan uzmandır.

Önerilen Yazı: Aile Danışmanlığı Nedir?

# Pedagog: Üniversitelerin Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümlerinden mezun olan kişilere, pozisyonlarına göre verilen ünvandır.

# Psikoterapist: Belirli bir psikoterapi ekolünün gerektirdiği şart ve eğitimleri yerine getiren kişidir. Yukarıdakilerin hepsi, duruma göre psikoterapist olabilir. Bunun için Türkiye’de prosedürler netleşmemiştir.

# Evlilik Terapisti: Aynen psikoterapist gibi, belirli şart ve eğitimleri yerine getiren kişilerin kullandığı ünvandır. Çift Terapisti, İlişki Terapistive Aile Terapisti de bu bağlamda değerlendirilebilir.

Gördüğünüz üzere, çok sayıda uzmanlık alanından bahsetmemiz mümkündür. Bunlara yaşam koçluğu, ilişki koçluğu gibi akademik dışı alanları da eklersek işler daha da karmaşık bir hal alabilir.

Peki, ne öneriyorum?

Her uzmanın her türlü psikolojik sorun için destek vermediğini veya veremediğini aklınızda tutun. Mesela psikoloji mezunu biri, yani psikolog size ilaç reçete edemez. Psikoterapi eğitimi almayan bir psikiyatrist de size psikoterapi desteği veremez.

Psikolojik destek alacağınız uzmanla mümkünse bir ön görüşme yapın. Hangi alanda eğitim aldığını, o alandaki eğitimini ve ne tür hizmetler sunduğunu öğrenin.

Ön görüşmede zihninizdeki tüm soru işaretlerini uzmanınızla paylaşın. Tam bir güven hissettiğiniz uzmandan destek alın.

Soru ve düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşabilirsiniz.

Muhabbetle.

Editoryal İçerik

Psk. Danışman Yusuf Bayalan veya sitenin diğer yazarları tarafından yazılmayan, başka kaynaklardan alınıp sitede paylaşılan içerikler Editoryal İçerik pofiliyle paylaşılmaktadır. İçeriğin yazarı ve/ya kaynağı, içerikte belirtilmektedir. Ön görüşme ve randevu için Gsm: 0505 495 4727

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonRandevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı