Konum

Whatsapp

+90 505 495 47 27

Genel

Psikodinamik formülasyonda ilişkiler nasıl ele alınır?

Anahtar kavramlar

İlişki kurma kapasitesi, insani işlevlerin [işlev/ function: canlının bedensel ya da psikolojik süreç ve faaliyetleri] ve gelişimin merkezinde yer alır. Bir kişinin ilişki örüntülerini aşağıdaki değişkenlere göre tanımlayabiliriz:

  • Güven (trust)
  • Benlik ve öteki algısı (sense of self and other)
  • Güvenlik (security)
  • Yakınlık (intimacy)
  • Karşılıklılık (mutuality)

Çoğumuz için ilişkiler -aile, arkadaşlar, önemli kişiler ve meslektaşlarımızla olanlar- hayatın en ödüllendirici deneyimleri arasında yer alır. İlişkiler aynı zamanda bir hayal kırıklığı, acı ve kafa karışıklığı kaynağı da olabilir. Örneğin, genelde, kendisi için uygun olmayan kadınlara ilgi duyan, otuz iki yaşında, zeki, yalnız yaşayan bir adamı veya patronlarını kendinden soğutarak işinde yükselme şansını kaybeden bir kadını düşünün.

Yetişkin olduğumuzda, az ya da çok uyarlanabilen/ uyumsal (adaptive), belirli örüntülere (pattern) göre ilişki kurma eğiliminde oluruz. Bu örüntüleri tanımlayabilmek, insanların nasıl işlev gösterdiğini anlamak için çok önemlidir.1, 2

Konuyu tanımlama: İlişkiler

İlişkiler (relationships), hayatımızdaki insanlarla kurduğumuz etkileşimlerdir. Pek çok farklı türde ilişki vardır: erken çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkileri, sonraki akran arkadaşlıkları ve yetişkinliğin romantik ve cinsel ilişkileri. İlişkiler kısa süreli veya uzun vadeli, derin veya yüzeysel olabilir. Bazı insanların çok sayıda ilişkisi varken bazılarının çok az ilişkisi vardır. Çoğu insan birçok farklı ilişki türüne sahip olabilir.

İlişkilerle ilgili örüntüleri açıklamak için değişkenler

Aşağıdaki beş değişkeni kullanarak bir kişinin başkalarıyla olan ilişki örüntülerini tanımlayabiliriz:

  1. Güven (trust)
  2. Benlik ve öteki algısı (sense of self and other)
  3. Güvenlik (security)
  4. Yakınlık (intimacy)
  5. Karşılıklılık/ mütekabiliyet (mutuality)

1- Güven (inanma)

Başkalarına güvenme yeteneği, anlamlı, karşılıklı olarak tatmin edici ilişkilere sahip olmak için şarttır. Bu, bir aile üyesi, bir sevgili, bir eş veya bir meslektaşla olan bir ilişki olabilir. Güven, insanların birbirlerine güvenmelerini, birbirleri ile ilgileneceklerine inanmalarını ve ilişkilerinin tutarlılığına güvenmelerini sağlar. Güven eksikliği, sürekli, başkaları tarafından saldırıya uğrama endişesine, ihmal edildiğini düşünmeye ve sürekli bir yalnızlık hissine yol açar.

Başkalarına güven, ilk yıllarda gelişir ve hem mizaca hem de bakıcılarla olan erken dönem ilişkilere bağlıdır.3, 4, 5 Bir kişinin güvenme kapasitesinin kökenini düşünebiliriz ama önce bu güvenin var olup olmadığını belirleyebilmemiz gerekir. Emekli olduktan sonra “ne yapacağını bilememe” şikayetiyle terapiye gelen yetmiş yaşındaki iki erkeği ele alalım:

Ahmet, yıllarca iyi hizmet verdikten sonra, şirketi onu kovduğu için şirketini suçluyor; eşini, zamanının çoğunu ailesiyle geçirdiğini için eleştiriyor; “hepsi sonunda ondan para istediği için” çoğu arkadaşı ve tanıdığıyla konuşmuyor. Terapisti “depresyonda olduğunu, bunun için ilaç ve psikoterapi desteği alabileceğini” söylediğinde de terapistine “Evet, bunu söylemen için ilaç şirketi sana ne kadar ödüyor?” diyor.

Burhan, küçük çaplı şirketini oğluna devreden bir iş adamıdır. Oğluyla ilgili “Harika bir iş çıkaracak.” diyor ve “Benim çocuklarıma verdiğim iyi hayatı onun da ailesine verebilmesini umuyorum.” diye ekliyor. Emeklilik kaygılarını paylaştığı yakın bir arkadaşının önerisiyle terapiye geldi. Terapistine “Yeni rollere uyum sağlamak zor olsa da bunun yapabileceğimi düşünüyorum ama yine de bunun konuşmak istiyorum.” diyor.

Hem Ahmet hem de Burhan, herkes için zor olabilecek bir dönemden -emeklilik- geçmektedir. Ahmet, başkalarının onunla ilgilendiğine güvenmediği için daha fazla zorluk çekiyor. Bu, yaşam boyu süren, başkalarına karşı ihtiyatlı (kuşkulu) davranma, sertlik ve izolasyon (yalıtım) örüntüsüne yol açmıştır. Öte yandan Burhan, diğerlerinin onu önemsediğine inanır ve yetmiş yaşında, sevgi dolu ilişkiler tarafından desteklenir. Bu farklılıklar, iki kişinin terapiye yaklaşımında ve terapistle ilişki kurma biçiminde de kendini gösterir.

2- Benlik ve öteki algısı

Kendini ve başkalarını üç boyutlu bir şekilde düşünebilmek, sağlıklı ilişkilere sahip olmak için çok önemlidir.6, 7 Üç boyutlu dediğimizde, kişinin kendisini ve başkalarını şu özellikler açısından düşünebilmesini kastediyoruz:

  • Hem kötü hem de iyi özellikler
  • Ayrı ve benzersiz duygular, inançlar, ihtiyaçlar veya motivasyonlar
  • Geçmişten günümüze kendisi ve diğerleri hakkında genel olarak tutarlı duygular

Cumhur, şefi olan Deniz’in sadece kendi terfisini önemseyen bir “pislik” olduğunu söylüyor. İşe alındığında Deniz’i sevmişti ama karşıdan, kendisiyle ilgili beklediği kişisel ilgiyi alamayınca durum değişti. İstediği ikramiyeyi alamadığını öğrendiğinde, bütün gün arayarak ve toplantı için sıkıştırarak Deniz’i neredeyse esir aldı -oysa Deniz’in ilgilenmesi gereken elliden fazla çalışan var. Deniz, departmandaki herkesin ikramiyesinde kesintisi yapılması gerektiğini açıklayınca da, onu zayıf olduğu için kötüledi ve istifa etmeyi düşündü.

Emir, şefi olan Fatih’in akıllı ve yaratıcı ama biraz pasif olduğunu düşünüyor. Hak ettiğini düşündüğü ikramiyeyi alamayınca Fatih ile görüşmek için randevu aldı. Fatih, departmanın o çeyrekte beklendiği kadar iyi iş çıkarmadığını ve herkesin ikramiyesinin kesintiye uğradığını söyledi. Emir hayal kırıklığına uğradı ve belki de Fatih’in “yukarıdakilerle” yeterince mücadele edemediğini, hatta Fatih’in üzerindeki baskıyı anlayıp anlamadığını merak etti. Fatih’le genelde iyi anlaşır ve onun açık sözlülüğünü ve iş arkadaşlığını sever ama bazen daha girişken olmadığı için onunla ilgili hayal kırıklığı yaşar.

Hem Cumhur hem de Emir, haklarının yendiğini düşünüyorlar ve şeflerine karşı hayal kırıklığı yaşıyorlar. Ancak Cumhur hikayenin sadece bir tarafını ve Deniz’in sadece bir yönünü görebilirken Emir, Fatih’in karmaşık yapısını takdir edebiliyor. Cumhur, Deniz’i “sevmek” ve ondan “nefret etmek” arasında gidip gelirken Emir, Fatih’in kişiliğinin birden fazla yönü olduğunu fark ediyor -bazı yönlerini diğerlerinden daha çok beğeniyor.

Cumhur’un Deniz’i algılama biçimine bölme8 (splitting) deniyor; yani, insanları tamamen iyi ya da tamamen kötü olarak görmek. Bölme küçük çocuklarda normalken, devam ederse ve Cumhur’da olduğu gibi, başkalarını üç boyutlu düşünmeyi engelliyorsa oldukça uyumsuzdur. Ayrıca Cumhur’un Deniz’i kendisinden ayrı hayal etmesi zordur -ona göre Deniz’in tüm işi onunla ilgilenmek olmalıdır.

Sonuç olarak, Cumhur’un Deniz ile anlamlı bir ilişki kurması çok zor iken Emir tüm hayal kırıklığına rağmen Fatih’le anlamlı bir ilişki kurabilir.

Bu sorunlar -bölme gibi- aynı zamanda bir kişinin kendisi hakkında daha incelikli bir şekilde düşünme yeteneğini de bozabilir. Bu da, kronik olarak yoksullaşmış veya büyüklenmeci bir benlik duygusuna [Bakınız: Benlik kavramı psikodinamik formülasyonda nasıl kullanılır?] yol açabilir.

Emir’in Fatih’in aklından neler geçtiğini düşünebilmesi, kendisini ve başkalarını üç boyutlu düşünmesine de yardımcı olur. Bu, başkalarını kendi düşüncelerinden ve hislerinden farklı olarak düşünme yeteneği olan zihinselleştirme (mentalization) olarak adlandırılmıştır.

3- Güvenlik (korkusuzluk)

Güvenlik (security) kelimesi, güvende olma (being safe) durumunu ifade eder. Bir ilişkide güvenlik, başka biriyle güvende hissetmek (feeling safe) anlamına gelir.9, 10 Bu, aşağıdaki durumlarda bile ilişkinin devam edeceğini hissedebilmek anlamına gelir:

• Fiziksel ayrılıklar (physical separations)
• Anlaşmazlıklar/ çatışmalar (disagreements)
• Diğer olumsuz duygular (other negative feelings)

Gelişimde buna genellikle güvenli bağlanma (secure attachment) denir.12 Daha güvenli ilişkileri olan kişiler genellikle şunları yapabilirler:

• Diğer insanlar hakkında bir dizi çelişkili duyguya (ambivalent feelings) tahammül etmek
• Çeşitli uzun süreli ilişkilere sahip olmak
• Başkalarını tanımak için zaman ayırarak ilişkileri daha yavaş kurmak13

Örnekler:

Gizem, yirmi dokuz yaşında, tezini henüz bitirememiş bir yüksek lisans öğrencisidir. Kısa süre önce, bir partide en iyi arkadaşıyla flört ettiğini düşündüğü için erkek arkadaşından ayrıldı. Erkek arkadaşı suçlamayı kabul etmiyor ve aslında Gül’ün başka erkeklerle flört ettiğini iddia ediyor. Gül çok kızgın ve hem erkek arkadaşını hem de kız arkadaşını görmek istemiyor. Psikoterapistine, bir hafta önce yeni bir erkekle tanıştığını ve “Sanırım aşık oldum, o mükemmel biri!” diyor. Tüm eşyalarını yeni erkek arkadaşının evine taşıyor.

Hande, yirmi dokuz yaşında, tezini bitirmek üzere olan bir yüksek lisans öğrencisidir. İki yıllık erkek arkadaşıyla birlikte yaşıyor. Bir yıl kadar sonra, yeni bir işe girdikten sonra evleneceklerinden bahsediyorlar. Erkek arkadaşının en yakın arkadaşı, meslektaşı olan Funda adında bir kadındır. Önceleri biraz endişeliyken şimdilerde bu konuyla ilgili şakalar yapabiliyor ve kendisi de Funda ile iyi bir arkadaş.

Hande, ilişkisinde Gizem’den daha güvenli olduğu için başka bir kadının varlığı onu daha az tehdit ediyor. Bu, önceleri endişelense de ilişkilerini sürdürmesine engel olmuyor.

4- Yakınlık

Yakınlık (intimacy), sıkı fıkılık ve içtenlik anlamına gelir. İnsanlar, kendileriyle ilgili his, deneyim, istek ve hayal kırıklığı gibi şeyleri paylaştıklarında, birbirleriyle yakınlaşırlar. İnsanların, genellikle başkalarıyla paylaştığı yakınlık derecesi, ilişki kalıplarının önemli bir yönüdür.13

İlişkinin türüne bağlı olarak, yakınlık farklı şekillerde kendini gösterir. Aşıklar arasında cinsellik, samimi olmanın önemli bir yolu olabilir; arkadaşlar arasında, hikayeleri, umutları ve korkuları paylaşmak yakınlığı güçlendirebilir.

En azından biraz yakınlık olmadan ilişkiler yüzeyseldir. Bununla birlikte, yakınlık özel düşünce ve duyguları paylaşmayı içerdiğinden, birçok insanı endişelendirebilir ve savunmasız hissettirir.

Bazı insanlar çok fazla ya da çok az yakınlık kurarak/ paylaşarak aşırı uçlara yönelirken, bazıları samimiyet derecelerini daha iyi ayarlayabilirler. Örneğin:

Otuz dört yaşındaki Ahmet, bir barda bir kadınla tanışır ve ona, ikinci içkiden önce, son üç ilişkisinin hikayesini anlatır.

Otuz dört yaşındaki Mehmet, şizofren bir kardeşi olduğunu, ev arkadaşına, onunla üç yıl yaşadıktan sonra anlatabildi.

Hem Ahmet hem Mehmet, ilişkilerinde yakınlıkla ilgili aynı kaygıyı taşıyorlar ancak biri çok hızlı yakınlık kurarken diğerinin yakınlık kurması uzun zaman alıyor.

Hastalar genellikle seks hakkında konuşurken “Dün gece kız/ erkek arkadaşımla yakınlaştım.” ifadesinde olduğu gibi “yakınlık” kelimesini kullanırlar. Ancak, iki kişinin seks yapması onların gerçekten samimi, yakın oldukları anlamına gelmez. İlişkilerinin gerçekten samimi/ yakın olduğunu söylemeden önce, insanların, cinsel partnerleriyle duygularını ve özel düşüncelerini paylaşıp paylaşmadıklarını belirlemek önemlidir.

5- Karşılıklılık (mütekabiliyet)

Şu durumları bir düşünün: Taraflardan sadece birinin anlatıp diğerinin dinlediği bir arkadaşlık ilişkisi; iki taraf da tam zamanlı çalışmasına rağmen ev işlerini sadece birinin yaptığı evlilik ilişkisi; babanın, oğlu istemediği halde onu futbol oynamaya zorladığı bir baba-oğul ilişkisi. Bu ilişkilerin hepsinde bir adaletsizlik, haksızlık, vicdansızlık sezilir çünkü taraflardan biri verirken, diğeri alıyormuş gibi görünüyor. Alıcılar sınırlı bir empati kapasitesine sahiptir ve bu nedenle başkalarının ihtiyaçlarını dikkate almazlar. Oysa empati olmadığında ilişkiler dengesizleşir ve mütekabiliyetten/ karşılıklılıktan yoksun kalır. Vericiler daha empatik olabilir, ancak aynı zamanda bir ilişkiyi neyin dengeli yaptığı konusunda bir şeyleri kaçırıyorlar. İlişkinin her iki tarafı da hem alan hem veren olduğunda, ilişkide karşılıklılıktan bahsedebiliriz.15, 16 İlişki iki yönlü bir yoldur. Kevser Hanım ve Lale Hanım’ı düşünün:

Kevser Hanım, ailesinden çok arkadaşlarıyla vakit geçirdiği için, on altı yaşındaki kızına sürekli kızıyor. Kevser Hanım kızına, okul etkinliğine gitmesi için vermiyor -çünkü, kendisiyle, kendi kuzeninin davetine katılmasını istiyor.

Lale Hanım, günlerinin büyük bir kısmını çocuklarını aktivitelere götürüp getirmekle geçiren bir ev hanımıdır. O, kendine pek vakit ayıramıyor. Ev işleriyle uğraşırken, çocukları eve gelir gelmez video oyunları oynamak için odalarına koşuyorlar. Ara sıra, çocuklarının bencil ve şımarık olduğunu düşünüyor ve böyle düşündüğü için de suçlu hissediyor.

Kevser Hanım çok fazla alıcı olurken Lale Hanım çok fazla verici oluyor. Nihayetinde her ikisinin ilişkilerinde de karşılıklılık eksik kalmış gibi görünüyor.

İlişki örüntülerinde değişkenlik

İnsanın, tüm işlev alanlarında olduğu gibi, ilişki alanında da, güçlü yanları ve zorlandığı yanları olabilir. Örneğin, bir kişi arkadaşlarıyla duygusal olarak yakın olabilir ancak romantik partnerleriyle olmayabilir. Başka bir kişi, eşiyle, çok güvenli bir ilişkiye sahip olabilir ancak cinsel yakınlıktan yoksun olabilir.

Son olarak insanlar, ilişkilerinin bazı yönlerinde işlevsel olabilirken bazı yönlerinde zorluk yaşayabilirler. Örneğin, birlikte yaşayan ve birbirini önemseyen iki kişi, güvenlik ve karşılıklılığa sahip olabilir ancak birbirlerine özel bir şey söylemedikleri için samimiyetten yoksun olabilirler. İlişki örüntülerindeki bu değişkenliği netleştirmek, bu kritik işlev alanını (ilişkileri) anlamak için esastır.

İlişkiler hakkında nasıl bilgi edinebilirsiniz?

Güven (inanma) hakkında bilgi edinmek

İnsanlara güven hakkında çok sade bir şekilde soru sorabilirsiniz. İlk değerlendirmeniz sırasında aşağıdaki gibi sorular sormayı deneyin:

  • Dünyada gerçekten güvendiğinizi biri(leri) var mı?
  • Hayatınızda en çok kime güveniyorsunuz?
  • Bu kişinin acil bir durumda size yardım edeceğini düşünüyor musunuz?
  • O kişinin siz gerçekten umursadığını düşünüyor musun?
  • Genelde insanların, gerektiğinde size göz kulak olacağını düşünüyor musunuz?
  • Size yardım edebileceğimi düşünüyor musunuz?

Kişinin benlik ve başkaları duyumu hakkında bilgi edinmek

Şunları sorarak başlayabilirsiniz: Bana sizin için önemli olan birinden bahseder misiniz. O nasıl biri?

Bu iki veya daha çok boyutlu bir cevaba yol açarsa, şunu sorarak devam edin: O hep böyle midir? Kulağa korkunç/ harika geliyor ama kusurları/ iyi özellikleri de var mı?

İnsanlara, kendilerini nasıl gördüklerini sormak kafalarını karıştırabilir. “Bilmiyorum” ile yetinmeyin. Şuna benzer sorular yardımcı olabilir: Başkalarının sizi nasıl gördüğünü düşünüyorsunuz? Sizi zaman içinde temelde aynı kişi veya çok değişken biri olarak gördüklerini düşünüyor musunuz?

Ayrıca, şunun gibi sorular sorarak bir kişinin zihinselleştirme kapasitesi hakkında bir fikir edinmek isteyebilirsiniz: Size yakın birinin sizinle aynı fikirde olmadığı bir durumu anlatır mısınız? Sizce neden böyle düşündü?

Güvenlik hakkında bilgi edinmek

Aşağıdaki sorular, hastanızın ilişkilerdeki güvenlik kalıplarını/ örüntülerini tanımlamanıza yardımcı olacaktır:

  • Yalnız kaldığınızda nasıl hissediyorsunuz? Yalnızlık size gergin hissettiriyor mu; paniğe kapılmanıza yol açıyor mu?
  • Sevdikleriniz yanınızda değilken, ilişkileriniz konusunda hala kendinize güveniyor musunuz?
  • Sık sık yalnız bırakılacağınızdan endişeleniyor musunuz?
  • Kaç tane yakın arkadaşınız var? Onlarla ne kadar süreden beri arkadaşsınız?
  • Eski arkadaşlarınızla iletişimde kalma eğiliminde misiniz?
  • Biriyle çıkar mısınız (erkek, kadın veya her ikisi)? Eğer öyleyse, ilişkileriniz genellikle ne kadar sürer?
  • İlişkilere yavaş mı yoksa hızlı mı başlama eğilimindesiniz?
  • Kendinizi yakın hissettiğiniz insanların sizi terk edeceğinden endişeleniyor musunuz?
  • Üzgün olduğunuzda başkaları sizi sakinleştirebilir mi?

Yakınlık hakkında bilgi edinmek

Duygusal yakınlık hakkında şu soruları sorabilirsiniz:

  • Arkadaşlarınızın/ partnerlerinizin onlarla ilişkinizdeki halinizi nasıl tarif edeceğini düşünüyorsunuz?
  • Kendinizi duygusal açıdan, nispeten açık olarak tanımlar mısınız?
  • Arkadaşlarınıza, kendinizle ilgili gurur duymadığınız şeyleri rahatça anlatabilir misiniz?
  • Hayatınızda, neredeyse her şeyi söyleyebileceğinizi düşündüğünüz biri var mı?
  • Kendinizi insanlara yakın hissetmeye başladığınızda, onları kendinizden uzaklaştırma eğiliminde olur musunuz?

Cinsel yakınlık hakkında şunları sorabilirsiniz:

  • Aynı anda kaç tane cinsel partneriniz var/ olur?
  • Ne sıklıkla seks yapıyorsunuz? Şu haliyle, istediğiniz sıklıkta seks yapıyor musunuz?
  • Partneriniz başlattığında sekse başlamaya/ cevap vermeye istekli olur musunuz?
  • Bir ilişkinin başlarında genellikle seksle daha çok mu ilgilenirsiniz? İlişkinin devamında sekse karşı ilginiz nasıl olur?
  • Seks sırasında partnerinize ne kadar yakın hissediyorsunuz?
  • Partnerinizle seks yapmak sizi ona daha yakın mı yoksa daha uzak mı hissettiriyor?

İlişkilerde karşılıklılığı öğrenme

Karşılıklılık verme ve almayı içerdiğinden, aşağıdaki gibi sorular sorabilirsiniz:

  • Partnerinizin/ arkadaşınızın/ ebeveyninizin, o ilişkide, size ihtiyacınız olanı verdiğini düşünüyor musunuz?
  • Partnerinizin/ arkadaşınızın/ ebeveyninizin, o ilişkide, ihtiyaç duyduğu şeyi sizden aldığını düşünüyor musunuz?

İlişkileri tanımlama

Bir kişinin ilişki kalıplarını nasıl tanımlayabileceğinize dair bir örnek:

Metin, boşanmış ebeveynlerinin her biriyle güvenli ilişkilere (secure relationships) sahip olmasına ve her hafta her biriyle konuşmasına rağmen, başkalarıyla ilişkilerinde (relationships) önemli güçlükler yaşıyor. Özellikle, hem arkadaşlarıyla hem de romantik partnerleriyle ilişkilerinde, yakınlık kurmakta (intimacy) zorluk çekiyor.

Metin, üniversiteden sonra iyice yalnızlaştı ve şu anda sadece bir yakın arkadaşı var. Lisedeyken birkaç kızla flört etti ve sonra uzun bir dönem kimseyle flört etmedi. Bir hayat kadınıyla seks yaptığı birkaç yıl öncesine kadar hiç kimseyle seks yapmamıştı. Bu da onun, yakınlık kurmakla ilgili yaşadığı zorluğa bir örnek olabilir. Hafta sonlarını evinde, tek başına ve izole bir şekilde, gitar çalarak ve kitap okuyarak geçirmekten bıktığını söylüyor.

İlişkilerinde kendini ezik olarak algılaması ve partnerlerinin beklentilerine hızlıca sinirlenmesi, ilişkilerinde yüzeysel bir benlik ve öteki anlayışına (sense of self and other) sahip olduğunu ve karşılıklılıktan (mutuality) yoksun olduğunu gösteriyor.

Psikoterapistinin seans ücretleri ve kaçırılan seanslar için ücretlendirme politikası konusundaki erken şüphesi, ilişkilerinde güven (trust) odaklı zorluklar yaşayabileceğini gösteriyor.

Metin, ebeveynleri ile nispeten güvenli ilişkilere sahip olmasına rağmen, başkalarıyla hem duygusal hem de cinsel yakınlık konusunda sorun yaşıyor. Bu, önemli ölçüde hayal kırıklığına ve yalnızlığa yol açıyor ve işlevini açıkça etkiliyor.


Özet

İLİŞKİLER’i tanımlamak için kullanılabilecek değişkenler

  • Güven (trust)
  • Benlik ve başkaları algısı (sense of self and other)
  • Güvenlik (security)
  • Yakınlık (intimacy)
  • Karşılıklılık (mutuality)

Örnekler

Aşağıda bahsedilen kişilerin ilişkilerindeki güçlü yönler (strengths) ve zorluklar (difficulties) neler olabilir?

1. örnek

Ahmet, iki genç kızının ortak velayetine sahip, 45 yaşında, boşanmış bir adamdır. Kızları için “Benimle olduklarında daha mutluyum; taşındıklarında ne yapacağımı bilmiyorum.” diyor. Yedi yıl önce eşinden ayrıldığından beri, beş ya da altı kadınla ilişkisi oldu. Kadınlar için “İyi başlarlar ama sonunda muhtaç hale gelirler.” diyor. Ahmet’in uzaklarda yaşayan ve nadiren görüştüğü birkaç erkek arkadaşı var.

Güçlü yönler: Ahmet’in evlenebilmesi ve çocuk sahibi olabilmesi, kendini güvende hissetmek (secure) ve başkalarına güvenmek (trust) için temel bir kapasiteye işaret ediyor. Kızlarıyla ilişkisinde kendini güvende hissetmeye devam ediyor.

Güçlükler/ zorluklar: Ahmet’in eski eşiyle ilgili yorumu, benlik ve başkaları algısı (sense of self and other) ile ilgili sorunlarına işaret ediyor. Karısından “tamamen kötü” olarak bahsetmesi dikkat çekici. Oysa, onunla evlenmesi ve ondan çocuk sahibi olmayı seçmesinin olumlu bir nedeni olması beklenebilir. Çocuklarıyla ilişkisi hakkında konuşurken, sadece onların ihtiyacı olan şeylere dikkat çekmesi, karşılıklılık (mutuality) konusunda zorluk çektiğini ima ediyor olabilir. Karşılıklılık konusundaki zorluğu, kız arkadaşları hakkında söyledikleriyle de doğrulanabilir. Ondan, vermek istediğinden fazlasını talep ettiklerinde sorun yaşamaya başlıyor. İlişkilerinin nispeten kısa olması ve erkek arkadaşlarının uzakta olması, yakınlık (intimacy) konusunda zorluk yaşadığını gösteriyor olabilir.

2. örnek

Cavidan, yakın zamanda kırk yıllık kocasını kaybetmiş altmış sekiz yaşında bir kadındır. Vefat eden eşini “hayatının aşkı” olarak tanımlıyor. Birbirleriyle her açıdan ilgilendiklerini söylüyor ve ekliyor: Neredeyse aynı kişi gibiydik. Çocukları yoktu ve pek az arkadaşları vardı. O şimdi çok yalnız. Nasıl arkadaş edinileceğini bilmediğini ve bazen günlerce kimseyi görmediğini söylüyor.

Güçlü Yönler: Cavidan’ın evliliğinin uzunluğu ve 40 yıllık kocasına duyduğu yakınlık, bu ilişkiye duyduğu derin güveni (trust) ve güvenliği (security) gösteriyor. Ayrıca ilişkiyi oldukça karşılıklı (mutual) olarak tanımlıyor.

Güçlükler/ zorluklar: Cevriye’nin, kocasıyla olan ilişkisinin yoğunluğu, olumlu olmasına rağmen, sorunluydu. Kendini ve eşini algılaması (sense of herself and other), onsuz kaybolmuş hissedeceği kadar kaynaşmıştı. Cevriye’nin arkadaş edinmede sorun yaşaması, yakınlık kurmakta (intimacy) zorlandığını gösteriyor.

Kaynaklar (16)

1Fairbairn WRD. Object-relations theory of personality. In: Psychoanalytic Studies of the Personality. Tavistock Publications Limited: London, 1952: 152–161.

2Mitchell SA. Relational Concepts in Psychoanalysis. Harvard University Press: Cambridge, MA, 1988.

3Benedek T. Parenthood as a developmental phase – a contribution to the libido theory. Journal of the American Psychoanalytic Association 1959; 7: 389–417.

4Erikson E. Childhood and Society. Basic Books: New York, 1993.

5Winnicott DW. The capacity to be alone. International Journal of Psycho-analysis 1958; 39: 411–420.

6Klein M. Notes on some schizoid mechanism. International Journal of Psychoanalysis 1946; 27: 99–110. PART 2: PUTTING IT TOGETHER: DESCRIBING 73

7Greenberg JR, Mitchell SA. Object Relations in Psychoanalytic Theory. Harvard University Press: Cambridge, MA, 1983.

8Moore BE, Fine BD. Psychoanalytic Terms and Concepts. Yale University Press: New Haven, 1990: 133–135.

9Fonagy P. Thinking about thinking: Some clinical and theoretical considerations. International Journal of Psychoanalysis 1991; 72: 639–656.

10Fonagy P. Attachment Theory and Psychoanalysis. Other Press: New York, 2001.

11Bowlby J. The nature of the child’s tie to his mother. International Journal of Psychoanalysis 1958; 39: 350–373.

12Slade A. The development and organization of attachment: Implications for psychoanalysis. Journal of the American Psychoanalytic Association 2000; 48: 1147–1174.

13Slade A. Attachment theory and research: Implications for the theory and practice of individual psychotherapy with adults. In: Cassidy J, Shaver PR (eds.). Handbook of Attachment: Theory, Research and Clinical Applications. Guilford Press: New York, 2008: 762–782.

14Stern DN. The Interpersonal World of the Infant. Basic Books: New York, 1985.

15Winnicott W. The mother-infant experience of mutuality. In: Winnicott DW, Winnicott C, Shepherd R et al. (eds.). Psychoanalytic Explorations. Harvard University Press: Cambridge, MA, 1989: 251–261.

16Beebe B, Lachman FM. The contribution of mother-infant mutual influence to the origins of self and object representation. Psychoanalytic Psychology 1988; 5: 305–337.

Photo of author

Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman. İstanbul'da kendi ofisinde (yüz yüze ve online), yetişkinlerle, bireysel sorunlar ve ilişki sorunları üzerine çalışıyor. Psikodinamik psikoterapi uyguluyor.

Yorum yapın