Anormal Psikoloji

Öfke Ne Demek? Öfke Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Öfke hakkında araştırma yapan psikoloji uzmanlarının, üzerinde hemfikir oldukları kabul şudur: öfke, insani ve evrensel bir duygudur.

Öfkenin, evrensel ve insani oluşu, insanın doğasında (fıtratında, yaratılışında) var olduğu anlamına gelir. Yani, dünyanın neresine giderseniz gidin, normal bir insanın (hatta hayvanın da) öfke duygusunu deneyimlediğini görebilirsiniz. (Hayvanların öfkesinden de bahsedilebilmesine rağmen, ben bu yazıda ve genel olarak bu sitede, insani bir duygu olan öfkeyi ele alacağım.)

Öfke her ne kadar evrensel ve insani bir duygu olsa da, yaşanma şekli kültürden kültüre ve kişiden kişiyedeğişkenlik gösterebilmektedir. Dolayısıyla, bu satırlar, genel öfke kavramı hakkında bilgi vermektedir. Kendi öfkenizi anlamak için, bu satırlarla birlikte, kişisel deneyimlerinizin rehberliğine müracaat etmelisiniz.

Öfke, varlığın (insan ve hayvan) kendini koruma ihtiyacından doğan bir duygu tepkimesi olarak kabul edilir. Öfke aynı zamanda, dışarıdan gelecek tehlikeleri uzaklaştırmak için insanlara yaradılıştan verilmiş bir kuvvet olarak düşünülür.

Öfke Nedir?

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne baktığımızda öfkenin şöyle tanımlandığını görürüz; engellenme, incinme veya gözdağı karsısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.

Öfke üzerine çalışma yapan araştırmacılar, öfkenin farklı özelliklerini baz alarak değişik tanımlamalarda bulunmuşlardır. Bu tanımlardan bazıları şunlardır:

“Öfke, doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal bir tepkidir.”

“Öfke; kısmen spesifik duygularla, bilişlerle (düşüncelerle) ve psikolojik tepkilerle bağlantılı olarak, bir hedefe zarar vermeye teşvik eden bir ‘‘sendrom’’dur.”

“Öfke, hakkımız olanı alamadığımız ya da önem verdiğimiz bir insanın beklentilerimiz doğrultusunda davranmadığında yasadığımız bir duygudur.”

“Öfke, hayatın doğru ve yanlışlarına yol gösteren içgüdüsel ve kişisel bir rehberdir.”

“Öfke, kisinin istediği bir şeyi elde edememesi ve hala onu elde etmek istediğinde yaşadığı bir duygudur.”

Bazıları öfkeyi ‘kısa süreli delilik’ şeklinde tanımlamaktadır. Çünkü, öfke bazen, akıl kontrolünün belli bir müddet yok olmasına yol açabilmektedir.

Öfke anında birey, kendisine hâkim olamayabilir, her türlü utanma duygusunu unutabilir, akrabalık ve dostluk bağlarını tanımayabilir, bir kez başladığı şeyde inatlaşabilir ve o şeye sarılabilir, akla ve diğerinin uyarılarına kapalı hale gelebilir, anlamsız nedenler için coşabilir, artık doğruyu ve gerçeği ayırt edemez hale gelebilir.

Bazı uzmanlara göre öfke, içerisinde iyilik veya kötülük barındırmayan normal ve doğal bir duygudur. Yani öfke iyi veya kötü bir duygu değildir. İyi veya kötü olan, öfkeyi yaşama şeklimizdir. Öfkenin, hayatımızda olumlu veya olumsuz bir duygu olmasına kendimiz karar vermekteyiz.

Öfke, “ikincil duygular” diye tabir edilen duygular arasında yer alır. Bunun anlamı şudur: öfkenin altında çoğunlukla, incinme, hayal kırıklığı, engellenme, aşağılanma, çaresizlik gibi başka duygular yatar. Dolayısıyla öfke, içinde karmaşık hisler barındırmaktadır. Öfke, sinirlenmeye, hiddetlenmeye, engellenmiş ve hatta incinmiş hissetmeye neden olan farklı tepkilerden meydana gelmektedir.

İnsan öfkesini, vücuduyla, davranışlarıyla ve düşünce süreçleriyle ortaya koyar. Yani öfkemizi anlayabilmemiz için, bedenimizin verdiği tepkilere, zihnimizde olup bitenlere (düşünce yapılarımıza) ve davranışlarımıza odaklanmamız gerekir.

Önerilen Yazı: Öfke Kontrol Bozukluğu Nedir?

Psikoloji literatüründe, öfkenin ne olduğu konusunda ortak bir tanım olmamasına rağmen, bazı noktalarda öfke ile ilgili görüş birliğine varılmıştır. Buna göre:

1. Öfke doğal, insana özgü bir duygudur.
2. Öfke bir davranış tarzı değil, bir duygudur.
3. Kronik öfke sağlık için tehlikeli olabilir.
4. Öfke çoğu kez ortaya çıkmadan tehlikesiz hale getirilebilir.
5. Öfke, intikam ve saldırganlık şeklinde değil, çözüme yönelik etkin bir şekilde ifade edilmelidir.

Öfke konusunda araştırma yapan Spielberger, öfke duygusuna ‘‘süreklilik’’ ve ‘‘durumsallık’’ açısından bakmıştır. Ona göre durumsal öfke; ‘‘amaca yönelmiş davranışın engellenmesi veya haksızlık algılaması karsısında ne şiddette gerginlik, kızgınlık, sinirlilik, hiddet gibi subjektif duyumsamaların yaşandığını yansıtan bir duygu durumudur’’. Sürekli öfke ise, “durumsal öfkenin genelde ne sıklıkta yaşandığını yansıtan bir kavramdır”

Literatürde, öfke ve sıkça birlikte gördüğümüz saldırganlık ve düşmanlık gibi ilişkili diğer kavramlar arasında bir anlam karmaşası söz konusudur. Düşmanlık, kisinin dünyaya veya üzerindeki varlıklara yönelik negatif tutumunu ve inançlarını yansıtmaktadır. Saldırganlık ise, denetlenemeyen öfke tepkisidir. Saldırganlığı öfkeden ayıran durum, saldırganlıkta fiziksel ve/veya sözel eylemin olmasıdır.

Öfke, düşmanlık, saldırganlık gibi ifadeler birbirleriyle ilişkili olsalar da aslında birbirlerinden farklı kavramlardır. Bir grup araştırmacı, bu ifadelerin duygusal, davranışsal ve bilişsel (düşünce ile ilgili) boyutla birbirlerinden farklılaştığını belirtiyorlar. Bu yaklaşıma göre öfke bir ‘‘duygu’’, saldırganlık bir ‘‘davranış’’, düşmanlık ise ‘‘biliş (düşünce)’’ olarak tanımlanabilir.

Öfkenin Özellikleri Nelerdir

Psikoterapi deneyimlerimde sık şahit olduğum durumlardan biri, kişilerin kendilerine öfkeyi pek yakıştıramıyor oluşlarıdır. İnsanlar öfke yerine “kızgınlık”, “sinirlenme” gibi kavramları kullanmayı tercih ediyorlar. Çünkü pek çok insanın zihninde öfke, yaşanmaması gereken bir duygu gibi duruyor. Peki gerçekten de öfke, o kadar kötü bir duygu mudur?

Öfkenin özelliklerini daha iyi anlayabilmek için, isterseniz bazı soruların cevaplarını ele almaya çalışalım.

# Öfke planlı mı yaşanır?

Pek çok kişi açısından öfke, planlı ve kişinin bile isteye yaptığı bir şey gibi görülür. Oysa öfke, aynı mutluluk, üzüntü, korku vb. gibi planlı olarak değil, kendiliğinden ortaya çıkan bir duygudur. Öfkenin kendiliğinden ortaya çıkması, onun anlaşılmasına ve yönetilmesine engel bir durum değildir.

# Öfke sadece bazılarımızın yaşadığı bir duygu mudur?

Kesinlikle hayır. Normal şartlarda herkes öfke duygusunu yaşar. Hatta, bir insan hiçbir şekilde öfke yaşamıyorsa, onun duygu sisteminde bir sorun var diyebiliriz. Önemli olan, neye, ne zaman ve nasıl öfkelendiğimizdir.

# Öfke bir zayıflık işareti midir?

Hayır. Bence tam tersine, öfke duygusunu olması gereken durum, yoğunluk ve şekilde yaşayabiliyor olmak bir zayıflık değil, bir güç göstergesidir. Ancak orantısız öfke yaşayanların öfke kontrolünde sorun yaşadıklarını söyleyebiliriz. Mesela, çocuğuna yapılan bir saldırı karşısında annenin öfkelenmesi güç göstergesi iken, ağlayan çocuğuna öfkelenen ve onu döven anne bir zayıflık sergiliyor olabilir.

# Öfke duygusu değiştirilebilir mi?

İnsani bir deneyim olarak “öfke”yi hayatımızdan çıkarmak sağlıklı bir beklenti değildir bence. Ancak öfkeyi yaşama şekli, değiştirilebilir ve bu şekilde öfke bizim için daha işlevsel bir yaşantı haline getirilebilir. Mesela, gerçek bir aşağılanma karşısında öfkelenmek normal olabilir. Ancak, bizi aşağılayan kişiye küsüp ağlamak yerine, ona sınır koymayı öğrenmek güzel bir “öfke kontrolü” olabilir.

Önerilen Yazı: Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır?

# Öfke ne zaman ifade edilmelidir?

Bu sorunun cevabı en basit haliyle cevabı şudur: “Duruma göre değişir.” Bazı durumlarda öfkemizi hemen ve uygun bir şekilde ifade etmemiz daha iyiyken, bazı durumlarda erteleyip uygun bir şeklide ifade etmek en iyisidir. Bunun ayırımını yapmak ise hepimizin elde edebileceği bir bilgeliktir.

Kısa bir soru-cevap faslından sonra, psikoloji literatüründen hareketle, öfkenin özelliklerini maddeleyebiliriz.

Psikolojide öfkenin bazı özellikleri

  • Öfke normal, doğal, insana özgü (hatta hayvanların bile yaşadığı), evrensel (tüm insanlığın yaşayabileceği) bir duygudur.
  • Her ne kadar evrensel bir duygudan bahsediyor olsak da, öfkenin ifade ediliş biçimi kültürden kültüre, toplumdan topluma, hatta kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Bu da öfkenin, öğrenilmiş bir tarafı olduğunu gösterir.
    Genetik altyapıya sahip olan öfkenin ifade edilme şekli, yeni öğrenmelerle değiştirilebilir. Bu da, bu yazının ana kavramı olan öfke kontrolünü gündeme getirmektedir.
  • Öfke planlı bir davranış değildir. Daha çok içsel bir yaşantı ve bir duygu durumudur. Öfke içerikli eylem, saldırganlık veya şiddet gibi başka kavramlarla ifade edilebilir. Bir planlama söz konusu olduğunda, öfkeden değil daha çok öfke rolünden veya taklidinden bahsedebiliriz.
  • Kronik, dengesiz, yerli yersiz hissedilen öfke, sağlık için olumsuz bir faktör olabilir.
  • Öfke, çoğu durumda zarar verici bir davranışa dönüşmeden fark edilebilir ve engellenebilir.
  • Önemli olan öfkeyi hissetmekten ziyade, öfkenin hangi durumda, ne yoğunlukta ve ne şekilde yaşandığıdır.
  • Yabancılardan ziyade yakınlarımıza daha fazla öfkeleniyor olabiliriz.
  • Öfkenin fark edilmesi ve uygun şekilde ifade edilmesi, sorunlarımızın çözümü için son derece önemlidir.
  • Öfkenin çoğunlukla ikincil bir duygu olarak yaşanır. Yani altında çoğunlukla engellenme, hayal kırıklığı, incinme, aşağılanma, reddedilme, dışlanma, çaresizlik, beceriksizlik gibi duygular yatar.
  • Uygun ifade edildiğinde doğal ve sağlıklı bir duygu olan öfke, kontrolden çıktığında son derece yıkıcı (saldırganlık, şiddet, taciz, öldürme vb.) bir hal almaktadır. Yıkıcı öfke, kişinin hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını mahvetme noktasına gelebilmektedir.
  • Fiziksel sağlık üzerinde önemli etkileri olan öfke, sağlıklı şekilde ifade edilmediğinde psikolojik sağlık üzerinde de olumsuz şekilde etki edebilmektedir.
  • Başlı başına psikolojik bir hastalık (bozukluk) olmasa da öfke, pek çok psikolojik hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır.

Öfkenin Nedenleri Nelerdir?

Yukarıda öfkenin evrensel bir duygu olduğunu, yani genetik bir temele dayandığını belirtmiştik. Dolayısıyla, “Öfke duygusuna sahip olmamızın nedeni insan olmamızdır.” diyebiliriz. Ancak, insan olmamız, hepimizin öfkesini tetikleyen durumların aynı olacağı anlamına gelmez. Yani birimizi öfkeden çıldırtan bir durum ötekimiz için pek bir şey ifade etmeyebilir.

Sahip olduğumuz genetik özellikler, kişilik özelliklerimiz, aldığımız eğitim, etrafımızdaki insanların öfkelerini yaşama şekilleri vb. öfkemizi tetikleyen faktörler üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olabilir.

Bununla birlikte bazıları öfkenin nedenlerini Çevresel (Dışsal) Nedenler ve Psikolojik (İçsel) Nedenler olarak iki grupta ele alıyorlar.

Çevresel Nedenler, başkalarını veya maruz kaldığımız durumları tasvir ederken, İçsel Nedenler, öfke yaşamamıza yol açan psikolojik dinamikleri ifade etmektedir. Ancak bana göre bu ayırım çok net bir ayırım olamaz. Çünkü, karşılaştığımız her dışsal etkiye sahip olduğumuz psikolojik dinamiklerimizle (içsel nedenler) tepki vermekteyiz. Bu yüzden, bütün insanları, aynı düzeyde öfkelendirebilecek dışsal faktörlerden bahsetmenin çok kolay almadığını düşünüyorum.

Böyle baktığımda öfkenin evrensel (herkesi bağlayan) nedenlerinden çok, genel olarak öfkeyi tetikleyen durumlardan bahsedebileceğimizi düşünüyorum. Öfkeyi tetikleyen bazı durumları şu şekilde maddeleyebiliriz:

  • Engellenmek: Öfkenin altında yatan önemli bir sebep engellenme algısıdır. Engellenme, birtakım ihtiyaçlarımızı gidermemize yol açtığında öfkemizi tetikleyebilir.
  • Hayal Kırıklığı: Hayal kırıklığı, beklentimizle elde ettiğimiz arasındaki farktır. Annesinden süt bekleyen bir bebek bunu elde edemezse öfkelenebilir mesela.
  • Çaresizlik: Sorun olarak algılanan durumun ortadan kalkması zor veya imkansız olduğunda insan öfkelenebilir. Kendinizi anlatmaya çalıştığınız birine ulaşamamak, hasta çocuğunuzu tedavi ettirememek vb. öfkenize yol açabilir.
  • Hastalıklar: Bazı insanlar, bir hastalık yaşadıklarında son derece öfkeli olabiliyorlar. Özellikle, kanser, diyabet, felç gibi ölümcül veya süreğen hastalıkların insanları öfkelendirdiğinden bahsedebiliriz.
  • Madde (alkol ve uyuşturucu gibi) Kullanımı: Madde kullanımı, özellikle bastırılmış öfkeyi tetikleyebilir. Pek çok insanın, normalde dile getiremediği duygu ve düşüncelerini alkol veya madde kullandığında, saldırgan bir şekilde dile getirdiğini görebilmekteyiz.
  • Tehdit Edilmek: Tehdit edilmek, en temel ihtiyaçlarımızdan güvenlik duygumuzu zedelediği için bizi öfkelendirebilir.
  • Saldırıya Uğramak: Bir saldırıya maruz kaldığımızda öfkelenebiliriz. Saldırı karşısında ortaya çıkan öfke, kendimizi korumamız bize güç verebilir.
  • Yalan ve/veya Aldatılma: Aldatılma, hayal kırıklığı yaşamamıza yol açabilir. Aynı şekilde yalan da, enayi veya aptal yerine konduğumuzu düşündürtebilir bize. Ve bu durum öfkemizi tetikleyebilir.
  • Değersiz Görülmek: Kendinde dair değer hissini başkalarının tepkilerinde göre deneyimleyen kişiler, değer görmediklerinde veya değersiz görüldüklerinde yoğun bir öfke yaşayabilirler.
  • Umursanmamak: Bazıları için umursanmamak dayanılmaz bir deneyimdir. Bu duyguya dayanamayan insanlar, öfkelerini karşı tarafa yansıtabilirler.
  • Tacize Uğramak: Fiziksel veya cinsel taciz bizi öfkelendirebilecek önemli deneyimlerdir. Çocukluğunda tacize uğrayan bazılarının, öfke duygularını çok ciddi şekilde bastırabildiklerini kendi terapi deneyimlerimde gözlemleyebiliyorum.
  • Sevilen Birinin Kaybı: Sevilen birini kaybettiğinde insanlar, bu durumdan sorumlu tuttuklarına karşı öfke duygusu yaşayabilirler. Bazıları ihmalkarlıkları için kendilerine, bazıları intihar ettiği için ölen kişiye, bazıları da sevdiğini elinden aldığı için Allah’a, kadere vb. karşı öfke yaşayabilirler. Buradaki öfkenin altında, kaybın ortaya çıkardığı öfkeye tahammül edememek söz konusu olabilir.
  • Kıyaslanmak: Birileriyle karşı karşıya getirilmek, rekabete sokulmak da kişileri öfkelendirebilir. Kıyaslanma bir eleştiri içeriyorsa öfkenin şiddeti de artabilir.
  • Haksızlığa Maruz Kalmak: İnsanlar bir haksızlığa uğradıklarına inandıklarında öfke duygusunu yaşayabilirler. Buradaki haksızlığın içeriği değişebilir. Haksızlık eleştiride, mahrum bırakılmada, yetersiz bulunmada vb. ortaya çıkabilir.

Bunlar dışında da öfke tetikleyicilerinden bahsetmemiz mümkündür. Burada önemli olan, öfke duygusunun kişiye özgü tetikleyicileri olabileceğini kabul etmektir.

Öfkenin İfade Edilme Biçimleri Nelerdir?

Son derece insani bir duygu olan öfkeyi hepimiz aynı şekilde mi yaşıyoruz? Tabii ki hayır. Bazılarımız öfkesini pek göstermiyor, bazılarımız öfkelendiğinde ortalığı kırıp geçiriyor, bazılarımız oturup ağlıyor, bazılarımız kendini öfkelendiren şeyi açıkça söylüyor, bazılarımız öfkelendiği kişiye surat asıyor, bazıları duygusunu göstermeyip intikam alıyor, bazıları kendine zarar veriyor vb.

Öfkenin yaşanmasında kişiler arasında bir farklılık söz konusu olduğu gibi, aynı kişi de öfkesini farklı zamanlarda farklı şekillerde yaşayabiliyor. Öfkelendiğimizde bazen ağlıyor, bazen karşımızdakine hakaret edebiliyor, bazen kapıyı vurup çıkabiliyor, bazen derin derin nefes alıp durumu geçiştirebiliyoruz mesela.

Öfkeyi ifade etme şeklimiz, içinde yaşadığımız kültüre, cinsiyetimize, yaşımıza, eğitimimize, alışkanlıklarımıza, kişilik özelliklerimize, içinde bulunduğumuz duruma vb. göre değişiklik gösterebilmektedir. Öfke duygumuza karşı gösterdiğimiz tepkiye, öfkeyi yaşama biçimimize öfke ifadesi diyebiliriz.

“Öfke duygumu nasıl yaşıyorum?”, “Öfkelendiğimde ne yapıyorum?” gibi sorulara vereceğimiz cevap, bizim öfke ifade biçimimizi ortaya koyacaktır.

Öfkeyi yaşama şeklimizi, sonuçları açısından değerlendirirsek iki durumdan bahsedebiliriz:

1. Öfkeyi yaşama şeklimizin istemediğimiz sonuçlara yol açması: Öfkemizi kendimize, başkalarına veya hem kendimize hem de başkalarına zarar verecek şekilde yaşayabiliriz. Bir istismara ses çıkarmadığımızda, haklı olduğumuza inandığımız halde karşımızdakine boyun eğdiğimizde kendimize zarar vermiş oluruz. Gereksiz bir saldırganlıkta bulunduğumuzda, karşımızdakini aşağıladığımızda da başkalarına zarar vermiş oluruz.

Bazı durumlarda da hem kendimize hem de başkalarına zarar vermiş olabiliriz. Trafikte öfkelendiğimiz birine saldırdığımızda hem ona hem de kendimize zarar vermiş olabiliriz mesela. Yaşadığımız kavga sonucunda karşımızdaki kişi hastaneye biz de hapishaneye gitmek zorunda kalabiliriz.

2. Öfkeyi yaşama şeklimizin istediğimiz sonuçlara yol açması: Öfkemizi kendimize, başkalarına ve hem kendimize hem de başkalarına zarar verecek şekilde de yaşayabiliriz. Bize yapılan fiziksel ye da psikolojik bir saldırıyı uygun yollarla def ettiğimizde kendimizi korumuş oluruz. Çocuğumuzun kendine zarar vereceği bir durumda ona olan uygun tonda kızgınlığımız, kendine zarar vermesinin önüne geçebilir.

Öfkemizi yaşama şeklimizi, sonuçları açısından değerlendirmek için kendimize şu tür soruları sorabiliriz: Öfkemi bu şekilde yaşamamın benim açımdan ve karşımdakiler açısından sonuçları neler oluyor?

Siz de “Öfke nedir?” sorusunun cevabıyla ilgili düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşabilirsiniz.

Kaynaklar:

apa.com
psychologytoday.com
pe2000.com
mayoclinic.org
ptsd.va.gov
lynnenamka.com

Psk. Danışman Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı. Yetişkinlerle çalışıyor. İstanbul, Bakırköy ve Beylikdüzü'nde yüz yüze, Skype gibi programlar üzerinden de online terapi hizmeti sunuyor. Gsm: 0505 495 4727

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonRandevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı