Konum

Whatsapp

+90 505 495 47 27

Genel

Öfke kontrol bozukluğu nedir, tedavisi nasıldır?

Bu yazıda, öfke kontrol bozukluğu tedavisi ile ilgili bazı bilgileri ve düşüncelerimi paylaşıyorum. Yazının anahtar kavramları şunlardır: öfke, öfke kontrolü, öfke kontrol problemleri, öfke kontrol bozukluğu, öfke kontrol bozukluğu tedavisi


Öfke üzerine düşünmek, konuşmak, yazmak, duygu üzerine de düşünmek, konuşmak, yazmaktır. Çünkü, öfke bir duygudur; hem de, psikolojide, temel duygular arasında kabul edilen bir duygu. Bu yüzden, öfke hakkında ayrıntılara girmeden, duygu hakkında birkaç noktaya dikkatinizi çekmek isterim.

“Ne hissediyorum?” ve “Nasıl hissediyorum?” soruları, bizi, duygumuzun dildeki karşılığına götürebilir.

“Ne hissediyorum?” sorusuna şu tür cevaplar verebiliriz: korku, üzüntü, pişmanlık, suçluluk, endişe, umut, sevinç, mutluluk, öfke/ kızgınlık/ sinirlilik…

“Nasıl hissediyorum?” sorusunun cevapları da şu şekilde olabilir: korkmuş, üzgün, pişman, suçlu, endişeli, umutlu, sevinçli, mutlu, öfkeli/ kızgın/ sinirli…

Duyguları çok genel olarak hoş ve nahoş olarak ayırabiliriz belki. Bununla birlikte, duyguları iyi-kötü diye gruplara ayırmayı makul bulmuyorum. Bunu yaptığımızda, iyiye yakın kötüye uzak olmaya çalışabilir, kendimize iyiyi helal kötüyü haram kılabiliriz. Oysa, sadece hoş duyguları değil nahoş duyguları da hissetmeye (hissedebilmeye) ihtiyacımız var.

Duygu kavramı hakkındaki ayrıntıları başka bir yazıya bırakalım ve öfkeye odaklanalım isterseniz.

Öfke nedir?

Sözlük öfkeyi şöyle tanımlıyor: Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap

Öfke, öncelikle bir duygudur ve tüm duygular gibi kendini ifade etme işlevi görür. İç dünyada olanı dış dünyaya taşır/ sunar. O esnada -veya genel olarak- işlerin bizim için nasıl gittiğini -genelde de iyi gitmediğini- gösterir.

Öfkemizi neler tetikler?

Öfke literatürüne bakarsanız, öfkemizi tetikleyen pek çok şeyle karşılaşırsınız. Okumakta olduğunuz yazı bir makale olmadığı için ayrıntılarda kaybolmak istemiyorum. Ben, öfkeyi tetikleyebilecek faktörleri iki kategoride ele alabileceğimizi düşünüyorum:

İstemediğimiz şeylerin olması: Bu kategoride, “bizim için kötü” deneyimler yer alır. Bizim için kötü ifadesini özellikle dikkate almanızı isterim; çünkü, olaylara, durumlara verdiğimiz tepkiler son derece kişisel olabilir.

İstemediğimiz, bizim için kötü için örnek bulmak çok zor değil: Uykumuzun en tatlı anında üst kattan bir matkap sesinin gelmesi, sevişmenin nirvanasında çocuğumuzun uyanması, akaryakıta zam gelmesi, birinin bizi aşağılaması, haksızlığa uğramamız, bir haksızlığa şahit olmamız

İstediğimiz şeylerin olmaması: Bu kategoride, “bizim için iyi” deneyimlerin yokluğudur öfkemizi tetikleyen. Arzularımızın gerçekleşmemesi, hayatın bize istediklerimizi vermemesi, bizi öfkelendirebilir. Özellikle bazılarımız, kendilerini daha fazla alacaklı hissettikleri için daha kolay ve fazla öfkelenebilirler.

Bazı örnekler: Partnerimizin sevişme talebimizi reddetmesi, tuttuğumuz takımın kaybetmesi, öğrencilerimizin bize beklediğimiz saygıyı göstermemeleri (saygısızlık yapmaları değil), arkadaşımızın bizi haklı bulmaması…

İstemediğimiz şeylerin olması ve istediğimiz şeylerin olmaması kafa karıştırıcı gelmiş olabilir size. Demek istediğimi netleştirmek için de bir örnek kullanmama müsaade edin lütfen.

Psikoterapi görüşmelerinde, eşinden yakınan ve ona öfkelenen iki hanımefendi düşünelim: Ayşe Hanım ve Fatma Hanım

Ayşe Hanım’ın yakınması şu olsun: Geçen gün, düğüne gitmek için hazırlanırken, eşim kıyafetime baktı ve “Bu elbise sana hiç yakışmamış; çok çirkin olmuşsun.” dedi. Bu, istemediğimiz bir durumun (aşağılanmak) varlığı için örnek olabilir.

Fatma Hanım’ın yakınması da şu olsun: Geçen gün, düğüne gitmek için hazırlanırken, eşim bana ne kadar güzel olduğumu söylemedi; kıyafetimi fark etmedi bile. Bu da istediğimiz bir durumun (beğenilmek) yokluğu için örnek olabilir.

Tabii ki karşılaştığımız ve bizi öfkelendiren durumlar her zaman bu kadar ayrı durmayabilir; hatta çoğunlukla içe içe geçmiş bile olabilir. İstemediğimiz şeyin olması istediğimiz şeyin olmaması (iflas etmemiz-para kazanamamamız) anlamına da gelebilir tabii ki. Gene de bu ayırımı, öfke duygunuzu anlamak için bir ipucu olarak kullanabilirsiniz.

Öfke ifade tarzları: Öfke ile ne yapıyoruz?

Öfke ifade tarzı, çok genel olarak, öfkeyi ifade etme (yaşama) biçimlerini/ tarzlarını ifade eden bir kavramdır. Literatürde, genel olarak öfke ifadesi için üç tarz ele alınır: öfkenin içe dönük yaşanması, öfkenin dışa dönük yaşanması ve öfkenin kontrol edilmesi

Öfke kontrolü (öfke yönetimi) nedir?

Psikoloji literatüründe, öfke kontrolü de öfke yönetimi de bir kavram olarak kullanılıyor, ele alınıyor. Müsaadenizle, ben, bu yazıda, ikisini de aynı anlamda kullanıyorum.

Gene, psikoloji literatüründe, öfke kontrolü (yönetimi), öfke ifade tarzları bağlamında ele alınıyor. Genel olarak, öfkeyi ifade etmede üç tarz kullandığımızı söyleyebiliriz:

Öfkenin içte tutulması: Öfkeyi içte tutmak, öfkeyi bastırmak veya baskılamak demektir. Bastırma ve baskılama birer savunma mekanizmasıdır.

Bastırma söz konusuysa, öfkemizin farkında olmayız; bir duygu olarak ondan haberimiz olmaz.

Öfke kontrolü” veya “öfke yönetimi”, öfke duygusunu, ilgili ihtiyacımızı karşılayacak şekilde, uygun durumda, uygun şekilde yaşayabilme (ifade edebilme) becerisidir. Tanımı biraz daha açayım.

Öfke bir duygudur ve -tüm duygular gibi- insan hayatında bir işleve sahiptir. Bu yüzden, sağlıklı bir ruhsal işleyiş için, ruhsallığımızda ona alan açmalı, onu ifade edebilmeliyiz.

Öfke kontrol bozukluğu nedir?

Öfke kontrol bozukluğu”, halk tarafından, öfke odaklı psikolojik sorun veya bozuklukları dile getirmek için kullanılan bir ifadedir; psikiyatrik tanı kılavuzlarında yer alan bir tanı değildir. [Bununla birlikte, bazı makalelerde öfke kontrol bozukluğu ifadesine rastlayabilirsiniz.]

Psikiyatrik tanı sistemlerinde (DSM-5, ICD-10 ve PDM-2) öfke kontrol bozukluğu diye bir bozukluk yer almıyor. Bunun anlamı şudur: Siz yaşadığınız öfke dolayısıyla bir psikiyatristle görüşürseniz, psikiyatrist, sizin için, “öfke kontrol bozukluğu” teşhisinde bulunmaz -tabii, psikiyatristin, tanı kılavuzlarını referans alacağını varsayıyorum.

Söylediklerim size şaşırtıcı gelmiş olabilir. Bunun için, şu anda, google üzerinde “öfke kontrol bozukluğu nedir” diye bir arama yapın ve ilk sayfada çıkan sonuçlara bakın. Karşılaştığınız sonuçların hiçbirinde öfke kontrol bozukluğunun tanımı (tıbbi bir terim olarak) yer almayacaktır. Öfke kontrol bozukluğu belirtileri diye listelenenler de öfke belirtileri olabilir ancak.

Öfke kontrol bozukluğu ile kastedilen, öfkenin, yoğun, abartılı, orantısız, yıkıcı bir şekilde yaşanması; öfkeye şiddetin ve saldırganlığın eşlik etmesi olabilir ancak.

Öfke kontrol bozukluğu yerine, öfke kontrol problemleri ifadesi bana daha doğru gibi geliyor. Nitekim, Bütün Ruh Hastalıkları İçin Yetişkin Psikoterapisi Tedavi Planlayıcısı adlı bir psikiyatri kitabında, Öfke Kontrol Problemleri başlıklı bir bölüm yer alır.

Öfke kontrol bozukluğu belirtileri nelerdir?

Söz konusu bölümde, öfke kontrol problemi yaşayan yetişkin kişilerin tutumlarıyla ilgili bir liste de almaktadır. Öfke kontrol problemleriyle ilgili davranışsal tanımlar listesi şu maddelerden oluşmaktadır:

  1. Belirli durumlara ya da durumsal temalara tepki olarak aşırı öfke örüntüsü gösterir.
  2. Pek çok duruma karşı aşırı öfke örüntüsü gösterir.
  3. Öfke ile ilgili bilişsel ön yargılar gösterir (ör. diğerlerinden beklentilerini ısrarla ister, öfkenin kaynağına karşı aşırı uyarılma genellenmiştir, “küçük” olaylara öfkeli tepkiler verir).
  4. Öfke ile ilgili fizyolojik uyarılmanın doğrudan ya da dolaylı kanıtları vardır.
  5. Tetikleyici stres durumu ile ilgili orantısız saldırganlıklar, izleyen sözel saldırılar, saldırgan eylemler ya da mala zarar verme gibi öfke patlamaları geçmişi rapor edilmiştir.
  6. Önemli olmayan gerginlik ve sıkıntılı durumlara karşı, aşırı sözel düşmanlık tepkisi gösterir.
  7. Önemli birine karşı duygusal ve/veya fiziksel istismar yapar.
  8. Bir duruma ya da başkalarına karşı ani ve sert yargılayıcı ifadeler kullanır.
  9. Ters ters bakma ya da göz kontağının kurulmadığı, gergin kasların da dahil olduğu beden dili (ör. sıkılı yumruk ya da çene) öfkeli olduğunu gösterir.
  10. Öfke nedeniyle pasif-agresif örüntü gösterir (ör. sosyal durumlarda geri çekilme, verilen yönergelere ve kurallara uyum sağlayamama ya da zamanında tamamlayamama, otorite figürlerinin arkasından şikayet etme, beklenen davranış normları ile ilgili toplantılarda iş birliği yapamama).
  11. Edilgen bir şekilde duygularını içinde tutar ve daha sonra kontrolsüz bir öfke patlaması olur.
  12. Onaylanmama, reddedilme ya da eleştiri algılamasına karşı aşırı kızgınlık tepkisi gösterir.
  13. Başkalarına gözdağı vermek için küfürlü bir dil kullanır.
  14. Bahane bulur, saldırgan ve istismarcı davranışları için başkalarını suçlar.
  15. Güç ve kontrol elde etme aracı olarak saldırganlığı kullanır.

Yetişkin bir kişi, bu tutumları ne kadar çok/ sık/ yoğun sergiliyorsa, kişinin o oranda öfke kontrol problemi yaşadığını söyleyebiliriz.

Öfke ile ilişkili olabilecek bazı bozukluklar

Yukarıda, psikiyatrik tanı kılavuzlarında öfke kontrol bozukluğu diye bir bozukluğun yer almadığını belirtmiştim. Öfke bir bozukluk/ hastalık değil, herhangi bir bozukluğun/ hastalığın belirtisi olabilir.

Şimdi, öfkenin bir semptom/ işaret sayılabileceği bozuklukları listeleyeceğim. Yukarıda belirttiğim, öfke ile ilgili maddeler sizin için tanıdıksa, aşağıdaki bozukluklardan birine veya daha fazlasına [ilgili maddelere tıklayıp tanımları okuyabilirsiniz] sahip olabilirsiniz:

Aralıklı patlayıcı bozukluk

Aralıklı patlayıcı bozukluk, herhangi bir kışkırtmayla orantısız olan ve bir maddenin, tıbbi durumun veya başka bir psikolojik bozukluğun etkileriyle daha iyi açıklanmayan, tekrarlayan dürtüsel saldırganlık eylemlerine karışan bireyleri sınıflandırmak için kullanılan bir terimdir. Kısacası, bir dürtüsel saldırganlık bozukluğudur. (Kaynak: http://www.dualpsikoloji.com/cocuk/davranis-bozukluklari/aralikli-patlayici-bozukluk.html)

Bipolar (I ve II) bozukluk

İki uçlu bozukluk (bipolar bozukluk, eski adıyla manik-depresif hastalık) iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu hastalık dönemlerinden bir tanesinde taşkınlık (mani), diğerinde ise çökkünlük (depresyon) bulunmaktadır. Birbirlerine zıt gibi görünen bu iki hastalık dönemi yatışma ve alevlenmelerle seyreder. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale döner. Bazı hastalarda ise günlük yaşamı kısmen etkileyen kalıntı belirtiler görülmekle birlikte, hastalar düzelir. (Kaynak: https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/22/bipolar-bozukluk-ikiuclu-bozukluk-manik-depresif-hastalik)

Davranış bozukluğu

Çocuk ve ergenlerin, kurallara, toplumsal değerlere uymaması ve başkalarının temel haklarına zarar verme şeklinde davranışlar sergilemesi davranım bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Davranım bozukluğu olan bireylerde; suçluluk ya da pişman olma duygusu ve empati kurma yeteneği daha az gelişmiştir. Okulda, işte ya da diğer önemli aktivitelerdeki kötü performansı önemsememe ve sığ duygulanım görülür. (Kaynak: https://erenkoyruhsinireah.saglik.gov.tr/TR,102003/davranim-bozuklugu.html)

Tıbbi durum nedeniyle kişilik değişimi

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

Travma sonrası stres bozukluğu travmatik bir yaşantının sonucunda oluşabilecek ruhsal bir hastalıktır.

Travmatik yaşantılar, bir insanın kendisinin ya da başkalarının hayatını ve güvenliğini tehdit eden aşırı tehlikeli veya korkunç durumlardır. Böyle durumlara örnek olarak doğal afetler, ağır kazalar, savaşlar, ölümcül hastalıklar ile bedensel veya cinsel şiddet gösterilebilir. Bir veya birkaç travmatik durumun sonucunda, eğer bir kimsenin kendisi mağdur durumdaysa veya başka bir insanın başına gelen korkunç bir olaya (mesela ağır bir trafik kazasına) tanık olmuşsa, travma sonrası stres bozukluğu TSSB oluşabilir. (Kaynak: https://www.psychenet.de/tr/ruhsal-saglik/bilgiler/travma-sonrasi-stres-bozuklugu-tssb.html)

Eş ya da birlikte olduğu kişinin fiziksel şiddeti için ruh sağlığı servisine başvurma
Eşi olmayan bir yetişkinin istismarı için ruh sağlığı servisine başvurma
Sınırda kişilik bozukluğu

Sınırda kişilik bozukluğu, etkilenen kişinin yoğun, değişken duygudurum ve davranış dönemleri ve değişmiş bir ‘kendilik duygusu’ yaşadığı bir tür kişilik bozukluğudur.
Bu, kişinin günlük yaşamla başa çıkma yeteneğini etkileyerek, arkadaşlarıyla ve ailesiyle dürtüsel eylemlere ve ilişki sorunlarına neden olabilir. Sınırda kişilik bozukluğu, kendine zarar verme ve intihar girişimleri ile ilişkili ciddi bir durumdur. Sınırda kişilik bozukluğu olan her on kişiden biri intihar eder. (Kaynak: https://www.lundbeck.com/tr/patients/psychiatry/borderline-personality-disorder)

Antisosyal kişilik bozukluğu

Anti sosyal kişilik bozukluğu kişilerle ilişkide, düşünme şeklinde ve olayları algılayış biçiminde bozukluk olan kronik bir zihinsel hastalık olarak kabul edilir. psikopat (psychopath) olrak da isimlendirilir. Bu kişilerin yargı değerleri eksiktir ve yanlış ile doğru arasında ayrım yapamazlar. Sürekli olarak başkalarının haklarını çiğnerler ve başlarını belaya sokarlar. Bu kişiler genellikle yalan söyler, zarar verici davranışlarda bulunur, alkol ve madde bağımlılıkları vardır. Genellikle dürtüsel davranan, gereksinimlerinin hemen karşılanmasını arzulayan, düş kırıklığına ve bekletilmeye katlanamayan kişilerdir. Antisosyal kişiler başkalarının zararı söz konusu olduğunda yalnızca kendilerini düşünürler, başkaları için kaygı duymazlar ve suçluluk duyamazlar. Genellikle okul, iş ve ailesel sorumlulukları üstlenemezler. Başkalarına zarar verdikleri gibi kendi bedenlerine de zarar verebilirler; bu durum, başkalarına zarar veremedikleri zamanlar olur. Sürekli, tutarlı bir ilişki kuramazlar. İlişkiyi sürdürseler bile bu ancak zor kullanarak, tehditlerle, fiziksel şiddetle mümkün olur. (Kaynak: https://www.adnancoban.com.tr/antisosyal-kisilik-bozuklugu)

Paranoid kişilik bozukluğu

Paranoid kişilik bozukluğu genel tanımı ile kişinin diğer kişilere aşırı derecede nedensiz ve süreklilik arz eden bir şekilde şüpheci ve güvensiz yaklaşımıdır. Kişinin günlük yaşamını etkiliyorsa, sorumluluklarını engelliyorsa ve sık sık tekrar ediyorsa bu teşhis konabilir.

Bu kişiler, genellikle şüpheci ve öfkeli yaklaşımlarından ötürü yakın ilişkiler kuramazlar. Kuşkucu, gergin, alıngan kişilerdir. Diğer kişilerin onlar hakkında kötü düşünceler beslediğini düşündükleri için yalnız kalmayı tercih ederler. Bu kişilerde başkalarına soğuk, mesafeli duran, çabuk eleştiren, eleştiri kaldıramayan özellikleri belirgindir. Eşleri ve sevgililerinin sadakatsizliği ile ilgili kuşkulara kapılırlar. (Kaynak: https://www.adnancoban.com.tr/paranoid-kisilik)

Narsisistik kişilik bozukluğu

Narsistik kişilik bozukluğu, kişinin kendisini aşırı derecede önemli görmesi ve sürekli bir hayranlık isteği ile tanımlanan zihinsel bir rahatsızlıktır. Bu kişiler kendilerini diğer kişilerden üstün görme eğilimindedirler ve diğer kişilerin hislerine neredeyse hiç saygı duymazlar. Başkaları tarafından yargılanmaya karşı aşırı hassasiyetleri söz konusudur. Kendisinin ayrıcalıklı bir insan olduğuna inanır ve bunun aksi yönünde bir tutumla karşılaştığında karşısındakini değersizleştirir ve kendisini alkışlayacak başka hayranların arayışına çıkar. Girdikleri her ortamda en güzel, en başarılı, en gözde olmak ilk hedeftir. Bu şekilde kendilerini güvende hissederler. Başkaları ile işbirliği kurmakta zorlanırlar çünkü üstünlüklerini ispatlamaya çalışırlar ya da eksikliklerinin görülmesini istemediklerinden işbirliği kurmaya yanaşmazlar. Fakat bu süper kişiliğin altında, aşırı kırılgan bir öz saygı ve kolayca incinebilir bir hal vardır. Başkaları ile ilişki kurmasının nedeni bir şeyler paylaşmak değil kendinin ne kadar mükemmel biri olduğunun onaylanmasına duyduğu müthiş ihtiyacıdır. (Kaynak: https://www.adnancoban.com.tr/narsistik-kisilik)

Tanımlanmamış kişilik bozukluğu

Bu bozukluk listesinin bize söylediği şeylerden biri şu olabilir: Her öfke aynı şeyi ifade etmediği gibi her öfke problemi de aynı psikolojik bozukluğu işaret etmez.

Bu arada unutmamalısınız ki, burada okuduklarınızdan hareketle kendinize -veya bir başkasına- bir tanı koyamazsınız. Psikiyatrik tanı koymak ciddi bir iştir ve sadece hekimler (psikiyatristler) tarafından gerçekleştirilebilir.

Kaynaklar
Photo of author

Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman. İstanbul'da kendi ofisinde (yüz yüze ve online), yetişkinlerle, bireysel sorunlar ve ilişki sorunları üzerine çalışıyor. Psikodinamik psikoterapi uyguluyor.

Yorum yapın