Anormal Psikoloji

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir? Belirtileri Nelerdir?Tedavisi Nasıldır?

Obsesif kompulsif bozukluk, obsesyonların (saplantılı düşüncelerin) ve/veya kompulsiyonların (zorlantılı davranışların) varlığı ile kendini belli eden, son derece zorlayıcı olabilen, çok önemli psikolojik bozukluklardan biridir. Bu yazıda, obsesif kompulsif bozuklukla ilgili şu soruların cevaplarını bulabileceksiniz:

  • Obsesif kompulsif bozukluk nedir?
  • Obsesif kompulsif bozukluk belirtileri nelerdir?
  • Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi nasıl olur?
  • Obsesif kompulsif bozukluk geçer mi; geçerse nasıl geçer?
  • Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?
  • Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi ne kadar sürer?

Obsesif kompulsif bozukluğu anlama çabanız, bazı kavramlarla ilk kez karşılaşmanıza da yol açmış olabilir. Söz konusu kavramlar, psikoloji profesyoneli değilseniz, size sıkıcı bile gelebilir; ancak sizden ricam, yaşadıklarınızı daha iyi anlayabilmek için, gerekirse bu makaleyi (ve benzer makaleleri) birkaç kez okumanız; bununla birlikte, kafanıza takılan noktaları yazının yorum kısmında bana sormanızdır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk, yapılandırılmış psikiyatrik sınıflandırmalarına, 1980’de yayınlanan Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM-III) ile girmiş; 1987 yayınlanan DSM-III-R’da ise “günlük yaşamı kesintiye uğratan en az bir saat süren obsesyonlar ya da kompulsiyonlar ya da her ikisinin birlikte bulunması” olarak tanımlanmıştır.

2000 yılında yayınlanan DSM-IV-TR’de “Anksiyete Bozuklukları” başlığı altında yer alan obsesif kompulsif bozukluk, 2013 yılında yayınlanan DSM-V sınıflamasında bu başlıktan çıkarılıp “Takıntı Zorlantı Bozukluğu (Obsesif Kompulsif Bozukluk) ve İlişkili Bozukluklar” altında sınıflandırılmıştır.

Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) ve hayaller (düşlemler, imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen, kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir psikolojik bozukluktur.

Obsesyonlar, girici (intruziv) ve istenmeyen şekilde yaşanan tekrarlayıcı ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da imgeler; kompulsiyonlarsa bir kişinin bir obsesyona karşılık ya da katı olarak uygulanması gereken kurallara uygun olarak yerine getirmeye mecbur hissettiği tekrarlayan davranışlar veya zihinsel uğraşılardır

Obsesif kompulsif bozukluk, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.

Obsesif Kolpulsif Bozukluk İçin DSM-V Kriterleri

–  Tekrarlayıcı, intrusive (girici), ısrarcı, istenmeyen düşünce, dürtü veya imgelerdir.

– Kişi bu düşünce, dürtü ve imgeleri görmezden gelmeye, bastırmaya veya etkisizleştirmeye çalışır.

– Kişinin, sıkıntısını azaltmak veya korkulan bir olayı engellemek için yapmak zorunda hissettiği tekrarlayıcı davranışlar veya düşünsel eylemlerdir.

– Kişi tekrarlayıcı davranış veya düşünsel eylemleri, obsesyonlara tepki olarak belirli ve katı kurallar doğrultusunda yapmak zorunda hisseder.

Obsesyon ve kompulsiyonlar zaman alır. (örneğin; her gün en az birer saat) veya klinik olarak önemli ölçüde rahatsızlık uyandırır veya işlev kaybına yol açar.

Obsesyonlar Nelerdir?

Obsesyonun türkçe karşılığı saplantıdır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyeteye (sıkıntı, bunaltı) neden olan ve istenmeden gelen (intrusive), benliğe yabancı (ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar (düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. Ya kapıyı açık unuttuysam?, Acaba elime mikrop bulaştı mı? vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.

Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler

  1. Obsesif düşünce (inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler.
  2. Obsesif imaj (kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar)
  3. Obsesif dürtü (kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)

Obsesyon içerikleri

Obsesif kompulsif bozukluk, çok farklı obsesyon ve kompulsiyonlarla kendini gösterebilir. Bir kişide, söz konusu belirtilerden biri bulunabileceği gibi, aynı anda birkacı da bulunabilir.

  • Bulaşma obsesyonu: Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir.
    Obsesif kompulsif bozukluk hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.
  • Kuşku obsesyonu: Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. Acaba ocağı kapattım mı?, Acaba kapıyı kilitledim mi? vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontrol etme kompulsiyonları izler.
  • Saldırganlık obsesyonu: Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler Acaba intihar eder miyim?, Ya çocuğumu bıçaklarsam? vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.
  • Cinsel obsesyonlar: Obsesif kompulsif bozukluk içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.
  • Dinsel obsesyon: Dini ve ahlaki değerlere (Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki
    Obsesif kompulsif bozukluk hastaları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.
  • Simetri obsesyonu: Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.
  • Somatik obsesyon: Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli (tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.
    Biriktirme, saklama obsesyonları: Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.
  • Diğer obsesyonlar: Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.

Önerilen Yazı: Obsesyon Nedir? Obsesyon Çeşitleri Nelerdir?

Kompulsiyonlar Nelerdir?

Kompulsiyonun türkçe karşılığı zorlantıdır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.

Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede Obsesif kompulsif bozukluk hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.

Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken (el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.

Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.

Obsesif kompulsif bozukluk hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.

Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman Obsesif kompulsif bozukluk hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar
Obsesif kompulsif bozukluk ’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.

Önerilen Yazı: Kompulsiyon Nedir? Kompulsiyon Çeşitleri Nelerdir?

Bazı Obsesif Kompulsif Bozukluk Sınıflandırmaları

Obsesif kompulsif bozukluğu daha iyi anlatabilmem için, literatürdeki bazı sınıflandırmaları sizinle paylaşmak istiyorum:

# Belirti Tiplerine Göre Obsesif Kompulsif Bozukluk

Kişilerin büyük çoğunluğunda hem obsesyonlar, hem de kompulsiyonlar bir arada bulunmaktadır. Bazı araştırmalara göre, hastaların yaklaşık % 90’ı hem obsesyon hem de kompulsiyonlardan yakınırken, % 28’i sadece obsesyonlardan, % 20’si ise sadece kompulsiyonlardan yakınmaktadır.

Hastaların önemli bir kısmında birden fazla obsesyon (%33-60) ve birden fazla kompulsiyon (%38-48) bir arada bulunmaktadır.

OKB hastalarında sık görülen obsesyon çeşitleri kirlenme/bulaşma, kuşku ve simetri/düzen, saldırganlık, cinsellik obsesyonları, dinsel ve somatik (bedenle ilgili) obsesyonlardır.

En sık görülen obsesyonlar %25-55 görülme oranıyla kirlenme-bulaşma obsesyonlarıdır. Kirlenme obsesyonuna sıklıkla kişinin bulaştırıcı olduğunu düşündüğü nesnelere karşı kaçınma davranışı ya da obsesyonlardan kaynaklanan endişeyi gidermek için temizlik kompulsiyonu eşlik eder.

Kuşku/emin olamama obsesyonları, kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan ikinci obsesyondur. Bunları saldırgan, somatik, simetri, cinsel ve dinsel içerikli obsesyonlar izler.

OKB’lilerde saldırganlık obsesyonlarının yaygınlığı %10-20 arasında; cinsel obsesyonlar ise yaklaşık %13-26 oranında görülmektedir. Dinsel obsesyonlar Batı ve Asya ülkelerinde %4-10 arasında bildirilirken; dindarlığın daha yaygın olduğu Arap ve Yahudi ırkından yaşayan insanların daha fazla yaşadığı ülkelerde %40-60 gibi yüksek oranlarda bildirilmiştir. Türk toplumunda ise sıklığı %11-42 arasında değişmektedir.

Türkiye’de yapılan bir çalışmada da belirti alt tiplerine ilişkin benzer bulgular elde edilmiş ve kirlenme obsesyonları yüzde 56,7 oranla en sık görülen alt tip olarak belirlenmiştir. Kirlenme obsesyonlarını takiben saldırganlık, somatik, din, cinsel ve simetri içerikli obsesyonlar sırasıyla en sık görülen obsesyonlar olarak rapor edilmiştir .

En sık görülen kompulsiyonlar temizleme olup görülme sıklığı %45-52 arasında değişmektedir. Kontrol kompulsiyonu OKB hastalarında %28-45 oranında görülmektedir. Tekrar etme kompulsiyonlarının görülme oranı % 11.1 iken sayma kompulsiyonlarının görülme oranı % 8’dir. OKB hastalarında sıralama ve simetri kompulsiyonları görülme oranları sırasyla %5.9 ve %13.5 olarak bulunmuştur.

# Belirti Boyutları Açısından Obsesif Kompulsif Bozukluk

Bazı uzmanlar, obsesif kompulsif bozukluğu, belirtilerin boyutları açısından ele almışlardır; ki bu yaklaşıma, “belirti boyutları yaklaşımı” denilmektedir. Buna göre kişiler, belirli belirtilere yüksek, orta, düşük gibi farklı boyutlarda sahip olabilirler.

Bir yaklaşıma göre, obsesif kompulsif bozukluğun, kontrol etme, temizlik, yavaşlık ve kuşku olmak üzere dört belirti boyutu söz konusudur.

Bir başka yaklaşımda uzmanlar, beş belirti boyutundan bahsediyorlar:

  1. Kendine/başkalarına zarar vermeye yönelik obsesyone düşünceler
  2. Kendine/başkalarına zarar vermeye yönelik obsesyonel dürtüler
  3. Kontrol etme obsesyon ve kompulsiyonları
  4. Bulaşma/kirlenme obsesyonları ve temizlik kompulsiyonları
  5. Öz-bakım ritüelleri olmak

Bunların dışında;

  1. Saldırganlık, cinsellik, din ve somatik içerikli obsesyonlar ve kontrol etme kompulsiyonları,
  2. Simetri obsesyonları ve düzenleme kompulsiyonları,
  3. Kirlenme obsesyonları ve temizleme kompulsiyonları
  4. Biriktirme

şeklinde ele alınan bir, beş boyutlu yaklaşımdan da bahsedebiliriz.

# Obsesyonların Niteliğine Göre Obsesif Kompulsif Bozukluk

Psikoloji literatüründe, obsesyonlar, bilişsel teori açısından, otojen obsesyonlar ve reaktif obsesyonlar olmak üzere iki grupta ele alınıyor.

Otojen obsesyonlar genellikle belirlenebilen bir uyarı olmaksızın zihne gelen, benliğe yabancı olan, dinsel, cinsel ve saldırganlık temaları olan obsesyonlardır. Reaktif obsesyonlar ise daha belirgin olan bir dış uyaranla ortaya çıkan daha gerçekçi, rasyonel görünen, kirlenme, bulaşma, simetri-düzen, somatik obsesyonlardır.

Otojen obsesyonda, belirli düşünceler (Allah hakkında olumsuz şeyler düşünmek, anne-babanın ölmesini istemek vb.), sakıncalı ve/veya tehlikeli olarak kabul edilir. Bu tür sakıncalı ve/veya tehlikeli düşüncelere sahip olmak da kişinin suçlu hissetmesine yol açar. Söz konusu suçluluk duygusundan kurtulmak için kişiler, suçlu hissettiren bu düşünceleri bastırmaya çalışırlar. Bastırma çabası da kişileri zorlar ve, obsesyonun ortaya çıkmasını tetikler.

Çok fazla dile getirilmedikleri için, otojen obsesyonları dışarıdan fark etmek zordur. Kişiler, bu yasaklı düşüncelerin etkisinden kurtulmak için, birtakım zihinsel ritüeller (tövbe etmek, dua etmek vb.) geliştirirler; ya da onlardan kaçınmaya (onları düşünmemeye) çalışırlar.

Reaktif obsesyonlarda kişiler, birtakım tehlike içeren düşüncelerinin (“Ya elektrikli fırını çalışır halde bıraktıysam, ve bu bir yangına yol açarsa!” gibi), gerçekleşme olasılığını çok yüksek bulurlar. Söz konusu olasılık (evin yanması gibi) ve onunla ilgili hissettikleri sorumluluk (“Ev benim yüzümden yandı.” gibi), onların endişelerini tetikler. Kişiler, endişelerinden kurtulmanın bir yolu olarak, önlem (tekrar tekrar fırının açık olup olmadığını kontrol etmek gibi) alırlar. Bu durumda, kişilerin ritüelleri, görülebilir, gözlemlenebilir bir hal alır.

# Eştanı Özelliklerine Göre Obsesif Kompulsif Bozukluk

Literatürde bazı yazarlar, eştanıya (komorbiditeye) dayalı bir obsesif kompulsif bozukluk alt sınıflandırması önermişlerdir. Buna göre obsesif kompulsif bozukluk üç şekilde sınıflandırılabilir:

  1. Basit obsesif kompulsif bozukluk: Bu sınıftaki bozukluklara, ek olarak en çok, “majör depresif bozukluk” eşlik eder.
  2. Tik ile ilişkili obsesif kompulsif bozukluk: Bu sınıfta, tiklerin varlığı ön plandadır ve duygusal sendromlar çok görülmez. Bu sınıfta daha çok erkek hastalar yer alır ve buradaki hastaların bilinç düzeyi nispeten yüksektir.
  3. Duyguyla ilişkili obsesif kompulsif bozukluk: Bu sınıfta, bozukluğa panik bozukluk ve/veya duygu durum bozuklukları eşlik edebilir. Bu sınıfta yer alanların çoğu kadındır ve bunlarda obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun varlığından söz edilebilir. Bu sınıftaki hastalarda, tabu düşünceler çok sık görülür ve bilinçlilik nispeten düşüktür.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tarihçesi

Obsesif kompulsif bozukluğun, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İ.Ö. 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’in ilk kralı Saul’ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden söz etmektedir.

1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’ye göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.

Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III’ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide
Obsesif kompulsif bozukluk anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda
Obsesif kompulsif bozukluğun temel bir özelliği olması oynamaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

I- Genel görünüm ve davranış: Obsesif kompulsif bozukluk sagibi kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuralcıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.

II- Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.

III- Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı (anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği
Obsesif kompulsif bozuklukta depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.

IV- Bilişsel yetiler: Obsesif kompulsif bozukluk sahibi insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama oktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.

V- Düşünce süreci ve içeriği:
Obsesif kompulsif bozukluk yaşayan kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla Ya öyleyse?, Acaba..mı? vb. şeklinde düşünebilir.

VI- Hareket: Obsesif kompulsif bozukluk sahibi kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar (kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal (ritüel) alabilir.

VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Epidemiyolojisi

Obsesif kompulsif bozukluk sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci derecede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.

Obsesif kompulsif bozukluk çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.

Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedenleri Nelerdir? (Etiyoloji)

Obsesif kompulsif bozukluğun oluşumuna etki eden faktörler kesin bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte, literatürde obsesif kompulsif bozukluğun nedenlerine, aşağıdaki gibi, birden çok açıdan yaklaşılmaktadır:

  • Psikososyal kuramlar
  • Nörobiyolojik yaklaşımlar
  • Nöropsikolojik yaklaşımlar

Biz bu yazıda, obsesif kompulsif bozukluğun psikososyal nedenleri üzerinde durmaya çalışacağız.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Psikososyal Nedenleri

Psikososyal, psikolojik dinamiklerle sosyal dinamiklerin, birbiriyle etkileşimini ifade eden bir kavramdır. “Psikososyal nedenler” ile de, obsesif kompulsif bozukluğun ortaya çıkmasına yol açan, birbiriyle ilişkili, psikolojik ve sosyal nedenler ifade edilmektedir.

# Psikanalitik Teori

Psikanalitik kuram açısından obsesif kompulsif bozukluk, birtakım, bilinçdışı deneyimin tezahürüdür. Bu açıdan bakıldığında, obsesyonlar ve kompulsiyonların bir kısmı, cinsellik ve saldırganlık dürtülerinin örtük ve çarpıtılmış ikamesi, bir kısmı, süperegonun dürtülere karşı tehditleri, bir kısmı da, id (dürtüler) ile süperego (kural, yasak, ahlak vb.) arasındaki çatışmanın göstergeleridir.

Psikanalitik teori saldırgan ve cinsel dürtülerle başa çıkmada kullanılan üç temel savunma düzeneğini ön plana çıkarmaktadır:

  • Yalıtma (izolasyon) mekanizması: Yalıtma yoluyla dürtü, duygusal bileşeninden ayrılır, ve salt düşünce içeriği ile bilinç düzeyinde tutulur.
  • Yap-boz (Undoing) mekanizması: Yap-boz mekanizmasıyla, kompülsif nitelik taşıyan eylemin bir ikincisi yoluyla iptal edilmesi ve bu tür eylemler yoluyla kişinin egoyu tehdit eden, korkutucu obsesif düşüncelerden kurtulması ve egonun bu dürtüleri yok sayabilmesi söz konusu olur.
  • Karşıt tepki oluşturma (Reaksiyon formasyon) mekanizması: Karşıt tepki oluşturmada dürtülerin tehdidi altında ego sanki bunlar süregenmişçesine her an tehlikeye karşı hazırlıklı olunan bir tutum geliştirir. Bu tutum genellikle dürtüsel içeriğin tam tersi yönünde oluşabilir. Bu şekilde ortadan kalkan tutumun zarar veren ya da moral açıdan kabul edilmeyen içeriği bilinçdışında tutulmaktayken, bilinç alanında bu dürtüsel içeriğin tersi yer alır. Kirlilik dürtülerine karşın bilinçdışı alanda bu dürtüler varlıklarını sürdürürken bilinç düzeyinde kişinin aşırı temiz olmaya yönelmesi, kirlenme obsesyonları ile sonucunda gelişen temizlenmeye yönelik kompulsif eylemler gelişebilmektedir.

# Davranışçı Teori

Öğrenme ilkesine dayanan davranışçı görüşe göre, obsesyonlar, koşullu uyaranlardır; ve temelde korkutucu olmayan ve herkesin aklına gelebilecek düşünceler koşullanma yoluyla anksiyete gibi rahatsız edici duygularla ilişkilendirilmektedir.

Düşüncelerin oluşturduğu anksiyeteden korunmak için, kaçınma davranışları ve tekrarlayıcı davranışlar ortaya çıkmaktadır. Sonuçta anksiyeteyi azalttığı öğrenilen davranışlar kompulsif nitelik kazanmaya başlamaktadır. Bu şekilde ortaya çıkan kısır döngünün kırılmasına yönelik girişimler, davranışçı terapi yaklaşımı olarak alıştırma ve tepkiyi engelleme girişimlerinin gelişmesine neden olmuştur.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Prognozu

Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.

Obsesif kompulsif bozukluk kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede
obsesif kompulsif bozukluk hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.

Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi Nasıl Olur?

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapinin etkin olduğu belirtilmektedir.

Siz de Obsesif Kompulsif Bozukluk için psikolojik danışmanlık (psikoterapi) almak isterseniz, 0 505 495 47 27′den bana ulaşabilirsiniz.

Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı. Yetişkinlerle çalışıyor. İstanbul, Bakırköy ve Beylikdüzü'nde yüz yüze, Skype gibi programlar üzerinden de online terapi hizmeti sunuyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Randevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı