Genel

Kendin Olmak İçin Atabileceğin 5 Adım

Kendini nasıl kabul edebilir, bilebilir ve ifade edebilirsin?

Günlük hayatımız gerçekçi olmayan isteklerimizle doludur. Bu istekler medya tarafından bize getirilen; nasıl görünmemiz gerektiği, romantik ilişkilerimizin nasıl olması gerektiği ve hatta yatakta seks partnerimiz ile ne şekilde birlikte olmamız gerektiği ile ilgili olabilir. Sosyal medya hesaplarımızın aslında bizim gerçek kimliklerimizi yansıtmayıp kafamızdaki kurgusal kimliğimizin direkt bir yansıması olması şaşılacak bir durum değil. Sadece ve sadece diğer insanlar tarafından onaylanmak, beğenilmek ve kabul görmek için uğraşıyoruz – aslında gerçek halimizi kimsenin beğenmeyeceğini düşünerek. Tüm bunları geride bırakıp nasıl sadece kendimiz olabiliriz?

Kişisel ilişkilerimiz bizim için oldukça önemlidir ve bu ilişkileri tehdit edecek davranışlarda bulunmaktan ekstra korkarız, ve bu yazıyı okurken şimdi çoktan yalnız ve izole hissetmeye başlamış olabilirsiniz. Eğer bu çevremizdeki herkesi kaçıracaksa kim kendi olmak ister ki?

Eğer şu anki iyi halinizi daha da arttırmak adına bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, az sonra paylaşacaklarımızı dikkate alabilirsiniz.

Herkesin kendisini mükemmel, çekici ve internette sürekli mutlu olarak gösterdiği bir dünyada kendi gerçek kimliğini ortaya çıkarmak büyük bir risk taşıyormuş gibi hissettirebilir. ‘Ya birlikte yaşadığımız diğerleri gibi hissedemezsek?, Kendimiz gibi olmak gerçekten insanları korkutup kaçırır mı?, Herkes bir anda bizi terk eder mi?’

Kendin olmak riskliymiş gibi hissettirebilir ve öyledir de… Sadece belirli bir yaşam biçimini benimseyip belirli bir imaj sergileyen ve yapılması gerekenin bu olduğunu savunan birçok insan hayatınızda olabilir. Eğer kendi gerçek kimliğinizi göstermeye başlarsanız çevrenizdeki o insanlar size farklı davranmaya başlayabilir ve evet, bu bir risktir. Fakat, eğer bu insanların arasında gerçekten kim olduğunuzu saklamak zorunda olursanız; kaybolmuş, yalnız ve hatta değersiz hissetmeye başlayabilirsiniz; çünkü temel olarak kendinize sürekli ‘gerçekte olduğunuz kişinin doğru bir kişi olmadığı’ mesajını vermiş olursunuz. Dahası, diğer insanlar, gerçekte sizin kim olduğunuzu asla bilemeyeceklerinden onlar ile güçlü bağlar da kuramazsınız. Kendimizi korkularımızın kontrol etmesine izin vermek yerine, gerçekten kim olduğumuzu kabullenip o şekilde yaşayabilmek için, işte yapmanız gerekenler:

1- Kendin Olmak İçin Önce Kendini Kabul Et

Medya (ve sosyal medya) kendimizi çekici değilmişiz gibi hissettirebilir. Modeller ve oyuncular çekicidir pek tabii ki! Fakat artık kendi arkadaş çevremiz dahi sosyal medyada mükemmelliği hedefleyerek fotoğraflarını ‘photoshop’layarak koyuyorlar ve bu bizi kıyas yapmamız halinde çekici değilmişiz gibi hissettiriyor.

Birçok delil şunu gösteriyor ki, medyada vakit geçirdiğimiz insanlar hangi düzeyde çekici iseler biz de o düzeyde kötü hissetmeye başlıyoruz. Diğer taraftan bu durum bağımlılığa dönüşüyor ve bu bağımlılık bizlere birtakım anılar ve eğlence sağladığı için ondan ayrılmak istemiyoruz. Bize sinsice yeterince iyi olmadığımızı fısıldıyor ve biz de bunun doğru olduğuna inanmaya başlıyoruz. Medya bize yalan söylemez değil mi!?

Değil! Medya çıtayı çok çok yükseğe çekiyor, kendimizi ne kadar geliştirmeye çalışırsak çalışalım kendimizi yetersiz hissetmeye devam ediyoruz.

2. Olumsuz İç Konuşmalarını Fark Et

Kendimizi daha iyi anlayıp kabul etmenin yollarından birisi de olumsuz iç konuşmalarımızı fark edip onlarla yüzleşmektir. Bu tip içsel monologlar daima içimizde vızıldar ve çevremizdeki yaşananlar ile ilgili yorumlar yapar; ve çoğumuz için bu iç konuşmalar olumsuz olarak gerçekleşir. Örneğin, “ben çirkinim” ya da “berbat bir hayatım var” gibi cümleler televizyon izlerken veya sosyal medyada gezinirken içimizde belirebilir veya “benden nefret ediyor” şeklinde düşünebiliriz eğer bizim davet edilmediğimiz bir eğlencenin fotoğrafını arkadaşımız paylaşmış ise. Bu tip acı verici iç tasarılara bir son vermeli ve bunu basit bir şekilde sosyal medya kullanımımıza bir limit koyarak yapmalıyız. Aynı zamanda, olumsuz iç konuşmalarımızı durdurmak adına alıştırma yapmaya ihtiyacımız var.

3. İyi ve Güçlü Yönlerini Öne Çıkar

Olumsuz iç konuşmalara ek olarak, iyi yönlerimize odaklanıp onları kutsamak yerine, kendimizi yetersiz taraflarımıza odaklanmış buluruz. Hep yetersiz ve berbatızdır. Aslında, evet biz birçok şeyde berbatız ve bunda bir sorun yok. Sorun, bu kötü olan taraflarımıza odaklanıp iyi olanları gözden kaçırdığımızda başlar.

Örneğin, ben uzun bir arkadaşlık ilişkisi sürdürmede pek iyi değilimdir ve bundan dolayı bazen kendi moralimi bozarım. Bu doğru. İçine kapanığım. Mesajlaşmayı sevmem ve insanlara buluşma teklif etmede sıklıkla çekingenimdir. Fakat, eğer kendimizi iyi olmadığımız şeyler ile ilgili sürekli aşağı çekersek kendimize duyduğumuz şu anki sevgimiz dahi daha da zorlaşacaktır. Dolayısı ile eksik yönlerimizi geliştirmeye çalışmanın yanında kendimize iyi olduğumuz yönlerimizi de hatırlatmalıyız. Eğer bunu düşünürsek hepimizin güçlü yönlerinin olduğunun farkına varırız, bu yönler bazen küçük ve önemsiz görünse de. Bu yönlerimizin farkına vardıkça göreceğiz ki daha önceden garip bulduğumuz kişiliğimiz bize daha da güzel gelmeye başlayacaktır.

4. Kendini Kabul İçin Kendini ifade et

Sizi kendiniz olmaktan alıkoyan başka ne olabilir? Genellikle, eğer gerçek benliğimizi ortaya koyarsak insanların hakkımızda ne düşüneceği korkusudur. Örneğin, arkadaşlarımızın politik düşünceleri kendi aralarında özdeş ise kendi farklı düşüncemizi ortaya koymayı pek istemeyiz. Belki arkadaşlarımız belirli bir müzik türünü seviyorlardır ve böylelikle biz farklı olan müzik zevkimizi ortaya koymamaya karar veririz. Belki arkadaşlarımız süslü mekanlarda yemek yemekten hoşlanıyorlardır ve biz de onları esas seviyor olduğumuz kendi evimizdeki samimi ve sıcak yemek ortamına davet etmekten kaçınırız. Geri kaçarız çünkü muhtemel sonuçlardan korkuyoruzdur – bizim hakkımızda garip düşünmeleri ve bizi çekiştirmeleri gibi korkular.

Kendi benliğimizin en iyi yönlerini gösterme eğilimimiz insan doğamızda var. Ve bazı düşüncelerimizi geri çekişimiz bazen hayatın gerekli bir kısmıdır- doğrusu, bu ilişkilerimizi daha kolay ve daha eğlenceli kılar. Sosyal varlıklar olarak, yüz yüze olan ilişkilerimizde sosyal bir denge üzere kendimizi ifade etmeyi sağlamışızdır. Ama artık içinde bulunduğumuz teknoloji çağında bunu tamamen yeni bir ortamda sağlamak zorundayız- internette, mesajlaşmalar ile, görüntülerle veya videolarla. Ve bu konuda bir rol model de yok. Dolayısı ile herkes ne yapıyorsa biz de onu uyguluyoruz. Kendimizin sadece ince bir kesitini gösteriyoruz. En iyi olan kesiti.

Kendimizle alakalı her şeyi paylaşmıyoruz- kısmen iyi b ir sebeple. Her buluştuğumuz kişinin hakkımızdaki irili ufaklı her şeyi bilmesini istemiyoruz ve bunda bir sorun yok. Esas sıkıntı, kendimizi ifade edişimizin başkalarının gözündeki bir çağrışıma uyması için bir performansa dönüşmesinde başlıyor. Sonuç? Hayatımızdaki pek az insan bizim gerçekten en derinlerde kim olduğumuzu biliyor ve bizler de en derinlerde kendimizin gerçekten kim olduğunu unutmaya başlıyoruz.

Peki o halde davranışlarımızın gerçekten kim olduğumuzun yaratıcı bir ifadesi olması yerine seyircileri etkilemek üzere bir sunuma dönüştüğünü nasıl anlayacağız? Buna merak etmek ile başlayabiliriz: Sosyal medyadaki onun gibi olmaya çalıştığımız kişi kim? – şu mükemmel giyinen, photoshop yapılmış vücut, suratında görebileceğiniz en büyük gülümseme ile? Ya da şunu fark etmeye başlayabiliriz ki internette paylaştığımız fotoğraflar başkalarına göstermekten çok onlara hakkımızda özel bir şeyi düşündürmek üzerine. Kendimiz olmak üzere mi hareket ediyoruz yoksa bir gösteri mi yapmaya çalışıyoruz? Buna dikkatimizi vermek zorundayız.   

5. Zayıf Taraflarını Göstermekten Kaçınma

Kendiniz olmak için bir diğer önemli adım ise zayıf yönlerinizi göstermenizdir. Çoğumuz, buna ben de dahilim, sevmediğimiz taraflarımızı gerçekten göstermek istemeyiz – bizi korkutan veya bizi çekindiren, utandıran ya da güçsüz olan taraflarımız. Bu yanlarımızı kendimiz ile paylaşmamız kolay değildir. Endişeleniriz – ya diğerleri hakkımızdaki düşüncelerini değiştirirlerse, bizi dışlarlarsa ya da bizi terk ederlerse?

Tamamen zayıflıklarını açmak korkutucudur – tıpkı eski bir yarayı açıp diğerlerine sizi nereden dürtebileceklerini göstermek gibidir. Fakat tamamen kendimiz olabilmek için kendimizin tamamını kapsamalıyız. Kafamıza göre bazı taraflarımızı seçip bunu oluşturamayız; kendimizin sadece manikürlü ve ‘photoshop’u yapılmış halini gösteremeyiz. Dolayısı ile zaman zaman zayıf ve zarar görebilir durumda olmak zorundayız.

Başlangıç olarak sosyal medyada daha korunmasız görünme alıştırmaları yapabiliriz. Geçenlerde bunun çok güzel örneklerini gördüm. Mesela, uçuk fotoğraflarını paylaşan veya şişkinlik yaşadıklarında bunu belirten insanlar vardı. Başka bir kadın ise yalnız hissettiği ve arkadaşlığa ihtiyacı olduğu zaman bunu paylaşmıştı. Ve bir sürü kadın (ve bazı adamlar) artık cinsel rahatsızlıklarını #MeToo ve #WhyIDidntReport etiketleri ile paylaştılar. Bütün bu örnekler insanların paylaşmaktan keyif almayacakları hikayelerini sunmalarının emsalleri- onları güçsüz gösteren hikâye ve duygular.

Eğer daha rahat hissettirecekse bu güçsüz yönümüzü göstermek için özel bir insan veya an seçebiliriz. Bu seçimimiz herkese karşı da olsa veya sadece özel bir kişiye de olsa, sonuçta kendimize daha da yakınlaşmış hissedeceğiz, esas hedef tamamen kendimiz olabilmek, en azından bazı zamanlar.

Yazar: Tchiki Davis, Ph.D.

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/us/blog/click-here-happiness/201810/how-be-yourself-in-five-simple-steps

Editoryal İçerik

Psk. Danışman Yusuf Bayalan veya sitenin diğer yazarları tarafından yazılmayan, başka kaynaklardan alınıp sitede paylaşılan içerikler Editoryal İçerik pofiliyle paylaşılmaktadır. İçeriğin yazarı ve/ya kaynağı, içerikte belirtilmektedir. Ön görüşme ve randevu için Gsm: 0505 495 4727

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonRandevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı