Psikolojik Danışmanlık

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki, psikolojik danışmanlık, tarifi zor kavramlardan biridir. Psikolojik danışmanlık kavramını tanımlama zorluğu, insanın ve problemlerinin çok yönlü, çok boyutlu ve karmaşık oluşuyla ilgilidir.

İnsanın gelişimine ve problemlerinin çözümüne dönük, yani hem geliştirici hem tedavi edici bir çaba olan psikolojik danışmanlık da çok boyutlu ve karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Dolayısıyla eksiksiz bir psikolojik danışmanlık tarifi yapmak neredeyse imkânsızdır.

Psikolojik Danışmanlık Tanımları

Türkiye’deki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin öncülerinden olan Hasan TAN, Psikolojik Yardım İlişkileri adlı kitabında, literatürdeki psikolojik danışma tariflerini sıralar ve sonrasında da kendi tarifini yapar.

Önce, literatürdeki tariflerin bazılarına bakalım:

  • Psikolojik danışma, iki kişinin oluşturduğu bir ortamda, kişilerden birinin kendine ve çevresine daha iyi uyum sağlama becerileri kazanmasına yardım için gerçekleştirilen bir oluşumdur. (F. P. Robinson)
  • Psikolojik danışma, terapistle olan güven verici ilişkiler sonucu, bireyin benlik yapısında ferahlama sağlandığı, daha önceleri bireyce kabul edilmeyen yaşantıların şimdi algılanmaya ve yeni bir benlik tablosu içine yerleştirilmeye başlandığı bir oluşumdur. (C. R. Rogers)
  • Psikolojik danışma, psikoterapist ile bir veya birden fazla danışan arasında, psikoterapistin, insan şahsiyetine ait sistematik bilgilere dayanan psikolojik metotlar kullanarak, danışanın ruh sağlığını geliştirmeye çalıştığı, kişiler arası ilişkilere dayalı bir oluşumdur. (C. H. Patterson)
  • Psikolojik danışma, psikolojik yardım ilişkileri konusunda yetiştirilmiş bir meslek erbabı tarafından, plan yapma, karar verme ve kişiler arası ilişkileri için yardım arayan kimsenin davranışlarını etkileyerek, o kimsede büyüyüp gelişme veya değişme sağlamak amacıyla, genel olarak insan tabiatı ve davranımına ait elimizde mevcut en son bilgi ve bulgulara dayanan, kendine özgü ilişkiler ve sözlü görüşmeler yoluyla yürütülen bir yardım hizmetidir. (R. H. Byrne)

Hasan TAN, literatürdeki psikolojik danışma tariflerinin ortak noktalarını şöyle sıralar:

  • Psikolojik danışma bir öğrenme sürecidir.
  • Bir sosyal ortamda gerçekleşir.
  • Süreçte, psikolojik danışman(lar) ve danışan(lar) olmak üzere iki taraf vardır.
  • Psikolojik danışma, meslek elemanı olan psikolojik danışmanın yaptığı bir yardımdır. Bu yardım, psikolojik yöntem ve teknikler yoluyla gerçekleşir.
  • Psikolojik danışmada amaç, danışanın kendini ve çevresini daha iyi anlayıp kabul ederek, daha etkin seçimler yapma, karar verme ve uyum gösterme yoluyla kendini gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır.

Bu çıkarımlardan sonra Hasan TAN kendi tarifini şöyle yapar:

Psikolojik danışma, psikolojik danışman(lar) ile danışan(lar)dan meydana gelen bir sosyal ortamda, danışanın büyüyüp gelişerek kendini gerçekleştirmesine ve problemlerini kendi başına çözebilecek bir olgunluk ve bağımsızlık seviyesine erişmesine yardım için, psikolojik yaklaşımlarla girişilen sistemli ve planlı bir öğrenme ve etkileşim sürecidir.

Psikolojik danışma sürecinde:

  • Bir kuru bilgi verme, öğretme veya öğüt verme yoktur.
  • Zorlama yoktur.
  • Karşılıklı saygı ve insan sıcaklığı vardır.
  • İstek ve kararlarda yetkili ve sorumlu danışandır.
  • Psikolojik danışman bir yardım edicidir. Yetişmesi ve mesleki gelişimi açısından bir bilim insanı, uygulama açısından ise sahip olduğu bilgi ve teorileri kendi tarzına uygun olarak kullanan bir sanatkârdır.

Raymond J. Corsini Modern Psikoterapiler adlı kitabında, psikolojik danışma ve psikoterapi arasında ayrım yapılamayacağını belirterek, psikoterapiyi şöyle tanımlar:

Psikoterapi iki taraf arasındaki formel etkileşim sürecidir. Genelde her iki tarafta da tek kişi vardır, ama bu kişilerin birden fazla olma olasılığı da vardır. Bu sürecin amacı, taraflardan birinin, şu hususlardan herhangi birinde veya hepsinde yaşadığı yetersizlik ya da işlev bozukluklarından kaynaklanan sıkıntının giderilmesidir: Bilişsel işlevler (düşünme bozuklukları), duygusal işlevler (acı çekme ya da duygusal rahatsızlıklar)veya davranışsal işlevler (davranışın yetersizliği). Bu etkileşimde yer alan terapistin, kişiliğin temeli, gelişmesi ve sürdürülmesi ve değişmesi konusunda bir kuramı vardır ve bu kurama uygun olan tedavi metotlarını kullanır. Ayrıca terapist olabilmek için yasal ve profesyonel onay almıştır.

Son olarak, Harold Hackney ve Sherry Cormier’in yazdığı Psikolojik Danışma İlke ve Teknikleri adlı kitaptan bir alıntı yapalım:

Amerikan psikolojik danışma derneği (American Counseling Association) tarafından 1997’de kabul edilen profesyonel psikolojik danışma tarifi şöyledir: Ruh sağlığı, psikoloji ve gelişim ilkelerinin, bilişsel, duyuşsal, davranışsal ve etkileşimsel müdahale stratejileri aracılığıyla, bireyin iyi oluşu, kişisel ve meslek gelişimi ile patoloji konularını ele alacak şekilde uygulanması.

Bu tanım normal ve gelişimsel problemlerin yanı sıra ciddi psikolojik problemleri de kapsamaktadır. Ancak bu, herhangi bir profesyonel psikolojik danışmanın her türlü soruna çözüm getireceği anlamına gelmemektedir.

Psikolojik danışma mesleği kendi içinde pek çok uzmanlık alnına ayrılmıştır. Ruh sağlığı danışmanlığı, evlilik ve aile danışmanlığı, rehabilitasyon danışmanlığı, okul danışmanlığı, kariyer danışmanlığı ve diğerleri. Her uzmanlık alanı özel terapötik beceriler gerektirir. Çünkü danışanların psikolojik yardım alabilmesi bu özel psikolojik danışma becerilerinin varlığına bağlıdır. Sözü edilen uzmanlıklarda, ilişki, iletişim, kavramsallaştırma, tanı ve müdahale becerileri gibi becerilerin yaygın olarak kullanılması söz konudur.?

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, herkesin mutabık olduğu ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir psikolojik danışma tarifi yoktur. Ancak bu durum, psikolojik danışmanlık adı altında gerçekleştirilen her eylemin profesyonel bir psikolojik danışma olduğu anlamına da gelmez.

Psikolojik Danışmanlık Nasıl Bir Süreçtir?

Psikolojik danışmanlık, günümüzde psikolojik sorunlarla başa çıkmada en çok başvurulan yöntemlerden biri haline gelmiştir. Yazının bu bölümünde, yardım alanlar, yani danışanlar açısından psikolojik danışmanlık sürecinin hangi aşamalarla gerçekleştiğini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Psikolojik Danışmanlık Yardım Süreci Aşamaları

1. Aşama: Sorunlu Bir Durumun Ya Da Kullanılmayan İmkânların Fark Edilmesi

Danışanların, psikolojik danışmanlık yardımı almalarına yol açan etkenleri iki grupta toplayabiliriz:

Karşılaşılan sorunlu durumlar: Bana göre, insan olmak sorunlu olmaktır. Dolayısıyla, yaşadığımız sürece sorunlarla karşılaşma ihtimalimiz çok yüksektir. Bu yüzden mesele, sorun yaşayıp yaşamamamız değil, o sorunlarla nasıl başa çıktığımızdır. Çok sevdiğimiz birinin kaybı, nedenini göremediğimiz korkularımız, alkol ya da madde bağımlılığımız, hayatımızı zora sokan endişelerimiz, işsiz kalışımız, sevdiğimiz biri tarafından aldatılmamız, doyum vermeyen evliliğimiz, bizi halsiz bırakan üzüntümüz vb. bizim bir şekilde başa çıkmamız gereken sorunlu durumlardır. Sorunlu durumlar bize, hayatımızda bir şeylerin ters gittiğini söyler.

Kullanılmayan potansiyel ve imkânlar: Bazen de, sorunlu durumlar ya da ters giden bir şeylerden ziyade, bir şeylerin daha iyi gitme ihtimali söz konusu olur. Bir işimiz vardır ama bizim için yeterince tatminkâr değildir. Sevdiğimiz bir eşimiz vardır ama ilişkimiz yeterince doyum vermiyordur. Hayatımızı nasıl daha anlamlı yaşayabileceğimizi sorguluyoruzdur.
Sorunlu durumlarla kullanılmayan potansiyel ve imkânlar çok net olarak birbirinden ayrılamaz aslında. Bu yüzden de pek çok danışan, hem karşı karşıya kaldığı sorunlu durumlarla başa çıkmak hem de sahip olduğu potansiyelleri kullanmak için psikolojik danışmanlık yardımı alır.

Özetle danışanlar, psikolojik danışmanlık sürecinin ilk basamağında, hayatlarında bir şeylerin ters gittiğini ve/veya bir şeylerin daha iyi olma ihtimalini düşünmeye başlarlar.

2. Aşama:  Psikolojik Danışmanlığın Bir Başa Çıkma Yolu Ya Da İmkan Olarak Kabul Edilmesi

Karşılaştığımız sorunlarla başa çıkmak ya da kendimizi geliştirmek için pek çok farklı yol deneyebiliriz. Kendi kendimize çözüm yolları düşünmek, birilerine danışmak, kitap okumak, film seyretmek, internetten araştırma yapmak bu yollardan sadece birkaçıdır. Psikolojik danışmanlık, dünyanın pek çok ülkesinde sorunlarla başa çıkma ve kendini geliştirmede çok başat bir yol olarak tercih edilmektedir. Memleketimizde ise psikolojik danışmanlık, henüz çok yeni sayılabilecek bir yardım alanıdır. Beni bu yazıyı yazmaya motive eden faktörlerdedn biri, mesleğimi daha tanınır hale getirme ihtiyacıdır aslında.

Peki, danışanlar neden sorunlarını çözmede ya da kendilerini geliştirmede bir yol olarak psikolojik danışmanlığı tercih ediyorlar?

Bu sorunun farklı cevapları olabilir. Diğer yöntemlerle yeterince sonuç alamamış olabilirler. Bir filmde, bir kitapta ya da bir internet ortamında psikolojik danışmanlığın kendi sorunlarına çözüm olduğunu görmüş olabilirler. Psikolojik danışmanlık sürecinden sonuç elde etmiş birilerinin tavsiyesine uymuş olabilirler.

3. Aşama: Psikolojik Danışman Seçim

Psikolojik danışman seçiminde dikkate alınan kıstasları genel olarak şöyle listeleyebilirim:

  • Psikolojik danışmanın eğitim geçmişi, çalışma alanları, deneyimi, kariyeri, yazdıkları, yetkinliği
  • Psikolojik danışmanın cinsiyeti, memleketi, hayata bakışı, dini inancı
  • Psikolojik danışmanın tanınırlığı, hakkında yapılan değerlendirmeler
  • Psikolojik danışmanın ses tonu, medeni durumu, çocuğunun olup olmaması, hissedilen duygusal yakınlık
  • Çalışma saatleri, ulaşım kolaylığı, ücret, ofisin konforu vb

Dikkat ettiyseniz danışanlar psikolojik danışman seçiminde birbiriyle alakalı alakasız, çok farklı noktaları hesaba katabilmektedirler.

4. Aşama: Psikolojik Danışmanlık Süreci

Bu aşamada, danışan ve psikolojik danışman (grupla psikolojik danışmanlıkta, danışanlar birden fazla olabileceği gibi danışmanlar da birden fazla olabilir) bir araya gelir. Psikolojik danışma sürecinin can alıcı aşaması tabi ki bu aşamadır. Psikolojik danışma aşamasında yapılanları çok genel olarak şöyle ifade edebiliriz:

  • Sorunun ya da geliştirilecek alanın tespit edilmesi: Bu nokta çok önemlidir. Çünkü psikolojik danışmanlık sürecinin çıkış noktası burası olacaktır. “Danışan bu süreçten ne bekliyor?”, “Danışanın ihtiyaçları nelerdir?”, “Sorunun oluşumuna ve gelişimine neler etki etmiştir?” gibi sorular bu aşamada çok önemlidir. Danışanlara bu aşamada, Hayatımda yolunda gitmeyen neler var?, ya da Hayatımda daha iyi hale getirmek istediğim neler var? gibi sorular ipucu verebilir.
  • Hedeflerin belirlenmesi: Sorunun ve/veya geliştirilecek alanın tespitinden sonra hedefler belirlenir. Psikolojik danışmanlık hedefleri, tespit edilen sorunlara ve/veya geliştirilecek alanlara paralel olarak konur. Hedefler açık, tanımlanmış, eyleme dönük, gerçekçi, kişisel ve ulaşılabilir olmak durumundadır. Mesela, “Eski sevgilimin bana geri dönmesini istiyorum.” psikolojik danışmanlık açısından uygun bir hedef değildir. Ancak, “İlişkilerimde kendimi daha iyi ifade etmek istiyorum.” bir hedef olarak belirlenebilir.
  • Hedeflere uygun yöntem ve tekniklerin kullanılması: Psikolojik danışmanlık gelişigüzel gerçekleşen bir süreç değildir. Psikolojik danışman, belirlenen hedeflere ulaşmakta danışana yardımcı olabilmek için birtakım yöntemler kullanır. Bu yöntemler, psikolojik danışmanın teorik eğilimine ve hedefin yapısına göre farklılık arz edebilir. Ama psikolojik danışma sürecinde genel anlamda, duyguları, düşünceleri, davranışları ve bedensel tepkileri anlamaya ve değiştirmeye dönük yöntemler kullanılır.

5. Aşama: Psikolojik Danışmanlık Sürecini Değerlendirme

Beşinci ve son aşamada, danışan hem kendi içinde hem de psikolojik danışmanıyla birlikte süreci değerlendirir. Süreci değerlendirirken danışanın soracağı temel sorular, “Sorunumla artık daha sağlıklı şekilde başa çıkabiliyor muyum?”, “Üzerinde çalıştığım konuda kendimi geliştirebildim mi?”, “İhtiyacım olanı elde edebildim mi?” şeklinde olacaktır. Danışan beklentilerine ulaşmış ise, süreç sağlıklı şekilde gerçekleşmiş demektir. Ancak danışan beklentilerini karşılayamamış ise ya başka bir yardım sürecine yönelecek ya da psikolojik danışmanlık yardımı almaktan vazgeçecektir.

Psikolojik danışmanlık sürecini değerlendirirken danışan çok dikkatli olmalıdır. Hedeflere ulaşmış ise, elde ettiği donanımı hayatının her alanına taşımaya çalışmalıdır. Şayet hedeflere ulaşamamış ise, bunun sebeplerini araştırmalıdır. Bu süreçte, her türlü düşünce ve duygusunu psikolojik danışmanla paylaşmalıdır.

Psikolojik danışmanlık (psikoterapi), her şeyden evvel bir değişim sürecidir, ve bu değişimin kendini birtakım davranışlarla göstermesi beklenir. Yani psikolojik danışmanlık sadece entelektüel bir süreç değildir. İyi bir danışmanlığın sonunda, kişinin hayatında birtakım somut değişikliklerin olması gerekir. Mesela düne kadar öfkesini saldırganca dilen getiren birisi, danışmanlık sonunda öfkesini kontrol edebilir hale gelmelidir. Sağlıksız ilişkilerden muzdarip birisinin danışmanlık sonunda daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesi gerekir.

Psikolojik danışmanlık, konuşma yoluyla gerçekleştirilen bir değişim sürecidir. Psikolojik danışmanlığın temel varsayımı konuşmanın, anlatmanın insana iyi geleceği, psikolojik sorunlarının çözümünde işe yarayacağı yönündedir. Tabii ki burada söz konusu edilen konuşma gelişigüzel gerçekleştirilen bir konuşma değil, psikoterapötik bir konuşmadır. Yani siz, psikolojik yardıma ihtiyaç hissederseniz bir psikolojik danışmana gidersiniz, o danışman da kendi psikolojik danışmanlık anlayışı (belirli bir kurama dayalı) çerçevesinde yaşadıklarınız üzerinde sizinle konuşur. Siz anlatırsınız, o sizi terapötik çerçevede dinler, size sorular sorar. Kendinize ve yaşadıklarınıza farklı bir çerçeveden bakmayı öğrenirsiniz. O güne kadarki tüm yaşadıklarınızı yeni bir gözle değerlendirirsiniz. Söz gelimi, kendinizde olumlu bir özellik olarak gördüğünüz aşırı fedakarlığın, aslında bir çeşit kendinizi karşınızdakilere sevdirme ve kabullendirme, onay alma amaçlı bir savunma mekanizması olduğunuzu keşfedersiniz. Bu farkındalık sizi zor duygularla karşılaştırır. Bu sefer yeni duygularınız üzerinde çalışırsınız vs.

Değişim insanoğlu açısından her zaman zor olmuştur. Psikolojik danışmanlık de bu açıdan bakıldığında zor bir süreçtir. Ben bu zorluğu danışanlarıma genelde ameliyat metaforuyla anlatıyorum. Ameliyat keyifli değil fakat hastalığımızdan kurtulmak için gereklidir. Bu yüzden biz ameliyat olurken çok zorlansak da, sonrasını hesaba kattığımız için onun zorluklarına göğüs gerebiliriz. Hoş, psikolojik danışmanlık sürecini ameliyatla kıyaslamak biraz haksızca olabilir. Çünkü danışmanlık, zorluklarıyla birlikte, farkındalığın muhteşem hazzını da beraberinde getiriyor. Yani, psikolojik danışmanlık sonlanmadan, insanlar acının yanında hazzı da yaşayabiliyorlar.

Psikolojik Danışmanlık Aletleri Nelerdir?

Danışmanlığın gelişigüzel bir konuşma olmadığını söyledik. Danışmanlık görüşmesinde, danışman ve danışan belirli konular üzerinde yoğunlaşırken tabiri caizse bazı aletlere ihtiyaç duyarlar. Bazı psikoterapi ekolleri, bu aletlerin bazılarına daha fazla önem verirken şema terapi gibi bazı ekoller de aletlerin hepsini belirli bir düzeyde kullanmaya çalışıyor. Peki bir psikolojik danışmanın alet çantasında neler olur?

  • Duygular: Duygular, psikolojik danışmanlıkta en çok üzerinde durulan yaşantılardır. Çünkü duygular en temelde, nasıl olduğumuzla ilgili bize ipucu sunan yaşantılardır. Bu yüzden psikolojik danışman sıkça, “Ne hissediyorsun?”, “O esnada ne hissettin?”, “O durum sana nasıl hissettirdi?” gibi sorular yöneltir danışanına. Burada amaç, hem danışanın dünyasında var olanı görmek ve ona göstermek, hem de duygularını fark etmesine ve ifade etmesine yardımcı olmaktır. Çünkü duyguları fark etmek ve ifade edebilmek başlı başına iyileştirici bir faktördür. Duygular doğru ya da yanlış diye değerlendirilmezler. Sadece danışanı anlamak ve danışanın pozitif değişimine yardımcı olmak için ipucu olarak kullanılırlar.
  • Düşünceler: Belirli duygulara genelde belirli yapıda düşünceler eşlik eder. Mesela, sınav konusunda ümitsiz hisseden bir öğrenci, “Muhtemelen kazanamayacağım.” şeklinde bir düşünce yapısına sahip olabilir. Düşünceler bazen gerçekçi, ya da işlevsel olmayabilirler. Bu durumda danışanın, duygularıyla ilişkisini ve gerçekçilik düzeyini fark etmesi gerekir. Düşünceleri yakalamak için, “Şu anda aklından ne geçmiş olabilir?”, “O esnada ne düşünmüş olabilirsin?”, “Bu duyguna hangi düşünce eşlik etmiş olabilir?” tarzında sorular sorulabilir. Çok ilginç bir nokta, insanlar çok zeki olsalar bile duygu ve düşünceleri hem yakalamkta hem de birbirinden ayırmakta ciddi anlamda zorlanıyorlar. Düşüncelere anıları, hayalleri ve zihinsel resimleri de dahil edebiliriz.
  • Bedensel duyumlar: Bir diğer psikolojik danışmanlık aleti bedensel duyumlardır. Danışanın hangi durumda bedeninde neler yaşadığını görmesi gerekir. Bu bedensel yaşantılarının duygu ve düşünceleriyle ilişkisini fark etmesi danışanların dünyasında yeni ufuklar açabiliyor.
    Davranışlar: Hayatımızdaki ve psikolojik danışmanlıktaki en önemli olgulardan biri de davranışlarımızdır. Günlük hayatta sergilediğimiz davranışlar bize genelde normal, doğru, sağlıklı ve alternatifsiz gibi gelir. Psikolojik danışmanlık sürecinde, hangi bağlamda hangi davranışları sergilediğimiz ve o davranışların duygu, düşünce ve bedensel duyumlarımızla ilişkisi son derece önemlidir.
  • Danışan-Danışman ilişkisi: Bazı psikolojik danışmanlık modellerinde (Mesela şema terapi) danışan ile psikolojik danışman (psikoterapist) arasındaki ilişki, hem danışanın sorununu anlamada hem de sorununun çözümünde araç olarak değerlendirilir. Bunun için, danışanın terapiste karşı duygu, düşünce ve tutumları ele alınır. Çünkü danışan, yaşam tarzını ya da hayatındaki davranış kalıplarını terapi sürecine de dahil eder. Mesela danışan, asıl sorundan uzak durmak için gereksiz konulardan bahsedebilir. Kendini açmak yerine terapistin onu anlamasını bekleyebilir. Terapisti eleştirebilir, aşağılayabilir. Kendi ihtiyaçlarından ziyade terapistin ihtiyaçlarını önemseyebilir. Bu gibi durumlar, danışanın hayatındaki “kalıpları” anlamak için psikolojik danışmana ve danışana ipucu oluşturur.
  • Anılar: Anılar, bu günkü tutumlarımızı anlamak için son derece önemlidir. Çünkü biz bu günkü davranış kalıplarımızın temelini çoğunlukla erken dönem yaşantılarımızla oluştururuz. Anıları ele almanın amacı merak gidermek değil, danışanın yaşamını şekillendiren kalıpların oluşum sürecini anlamak ve bu günkü tutumlarıyla ilişkisini ortaya koyabilmektir.
    Rüyalar: Bazı psikoterapi ekolleri, danışanın bilinçdışı yaşantısını anlamak açısından rüyalara son derece önem verir. Rüyalar özel birtakım psikoterapi teknikleriyle seanslarda değerlendirilir.

Yukarıdakilere başka maddeler de eklenebilir kuşkusuz. Bu yazının amacı okuyucunun zihninde genel bir çerçeve oluşturmak olduğu için daha fazla uzatmak istemiyorum. Ayrıca bütün bu aletlerin belirli bir psikolojik danışma kuramı çerçevesinde ele alındığını da yeniden hatırlatmak isterim.

Siz de psikolojik danışmanlık süreciyle ilgili düşünce ve yorumlarınızı yazının yorum kısmında benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.

Psikolojik danışmanlık desteği almak isterseniz (yüz yüze veya online), ön görüşme ve randevu için 0 (505) 495 4727 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

 

Evlilik Danışmanlığı

Evlilik danışmanlığı, evlilik ilişkisini, evliliğin her iki tarafı (kadın ve erkek) açısından da, daha doyum verici hale getirmek için gerçekleştirilen bir psikolojik danışmanlık sürecidir.

Evlilik Danışmanlığı Nasıl Yapılır?

Evlilik danışmanlığı, evlilik danışmanının teorik anlayışına göre farklı şekillerde gerçekleştirilebilir. Literatürde tanımlanan bazı evlilik danışmanlığı modellerini şöyle sıralayabiliriz.

Bireysel evlilik danışmanlığı: Bu terapi şeklinde, eşlerin her biri evlilikleriyle ilgili bireysel terapiye dahil olurlar. Eşler aynı terapistten terapi görebilirler, ki buna eş zamanlı (concurrent) terapi denir. Eşlerin farklı terapistlerden terapi gördüğü modele ise ortaklaşa (colloborative) terapi denir.

Birleşmiş (conjoint) danışmanlık: Birleşmiş terapide, eşler terapiye birlikte katılır. Bu katılım bir terapistle gerçekleşebileceği gibi iki terapistle de (biri kadın biri erkek) gerçekleşebilir.

Grup danışmanlığı: Grup danışmanlığına birkaç evli çift, birlikte dahil olur. Danışmanlığı bir ya da iki danışman yürütebilir.

Kombine danışmanlık: Danışanlara yukarıdaki danışmanlık modellerinin bazılarının birlikte uygulanmasıdır.

Ben evlilik danışmanlığı için stratejik bir yaklaşım benimseyip, çiftin ihtiyacına göre terapi sürecini şekillendiriyorum. Yani gerek görüldüğünde bireysel görüşmeler, gerek görüldüğünde de çift görüşmeleri gerçekleştiriyorum. Bütün bu süreç, danışanların beklenti ve düşünceleri hesaba katılarak gerçekleştiriliyor.

Evlilik Danışmanlığının Hedefleri ve Faydaları Nelerdir?

Bence evlilik danışmanlığının nihai hedefi, evliliğin her iki taraf için de daha doyum verici hale gelmesine yardımcı olmaktır. Buna ulaşıldığı oranda tafarlar, evlilik danışmanlığından nihai faydayı elde etmiş olurlar. Bu genel hedeften hareketle bazı özel hedeflerden, dolayısıyla da faydalardan bahsedebiliriz:

  • Çİftin, kendilerine ve kişiler arası ilişkilere dair bir farkındalık geliştirmelerine yardımcı olmak
  • Yeni evli çiftlerin, evliliğe uyum sorunlarının aşılmasına destek olunması
  • Eşler arasındaki iletişimin işlevsel hale getirilmesi
  • Her iki tarafın da temel insani ihtiyaçlarının giderilmesine destek olunması
  • Çİftlerin yaşadığı cinsel doyumun artırılmasına destek olunması
  • Tarafların birincil aileleriyle yaşanılan sorunlara işlevsel çözüm bulunması
  • Çocuk yetiştirme sorunlarıyla ilgili işlevsel çözüm bulunması
  • Sadakatsizlik ve şiddet gibi tutumlarla sarsılan evlilik ilişkisinin, yeniden düzenlenmesine destek olunması
  • Evli çiftin vardığı nihai karar boşanma ise, boşanmayı sağlıklı şekilde gerçekleştirmelerine destek olunması
  • Diğer hedefler

Evlilik Danışmanlığı Ne Kadar Sürer?

Evlilik danışmanlığının “şu kadar seans” gibi net bir süresi yoktur. Danışmanlığın süresi, çiftin yaşadığı sorunların çeşitliliğine ve yoğunluğuna, tarafların ihtiyaç ve beklentilerine, tarafların sorunların çözümü için takındıkları tavıra göre vb. değişiklik gösterebilir. Mesela, taraflarda kişilik bozukluğu, madde kullanımı, sadakatsizlik gibi ciddi sorunlar varsa, danışmanlık zor olabilir ve uzun bir süre alabilir. Buna karşılık, yeni evli bir çiftin uyum sorunlarının çözümü (başka ciddi sorunlar yoksa) için nispeten daha kısa bir süre yeterli olabilir.

Evlilik Danışmanlığı Fiyatları (Ücretleri) Nasıl Belirlenir?

Standart bir evlilik danışmanlığı ücretinden bahsetmek mümkün değil. Evlilik danışmanlığı ücretleri pek çok faktöre göre değişiklik gösterebilir. Mesela, evlilik danışmanlığı desteği aldığınız merkezin bulunduğu konum, danışmanın eğitim düzeyi ve deneyimi, seansların süresi ve gerçekleşme sıklığı gibi faktörler evlilik danışmanlığı ücretlerinin belirlenmesinde etkili olabilmektedir.

Evlilik Danışmanı Kimdir ve Ne Yapar?

Evlilik danışmanı (evlilik terapisti), psikoloji, insanın ruhsal yapılanması, kişiler arası ilişki psikolojisi, psikolojik danışmanlık gibi konularda eğitim sahibi bir uzmandır. Evlilik danışmanı, sahip olduğu bilgi ve uzmanlığı, evlilik sorunlarını çözmek ve evliliklerini daha doyum verici hale getirmeleri için danışanlarının hizmetine sunar.

Evlilik danışmanı bir hakem değildir. Taraflar arasında “doğru”ve “yanlış” yapanı belirlemek gibi bir misyonu yoktur evlilik danışmanının. Evlilik danışmanlığında “doğru” ve “yanlış”tan ziyade, “işlevsel” ve “işlevsel olayan” kavramları önemlidir. Evlilik danışmanlığı “kural koyucu” değil, “yardım edici” bir disiplindir. Dolayısıyla evlilik danışmanlığında asıl amaç, doğru ve yanlış olan davranışları belirlemek yerine, tarafların temel insani ihtiyaçlarını karşılayan davranış kalıplarını oluşturmaktır.

Pek çok insan “doğru” davranışın ne olduğunu bilmesine rağmen o davranışı gerçekleştiremez. “Biliyorum, bu kadar sıkboğaz etmemeliyim eşimi, ama kendime engel olamıyorum.” der mesela. Bu kişiye, “Eşini sıkboğaz etmemelisin.” demenin hiçbir anlamı olmaz. Evlilik danışmanı, ne yapmaları gerektiğini söylemekten ziyade, davranışlarının altındaki psikolojik dinamiği anlamalarında kişilere yardımcı olur.

Evlilik danışmanı evliliği kurtarır mı?

Evlilik danışmanı, evliliklerini kurtarmaları için evli çiftlere yardım eder. “Onlara rağmen” değil, “onlarla birlikte” bir şeyler yapabilir ancak.

“Evlilik danışmanı hiçbir şey yapamaz.” düşüncesi gibi, “Evlilik danışmanı her şeyi yapar.” düşüncesi de gerçekçi değildir. Tüm uzmanlık alanlarının ve uzmanların olduğu gibi evlilik danışmanlığı ve evlilik danışmanının da yeterlilikleri ve sınırlılıkları vardır. Burada önemli olan, kişilerin beklentilerinin gerçekçi olması ve çiftlerle danışman arasındaki işbirliğidir.

Sonuç olarak, “Evlilik danışmanlığı evliliği kurtarabilir mi?” sorusunun cevabı “evet”, ya da “hayır”değildir. Evlilik danışmanı, “sizinle birlikte” evliliğinizi kurtarmanıza yardımcı olur.

Evlilik danışmanlığı desteği almak istiyorsanız (yüz yüze veya online), ön görüşme ve randevu için 0 (505) 495 4727 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Evlilik öncesi danışmanlık, evlenme sürecinde olan, flört eden, sözlü ya da nişanlı çiftlere verilen profesyonel psikolojik danışmanlık desteğini ifade eder. Evlilik öncesi danışmanlık, adından da anlaşılacağı üzere, evlilik odaklı bir psikolojik destektir. Temel amacı, çiftleri (ya da bireyleri) psikolojik açıdan evliliğe hazırlamaktır.

Evlilik öncesi danışmanlık her şeyden evvel, profesyonel bir süreçtir, gelişigüzel bir konuşma ya da akıl verme değildir. Evlilik öncesi danışmanlık uzmanı (psikoterapist, psikolog, psikolojik danışman, aile danışmanı vb.), çifte ya da bireye yaklaşırken belirli bir kuramsal çerçeveden hareket etmelidir. Uzmanın bakış açısını oluşturan, insana, ilişkilere ve evliliğe dair kendi içinde tutarlı, psikolojik bir yaklaşım olmalıdır.

Danışmanlık, bireysel olarak mı çift olarak mı gerçekleştirilir?

Evlilik öncesi danışmanlıkta ideal olan, seansların/görüşmelerin birlikte, yani çift olarak gerçekleştirilmesidir. Çünkü, birlikte yapılan seanslar/görüşmeler, bireylerin birbirlerini tanımalarına, ilişkilerini anlamalarına, olası sorunlarını ve çözüm yollarını görmelerine daha çok imkan tanır. Ancak bazı durumlarda, evlilik öncesi danışmanlık bireysel olarak başvurulan bir yol da olabilir. Mesela, taraflardan biri evlenmek konusunda kesin kararlıdır; ancak diğer taraf kendi içinde birtakım endişeler yaşamaktadır. Şayet bu endişeler, karşı tarafın tutumlarından ziyade, kişinin kendi içinde “evlilik korkusu” diye tanımlanacak bir durumla ilgiliyse, bireysel psikolojik danışmanlık daha işlevsel olabilir.

Evlilik öncesi danışmanlık neyi hedefler?

Evlilik öncesi danışmanlık, öncelikle eğitici bir süreçtir. Çiftler (ya da bireyler), danışmanlık sürecinde kendileriyle ilgili, partnerleri/eşleri ile ilgili, ilişkileriyle ilgili ve evlilikle ilgili yeni bilgiler ve bakış açıları edinirler. Hepimizin insana, ilişkilere ve evliliğe dair pek çok varsayımımız, ön kabulümüz vardır. Ancak bunların pek çoğu gerçeklikten uzak olabilir. Evlilik öncesi danışmanlık sürecinde kişiler, bu varsayım ve ön kabüllerini, psikoloji bilgileri ışığında gözden geçirme şansı elde ederler.

Evlilik öncesi danışmanlığın bir diğer hedefi, evlilikte ortaya çıkacak sorunları, sağlıklı bir bakış açısı ve farkındalıkla önlemektir. Önlem almanın yolu ise, olası sorunları konuşmak, yok sayılan, göz ardı edilen olasılıkları ele almak ve değerlendirmektir. Evlilik sürecinde çiftler bazen pozitif ihtimallere aşırı odaklandıkları için negatif ihtimalleri görememekte, bazen de endişelerine çok fazla odaklanıp pozitif olasılıkları ve imkanları yok sayabilmektedirler. Evlilik öncesi danışmanlık, gerçekçi bir değerlendirme ile, her iki taraf için de, olası zorluk ve güzellikleri ele alma sürecidir.

Evlilik öncesi danışmanlık aynı zamanda, ilişkinin her iki taraf açısından da, şu ankinden daha doyum verici hale gelmesini hedefler. Psikolojik danışmanlık ya da psikoterapi, sadece sorunlu durumlarda değil, var olan iyi bir durumu daha iyi hale getirmek için de başvurabileceğimiz bir yoldur. Dolayısıyla, “Bizim doyum verici bir ilişkimiz var; bunu daha iyi hale nasıl getirebiliriz?” diye soranlar da danışmanlık desteği alabilirler.

Evlilik öncesi danışmanlıkta neler yapılır?

Evlilik öncesi danışmanlıkta öncelikle sorun ve beklentiler netleştirilir. Kişiler, sahip oldukları sorunları çözmek için mi yoksa ilişkilerini daha iyi hale getirmek için mi uzmana başvurdular? Buradan hareketle, taraflarla birlikte, hedefler oluşturulur. Her ne kadar danışmanlığın genel hedefleri olsa da, her vakaya özgü spesifik hedefler belirlenmelidir. Bu spesifik hedefler, tarafların beklenti ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilir. Sonra da, bu hedefler doğrultusunda psikoterapi/psikolojik danışmanlık yöntemleriyle çalışmalar yapılır.

Hedeflere ulaşırken ilk yapılması gereken (çift görüşmeleri için), taraflar arasında sağlıklı bir ilişkinin geliştirilebilmesidir. Sağlıklı ilişki, her iki tarafın da kendini uygun yollarla ifade edebildiği ve karşısındakini anlama çabası güttüğü bir ilişki olarak düşünülebilir. Dolayısıyla, “Evlilik öncesi danışmanlık sürecinin kalbi, sağlıklı iletişim kurmayı becerebilmektir.” dersem herhalde meramımı daha net anlatmış olurum.

Merkezine sağlıklı iletişimin oturtulduğu bir evlilik öncesi danışmanlık sürecinde şu tür konular ele alınabilir:

  • Düğünün zaman ve mekan ve şeklinin planlanması
  • Evlilikle ilgili beklentilerin karşılıklı olarak ifade edilmesi ve netleştirilmesi
  • Yaşanılacak semtin belirlenmesi
  • İş yaşantısı ile ilgili beklentilerin karşılıklı netleştirilmesi
  • Akademik geleceğin karşılıklı planlanması
  • Cinselliğe bakışın konuşulması
  • Çocuk yapma zamanı ve çocuk sayısıyla ilgili beklentilerin ifade edilmesi
  • Çocuk yetiştirme tarzlarıyla ilgili düşüncelerin ifade edilmesi
  • Boş zaman ve tatillerle ilgili beklentilerin netleştirilmesi
  • Evlilikte rol dağılımıyla ilgili beklentilerin ele alınması
  • Birincil ailelerle (her iki tarafın aileleri) ilişkilerin konuşulması
  • Emeklilik ya da yaşlılıkla ilgili beklentilerin konuşulması
  • Muhakkak ki bu örnekler çoğaltılabilir. Burada temel belirleyici faktör, kişilerin ihtiyaçları ve beklentileridir.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki, evlilik öncesi danışmanlık günümüzde gittikçe yaygınlaşmaktadır. Çünkü, evlilik gittikçe sosyal bir olgu olmaktan ziyade bireysel/psikolojik bir olgu haline gelmektedir. Yani evlilik sürecini geleneksel olarak tanımlanmış roller değil, tarafların psikolojik dinamikleri daha çok şekillendirmektedir. Bu durumda da, evlilik öncesi danışmanlık, eğitici, önleyici ve geliştirici bir imkan olarak karşımızda durmaktadır.

Evlilik öncesi danışmanlık desteği için 0505 495 4727‘den bize ulaşabilirsiniz.

Evlilik öncesi danışmanlık ile ilgili düşünce ve görüşlerinizi yazının yorum kısmında benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.

Alıntı: www.terapievi.com

İlişki Danışmanlığı

İlişki danışmanlığı, kişiler arası ilişkileri daha doyum verici hale getirmek için gerçekleştirilen bir psikolojik danışmanlık sürecidir. Aynı zamanda ilişki terapisi olarak da kullanılır.

İlişki danışmanlığı, ilişki ve psikolojik danışmanlık kavramları etrafında şekillenir.

İlişki (relationship), Türk Dil Kurumu’nun, Güncel Türkçe Sözlüğünde, “iki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas” anlamları ile karşılık buluyor. İnsan, bir ilişkiden doğan, ve ilişki içine doğan bir varlıktır. Yani hayata gelebilmesi ve hayatta kalabilmesi ancak ilişki ile mümkündür insanın. Böyle baktığımızda insan ilişkileri, insan için en temel yaşantı düzlemlerinden biridir diyebiliriz. Dolayısıyla insan ilişkisi bizim için vazgeçilmez bir yaşantıdır. Hal böyle olunca, sahip olduğumuz ilişki (annemizle, babamızla, kardeşimizle, arkadaşımızla, eşimizle, patronumuzla vb. olan ilişkilerimiz) şekilleri, hissetme şeklimize direk etki eden unsur haline dönüşmektedir.

Psikolojik danışmanlık ise, psikoloji bilimini verileri ışığında, sorunlarını çözmeleri ve kendilerini geliştirmeleri konusunda kişilere yardımcı olmaktır. (Psikolojik danışmanlık hakkında ayrıntılı bilgi için Psikolojik Danışmanlık Nedir? yazımı okumanızı öneririm.)

İlişki danışmanı William Glasser, mutsuz insanların en önemli ortak özelliklerinden birisinin, önemsedikleri bir (ya da daha fazla) insanla problemli ilişki yaşamaları olduğunu söyler. William Glasser’ın ne kadar haklı olduğuna psikolojik danışmanlık seanslarımda sıklıkla şahit olmaktayım. Danışmaya gelen insanların neredeyse hepsi, ya şimdi ya da geçmişte sorunlu (veya doyum vermeyen) ilişkilerinden bahsetmektedirler.

İlişki Danışmanlığı Neleri Kapsar?

Bana göre ilişki danışmanlığının etki alanı tüm insan ilişkilerini kapsayacak şekilde geniş tutulabilir. Yani biz, sahip olduğumuz herhangi bir ilişkiyi daha doyum verici hale getirebilmek için psikolojik danışmanlıktan istifade edebiliriz. Bununla birlikte ilişki danışmanlığı esas vurgusunu, yakın ilişkiler, duygusal ilişkiler ve kadın erkek ilişkileri üzerine yapar. İlişkinin yapısına göre danışmanlığı farklı isimler alabilir.

Mesela, herhangi bir yakınımızla yaşadığımız ilişkiyi daha doyum verici hale getirmek için gerçekleştireceğimiz danışmanlık sürecine kişiler arası ilişki danışmanlığı diyebiliriz. Evli olmayan çiftlerin yaşadıkları sorunların çözümü için gerçekleştirilen ilişki danışmanlığına çift danışmanlığı denebilir. Evli çiftlerin ilişki sorunları için gerçekleştirilen ilişki danışmanlığına evlilik danışmanlığı, aile (anne-baba ve çocuklar) üyeleri arasındaki sorunların giderilmesi için gerçekleştirilen ilişki danışmanlığına, aile danışmanlığı denebilir. Özetle, ilişki danışmanlığı, insan hayatındaki tüm ilişkileri konu edinebilir.

İnsan söz konusu olduğunda ilk hesaba katmamız gereken kavramlardan biri ünsiyettir. Çünkü ünsiyet kelimesi ile insan kelimesi etimolojik (kelime köken bilimi) anlamda yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir. Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın (yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: varoluşsal ilişki ihtiyacı. Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda / kurabildiğinde insan olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki, insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir.

Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı (tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana (eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle (farklı) yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız pek yok. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: varoluşsal öteki yan ihtiyacı. Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir insan olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil!

İnsanoğlunun yaşadığı pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen varoluşsal ilişki ihtiyacı ve varoluşsal öteki yan ihtiyacının sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda.

İlişki danışmanlığı doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çabayı ifade eder. İlişki danışmanlığı çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki danışmanlığında kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir. İlişki danışmanlığında temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur. Beklenti ile elde edilen arasındaki fark ne kadar az ise ilişki o kadar doyum verici demektir. Bu açıdan bakıldığında her ilişki özeldir ve özneldir. Dolayısıyla tüm insanlık için katı, standart bir ilişki danışmanlığı hedefi ya da doyum verici ilişki kriterleri belirlemek çok zordur.

Her psikolojik danışmanlık ekolü ve her psikolojik danışman belirli paradigmaları esas olarak kabul eder. Bu esaslar pratiğin/uygulamaların özünü oluşturur; uygulamalara şekil verir. İlişki danışmanlığı ile ilgili temel paradigmalarımı şöyle ifade edebiliriz:

  • İnsanın ilişkiye ihtiyacı vardır: Yazının giriş kısmında da belirtildiği üzere kadın erkek ilişkisi insanlar için bir lüks değil; varoluşsal bir ihtiyaçtır. İnsanın doyum verici bir kadın erkek ilişkisi yaşadığı oranda kendisi(ünsiyet sahibi bir insan) olabilir.
  • İlişkiler insani ihtiyaçlarımızı gidermek için gerçekleştirilirler: Tüm insani eylemler bir ihtiyacı gidermeye dönük gerçekleştirilirler. Söz konusu ihtiyaçların bilincinde olup olmamamız bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla bir ilişkiden memnun olmadığımızı söylediğimizde, o ilişki içerisinde bazı temel ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ifade ediyoruzdur. Bu temel insani ihtiyaçlarımıza dair pek çok kuramcı pek çok farklı kategorizasyon yapmıştır. Güven(insanlara ve dünyaya), sevilme, sevme, ait olma, önemsenme, kabul edilme, beğenilme, güçlü olma, doğal/spontan olma, yapabilirlik, eğlenebilme, özgür olma, hayatta anlam bulma vb. bu temel ihtiyaçlar arasında merkezi konumda yer alır. Bu ihtiyaçlar giderildiği oranda ilişki doyum verici olur. İlişki danışmanlığı bir anlamda, ilişki içerisindeki insanların bu ihtiyaçlarını uygun yollarla gidermelerini sağlamaktır.
  • İlişkiler psikolojik problemlerin oluşumunda ve sağaltımında rol alırlar: W. Glasser mutsuz insanların en büyük ortak özelliklerinden birinin, önemsedikleri bir insanla problemli ilişki yaşamaları olduğunu söylüyor. Yaşanamayan doyum verici ilişkilerin olumsuz sonuçlarını danışanlarımızda sıklıkla gözlemleyebiliyoruz. İlişkilerde aldatılma, önemsenmeme, sevilmeme, dikkate alınmama, özgürlüklerin kısıtlanması vb. insanlarda mutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık, anlamsızlık, çaresizlik gibi katlanılması zor duygular ortaya çıkartıyor. Bununla birlikte, doyum verici bir ilişkinin psikolojik ve fizyolojik sağlık üzerinde olumlu/iyileştirici etkileri olduğu yapılan araştırmalar sonucunda görülmektedir. Doyum verici bir ilişki ile birlikte insanların daha sıcak, daha anlayışlı, daha mutlu vb. olduklarını günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bu durumu bir Anadolu sözü çok güzel ifade eder: İnsan insanın zehrini alır! Bu bakış “İnsan insanın kurdudur!” bakışıyla taban tabana zıttır. Ortaya çıkardıkları sonuçları dikkate aldığımızda hangi yaklaşımı benimsememiz gerektiği daha bir önem kazanır!
  • Problemli ilişkiler daha doyum verici hale getirilebilir: Her ilişkinin daha doyum verici hale gelme şansı her zaman vardır. Ancak buradaki temel şart ilişkiyi oluşturan tarafların bunu istiyor olmalarıdır. Genelde insanlar ilişkilerde bekleyen, isteyen rolünü üstlenirler. Her iki taraf da vermeden istediği sürece hiç bir taraf hiçbir şey elde edemez. Bu yüzden ilişki danışmanlığında ilk fark ettirilmeye çalışılan şey problemlerin çözümü için her iki tarafın da aktif rol almasının gerekliliğidir. Şayet kadın ve erkek “Ben bu ilişkiyi daha iyi hale getirmek istiyorum.” derse ilişki danışmanlığında yol alınabilir. W. Glasser bu durumu çözüm dairesine girmek şeklinde ifade eder. İlişki danışmanı bu noktada, tarafların aşamadığı noktaları görmelerinde ve etkin çözüm yolları üretmelerinde kendilerine yardımcı olur.
  • Problemli ilişkilerde her iki tarafın da rolü vardır: Pek çok insan, doyum vermeyen bir ilişkide kendini kurban olarak algılar. Tüm yaşananlarda kendisinin hiç bir etkisinin olmadığını ve olamayacağını, kötü bir kaderi yaşadığını vb. düşünür. Oysa asla unutulmalıdır ki hiçbir şey yapmamak da bir şey yapmaktır. Tabi ki kişilik bozukluğu olan bir insanla bir şekilde ilişki içinde olma ihtimalimiz vardır; ancak bu durumda bile ilişkinin oluşumunda ya da sürdürülmesinde bizim etkimiz sandığımızdan daha fazladır. Bazen de insanlar ilişkideki problemlerin çözümü için çaba sarfetmeyi, karşı tarafı değiştirmek olarak algılarlar. Oysa başkalarını değiştirme gücümüz yok; başkalarına sadece etki edebiliriz. Tutumları üzerinde kontrol sahibi olabileceğimiz sadece ve sedece kendimiziz.
  • İlişki danışmanlığının temel amacı tarafları “danışman eş” haline getirmektir: Herkes bir ilişkiye insani ihtiyaçlarını gidermek için girer; ancak bu ihtiyaçların giderilmesi (sevilme, onaylanma, beğenilme vb.) karşı tarafın elindedir. Dolayısıyla bir ilişkinin doyum vericiliğini belirleyen şey, tarafların karşı tarafın ihtiyaçlarını ne oranda giderdikleridir. Bu noktada eşler, birer terapist rolü üstlenmelidir. Danışman olmaktan kasıt karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve o ihtiyaçları gidermesinde kendisine yardımcı olmaktır. Bir insana yardım etmenin, insanın “zehrini almanın” da başlı başına iyileştirici bir etkisi vardır. Her iki taraf karşısındakinin ihtiyacını gidermeye çalışırsa, iki taraf da doyum elde eder. Ancak her iki taraf da sadece beklenti içerisinde olursa hiç bir taraf hiç bir şey elde edemez. Bazen de taraflardan sadece birisi verici halde olur; bu ise uzun vadede bıkkınlık, karşılık alamama gibi problemler ortaya çıkartır.
  • Danışman olmak öğrenilebilir: İnsanlar karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama noktasında her zaman yeterli olmayabilirler. Psikoterapist tarafların kendilerine, karşı tarafa ve ilişkilerine daha farklı ve doyum verici açılardan bakmalarına yardımcı olur.
  • İlişki danışmanlığı bir süreçtir: İnsan alışkanlıklarının çocuğudur ve alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Zaman zaman danışanların “Ben eşime yardımcı olmak istiyorum; ama elimden başka bir şey gelmiyor!” dediğine şahit oluyoruz. Bu çok anlaşılır bir şeydir. Çünkü insan doğduğu andan itibaren kişisel bakış açıları ve davranış kalıpları oluşturur zamanla bunlar katılaşır ve değişmezmiş gibi algılanır. Dolayısıyla değişim de uzun ve zahmetli bir süreci gerektirir. İnsan ise, doyum verici bir ilişki oluşturmak için yeni şeyler öğrenmekle, problemli bir ilişkinin alışkanlığı arasında tercih yapmak durumundadır.
  • Bazı ilişkiler bitirilmelidir: İlişki danışmanlığının temel amacı, daha iyi ilişkiler yaşamamıza yardımcı olmaktır. Ancak bazen, bize zarar veren ve değiştiremediğimiz bir ilişkiyi bitirmek de bizim için gerçekleştirmemiz gereken bir görev olabilir. Bu durumda da yeterince cesaretli olmalıyız.
    Siz de ilişkiler ve ilişki danışmanlığı ile ilgili düşünce ve yorumlarınızı, bu yazının yorum kısmında benimle paylaşabilirsiniz. Görüşmek üzere.

İlişki danışmanlığı desteği almak isterseniz (yüz yüze veya online), ön görüşme ve randevu için 0 (505) 495 4727 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

Psikolojik Destek

Psikolojik destek, günümüzde pek çok insanın, yaşadığı psikolojik sorunlarla ilgili aklına ilk gelen sorun çözme yöntemi olarak dikkat çekmektedir. Meselelere psikoloji gözlüğüyle bakma çabası, psikoloji kelimesini doğru telaffuz edemeyenlerde bile (mesela pisikoloji ya da puskoloji şeklinde telaffuz edenler) görülmektedir artık. Zeitgeist (bir çağın düşünce ve duygu biçimi) ya da zamanın ruhu bu olsa gerek.

Psikolojik Yardım (Destek) Nedir?

İnsan olarak bizler, yardıma muhtaç bir şekilde doğar ve yaşarız. Hatta bedenimizin bu dünyadan ayrılışı bile çoğunlukla başkalarının yardımı ile gerçekleşir. Beslenmek ve korunmak gibi temel ihtiyaçlarımızı; sevilmek, anlaşılmak ve önemsenmek gibi duygusal ihtiyaçlarımızı; ekmek almak, adres bulmak gibi günlük ihtiyaçlarımızı gidermek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyarız. Bunu, insan oluşumuzun bir gerçekliği olarak görmeli ve kabullenmeliyiz. Psikolojik yardım olgusuna bu temel çerçeveden bakmanın işlevsel bir tutum olacağını düşünüyorum.

Psikolojik Yardım İlişkisi

İnsanların tarih boyunca, şu ya da bu şekilde birbirlerinden psikolojik destek aldıklarını söylemek mümkün gibi gelmektedir bana. Bir ebeveynin çocuğuna nasihat etmesini, acılı bir dosta teselli verilmesini, bir öğretmenin öğrencisine aferin demesini vb. psikolojik yardım kapsamında değerlendirebileceğimizi düşünüyorum. Ancak bu yazıda kastedilen profesyonel psikolojik yardım ilişkisinin, zikredilenlerden farklı boyutları olduğunu ifade etmeliyim. Psikolojik yardım ilişkisini diğer yardımlardan ayıran bazı özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Psikolojik yardım ilişkilerinde iki taraf vardır: yardım edilen ve yardım eden. Yardım edilen taraf, sorunu olan ya da desteğe ihtiyaç duyan taraftır.
  • Yardım eden ise, psikolojik yardım konusunda belirli eğitimleri almış bir meslek erbabıdır.
  • Psikolojik yardım ilişkilerinin temelindeki felsefe, insana değer verilmesi ve onun insani gelişim gücüne vurgu yapılmasıdır. İnsan, hayat karşısında tercihlerde bulunabilen etken bir varlıktır. İnsan sahip olduğu potansiyelleri geliştirmek için çaba sarf edebilir.
  • Psikolojik yardım ilişkisi bir amaca dönüktür. Bu amaç yardım edilen kişinin içinde bulunduğu durumla, ihtiyaç ve beklentileriyle ilişkilidir.
  • Psikolojik yardım ilişkisi gönüllülük üzerine inşa olur. Şayet yardım eden ve yardım alan gönüllü değilse süreç sağlıksız sonuçlar doğurabilir.
  • İlişki kendine has bir çerçevede gerçekleşir. İlişkinin kendine has işlevsel kuralları vardır.
  • Psikolojik yardım ilişkisinde yardım alan, olduğu gibi kabul edilir. Kişi duygu, düşünce ya da eylemlerinden dolayı ayıplanmaz, suçlanmaz. Bu, yardım edenin, yardım edilenin her tür düşüncesine ve eylemine katıldığı, onay verdiği anlamına gelmez. Ancak yardım eden yardım alanı o haliyle kabul eder ve anlamaya çalışır.
  • “Psikolojik yardım” ilişkisinde karşılıklı güven ve saygı söz konusudur.
    Taraflar, belirlenen amaçlar doğrultusunda işbirliği içinde çalışırlar. Yardım eden, sahip olduğu mesleki becerisini karşısındakinin gelişimi için kullanır; yardım edilen ise kendini açarak, söylenilenleri yaparak sürece aktif şekilde katılır.
  • Psikolojik yardım ilişkisinde karşılıklı konuşma ve etkileşim temel metottur. Ancak bu konuşma ve etkileşim gelişigüzel değil, hedefe dönük bir şekilde gerçekleştirilir. Gerektiğinde test gibi psikolojik araçlar da kullanılır.
  • Psikolojik yardım sürecinde yardım edilen, yeni ve işlevsel bakış açıları ve tutumlar geliştirir. Bu bakış açıları ve tutumlar, kişinin sorunlarını çözmede ve insani gelişiminde ona yeni imkanlar sunar.
  • Psikolojik yardımı sunan uzman aldığı eğitime göre, psikolog, psikolojik danışman, psikoterapist, psikiyatrist, evlilik terapisti gibi mesleki ünvanlar alabilir.
  • Psikolojik yardım ilişkileri, psikolojik danışmanlık, psikoterapi, psikiyatri, klinik psikoloji, okul danışmanlığı, dinsel danışmanlık gibi farklı isimlerle ve hastane, psikolojik danışmanlık merkezi, okul, klinik, ibadethane gibi farklı ortamlarda gerçekleştirilebilir.

Psikolojik yardımla ilgili ayrıntılı bilgi için Hasan TAN’ın Psikolojik Yardım İlişkileri kitabına bakabilirsiniz.

Psikolojik yardım hakkında temel bir çerçeve çizdikten sonra,  yaklaşık on yıllık psikolojik danışmanlık tecrübemden hareketle, psikolojik yardım alacaklara sunacağım önerilere geçebilirim.

Psikolojik Destek İçin Hazırlık Süreci

Kendi psikolojik danışmanlık tecrübelerimden hareketle söyleyebilirim ki, insanlar, psikolojik desteğe başvuru süreci, psikolojik destekten beklentileri ve psikolojik desteğe katılımları açısından ciddi farklılıklar sergiliyorlar. Kimisi yaşadığı can sıkıcı bir olaydan (aldatıldığını öğrenme, panik atak yaşama gibi) hemen sonra bir arayışa giriyor ve mümkünse o gün randevu almak istiyor. Kimisi ise psikolojik destek düşüncesini aylarca zihninin bir kenarında tutuyor (mesela iletişim bilgilerimi not alıyor) ve sonrasında yardıma başvuruyor. Bazıları sadece bir rahatlama bekliyor, bazıları ise hayatında ciddi değişimleri hedefliyor. Bazıları, sadece benim ona soru sormamı, onu açmamı istiyor, bazıları ise hiçbir şeyi atlamamak için çok ayrıntılı anlatıyor; bazıları ev ödevlerini ihmal ediyor, bazıları ise hatasız iş çıkarmaya çalışıyor vb.

Ben psikolojik destek öncesi şunları öneriyorum:

  • Sorunlarınızın ne olduğunu net bir şekilde tespit etmeye çalışın. Bunun için bir kalem kağıt alın ve yazarak (çünkü yazı düşünceyi damıtır) bazı soruları cevaplamaya çalışın. İlk etapta sorularınız şunlar olabilir: “Hayatımda, beni rahatsız eden ve gidermem gereken hangi sorunlar var?”, “Hayatımda neler olsa (ya da olmasa) kendimi daha iyi hissederdim?”, “Psikolojik destek süreci bittiğinde ne elde etmiş olmak istiyorum?”, “Psikolojik destek sürecinden sonra, hayatımda somut olarak nelerin değişmiş olmasını istiyorum?” Bu ve benzeri sorular üzerinde yazılı olarak çalışmak sizi psikolojik destek sürecine hazırlayacaktır. Bunları yaparken aşırı mükemmeliyetçi bir tutum içine girmeyin; çünkü uzmanınızla birlikte zaten ilk seanslarda hedefleriniz üzerinde ayrıntılı çalışacaksınız.
  • Sorununuz için uygun uzmandan yardım almaya çalışın. Yaşadığınız soruna bağlı olarak ihtiyacınız değişebilir. İlaç tedavisi, psikoterapi ya da psikolojik danışmanlık gibi psikolojik yardım yaklaşımlarından hangilerine ihtiyacınız olduğunu araştırın. Bunun için uzmanlarla ön görüşme yapmanızı öneririm. Çünkü her psikolojik yardım uzmanı her konuda çok iyi olamaz. Bununla birlikte internet üzerinden yaşadığınız sorunları daha önce yaşamış ve aşmaya çalışmış insanların oluşturduğu forumlara bakın. Etrafınızdaki insanlardan akıl almaya çalışın.
  • Psikolojik destek için aceleci olmayın (panik atak yaşama, aldatıldığınızı öğrenme gibi akut durumlar hariç), etraflıca araştırma yapın.
    Bana kalırsa, kendinize yakın bir adresten yardım almak daha sağlıklıdır. Çünkü uzun vadede, yol ve trafik gibi faktörler sizi psikolojik yardım sürecinden soğutabilir.

Psikolojik Destek Uzmanı İle İlgili Öneriler

  • Psikolojik yardım sürecinde en etkili faktör uzman ve yardım alan arasındaki ilişkidir. Dolayısıyla, yardım alacağınız kişinin kim olduğu, ne mezunu olduğu, hangi eğitimleri aldığı, hangi alanlarla ilgilendiği çok önemlidir.
  • Mümkünse, psikolojik yardım almayı düşündüğünüz uzmanla ön görüşme yapın. Hangi konuyla ilgili yardım almak istediğinizi, beklentilerinizi, seans ücretini, psikolojik yardım süreciyle ilgili kafanızdaki tüm soruları kendisiyle paylaşın. Elinizden geldiğince açık olun. Unutmayın ki psikolojik yardım, ilk görüşmede başlar!
  • Uzmanın hayata bakışı sizin için önemliyse bu düşüncenizi de onunla paylaşın. Kendi hayata bakışınızı uzmana sunun ve onun da hayata bakışını sorun. Bu yaklaşım pek çok kişiye gereksiz hatta saçma gelebilir, ama psikolojik yardım sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu görüyorum.

Psikolojik Destek (Yardım) Süreciyle İlgili Öneriler

  • Şunu bilmelisiniz ki, kolay bir süreçten bahsetmiyoruz. Bir yanınız değişmek, gelişmek isterken bir yanınız buna direnç gösterecektir. Gelişme arzusu ve buna karşı gösterilen direnç insanın en temel dilemmalarından biridir. Attığınız her adımda bunu hesaba katmalısınız. Hatta, gelişimin kendini en çok hissettirdiği nokta, endişenizin ve direncinizin de en yoğun olduğu nokta olacaktır. Bütün mesele neyi tercih edeceğinizdir: gelişmeyi mi direnmeyi mi?
  • Mümkün mertebe açık olmaya çalışın; önce kendinize sonra psikolojik yardım uzmanınıza. Düşüncelerinize, duygularınıza, davranışlarınıza eskisinden daha farklı bir gözle bakmaya çalışın. Görecekleriniz canınızı yaksa da gözlerinizi kapatmayın. Bir derginin çok sevdiğim sloganıyla ifade edersek, “Keşfetmek İçin Bak”.
  • Seanslarınız düzenli olsun. Psikolojik yardım seansları ortalama haftada bir gerçekleşir. Ancak bazı durumlarda seanslar arasındaki süre artar ya da azalır. İdeal olarak bu süre ne çok uzun ne çok kısa olmalıdır. Seansların sıklığını, çözmeye çalıştığınız sorunun özellikleri, uzmanınızın psikolojik yardım anlayışı, ekonomik yapınız gibi faktörler belirler. Bütün bu faktörleri uzmanınızla birlikte değerlendirin. Gelişigüzel seansların çok sağlıklı sonuçlar vermeme ihtimali yüksektir.
  • Destek sürecinde, uzmanınız size bir takım uygulamalar önerecektir. Mesela, günlük tutma, aktivite listesi oluşturma, duygu ve düşüncelerinizi takip etme vb. Bu uygulamalara bazı terapi yaklaşımları ?ev ödevi? demektedir. Ev ödevlerinizin mantığını anlamaya çalışın ve kafanıza takılan soruları mutlaka uzmanınızla paylaşın.
  • Şayet psikiyatrik bir destek alıyorsanız, ilaç kullanma ile ilgili düşüncelerinizi hekiminizle paylaşın. İlaçların etki süreci ve yan etkileri hakkında bilgi edinin. İlaçları kullandığınız süre dahilinde de her türlü soru ve sorununuzu hekiminizle paylaşın.

Psikolojik yardım almak isteyenlere önerilerim şimdilik bunlar. Yazı bu haliyle bile, internet okuyucusunun beklentilerine göre uzun olmuş olabilir. O yüzden daha fazla uzatmak istemiyorum 🙂

Eleştiri, öneri ve yorumlarınızla yazıya katkınız beni memnun edecektir. Muhabbetle kalın.