Kategoriler
Anormal Psikoloji

Derealizasyon Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıldır?

Anksiyetenin ağır olduğu durumlarda, kişi deliriyormuş hissine kapılabilir. Kişi, yaşantısında bir şeylerin gerçeklikten uzak olduğu, etrafındaki dünyanın çatırdamaya başladığını düşünmeye başlayabilir. Bazı vakalarda, bu durum kişide bütün bir dünyanın “gerçek dışı” olduğu hissini uyandırabilir, sanki etrafında olan bir şeylerin gerçek dışı olduğu hissini. Bu durum derealizasyon olarak tanımlanır ve bu, anksiyete belirtileri arasında, oldukça ürkütücü bir deneyimdir. Bu durum aynı zamanda tamamiyle öznel bir durumdur; bu durumu yaşamayanlar için anlaşılması oldukça zordur.

Derealizasyon Nasıl Oluyor?

Anksiyeteden Derealizasyona Geçişin Nedenleri

Derealizasyon şaşırtıcı derecede karmaşıktır. O kadar kompleks bir yapısı vardır ki; beyinde, insanları gerçeklikten uzaklaştıran ne gibi bir durumun ortaya çıktığı halen tam olarak bilinememektedir. Derealizasyonun, vücudun doğal savunma mekanizmalarından biri olduğuna inanılmaktadır. Çok yoğun anksiyete yaşadığı esnada (mesela panik atak veya benzeri ciddi stresle ilgili bozukluklar), zihin esas olarak ortaya çıkan durumla baş edebilmek için gerçek dünyayla olan ilişkisini askıya alır.

Ancak bu askıya alma sırasında da zihin hala faal olduğu için, kişiye bulunduğu mekan gerçek dışı gibi gelmeye başlar. Hemen hemen her zaman -çok az da olsa istisnası olmakla beraber- bu durum anksiyete bozukluğunun karakteristik diğer belirtileri ile birlikte anksiyetenin zirve yaptığı noktada ortaya çıkar.

Depersonalizasyon / Derealizasyon Bozukluğu Nedir? (Tıklayın)

DSM-5’te Çözülme (Dissosiyasyon) Bozuklukları kategorisi altında, Depersonalizasyon / Derealizasyon Bozukluğu başlığıyla bir psikolojik bozukluk tanımlanmaktadır. Bu bozukluğun semptomları şu şekilde listelenmiştir:

A. Sürekli ya da yineleyici olarak, kendine yabancılaşma, gerçekdışılık yaşantıları ya da her ikisinin birlikte olduğu yaşantıların varlığı:

  1. Kendine yabancılaşma (depersonalizasyon): Kişinin düşünceleri, duyguları, duyumları, vücudu ya da eylemleriyle ilgili olarak gerçekdışılık, kendinden kopma ya da dışarıdan bir gözlemciymiş gibi olduğu yaşantıları (örn. algısal değişiklikler, zaman algısında çarpıklık, kendiliğin gerçekdışılığı ya da yokluğu, duygusal ve/ya bedensel uyuşma).
  2. Gerçekdışılık (derealizasyon): Çevredekilerle ilgili olarak gerçekdışılık ya da kopukluk yaşantıları (örn. insanlar ya da nesneler gerçekdışı, düşsel, sisli, cansız ya da görsel açıdan çarpık olarak yaşantılanır).

B. Bu kendine yabancılaşma ya da gerçekdışılık yaşantıları sırasında gerçeği değerlendirme bozulmamıştır.

C. Bu belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.

D. Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun (örn. katılmalar) fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.

E. Bu bozukluk, şizofreni, panik bozukluğu, yeğin depresyon bozukluğu, akut gerginlik bozukluğu, örselenme sonrası gerginlik bozukluğu ya da başka bir çözülme bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.

Kaynak: DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı

Derealizasyon Nasıl Anlaşılır?

Derealizasyonu anlamanın en iyi yolu; sadece hiç bilmediğiniz değil aynı zamanda hiç bir şekilde anlamlandıramadığınız bir yere nakledildiğinizi düşünmektir. Neler olup bittiğini izleyemediğiniz veya çevrenizdeki dünyaya dair bilgileri alamadığınız bir yer. Bu yerin pek tanıdık gelmemesinden öte, tanıdık gelme ihtimali zaten yoktur; çünkü 5 duyu organıyla algılananlar zihin tarafından işlenememekte ve bir çerçeveye oturtulamamaktadır. Bu durumun bir hayli sıradışı ve ürkütücü olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Bu durumu yaşayan kişi sıklıkla aslında algıladığı ortamda olmadığını veya algıladığı dünyanın gerçek olmadığını düşünebilir; sanki hiç bir şey anlamadığı bir şeyleri izliyormuş, yada o an kaçmasının mümkün olmadığı bir rüyanın –belki de bir kabusun- tam ortasındaymış gibi hissedebilir. Bazı vakalarda derealizasyon, depersonalizasyon (kendine yabancılaşma) –sanki kendisini izliyormuş hissi- ile birlikte ortaya çıkabilir.

Başka anksiyete semptomları, derealizasyon hissini daha da şiddetlendirebilir. Anksiyete atağı esnasında gözbebekleri genişleyebilir ve bu da alışılmadık bir görüş açısıyla derealizasyon hissini kuvvetlendirebilir. Anksiyete, kaslarda zayıflığa da yolaçabilir, bu da hastada güçsüzlük hissi meydana getirebilir. Anksiyete semptomlarının birbiriyle etkileşebileceği sayısız yollar vardır.

Depersonalizasyon Nedir?

Derealizasyonu Nasıl Durdurulabilir?

Anksiyeteden kaynaklanan derealizasyon hissi genel olarak pek tehlikeli kabul edilmez. Sıklıkla bu durum kendiliğinden ortadan kalkar ve ancak çok yoğun anksiyete esnasında tekrar ortaya çıkar. Bu zamanlarda bile bazı insanlar bu durumla başa çıkmayı öğrenir ve derealizasyon bir daha tekrarlamaz. Eğer derealizasyon hissiniz gerçeklik algınızı etkileyecek derecede inatçı ise, veya başladığında uzun süre devam ediyorsa hemen bir doktora başvurmanız gerekebilir.

Derealizasyonu durdurmanın en iyi yolunun “farkındalık” olduğu hususunda doktorlar ve psikologlar genel olarak hemfikirdirler. “Farkındalık” terim olarak, kendi varlığınızın daha fazla farkında olma manasında kullanılmaktadır. Farkındalık değişik yollarla elde edilebilir fakat en kolay yolu; mümkün olduğunca fazla odaklanabileceğiniz bir iş yapmaktır, bu da size gerçeklik hissini tekrar kazandırabilir.

Örneğin:
• Soğuk veya sıcak bir şeye dokunun ve ısı farkına odaklanın.
• Kendinizi çimdikleyin ve ne kadar gerçek olduğunuzu anlayın.
• Çok basit bir objeye odaklanın ve o objenin ne olduğunu, hakkında ne bildiğinizi sıralayın.
• Odada bulunan bir şeyleri saymaya başlayın. Bu şeyleri tanımlamaya çalışın.
• Mümkün olan herhangi bir şekilde duyularınızı kullanmaya çalışın.

Bazı uzmanlar gözlerin sürekli hareket ettirilmesini ve beyni tek bir düşünceden ziyade farklı düşüncelere odaklamaya çalışılmasını tavsiye ediyorlar.

Unutmayın, derealizasyon hissi bir anksiyete semptomudur. Bu his psikopat olduğunuz ya da zihninizde bir şeylerin yanlış olduğu anlamına gelmez. Derealizasyon hissinin üstesinden gelmenin bir parçası; geçmesini beklemek ve sonrasında da diğer anksiyete semptomlarının üzerine eğilmek ve böylece tekrardan böyle yoğun bir anksiyete durumunun ortaya çıkmasına engel olmaktır.

Kaynak
  • Trueman, David. Anxiety and depersonalization and derealization experiences. Psychological reports 54.1 (1984): 91-96.
  • Cassano, Giovanni B., et al. Derealization and panic attacks: a clinical evaluation on 150 patients with panic disorder/agoraphobia. Comprehensive Psychiatry 30.1 (1989): 5-12.
  • Kaynak: https://www.calmclinic.com/anxiety/symptoms/derealization

“Derealizasyon Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nasıldır?” için 29 yanıt

Ben derealizasyon bozukluğunu 2 yıldan fazladır yaşıyorum. Durmuştu bi ara; ama şimdi, son 5 gündür bu hissi her gün yaşıyorum. Bir şey yaparken unutuyorum, sonra tekrar o his geliyor. Bazen düşündükçe gerçek mi diye her yer her şey, çıldıracakmış gibi oluyorum. LÜTFEN yardim edin.

İyi günler bu hastalığı benim arkadaşım yaşıyo ve gerçekten kötü durumda takıntı yapıyo bu durumu ve ben ne yapabileceğimi bilemiyorum yardım etmek istiyorum ne yapabilirim?

Merhaba. Ortada bir “hastalık” varsa tedavi için ilgili doktora -bu durumda psikiyatrsit- gidilmelidir. Sizin veya bir başkasının durumu düzeltebileceğini düşünmüyorum. Arkadaşınız psikiyatrik ve psikolojik destek alabilir. Muhabbetle.

ben 12 yıldır yaşıyorum bana okb, kaygı bozuklugu , hafif depresif nöbet tanıları kondu en son yaptıgım araştırmalar neticesinde anladım. hayatımahvediyor. insanlar beni yanlış anlıyor dışlıyor sevmiyor. bu sorunun televizyonlara verilmesi gerek haberlere çıkması gerek bizim dışlanmamız gerek yoksa dışlandıkça bu sorun büyür.

Bu aralar özellikle son günlerde çok fazla olmaya başladı. Geçen gün birdenbire felsefe dersinde başladı. 2 kere oldu sonra dışarı çıktım. Eve geldim, markete gittim ve eve dönerken tekrar bu sefer daha bir değişik ve şiddetliydi. İçeri girince ne olduğunu anlamadım ve evde de devam etti. Tekrar olmasın diye müzik dinleyip ödevlerimi yaptım, ama çok korkmuştum. Neredeyse ağlayacaktım. Sabah okula gittim. Bu sefer daha da fazla.

Derealizasyona neden olan beyin mekaniği nasıl çalışır? Normal bir insanın beyninden farkı nedir?

Merhaba. Sorduğunuz sorunun cevabı epey uzun ve karmaşık. Sizin beynin işleyişiyle ilgili neler bildiğinizi bilmiyorum. Bu yüzden, size direkt cevap vermek yerine, cevabı bulabileceğiniz önerilerde bulunabilirim.
* Derealizasyonun nörolojik dinamiğini anlamanıza yardımcı olabilecek bir kavram “dissosiyasyon”dur. Dissosiyasyon kelimesinin anlamıyla ilgili şu yazıyı okuyabilirsiniz: https://yusufbayalan.com/dissosiyatif-kimlik-bozuklugu/

* Beynin çalışma sistemi ve derealizasyon süreciyle ilgili şu kitapları okuyabilirsiniz: “Beden Kayıt Tutar”, “Beyin – Senin Hikayen”, “Kendini Değiştiren Beyin”, “EMDR – Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme”, “Terapi Neden İşe Yarar”.

Muhabbetle.

Sanırım teşhisimi kendim buldum. Psikiyatriye anlattığım zaman bile anlamamıştı. Ben de kendime soruyorum ki, “Ben kimim?” diye. Sanki gerçek değilmiş gibi, yani yaşamayan bilemez. Beyin çok değişik bir şekilde onu kendine kabul ettiriyor.

Hocam iyi günler. Tanımadığım bir kitapçı ile konuşurken laf arasında bana sen çok yaşamazsın dedi. Ben de yanından ayrıldıktan sonra “Acaba bu adam bana bir şey mi yapacak, beni takip ediyor mu?” diye tedirgin oldum. Sonra aklıma şizofreni geldi. Takip edilme duygusunu yaşamamın nedeni şizofreni mi diye. Ve bu olayı yaşadıktan sonra hastalığı iyice araştırdım. 3 aydır “Şizofreni mi oldum, şizofreni mi olacağım?”, “Ya hayat gerçek değilse.” ve bunun gibi yüzlerce komplo teorisi beni çok tedirgin ediyor. Aklıma binlerce şüphe geliyor sonra “Bu şüphelerin gelmesinin nedeni şizofreni mi?” diye bir daha korkuyorum. Halisünasyonlar ve konuşma bozukluğu dışında resmen şizofreni kafası yaşıyorum. Aile öykümde böyle bir sıkıntı yaşayan yok. Psikiyatriste gittim yaygın anksiyete bozukluğu dedi ama beni pek tatmin etmedi. Sizce nedir? Ben sizden destek almak istiyorum? Sizinle nasıl iletişim kurabilirim? Aklımı yitirmeden lütfen yardım edin.

Merhaba. Yaşadığınız durumunu ne olduğuna dair, sadece burada anlattıklarınızdan hareketle bir şey söyleyemem ne yazık ki. Ancak bazı noktalara dikkatinizi çekmek isterim:
* Yaygın anksiyete bozukluğu, paranoya vb. yaşadıklarınızın sebebi değil, ismidir. Yani siz şu anda yaşadığınız şeyleri, yaygın anksiyete bozukluğunuz olduğu için yaşamıyorsunuz; yaşadıklarınıza yaygın anksiyete bozukluğu ismi veriliyor. Yaşadıklarınızın sebebi ayrıca değerlendirilmelidir.
* “O mu bu mu?” diye sormak gerçekçi olmayabilir; çünkü biren fazla psikolojik bozukluğa aynı anda sahip olabiliriz.

Ben psikoterapi uyguluyorum. Psikoterapi desteği almak için iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz. Görüşmek üzere.

Benim 2 hafta önce başladı ve hala devam ediyor. İlk başta “Rüyada mıyım acaba?” diye çok sorguluyordum. Hatta ilk olduğu gün hiç etkisinden çıkamadım. Ve bu his başladığından birkaç gün sonra değişik vesvese gibi şeyler oluştu aklımda. “Ya herkes her şeyi benim inadıma yapıyorsa”, “Ya herkes aklımdaki şeyleri biliyorsa.” diye ve çıkartamadım bir türlü alkımdan. Bu hisler daha da artmaya başladı. “Ya gerçek değilse.”, “Ya yaşamıyorsam.” gibi şeyler. Etrafımdaki herkes, her şey tuhaf gelmeye başladı. “Ya hiç geçmezse, ya tedavisi yoksa.” diyorum kendi kendime. Delirmekten çok korkuyorum. “Belki anksiyeteden dolayıdır.” diyorum ya da “şeytanın vesveselerinden”. Bugün kursa kalmıştım ve 2 dakika odaklanamadım bile. Bu sefer farklı düşünceler geldi aklıma. Bir haftadır çok tesadüfler yaşıyorum. Bir gün bunu yaşarken bir şey olmuştu ve abim de “Sen zaten kafadan gidiksin.” demişti şakadan. Normalde olsa gülüp atışmaya başlardım ama birden düşük olan modum yerin dibine indi. “Ne demeye çalıştı, olanları nereden biliyor, neden böyle bir şey söyledi, acaba şizofren miyim?” veya “Deli miyim?” demeye başladım. “Neden böyle dedin?” deyince de “Geri zekalı demek istedim.” dedi, yani şakasına söylemişti. Ama ben aklımdan bile çıkaramadım. Daha dün televizyon izliyorduk, kanalları değiştiriyordu ve bir haber kanalında bir habere denk geldik psikolojik sorunlardan falan bahsediyordu. Abim de değiştirince “Neden değiştirdi hemen, biliyor mu da değiştirdi?” diye saçma sapan şeyler düşünmeye başladım. Bunun gibi şeyler oldu birkaç defa. Kursta da aklıma gelince acaba “Çoklu kişilik bozukluğum mu var?”, “Acaba şizofren miyim?, “Ailem yok mu acaba?” gibi düşünceler geldi. İnanın ne bir saatin nasıl geçtiğini, ne de hocanın anlattıklarını hiç anlamadım bile. Ve en büyük korkularımdan birisi bir tedavisi olmaması, olsa da benim iyileşemeyeceğim.
Hep kendime söylüyorum “Gerçek bunlar, yaşadığımı biliyorum, herkes var ben de varım.” diye çok söylüyorum kendime. Ama bir türlü ne bu his gidiyor ne de düşüncelerim. Zaten şu düşünceler olmasa hiç böyle de hissetmeyeceğim. Ben nasıl bunlarla başa çıkabilirim? Düşünceler gelince çok korkuyorum, hiçbir şeye odaklanamıyorum, dikkatimi de dağıtamıyorun başka şeylerle. Ve genelde hep uyandıktan sonra oluyor. Uyandığım anda bu his başlıyor ve bir türlü vazgeçmiyor. Rüya görmekten korkar oldum artık bu his yüzünden. Rüyaların etkisinde kalan bir insandım ve anksiyete başlayinca daha da artmaya başladı. Artık her gece uyumadan önce dua ediyordum ne kabus ne de rüya görmeyeyim diye. Ve artık uyumak dahi istemiyorum bu şey yüzünden. Uyumaktan, rüya görmekten korkar oldum resmen. Ne yapmam lazım? Yardımcı olun lütfen. Çok usandım artık düşüncelerden.

Peki kesin bir tedavisi var mı? Yani tedavi ile geçecek bir şey mi? Aklıma çok geliyor bu sorular. Ya tedavisi yoksa, ya işe yaramazsa hep böyle yaşarsam diye. Ve buna benzer bir diğer hastalık olan depersonalizasyonun yorumlarında psikoloğa gidenlerin pek sonuç alamadıklarını okudum. Tabii ki ikisinin arasında fark vardır ama tedaviyle geçebilen bir şey değil mi? Ve verdiğiniz bilgiler için teşekkürler

Merhaba. Geç fark ettim yorumunuzu, o yüzden şimdi yazıyorum.

Psikolojik sorunlar söz konusu olduğunda, “kesin bir çözüm”den bahsetmek çok makul değil; özellikle de psikoterapi söz konusu olduğunda. Çünkü psikoterapi, sadece psikoterapistin “yaptığı” bir şey değil, terapistin ve danışanın “birlikte gerçekleştirdikleri” bir süreçtir. Sonucu etkileyen faktörler çok genel olarak şunlardır: psikoterapist, danışan, psikoterapist-danışan ilişkisi ve psikoterapi yöntemi.

Bence, iyi bir terapist-danışan ilişkisi içinde, gerekli süre terapi desteği alırsanız, yaşadığınız sorunu anlayabilir ve onun üstesinden gelme şansını elde edebilirsiniz. Mutluluklar dilerim.

Çok teşekkür ederim tavsiyeleriniz için En yakın zamanda tedavi almayı düşünüyorum, inşallah başarılı geçer. Tekrardan çok teşekkürler

Sizin yaptığıniz gibi yaptım ben de. Bende de öyle başladı. Acaba size ulaşma sansım var mı? Instagraminiz vs. Çünkü benim gibi başlayan tek size denk geldim. Konuşmamız lazım; mümkün mü acaba?

Şimdi görüyorum yorumunuzu kusura bakmayın. Malesef okuldan dolayı fırsat bulamadım. Aileme söyledim ama umursamadılar pek… Son zamanlarda panik atak geçirdim delirme ile alakalı, hala daha etkisini sürdürüyor biraz. Depersonalizasyonun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Ve hala daha yabancılık, gerçeklik dışı hisleri sürüyor malesef. Psikologla görüşmeyi düşünüyorum artık çünkü dayanılmaz bir hal aldı. İnşallah atlatabiliriz Siz de mi yaşıyorsunuz bu durumu?

Merhabalar. 18 yaşındayım 12 senedir panik atakla savaşıyorum. Gelecek için hayalleri olan bir çocuktum. Çok istediğim meslek için şimdiden başlamam gerekli dedim. Ardından depersonalizasyon ile tanıştım sanırım sonrasında da agorafobi ortaya çıktı, Sosyalliğimi, hayallerimi, planlarımı mahvetti. Yıllar önce hayal ettiğim 18 yaşındaki Batuhan’ın tırnağı bile olamadım. Yaşama sevincim, gitmediğim doktor, okumadığım kitap kalmadı. Bunları yemeyeceksin dediler yemedim, bunları içmeyeceksin dediler içmedim, yabancılaşma esnasında bunları yapacaksın dediler yaptım ama hiçbir şekilde iyileşemedim. Siz bu yazıyı yazdığınızda bile ben yalnız değilmişim diyemiyorum. Bana nasıl bir tavsiyede bulunabilirsiniz. Farkındalık yaratayım diyorum olmuyor, yardımcı olabilir misiniz ?

Merhaba Batuhan. Ben yetişkin yaş grubunda olan kişilerle çalışıyorum ne yazık ki. Senin yaş grubunla çalışan, yeterince donanımlı bir psikoterapistin sana yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Şayet istersen, İstanbul’da sana birini önerebilirim. Sevgiyle.

Yaklaşık 8 yıldır yaşıyorum. Artvin’deyim. Burası küçük bir şehir ve psikiyatristler sürekli değişiyor. Kesin bir teşhis o yüzden konulmadı ama araştırınca depersonalizyon ya da diğeri olabileceğini düşündüm.

Kendimi rüyada gibi hissediyorum. Sürekli beynim uyuşuk gibi, bir türlü kendime gelemiyorum, ayılamıyorum gibi. Efexor kullanıyorum 8 yıldır, sadece beni robot yapıyor. Duygu hiç yok, mutluluk filan. 2 çocuğum var, onlar hastalanınca filan panik atak oluyorum sanırım kalbim sıkışıyor. Ben lise sondayken arkadaşlarla esrar lanetini denemiştik. İçtikten sonra başladı ve hala kendime gelemedim. Yoruldum bıktım çocuklarım var ama kendime gelemiyorum. İyi bir anne olamıyorum. Biri bana yardım etsin ne olur. Bir de arada lucid rüya görüyorum. 8 yılda 4 kere filan gördüm. Napçam bilmiyorum, çıldırmaktan korkuyorum .

Bunun psikolojik bir sorun hatta bir sorun olduğu kanısına bu denli inanılması tuhaf . Çocukluğumdan beridir bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındaydım ancak sürekli o histen gördüklerimden kaçtım . Ancak kaçacak yer kalmadığında kaçınılmaz olanla yüzleşmek zorundasınız . İnsanoğlu arayışı boyunca çeşitli söylem ve kavramlar yarattı . Bunları tanımladık . Boyutsal olgular yarattık ve bu gittikçe devam edecek . Zaman , mekan ..
Oysa “gerçeklik” tamamen yansıma üzerine kurulu koca bir bilişsel yalan . Bu gün insanoğlunun üzerine inşa ettiği bütün gerçekliği bu yansımaları yorumlayıştan ötede değil . Ancak bu kadar bilimsel dogmatizmin yaratıldığı medeniyetimizde yorumlamanın ürünü olduğunu kabul etmemiz tabiki akıl işi olmazdı . Ne tuhaftır ki herkes nevtonun yasalarını veya freudun psikolojiye verdiklerini bir meşale olarak görsede bu verilerin kendi zihnindeki yansımaların yorumlanması olduğunu aksi kanıtlayıncaya dek kabul etmez . Peki ya toplumsal belleğimizi dizayn eden fenomenlerin bizi ileriye götürdüğünü inandığımız yön doğru değilse ? Ya bu boyutlar asıl olanı görmemizden bizi uzaklaştırıyorsa ? Var olanı bildiğimiz , yaşadığımız , hissettiğimiz bütün gerçeklikler dual karşıtlığı olmadan bütün bir zırvalıktan ileriye gidemez . Nitekim bu yaratılmış bilimin en önemli yasasına dayandırılarak söylediğim kanı . Henüz yokoluşu deneyimleyemediğimiz gerçekliğinden yola çıkarsak varoluşu çözmemiz ne kadar mümkün ? Veya bildiğimiz gerçeklik ne kadar doğru ? Eğer kendinizi bedeniniz dahil doğanızda var olan bütün gerçekliğe bir saniyelikte olsa ait hissetmediğiniz hissinize kapılıyorsanız oluşturulmuş bu gerçeklik dünyasında “deli” veya “hasta” olarak nitelendirilmeniz gayet normal tabi . Ancak bu korku uyandıran histen kaçmak veya ondan kurtulmaya çalışmak ömrünüzün sonuna kadar sizi rahata kavuşturmayacağını bilin istedim . Öyleki hiçbirimiz yaşamı kendi türümüz dahi olsa var olan hiçbir canlının bilincinde deneyimleyebilecek durumda değiliz. Peki ya bu yansımaları dizayn etmeseydik ? İnsanoğlu olarak yaratılmış bir gerçekliğin peşinden gitmeseydik ? İçinde bulunduğunuz durum anlık yaratılmış gerçekliğin dışına çıkmak ve bunun korku hissi yaratmasının sebebi sosyal izolasyona uğrama tehlikeniz . Eğer içinizde yaşadığınız bu durumu bir hastalık olarak görenlere uygun yorumlamaya devam ederseniz bu korku durumunu aşamazsınız . Bu gerçeklik adına bulunduğumuz kavram dünyasında psikoloji deniyor . Sakın korkup telaşa kapılmayın aksine sakince onu görmeye ve anlamaya çalışın .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir