Kategoriler
Anormal Psikoloji

Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma) Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Depersonalizasyon (depersonalization) kelimesinin İngilizce-Türkçe sözlüklerdeki bazı karşılıkları şöyledir: Kişiliğini kaybetme, benlik yitimi, duyarsızlaşma, kendine yabancılaşma, kendi bedenini yanlış anlama. Bunların arasından psikiyatri literatüründeki en yaygın çevirileri ise, kendine yabancılaşma ve kişiliksizleşme olarak görüyoruz.

DSM-V (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı-V), Çözülme (Disosiyasyon) Bozuklukları ana başlığı altında Kendine Yabancılaşma/Gerçeğe Yabancılaşma alt başlığıyla, depersonalizasyon ve derealizasyonun birlikte görüldüğü bir bozukluk tanımlamaktadır. Depersonalizasyon, bu bozukluğun belirtilerinden biridir. Unutmayınız ki tanı kitapları, sadece durumları (hastalık ve/veya bozukluk) tanımlar, onları açıklamaz. İlgili bozukluğun semptomları şu şekilde listelenmiştir:

Depersonalizasyon / Derealizasyon Bozukluğu Tanı Kriterleri (Tıklayın)

A. Sürekli ya da yineleyici olarak, kendine yabancılaşma, gerçekdışılık yaşantıları ya da her ikisinin birlikte olduğu yaşantıların varlığı:

  1. Kendine yabancılaşma (depersonalizasyon): Kişinin düşünceleri, duyguları, duyumları, vücudu ya da eylemleriyle ilgili olarak gerçekdışılık, kendinden kopma ya da dışarıdan bir gözlemciymiş gibi olduğu yaşantıları (örn. algısal değişiklikler, zaman algısında çarpıklık, kendiliğin gerçekdışılığı ya da yokluğu, duygusal ve/ya bedensel uyuşma).
  2. Gerçekdışılık (derealizasyon): Çevredekilerle ilgili olarak gerçekdışılık ya da kopukluk yaşantıları (örn. insanlar ya da nesneler gerçekdışı, düşsel, sisli, cansız ya da görsel açıdan çarpık olarak yaşantılanır).

B. Bu kendine yabancılaşma ya da gerçekdışılık yaşantıları sırasında gerçeği değerlendirme bozulmamıştır.

C. Bu belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.

D. Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun (örn. katılmalar) fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.

E. Bu bozukluk, şizofreni, panik bozukluğu, yeğin depresyon bozukluğu, akut gerginlik bozukluğu, örselenme sonrası gerginlik bozukluğu ya da başka bir çözülme bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.

Kaynak: DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı

Depersonalizasyon Nedir?

Psikiyatri literatüründe, genelde depersonalizasyon ile birlikte görülen bir kavram da derealizasyondur. Derealizasyon (derealization) ise gerçekdışılaşma, gerçeğe yabancılaşma, çevreye yabancılaşma ve gerçekle ilgisiz duygular deneyimlemek gibi anlamlar taşıyor.

Kendine yabancılaşma (kişiliksizleşme), kişinin kendi gerçeklik duygusunu bir süre yitirmesidir. İnsanların önemli bir kısmı (neredeyse yarısı) yaşamlarında en az bir kez böyle bir deneyimi hafif biçimiyle yaşayabilirler. Özellikle de aşırı stres, uykusuzluk ve yalıtılmışlık (duyumdan yoksun kalma) durumlarında böylesi deneyimler ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyonda insanlar, kendi bedenlerinden ve zihinsel süreçlerinden kopmuşluk duygusu yaşarlar. Sanki kendi bedenlerinin ve zihinsel süreçlerinin bir gözlemcisi gibidirler. (Bu deneyim, kendini anlamaya çalışırken, duygu ve düşüncelerine uzaktan bakma ile karıştırılmamalıdır. Uzaktan bakma, kişiye bir yabancılaşma hissi yaşatmaz.)

Kendine yabancılaşma, şizofreni, borderline kişilik bozukluğu, panik bozukluğu, akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve diğer anksiyete bozukluklarında görülebilir.

Derealizasyon nedir?

Depersonalizasyon Belirtileri Nelerdir?

Depersonalizasyon işareti olabilecek bazı belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Gerçeklikten kopmuş hissetmek
  • Gerçekliğe temas edememek
  • Rüya benzeri bir durumda hissetmek
  • Gerçeğin bir parçası olamama
  • Vücudunuzun dışından kendinizi gözlemlemek
  • Rüya benzeri bir durumda hissetmek
  • Gerçek (içinde bulunulan) düşüncelerden ve duygulardan kopuk hissetmek
  • Kendi bedeninizde yabancı gibi, bedeniniz size ait değilmiş gibi hissetmek
  • Bedeninizin değişmiş gibi gelmesi
  • Sanki hayatta değilmişsiniz gibi hissetmek
  • Bir zombi, yaratık gibi hissetmek
  • Kendinizi benliksiz, duygusuz, bir robot gibi algılamak

Depersonalizasyon Belirtilerinin Bazı Özellikleri

Depersonalizasyon deneyimi nadiren olabilir, sıklıkla ortaya çıkabilir veya süresiz olarak devam edebilir.

Depersonalizasyon belirtileri, anksiyetenin diğer belirtilerinden önce, onlarla birlikte, onlardan sonra veya onlardan bağımsız bir şekilde ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyon belirtileri, öfke, kaygı, korku, yüksek stres gibi deneyimlerden önce başlayabilir, bu deneyimlere eşlik edebilir veya bu deneyimlerden sonra da görülebilir. Aynı zamanda, bunlardan bağımsız, kişinin tanımlayamadığı bir nedenle de ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyonda ortaya çıkan duygular, hafif, orta ve şiddetli yoğunlukta olabilir. Depersonalizasyon duyguları günden güne ve / veya aniden değişebilir.

Kendine Yabancılaşma Nedenleri Nelerdir?

Tıbbi Tavsiye

“Depersonalizasyon gibi pek çok tıbbi durum, anksiyete benzeri duygu ve belirtileri tetikleyebilir. Bu yüzden, yaşadığınız deneyimleri doktorunuzla görüşmenizi öneririz. Doktorunuz, yaşadığınız belirtilerin stresle ilgili olduğuna karar verirse (endişeli olmanın yaratacağı stres dahil), buna neden olan başka bir sağlık durumunun bulunmadığından emin olabilirsiniz. Genel olarak çoğu doktor, stres ile kaygı arasındaki farkı kolayca anlayabilir ve diğer tıbbi nedenlerden kaynaklanan hislerden ve belirtilerden kolayca bahsedebilir.

Bununla birlikte, doktorunuzun teşhisi konusunda emin değilseniz, ikinci ve hatta üçüncü bir görüş almak isteyebilirsiniz. Fakat üç görüş de aynı olursa, endişe yaratan stres de dahil olmak üzere, stresin bu semptomun (depersonalizasyon deneyiminin) nedeni olduğunu ve diğer tıbbi veya biyolojik problemlerin bir parçası olmadığını kabul edebilirsiniz.”

Depersonalizasyon nedenleri ile ilgili pek çok faktörden bahsedebiliriz. Literatürde üzerinde en çok durulan 4 neden şunlardır:

1. Anksiyete ve aktif stres tepkisi

Depersonalizasyon belirtileri, aşırı dirençli stres ile ilişkili yaygın belirtilerdir. Bunlara, aşırı derecede endişeli olmanın neden olduğu sürekli stres de dahildir. Aslında, sürekli yükselen stres, örneğin stres-tepki hiper uyarımı gibi, depersonalizyonun en yaygın sebebidir.

Stres Nedir?

Bir tehlike algıladığımızda, acil bir eylem -yani savaşmak ya da kaçmak- hazırlığı için stres hormonları kan dolaşımına salınır. Bu hormonlar vücudun her bölgesine doğru ilerler, ve vücudumuzda fizyolojik, psikolojik ve duygusal değişikliklere neden olurlar. Bu şekilde, tehlikeye karşı vücudumuzun savunma gücü artar. Vücudumuz, acil durum için gerekli çabayı sergilerken, acil olmayan işlevleri ikici plana alabilir.

Stresin yol açtığı değişiklikler vücudun birçok bölümüyle birlikte, beyni de etkiler. Örneğin, stres hormonları normal seviyelerde olduğunda beyin, gerçeği daha sağlıklı değerlendirir, daha rahat öğrenir, aldığı bilgiyi daha sağlıklı işler, duyguları daha gerçekçi şekilde değerlendirir. Bu da, normal (gerçekçi) duygular hissetmek, normal düşünmek, ve kendimizi gerçekçi bir şekilde algılamak demektir. Ancak, bir tehlike algıladığımızda bu durum değişir. Örneğin, stres hormonu, beynin korku merkezi olan amigdalaya egemen olmaya, beynin rasyonalizasyon ve öğrenme merkezlerini bastırılmasına neden olur. Bu değişiklik tehlikeli durumlarda önceliğimiz hayatta kalmak olduğundan yaşanmaktadır. Acil müdahale mekanizmasına dahil olmayan tüm işlevler bastırılır. Böylece vücudumuz kendimizi tehdide karşı savunmak için kaynaklarını en üst düzeye çıkarabilir. Bu değişiklik acil durum hazırlığımızı geliştirirken, açık bir şekilde düşünme ve kısa vadeli bilgileri hatırlama kabiliyetimizi bozar.

Vücut, söz konusu değişikliği yapar; çünkü tehlike, savaşmak ya da kaçmak için acil eylem gerektirir . Tehlikenin ortasında, bazı şeyleri düşünmekten vazgeçmek yerine harekete geçmek daha iyi sonuç yaratır. Harekete geçmek yerine düşünmek sağlık için tehlikeli olabilir.

Unutmayın, stres tepkilerinin bu değişikliklere neden olması beklenir. Bunlar vücuttaki içgüdüsel hayatta kalma mekanizmasının bir parçasıdır. Tehlike algısı arttıkça, vücudun acil durum hazırlığı da artar. Bununla birlikte, tehlikenin geçtiğine inandığımızda, stres tepkileri sona erer ve geride kalan stres hormonları tükenir veya atılır. Sonunda vücut sakinleşir, beden ve beyin normal işleyişine geri döner.

Anksiyete Bozuklukları Nelerdir?

2. Stres-tepki hiper uyarımı

Kısa süreli korku yaşadığımızda, bu mekanizma (stres-tepki hiperuyarımı) iyi çalışır. Bununla birlikte, beden ve beyin nispeten çabuk iyileşebilir. Ancak, stres tepkileri çok sık ve / veya dramatik bir şekilde ortaya çıktığında, semptomların, problemlerin ve anomalilerin her çeşidinde deneyim kazanmalarına neden olabilecek yarı acil durumlara (stres tepki hiper-uyarımına) maruz kalabilirler. Depersonalizasyon belirtileri bunun bir örneğidir. Örneğin, devam eden acil hazırlık nedeniyle rasyonalize etme ve kısa süreli hafıza bastırması, beynin akılcı bir şekilde yeni bilgileri işleyebilme ve saklama kabiliyetini bozar. Sonuç olarak, normalde iyi iletişim kuran beynin alanları bunu yapmakta güçlük çeker. Bu zorluk, bilgiyi algıladığımız, işleyip depoladığımız ve nasıl hissettiğimizle, kendimiz, hayatımız ve diğer kişiler arasında nasıl bir bağlantı kurduğumuzla da alakalı olmaya başlar. Çünkü bizim rasyonalizasyon süreçlerimiz olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca duygularımız da bundan etkilenmektedir.

Bu kesişme kombinasyonu, nasıl normal düşündüğümüzden, hissettiğimizden ve hatırladığımızdan “ayrı” veya “bağımsız” olarak duyguların kökenini oluşturur. “Kendimi dışarıda yaşıyormuşum gibi hissediyorum.” cümlesi bağlantının kesilmesi deneyiminin genel bir ifadesidir.

Stres tepki hiper-uyarımından kaynaklanan “işleme zayıflığı”, bizim kendimizi depersonalize, kendimizden ve gerçekliğimizden ayrılmış hissetmemize neden olur. Rasyonalizasyon, içselleştirme ve duygusal süreçlerin bağlantısının kesilmesi, bellek, duygu ve hatta performans problemlerinin yaşanmasına neden olur Stres tepki hiper-uyarımının olumsuz etkileri nedeniyle beyin kendisiyle doğru iletişim kurmadığı için depersonalize (duyarsızlaşmış) hissediyoruz.

Bu, gerçeklikten koptuğumuz anlamına gelmez, beynimizin bilgileri doğru şekilde işlemekte zorlandığı anlamına gelir. Bu yüzden bağlantı kesiliyor gibi görünüyor. Esasen depersonalizasyon (duyarsızlaşma), aşırı stresli olma nedeniyle beynin bilgiyi sağlıklı (gerçekçi) işleyememe sorunudur.

Depersonalizasyon bir gerçeklik probleminden, bilinç probleminden veya gerçek bir akıl hastalığından kaynaklanmaz. Depersonalizasyon, stres-tepki hiper-uyarımının bir sonucudur. Çünkü stres, vücudun stres hormonu seviyesini arttırır. Endişeli kişilikler bu belirtiyi genelde yaşarlar. Bu belirti, stres ve kaygıdan kaynaklandığında, ciddi bir akıl hastalığının göstergesi değildir. Bu, sürekli artmış stresin başka bir belirtisidir. Yine, çoğu endişe verici kişilik bu belirtiyi yaşar. Aslında, korkmuş veya stresli olan birçok kişi bu belirtiyi yaşar. Normal insanlar bundan korkmazlar, oysa endişeli şahsiyetler korkar.

Vücut ve zihin birbirine sıkıca bağlıdır. Birini etkileyen, diğerini etkiler. Bu semptom, aşırı uyarılmış vücut, beyin ve sinir sisteminin garip duyumlara, duygulara ve algılamalara neden olabileceğinin başka bir örneğidir. Psikoaktif veya eğlence amaçlı kullanılan bir ilaç, kişinin zihinsel durumunu değiştirebilen kuvvetli bir etki yaratabilir.

3. Hipoventilasyon ve Hiperventilasyon

Hipoventilasyon ve Hiperventilasyon, depersonalizasyonun diğer nedenleridir. Çok derine indiğimiz zaman ve yeterli oksijen almadığımız zaman (hipoventilasyon) bu, kandaki CO2 seviyelerinin düşmesine neden olur ve bu da bir duyarsızlaşma hissi yaratabilir. Öte yandan, aşırı agresif nefes alıp aşırı oksijen almanız (hiperventilasyon), kandaki CO2 seviyelerinde bir artışa neden olabilir ve bu da bir duyarsızlaşma hissi yaratabilir.

Nefes alma sorunlarından kaynaklanan depersonalizasyon, tuhaf, hatta huzursuz edici görünse de zararsızdır. Dolayısıyla da endişeli olmaya gerek yoktur. Nefes alışverişi normalleştiğinde depersonalizasyon belirtileri de azalacaktır. Hipoventilasyon ve hiperventilasyonun neden olduğu depersonaliazsyon, tipik olarak geçici bir durumdur ve kalıcı duyarsızlaşmanın nedeni değildir.

4. İlaçların yan etkileri

Depersonalizasyon, anti-anksiyete ve antidepresan ilaçlar da dahil olmak üzere bazı ilaçların olumsuz bir yan etkisi şeklinde ortaya çıkabilir. Kendinize yabancılaşmanızın, ilacın olumsuz etkilerinden kaynaklandığına inanıyorsanız, bunu doktorunuzla görüşün.

Depersonalizasyon rahatsız edici ve düzen bozucu olsa da kendi başına zararlı değildir; veya daha ciddi bir şeyin göstergesi değildir. Bu, stres-tepki aşırı-uyarımının bir diğer belirtisidir ve bu nedenle endişe kaynağı olmamalıdır. Tüm anksiyete hissi ve semptomlarına benzer şekilde, vücudunuzun aşırı-uyarım durumuyla uğraştığınızda ve vücudunuzun iyileşmesi için yeterli zaman tanıdığınızda, depersonalizasyon azalır ve sonuç olarak kaybolur.

Bir şeyi yeniden hatırlatmakta fayda var: Pek çok insan depersonalizasyon belirtilerini belirli düzeyde yaşayabiliyor. Fakat, bazıları bu belirtileri bir felaket gibi algılayıp endişeye kapılırken, bazıları kendilerini endişeye kaptırmıyorlar. Endişeli insanlar, bu belirtilerle çok daha zor bir şekilde başa çıkabiliyorlar. Endişe, vücudun stres tepkisini harekete geçirdiğinden depersonalizasyonu şiddetlendirip semptomlarının devam etmesine neden olabilir.

Depersonalizasyon Tedavisi Nasıl Olur?

Depersonalizasyon belirtileri, endişe ve stres nedeniyle ortaya çıkarsa, kendinizi sakinleştirmeniz belirtileri ortadan kaldıracaktır. Vücudunuz aktif stres tepkisinden kurtulduğunda, depersonalizasyon belirtileri azalabilir ve normal benliğinize dönebilirsiniz. Vücudun büyük bir stres tepkisinden kurtulmasının 20 dakika veya daha fazla sürebileceğini unutmayın. Bu normaldir ve endişe kaynağı olmamalıdır.

Psikoterapi Nedir?

Depersonalizasyon belirtilerine kalıcı stres neden olduğunda, vücudun iyileşmesi ve depersonalizasyon belirtilerinin ortadan kalkması uzun sürebilir. Bununla birlikte, vücut tamamen iyileştiğinde, depersonalizasyon belirtileri tamamen kaybolabilir. Bu nedenle, depersonalizasyonun endişe kaynağı olması gerekmez.

Stresinizi yöneterek, düzenli nefes alıp vererek, vücudunuzu dinlendirip rahatlatarak, depersonalizasyon belirtilerinden endişe duymayarak iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. Elbette, depersonalizasyon rahatsız edici bir deneyimdir. Ancak yine de, vücudunuz aktif stres tepkisinden ve / veya stres tepki hiperstimülasyondan (aşırı uyarılma) kurtulduğunda, depersonalizasyon duyguları tamamen kaybolur.

Faydalı kendi kendine yardım metotları için anksiyete bozukluklarında  deneyimli bir psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman veya psikoterapist ile çalışmak, endişe ve birçok belirtiyi gidermenin en etkili yoludur. Kaygıların ana nedenleri (kaygının altında yatan faktörler) ele alınıncaya kadar depersonalizasyon tekrar tekrar başa dönebilir. Kaygının altında yatan faktörlerle baş etmek, sorunlu kaygıyı gidermenin en iyi yoludur.

“Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma) Nedir? Tedavisi Nasıldır?” için 36 yanıt

Hocam, her gün yaşıyorum bu sıkıntıyı. Aklıma gelmedikçe (15 dk.’dan fazla değil) normal hissediyormuşum gibi geliyor; ama aklıma geldiği an dünyam değişiyor. Sürekli bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyorum; ama maalesef fayda etmiyor. Şu anda aşağı yukarı üç aydır bu sıkıntıyı çekiyorum ve bunalıyorum. Terapiye gitmenin faydası var mı,? Terapi gerçekten fayda ediyor mu? Korkularımı yenebilir miyim o şekilde? Ellerime bakıyorum ve sanki kendi ellerim değilmiş gibi ve her şey rüyaymış gibi hissediyorum. Uçağa binmeye korkuyorum o problemi yaşarımm diye.

Merhaba. Bunu bende hep yaşıyorum ve her aklıma geldiğinde elim ayağım titriyor ve uyumak istiyorum unutmak için. Gün içerisinde sanki birden uyanacakmışım ve bu bir rüyaymış gibi geliyor. Ve bunu yaşadığım zaman başım dönüyor ve her şey üstüme geliyor gibi oluyor, bunalıyorum. Çözümü nasıl bulabilirim?

Hocam, bende kendime değil de çevreye karşı yabancılaşma var. Bir de kalabalık ortamlarda göz kararması gibi bir şey oluyor. Bunun sebebi ne olabilir? Psikolojik olabilir mi?

Hocam merhabalar. Bende çok fazla kaygı var ve stres altında yaklaşık 1, 2 ay olabiliyor; bazen 3 hafta olabiliyor. Çevreme ve kendime yabancılaşıyorum, ve hep kötü düşünceler aklıma geliyor; ya ölürsem, delirirsem gibi. Olmayacağını bildiğim halde korku oluşuyor. Ama endişeye kapılsam da kendimi sakinleştiriyorum. Bununla birlikte zaman kavramı da karışıyor. Bununla bağlantısı var mıdır? Hocam ışığa karşı çok hassasiyetim var. Ayrıca doğum yerlerinde hormon bozukluğum var ve adet gecikmem de. Acaba bundan kaynaklanıyor olabilir mi?

Şimdiden teşekkür ederim iyi çalışmalar

Hocam merhabalar. Ben yabancılaşma sorununu 2-3 senede bir 1 dakika sürmeyecek şekilde yaşıyordum; ancak bundan 10 ay önce bir aksam ağır bir şekilde yaşadım ve sanki geçmedi. Devam eden ilk birkaç ayda beni bayağı zorladı. Sonradan azaldı. Şu anda bazı anlar hiç yokmuş gibi; ama aklıma geldiğinde sanki kurtulamamış gibiyim. Bu durum geçmiş ve ben korkutucu deneyimin izlerini hala yaşadığım için mi böyle, yoksa atlatamadım mı? Bunu çok merak ediyorum. Sizce geçmiş mi yoksa hayatım boyunca böyle az da olsa hissedecek miyim bunu?

Merhaba. Depersonalizasyon “geçen veya geçmeyen” bir şey değildir büyük oranda. Daha çok, yaşanılan anksiyeteye (bunaltıya) verilen psikolojik bir tepkidir. Bu yüzden, altındaki ruhsal çatışmaları kavramadığımız ve onların üstesinden gelmediğimiz sürece, depersonalizasyon gibi deneyimleri yaşamaya devam edebiliriz. Muhabbetle.

Merhaba. Depersonalizasyonun tedavi sürecinde -tabii ki sorununuzun içeriğine bağlı olarak- ağırlıklı olarak psikoterapi yöntemi kullanılır. Psikoterapi hakkında ayrıntılı bilgi için şu linke tıklayabilirsiniz. Muhabbetle.

Yaklaşık 7 senedir hem depersonalizasyon hem derealizasyon var. 5-6 doktora gittim. Hiçbiri işe yaramadı. Harbiden artık intihar falan edeceğim. Araştırmadığım blog gitmediğim doktor kalmadı. İnanır mısınız bilmem, ama birisine “Bende depersonalizasyon var.” dediğimde, “O ne?” deyip önündeki bilgisayardan araştırmaya başladı. Bu konu hakkında bazı doktorlardan bile daha fazla bilgim var ama boşa. Hiçbiri gerçeklik duygumu geri vermiyor. Yazacak çok şey var ama hepsi boş. Dört dörtlük öğrenciyken ögretmenliği bile kazanamayan birine döndüm. Yani ne diyeyim? Her şey o kadar boş geliyor ki.

Hocam merhabalar. Babamın şöyle bir sıkntısı var: Sürekli üst komşusu tarafından bilerek, kasti rahatsızlık verdiğini, dinlendiğini, gözlendiğini söylüyor. Sürekli gerçek dışı kurgular kuruyor. Anlatmaya calışsak da inanmak istemiyor. Olmayan sesler duyduğunu, sürekli kamerayla izlendiğini, her an takip edildiğini söylüyor ev içinde. Psikiyatriye gittik. Gerçeklik algısı bozukluğu olduğunu söylediler net olmamakla birlikte. İlaca başlandı. Bir süre kadar kullandı, az da olsa düzelme oldu ama üç ay kadar ilaç tedavisinde bazı aksilikler oldu ilacı kullanmadığı dönemde tekrar başladı bu durum. Tedavi süreci nedir ya da bu durum kalıcı mı geçici mi? Çok endişeliyiz evlatları olarak. Nasıl bir yol izlenmeli?

Merhaba İpek Hanım. Sürekli “gerçek dışı kurgular”, “olmayan sesleri duyma”, “kamerayla izlendiğine inanma” vb. paranoya işaretleri olabilir. Bunun netleştirilmesi için psikiyatrik değerlendirme gerekir. Psikiyatrist muhtemelen ilaç desteğine başlayacaktır. Tedavi görmezse, belirtiler kalıcı ve zorlayıcı hale gelebilir. Bu konuda yetkin bir psikiyatristin gözetiminde ilaç tedavisi ve psikoterapi desteği gerekebilir. Durumun kendi kendine geçmesi mümkün olmayabilir. Geçmiş olsun.

Abi ben bu durumu 2 aydır yaşıyorum. Sanki bir boğucu yurada gibiyim. Delirmiş gibi hissetme filan ve her şeyin gerçek dışı görünmesi ve insan dışı halüsinasyonlar filan. Ben depersonalizasyondan şüpheleniyorum. ve hissizlik var. Hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Her şey yabancı geliyor ve sanki vücudumu başka biri kullanıyormuş gibi ve duygularımı kaybetmişim gibi. Obsesif bozukluk vardı ondan sonra böyle şeyler yaşıyorum.

Merhaba Mehmet.
Geçmiş olsun yaşadıklarından dolayı. Durumunun ne olduğunu bir uzmanla görüşüp netleştirmende fayda var. Bazen, yaşadıklarımızla ilgili temel bir bilgi, bizi rahatlatabilir, endişelerimizden uzaklaştırabilir. Bazen de düzenli tedavi/ terapi görmemiz gerekebilir. Bunu netleştirmek için, bu konularla çalışan bir uzmanla görüşmende fayda var. Mutluluklar.

Merhaba hocam. Ben 1 yıl önce panik atak geçirdim. Yabancılaşma ara ara oluyordu, sonra 1 ay devamlı bozukluğunu yaşadım yabancılaşmanın ama düzeldim. 4 aydır iyi hissediyordum ama yeniden yabancılaşma geçirdim ve 3 gündür bu hisse kapılı kaldım. Sizce sönüp gidecek midir? Lütfen cevap yazın.

Hocam ben 4 aydır bu sıkıntı icerisindeyim doğumdan 3 ay sonra başladı lohusa depresyonu olmuş bende halen devam ediyor. 2 haftadır ilaç tedavisine başladım ama 2 gündür sürekli gözlerim sanki bulanık görüyor sanki etraftaki her şeyle herkesle aramda bir perde sis gibi bir şey var sizce ilaçtan mi kaynaklanıyor? Hocam bu depersonalizasyondan kurtulmak istiyorum bana ne önerirsiniz?

17 yaşındayım ve galiba bu hastalığa yakalandım ve bu beni korkutuyor. Gerçeğe dönmek istiyorum günlük hayatta ne yaparsam geçer?

Merhaba. Kendi kendine yapabileceklerinle ilgili çok uzun bir liste paylaşma şansım yok. Ancak, depersonalizasyon anksiyetenin belirtisi olabilir. Bu durumda da, onu sürdüren faktörlerden biri, gene olma ihtimalinin zihni fazlaca meşgul etmesidir. Şayet senin için de öyleyse, bu ihtimale kulak asmamayı becerebilirsen rahatlayabilirsin. Bence asıl çözüm, senin yaş grubunla çalışan bir uzmandan psikoterapi desteği almandır. Mutluluklar.

Salam Alekum Azerbaycandan yaziyorum Doktor size sorum ben ILK panik atak yaşadim bilmedim panik atak olduxumu.boyle 2 yil davam etdi bilmiyordum panik atak nedir ve ya panik atakim sonra doktorlar buldu pank atak olduxumu andidepresan veediler 4.5 ay kulandim amma depersonalizyon bawlamiadi col korkuyordum aklim cidip celiyordu saniyordum depersonalizyon cok oluyordu bilmiyordum bu ne korkuyordum sonda hekime gitdim doktotlar kalbim de bir wey bulunmadi.kafamdada amma depersonalizyon simdi cok oluyor bende pank atak cox az oluyor 24 saat cevreye kendime yabanciyim korkuyorum aklim qider aklimi kaybederim

Merhaba. Bir psikiyatristle görüşüp yaşadığınız şeyin ne olduğunu netleştirmenizi tavsiye ederim. Depersonalizasyon çoğunlukla, aklını kaybetmenin işareti değildir. Ancak aklımı mı kaybediyorum diye sorduğunuzda endişelenebilirsiniz ve bu endişe de depersonalizasyonu tetikleyebilir. Mutluluklar.

merhaba hocam ben 13 yaşındayım hep aklıma geliyo 2 3 dk kaliyo sonra unutuyorum sonra en gec 20 dk sonra yine geliyo kendim bişey yapamazmım.

Merhaba Zekeriya. Onu umursamamayı, dikkate almamayı becerirsen seni etkilemez. Kendine “Nasıl olsa geçecek. Şu ana kadar hiçbir şey olmadı zaten.” dersen ve buna inanırsan etkisinden kurtulabilirsin. Mutluluklar dilerim.

Merhaba ben 16 yasındayım ve hatırladığım kadarıyla bu sorunu 9 yildir yaşıyorum bundan supheleniyorum daha doğrusu o zamanlarda çok yoğun hissetmezdim ama biraz zaman geçince yaşadığım duygular daha yoğun hale geldi ve ben ne yaşdigimi kimseye anlatamiyordum sanki dünyayı bi kameranın gözünden görüyormuş gibi tanımlardım yaşadığım şeyi ama sonra bi gün bunu araştırınca ve bu rahatsızlığı bulunca belirtilerinden çoğunu taşıdığımı anladım bu krizleri yaşadığım zaman fazlasıyla korkmuş hissediyorum ve delirmiş gibi deliricekmiş gibi. Ne yapmalıyım

1 buçuk yıldır terapiye gidiyorum ve coronadan dolayı birkaç haftadır terapi yapmıyoruz. Kendimden korkmaya başladım. Ellerim, beynim, her şey yabancı gelmeye başladı. Ellerimden korktum, bana zarar verecek diye. Bunu hiç yaşamamıştım. Yorum yaparsanız mutlu olurum. Araştırırken yazınızı gördüm de paylaşmak istedim. İyi çalışmalar.

Merhaba. Paylaştıklarınızdan hareketle bir yorum yapmanın sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Kısaca şunu söyleyebilirim: Yazıda da belirtildiği gibi, kendine yabancılaşma çoğunlukla bir anksiyete belirtisidir. Bu yüzden, belirtinin altındaki anskiyeteye ulaşılıp onun çalışılması gerekiyor. Yüz yüze terapi mümkün değilse online terapiyi bir seçenek olarak düşünebilirsiniz. Mutluluklar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir