Genel

Anksiyete Neden Olur, Neden Ortaya Çıkar?

Anksiyete, kaygının psikoloji literatüründeki ifadesidir. Endişe, tasa, gam, evham sözcükleriyle de eşleştirilen kaygı, günlük hayatımızda ve yaşamımızın neredeyse her alanında karşılaştığımız bir duygudur. Kaygı kimi zaman korkuyla eş anlamlı olarak kullanılsa da iki duygu temelde farklılaşmaktadırlar. Kaygı beklenen bir durumla ilgili endişe duyma iken, korku var olan tehlikeye karşı gösterilen tepkidir. Korku daha çok mevcut duruma ilişkinken kaygı gelecekte olması muhtemel bir duruma özgü olarak değerlendirilir.

Önerilen Yazı: Anksiyete Nedir?

Çağdaş dünyada toplum yapısının giderek değişmesi, kültürel farklılıkların arttığı bir sosyal ortam, sosyal desteğin azalması, ailesel faktörler, ekonomik ve politik değişimler gibi birçok faktör kişinin devamlı olarak bir anksiyete içinde olmasına neden olmaktadır. Modern dünyada anksiyete oluşturan bunca faktöre rağmen anksiyeteyi gidermeye yönelik imkânlar da o kadar yetersiz kalmaktadır. Anksiyete birçok psikopatolojide ortaya çıkmakta ve “anksiyete bozuklukları” tanı grubunun temelini oluşturmaktadır. Ancak bu bozukluklarda kaygı günlük yaşantımızda deneyimlediğimizden çok daha şiddetli ve daha uzun süreli olarak ortaya çıkmaktadır.

Freud anksiyetenin kişiyi dışarıdan gelen tehlikelere karşı uyardığını böylece mevcut durumuna uyum sağlama, yaşamını devam ettirme yönünde işlevsel bir rol oynadığını söylemiştir. Freud kaygıyı üç biçimde incelemiştir:

Gerçek kaygı: Dış dünyada algılanan tehlikeli bir durumun ortaya çıkardığı anksiyetedir. İhtiyaç duyulan bir nesnenin çevrede bulunmaması ya da yaşamı tehlikeye sokan somut bir durum karşısında ortaya çıkan kaygı bu kategoride yer alır.

Süperego (Suçluluk) kaygısı: Süperegonun vicdan ilkesinin işlemesi sonucu kişinin suçluluk ya da utanç duygusu ortaya çıkaracak durumlara karşı duyduğu kaygıdır.

Önerilen Yazı: İd, Ego ve Süperego Nedir?

Nevrotik kaygı: Gerçek bir tehdit ya da tehlike durumu olmadan yaşanır. Başlangıçta Freud nevrotik kaygıyı baskılanmış dürtülerin bir ifadesi olarak tanımlamıştır. Örneğin küçük alanlarda kalmaktan korkan bir kişinin yaşadığı nörotik kaygı yakınlık kurma gereksiniminin bastırılmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Daha sonra Freud nevrotik kaygıya başka bir açıdan yaklaşmıştır. Buna göre nörotik kaygı birtakım dürtü ve arzuların bastırılmasından değil, daha önce kişinin ifade ettiği ama bu ifadesi nedeniyle cezalandırıldığı bir dürtüsü sonucunda; bunu tekrar ifade ettiğinde aynı kötü sonuçların ortaya çıkmasından duyduğu korkunun bir yansımasıdır. Kirden korkan bir çocuğun ısrarlı temizleme davranışları, tuvalet eğitimi sırasında ebeveynlerin çocuğun dışkısına olan hayranlığına karşı katı tutumundan kaynaklı bir korkuyu tekrar deneyimlemekten kaçınmak amacıyla sergileniyor olabilir

Gerçek anksiyetenin ortaya çıkmasında gerçekte var olan tehlikeli veya endişe verici bir durumun varlığı etkili olmaktayken suçluluk ya da nevrotik kaygının ortaya çıkışında daha karmaşık sebepler rol oynamaktadır. Bu denli kompleks bir dünyada hayatta kalmaya çalışmak, birden fazla rolün sorumluluğunu üstlenmek ve hızlı bir şekilde yaşamak zorunda kalmak anksiyeteyi neredeyse zorunlu kılmaktadır. Engellenme, zorbalığa maruz kalma, taciz, işten çıkarılma, akademik başarısızlık, maddi olarak tatminsizlik gibi birçok durum kaygıyı tetiklemektedir.

Anksiyete ortaya çıkaran durumlar her zaman dış dünyadan kaynaklanmayabilir. Biyolojik olarak kaygıyı tetikleyen bazı durumlardan da söz edilebilir. Bazı kişiler çevresel uyaranlara hızlı bir şekilde tepki verir ve kolaylıkla uyarılırlar. Bu durumda otonom sinir sisteminin hızlı tepki vermesinden bahsedilebilir. Çabuk uyarılma durumunda kişi algıladığı sıkıntı karşısında hızlıca kaygı tepkileri geliştirebilmektedir. Bazı kimseler de kalp atışının hızlanması, terleme, göğüs kafesinin sıkışması gibi kaygı tepkilerini yanlış yorumlayarak bunları kalp krizi gibi ciddi sorunlarla ilişkilendirebilirler. Panik atak geçirme durumunda etkili olan faktörlerden biri de bu tür fizyolojik duyumları yanlış yorumlamadır. Yaşanan fiziksel tepkiler üzerinde fazlaca düşünmek endişe halinin devamlılığını sağlamaktadır.

Önerilen Yazı: Panik Bozukluğu Nedir?

Anksiyetenin oluşması ve devamlılığında etkili olan bir diğer önemli faktör kişinin bilişsel faaliyetleridir. Negatif uyaranlara daha fazla dikkat etme eğilimde olan ya da yaşadıkları olumsuz olayların gelecekte de tekrar tekrar ortaya çıkacağına inanan kişiler yoğun bir kaygı duyarlar. Tüm kötü olayların kendi başına geldiği ya da geleceği, daha kötü şeylerin olacağı ve bir felaketle karşılaşacağı yönündeki düşünce hataları (bilişsel çarpıtmalar) halihazırda var olan kaygının sürekliliğine neden olur. Bu kişiler devamlı olarak bir tehlike beklentisi içindedirler ve devamlı olarak huzursuzdurlar.

Sonuçlarını tahmin edebildiğimiz durumlara ilişkin korku ya da kaygımız daha az olur ancak bir belirsizlik durumu karşısında endişelenmeye başlarız. Üniversite sınavına giren bir öğrencinin yaşadığı kaygı bununla ilişkilidir. Sonuçları önceden kestiremez ve neler olacağına dair bir belirsizlik vardır. Buna benzer olarak kontrolün elimizde olmadığını hissettiğimizde de kaygılanırız. Hem çevresel faktörlerin hem de kendi içsel süreçlerimizin bizim dışımızda bir güç tarafından kontrol edildiğini hissetmek endişe doğurur. Doğal afet durumlarında yaşanılan kaygı bu tür bir duruma örnektir. Tehlikenin ne zaman geleceği belirsizdir ve bununla ilgili yapabileceklerimiz çok azdır.

Anksiyete sosyal açıdan ele alındığında diğerleri tarafından eleştirilme, diğerlerinin önünde bir performans sergileme, diğerlerinin önünde küçük düşme, utandırılma gibi durumlar endişe doğurur. Topluluk önünde konuşma yapmaktan duyulan kaygı kişinin başına neler geleceğini kestirememesi ve onu dinleyenler karşısında küçük düşme korkusuyla ortaya çıkar. Özellikle sosyal yönden daha kaygılı olan kişiler başkalarının üzerinde nasıl bir izlenim bıraktıklarıyla daha ilgilidirler. Devamlı bu yönde ipucu arar ve çevreyi araştırırlar.

Önerilen Yazı: Sosyal Fobi Nedir?

Anksiyetenin öğrenilebilir bir yönü de vardır. Bir başkasında görerek öğrenilen ve daha sonra bunları taklit eden kişiler için vekaleten öğrenmeden söz edilebilir. Annesinin başına bir şey gelmesinden devamlı endişelendiği çocuk, kaygı tepkilerini devamlı izleyerek bunları içselleştirebilir, yaşadığı benzer durumlar karşısında aynı tepkileri gösterebilir. Vekaleten öğrenme fobik kaygı tepkilerinde de karşımıza çıkmaktadır. Böcek gördüğünde ya da böcekle karşılaşma ihtimali doğduğunda kaygılanan bir ebeveyn karşısında çocuk, hiç görmeden ya da böcekle temas etmeden ona karşı fobik bir tepki geliştirebilmektedir.

Görüldüğü üzere anksiyete, her an yanımızda, her an ortaya çıkmaya hazır bir duygudur. Sosyal çevremiz, biyolojik süreçlerimiz, zihinsel faaliyetlerimiz anksiyetenin ortaya çıkışında rol oynamaktadır. Birçoğumuz için kaygı, kabul edilemez ve hemen yok edilmesi gereken bir duygudur ve çoğunlukla olumsuz olarak nitelendirilir. Ancak bizim için önemli olan şeylerin varlığını fark etmemizi sağlaması, tehlikeli olabilecek durumlara karşı bizi uyarması ve bizi harekete geçirmesi yönünden kaygı işlevseldir. Önemli olan kaygının hangi durumda ortaya çıktığı ve şiddetinin ortaya çıktığı durumla uyumlu olup olmadığıdır. Her şeyden önce kaygı tanınmalı ve yönetilebilir bir duygu olarak görülmelidir.

Kaynak
  • Geçtan, E. (2010). Psikodinamik psikiyatri ve normaldışı davranışlar (19. Basım). İstanbul: Metis Yayınları.
  • Davison, J. Ve Neale, J. M. (2011). Kaygı Bozuklukları. Anormal Psikolojisi içinde (s.127-158). (Dağ, İ. Çev. Ed.). Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Psikolog Merve Kayacı

Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden dereceyle mezun oldu. Üniversitede Gelişim Psikolojisi Laboratuvarı ve Bilişsel Psikoloji Laboratuvarında yürütülen projelerde yer aldı. Mezun olduktan sonra özel bir hastanede stajyer psikolog olarak eğitim aldı, ve danışan takip etti. Klinik psikolojiye yönelik eğitimler almaya devam ediyor. Kendi blogunya edebiyat ve psikolojiyi beraber incelediği bilimsel içerikli yazılar yazıyor. yusufbayalan.com'da içerik üretiyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonRandevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı