[caption id="attachment_473" align="alignleft" width="150" caption="kişisel değişim ve şema terapi"][/caption] Şema terapi, diğer terapi(psikoterapi) yöntemleri gibi bir “kişisel değişim” metodu olarak düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında şema terapinin de diğer terapi yöntemleri gibi temel amacı, insan hayatında işlevsel, doyum verici değişimler sağlamaktır. Şema terapi değişim felsefesini 7 temel varsayım/inanç üzerine inşa eder. Bu inançların doğruluğu ancak, hayata geçirildiklerinde ispatlanmış olur. Şema terapinin değişimle ilgili 7 temel varsayımı şunlardır: 1- Şema terapinin değişimle ilgili ilk varsayımı, “hepimizin ...
Devamını Oku
Kuşkuculuk / Güvensizlik Şemasının Genel Sunumu Kuşkuculuk Şemasının en temel göstergesi diğer insanlara güvenmekte zorluk çekmenizdir. Kuşkuculuk(Güvensizlik, Suistimal Edilme) Şemasına sahipseniz başkalarının canınızı yakacağı, sizi küçük düşüreceği, aldatacağı, size yalan söyleyeceği, hile yapacağı veya sizi istismar edeceği beklentisi içerisinde olursunuz. Bu şemaya sahipseniz size yapılan zararın bilerek yapıldığını; haksızlık veya aşırı ihmal sonucu olduğunu düşünürsünüz. Size göre diğerlerine oranla hep daha çok siz kandırılmakta(ya da kandırılmaya çalışılmakta) ve kullanılmaktasınız. “Kısa çöp”ün bir şekilde hep siz ...
Devamını Oku
Lütfen seyretmek istediğiniz videonun linkine tıklayınız Şema terapi nedir? Şemalar nasıl oluşur? Şemalar insan psikolojisini nasıl etkiler? Şemalar insan ilişkilerini nasıl etkiler? ...
Devamını Oku
İnsan söz konusu olduğunda en temel sorulardan biri “neden öyle davrandığı, tepki verdiği”dir. Bir insan, belirli bir durumla karşı karşıya kalınca neden yüzlerce, belki binlerce seçenek içinden “o” davranışı/tepkiyi seçer. Bu sorunun birbirinden farklı; ama kendisinin dışındakilerle ilişkili, ve kuşkusuz hepsi bir miktar eksik olabilecek birçok cevabı olagelmiştir. Biz bu yazımızda bu temel soruya “şema”lar penceresinden bakmaya çalışacağız. Her insan teki, en nihayetinde kendisini ötekilerden ayıran, nev-i şahsına münhasır bir donanımla dünyaya gelir ve bu donanım o insanı “biricik” ve “çok özel” yapar. Bu “ayırt edici don ...
Devamını Oku
İnsan acılı bir varlık, acısı belki de onun kaderi. Acısız bir insana, acısız bir ruha rastlamak ne mümkün. Ruhunun acılarına kapılarını kapatmak, acıyı hissetmemek ise belki de acıların en büyüğü: acının bile farkına varmamak! Neden acı çekeriz? Neden yaralanır ruhumuz? Cevabı belki de ciltlerce kitaba sığmaz ve belki de o ciltlerce kitap sorulara cevap olamaz. Ancak amacımız cevabı bulmaktan ziyade “cevabın peşinde olmak” olmalı belki de. İnsan muhtaç bir varlık. Denir ki yaşamak için mutlak anlamda başkalarına ihtiyaç duyar insan. Bu bir sorun değil, durum; yani öyle olmasından başka bir alternatif yok. Tavuğun yumurtl ...
Devamını Oku
İnsan doğduğunda, kendisine diğer insanlara ve dünyaya(çevreye, nesnelere, hayata, varoluşa vb.) dair sabit bilgi ve inançlara sahip değildir. Ancak, insan “bilgi edinme potansiyeline” sahiptir. Bu potansiyeli ne şekilde kullanacağı; yani kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili ne tür inanç ve tutumlar geliştireceği temel yaşantılarıyla direkt alakalıdır. İnsanın doğduğu andaki zihinsel yapısını “boş bir kişisel defter” alegorisiyle ifade edebiliriz. Gün geçtikçe insan bu deftere, yeni bilgiler ekler, yeni tanımlamalar yapar. Bu deftere yazılacak şeyleri, temel yaşantılar, duygular, düşünceler, fizyolojik reaksiyonla ...
Devamını Oku