<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman Yusuf BAYALAN &#187; Kadın Erkek İlişkileri</title>
	<atom:link href="http://yusufbayalan.com/tag/kadin-erkek-iliskileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufbayalan.com</link>
	<description>Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı Yusuf BAYALAN&#039;ın blogu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 09:15:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kadın erkek ilişkilerinde terk edilme şeması</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/493/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/493/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 13:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Şema  Şema kavramı, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırdığı, tanımladığı, değerlendirdiği zihinsel yapıyı ifade eder. İnsan bu temel zihinsel yapıyı doğduğu andan itibaren oluşturmaya başlar. Şemaların oluşumunda kişinin temel yaşantıları, etrafındaki insanların ona karşı tutumları, kurduğu ilişkiler, öğrenmeleri vb. son derece önemli rol oynar. Oluşan bu yapı(lar) zamanla kişinin davranışlarına yön verir ve bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><a href="http://yusufbayalan.com/493/depresyon-3/" rel="attachment wp-att-502"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-502" title="depresyon 3" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/depresyon-3-123x150.jpg" alt="" width="123" height="150" /></a>Şema </span></strong><br />
<span style="font-family: Arial;">Şema kavramı, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırdığı</span><strong style="line-height: 24px;"></strong><span style="font-family: Arial;">, tanımladığı, değerlendirdiği zihinsel yapıyı ifade eder. İnsan bu temel zihinsel yapıyı doğduğu andan itibaren oluşturmaya başlar. Şemaların oluşumunda kişinin temel yaşantıları, etrafındaki insanların ona karşı tutumları, kurduğu ilişkiler, öğrenmeleri vb. son derece önemli rol oynar. Oluşan bu yapı(lar) zamanla kişinin davranışlarına yön verir ve bir anlamda hayatını şekillendirir. <span id="more-493"></span>Şemalar olumlu ve gerçekçi içeriklere sahipse kişi çok fazla problem yaşamaz; ancak şemaların olumsuz ve yanlış içeriklere sahip olması psikolojik problemlerin oluşumuna zemin hazırlar. Şema kavramı Şema Terapi literatüründe olumsuz olan ve </span><strong>uyum bozucu şemalar</strong><span style="font-family: Arial;"> için kullanılır. Mesela çok fazla eleştirilen, yetersiz bulunan, aşağılanan bir çocuk kendisiyle ilgili bir “kusurluluk” algısı geliştirebilir ve yetişkinliğnde de kendini şu ya da bu şekilde bir kusura sahip olarak algılayabilir. Bu kusurluluk algısı, çirkinlik, beceriksizlik, yetersizlik vb. noktalarına odaklanabilir. Kusurluluk şemasına sahip birisi, beğenilmeyeceği düşüncesinden dolayı insanlardan uzak durabilir ya da beğenilmek için aşırı derecede çaba sarfedebilir. Tüm bu ve benzeri durumlar da kişinin hayatttan doyum almasına engel teşkil eder</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"> Şemaların oluşmasına, temel insani ihtiyaçlarımızın uygun şekilde giderilememesi sebep olur. Uygun şekilde giderilemeyen temel ihtiyacımızın ne olduğu geliştirecek olduğumuz şemayı belirler. Beğenilme, önemsenme, dikkate alınma gibi ihtiyaçlarını gideremeyen bir çocuk zamanla kusurluluk, sevilmezlik şeması geliştirebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> Şemaların bazı temel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar temel yaşantı anıları, düşünce, duygu ve bedensel duyumlardan oluşan bir bütün halinde işlev görürler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırmasında kişiye yol gösterici olurlar. Şemalar bir anlamda kullandığımız gözlüklerdir. Baktığımız şeyi kullandığımız gözlüğe göre tanımlarız.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar insanın hayatını olumsuz yönde etkiler ve işlevselliğini bozarlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar en temel insani ihtiyaçlarımız(temel fizyolojik ihtiyaçlar, sevilme, önemsenme, kabul edilme, eğlenme, özgürlük, sağlıklı sınırlar)a ulaşmamıza engel olurlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar değişime karşı dirençlidirler. Çünkü şemalar çocukluktan itibaren geliştirildikleri için kişiye çok tanıdık gelirler ve kişi kendi bakışını mutlak doğru ve gerçek olarak kabul eder.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kendilerini sürdürücü özelliğe sahiptirler. Kişinin karşılaştığı bir durum şayet şemaya uymuyorsa kişi durumu çarpıtarak şemaya uydurmaya çalışır. Kusurluluk şemasına sahip bir kişi etrafından iltifat aldığında, iltifatın sahiciliğine inanmayıp “beni kandırıyorlar” diye düşünebilir. Bununla birlikte şemalar, yeni ve daha doyum verici yaşantılarla, yeni öğrenmelerle ya da psikoterapi yöntemiyle değişebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar çevredeki olaylardan hareketle tetiklenebilirler. Mesela terkedilme şemasına sahip bir kişi eşinin iş dolayısıyla yapacağı şehir dışı seyahati, eşinin kendisinden uzaklaşma isteği olarak yorumlayıp, terkedilmiş gibi hissedebilir ve ona göre tepki verebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kişinin kendisine, çevresine ve diğer insanlara dönük olduğu için, kurulacak insani ilişkilerde ve kadın erkek ilişkilerinde son derece belirleyici rol oynarlar. Şemalar, ilişkilerin başlamasında, sürdürülmesinde ve sonlandırılmasında(ya da sonlandırılamamasında) kendini gösterirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şema yaşantıları, “İlişkilerim genelde aynı şekilde başlayıp sonlanıyor.”, “İlişkilerimde genelde ayı sorunları yaşıyorum!”, “Genelde belirli özelliklere sahip insanlar bana çekici geliyor.” şeklinde düşünen insanlar için yoğun olarak gerçekleşiyor olabilir. Çünkü şemalar insan hayatında temel bir kalıp olarak var olurlar ve insanlar bu kişisel kalıplara göre davranırler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">Şema Kimyası</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Her şema belli başka şema(lar)ya karşı bir çekicilik oluşturur. Bu duruma <strong>Şema Kimyası </strong>denir. Şema kimyası, problemli kadın erkek ilişkilerini anlamada son derece önemli bir kavramdır. Şema Kimyası kavramına göre bizler ilişkilerimizde kendi şemamıza uygun şemaya sahip eşleri tercih ederiz. Buradaki uygunluk, sadece iki tarafın şemasının da aynı olmasını ifade etmez. Şemalar, kendilerinin sürdürülmesine sebep olacak eşler ya da arkadaşlar edinmemize yol açarlar. Mesela ikili ilişkilerde gereğinden fazla fedakarca davranan birisi(Fedakarlık şeması) ilişkilerde hep kendi dediğinin olmasını isteyen(Haklılık şeması) birisiyle birlikte olabilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şemalar başka şemalarla bir arada var olabilirler. Mesela terkedilme şemasına sahip kişide aynı zamanda kusurluluk şeması, kuşkuculuk şeması vb. de olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Ø <strong>Tekedilme Şeması Ve İlişkilere Etkisi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına sahip kişiler, hayatlarındaki önemli insanların şu ya da bu sebeple, şu ya da bu şekilde kendilerini terkedeceklerine, ilişkilerinin biteceğine inanırlar. İlişkilerin bitmesine yol açan durumlar içerisinde, aldatılma, terkedilme, sevilenin ölümü vb. yer alabilir. Dolayısıyla onlar ilişkilerine “Bu ilişki eninde sonunda bitecek.” diyerek başlarlar. Kendilerine ilişkiyi bitirecek sebepler sorulduğunda ise “Bilmiyorum; içimde öyle bir his var” diye cevap verebilirler. Burada hissedilen, ön görülen terkedilmeyi problemli yapan, durumun gerçekçi olarak değerlendirilmemesidir. Mesela eşi tarafından gerçekten aldatılan ya da buna dönük gerçekçi ipuçlarına sahip bir kişinin “ilişkimiz galiba bitecek” düşüncesi bir şema yaşantısı olmayabilir. Şema yaşantısında en önemli nokta, durumu “aslında öyle olmamasına rağmen öyleymiş gibi algılamak”tır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Geleceği önceden, gerçekçi olmayan bir şekilde olumsuz olarak görmeye karamsarlık denir. Bu karamsar bakış zamanla “kendini gerçekleştiren kehanet” işlevi görür ve kişinin korktuğu başına geldiğinde kişi “Ben biliyordum.” diye düşünür. Kişinin aslında “bildiği” bir şey değil “inandığı” bir şey vardır. O, farkında olmadan ilişkisini karamsarlığına uygun şekilde yaşamış ya da endişelerini gerçekleştirecek birisi ile birlikte olmuştur. Mesela zaten günün birinde terkedileceğine inanan birisi ilişkisinde aşırı kıskanç davranır ve sonunda partneri bunalıp ondan uzaklaşabilir; ya da kişi evli birisiyle birlikte olabilir. Birinci durumda kişi korktuğu sonu hazırlamış ikinci durumda ise zaten olumsuz sonuçlanması muhtemel bir yola girmiştir. Dolayısıyla korktuğunun başına gelmesinden ziyade o yolu farkında olmadan kendisi şekillendirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına sahip kişiler şu tür düşüncelere yüksek oranda katılırlar:</span></span></em></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: Arial;">Beni terkedeceklerinden korktuğum için yakın olduğum insanların peşini bırakmam.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Diğer insanlara o kadar muhtacım ki onları kaybedeceğimdiyeçok endişeleniyorum.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Yakınlarımın beni terkedeceği ya da benden ayrılacağından endişe duyarım</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Önem verdiğim birisinin benden uzaklaştığını sezersem çok kötü hissederim.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Bazen insanlar beni terkedecek diye onları kendimden uzaklaştıracak kadar çok dert ederim.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Bu şemaya sahip insanlar geçmişlerinde, güven, huzur, kabul edilme, sevilme ve sevme , paylaşım gibi temel ihtiyaçlarını uygun şekilde giderememiş olabilirler. Dolayısıyla şu anki ilişkilerinde de aynı beklenti içerisindedirler: kabul edilmeyeceğim, sevilmeyeceğim, sevdiklerim yanımda kalmayacak vb.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasına Sahip Kişilerin İlişki Tutumları</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">· Terkedilme şemasına sahip kişiler yakın ilişki kurmaktan, ilişkilerinde kendilerini tamamen ilişkiye adamaktan çekinirler. Bunun altında, “günün birinde zaten bitecek” olan ilişkinin hayal kırıklığı ve acısından uzak durma çabası yatabilir. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Bir ilişki içinde iken terkedilme endişesini çok yoğun yaşarlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilmeye dönük ipuçlarını(partnerinin iş seyahati dolayısıyla ondan uzaklaşması, çok fazla aramaması vb.) abartarak terkedilmiş gibi tepki verebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kıskançlık duygusunu çok yoğun yaşarlar. Kıskançlık onlar için, olası aldatılmaya karşı bir tedbir işlevi görür. Partnerlerinin başkaları ile olan ilişkilerine karşı aşırı hassastırlar. “Acaba kiminle, ne konuştu? Neden onunla geziyor? Onu kandırabilirler!” tarzında düşüncelere çokça kapılırlar. Kıskançlık beraberinde “aşırı sahiplenicilik” davranışlarını getirir. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilme şeması olan kişiler, partnerleriyle sürekli birlikte olmak isteyebilir, onu yalnız bırakmaktan çekinebilirler. Bu birliktelik isteğinin altında, partneriyle vakit geçirmekten keyf almaktan ziyade “Yalnız kalırsa başkalarına meyleder.” düşüncesi yer alabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kıskançlık ve aşırı sahiplenicilik tutumları zamanla kişide takıntı haline gelebilir. Kişi farkında olmadan günün önemli bir kısmını partnerinin onu terketmesi, aldatması ile ilgili düşüncelerle geçirdiğini farkedebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Bu takıntılardan kurtulamamak da çaresizlik, yetersizik, ümitsizlik gibi duygulara yol açarsa kişi yoğun bir depresyon yaşayabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Partnerlerinin sevgi sözcüklerini ve davranışlarını yeterli, güven verici bulmakta zorlanabilirler. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilmemek için karşı tarafı bunaltacak kadar “iyi” davranabilirler; gereğinden fazla “yardım” eder, gereğinden fazla “ilgi” gösterebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · “Nasıl olsa günün birinde terkedecek” olan eşe karşı gizli bir öfke duyabilirler. Bu durum bazılarında “O beni terketmeden önce ben onu terkedeyim” düşüncesine yol açabilir. Böylece en ufak bir tartışmada ilişki bitme noktasına gelebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · En özet ifadesiyle, terkedilme şemasına sahip kişiler güven verici bir ilişki yaşayamazlar ya da ilişkilerini güven duyarak yaşayamazlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasında Şema Kimyası</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Bu şemaya sahip kişiler ayrılma ve terkedilmeye karşı aşırı hassas olmalarına karşın, güven verici, dingin, huzurlu insanlardan ziyade “her an elinden çıkıp gidecekmiş” gibi duran, soğuk, mesafeli insanlara karşı daha çok ilgi duyarlar. Bu durum şema kimyasnın bir sonucudur. Şema(terkedilecek olma, ilişkinin bitecek olmasına dair temel inanç) bu şekilde kendini sürdürmeye çalışır. Terkedilme şemasına sahip kişilerin partnerlerinin bazı özellikleri şöyle özetlenebilir:</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Evli ya da başka bir ilişkisi vardır; bu yüzden kişiye yeterince zaman ayıramıyordur.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Birlikte zaman geçirmeye çok fazla imkan tanımayan bir işi vardır veya işkoliktir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Uzakta yaşıyor, çok seyahat ediyor olabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Duygusal açıdan dengeli değil tutarsızdır. Alkoliktir ya da zararlı madde kullanıyordur. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Duygusal olarak kişinin yanında yer alamıyordur, depresif veya içine kapanıktır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kişiye karşı düşüncelerinde emin değil; bir gün çok sever gibi olup başka bir gün sevmiyormuş gibi davranabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · İlişkilerinde özgürlükten yanadır; bu özgürlük her iki tarafı geliştiren bir özgürlükten ziyade rastgele, sorumsuzca bir ilişki yaşamayı ifade eder.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Özetle bu şemaya sahip kişiler, “kendilerine güvenli bir ilişki vadetmeyen kişiler”e karşı daha çok ilgi duyabilirler. Şayet birlikte oldukları insanlar terkedici özeliklere sahip değilseler de kişiler, partnerlerini aşırı sahiplenerek, sorgulayarak, sıkıştırarak onları kendilerinden uzaklaştırabilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasına Psikoterapötik Müdahale</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına en iyi şekilde “Şema Terapi” yoluyla müdahale edilebilir. Çünkü Şema Terapi zaten şema kavramı etrafında şekillenmiş; terapi forülasyonu ona göre belirlenmiştir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> Şema Terapide öncelikle, danışanla birlikte kişide var olan şema(lar) belirlenmeye çalışılır. Bu şemaların nasıl geliştiği, şu anda kişi tarafından nasıl sürdürüldüğü, ve kişinin hayatında nelere mal olduğu ele alınır. Bu bağlamda şemaların içeriğini oluşturan düşünceler(inançar), anılar, duygular ve şemayı sürdüren davranışlar değerlendirilir. Buna dönük olarak Şema Ölçekleri kullanılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şema Terapide en temel amaç şemayı sürdüren davranışların ortadan kaldırılmasıdır. Mesela aşırı kıskanç kişinin, partnerini takip etme, sıkıştırma, deneme gibi davranışları ele alınır. Temel çocukluk anılarıyla yüzleşilip yaşantılar “yeniden anlamlandırılır”. Burada en önemli nokta “Yaşanmışı değiştirme şansımız yok; dolayısıyla anılarla uğraşmanın ne anlamı var?” sorusudur. Anılarla ilgilenmedeki amaç, yaşantıyı değiştirmek değil, temel yaşantılarla bu günkü davranışlar arasındaki ortak noktaları yakalamak; yaşantıya bakış açısını, yaşantıdan çıkartılan yanlış sonuçları değiştirmektir. Mesela ebeveyni tarafından çokça eleştirilen bir çocuk kendini suçlu olarak algılayabilir; ancak anılar gerçekçi şekilde değerlendirildiğinde çocuğun hiç de suçlu olmadığı, aksine ebeveynin hatalı davrandığı anlaşılacaktır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">Şema Terapide Terkedilme Şeması İçin Belirlenen Genel Hedefler Şunlardır:</span></strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Diğer kişilerin eninde sonunda terkedecekleri, kişiden uzaklaşacakları, ya da tutarsız davranacaklarına ilişkin abartılı görüşü değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Diğerlerinin her zaman tutarlı ve müsait olması gerektiğine ilişkin gerçekdışı beklentiyi değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Partnerin orada olduğuna emin olmaya yönelik abartıyı ya da dışlanmaya odaklanmayı azaltmak</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Tutarsız, dengesiz, ya da ölen veya evi terk eden ebeveyn anılarını yeniden yaşatmak için görselleştirme yoluyla anılara bakışı değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Tutarsız ebeveyne karşı öfkeyi dışavurmak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Kişinin, kendi ruhsal yapısının bir parçası olan “İçindeki Terkedilmiş Çocuğu” farketmesi ve ona şefkat göstermesine yardımcı olmak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Danışanın tutarlı ve güvenilir eşler seçmesini sağlamak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Kişinin partnerleri aşırı kıskançlık, bağlanma ya da öfke ile uzaklaştırmamasını sağlamak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Zamanla yalnızlığı tolere edebilmeyi öğrenmesini; güvenli, tutarlı ortamlara alışmasını sağlamak.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><br />
<span style="font-family: Arial;">Şema Terapi yoluyla varılmak istenen nihai hedef, kişinin uygun davranışlar sergileyerek, sevilme, ait olma, beğenilme, eğlenme, sağlıklı sınırlar gibi temel insani ihtiyaçlarına ulaşmasını sağlamaktır. Bu da zaten hem psikolojik problemleri ortadan kaldıracak hem de daha doyum verici ilişkilerin kurulmasına zemin hazırlayacaktır.</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/493/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişki terapisi videoları</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2012 07:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[7- Video]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Videoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Lütfen seyretmek istediğiniz videonun linkine tıklayınız. Kadın erkek ilişkilerinin hayatımızdaki önemi nedir? İlişki terapisi nedir? İlişki terapisinde neler yapılır? Hangi durumlarda ilişki terapisi yardımı alınmalıdır? Şemaların kadın erkek ilişkilerine etkisi nedir? &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div id="attachment_430" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/psikoloji-videolari/" rel="attachment wp-att-430"><img class="size-thumbnail wp-image-430" title="Şema Terapi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/psikoloji-videoları-150x90.jpg" alt="Psikoloji Videoları" width="150" height="90" /></a><p class="wp-caption-text">Şema Terapi Videoları</p></div>
<p><span style="color: #000000;">Lütfen seyretmek istediğiniz videonun linkine tıklayınız.</span></p>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/kadin-erkek-iliskilerinin-hayatimizdaki-onemi-nedir/460" target="_blank">Kadın erkek ilişkilerinin hayatımızdaki önemi nedir?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/iliski-terapisi-nedir/459" target="_blank">İlişki terapisi nedir?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/iliski-terapisinde-neler-yapilir/462" target="_blank">İlişki terapisinde neler yapılır?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/hangi-durumlarda-iliski-terapisi-yardimi-alinmalidir/461" target="_blank">Hangi durumlarda ilişki terapisi yardımı alınmalıdır?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/sema-nedir-kadin-erkek-iliskisine-etkisi-nedir/463" target="_blank">Şemaların kadın erkek ilişkilerine etkisi nedir?</a></h4>
<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkı arayanlara öneriler</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/aski-arayanlara-oneriler/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/aski-arayanlara-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 07:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[Psikolog ve  Çift Terapisti Ayala Malach Pines Aşık Olmak* adlı kitabında, aşık olmada/romantik ilişkilerde etkili olan gözlemlenebilir ve gözlemlenemez değişkenler/dinamikler üzerinde durarak aşık olma sürecine sosyal psikoloji ve klinik psikoloji perspektifinden bakıyor. Pines kitabında aynı zamanda aşkı/sevgiyi arayanlara bazı önerilerde bulunuyor. Bu yazıda, Pines’in söz konusu tavsiyelerini ele alacağız. Bir romantik ilişkinin ön koşulu, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;" align="center"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/aski-arayanlara-oneriler/kadin-erkek-iliskileri-3/" rel="attachment wp-att-336"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-336" title="kadın erkek ilişkileri 3" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/kadın-erkek-ilişkileri-3-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Psikolog ve  Çift Terapisti Ayala Malach Pines Aşık Olmak* adlı kitabında, aşık olmada/romantik ilişkilerde etkili olan gözlemlenebilir ve gözlemlenemez değişkenler/dinamikler üzerinde durarak aşık olma sürecine sosyal psikoloji ve klinik psikoloji perspektifinden bakıyor. Pines kitabında aynı zamanda aşkı/sevgiyi arayanlara bazı önerilerde bulunuyor. Bu yazıda, Pines’in söz konusu tavsiyelerini ele alacağız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir romantik ilişkinin ön koşulu, bir tanışmanın olmasıdır. Her ne kadar platonik aşk; telefonla, elektronik posta yoluyla, telefonla aşk günlük hayatta karşılaştığımız yaşantılar olsa da bir arada bulunmak bir ilişkinin başlamasındaki en önemli etkendir. Vakaların sadece %11’nde ilk görüşte aşktan bahsedilmesi, görüşmelerin sürekliliğinin önemini bize gösteriyor.  Uzun süreli sosyal ilişkiler kurmak, bir romantik ilişki yaşama olasılığını artırmaktadır. Bunun için düzenli sosyal faaliyetlere katılmak, arkadaş gezilerine katılmak, derneklere üyelik vb. işlevsel olabilir.<span id="more-333"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yüksek fiziksel ve duygusal uyarı yaratan durumlar(dans, tenis, doğa yürüyüşü, konser vb.)ın içinde yer almak işinize yarayabilir. Vücudumuzdaki adrenalin seviyesinin arttığı durumlarda aşka daha açık hale geliriz. Katılacağımız etkinliklerin gerçekten zevk aldığımız etkinlikler olması kendimizi kandırmamamız açısından önemlidir. Romantik eş adaylarıyla tanışmadan önce ruhsal durumunuzu iyileştirmek(tempolu müzik dinlemek, eğlenceli kitap okumak, keyif verici film seyretmek gibi yollarla olabilir) işinize yarayabilir. İyi bir ruh haliyle etrafa vereceğiniz mesajlar daha kabul edici olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çekicilik düzeyi size denk arkadaşlar edinmeniz doyurucu ilişki yaşama olasılığınızı artırıyor. İlk buluşmanızda mümkün mertebe iyi görünmeye gayret edin. Çünkü dış görünüş, insanların değerlendirmelerinde ilk kriterler arasında yer almaktadır. Karşı taraf, kişiliğinizi, hayata bakışınızı ilk görünüşünüzden sonra değerlendirmeye alır. Seçeceğiniz karakter çok öznel olmasına rağmen sıcak, duyarlı, düşünceli ve mizah duygusuna sahip partner sizi daha mutlu edebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Romantik eş adaylarınıza olmalarını istediğiniz kişilermiş gibi(eğlenceli, anlayışlı vb.) davranın. Karşı tarafı değiştirme gücünüz olmasa da etkileme gücünüz vardır. Ovidius’un önerisini hatırlayın: “Sevilmek için, sevilebilir olun.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Beyaz atlı prensi ya da sizi bekleyen prensesi aramayın. Geçmişi, dış   görünüşü, zeka seviyesi, tutumları, ilgi alanları vb. size yakın birisiyle uzun soluklu bir ilişki yaşama ihtimaliniz daha yüksek. Böyle birsini uzakta aramak yerine etrafınızdakiler(komşu, iş arkadaşı, eğitim arkadaşı vb.)e bakabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Romantik ilişkilerde hem vermenin hem de almanın önemini hesaba katın. Öncelikli ihtiyaçlarınızı belirleyin: korunmak, sevilmek, onaylanmak, dinlenmek, zorlanmak, uyarılmak vb. Eş adaylarınızı bu ihtiyaçlarınızı karşılayabilecekler arasından seçin. Size çekici gelse bile ihtiyaçlarınızı karşılamayacağını düşündüklerinize karşı dikkatli olun. Eş adaylarınıza karşı dürüst, açık, anlayışlı, şefkatli olun. Vericiliğinizde de sınır koymaya çalışın. Aşırı fedakarlığın da bencillik gibi ilişkiyi olumsuz etkilediğini unutmayın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlişkilerinizde maske kullanmayın. Bazı toplumsal öğrenmişlikler sizi yönlendirebilir: erkekler güçlü olur, kızlar naz yapar, peşinden koşturmalısın vb. Unutmayın ki roller sizi belli bir yere kadar taşır. Kendinizi gerçekçi olmayan bir şekilde kabul edilebilir kılmaktansa sizi olduğunuz gibi kabul edecek insanları hayatınıza alın. Bu arada sahip olduğunuz özelliklerin normalliğini de hesaba katmayı unutmayın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevebilir ve sevilebilir olma kabiliyetinize dikkat edin. Unutmayın ki eş seçimlerimiz bilinçli olduğu kadar bilinçdışı faktörler tarafından da etkilenir. Şayet bağlanma açısından sorun yaşıyorsanız(bağlanamama, aşırı bağlanma, kaygılı bağlanma) profesyonel bir yardım alabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal romantik ilişkilerinizde hep aynı hataları yapıyor ya da aynı sorunları yaşıyorsanız, sorun bilinçdışı süreçlerinizle ilgili olabilir. Bu yüzden ilişkinizdeki sorunlarda öncelikle kendinize, duygu, düşünce ve davranışlarınıza odaklanın. Şayet gene de sorunun karşı tarafta olduğunu düşünüyorsanız, neden “sorunlu” bir kişiye aşık olduğunuzu ya da neden onca insan dururken “onu” hayatınıza aldığınızı kendinize sorun. Bu durumda çocukluk döneminizde hayatınızdaki en önemli figürleri(anne, baba, bakıcı, kardeş, öğretmen vb.) düşünün. Onlarla şu anki eşiniz/partnerinizin ortak özelliklere sahip olduğunu görme ihtimaliniz yüksek olabilir. Bu durumda size olumsuz/sorunlu(duygusal olarak uzak, otoriter, bağımlı, sizi kullanan vb.) olanlar çekici gelse bile siz sağlıklı/sorunsuz insanlarla yakınlık kurmaya çalışın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilinçdışı tutumlarınızla ilgili farkındalık sağlamaya çalışın. Bunun için kitap okuyabilir, kadın erkek ilişkileriyle ilgili atölye çalışmalarına katılabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde ilişkilerle ilgili en önemli farkındalık, erken çocukluk yaşantılarımızın bu günkü ilişkilerimiz üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu yönündedir. Bu bakış halk arasında kızların babalarına benzeyen erkeklere, erkeklerin annelerine benzeyen kadınlara aşık olduğuna dair bir inançla kendini gösteriyor. Belki burda anne ve babanın yerine “hayatımızdaki en önemli insanlar”ı koymak daha doğru bir bakış olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Unutmayın! Aşık olma ve aşkınızı yaşama şekliniz kişiliğinize dönük çok önemli ipuçları taşımaktadır. Bu yüzden aşk yaşantınız kendinizi tanımak için size müthiş imkanlar sunabilir. İlişkilerinizde fedakar olan hep siz misiniz? Çok kıskanç mısınız? Terkedilme korkusu ilişkinizi beter hale mi getiriyor? İnsanlara güvenmekte zorluk çekiyor musunuz? İlişkilerinizde kararları hep karşı tarafa bırakıyorsunuz ya da hep siz mi alıyorsunuz? İlişkilerinizde kendinizi hep bağımlı gibi mi hissediyorsunuz? Genelde partnerlerinizi sizden üstün ya da altta olarak mı algılarsınız?  Bu ve benzeri sorular sadece ilişkinizi anlamanızda değil kendinizi tanımanızda da size ipucu sunacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlişkilerinizde empatik olun. Kendi ihtiyaçlarınız kadar karşı tarafın ihtiyaçlarını da hesaba katın.  Partnerinizin de sizin ihtiyaçlarınızı önemseyip önemsemediğine dikkat edin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıda dile getirilen öneriler elbette artırılabilir; ancak bu önerilerin şimdilik, ilişkilerinize dönük farkındalık için iyi bir girizgah olabileceğini düşünüyorum. Muhabbetle…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">*Aşık Olmak: Sevgililerimizi Neye Göre seçeriz?, Ayala Malach Pines, İletişim yayınları, 2010”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/aski-arayanlara-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılınca kim kaybeder?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılık Acısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse. Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/iliski-terapisi-2/" rel="attachment wp-att-282"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-282" title="ayrılık" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ilişki-terapisi-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></span></a>Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime doğru yol alır. Bu, hayatın en temel hakikatlerinden biri olmasına rağmen hangimiz bunu kolaylıkla kabullenebiliyoruz? Hayatımız bir anlamda bu hakikati kabullenme sürecinde yapıp etmelerimizin toplamı değil midir?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm ilişkiler biter! Öyle ya da böyle. Bu yazının konusu, öteki(partner, sevgili, eş vb.)nin ilişkiyi bitirme isteğine gösterilen tepkilerden biridir:<span id="more-281"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Danışan(D): Ayrılma sinyalleri veriyor şu sıralar. Uzak davranıyor, hiç vermediği tepkiler veriyor. Eskisi gibi arayıp sormuyor mesela.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapist(T): Arkadaşının ilişkinizi bitirme isteği hakkında ne düşünüyorsun?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Valla o kaybeder. Herkes tercihlerinin sonucunu yaşar. Benim için hayat devam eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">T: Arkadaşın ilişkinizi bitirirse ne hissedersin?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Üzülmemi kastediyorsun galiba. Ne yalan söyleyeyim çok üzülmem. Belki pişmanlık duyabilirim; neden bu adamla vakit kaybettim diye…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu mini terapötik diyalogda yazıyı bağlayan nokta ilişkinin bitmesi durumunda kaybeden olarak “öteki”nin algılanmasıdır. “İlişkinizin bitmesine rağmen kaybetmiş hissetmemek!”</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir şeyin kaybolması/elinizden gitmesi için öncelikle o şeyi elinizde, size ait hissetmeniz gerekir. Var olmalı ki yok olsun, başlamalı ki bitsin, doğmalı ki ölsün!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek bir kayıp durumunda ne hisseder insan? Bir çocuğun oyuncağını kaybettiğini düşünün, bir annenin çocuğunu kaybedişine bakın! Ortalığı kaplayan havanın adına ne dersiniz? Benim cevabım: acı!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acı tahammülü en zor duygulardan biridir. Dolayısıyla kaybetmenin yakıcı acısından kaçmak için yapılabilecek şeylerden biridir sahip olmamak, sahip hissetmemek. Ölümden korkup yaşamdan kaçmaktır diğer bir deyişle.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">O kadar hızlı yaşayıp o kadar çok tüketiyoruz ki her şeyi, hissetmeye zamanımız kalmıyor. Acılar mezarlığının üstüne umarsızlık inşa ediyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne mi yapmalıyız? Durmalı ve acılarımızı hissetmeliyiz, içimizdeki annesiz çocuğa şefkat göstermeliyiz…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tehlikeli bir kavram: Sevgi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için. Bundan sonra bu blogta bazı kavramlara/düşüncelere dikkatimi ve dikkatinizi çekmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/autumn_00044/" rel="attachment wp-att-276"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-276" title="terkedilme korkusu" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/autumn_00044-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için.</div>
<div style="text-align: justify;">Bundan sonra bu blogta bazı kavramlara/düşüncelere dikkatimi ve dikkatinizi çekmeye çalışacağım. Bu kavramlardan &#8220;tehlikeli&#8221; diye bahsediyorum. Onları tehlikeli yapan bize iyi, normal, doğru gibi gelmelerine karşın &#8220;insanlığımız&#8221;dan uzaklaşmamıza hizmet etmeleridir. Durumu bu şekilde ifade ettiğimde, kavramları suçlar gibi bir tutum sergilediğim hissedilebilir karşıdan. Oysa öyle değil. <span id="more-275"></span></div>
<div style="text-align: justify;">Kavramlar tabii ki suçlu olamaz. Bir suç, hata, kusur aranacaksa bu, söz konusu kavramları/düşünceleri eğip bükerek onları kendi meramımıza hizmetkar kılma çabamız dolayısıyla bizde aranmalıdır. Dolayısıyla &#8220;konuşulan&#8221; kadar(belki ondan ziyade) &#8220;konuşan&#8221; ilgimizi celbetmelidir diye düşünüyorum. Tehlikeli kavramlar/düşüncelerle zihnimi meşgul ederken meramım söz konusu kavramları tehlikeli hale getireni yani kendimizi anlamaktır. &#8220;Kendimiz&#8221;i de tehlike aracı olmaktan uzak tutayım: Asıl derdim &#8220;kendim&#8221;i anlamaktır. Bu şekilde belki &#8220;siz&#8221;e ulaşırım.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sevgi:</span>  </strong>Tehlikeli kavramlar/düşünceler dizisine be aşlama niyetimden sonra ilk aklıma gelen  &#8220;sevgi&#8221; mi oldu; yoksa &#8220;sevgi&#8221;nin o kadar çok tehlikeli kullanımına şahit oldum ki, dikkatim kavramların/düşüncelerin tehlikeli hale getirilebileceği üzerine yoğunlaştı emin değilim. Ama emin olduğum &#8220;sevgi&#8221;nin tehlikesiz kullanımında olduğu gibi tehlikeli kullanımında da hayatımızın merkezi kavramlarından biri olduğudur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Çocuğuna karşı şu tür ifade kullanan bir ebeveyne, özellikle de anneye şahit olmayan kaç kişi var bu satırları okuyanlar arasında: &#8220;Yemeğini yemezsen/uyumazsan/elindekini arkadaşına vermezsen/dersini çalışmazsan vb. seni sevmem!&#8221; Bu cümleler sizi şok ettiyse ve bu şok sadece ifadelerle ilk kez karşılaşmanızın tesiriyle oluştuysa yazıya biraz ara vermenizde fayda var. Bu ifadelerin sahibi bir ebeveynin tutumuna dair ne düşünebiliriz? Herkes kendi düşünsün lütfen. Sadece şu kadarını ben sorayım: Çocuk için, amaçlanan hedefin(yemek yemek, uyumak, ders çalışmak vb.) gerçekleşmemesi mi daha tehlikelidir yoksa <strong>sevginin kendisine karşı bir silah olarak kullanılması</strong> mı?Gazetelerin o melun üçüncü  sayfa haberlerinde şu tür ifadelere şahit olmuşsunuzdur: <strong>Çok sevdiği</strong> karısını kıskandığı için öldürdü. Sevgi ve öldürmek!Aşık bir kadından şöyle bir ifade: Beni asıl yaralayan onun beni bırakıp başka bir kadınla birlikte olması. Çok canım yanıyor. Normal şekilde ayrılsak bu kadar etkilenmeyebilirdim. Ölmüş olsaydı bu kadar acı çekmezdim. Çünkü <strong>onu çok seviyorum.</strong>Aşık ve sevgilisini sürekli arayan, bu arayışları karşı taraftan taciz olarak algılanan bir erkek/kadın: <strong>Onu çok seviyorum.</strong> Her anında beni düşünmesini, zihninin hep benimle meşgul olmasını istiyorum.</p>
<p>Oğlunun evliliğine müsade etmeyen bir kadın: Oğlumu <strong>çok seviyorum.</strong> Onun bu kadar ciddi bir konuda kendi başına karar vermesini kabul edemem.</p>
<p>Emin olun bu listeye daha nice ifadeler yazabilirim; ve eminim ki siz de bu listeye pek çok ekleme yapabilirsiniz. Ancak yazının uzunluğu başlangıç hedefini zaten aştı. Son olarak iki kitaba dikkatinizi çekmek istiyorum: 1) Sevme sanatı, Erich From 2) Kendine İhanet, Arno Gruen</p>
<p>Muhabbetle&#8230;</p>
<p>Yusuf BAYALAN</p>
</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde Fil Uçuşu&#8216;ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu yalnızlık ve hüzün.  Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum: Buğulu yalnızlık 2 kişilik Malzeme: 2 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/" rel="attachment wp-att-222"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-222" title="aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/aşk-mutfağından-yalnızlık-tarifleri-96x150.jpg" alt="yekta kopan" width="96" height="150" /></a>Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde <strong><a href="http://filucusu.blogspot.com/" target="_blank"><span style="color: #000000;">Fil Uçuşu</span></a>&#8216;</strong>ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu<strong> yalnızlık</strong> ve <strong>hüzün.</strong> </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum:</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Buğulu yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 2 kişi. 1 İlişki</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olmaktan alınan keyif, kaynayana kadar hayatın her aşamasıyla sık sık tartışılarak yaşanır. arkadaşlar ortak edilir<span id="more-221"></span> ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiçbir şey hatırlanmaz, geriye kalan sadece  sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir. Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatma da konulabilir. İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşıyla servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">Yapa-yalnızlık</strong></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 1 kişi. Olabildiğince fazla ilişki girişimi. </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı:Kadın ya da erkek tarafından hazırlanabilir. Hazırlanışı biraz uzun zaman aldığından zahmetlidir. Ustalıkla yapılabilen, pişirilmesi diğerlerine göre zor ama bir o kadar da lezzetli bir çeşittir. Birçok ilişki denenir. Özellikle her ilişkinin ilk günleri büyük bir coşkuyla yaşanır. En güzel sözcükler, en güzel öpüşlere karıştırılır. Her yeni ten, keşfedilmemiş bir coğrafyaymışçasına fethedilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bütün bu ilişkileri kısa tutabilmek, hepsinde hepsinde sonsuz bir mutsuzluk yaşamaya çalışmak gerekmektedir. İlişkilerde yaşanan mutsuzluğun giderek artması, kişinin giderek içine kapanması, ayrı bir lezzet verecektir. Kişi artık ilişki yaşayamayacak kadar yorgun ve mutsuz hale geldiğinde, yapa-yalnızlık hazır olur. Alkolle servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Türlü yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme. 1 kişi, 1 şehir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. (Kadınlar tarafından farklı şekillerde de hazırlanabilir.) Sonucun güzel olabilmesi için dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya (özellikle tarihi dokusu olan yapılara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, geçlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları artıracağından lezzeti bozacaktır. artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında, türlü yalnızlık da servise hazır olur. Afiyet olsun.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri, Yekta Kopan, Can Yayınları, 2011</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adem&#8217;in sevgisi soyunun aşkı</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Ben insanım ve insana muhtaçlığım künyemde yazılı; değil mi ki insan ve ünsiyet kelimeleri aynı kökten geliyor. Ünsiyet, benim gibi olan diğerleriyle bağ kurmam demek. Ve ben buna yazgılıyım; insanlara ihtiyaç duymam bir tercih değil sadece, bir “varoluşsal mecburiyet”. Mecburum diğerlerinin beni sevmesine, beni onaylamasına, bana saygı duymasına, beni anlamasına; mecburum diğer insanları anlamaya, kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=132" rel="attachment wp-att-132"><img class="alignleft size-full wp-image-132" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/ÖGH.bmp" alt="" /></a>Ben insanım ve insana muhtaçlığım künyemde yazılı; değil mi ki insan ve ünsiyet kelimeleri aynı kökten geliyor. Ünsiyet, benim gibi olan diğerleriyle bağ kurmam demek. Ve ben buna yazgılıyım; insanlara ihtiyaç duymam bir tercih değil sadece, bir “varoluşsal mecburiyet”. Mecburum diğerlerinin beni sevmesine, beni onaylamasına, bana saygı duymasına, beni anlamasına; mecburum diğer insanları anlamaya, kabul etmeye, onaylamaya. Sevmez ve sevilmezsem tartışılır insanlığım; ne yazık ki başka bir şey de olamam. Çünkü ben, olmam gerekeni olamadıktan sonra pek bir şey olamayan bir varlığım. İnsanım ve insanlığımdan kaynaklı yaralarımı diğer insanlarla sarabilirim ancak.<span id="more-131"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ademle yazgım aynı. Yalnızlığımı telafi için diğer bir insana muhtacım. Sadece insan olması da yetmez diğerinin; karşı cinsten olması gerekir. Çünkü Adem’e dar geldi cennet Havva olmadan; Havva var olabilmek için Adem’le bir olmalıydı. Ben insanım ve erkeğim/kadınım; yani ben yalnızım ve bir kadına/erkeğe muhtacım. Bu benim acziyetim; ama acziyetime vereceğim tepki beni eşrefi mahlukat(yaratılmışların en şereflisi, üstünü) yapabilecek. Havva olmadan mutlu olamadı Adem; ki bulunduğu yer cennetti. Yasak meyveyi yediğinde Havva’yı kaybetti; çünkü Havva’yı kaybetmesi ona verilebilecek en büyük cezaydı. Cezasının sona erdiğini Havva’yı bulduğunda anlamıştı. Ben insanım, Adem/Havva’yım, yalnızım, mahkumum; ama en şereflisiyim tüm yaratılmışların.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’ken cennette ve bilmeden Havvanın var olabileceğini onu arzu etmişti Adem; adını koymadan o duygunun kendisini yaşamıştı. Arzu halindeydi, özlem doluydu; adını bilmiyordu tam olarak hissettiği şeyin. Ona kelimeler öğretilince yaşadığı duyguya “sevgi” dedi. Yaşadığı şey sevgi olunca onun da adı değişmişti. O artık bir “seven”di. Sevgi ne güçlü bir kelimeydi ki ona yeni bir isim veriyordu. O, sevgiyi tatmadan önceki Adem değildi artık.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’in sevgisi, eksikliğinden kaynaklanıyordu ve şaşılası bir şekilde onu yücelten bir şeydi. Tamam olabilmesi için Adem Havva’ya ihtiyaç duymuştu. Havva da ancak Adem’le var olabilirdi. Sevgi birinden ötekine uzanan, ikisini de tamamlayan mayaydı. Adem Havva’da Havva Adem’de diğer yanlarını görüyorlardı; kendilerini görüyorlardı birbirlerinde. Sırt sırta veriyorlardı, yalnızlık denilen “insani varoluş kıskacı”ndan kurtulabilmek için. Sevgileri, özlerinde var olan insanlıklarını ortaya çıkartıyordu; özleri gürleşiyordu birbirlerini sevdikçe.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgiden kasıt kendini ötekine yönlendiren duyguydu daha çok. Sevmek dendiğinde sevilmek gelmiyordu aklına hemencecik Adem’in. Sevgi etken bir eylemdi onun için. Seven insan eyleyen insandı, sadece bekleyen değil. Sevgi için emek gerekiyordu, vermek gerekiyordu, çaba gerekiyordu. Evet sevilmek bir sonuç olabilirdi muhakkak; ama sevmek bir gereklilikti.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi en bereketlisiydi tüm duyguların. Kendi pınarından akmaya başlayan, geçtiği tüm yollarda yaşam oluşturan bir nehirdi. Kendinde ortaya çıkan, karşıya yönelen, karşıda kendini üreten, üretileni kendine döndüren, hayatı döndüren bir şeydi sevgi. Sevgi var eden bir şeydi; yok eden, tüketen değil.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi Adem’e üflenen ruhun bir yansımasıydı nihayet…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem yeryüzüne indi ve yayıldı, çoğaldı; özü Adem olan sayısız insan geldi dünyaya. Sayısız insan, sayısız yalnızlık, sayısız ünsiyet, sayısız insanlık, sayısız sevgi, sayısız seven demekti. Sonrakiler öncekilerden öğrenmeye başladılar artık sevgiyi ve sevmeyi. Her öğrenme öğrenen ve öğretenin eksikliğini de taşıyordu içinde. Adem ve Havva unutulmuştu artık. İnsanlığın ve sevginin özü unutulmuştu. Sevgiyi çağrıştıran yeni kelimeler türetilmişti; aşk, aşık, maşuk gibi.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşk: yakıcı ve yıkıcı sevgi…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonrakiler, önce “aşk” ve “aşık” kelimelerini öğrenerek büyüyorlardı artık; oysa Adem sevgiyi yaşamıştı ve seven olmuştu ilk önce, sonra isimlendirmişti yaşadığını ve kendini. Artık insanlar aşk kelimesini duymasalar, ömür boyu aşık olamayacak hale gelmişlerdi. Biteviye tekrardı artık aşk. Elde edilmesi gereken bir şey, bir yağma malı, bir rekabet unsuru. Artık sevgi diye hayatın her anında aşk vardı; ama olgunlaştırmıyordu hiçbir aşk aşık ve maşukunu…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaman geldi insanlar hayatın merkezine kendilerini koydular; her şey işlerine yaradığı oranda kıymetliydi artık. Bu bencillik demekti, bu tüketmek demekti, bu tecavüz demekti. Her şey bir meta, alınıp satılabilen bir pazar malıydı. Her şey “elde edilebilir”di. Bu anlamda çok “işlevsel”di aşk. Yalnızlık gidericiydi her şeyden önce. Tek başınalık zindanından kurtulmak için, sevginin mukallidi idi. Ama tüm taklitlerde olduğu gibi asıl olanın özü yoktu onda. Yöntemler üretildi, formüller bulundu, kitaplar yazıldı aşkı “ele geçirmek”, maşuku “tavlamak” için. Dönem formüller dönemiydi çünkü.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’in soyu sevgiyi bedenin arzusu yaptı artık; bedeni yatışınca kendini boşlukta bulur oldu insanlar. Yakışıklı ve güzel, peşinde koşulanlar oldu. Biri bitince öteki hedef oldu. Çünkü Adem’in sevgisi üretkendi, soyunun sevgisi tüketken/tüketici. Adem severek var oluyor ve var ediyordu, soyu ise aşık olarak yok ediyor ve yok oluyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem emek veriyordu sevgisi için. Bu onu sürekli yaratıcı kılıyordu. Sevgi bir durak değildi onun için, bir yoldu. Soyu ise, yolu olmadığı için “yürütemiyor” artık aşkını.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem için sevmekti aslolan; soyu sevilmeyi merkezine aldı. Adem sevecek bir şey istedi kendisini var edenden; soyu sevil(e)mediği için saldırganlaştı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’den soyuna aktarılan bereketli toprak; bekliyor dikenliklerinden temizlenmeyi tüm insanlıktan…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni seviyorum zorbalığı</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:45:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadın erkek ilişkisinin harcında bulunan sevginin miktarı o ilişkinin doyum vericiliğini dolayısıyla da söz konusu kadın ve erkeğin mutluluğunu etkileyen en önemli faktördür. Taraflar birbirini ne çok severse o oranda tatmin bulurlar ilişkilerinde ve genel anlamda hayatlarında. Çünkü doyum verici kadın erkek ilişkisi, varoluşsal bir ihtiyaçtır. Yani insanlığımızın özünde bu ihtiyaç vardır; Adem Havva’ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=127" rel="attachment wp-att-127"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-127" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/soyut22-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Bir kadın erkek ilişkisinin harcında bulunan sevginin miktarı o ilişkinin doyum vericiliğini dolayısıyla da söz konusu kadın ve erkeğin mutluluğunu etkileyen en önemli faktördür. Taraflar birbirini ne çok severse o oranda tatmin bulurlar ilişkilerinde ve genel anlamda hayatlarında. Çünkü doyum verici kadın erkek ilişkisi, varoluşsal bir ihtiyaçtır. Yani insanlığımızın özünde bu ihtiyaç vardır; Adem Havva’ya muhtaçtır, Havva Adem’e!</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan hislerini, düşüncelerini, yaşadıklarını en çok dil yoluyla anlatır. Bir kişinin konuşma içeriği bize o kişinin kişisel dünyası hakkında bilgi verir. Biz söz konusu kişinin söylediklerinden, ona dair, yaşadıkları, düşündükleri ve hissettiklerine dair bir çıkarımda bulunuruz. Kişinin belirttikleri ile gerçek olanlar arasındaki tutarsızlık ise genel anlamda dikkat çekici olur.<span id="more-123"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanının en çok yatırım yaptığı, günlük dilde ve yazın hayatında en çok kullandığı kelimeler arasında sevgi ve aşk ilk sıralarda yer alsa gerektir. Buna mukabil zamane insanının en çok muzdarip olduğu problemler arasında da ilişki problemleri ön saflarda yer tutmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanının ilişkilerinde seni seviyorum, aşkım, canım, hayatım, iyi ki hayatımdasın vb. ifadeler o kadar çok kullanılıyor ki, zamanımızda yaşamayanlar, sadece bu ifadelere şahit olsalar, insanlığın artık gerçek sevgi dönemi diye bir dönemde var olduğunu düşünebilirlerdi. Oysa bizler bu kadar çok sevgi ifadesinin yanında bir o kadar da ilişki problemlerine şahit oluyoruz. Ve şahit olduklarımız bize bir çelişki gibi geliyor: zamane insanı sürekli karşısındakine sevgisini dile getiriyor ve sürekli karşısındakiyle kavga ediyor! Evet ortada bir çelişki var; çünkü sevgi bu kadar kavgayı, aldatmayı, ağlatmayı, incitmeyi vb. kaldırmaz! Birisi hem sevdiğini söylüyor hem de karşısındakine acı veriyorsa bu bir çelişkidir. Çünkü söylenen ile eylenen birbiri ile örtüşmüyor durumdadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Söz konusu çelişkinin bize daha anlaşılır gelmesi için şu soruyu kullanabiliriz: Zamane insanı seni seviyorum derken aslında neyi kastediyor? Gerçekten de karşısındakini sevdiğini söylemediği aşikar; çünkü gerçek sevgi kavga üretmez. Bana kalırsa zamane insanı söylediği şeyle beklentisini dile getiriyordur. Onun açısından seni seviyorum demek çoğunlukla “bana beni sevdiğini söyle” anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım zamane insanının ruhuna uygundur. Çünkü zamane insanı bencildir, egoisttir. O, merkezinde kendisinin yer aldığı bir dünyada yaşıyordur. Dolayısıyla olan biten şeyler onun için olmalıdır. Sevgi ise söz konusu, önce o nasiplenmelidir ondan; artarsa modern bir cömertlik sergileyebilir belki! Peki neden bu sevilme ihtiyacını açıkça dile getirmez de yolu dolambaçlı hale getirir? Bu durumda da modern insanın diğer özellikleri bize ışık tutabilir. Modern insan güçlüdür, mantıklıdır, bilimseldir. Oysa sevilme ihtiyacını ifade etmek duygusallıktır ve duygusallık güçsüzlük göstergesidir; kendini kontrol edememek, mantığına hükmedememek demektir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek ihtiyaçlarımıza uzak kaldığımız için, ve onları dile getiremediğimiz için çok yoğun öfke yaşıyoruz, hırçınlaşıyoruz. O yüzden çok sevdiğimizi söylediklerimize hayatı zindan edebiliyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanı olan bizler ne yapmalıyız peki? Sahici duygularımızla yüzleşmeliyiz, acılarımıza kapılarımızı açmalıyız ve en önemlisi de gerçek sevgiyi üretmeliyiz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz vermezsek kimden alacağız?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[“Beni kimse anlamıyor!” diyor, üzgün, kırgın, yalnız, önemsiz hisseden genç kadın. Hiç kimsenin onu umursamadığını, kimsenin onun derdiyle dertlenmediğini düşünüyor. “Ben sevilmeye, önemsenmeye, ilgilenilmeye değer değilim!” diye düşünüyor. Göz yaşları dindikten sonra sorduğum “Siz en son ne zaman, kimi gerçekten anladınız?” sorusuna verdiği cevabı ise bize bizi çok iyi şekilde anlatıyordu: “Bilmem! Hatırlamıyorum; daha önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/ask-psikolojisi/" rel="attachment wp-att-971"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-971" title="aşk psikolojisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/aşk-psikolojisi-150x125.jpg" alt="" width="150" height="125" /></a>“Beni kimse anlamıyor!” diyor, üzgün, kırgın, yalnız, önemsiz hisseden genç kadın. Hiç kimsenin onu umursamadığını, kimsenin onun derdiyle dertlenmediğini düşünüyor. “Ben sevilmeye, önemsenmeye, ilgilenilmeye değer değilim!” diye düşünüyor. Göz yaşları dindikten sonra sorduğum “Siz en son ne zaman, kimi gerçekten anladınız?” sorusuna verdiği cevabı ise bize bizi çok iyi şekilde anlatıyordu: “Bilmem! Hatırlamıyorum; daha önce hiç bu açıdan bakmamıştım!” Bu cevap aynı zamanda, “Önce diğerleri beni sevsin, beni anlasın” mesajını da içeriyordu.<span id="more-118"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevilmek, önemsenmek, beğenilmek, anlaşılmak, takdir edilmek “muhtaç” olan bizlerin çok önemli tutamakları. Bizler bu tutamaklarla kendimizi hayata daha iyi bağlayabiliyor, kendimizi daha iyi hissedebiliyor, varoluşumuzu daha iyi yaşayabiliyoruz. Ama bazen almak istediklerimize o kadar çok odaklanıyoruz ki vermemiz gerekenleri unutuyoruz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Sevilmek istiyorsan sevmeyi bileceksin!” diyor şair. Bu dize üzgün danışanımın daha önce bakmadığı açıya dikkatimizi çekiyor. Neden önce sevmek; yani vermek!?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir eylemin ahlaki açıdan doğruluğunu test etmenin önemli kriterlerinden biri, o eylemin evrenselliğini sorgulamak; yani “Herkes benim davrandığım gibi davransa ne olur?” sorusunu sormaktır. Bu testi konumuza uyarladığımızda ne görürüz? Diyelim ki biz “Önce insanlar/eşim, arkadaşım, çocuğum, annem, babam vs. beni anlasın” diyoruz. Bunu söylediğimizde tüm insanlığa aynı cümleyi kurma hakkı tanımış oluyoruz. Peki tüm insanlar aynı cümleyi kurduğunda ve o cümle doğrultusunda davrandığında kim kimi anlayacak şu fani ve birbirimize muhtaç olduğumuz dünyada? Hiç kimse kimseyi anlamayacak ve herkes kendi anlaşılma, sevilme, önemsenme telaşına düşecek. Bunun tersi; yani herkesin “Önce, anlaşılmaya değil de anlamaya çalıştığı” durumda ne olur? Bu durumu tahayyül etmek belki de sorunun cevabını bulma çabasından daha çok şey katacaktır bize.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Anlamaya çalışmak” ve “anlaşılma peşinde koşmak” “varoluşsal sorumluluk” anlamında da iki farklı durumu betimler: Birinci durumda insan, aktif, eyleyen, yükün altına giren; ikinci durumda ise pasif, bekleyen, yükten kaçan pozisyondadır. Herkesin herkese muhtaç olduğu dünyada “veren eli alan elden yeğ tutma çabası” bizi daha güçlü kılacak; bizi kendimize ve insanlığa karşı daha çok şey yapar hale getirecektir. İlacımızın peşinde koşup durmaktansa, elimizdeki ilacı hastasına götürme çabası belki de bizi iyileştirecek asıl mutluluktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terapide ağlayan kadın</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/terapide-aglayan-kadin/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/terapide-aglayan-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 22:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Ne çok ağlardın hatırlıyor musun seanslarda? Ben hatırlıyorum. Hatta seni &#8220;ağlayan kadın&#8221; olarak hatırlıyorum. İsim hafızam iyi değildir, adını hatırlamıyorum. Hatta bir gün bir yerde karşılaşsak muhtemelen çok utanır ve endişelenirim sana ne diye hitap edeceğimi bilemediğim için.  Aklın bir türlü almıyordu sana sürekli zarar veren bir erkeği hayatında tutmayı, ya da onun hayatında kalmayı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/terapide-aglayan-kadin/aglayan-kadin-4/" rel="attachment wp-att-977"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-977" title="ağlayan kadın resmi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/AĞLAYAN-KADIN-150x124.jpg" alt="" width="150" height="124" /></a>Ne çok ağlardın hatırlıyor musun seanslarda? Ben hatırlıyorum. Hatta seni &#8220;ağlayan kadın&#8221; olarak hatırlıyorum. İsim hafızam iyi değildir, adını hatırlamıyorum. Hatta bir gün bir yerde karşılaşsak muhtemelen çok utanır ve endişelenirim sana ne diye hitap edeceğimi bilemediğim için. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aklın bir türlü almıyordu sana sürekli zarar veren bir erkeği hayatında tutmayı, ya da onun hayatında kalmayı. Onu hayatında tutmakla onun hayatında kalmak arasındaki farkı düşünmek ilginç gelmişti sana. <span id="more-31"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk cinsel ilişkini büyük bir günah ve suçluluk olarak ve onunla yaşamıştın.&#8221; Niye yaptığımı bilmiyorum, zevk aldığımı hatırlamıyorum&#8221; diyordun. &#8220;İlişkiye girmezsen ne olacağını düşünüyorsun?&#8221; diye sormuştum. &#8220;Beni hayatından atar diye endişeleniyorum.&#8221; demiştin sen de. Ve onun tarafından dışlanmak sana dayanılmaz geliyordu. Oysa onun beğendiğin ve sana hoş gelen hiç bir özelliği olmadığını da düşünüyordun. Bu çok büyük bir paradokstu dışardan bakınca sana göre. O yakışıklı değildi, senin eğitim seviyen daha iyiydi, evlendikten sonra sen daha çok para kazanacaktın, onun  takıldığı mekanlar sana çok basit geliyordu vb. Tüm bunlara rağmen seni ona iten ve onunla bir arada tutan neydi? Çok uğraşmıştık bununla hatırlıyor musun? Çünkü anlamlandıramıyordun olanı biteni ve &#8220;Ben bunu nasıl yapıyorum?&#8221; diyordun.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hepimizin sahip olması gereken <strong>&#8220;kişisel insani değer duygusu&#8221;</strong>na bir türlü sahip olamamıştın. Yani sadece insan olduğun için, eşrefi mahlukat potansiyeli taşıdığın için değerli olduğuna inanmıyordun. Çünkü hiç değerli hissettirilmemiştin, onaylanmamıştın ailen tarafından. Hep başarısızlıkların gündem olmuştu, elde edemediklerinle tanımlanmıştın: &#8220;başarısız sen&#8221;, &#8220;düşüncesiz sen&#8221;, &#8220;babasına layık olamayan sen&#8221;, &#8220;ailesini rezil eden sen&#8221;. İyi bir bölümü kazanmana rağmen babanın istediği olmadığı için tadına varamamıştın başarının. Hatta ortada bir başarı bile yoktu sana göre. Çünkü baban öyle düşünüyordu. Sen de tüm çocuklar gibi anne babanın sana bakışıyla kendine bakıyordun. Onların gözlüğüyle bakıyordun kendine. Bazen bu gözlüğü çıkarmak demekti psikoterapi. Annenin gözüne girmek için nasıl da çabaladığını anlattığında gözlerin önca ışıldayıp sonra gözyaşıyla doluyordu. Sanki o küçük kızın önce umut sonra hayal kırıklığını seanslarda yeniden yaşıyordun. Bütün bunlardan sonra sen &#8220;olsa olsa böyle (basit) bir adama layıktın.&#8221; Böyle inanıyordun. Değer vereceğin, saygı duyacağın biriyle olduğunu hayal bile edemiyordun. Seninle birlikte olacak bir adam zaten ne kadar değerli olabilirdi ki. Sendeki değersizliği dokunduğun her şeye bulaştırır gibiydin.</span><br />
<span style="color: #000000;">Ailenin düşüncelerini bir dönem çok fazla önemsedin; bu ise daha çok hata yapmana yol açtı. Zamanla bu önemseme, beklediğini elde edemediğin için öfkeye dönüştü. Artık aileni neyin rahatsız edeceğini düşünerek hareket etmeye başlamıştın. Daha doğrusu böyle bir  düşünceyle hareket ettiğini terapide farketmiştik. Yaptığın her şey ailenin daha fazla tepkisini çekecekti artık. Bu adamla evlenmeni kabul etmemişlerdi. Ancak sen onunla cinsel ilişki yaşayarak kendini ona &#8220;mahkum&#8221; etmiştin. Artık başkasıyla evlenme şansın yoktu! Ve sen yıllardır bu mahkumiyeti yaşıyordun. Bu mahkumiyetten kurtulma ümidi, arzusu seni terapiye getirmişti. Boşanmak istiyordun. Bunun olabileceğine dair bir ümit ve cesaret arıyordun.</span><br />
<span style="color: #000000;">Çok zorlanıyordun. Endişe, suçluluk, ümit, öfke, nefret ve diğer pek çok duyguyu aynı anda yaşıyordun. Sana söyleme imkanım olmadı ama çabanı takdir ediyordum.  Kendime de pay çıkarmıyor değildim bu  durumdan. Nicedir görüşemedik ve son durmunu bilmiyorum. Umarım kendine güzel gözlükler edinebildin, sevgi dolu gözlükler. Muhabbetle&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/terapide-aglayan-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişki terapisine bakışım nasıl?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 21:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[İnsan söz konusu olduğunda ilk hesaba katmamız gereken kavramlardan biri “ünsiyet”tir. Çünkü ünsiyet kelimesi ile insan kelimesi etimolojik(kelime köken bilimi) anlamda yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir. Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi/iliski-terapisti/" rel="attachment wp-att-874"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-874" title="ilişki terapisti" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ilişki-terapisti-150x76.jpg" alt="" width="150" height="76" /></a>İnsan söz konusu olduğunda ilk hesaba katmamız gereken kavramlardan biri <strong>“ünsiyet”</strong>tir. Çünkü ünsiyet kelimesi ile insan kelimesi etimolojik(kelime köken bilimi) anlamda yakın temas halindedirler; ikisi eş kökenlidir. Ünsiyet kelimesi içerisinde yakınlık, dostluk anlamlarını da taşır. Bu açıdan bakıldığında insan dediğimizde aynı zamanda ünsiyet sahibi bir varlığı; yani yakınlık kuran, dost olan bir varlığı da kastetmiş oluyoruz. Bu, ünsiyet oluşturmanın(yakın ilişki kurmanın) insan olarak bizim ismimizde <span id="more-20"></span>kayıtlı olduğu anlamına gelir. Ben bunu, insanın varoluşsal olarak ilişki kurmaya, yakınlık oluşturmaya mecburiyeti olarak algılıyorum: <strong>“varoluşsal ilişki ihtiyacı”</strong>. Varoluşsal ilişki ihtiyacı, insanın ancak ve ancak sahici, doyum verici, yakınlık içeren bir ilişki kurduğunda/kurabildiğinde “insan” olabileceğini ifade eder. Ünsiyet kuramayan bir varlık olarak insan, hep bir yanı eksik kalacaktır. Ünsiyet, yakınlık, ilişki insanın bu anlamda tamamlayıcı unsurlarından biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın ve erkek, eril ve dişil, anima ve animus insanlığın farklı(tamamen ayrı değil) iki yanı/yüzüdür. Bu iki yan, kendini anlamak ve tamamlanmak için kendisi dışındaki yana(eril dişile, dişil erile) ihtiyaç duyar. Bence bu da varoluşsal bir durumdur; çünkü insan böyle(farklı) yaratılmıştır. Tüm insanların eril ya da dişil olduğu bir dünyayı şu anki algımızla anlama şansımız pek yok. Dolayısıyla biz insanoğlu olarak başka bir mecburiyete daha tabiyiz: <strong>“varoluşsal öteki yan ihtiyacı”</strong>. Varoluşsal öteki yan ihtiyacı, bizim tam bir “insan” olabilmemiz için insanlığın öteki yanı ile de doyum verici bir ilişki kurmaya/kurabilmeye ihtiyacımız olduğunu dile getirir. Öteki yan/karşı cins ile doyum verici bir ilişki kurmak, öteki yana ihtiyaç duymak kendi cinsimize olan ihtiyaçtan daha fazladır. Çünkü bizde olmayanlar hem cinsimize oranla karşı cinste daha fazladır. Adem yeryüzüne inmeden önce, bulunduğu yerde kendisine bir arkadaş istemiş ve ona Havva arkadaş kılınmıştır; başka bir Adem değil!</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanoğlunun yaşadığı pek çok önemli probleme, uygun şekilde gideril(e)meyen “varoluşsal ilişki ihtiyacı” ve “varoluşsal öteki yan ihtiyacı”nın sebep olduğunu düşünüyorum. Öfkemiz, hırsımız, kavgamız, incinmişliğimiz, kırılmışlığımız, yalnızlığımız vb. bu temel insani ihtiyaçlarımızı yeterince gideremediğimiz için ortaya çıkıyor. Bu durum, doyum verici bir ilişkinin pek çok problemimize çözüm kaynağı olduğu anlamına da gelmektedir aynı zamanda. İlişki terapisi<strong> “doyum verici bir ilişki gerçekleştirmeye dönük psikoterapötik çaba”</strong>yı ifade eder. İlişki terapisi çok genel anlamda bir insani ilişkiyi çağrıştırabilir; arkadaşlık ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, gelin-kaynana ilişkisi, işçi-iş veren ilişkisi vb. Tüm insani ilişkiler için düzeltme çabası güdülebilir; ancak ilişki terapisinde kastedilen kadın ve erkek arasındaki özel, duygusal, yakın ilişkidir. İlişki terapisinde temel amaç doyum verici, tatmin edici bir kadın-erkek ilişkisi tesis etmektir. Bir ilişkinin doyum vericiliğini tarafların ilişkiden beklentileri ve ilişkiden elde ettikleri oluşturur. Beklenti ile elde edilen arasındaki fark ne kadar az ise ilişki o kadar doyum verici demektir. Bu açıdan bakıldığında her ilişki özeldir ve özneldir. Dolayısıyla tüm insanlık için katı, standart bir “ilişki terapisi hedefi” ya da “doyum verici ilişki kriterleri” belirlemek çok zordur.</p>
<p style="text-align: justify;">Her psikoterapi ekolü ve her psikoterapist belirli paradigmaları esas olarak kabul eder. Bu esaslar pratiğin/uygulamaların özünü oluşturur; uygulamalara şekil verir. İlişki terapisi ile ilgili temel paradigmalarımızı şöyle ifade edebiliriz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ İnsanın ilişkiye ihtiyacı vardır:</strong> Yazının giriş kısmında da belirtildiği üzere kadın erkek ilişkisi insanlar için bir lüks değil; varoluşsal bir ihtiyaçtır. İnsanın doyum verici bir kadın erkek ilişkisi yaşadığı oranda kendisi(ünsiyet sahibi bir insan) olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ İlişkiler insani ihtiyaçlarımızı gidermek için gerçekleştirilirler:</strong> Tüm insani eylemler bir ihtiyacı gidermeye dönük gerçekleştirilirler. Söz konusu ihtiyaçların bilincinde olup olmamamız bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla bir ilişkiden memnun olmadığımızı söylediğimizde, o ilişki içerisinde bazı temel ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı ifade ediyoruzdur. Bu temel insani ihtiyaçlarımıza dair pek çok kuramcı pek çok farklı kategorizasyon yapmıştır. Güven(insanlara ve dünyaya), sevilme, sevme, ait olma, önemsenme, kabul edilme, beğenilme, güçlü olma, doğal/spontan olma, yapabilirlik, eğlenebilme, özgür olma, hayatta anlam bulma vb. bu temel ihtiyaçlar arasında merkezi konumda yer alır. Bu ihtiyaçlar giderildiği oranda ilişki doyum verici olur. İlişki terapisi bir anlamda, ilişki içerisindeki insanların bu ihtiyaçlarını uygun yollarla gidermelerini sağlamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ İlişkiler psikolojik problemlerin oluşumunda ve sağaltımında rol alırlar:</strong> W. Glasser mutsuz insanların en büyük ortak özelliklerinden birinin, önemsedikleri bir insanla problemli ilişki yaşamaları olduğunu söylüyor. Yaşanamayan doyum verici ilişkilerin olumsuz sonuçlarını danışanlarımızda sıklıkla gözlemleyebiliyoruz. İlişkilerde aldatılma, önemsenmeme, sevilmeme, dikkate alınmama, özgürlüklerin kısıtlanması vb. insanlarda mutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık, anlamsızlık, çaresizlik gibi katlanılması zor duygular ortaya çıkartıyor. Bununla birlikte, doyum verici bir ilişkinin psikolojik ve fizyolojik sağlık üzerinde olumlu/iyileştirici etkileri olduğu yapılan araştırmalar sonucunda görülmektedir. Doyum verici bir ilişki ile birlikte insanların daha sıcak, daha anlayışlı, daha mutlu vb. olduklarını günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bu durumu bir Anadolu sözü çok güzel ifade eder: “İnsan insanın zehrini alır!” Bu bakış “İnsan insanın kurdudur!” bakışıyla taban tabana zıttır. Ortaya çıkardıkları sonuçları dikkate aldığımızda hangi yaklaşımı benimsememiz gerektiği daha bir önem kazanır!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ Problemli ilişkiler daha doyum verici hale getirilebilir:</strong> Her ilişkinin daha doyum verici hale gelme şansı her zaman vardır. Ancak buradaki temel şart ilişkiyi oluşturan tarafların bunu istiyor olmalarıdır. Genelde insanlar ilişkilerde bekleyen, isteyen rolünü üstlenirler. Her iki taraf da vermeden istediği sürece hiç bir taraf hiçbir şey elde edemez. Bu yüzden ilişki terapisinde ilk fark ettirilmeye çalışılan şey problemlerin çözümü için her iki tarafın da aktif rol almasının gerekliliğidir. Şayet kadın ve erkek “ben bu ilişkiyi daha iyi hale getirmek istiyorum” derse ilişki terapisinde yol alınabilir. W. Glasser bu durumu “çözüm dairesine girmek” şeklinde ifade eder. Terapist bu noktada, tarafların aşamadığı noktaları görmelerinde ve etkin çözüm yolları üretmelerinde kendilerine yardımcı olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ Problemli ilişkilerde her iki tarafın da rolü vardır:</strong> Pek çok insan, doyum vermeyen bir ilişkide kendini kurban olarak algılar. Tüm yaşananlarda kendisinin hiç bir etkisinin olmadığını ve olamayacağını, kötü bir kaderi yaşadığını vb. düşünür. Oysa asla unutulmalıdır ki hiçbir şey yapmamak da bir şey yapmaktır. Tabi ki kişilik bozukluğu olan bir insanla bir şekilde ilişki içinde olma ihtimalimiz vardır; ancak bu durumda bile ilişkinin oluşumunda ya da sürdürülmesinde bizim etkimiz sandığımızdan daha fazladır. Bazen de insanlar ilişkideki problemlerin çözümü için çaba sarfetmeyi, karşı tarafı değiştirmek olarak algılarlar. Oysa başkalarını değiştirme gücümüz yok; başkalarına sadece etki edebiliriz. Tutumları üzerinde kontrol sahibi olabileceğimiz sadece ve sedece kendimiziz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ İlişki terapisinin temel amacı tarafları <span style="text-decoration: underline;">“terapist eş”</span> haline getirmektir:</strong> Herkes bir ilişkiye insani ihtiyaçlarını gidermek için girer; ancak bu ihtiyaçların giderilmesi(sevilme, onaylanma, beğenilme vb.) karşı tarafın elindedir. Dolayısıyla bir ilişkinin doyum vericiliğini belirleyen şey, tarafların karşı tarafın ihtiyaçlarını ne oranda giderdikleridir. Bu noktada eşler, birer terapist rolü üstlenmelidir. Terapist olmaktan kasıt karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak ve o ihtiyaçları gidermesinde kendisine yardımcı olmaktır. Bir insana yardım etmenin, insanın “zehrini almanın” da başlı başına iyileştirici bir etkisi vardır. Her iki taraf karşısındakinin ihtiyacını gidermeye çalışırsa, iki taraf da doyum elde eder. Ancak her iki taraf da sadece beklenti içerisinde olursa hiç bir taraf hiç bir şey elde edemez. Bazen de taraflardan sadece birisi verici halde olur; bu ise uzun vadede bıkkınlık, karşılık alamama gibi problemler ortaya çıkartır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ Terapist eş olmak öğrenilebilir:</strong> İnsanlar karşı tarafın ihtiyaçlarını anlama noktasında her zaman yeterli olmayabilirler. Psikoterapist tarafların kendilerine, karşı tarafa ve ilişkilerine daha farklı ve doyum verici açılardan bakmalarına yardımcı olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>§ İlişki terapisi bir süreçtir:</strong> İnsan alışkanlıklarının çocuğudur ve alışkanlıkları değiştirmek çok zordur. Zaman zaman danışanların “Ben eşime yardımcı olmak istiyorum; ama elimden başka bir şey gelmiyor!” dediğine şahit oluyoruz. Bu çok anlaşılır bir şeydir. Çünkü insan doğduğu andan itibaren kişisel bakış açıları ve davranış kalıpları oluşturur zamanla bunlar katılaşır ve değişmezmiş gibi algılanır. Dolayısıyla değişim de uzun ve zahmetli bir süreci gerektirir. İnsan ise, doyum verici bir ilişki oluşturmak için yeni şeyler öğrenmekle, problemli bir ilişkinin alışkanlığı arasında tercih yapmak durumundadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psiikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

