0505 495 4727 info@yusufbayalan.com

İnsan söz konusu olduğunda en temel sorulardan biri, neden öyle davrandığı, tepki verdiğidir. Bir insan, belirli bir durumla karşı karşıya kalınca neden yüzlerce, belki binlerce seçenek içinden o davranışı/tepkiyi seçer. Bu sorunun birbirinden farklı; ama kendisinin dışındakilerle ilişkili, ve kuşkusuz hepsi bir miktar eksik olabilecek birçok cevabı olagelmiştir. Biz bu yazımızda bu temel soruya şema penceresinden bakmaya çalışacağız.

Her insan teki, en nihayetinde kendisini ötekilerden ayıran, nev-i şahsına münhasır bir donanımla dünyaya gelir ve bu donanım o insanı biricik ve çok özel yapar. Bu ayırt edici donanım, insan tekinin tepkilerinin spesifikliğini anlamlı kılabilecek en temel veri olarak elimizde durur; ancak sadece bu veri ile yapılacak izah son derece akim ve işlevsiz kalmak durumundadır.

Hepimiz, temel donanımımızla birlikte bir dünyaya doğarız. Bu dünya içinde, anne babamız/bize en yakın bakıcılar, etrafımızdaki insanlar, içine doğduğumuz sosyo-kültürel doku vb. yer alır. Ve bu dünya bizim ilk ve en önemli veri kaynağımız olur. Bu kaynaktan gelen veriler/bilgilerle biz kendimize, ötekilere/diğer insanlara ve dünyaya dair intiba/düşünce sahibi oluruz. Bu intibalar kendimizi, ötekileri ve dünyayı algılama ve anlamlandırma şeklimizi ifade eder.

Her insan teki, özgürlük/özünü gürleştirebilmek için bazı temel ihtiyaçlarla dünyaya gelir. En temel insani ihtiyaçlarımızı Şema Terapi şu şekilde ele alır:

  • Güvenli Bağlanma: İnsan olarak hiç de bilmediğimiz bir dünyaya doğarız. Bu yabancısı olduğumuz tehlikeli dünyada var olabilmemiz, tutunabilmemiz insanlara ve dünyaya güvenli bağlanmamızla mümkündür. Bunun içinse sevilmeye, ait hissetmeye, kabul edilmeye, onaylanmaya, ihtiyaçlarımızın giderilmesine, tehlikelere karşı desteğe vb. ihtiyaç duyarız.
  • Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik Ve Olumlu Kimlik Algısı: İstediğimiz şekilde hareket edebilmeye, bizden çok daha güçlü olan dünyada bir şeyler yapabildiğimizi hissedebilmeye; en temelde olumlu, sevilesi bir varlık olduğumuzun bize hissettirilemesine ihtiyacımız var.
  • Gereksinim Ve Duyguları İfade Özgürlüğü: Kendimizi, düşündüklerimizi, ihtiyaçlarımızı dile getirebilmeliyiz. Bir çocuk açısından bakıldığında daha da önemlisi dile getirdiklerimizin karşımzıdakiler tarfından önemsenmesi, yok sayılmamasıdır.
  • Kendiliğindenlik Ve Oyun: Hepimiz insan olarak aynı olmamızla birlikte farklı varlıklarız. Bu farklılık üstünlük ya da aşağılıkla alakalı değildir. Sadece kendimize özel olmakla ilgilidir. Kendine özgü olanı yaşamak ve oyun bir çocuğun temel ihtiyaçlarındandır. Oyun, çocuk için bir var olma biçimidir. Onun için oyun, basit bir oyun değildir!
  • Sağlıklı Sınırlar Ve Öz Denetim: Kendimize özgü olmamız içimizden her geleni(dürtülerimizi) rastgele, gelişgüzel yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Kendini ifade etmek, ortaya koymak kadar sağlıklı sınırlar da bir içocuğun(yani insanın) temel ihtiyacıdır. Dünya sadece bizim malımız değildir ve her istediğimiz her zaman yapamayız.

Söz konusu ihtiyaçları daha da açmak, genişletmek mümkün; ancak bu yazıda bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Uygun şekilde giderilmeyen her ihtiyaç ruhumuzda bir yara oluşturur; acı kaynağımız olur. Söz konusu ruh yaralarına Şema Terapide Şema adını vermekteyiz.

Şemalar Nasıl Oluşur?

Şemalar 3 temel yolla oluşurlar:

  • En temel ihtiyaçlarımızın zedeleyici seviyede engellenmesi
  • Başımızda çok zor yaşantıların geçmesi(deprem, kaza, taciz vb.
  • İyi şeylerin abartılı dercede bize sunulması

Her şema belli ihtiyacımızın uygun şekilde giderilememesine bağlıdır. Söz gelimi sahip olduğumuz bazı özellikler yüzünden eleştirilir, kabul edilmez, beğenilmezsek Kusurluluk Şeması geliştirebiliriz. Güvenmeye ihtiyaç duyduklarımız güvenimizi zedelerse, “kuşkuculuk” hayata baktığımız temel penceremiz olabilir. İyi şeylerin abartılı verilmesi bizi “haklılık şeması”yla yaralayabilir.

İnsan teki doğduğunda, kendine, ötekilere ve dünyaya ilişkin algısı/bilgisi nötrdür; ya da yoktur. İnsanda doğuştan var olan şey ise bu algıyı oluşturabilme potansiyeli ya da yeteneğidir. Dünyaya adım attığımız andan itibaren, anne memesiyle ilk temasımızdan, altımızın değiştirilme şekline; açlığımızın giderilme süresinden saçımızın okşanmasına; okuma yazmaya başlama zamanımızdan, öğretmenimizin verdiği tepkiye kadar irili ufaklı her yaşantımız bu algı oluşumuna etki eder. Kendisine şarkılar eşliğinde yemek yedirilen bir çocukla kaşığın ağzına tıkıldığı bir çocuğun kendilik algısı; öğretmeni tarafından, sırtı başı okşanan bir öğrenciyle, sürekli azar işiten bir öğrencinin başarı algısı; faunus ev ortamında yaşayan bir çocukla, arkadaşlarıyla oyun üreten bir çocuğun öteki algısı bir olamayacaktır.

İnsan yaşantısının en önemli özelliklerinden biri de, bir yaşantının sonraki yaşantılara zemin/ipucu oluşturabilmesidir. Yani insan, bir hareketinin sonucuna göre aynı duruma ait sonraki yaşantılarını şekillendirebilir. Mesela bir insan, önemsendiği, kabul edildiğini hissettiği bir ortama daha sonra tekrar katılmak isteyebilir.

Temel ihtiyaçlarımızın giderilme sürecinde oluşturduğumuz intibalarımız zamanla kalıplaşmaya başlar. Söz konusu kalıplar, bizim kendimize, ötekilere ve dünyaya ilişkin algılarımızın spesifik/bize özgü hale gelmesi ile oluşurlar. Biz artık bu kalıplarla yaşamaya devam ederiz. Bu kalıpları Jeffrey Young ŞEMA olarak isimlendirmiştir.

Şemalar için ilk söylenecek şey belki de, insan sayısı ve her insanın her şeye dair oluşturduğu kalıp kadar çok oluşlarıdır. Yani bir insanın kendine, öteki insanlara (anne, baba, dayı, sevgili, tanımadığı insanlar vb.) ve dünyaya (nesne, eşya, hayat vb) dair çok sayıda şeması olabilir. Ancak psikoterapi açısından bizi ilgilendiren daha çok, hayatımızı olumlu yönde değil olumsuz yönde etkileyen şemalardır. Young bu olumsuz şemaları erken dönem uyum bozucu şema olarak isimlendirmiş; bunun yanında yığıldıkları alanlara göre ve işlevsellik sağlama adına 18 başlık altında toplayabilmiştir. Jeffrey Young’ın tespit edebildiği 18 şema şunlardır:

1- Terk Edilme Şeması

2- Kuşkuculuk Şeması

3- Duygusal Yoksunluk Şeması

4- Kusurluluk Şeması

5- Sosyal İzolasyon Şeması

6-  Bağımlılık Şeması

7- Dayanıksızlık Şeması

8- Yapışıklık Şeması

9- Başarısızlık Şeması

10- Onay Arayıcılık Şeması

11- Boyun Eğicilik Şeması

12- Kendini Feda Etme Şeması

13- Haklılık Şeması

14- Yetersiz Özdenetim Şeması

15- Yüksek Standartlar Şeması

16- Karamsarlık Şeması

17- Duyguları Bastırma Şeması

18- Cezalandırıcılık Şeması

Şemaları bir yumak olarak düşünürsek bu yumağı, temel yaşantılar, duygu ve bedensel duyumlar ile bilişler (düşünce yapıları) oluşturur.

Şemalar zamanla, insanların olayları değerlendirmede kullandıkları bir süzgeç görevi görürler. Olaylar/durumlar bu süzgeçten geçirilip olumsuz olarak değerlendirilirler. Mesela kusurluluk şemasına sahip olan bir kimse, güzelliğine dair övgüleri, kandırıldığı şeklinde yorumlayabilir ve güzel olduğunu kabul etmeyebilir. Burdan anlaşılacağı üzre şemalar değişime karşı son derece dirençlidirler ve bu direnç yetişkinlik döneminde önceki dönemlere oranla daha fazladır. Şemalar her ne kadar insanın hayatını zorlaştırsa da olayları tanıdık hale getiriyor ve insanı belirsizlikten koruyor. İronik biçimde insan, hayatı kendisine çekilmez hale getiren şemalarını, belirsizliğe karşı bir savunma kalkanı olarak kullanabiliyor.

Şemalar durumlar/olaylar karşısında tetiklenebilirler. Mesela terk edilme şeması olan bir kadın, kocasının şehir dışına yapması gereken bir iş seyahatini, terk edildiği şeklinde yorumlayabilir; bu durumu depresyon ve panik atak şeklinde yaşayabilir.

Başa çıkma kavramı, istenmeyen bir duruma verdiğimiz tepkiyi, bir problemi çözmede kullandığımız yöntemi (uykumuz geldiğinde uyumak, üzüldüğümüzde ağlamak, endişelendiğimizde sigara içmek vb.) ifade eder. Başa çıkma tutumları işlevsel (işe yarar) olabileceği gibi işlevsiz de olabilir.

Şemalarla başa çıkmada 3 temel olumsuz tutum belirgindir. Bunlar:

Şema Teslimi, Şema Kaçınması, Şema Aşırı Telafisidir. Pek çok kişisel, özgün başa çıkma tutumu bu 3 ana (yaygın) biçimden türer.

Şema Teslimi, şemayı yaşamak, şemaya uygun tepki vermektir. Şema Kaçınması, şema ile yüzleşmemek için durumlardan, olaylardan kaçınmayı, Şema Aşırı Telafisi ise, şemadan beklenenin tam tersi, şemayı yaşamamak için verilen aşırı mücadeleyi ifade eder. Bu durum bir örnek üzerinden daha anlaşılır hale gelecektir.

Terk edilme şemasının en temel özelliği, birlikte olunan insanlara güvenememe, insanların eninde sonunda kendisini terk edeceğine inanmaktır. Terk edilme şemasının şema teslimi, evli, yabancı gibi, ilişkinin sürdürülemeyeceği eşler seçme (kişi eninde sonunda terk edilir); şema kaçınması, yakın ilişkiden uzak durma, yalnız kalma, alkoliklik vb.(kişi ilişkiye hiç girmeyip terk edilmekten kurtulmuş olur); şema aşırı telafisi ise birlikte olunan insanlara, onları uzaklaştıracak kadar aşırı yapışma (kişi karşıdakini bıktırıp uzaklaştırır ve yalnız kalır) olarak görülebilir. Fark edileceği üzere bu üç tutum da, diğer insanlarla sağlıklı bir ilişki geliştirmeye imkan tanımıyor.

Tüm insani durumlar için geçerli olabilecek şey şemalar için de geçerlidir. Her şema her insanda bulunabilir; ancak bir insanı psikoterapi yardımı almaya götüren bu şemaların hayatında, kendisini mutsuz edecek şekilde yer alması ve hayatını artık dayanılmaz hale getirmesidir.

Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler arası, yaşantısal teknikleri birleştiren bütünleştirici bir teori ve tedavi yaklaşımı olarak düşünülebilir.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, şema terapi sürecinde, bilişsel, davranışçı, kişiler arası ve yaşantısal teknikler birlikte kullanılır. Şemalara hayata bakan pencerelerimiz diyebiliriz. Bu bakıştan hareketle şema terapiyi de, hayata açılan işlevsiz pencerelerimizi önce tespit etme, tespit ettikten sonra da daha olumlu pencerelerle değiştirme süreci olarak düşünebiliriz. Şema terapide yapılan şey, kişinin hayatına olumsuz etkiyen şemaları, bu şemalarla başa çıkmada kullandığı stratejileri tespit etmek ve yerlerine daha işlevsel olanları yerleştirmede kişiye yardımcı olmaktır. Bu şekilde kişi yapıp etmeleri hakkında bir farkındalık süreci yaşar ve hayatını yeniden inşa etme şansı yakalar.

Siz de hayatınızı yeniden inşa etme ile ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle kalın.