Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki, psikolojik danışmanlık, tarifi zor kavramlardan biridir. Psikolojik danışmanlık kavramını tanımlama zorluğu, insanın ve problemlerinin çok yönlü, çok boyutlu ve karmaşık oluşuyla ilgilidir.

İnsanın gelişimine ve problemlerinin çözümüne dönük, yani hem geliştirici hem tedavi edici bir çaba olan psikolojik danışmanlık da çok boyutlu ve karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Dolayısıyla eksiksiz bir psikolojik danışmanlık tarifi yapmak neredeyse imkânsızdır.

Psikolojik Danışmanlık Tanımları

Türkiye’deki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin öncülerinden olan Hasan TAN, Psikolojik Yardım İlişkileri adlı kitabında, literatürdeki psikolojik danışma tariflerini sıralar ve sonrasında da kendi tarifini yapar.

Önce, literatürdeki tariflerin bazılarına bakalım:

  • Psikolojik danışma, iki kişinin oluşturduğu bir ortamda, kişilerden birinin kendine ve çevresine daha iyi uyum sağlama becerileri kazanmasına yardım için gerçekleştirilen bir oluşumdur. (F. P. Robinson)
  • Psikolojik danışma, terapistle olan güven verici ilişkiler sonucu, bireyin benlik yapısında ferahlama sağlandığı, daha önceleri bireyce kabul edilmeyen yaşantıların şimdi algılanmaya ve yeni bir benlik tablosu içine yerleştirilmeye başlandığı bir oluşumdur. (C. R. Rogers)
  • Psikolojik danışma, psikoterapist ile bir veya birden fazla danışan arasında, psikoterapistin, insan şahsiyetine ait sistematik bilgilere dayanan psikolojik metotlar kullanarak, danışanın ruh sağlığını geliştirmeye çalıştığı, kişiler arası ilişkilere dayalı bir oluşumdur. (C. H. Patterson)
  • Psikolojik danışma, psikolojik yardım ilişkileri konusunda yetiştirilmiş bir meslek erbabı tarafından, plan yapma, karar verme ve kişiler arası ilişkileri için yardım arayan kimsenin davranışlarını etkileyerek, o kimsede büyüyüp gelişme veya değişme sağlamak amacıyla, genel olarak insan tabiatı ve davranımına ait elimizde mevcut en son bilgi ve bulgulara dayanan, kendine özgü ilişkiler ve sözlü görüşmeler yoluyla yürütülen bir yardım hizmetidir. (R. H. Byrne)

Hasan TAN, literatürdeki psikolojik danışma tariflerinin ortak noktalarını şöyle sıralar:

  • Psikolojik danışma bir öğrenme sürecidir.
  • Bir sosyal ortamda gerçekleşir.
  • Süreçte, psikolojik danışman(lar) ve danışan(lar) olmak üzere iki taraf vardır.
  • Psikolojik danışma, meslek elemanı olan psikolojik danışmanın yaptığı bir yardımdır. Bu yardım, psikolojik yöntem ve teknikler yoluyla gerçekleşir.
  • Psikolojik danışmada amaç, danışanın kendini ve çevresini daha iyi anlayıp kabul ederek, daha etkin seçimler yapma, karar verme ve uyum gösterme yoluyla kendini gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır.

Bu çıkarımlardan sonra Hasan TAN kendi tarifini şöyle yapar:

Psikolojik danışma, psikolojik danışman(lar) ile danışan(lar)dan meydana gelen bir sosyal ortamda, danışanın büyüyüp gelişerek kendini gerçekleştirmesine ve problemlerini kendi başına çözebilecek bir olgunluk ve bağımsızlık seviyesine erişmesine yardım için, psikolojik yaklaşımlarla girişilen sistemli ve planlı bir öğrenme ve etkileşim sürecidir.

Psikolojik danışma sürecinde:

  • Bir kuru bilgi verme, öğretme veya öğüt verme yoktur.
  • Zorlama yoktur.
  • Karşılıklı saygı ve insan sıcaklığı vardır.
  • İstek ve kararlarda yetkili ve sorumlu danışandır.
  • Psikolojik danışman bir yardım edicidir. Yetişmesi ve mesleki gelişimi açısından bir bilim insanı, uygulama açısından ise sahip olduğu bilgi ve teorileri kendi tarzına uygun olarak kullanan bir sanatkârdır.

Raymond J. Corsini Modern Psikoterapiler adlı kitabında, psikolojik danışma ve psikoterapi arasında ayrım yapılamayacağını belirterek, psikoterapiyi şöyle tanımlar:

Psikoterapi iki taraf arasındaki formel etkileşim sürecidir. Genelde her iki tarafta da tek kişi vardır, ama bu kişilerin birden fazla olma olasılığı da vardır. Bu sürecin amacı, taraflardan birinin, şu hususlardan herhangi birinde veya hepsinde yaşadığı yetersizlik ya da işlev bozukluklarından kaynaklanan sıkıntının giderilmesidir: Bilişsel işlevler (düşünme bozuklukları), duygusal işlevler (acı çekme ya da duygusal rahatsızlıklar)veya davranışsal işlevler (davranışın yetersizliği). Bu etkileşimde yer alan terapistin, kişiliğin temeli, gelişmesi ve sürdürülmesi ve değişmesi konusunda bir kuramı vardır ve bu kurama uygun olan tedavi metotlarını kullanır. Ayrıca terapist olabilmek için yasal ve profesyonel onay almıştır.

Son olarak, Harold Hackney ve Sherry Cormier’in yazdığı Psikolojik Danışma İlke ve Teknikleri adlı kitaptan bir alıntı yapalım:

Amerikan psikolojik danışma derneği (American Counseling Association) tarafından 1997’de kabul edilen profesyonel psikolojik danışma tarifi şöyledir: Ruh sağlığı, psikoloji ve gelişim ilkelerinin, bilişsel, duyuşsal, davranışsal ve etkileşimsel müdahale stratejileri aracılığıyla, bireyin iyi oluşu, kişisel ve meslek gelişimi ile patoloji konularını ele alacak şekilde uygulanması.

Bu tanım normal ve gelişimsel problemlerin yanı sıra ciddi psikolojik problemleri de kapsamaktadır. Ancak bu, herhangi bir profesyonel psikolojik danışmanın her türlü soruna çözüm getireceği anlamına gelmemektedir.

Psikolojik danışma mesleği kendi içinde pek çok uzmanlık alnına ayrılmıştır. Ruh sağlığı danışmanlığı, evlilik ve aile danışmanlığı, rehabilitasyon danışmanlığı, okul danışmanlığı, kariyer danışmanlığı ve diğerleri. Her uzmanlık alanı özel terapötik beceriler gerektirir. Çünkü danışanların psikolojik yardım alabilmesi bu özel psikolojik danışma becerilerinin varlığına bağlıdır. Sözü edilen uzmanlıklarda, ilişki, iletişim, kavramsallaştırma, tanı ve müdahale becerileri gibi becerilerin yaygın olarak kullanılması söz konudur.?

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, herkesin mutabık olduğu ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir psikolojik danışma tarifi yoktur. Ancak bu durum, psikolojik danışmanlık adı altında gerçekleştirilen her eylemin profesyonel bir psikolojik danışma olduğu anlamına da gelmez.

Psikolojik Danışmanlık Nasıl Bir Süreçtir?

Psikolojik danışmanlık, günümüzde psikolojik sorunlarla başa çıkmada en çok başvurulan yöntemlerden biri haline gelmiştir. Yazının bu bölümünde, yardım alanlar, yani danışanlar açısından psikolojik danışmanlık sürecinin hangi aşamalarla gerçekleştiğini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Psikolojik Danışmanlık Yardım Süreci Aşamaları

1. Aşama: Sorunlu Bir Durumun Ya Da Kullanılmayan İmkânların Fark Edilmesi

Danışanların, psikolojik danışmanlık yardımı almalarına yol açan etkenleri iki grupta toplayabiliriz:

Karşılaşılan sorunlu durumlar: Bana göre, insan olmak sorunlu olmaktır. Dolayısıyla, yaşadığımız sürece sorunlarla karşılaşma ihtimalimiz çok yüksektir. Bu yüzden mesele, sorun yaşayıp yaşamamamız değil, o sorunlarla nasıl başa çıktığımızdır. Çok sevdiğimiz birinin kaybı, nedenini göremediğimiz korkularımız, alkol ya da madde bağımlılığımız, hayatımızı zora sokan endişelerimiz, işsiz kalışımız, sevdiğimiz biri tarafından aldatılmamız, doyum vermeyen evliliğimiz, bizi halsiz bırakan üzüntümüz vb. bizim bir şekilde başa çıkmamız gereken sorunlu durumlardır. Sorunlu durumlar bize, hayatımızda bir şeylerin ters gittiğini söyler.

Kullanılmayan potansiyel ve imkânlar: Bazen de, sorunlu durumlar ya da ters giden bir şeylerden ziyade, bir şeylerin daha iyi gitme ihtimali söz konusu olur. Bir işimiz vardır ama bizim için yeterince tatminkâr değildir. Sevdiğimiz bir eşimiz vardır ama ilişkimiz yeterince doyum vermiyordur. Hayatımızı nasıl daha anlamlı yaşayabileceğimizi sorguluyoruzdur.
Sorunlu durumlarla kullanılmayan potansiyel ve imkânlar çok net olarak birbirinden ayrılamaz aslında. Bu yüzden de pek çok danışan, hem karşı karşıya kaldığı sorunlu durumlarla başa çıkmak hem de sahip olduğu potansiyelleri kullanmak için psikolojik danışmanlık yardımı alır.

Özetle danışanlar, psikolojik danışmanlık sürecinin ilk basamağında, hayatlarında bir şeylerin ters gittiğini ve/veya bir şeylerin daha iyi olma ihtimalini düşünmeye başlarlar.

2. Aşama:  Psikolojik Danışmanlığın Bir Başa Çıkma Yolu Ya Da İmkan Olarak Kabul Edilmesi

Karşılaştığımız sorunlarla başa çıkmak ya da kendimizi geliştirmek için pek çok farklı yol deneyebiliriz. Kendi kendimize çözüm yolları düşünmek, birilerine danışmak, kitap okumak, film seyretmek, internetten araştırma yapmak bu yollardan sadece birkaçıdır. Psikolojik danışmanlık, dünyanın pek çok ülkesinde sorunlarla başa çıkma ve kendini geliştirmede çok başat bir yol olarak tercih edilmektedir. Memleketimizde ise psikolojik danışmanlık, henüz çok yeni sayılabilecek bir yardım alanıdır. Beni bu yazıyı yazmaya motive eden faktörlerdedn biri, mesleğimi daha tanınır hale getirme ihtiyacıdır aslında.

Peki, danışanlar neden sorunlarını çözmede ya da kendilerini geliştirmede bir yol olarak psikolojik danışmanlığı tercih ediyorlar?

Bu sorunun farklı cevapları olabilir. Diğer yöntemlerle yeterince sonuç alamamış olabilirler. Bir filmde, bir kitapta ya da bir internet ortamında psikolojik danışmanlığın kendi sorunlarına çözüm olduğunu görmüş olabilirler. Psikolojik danışmanlık sürecinden sonuç elde etmiş birilerinin tavsiyesine uymuş olabilirler.

3. Aşama: Psikolojik Danışman Seçim

Psikolojik danışman seçiminde dikkate alınan kıstasları genel olarak şöyle listeleyebilirim:

  • Psikolojik danışmanın eğitim geçmişi, çalışma alanları, deneyimi, kariyeri, yazdıkları, yetkinliği
  • Psikolojik danışmanın cinsiyeti, memleketi, hayata bakışı, dini inancı
  • Psikolojik danışmanın tanınırlığı, hakkında yapılan değerlendirmeler
  • Psikolojik danışmanın ses tonu, medeni durumu, çocuğunun olup olmaması, hissedilen duygusal yakınlık
  • Çalışma saatleri, ulaşım kolaylığı, ücret, ofisin konforu vb

Dikkat ettiyseniz danışanlar psikolojik danışman seçiminde birbiriyle alakalı alakasız, çok farklı noktaları hesaba katabilmektedirler.

4. Aşama: Psikolojik Danışmanlık Süreci

Bu aşamada, danışan ve psikolojik danışman (grupla psikolojik danışmanlıkta, danışanlar birden fazla olabileceği gibi danışmanlar da birden fazla olabilir) bir araya gelir. Psikolojik danışma sürecinin can alıcı aşaması tabi ki bu aşamadır. Psikolojik danışma aşamasında yapılanları çok genel olarak şöyle ifade edebiliriz:

  • Sorunun ya da geliştirilecek alanın tespit edilmesi: Bu nokta çok önemlidir. Çünkü psikolojik danışmanlık sürecinin çıkış noktası burası olacaktır. “Danışan bu süreçten ne bekliyor?”, “Danışanın ihtiyaçları nelerdir?”, “Sorunun oluşumuna ve gelişimine neler etki etmiştir?” gibi sorular bu aşamada çok önemlidir. Danışanlara bu aşamada, Hayatımda yolunda gitmeyen neler var?, ya da Hayatımda daha iyi hale getirmek istediğim neler var? gibi sorular ipucu verebilir.
  • Hedeflerin belirlenmesi: Sorunun ve/veya geliştirilecek alanın tespitinden sonra hedefler belirlenir. Psikolojik danışmanlık hedefleri, tespit edilen sorunlara ve/veya geliştirilecek alanlara paralel olarak konur. Hedefler açık, tanımlanmış, eyleme dönük, gerçekçi, kişisel ve ulaşılabilir olmak durumundadır. Mesela, “Eski sevgilimin bana geri dönmesini istiyorum.” psikolojik danışmanlık açısından uygun bir hedef değildir. Ancak, “İlişkilerimde kendimi daha iyi ifade etmek istiyorum.” bir hedef olarak belirlenebilir.
  • Hedeflere uygun yöntem ve tekniklerin kullanılması: Psikolojik danışmanlık gelişigüzel gerçekleşen bir süreç değildir. Psikolojik danışman, belirlenen hedeflere ulaşmakta danışana yardımcı olabilmek için birtakım yöntemler kullanır. Bu yöntemler, psikolojik danışmanın teorik eğilimine ve hedefin yapısına göre farklılık arz edebilir. Ama psikolojik danışma sürecinde genel anlamda, duyguları, düşünceleri, davranışları ve bedensel tepkileri anlamaya ve değiştirmeye dönük yöntemler kullanılır.

5. Aşama: Psikolojik Danışmanlık Sürecini Değerlendirme

Beşinci ve son aşamada, danışan hem kendi içinde hem de psikolojik danışmanıyla birlikte süreci değerlendirir. Süreci değerlendirirken danışanın soracağı temel sorular, “Sorunumla artık daha sağlıklı şekilde başa çıkabiliyor muyum?”, “Üzerinde çalıştığım konuda kendimi geliştirebildim mi?”, “İhtiyacım olanı elde edebildim mi?” şeklinde olacaktır. Danışan beklentilerine ulaşmış ise, süreç sağlıklı şekilde gerçekleşmiş demektir. Ancak danışan beklentilerini karşılayamamış ise ya başka bir yardım sürecine yönelecek ya da psikolojik danışmanlık yardımı almaktan vazgeçecektir.

Psikolojik danışmanlık sürecini değerlendirirken danışan çok dikkatli olmalıdır. Hedeflere ulaşmış ise, elde ettiği donanımı hayatının her alanına taşımaya çalışmalıdır. Şayet hedeflere ulaşamamış ise, bunun sebeplerini araştırmalıdır. Bu süreçte, her türlü düşünce ve duygusunu psikolojik danışmanla paylaşmalıdır.

Psikolojik danışmanlık (psikoterapi), her şeyden evvel bir değişim sürecidir, ve bu değişimin kendini birtakım davranışlarla göstermesi beklenir. Yani psikolojik danışmanlık sadece entelektüel bir süreç değildir. İyi bir danışmanlığın sonunda, kişinin hayatında birtakım somut değişikliklerin olması gerekir. Mesela düne kadar öfkesini saldırganca dilen getiren birisi, danışmanlık sonunda öfkesini kontrol edebilir hale gelmelidir. Sağlıksız ilişkilerden muzdarip birisinin danışmanlık sonunda daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesi gerekir.

Psikolojik danışmanlık, konuşma yoluyla gerçekleştirilen bir değişim sürecidir. Psikolojik danışmanlığın temel varsayımı konuşmanın, anlatmanın insana iyi geleceği, psikolojik sorunlarının çözümünde işe yarayacağı yönündedir. Tabii ki burada söz konusu edilen konuşma gelişigüzel gerçekleştirilen bir konuşma değil, psikoterapötik bir konuşmadır. Yani siz, psikolojik yardıma ihtiyaç hissederseniz bir psikolojik danışmana gidersiniz, o danışman da kendi psikolojik danışmanlık anlayışı (belirli bir kurama dayalı) çerçevesinde yaşadıklarınız üzerinde sizinle konuşur. Siz anlatırsınız, o sizi terapötik çerçevede dinler, size sorular sorar. Kendinize ve yaşadıklarınıza farklı bir çerçeveden bakmayı öğrenirsiniz. O güne kadarki tüm yaşadıklarınızı yeni bir gözle değerlendirirsiniz. Söz gelimi, kendinizde olumlu bir özellik olarak gördüğünüz aşırı fedakarlığın, aslında bir çeşit kendinizi karşınızdakilere sevdirme ve kabullendirme, onay alma amaçlı bir savunma mekanizması olduğunuzu keşfedersiniz. Bu farkındalık sizi zor duygularla karşılaştırır. Bu sefer yeni duygularınız üzerinde çalışırsınız vs.

Değişim insanoğlu açısından her zaman zor olmuştur. Psikolojik danışmanlık de bu açıdan bakıldığında zor bir süreçtir. Ben bu zorluğu danışanlarıma genelde ameliyat metaforuyla anlatıyorum. Ameliyat keyifli değil fakat hastalığımızdan kurtulmak için gereklidir. Bu yüzden biz ameliyat olurken çok zorlansak da, sonrasını hesaba kattığımız için onun zorluklarına göğüs gerebiliriz. Hoş, psikolojik danışmanlık sürecini ameliyatla kıyaslamak biraz haksızca olabilir. Çünkü danışmanlık, zorluklarıyla birlikte, farkındalığın muhteşem hazzını da beraberinde getiriyor. Yani, psikolojik danışmanlık sonlanmadan, insanlar acının yanında hazzı da yaşayabiliyorlar.

Psikolojik Danışmanlık Aletleri Nelerdir?

Danışmanlığın gelişigüzel bir konuşma olmadığını söyledik. Danışmanlık görüşmesinde, danışman ve danışan belirli konular üzerinde yoğunlaşırken tabiri caizse bazı aletlere ihtiyaç duyarlar. Bazı psikoterapi ekolleri, bu aletlerin bazılarına daha fazla önem verirken şema terapi gibi bazı ekoller de aletlerin hepsini belirli bir düzeyde kullanmaya çalışıyor. Peki bir psikolojik danışmanın alet çantasında neler olur?

  • Duygular: Duygular, psikolojik danışmanlıkta en çok üzerinde durulan yaşantılardır. Çünkü duygular en temelde, nasıl olduğumuzla ilgili bize ipucu sunan yaşantılardır. Bu yüzden psikolojik danışman sıkça, “Ne hissediyorsun?”, “O esnada ne hissettin?”, “O durum sana nasıl hissettirdi?” gibi sorular yöneltir danışanına. Burada amaç, hem danışanın dünyasında var olanı görmek ve ona göstermek, hem de duygularını fark etmesine ve ifade etmesine yardımcı olmaktır. Çünkü duyguları fark etmek ve ifade edebilmek başlı başına iyileştirici bir faktördür. Duygular doğru ya da yanlış diye değerlendirilmezler. Sadece danışanı anlamak ve danışanın pozitif değişimine yardımcı olmak için ipucu olarak kullanılırlar.
  • Düşünceler: Belirli duygulara genelde belirli yapıda düşünceler eşlik eder. Mesela, sınav konusunda ümitsiz hisseden bir öğrenci, “Muhtemelen kazanamayacağım.” şeklinde bir düşünce yapısına sahip olabilir. Düşünceler bazen gerçekçi, ya da işlevsel olmayabilirler. Bu durumda danışanın, duygularıyla ilişkisini ve gerçekçilik düzeyini fark etmesi gerekir. Düşünceleri yakalamak için, “Şu anda aklından ne geçmiş olabilir?”, “O esnada ne düşünmüş olabilirsin?”, “Bu duyguna hangi düşünce eşlik etmiş olabilir?” tarzında sorular sorulabilir. Çok ilginç bir nokta, insanlar çok zeki olsalar bile duygu ve düşünceleri hem yakalamkta hem de birbirinden ayırmakta ciddi anlamda zorlanıyorlar. Düşüncelere anıları, hayalleri ve zihinsel resimleri de dahil edebiliriz.
  • Bedensel duyumlar: Bir diğer psikolojik danışmanlık aleti bedensel duyumlardır. Danışanın hangi durumda bedeninde neler yaşadığını görmesi gerekir. Bu bedensel yaşantılarının duygu ve düşünceleriyle ilişkisini fark etmesi danışanların dünyasında yeni ufuklar açabiliyor.
    Davranışlar: Hayatımızdaki ve psikolojik danışmanlıktaki en önemli olgulardan biri de davranışlarımızdır. Günlük hayatta sergilediğimiz davranışlar bize genelde normal, doğru, sağlıklı ve alternatifsiz gibi gelir. Psikolojik danışmanlık sürecinde, hangi bağlamda hangi davranışları sergilediğimiz ve o davranışların duygu, düşünce ve bedensel duyumlarımızla ilişkisi son derece önemlidir.
  • Danışan-Danışman ilişkisi: Bazı psikolojik danışmanlık modellerinde (Mesela şema terapi) danışan ile psikolojik danışman (psikoterapist) arasındaki ilişki, hem danışanın sorununu anlamada hem de sorununun çözümünde araç olarak değerlendirilir. Bunun için, danışanın terapiste karşı duygu, düşünce ve tutumları ele alınır. Çünkü danışan, yaşam tarzını ya da hayatındaki davranış kalıplarını terapi sürecine de dahil eder. Mesela danışan, asıl sorundan uzak durmak için gereksiz konulardan bahsedebilir. Kendini açmak yerine terapistin onu anlamasını bekleyebilir. Terapisti eleştirebilir, aşağılayabilir. Kendi ihtiyaçlarından ziyade terapistin ihtiyaçlarını önemseyebilir. Bu gibi durumlar, danışanın hayatındaki “kalıpları” anlamak için psikolojik danışmana ve danışana ipucu oluşturur.
  • Anılar: Anılar, bu günkü tutumlarımızı anlamak için son derece önemlidir. Çünkü biz bu günkü davranış kalıplarımızın temelini çoğunlukla erken dönem yaşantılarımızla oluştururuz. Anıları ele almanın amacı merak gidermek değil, danışanın yaşamını şekillendiren kalıpların oluşum sürecini anlamak ve bu günkü tutumlarıyla ilişkisini ortaya koyabilmektir.
    Rüyalar: Bazı psikoterapi ekolleri, danışanın bilinçdışı yaşantısını anlamak açısından rüyalara son derece önem verir. Rüyalar özel birtakım psikoterapi teknikleriyle seanslarda değerlendirilir.

Yukarıdakilere başka maddeler de eklenebilir kuşkusuz. Bu yazının amacı okuyucunun zihninde genel bir çerçeve oluşturmak olduğu için daha fazla uzatmak istemiyorum. Ayrıca bütün bu aletlerin belirli bir psikolojik danışma kuramı çerçevesinde ele alındığını da yeniden hatırlatmak isterim.

Siz de psikolojik danışmanlık süreciyle ilgili düşünce ve yorumlarınızı yazının yorum kısmında benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.

Psikolojik danışmanlık desteği almak isterseniz (yüz yüze veya online), ön görüşme ve randevu için 0 (505) 495 4727 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

UA-36874928-1