Salı , Eylül 2 2014
Son Haberler
Anasayfa / Obsesif Kompulsif Bozukluk / Obsesif kompulsif bozukluk nedir?
Obsesif kompulsif bozukluk nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır.

Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) ve hayal, düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen, kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur.

Obsesif kompulsif bozukluk, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.

DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:

A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:

Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:

(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.

(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.

(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.

(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).

Kompulsiyonlar aşağıdakilerden(1) ve (2) ile tanımlanır:

(1). Bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler ( örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma).

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif Kompulsif Bozukluk

(2). Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurutulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.

C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boş harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.

D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir ( örneğin; bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerine düşünüp durma; Hipokondriazisin olası durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör depresif bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).

E. Bu bozukluk bir maddenin ( örneğin; kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

İçgörüsü az olan tip: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa.

Obsesyonlar

Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.

Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler:

1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler)

2- Obsesif imaj(kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar)

3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)

Obsesyon içerikleri

Okb hastalığı içerisinde çok farklı obsesyonlar ve kompulsiyonlar vardır. Bir hastada bunların sadece biri olabileceği gibi bir kaçı da aynı anda bulunabilir.

§ Bulaşma obsesyonu: Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir. Okb hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.

§ Kuşku obsesyonu: Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Okb hastalarında bulunma oranı ? . Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. “Acaba ocağı kapattım mı?”, “Acaba kappıyı kilitledim mi?” vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontroletme kompulsiyonları izler.

§ Saldırganlık obsesyonu: Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler “Acaba intihar eder miyim?”, “Ya çocuğumu bıçaklarsam?” vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.

§ Cinsel obsesyonlar: Okb içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.

§ Dinsel obsesyon: Dini ve ahlaki değerlere(Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki okb hastaları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.

§ Simetri obsesyonu: Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.

§ Somatik obsesyon: Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli(tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.

§ Biriktirme, saklama obsesyonları: Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.

§ Diğer obsesyonlar: Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.

Kompulsiyonlar

Kompulsiyonun türkçe karşılığı “zorlantı”dır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.

Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede OKB hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.

Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken(el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.

Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.

Obsesif kompulsif bozukluk hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.

Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman Obsesif kompulsif bozukluk hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için “söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.

Obsesif kompulsif bozukluk Tarihçesi ?

OKB’nin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’ de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’ da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’ in ilk kralı Saul’ ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’ in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden söz etmektedir.

1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’e göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.

Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III ‘ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide OKB anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda OKB’nin temel bir özelliği olması oynamaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirti Ve Bulguları

I- Genel görünüm ve davranış: Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuracıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.

II- Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.

III- Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.

IV- Bilişsel yetiler: Obsesif kompulsif bozukluk sahibi insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama oktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.

V- Düşünce süreci ve içeriği: Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.

VI- Hareket: Obsesif kompulsif bozukluk sahibi kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.

VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk Epidemiyolojisi (Görülme Sıklığı Ve Yaygınlığı)

OKB sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci dercede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.

Obsesif kompulsif bozukluk çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.

Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.

OKB’nin Etyolojisi (Hastalığın Oluşum Sebepleri)

OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:

Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul eidlirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.

Sosyal etkenler: Obsesif kompulsif bozukluk hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.

Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.

OKB’de Prognoz (Hastalığın Seyri)

Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.

OKB’de kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede OKB hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.

Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.

Obsesif kompulsif bozukluk Tedavisi

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapinin etkin olduğu belirtilmektedir.

Siz de Obsesif Kompulsif Bozukluk için psikolojik yardım almak isterseniz, 0 505 495 47 27′den bana ulaşabilirsiniz.

Obsesif kompulsif bozukluk nedir?
8 votes, 5.00 avg. rating (99% score)

36 yorum

  1. teşekkürler yazınıza bakılırsa herkeste az çok okb var gibi görünüyor bi psikiyatra gitmek lazım galiba tekrar teşekkürler güzel bi yazı aydınlattı

    • Zeynep hanım teşekkürler. Evet, insan olan herkeste insani sorunların da olma ihtimali var. ancak mesele bu sorunların ne düzeyde olduğu, kendi hayatımızı ve başkalarının hayatını ne kadar zorladığıdır. Muhabbetle.

  2. benim 5 yaşında kızım var prozac verildi emin değilim verme konusunda
    kızımda düzen var titiz dışarıda wc girmez elini yıkar ana sınıfında arkadaşlarıyla oynamıyor
    ne yapmalıyım

    • merhabalar. ilaç tedavisinin tek başına işe yarayabileceğini düşünmüyorum. obsesif kompulsif bozuklukta en etkili tedavinin ilaç tedavisi+psikoterapi olduğu belirtiliyor literatürde. ancak çocuklar için durumun ne olduğundan emin değilim.
      bence sadece ilaç almak yerine çocuğunuzu bahsettiğiniz sorunlarla çalışan bir çocuk psikoloğuna götürün. ilacı da kafanıza göre kesmeyin hekiminizle kafanızdaki tüm endişeleri paylaşın. muhabbetle

  3. öncelikle yazı için teşekkürler.bu yazınızın bazı bölümlerinde kendimi buldum diyebilirim.özellikle hastanın kendi kendine sayı sayması,dua etmesi bölümlerinde ve karar almada zorlanma konusunda.ben bu tür davranışların hastalık olabıleceğini tahmin edebiliyordum ama burada okuyunca ki hayretler içerisinde okudum iyice emin oldum.size şu soruyu sormak istiyorum.şimdi ben ne yapmalıyım?ayrıca size ulaşabileceğim bi e-mail adreside veririseniz sevinirm. şimden teşekkür ederim…

  4. Hocam kitap okuyamiyorum elime kitapi aldığım da adeta okutmuyor aklıma kötü kötü şeyler geliyor kelimeleri tekrar etmezsen yok söyle olcak yok böyle olcak ben de yapmamak için yemin ediyorum lakin çare yok cebellesiyorum bi kelimeyi okumak o kadar mi gerekiyo bi cümle okuyum diyorum tekrarlattiyor yemin ediyorum yapmamak için yine yapmazsan kötü hastalığa yakalanacaksn diyor yemin de edince sürekli yemin için de olunca neye yemin ettim düşüncesi çıkıyo artık dayanamıyorum

  5. Bi de hocam sürekli el yıkama eğlimi içerisin de ym dışarı çıktığım da eve gelince elimi yıkıyorum biri hapşursn sanıyorum ki üzerime hapşurdu sanıyorum eskiden çizgi üstünde yürüme vardı şimdi yine başladı bi yeri göreyim oradan gecicem diye kendimi şartlandiriyorum ordan geçmezsem kötü hastalığa yakalancam korkusu var hayatım böyle gidiyo tuvalette banyo da her yerde böyleyim kafamın içinde biri var. Terapi olayım nerde olayım ya.

  6. Hocam merhaba. Bende sosyal fobi ve okb var. Okb mi okkb mi bunu öğrenmek istiyorum. Mesela dürüst biriyken bu bana zarar verdiği için yalan söylemeye alıştırıyorum kendimi. Temiz biriyken bu kadar temizlik fazla deyip pisliğe alıştırıyorum sanki kendimi. O sebeple ben size gerçek kişilik özelliklerimi söyleyeceğim. Aslına bakarsanız dürüstüm, yalanlarla yaşamayı sevmiyorum çünkü içime sıkıntılar giriyor. Sinirli ve kaygılıyım. Hayatta hata yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Hata yaparsam, kendime çok kızıyorum. Çok mükemmeliyetçilik olmasa da mükemmeliyetçilik var, işi tam yapmak istiyorum, her şeyin kusursuz olmasını istiyorum ama bu %70 oranında. Bir şeyi istiyorsam o istediklerimin bazıları elime geçtiğinde değil hepsinin elime geçmesini istiyorum. Örneğin bir kitap alacağım ama kitabın kapağı biraz çizik bile olsa içime sıkıntı giriyor tamamen düzgün ve istediğim gibi olmalı :) Tabi saçma sapan takıntılarım da var bunu dememe gerek yok sanırım :)

    Şimdi bende OKKB mi var yoksa OKB mi var?

    • Hakan merhaba. Sadece söylediklerinden hareketle, bir tanı koymak sağlıklı olmaz. Ancak şunu söyleyebilirim ki OKB ile OKKB arasında belirti ya da senmptom farklılıklarından ziyade derece ve yoğunluk farkı olduğu söylenebilir. Ayrıca, kişilik bozukluğundanda kişi genelde sahip olduğu özellikleri bir sorun olarak görmez. Muhabbetle.

  7. mrb hocam bende bu hastalık yaklaşık çocuklugumdan beri var ama evlendikten sonra daha da arttıgını düşünüyorum sürekli kaybetme korkusyla deliricem acaba cocuklarıma bişşey olurmu başlarına allah korusun bi kaza veya kötü bişey gelirmi diye yaptıgım hareketleri yüzlerce kez tekrarlamaktan usandım gece ışıgı yüz sefer yakıp söndürmekten yataga girip yatamıyorum nefes alıp vermemmi bile etkilemiş durumda zihnimn esiri oldum lütfen yardımcı olun.ilaç kullanmak istiyorum ama aşırı kilo aldırdıgı için onada çekimser kalıyorum. şimdiden teşeşkrler yorumunz için

    • Merve Hanım merhaba. Bence psikiyatrik bir destek almalısınız. İlaç kullanımıyla ilgili endişelerinizi hekiminizle paylaşmalı, ilacınızı uygun bir şekilde reçete etmesine yardımcı olmalısınız. Bununla birlikte, psikoterapi desteği de almalısınız. Muhabbetle.

  8. slm benim takintimi bilmiyrum ama gordugum herseye dokundum saniyorum ve elimi yikiyorum temiz oldunu hissetmiyorum wc problemimde dokundum saniyorum banyo yapma hissi geliyo cok yoruyo beni piskiyatriye gittim ilac verdi en dusuk dozunu daha bi etkisi yok benim temizlikle takintim var bide bi anda sevdigim birinden igreneiiryorum ona dokunamiyorum dokundugu yerleri temizlemek istiyorum tuvalete girdigimde heryere vordugum yere dokundum saniyorum ben cok.biktim bu durumdan ders calisamiyom bu yuzden bu bir hastalik.kabul etmekte zorla.dim ama sonunda kabul ettim iglesmek istiyorum artik

    • Çiçek merhaba. Evet yaşadığın durumun psikiyatrideki karşılığı obsesif kompulsif bozukluk. Yani bir hastalık. Ancak tedavisi mümkün. Yapman gereken düzenli bir tedavi sürecinden geçmen. Obsesif kompulsif bozukluk için günümüzdeki en iyi tedavi metodu, ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte uygulanmasıdır. Dolayısıyla ilaç tedavisi ve psikoterapi desteği alırsan iyileşeceğini umuyorum. Muhabbetle.

  9. hocam benimde cinsel obsesyonum var ve evliyim eşimi cok seviyorum ama ona karşı eskisi gibi değilim eskisi gibi olabilir miyim

    • Yeşim merhaba. Geçmiş olsun. Şayet ilaç tedavisi ve psikoterapi desteği alırsan obsesyonlarından kurtulabilirsin. Muhabbetle.

    • hocam takıntı hastalığım var sürakli içimden baskasına mı ilgi duyuyorum diye düşünüyorum istemeden aklıma eşimden ayrılsam mı diye düşünceler geçiyor bu düşüncelerden kurtulmak istiyorum ama kafamdan da atamıyorum .acil cvp lütfen.

  10. Merhaba , bn 16 ysındayım 7 ysndan beri obsesyon hastasıyım. Prozac verdiler 7 yıldır ıcıyorum sonunda bıraktım hemen hmn hpsi kayboldu . Arada girinti cıkıntılar olsada. Sonra kndı kndıme lustral içmeye karar verdim. Begenmedim 1 yıldr hıc ıcmıyorum :) obsesyonum onceden simetriydi daha sonra düşüncesel olmaya basladı . O kadar şiddetliydiki beynimi bıçakla kesmek istiyordum. Şimdi yok lldular ama yeniden baslayabilir diye dusunuyorum. Cok rahatsız edici..
    Obsetiflerin zekası yuksek oluyormus ıq testi yaptıklarında görsel ıqum yuksek yani yaşıtlarıma göre yuksek cıkmısti. Bu yuksek ıqumu oluyor?? Acil cvp hocam

  11. Melda merhaba. öncelikle ilaçları gelişigüzel kullanmamanı tavsiye ederim. Kendi kendine herhangi bir ilaca başlayıp o ilacı bırakmamalısın. Rastgele kullanılan ilaçları ciddi yan etkileri olabilir.
    İkinci olarak da her obsesif kompulsif bozukluk hastasının üstün zekalı olduğunu söyleyemeyiz. Obsesif kompulsif bozukluk sadece çok zekilere özgü bir hastalık değildir. Muhabbetle.

    • Peki ben şimdi kendi kafama göre ilaca basladım hocam şimdi içeyim mi bunu? Prozac cok kotu yPTI BENİ doktora gittik devam et 8.sınıfa kadar dedi şimdi lise 2 oldum lustralı deniyorum ne yapayım içeyim değil mi?

      • Melda merhaba. Psikiyatrik ilaçları ben dahil hiç kimsenin gelişigüzel tavsiyesi ile kullanmamalısın. Mutlaka bir psikiyatristten destek almalı ve ona göre ilaç kullanmalısın. Muhabbetle.

  12. Merhabalar öncelikle yusuf bey. Prozac kullanıyorum yaklaşık 2 yıl oldu fakat kulak dolgularına son zamanlarda kulak asmaya başladım. Prozac içinde uyuşturucu madde olduğu doğru mudur? Belki fikriniz vardır, teşekkürler.

    • Merhaba. Psikiyatrik ilaçları kendi başınıza kullanmaya başlamamalısınız. Her ilacın belirli bir “ya etkisi” olabilir. Ancak bu prozacın uyuşturucu olduğu anlamına gelmez. Yaşadığınız sorunları ve endişelerinizi psikiyatristinizle görüşmeniz gerektiğini düşünüyorum. Muhabbetle.

  13. Merhaba 16 yaşındayım. Sürekli volta atıyorum ve bu günlük hayatımı olumsuz etkiliyor. Ailem mesleklerinde ve sosyal hayatlarında başarılılar ama beni yanlış yapmışlar. Volta atmanın başka bir kategoriye girme ihtimali var mı?

  14. Merhabalar. Sadece volta atmak, tek başına obsesif kompulsif bozukluk göstergesi olamaz. Obsesif kompulsif bozukluk için ayrıntılı bir değerlendirme gerekir.
    Volta atmak iç huzursuzluğunun, stresin ve endişenin de göstergesi olabilir.
    “Ailem beni yanlış yapmış ” ifadeni anlamadım açıkçası. Muhabbetle.

  15. Merhaba hocam. Bende de dini obsesyonlar var. Şu an 17 yaşındayım ve sürekli beynimi yiyor. Ne yapmalıyım? Şimdi böbreklerimden de rahatsız olduğumu öğrendim. Böbrek ilaçlarımı kullanıyorum. Aynı zamanda obsesyon ilaçlarımı da kullanamıyorum, yan etkileri kötü olur diye. Cevap bekliyorum hocam.

  16. Kaya merhaba. Bence ilaç kullanımı için doktorunla konuşmalısın. Obsesyon için de, ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi desteği almanı öneririm. Çok geçmiş olsun.

  17. mrba hocam bn 20 yaşndayım bnde cnsel takıntı vr 8 ay önce ilac kullandm dşncsl olarak takıntılarm braz azaldi ama gene calışmami engelleyecek derece ve hic gecmeyeceğini bilin altnda dracağni ve umadğm anda karşma cıkacağni sylyr bazi prof dktrlar intehri dşnyrm hocam.s

    • Arif merhaba. İlaç tedavisi ile birlikte psikoterapi desteği almanı da öneririm. Yaşadığın sorunun çözümü var. Sabır ve gayretin gerekli. Muhabbetle.

  18. hocam merabalar ben daha önce ankisiyete için 5 yıl ilaç içtim..iyiyim artık bazı şeyleri kabullendim..daha önce bende ankisiyete olan şeyler artık saçma geliyor takmıyorum..benim sormak istediğim ara sıra her zman değil daha çok bir şeye canımı sıktığımda olur.çok düşük seviyede içimden istemeden din anıldığı zaman herzaman değil dinsel öğeye küfür yada her hangi bir kelime(kötü sözcük) takılır kafama 5– 6 defa olur… 3 -4 günde bir olur yada 1 ay sonra yada 3 yıl sonra gelir kendiliğinden gider.. günlük yaşamımı etkilemiyor..herşey normal..saçma olduğunu düşündüğüm için pek takmıyorum..yinede doktora gitmem gerekirmi..

  19. Emre merhaba. Tedavi amacıyla olmasa da kendini tanımak için psikoterapi desteği almanı öneririm. Muhabbetle.

  20. Yusuf bey merhaba eşim evlendiğimiz günden itibaren örtülü olmama rağmen eve gelen tamirci usta gibi insanları yanına dahi çıkmama izin vermiyor. Gelen aile dostlarının yanında gülmem yasak konuşmam yasak senin ancak evet veya hayır kısa cümle ile konuşabilirsin diyor. Erkek akrabanın konuşmasını dinlememe bile tepkili Fikir yürütmeme tepkili. aklıma veya konuşmama tepkili Evin içindeki bakıcı kadını desteklerken yüreklendirirken beni sürekli engelledi Parasını alacağım veya bunun için evlendim düşünceleri taşıyor. Sadece gözlerinin içine sevgiyle bakıp ona hizmet etmem gerektiğini söyüyor. Birgün bir tiyatro oyunundan Bir delinin hatıra defterinden söz edecek oldum Bütün aile beni susturdu. Çevrede bayan sohbetlerine katılmam onlarla görüşmemi dahi istemiyor. İlk eşinden ayrılmış çocukları onu görmek istemiyor. Çevresindeki insanlar ne söylerse ne yaparsa sadece tartışmasız onu onaylıyor.14 aylık evliliğin ardından kimliği kişiliği elinden alınmış özgüveni yok olmuş bir insan olarak evden ayrıldım. Neden böyle sorularımı hep yanıtsız bıraktı. Karımsın önüne bak demekle yetindi. Şimdi o kimdi neden böyle oldu evliliğimi ben mi yürütemedim şeklinde bazı sorular kafama takılıyor. Zaman zaman bu sorulardan arınıyorum ama zaman zaman beni yoğun olarak meşgul ediyor. Eşimin psikolojik rahatsızlığı veya kişilik bozukluğumu vardı? ben bundan mı etkilendim? Cevap bulamadığım bu soruların tekrar tekrar aklıma gelmesi obsesyon mu. Bundan nasıl kurtulabilirim.

  21. Merhaba Nilgün Hanım. Eşinizi tanımadan onun hakkında bir yargıda bulunmam sağlıklı olmaz. Ama bahsettiğiniz özellikler, sağlıklı bir ilişki için engel olacak özellikler. Patolojik kıskançlık ve paranoya gibi özelliklerden bahsediyorsunuz. Bu özellikler kişilik bozukluğunun belirtileri olabilir. Bence kendinizi çok eleştirmeyin. Gülmenize ve konuşmanıza müsade etmeyen biriyle sağlıklı evlilik yürütmeniz mümkün değildi. Muhabbetle.

  1. Geribildirim: Beylikdüzünde Psikolog Hizmeti | Beylikdüzü Psikolojik Danışma Merkezi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>