0505 495 4727 info@yusufbayalan.com

İyi kitap nedir sizce? Bence iyi kitap, satırlarını okuduğumda içimi titreten, yazarına hayranlık duyduğum, bana dair bir şeyleri bulabildiğim, okudukça zenginleştiğimi hissettiğim kitaptır. İyi bir kitap okuduğumda bazen kendimi şöyle şeyler söylerken buluyorum: “Bunu yazan nasıl bir zihindir?”, “Bu yazarla hiç konuşmadan bile bir çayın tadını alabilirim.” vb.

Tesadüfen karşılaşmıştım Arno Gruen ismiyle. Eşimle birlikte bir alış veriş merkezinde dolaşırken, alışkanlığım üzere girdiğim bir kitapçıda gördüm onu. Çitlembik Yayınlarını da ilk kez orada gördüm. Kitaba göz gezdirdiğimde, yazının girizgahındakilere benzer şeyler yaşadım.

Bu yazıda o kitaptan, Kendine İhanet kitabından alıntılar paylaşmak istiyorum sizinle. Tabii ki paylaşacaklarım bir bütünün parçaları olacağı için, bütünün yerine geçemeyecektir. Zaten amacım, size bir tadımlık sunup sizi kitabı okumaya sevk edebilmek. Lütfen okuyup geçmeyin. Bırakın cümleler kendiliğinize dokunsun. Buyurun başlayalım.

  • Gerçek özerklik, insanın duygu ve gereksinimleriyle uyum içinde olmasıdır.
  • ….çünkü insana ait temel özellikler asla tamamen silinemez.
    Gerçek bir kendiliğe dönüşü mümkün kılan, duygudaşlık ve sevgidir.
    Hiçbir zaman baş kaldırma şansımız olmamışsa, asla kendi kendiliğimize sahip olamamak gibi bir anlamsızlığı yaşamak zorunda olmak kaderimizdir.
  • Özerkliğin yetersiz gelişimi, patolojik olanın ve sonunda insanın içindeki kötülüğün tohumu haline gelir.
  • İnsanın gelişimi esnasında iki seçenek vardır: Sevgi ve Güç
  • Benim kast ettiğim türdeki özerklik bizi hayatı sevmeye, sevince, ıstıraba, kedere, yani kısaca yaşamaya götürür.
  • Kendimizi annemizin gözlerindeki yansımada tanıdığımızı söyleyebiliriz.
  • Bir anne esas duygularını fiili olarak bastırırsa, çocuğuyla iletişim kuramayacaktır.
  • Çocuğun kendi iç dünyasından kaynaklanan gereksinimlerini anlayamayan ebeveynler, onu ileride dış dünyaya bağımlı hale getirmektedir.
  • İnsan iletişimin en yoğun ve en eski şekli empatidir.
  • Sadece başkalarının ondan istediğini yapmaktaydı, kendisi bu eylemlerde yoktu.
  • ….hayatı boyunca bir hiç olmak için uğraştığını ancak şimdi anladığını söylemişti.
  • En iyi uyum sağlayanlar aynı zamanda kendi duygularına en uzak olanlardır. Bu çelişkili yöntemle başarı, bastırılmış bir duygu dünyasını örtbas etmektedir.“Sevgilerine” bağımlı olduğumuz insanların isteklerine taviz vermeyi çok küçük yaşlarda öğrendik. Üzerinde fazla kafa dahi yormadan, özgür olmayı itaatsizlikle eş tutmayı öğrendik. …..Bunun sonucu olarak özgürlüğü korku ve endişe duygularıyla beraber hissetmekteyiz.
  • Gerçek gereksinimlerinden kopmuş insan, her şeyle savaşmak zorundadır.
  • Toplumumuzdaki gerçekten zayıf kişiler, acı çekenler değil acı çekmekten korkanlardır.
  • Yeterli bir özerklik oluşumu engellenirse, ortaya çıkan çaresizlik tarafından kamçılanan ve hasır altı edilen temel duygu öfke, ilerideki gelişimin çerçevesini oluşturacaktır.
  • Bilinçlenmenin asıl anlamı budur: Saptırılmış ve kısıtlanmış bir “gerçeklikle” uzlaşmamız için yapılan genel baskıya direnerek, kendi gerçeğimiz uğruna mücadele etmek.

Umarım bu kadarcık paylaşım bile kafanızda kitapla ve yazarla ilgili bir fikir oluşturmuştur. Şöyle bir hayalimi de paylaşmak isterim bu satırları okuyanlarla: Birkaç (belki bir) kişiyle Arno Gruen okumaları yapmak.

Son olarak kitaba şu linkten ulaşabilirsiniz. Muhabbetle kalın.