“İyi Psikolog”, mesleki okumalardan kopmadan, roman okuma arzusuyla okuduğum bir kitap oldu. Ben, “Bir kitap bazen tek bir cümle, bazen ise tek bir kelime için bile okunabilir.” düşüncesine sahip olanlardanım. “İyi Psikolog” ise bir kelime ve cümleden çok daha fazlasını vaat ediyor kanaatimce. Kitabın bendeki en olumlu etkisi, “terapi sürecinde metaforların kullanımına yaptığı vurgu” oldu diyebilirim.

Kitabın arka kapak yazısı şöyle: 

Psikolog, günlerini anksiyete hastalarını tedavi ederek, üniversitede dersler vererek ve kendi karmaşık duygusal sorunlarına bir çözüm arayarak geçirmektedir. Rutin hayat düzeni, terapilere saat dörtte gelmek isteyen yeni bir hastayı kabul etmesiyle bozulur. Söz konusu hasta, birdenbire sahne korkusu geliştiren bir striptizcidir. Seanslar devam ettikçe genç kadının acıları ile sırları açığa çıkmaya başlar ve psikolog ilk kez tarafsızlık kabuğunda çatlaklar oluştuğunu, vakanın içine çekildiğini hisseder. Özel yaşamı ile profesyonel hayatı arasındaki duvarlar incelmeye başladıkça psikolog da kendini zayıf noktalarıyla ve çözülmemiş problemleriyle yüzleşirken bulur.

Fazla uzatmadan sizi, “İyi Psikolog” kitabından altını çizdiğim satırlarla baş başa bırakayım:

  • Davranışlarımızı belirleyen, içinde bulunduğumuz durumlardır. İnsan davranışlarının sırrını çözmek isteyenler, kişilik analizine geçmeden önce içinde bulunulan koşulları incelemelidirler. Aksi halde kişilik analizleri genelde hastanın ölümüne yol açan riskli operasyonlar gibidir: tabii eğer ortada bir “hasta” varsa ve tür kişilik incelemeleri başlı başına birer hastalık değilse.
  • Hastalarını yargılamaz, onlarla rekabete girmez ve onların dertlerini sahiplenmezdi. Bu tavır onun terapiye yaklaşımının temelini oluşturuyordu ve bununla gurur duyuyordu.
  • Yardım etmek için acele eden terapistler dinlemeyi unuttukları için anlayamaz ve göremez. Kurtuluş sözünü veren ateşli terapistler, kendilerini olayın içine dahil eder ve kendi kurtuluşlarının peşine düşerler. İyi bir psikologsa her zaman mesafesini korur ve çalışmasının sonuçlarını kendini dahil etmez. Doğru mesafe, derin ve net bir bakışa olanak sağlar.
  • İyi bir psikolog, yakınlığı aile üyelerine ve sevilen evcil hayvanlara, kurtuluşuysa din görevlilerine ve aykırılara bırakır.
  • Karşısındakinin yabancılığının iyileştirici bir gücü olmasa, kim bir yabancıya en gizli sırlarını dökebilir ki?
  • İyi bir psikolog insanlar hakkında kararsız duygular taşır. Çünkü onların doğaları gereği güvenilmez olduğunu, yıkıma sebep olma, hile yapma ve aldatma potansiyelleri olduğunu bilir. İyi bir psikolog, insanların iç dünyasına tam anlamıyla ve doğrudan girmeyi bilir. Heyecanlarınıysa kendine saklamalıdır.
  • Gözyaşları, sizi çalıların arasında yatan cesede götüren kan izleridir.
  • Lastiği patlatan şeyin en olduğunu bilmeniz gerekmez, sadece deliği bulup kapatmanız gerekir. Bir hırsızı, evinize neden ve nasıl girdiğini bilmeseniz de evinizin dışına kadar kovalarsınız.
  • Bir sabah endişesiz uyanırlarsa (kaygılı kişiler), endişenin yokluğundan endişelenirler, ve onlara göre bu durum büyük bir felaketin yaklaştığının göstergesidir.
  • İyi bir psikolog hikayeyle ve kimlikle ilgilenir.
  • …Ancak bunu kanıtlamadan önce hafızanın bir isim değil bir fiil olduğunu bilmemiz gerekir. Hafıza bir oluş değil bir süreçtir.
  • Bu hem burada sınıfta hem de terapi odasında temel bir prensiptir: Anlattıklarınıza verecek bir örneğiniz yoksa bir şey anlatmıyorsunuz demektir.
  • Bırak hasta sana gelsin, asla hastadan daha fazla çaba gösterme.
  • Korku önemi bir danışman, ancak kötü bir liderdir. Tavsiyelerini dinleyebilirsiniz ama sizi yönlendirmesine izin vermemelisiniz. Cesaretse bilge bir liderdir. Onu izlemelisiniz.
  • Sorun şu ki, yanlış bir düşüncenin aklınıza girmesi, bir virüsün kanınıza girmesi gibidir.
  • Hasta söze her zaman hikayesiyle değil, mazeretiyle başlayacaktır.
  • Terapide yapmanız gereken, hastayı mazeretten alıp hikayeye, yani konu başlığından olayın kendisine yönlendirmektir. Ancak başlangıçta hastanın mazeretleri de, onun sizi test etmesine imkan sağlar.
  • Terapi bağlamında gerçeği aramak, yalanı reddetmeyi, karartmayı ya da yalandan kurtulmayı değil, derin bir kabullenişi ve anlayışı kapsar. Terapi yalandan gerçeğe, karanlıktan aydınlığa bir yolculuk değil, bunların arasındaki doğru dengeyi bulma çabasıdır. Bu yüzden yalanın değerini ve nasıl kullanılabileceğini kavramak önemlidir.
  • Çıplak gerçek, çıplak vücut gibi ürkütücü bir varlıktır ve bu nedenle genellikle üzeri örtürmelidir.
  • Dünyayla olan ilişkimiz her zaman kendimizle olan ilişkimizin bir yansıması şeklindedir.

Altını çizdiğim bazı satırları yazarken, çok da önemli noktalar olduklarını gördüm. Özellikle mesleğe yeni başlayan meslektaşlarıma kitabı okumalarını öneriyorum.

Kitabı satın almak için İyi Psikolog linkine tıklayabilirsiniz.

UA-36874928-1