Anormal Psikoloji

Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma) Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Depersonalizasyon (depersonalization) kelimesinin İngilizce-Türkçe sözlüklerdeki bazı karşılıkları şöyledir: Kişiliğini kaybetme, benlik yitimi, duyarsızlaşma, kendine yabancılaşma, kendi bedenini yanlış anlama. Bunların arasından psikiyatri literatüründeki en yaygın çevirileri ise, kendine yabancılaşma ve kişiliksizleşme olarak görüyoruz.

DSM-V (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı-V), Çözülme (Disosiyasyon) Bozuklukları ana başlığı altında Kendine Yabancılaşma/Gerçeğe Yabancılaşma alt başlığıyla, depersonalizasyon ve derealizasyonun birlikte görüldüğü bir bozukluk tanımlamaktadır. Depersonalizasyon, bu bozukluğun belirtilerinden biridir. Unutmayınız ki tanı kitapları, sadece durumları (hastalık ve/veya bozukluk) tanımlar, onları açıklamaz.

Depersonalizasyon Nedir?

Psikiyatri literatüründe, genelde depersonalizasyon ile birlikte görülen bir kavram da derealizasyondur. Derealizasyon (derealization) ise gerçekdışılaşma, gerçeğe yabancılaşma, çevreye yabancılaşma ve gerçekle ilgisiz duygular deneyimlemek gibi anlamlar taşıyor.

Önerilen Yazı: Derealizasyon nedir?

Kendine yabancılaşma (kişiliksizleşme), kişinin kendi gerçeklik duygusunu bir süre yitirmesidir. İnsanların önemli bir kısmı (neredeyse yarısı) yaşamlarında en az bir kez böyle bir deneyimi hafif biçimiyle yaşayabilirler. Özellikle de aşırı stres, uykusuzluk ve yalıtılmışlık (duyumdan yoksun kalma) durumlarında böylesi deneyimler ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyonda insanlar, kendi bedenlerinden ve zihinsel süreçlerinden kopmuşluk duygusu yaşarlar. Sanki kendi bedenlerinin ve zihinsel süreçlerinin bir gözlemcisi gibidirler. (Bu deneyim, kendini anlamaya çalışırken, duygu ve düşüncelerine uzaktan bakma ile karıştırılmamalıdır. Uzaktan bakma, kişiye bir yabancılaşma hissi yaşatmaz.)

Kendine yabancılaşma, şizofreni, borderline kişilik bozukluğu, panik bozukluğu, akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve diğer anksiyete bozukluklarında görülebilir.

Depersonalizasyon Belirtileri Nelerdir?

Depersonalizasyon işareti olabilecek bazı belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Gerçeklikten kopmuş hissetmek
  • Gerçekliğe temas edememek
  • Rüya benzeri bir durumda hissetmek
  • Gerçeğin bir parçası olamama
  • Vücudunuzun dışından kendinizi gözlemlemek
  • Rüya benzeri bir durumda hissetmek
  • Gerçek (içinde bulunulan) düşüncelerden ve duygulardan kopuk hissetmek
  • Kendi bedeninizde yabancı gibi, bedeniniz size ait değilmiş gibi hissetmek
  • Bedeninizin değişmiş gibi gelmesi
  • Sanki hayatta değilmişsiniz gibi hissetmek
  • Bir zombi, yaratık gibi hissetmek
  • Kendinizi benliksiz, duygusuz, bir robot gibi algılamak

Depersonalizasyon Belirtilerinin Bazı Özellikleri

Depersonalizasyon deneyimi nadiren olabilir, sıklıkla ortaya çıkabilir veya süresiz olarak devam edebilir.

Depersonalizasyon belirtileri, anksiyetenin diğer belirtilerinden önce, onlarla birlikte, onlardan sonra veya onlardan bağımsız bir şekilde ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyon belirtileri, öfke, kaygı, korku, yüksek stres gibi deneyimlerden önce başlayabilir, bu deneyimlere eşlik edebilir veya bu deneyimlerden sonra da görülebilir. Aynı zamanda, bunlardan bağımsız, kişinin tanımlayamadığı bir nedenle de ortaya çıkabilir.

Depersonalizasyonda ortaya çıkan duygular, hafif, orta ve şiddetli yoğunlukta olabilir. Depersonalizasyon duyguları günden güne ve / veya aniden değişebilir.

Kendine Yabancılaşma Nedenleri Nelerdir?

Tıbbi Tavsiye

“Depersonalizasyon gibi pek çok tıbbi durum, anksiyete benzeri duygu ve belirtileri tetikleyebilir. Bu yüzden, yaşadığınız deneyimleri doktorunuzla görüşmenizi öneririz. Doktorunuz, yaşadığınız belirtilerin stresle ilgili olduğuna karar verirse (endişeli olmanın yaratacağı stres dahil), buna neden olan başka bir sağlık durumunun bulunmadığından emin olabilirsiniz. Genel olarak çoğu doktor, stres ile kaygı arasındaki farkı kolayca anlayabilir ve diğer tıbbi nedenlerden kaynaklanan hislerden ve belirtilerden kolayca bahsedebilir.
Bununla birlikte, doktorunuzun teşhisi konusunda emin değilseniz, ikinci ve hatta üçüncü bir görüş almak isteyebilirsiniz. Fakat üç görüş de aynı olursa, endişe yaratan stres de dahil olmak üzere, stresin bu semptomun (depersonalizasyon deneyiminin) nedeni olduğunu ve diğer tıbbi veya biyolojik problemlerin bir parçası olmadığını kabul edebilirsiniz.”

Depersonalizasyon nedenleri ile ilgili pek çok faktörden bahsedebiliriz. Literatürde üzerinde en çok durulan 4 neden şunlardır:

1. Anksiyete ve aktif stres tepkisi

Depersonalizasyon belirtileri, aşırı dirençli stres ile ilişkili yaygın belirtilerdir. Bunlara, aşırı derecede endişeli olmanın neden olduğu sürekli stres de dahildir. Aslında, sürekli yükselen stres, örneğin stres-tepki hiper uyarımı gibi, depersonalizyonun en yaygın sebebidir.

Önerilen Yazı: Stres Nedir?

Bir tehlike algıladığımızda, acil bir eylem -yani savaşmak ya da kaçmak- hazırlığı için stres hormonları kan dolaşımına salınır. Bu hormonlar vücudun her bölgesine doğru ilerler, ve vücudumuzda fizyolojik, psikolojik ve duygusal değişikliklere neden olurlar. Bu şekilde, tehlikeye karşı vücudumuzun savunma gücü artar. Vücudumuz, acil durum için gerekli çabayı sergilerken, acil olmayan işlevleri ikici plana alabilir.

Stresin yol açtığı değişiklikler vücudun birçok bölümüyle birlikte, beyni de etkiler. Örneğin, stres hormonları normal seviyelerde olduğunda beyin, gerçeği daha sağlıklı değerlendirir, daha rahat öğrenir, aldığı bilgiyi daha sağlıklı işler, duyguları daha gerçekçi şekilde değerlendirir. Bu da, normal (gerçekçi) duygular hissetmek, normal düşünmek, ve kendimizi gerçekçi bir şekilde algılamak demektir. Ancak, bir tehlike algıladığımızda bu durum değişir. Örneğin, stres hormonu, beynin korku merkezi olan amigdalaya egemen olmaya, beynin rasyonalizasyon ve öğrenme merkezlerini bastırılmasına neden olur. Bu değişiklik tehlikeli durumlarda önceliğimiz hayatta kalmak olduğundan yaşanmaktadır. Acil müdahale mekanizmasına dahil olmayan tüm işlevler bastırılır. Böylece vücudumuz kendimizi tehdide karşı savunmak için kaynaklarını en üst düzeye çıkarabilir. Bu değişiklik acil durum hazırlığımızı geliştirirken, açık bir şekilde düşünme ve kısa vadeli bilgileri hatırlama kabiliyetimizi bozar.

Vücut, söz konusu değişikliği yapar; çünkü tehlike, savaşmak ya da kaçmak için acil eylem gerektirir . Tehlikenin ortasında, bazı şeyleri düşünmekten vazgeçmek yerine harekete geçmek daha iyi sonuç yaratır. Harekete geçmek yerine düşünmek sağlık için tehlikeli olabilir.

Unutmayın, stres tepkilerinin bu değişikliklere neden olması beklenir. Bunlar vücuttaki içgüdüsel hayatta kalma mekanizmasının bir parçasıdır. Tehlike algısı arttıkça, vücudun acil durum hazırlığı da artar. Bununla birlikte, tehlikenin geçtiğine inandığımızda, stres tepkileri sona erer ve geride kalan stres hormonları tükenir veya atılır. Sonunda vücut sakinleşir, beden ve beyin normal işleyişine geri döner.

Önerilen Yazı: Anksiyete Bozuklukları Nelerdir?

2. Stres-tepki hiper uyarımı

Kısa süreli korku yaşadığımızda, bu mekanizma (stres-tepki hiperuyarımı) iyi çalışır. Bununla birlikte, beden ve beyin nispeten çabuk iyileşebilir. Ancak, stres tepkileri çok sık ve / veya dramatik bir şekilde ortaya çıktığında, semptomların, problemlerin ve anomalilerin her çeşidinde deneyim kazanmalarına neden olabilecek yarı acil durumlara (stres tepki hiper-uyarımına) maruz kalabilirler. Depersonalizasyon belirtileri bunun bir örneğidir. Örneğin, devam eden acil hazırlık nedeniyle rasyonalize etme ve kısa süreli hafıza bastırması, beynin akılcı bir şekilde yeni bilgileri işleyebilme ve saklama kabiliyetini bozar. Sonuç olarak, normalde iyi iletişim kuran beynin alanları bunu yapmakta güçlük çeker. Bu zorluk, bilgiyi algıladığımız, işleyip depoladığımız ve nasıl hissettiğimizle, kendimiz, hayatımız ve diğer kişiler arasında nasıl bir bağlantı kurduğumuzla da alakalı olmaya başlar. Çünkü bizim rasyonalizasyon süreçlerimiz olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca duygularımız da bundan etkilenmektedir.

Bu kesişme kombinasyonu, nasıl normal düşündüğümüzden, hissettiğimizden ve hatırladığımızdan “ayrı” veya “bağımsız” olarak duyguların kökenini oluşturur. “Kendimi dışarıda yaşıyormuşum gibi hissediyorum.” cümlesi bağlantının kesilmesi deneyiminin genel bir ifadesidir.

Stres tepki hiper-uyarımından kaynaklanan “işleme zayıflığı”, bizim kendimizi depersonalize, kendimizden ve gerçekliğimizden ayrılmış hissetmemize neden olur. Rasyonalizasyon, içselleştirme ve duygusal süreçlerin bağlantısının kesilmesi, bellek, duygu ve hatta performans problemlerinin yaşanmasına neden olur Stres tepki hiper-uyarımının olumsuz etkileri nedeniyle beyin kendisiyle doğru iletişim kurmadığı için depersonalize (duyarsızlaşmış) hissediyoruz.

Bu, gerçeklikten koptuğumuz anlamına gelmez, beynimizin bilgileri doğru şekilde işlemekte zorlandığı anlamına gelir. Bu yüzden bağlantı kesiliyor gibi görünüyor. Esasen depersonalizasyon (duyarsızlaşma), aşırı stresli olma nedeniyle beynin bilgiyi sağlıklı (gerçekçi) işleyememe sorunudur.

Depersonalizasyon bir gerçeklik probleminden, bilinç probleminden veya gerçek bir akıl hastalığından kaynaklanmaz. Depersonalizasyon, stres-tepki hiper-uyarımının bir sonucudur. Çünkü stres, vücudun stres hormonu seviyesini arttırır. Endişeli kişilikler bu belirtiyi genelde yaşarlar. Bu belirti, stres ve kaygıdan kaynaklandığında, ciddi bir akıl hastalığının göstergesi değildir. Bu, sürekli artmış stresin başka bir belirtisidir. Yine, çoğu endişe verici kişilik bu belirtiyi yaşar. Aslında, korkmuş veya stresli olan birçok kişi bu belirtiyi yaşar. Normal insanlar bundan korkmazlar, oysa endişeli şahsiyetler korkar.

Vücut ve zihin birbirine sıkıca bağlıdır. Birini etkileyen, diğerini etkiler. Bu semptom, aşırı uyarılmış vücut, beyin ve sinir sisteminin garip duyumlara, duygulara ve algılamalara neden olabileceğinin başka bir örneğidir. Psikoaktif veya eğlence amaçlı kullanılan bir ilaç, kişinin zihinsel durumunu değiştirebilen kuvvetli bir etki yaratabilir.

3. Hipoventilasyon ve Hiperventilasyon

Hipoventilasyon ve Hiperventilasyon, depersonalizasyonun diğer nedenleridir. Çok derine indiğimiz zaman ve yeterli oksijen almadığımız zaman (hipoventilasyon) bu, kandaki CO2 seviyelerinin düşmesine neden olur ve bu da bir duyarsızlaşma hissi yaratabilir. Öte yandan, aşırı agresif nefes alıp aşırı oksijen almanız (hiperventilasyon), kandaki CO2 seviyelerinde bir artışa neden olabilir ve bu da bir duyarsızlaşma hissi yaratabilir.

Nefes alma sorunlarından kaynaklanan depersonalizasyon, tuhaf, hatta huzursuz edici görünse de zararsızdır. Dolayısıyla da endişeli olmaya gerek yoktur. Nefes alışverişi normalleştiğinde depersonalizasyon belirtileri de azalacaktır. Hipoventilasyon ve hiperventilasyonun neden olduğu depersonaliazsyon, tipik olarak geçici bir durumdur ve kalıcı duyarsızlaşmanın nedeni değildir.

4. İlaçların yan etkileri

Depersonalizasyon, anti-anksiyete ve antidepresan ilaçlar da dahil olmak üzere bazı ilaçların olumsuz bir yan etkisi şeklinde ortaya çıkabilir. Kendinize yabancılaşmanızın, ilacın olumsuz etkilerinden kaynaklandığına inanıyorsanız, bunu doktorunuzla görüşün.

Depersonalizasyon rahatsız edici ve düzen bozucu olsa da kendi başına zararlı değildir; veya daha ciddi bir şeyin göstergesi değildir. Bu, stres-tepki aşırı-uyarımının bir diğer belirtisidir ve bu nedenle endişe kaynağı olmamalıdır. Tüm anksiyete hissi ve semptomlarına benzer şekilde, vücudunuzun aşırı-uyarım durumuyla uğraştığınızda ve vücudunuzun iyileşmesi için yeterli zaman tanıdığınızda, depersonalizasyon azalır ve sonuç olarak kaybolur.

Bir şeyi yeniden hatırlatmakta fayda var: Pek çok insan depersonalizasyon belirtilerini belirli düzeyde yaşayabiliyor. Fakat, bazıları bu belirtileri bir felaket gibi algılayıp endişeye kapılırken, bazıları kendilerini endişeye kaptırmıyorlar. Endişeli insanlar, bu belirtilerle çok daha zor bir şekilde başa çıkabiliyorlar. Endişe, vücudun stres tepkisini harekete geçirdiğinden depersonalizasyonu şiddetlendirip semptomlarının devam etmesine neden olabilir.

Depersonalizasyon Tedavisi Nasıl Olur?

Depersonalizasyon belirtileri, endişe ve stres nedeniyle ortaya çıkarsa, kendinizi sakinleştirmeniz belirtileri ortadan kaldıracaktır. Vücudunuz aktif stres tepkisinden kurtulduğunda, depersonalizasyon belirtileri azalabilir ve normal benliğinize dönebilirsiniz. Vücudun büyük bir stres tepkisinden kurtulmasının 20 dakika veya daha fazla sürebileceğini unutmayın. Bu normaldir ve endişe kaynağı olmamalıdır.

Depersonalizasyon belirtilerine kalıcı stres neden olduğunda, vücudun iyileşmesi ve depersonalizasyon belirtilerinin ortadan kalkması uzun sürebilir. Bununla birlikte, vücut tamamen iyileştiğinde, depersonalizasyon belirtileri tamamen kaybolabilir. Bu nedenle, depersonalizasyonun endişe kaynağı olması gerekmez.

Stresinizi yöneterek, düzenli nefes alıp vererek, vücudunuzu dinlendirip rahatlatarak, depersonalizasyon belirtilerinden endişe duymayarak iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. Elbette, depersonalizasyon rahatsız edici bir deneyimdir. Ancak yine de, vücudunuz aktif stres tepkisinden ve / veya stres tepki hiperstimülasyondan (aşırı uyarılma) kurtulduğunda, depersonalizasyon duyguları tamamen kaybolur.

Faydalı kendi kendine yardım metotları için anksiyete bozukluklarında  deneyimli bir psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman veya psikoterapist ile çalışmak, endişe ve birçok belirtiyi gidermenin en etkili yoludur. Kaygıların ana nedenleri (kaygının altında yatan faktörler) ele alınıncaya kadar depersonalizasyon tekrar tekrar başa dönebilir. Kaygının altında yatan faktörlerle baş etmek, sorunlu kaygıyı gidermenin en iyi yoludur.

Psk. Danışman Yusuf Bayalan

Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı. Yetişkinlerle çalışıyor. İstanbul, Bakırköy ve Beylikdüzü'nde yüz yüze, Skype gibi programlar üzerinden de online terapi hizmeti sunuyor. Gsm: 0505 495 4727

İlgili Makaleler

30 Yorum

  1. İyi günler hocam. Ben de yürürken sanki boşlukta gibiyim. Aynaya bakınca kendimi tanımlayamıyorum. Oturuyorum, sanki ben burada yokum. Ben kimim? Annemi babamı düşünüyorum. Aklım gidecek diye çok korkuyorum. Benim sorunum depersonalizyon mu anksiyete mi?

    1. Merhaba Hazar Bey. Depersonalizasyon büyük oranda anksiyete bozukluklarının bir göstergesidir. Meseleye “O mu o mu?” şeklinde bakmak yerine, depersonalizasyon ile anksiyete arasındaki ilişki ele alınabilir.
      Yaşadığınız durumu psikiyatrik açıdan netleştirmek istiyorsanız (psikiyatrik bir tanıya ihtiyaç duyuyorsanız) bir psikiyatristle görüşebilirsiniz. Muhabbetle.

      1. Hocam aklım gidecek diye çok korkuyorum sanki kafam boşalmış tek aklım kalmış aynada kendimi tanımlayamıyom vücuduma yabancılaştım deliriyormuyum hocam sorunum depersonalizasyonmu hocam

        1. Merhaba. Yaşadığınız şeyin adı depersonalizasyon olabilir; ancak depersonalizasyon çoğunlukla bir “belirti” olarak düşünülür. Nasıl ki dişiniz ağrıdığında sorun ağrının kendisi değil de, dişinizdeki iltihap, çürük vb. ise, depersonalizasyon da sahip olduğunuz başka bir sorunun işareti olabilir. Durumu netleştirmek için, bir psikolojik yardım uzmanıyla görüşebilirsiniz. Muhabbetle.

  2. Merhaba. Ben bu durumu galiba on beş yaşımdan bu yana yaşıyorum. O vakitler anlamlandıramaz ve farkındalığını sağlayamazdım; ama son iki yıldır iki-üç ayda bir iki defa olunca (en fazla bir dakika belki daha az) delirdiğimi düşünmeye başladım. Herhangi bir vakit olabiliyor, bu belirli değil, birden hızlıca dönüyor gibi beynim; ama gözümün önünde dönen bir şey yok ve işte ondan sonra kopmaya başlıyor algım. Bedenimin içinde değilim gibi, beden bana ait değil, olmuş bir anıyı anımsıyormuşum, tamamen dışında bir bedensizim gibi, inanın tarif etmek çok zor. Ve yiten zaman kavramı, gerçeklik karışıklığı hissiyle aptallaşarak etrafıma bakıyorum, algılamak, ana geri dönmek adına. Bazen korkuyorum bu kopukluk gitmeyecek kendime gelemeyeceğim diye. Kendime gelebilmek için bir ses, düşürülen bir şeyin çıkarttığı bir ses ve hareket olması gerekiyor. Bugün en son olduğunda bunu fark ettim.

        1. Merhaba. Yazıyı tamamen okudunuz mu? Yazıda sizin için anlaşılmaz veya eksik kalan nokta neresi tam olarak? Belirtirseniz yardımcı olmaya çalışırım.

          1. Merhaba. Evet okudum; ancak söylediğim gibi bu benim için yeni bir şey değil. Eskilerden beri olduğu ve son iki yıldır sıklaştığı için ne olabileceği hakkında fikir yürütebilir hale geldim. Ama ben uzman değilim. Tam olarak bir kavram da kesinleştiremedim. O nedenle size yazdım. Ne olabileceği hakkında, fikir danışmak ve bilgilenmek adına. Yazınızda mevcut olan belirtilerden çoğunu yaşıyorum. O bölünme anı geldiğinde bir dakikadan fazla sürmüyor; bilmiyorum bazen belki, sürüyordur. Bir şeylerin yanlış gittiği algısını kaybetmiyorsunuz; ancak o an gerçek misiniz, gerçek olmayan bir rüyayı mı anımsadınız, bedeninizin içinde misiniz, ben ben miyim, gibi algılar tümüyle karışıyor. Gerçeklik diye bir şey kalmıyor; ancak buna rağmen o anların içinde bunun bir yanlışlık olabileceğini idrak edebiliyorsunuz, ya da geçtiğinde.

          2. Rabia Hanım tekrar merhaba. Yazıda, depersonalizasyonla ilgili genel bilgiler sunulmaktadır. Siz de depersonalizasyon yaşıyor olabilirsiniz; ancak herkesin deneyimi özneldir. Bu yüzden, sizin yaşadıklarınızla ilgili spesifik, size özel bir değerlendirme yapabilmem için sizinle görüşüp, yaşadıklarınızı ayrıntılı değerlendirmemiz gerekir.

            Okuduğunuz yazı kendinizi anlamak için yeterli olmadıysa, depersonalizasyonunuzu tetikleyen şeyin neler olduğunu öğrenmek ve üstesinden gelebilmek için psikoterapi (yüz yüze veya online terapi) desteği alabilirsiniz.

            Ön görüşme ve randevu için 0505 495 4727’den bana ulaşabilirsiniz. Görüşmek üzere.

  3. Bu zamana kadar okuduğum en açıklayıcı yazıydı hocam, sağolun. Ben de 3 senedir bu illetle uğraşıyorum. Nasıl büyük bir korku, kelimelerle anlatılamaz sanırım. Hele bir de anksiyete, depresyon, kaygı bozluğu, okb hepsi bir aradaysa… Peki hocam, bu ruh halinin hiç geçmediği vakalar var mı? Ölene kadar bu duygularla yaşamam değil mi? İlaçlarımı düzenli kullandığımda geçecek.

    1. Merhaba Candan Biri. Size dair pek bir şey bilmediğim için, buradan yorum yapmam çok sağlıklı olmaz. Genel olarak şu söylenebilir ki, depersonalizasyon pek çok farklı sorunun göstergesi olabilir. Psikotik birinin depersonalizasyonuyla, anksiyete yaşayan birininki aynı anlama gelmeyebilir. Bazı durumlarda, ilaçla birlikte veya ilaçsız psikoterapi desteği işe yarayabilir. Şayet 3 yıllık ilaç tedavisi almakla birlikte hala aynı sorunu yaşıyorsanız psikoterapi desteği almanızı tavsiye ederim. Muhabbetle.

  4. Depersonalizasyon icin secita diye bir ilac aldim psikiyatri doktorum verdi ama korkyorum kullanayimmi kullanmayayimmi cok fazla yan etki var anti deprasan kullaniminda sadece bir doktorum bana anksiyete dedi ama Depersonalizasyon bana daha yakin anksiyete daha agir benim yasadiklarim yaninda sizce kullanayimmi secita 5mg bana yan etkileri cok olurmu bağımlılık gibi kalıcı seyler bu anlamda korkuyorum

    1. Merhaba. İlaçlarla ilgili tüm sorularınızı, bir hekime (tıp doktoruna) sormanızı tavsiye ederim. Muhabbetle.

  5. Merhabalar Hocam ben 24 yaşındayım. Yaklaşık 2 sene öncesi bi’olay oldu. Bir kızla göz göze geldim ve o günden sonra kendimi kaybettim adeta. Depersonalizasyon belirtilerinin hepsi var bende. Başkalarının ne düşündüğü veya ne düşüneceğinden çok korkuyorum. İnsanlarla göz göze gelemiyorum. Kendimce onlardan türlü oyunlarla kaçmaya çalışıyorum. Kendimi ifade edemiyorum; 7 yaşındaki çocuktan tutun, yetmiş yaşındaki adama kadar herkesi kendimden akıllı görüyorum. Oturup arkadaşlarımla muhabbet edemiyorum; onları sıkacağımdan korkuyorum; ve sıktığımı düşünüyorum. İyice içime kapandım. O kızla bakıştığımızda bana ne olduğunu gerçekten anlamadım. 2 yıldır da böyleyim.

    1. Masal Hanım merhaba. Depersonalizasyon çoğunlukla, bir hastlık veya bozukluk değil, başka bir sorunun işareti, belirtisi olarak kabul edilir.

      Anladığım kadarıyla, söz konusu kızla göz göze gelmek, iç dünyanızda kendinizle ve diğer insanlarla ilgili bazı duygu ve düşünceleri tetikledi. Bu duygu ve düşünceler rahatsız edici, bunaltıcı özelliklere sahip olabilir. Bu bunaltının bir parçası da depersonalizasyon olabilir.

      Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla, sizde “kusurluluk (utanç) şeması” dediğimiz bir kişilik yapısı olabilir.

      Bahsettiğiniz sorunları anlamak ve onların üstesinden gelmeniz için psikoterapi, özellikle de şema terapi size yardımcı olabilir. Muhabbetle.

  6. Merhaba hocam. Bende son bir haftadır rüyadaymışım gibi bir his başladı. Son 3 yıldır da “Kalp krizi mi geçiriyorum? Felç mi oluyorum?” gibi panik hallerim vardı. Hic doktora gitmedim; ama son bir haftadır bu “rüyadayım hissi” başlayınca çok korktum; doktora gittim. Doktor bana kaygı bozukluğu teşhisi koydu; ilaç verdi, cıtoles. İki gündür ilacın yarısını kullanıyorum. “İlk bir hafta böyle kullanacaksın, ikinci hafta tam alacaksın ilacı.” dedi.
    Çok kötü günler geçiriyorum hocam. Bu “rüyada olma hissi” geçmeyecek diye çok korkuyorum. Geceleri aniden uyanıyorum; beynim donuyor; elektrik çarpma hissi gibi böyle. Yardımcı olur musunuz hocam? Geçer mi, atlatır mıyım, depersonalizasyon muyum?

    1. Merhaba Derya Hanım. Sorularınıza maddeler halinde kısa cevaplar vermeye çalışayım:
      * Anlattıklarınız, depersonalizasyon dahil, yaşadığınız yaygın anksiyete bozukluğunun belirtileri olabilir. Şayet öyle ise, depersonaliasyona, rüyada olma hissine, elektrik çarpma hissine çok fazla odaklanmayın; çünkü onlar sorun değil, birer işarettir. Ağrı gibi düşünebilirsiniz. Ağrı, bir bozukluk veya hastalık değil, bir bozukluk ve/veya hastalığın işareti olabilir. Sizin yaşantınızda da, saydıklarım bozukluk değil, yaygın anksiyete bozukluğunun işaretleri olabilir.
      * Yaşadıklarınız kendi kendine geçebilir de; yani bir zaman sonra bu belirtiler ortadan kaybolabilir de, çok uzun süre devam da edebilir. Bunu bilme şansımız yok.
      * Düzenli bir tedavi görmenizi tavsiye ederim. Tedavinin bir ayağı ilaç tedavisi, öteki ayağı ise psikoterapi olmalı. Yani, ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi desteği de almanızı tavsiye ederim.
      Muhabbetle.

  7. Hocam merhabalar. 29 yaşındayım. Yaklaşık 4 ay önce bi akşam aniden yabancılaşma hissine kapıldım. Daha önce de olurdu ama 1 dk sürmeden geçerdi. Bu sefer tam geçmedi sanki. İlk aylarda bunu fena halde kafama takmış, her aksam araştırma yapıyordum. Hatta bi donem mide bulantısı, gözümü açamama devamlı uyuma isteği seklinde geçti.

    Çok yoğun çalışıyorum, öğretmenim. Bazen derste oluyor, geçiyor ama. Akşamları daha çok korkuyorum, olacak diye. Herhangi bir panik atak, anksiyetem yoktu; ama bu süreçte iki defa uykumda ölüyorum sanıp kalp çarpıntısı ile uyandığım oldu. Tatilde gayet iyiyim; ama nasıl okul başlasa, strese girsem heyecanım gidiyor, bu hisler başlıyor. Bir saniye iyi hissetsem 2. saniye aklıma bu geliyor; yine aynı girdaba giriyorum. Başka psikolojik sorunlara neden olmasından çok korkuyorum. “Acaba bipolar oldum da haberim mi yok” gibi değişik düşüncelere kapılıyorum ve hayattan bir daha eskisi gibi zevk alamamaktan, eski halime dönememekten korkuyorum.

    Bundan nasıl kurtulabilirim, ne yapmalıyım sizce ?

    1. Merhaba Hande Hanım.

      Anlattığınız deneyimler için, yazının sonunda da belirtildiği gibi, psikoterapi desteği (yüz yüze terapi veya online terapi) alabilirsiniz. Psikoterapi ile, depersonalizasyonunuzun ne olduğunu, hangi olay ve/veya durumlar tarafından tetiklendiğini ve üstesinden nasıl gelebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

      Şayet benden psikoterapi desteği almak isterseniz, ön görüşme ve randevu için 0505 495 4727’den bana ulaşabilirsiniz.

      Muhabbetle.

  8. Merhaba Yusuf Bey. Hafif bir anksiyete durumu yaşıyorum. İlaç kullanıyorum. Anksiyete konusunda çok daha iyi bir noktaya geldim diyebilirim. Kendimi daha iyi hissediyorum; fakat 3 aydır depersonalizasyon bozukluğu yaşadığımı fark ettim. Farklı zaman dilimlerinde ortaya çıkıyor. Kendime yabancılaşma durumu 2-3 dk sürüyor. Aynı anda hem korku ve endişeyle birlikte kendini gösteriyor. Aynaya baktığımda kendi yansımamla aramda bir bağ kuramıyorum, bir kopuş ve ayrılma hissi yaşıyorum. Doktoruma bu konuyu, yaşadığım duygu durumundan bahsettim ama bu durumu fazla sorgulamamam gerektiğini söyleyip beni nöroloji bölümüne yönlendirdi. Nöroloji depersonalizasyon bozukluğuna ne gibi bir katkı sağlayabilir. Yani nöroloji bölümü bu bozuklukla ilgili bana ne gibi bir yol gösterebilir? Bunu nasıl yenmem gerektiği konusunda yardımcı olabilir mi? Bu bozukluk beyinsel farklılık veya sorunlardan kaynaklanıyor olabilir mi? Teşekkürler.

    1. Merhaba. Doktorunuzun neden böyle bir yönlendirme yaptığını bilmiyorum. Bu tür durumlarda, zihninizdeki soruları hekiminize sormanızı tavsiye ederim.

      Depersonalizasyon genel olarak bir anksiyete belirtisi olarak kabul edilir; ancak hekiminiz anlattığınız belirtilerden hareketle başka bir ihtimali düşünmüş olabilir.

      “Beyin” ile “zihin” bir madalyonun iki yüzü olarak düşünülebilir. Beynin yapısıyla ilgili bir sorun, zihinsel sorunlara pekala yol açabilir.

      Size tavsiyem, öncelikle doktorunuzun tavsiyesini dikkate alıp bir nörologla görüşmeniz; nöroloğa derdinizi psikiyatrik bir kavram (depersonalizasyon gibi) kullanmadan anlatmanız. Doktora “Bende depersonalizasyon var.” demeyin yani; “Ben şöyle, şöyle sıkıntılar yaşıyorum.” deyin.

      Yaşadıklarınızın nörolojik değil de psikolojik olduğu netleşirse psikoterapi desteği almanızı tavsiye ederim. Muhabbetle.

  9. Merhabalar.

    Ben 16 yaşındayım. 1 yıldır okuluma gittiğimde, “Burası benim okulum mu? Bunlar kim? Şu an hayatta mıyım?” gibi düşünceler içerisine giriyorum. Dersteyken “Ben buraya mı aitim?” ya da “Bu öğretmen kim?” gibi sorular beynimi kurcalıyor; ve bir süre bu etkiden çıkamıyorum. Her sesi (en az geleni bile) bulanık bir şekilde, nasıl söylesem, sanki her şey durmuş ve tüm bunları ben duyuyormuşum gibi hissediyorum.

    Neredeyse haftada bir uyku felci durumu ve yanında iç içe rüyalar görüyorum. Bu durum “yaşamadığımı” hissettiriyor; ve hatta aynaya baktığım zaman “Bu beden bana mı ait?” diye düşünmeden edemiyorum. İnsanlara bunu söylediğimde “Bana da oluyor arada ya.” diyorlar; fakat bunun daha da rahatsız edici bir durum haline gelmesinden korkmaya başladım. Sürekli olarak duygu değişimleri beni çok yoruyor.

    Bu nedir ve ne yapmalıyım? Umarım biraz yardımcı olursunuz.

    1. İrem merhaba.
      Depersonalizasyon ve/veya derealizasyon, genelde tek başına bir sorun değildirler; daha çok, yazıda da belirtildiği gibi, bazı psikolojik sorunların işareti olarak değerlendirilirler.
      Meseleye en az iki açıdan bakabiliriz:

      1- Nörolojik ve/veya psikiyatrik açı: Bu penceren bakarsak, depersonalizasyon, beynin yapısıyla ve/veya işleyişiyle ilgili bir sorun olarak görülebilir. Meseleyi bu açıdan ele alırsak bir psikiyatrist ve/veya bir nörologla görüşmemiz gerekir; onun ön gördüğü şekilde bir tedavi sürecine dahil olmamız gerekir.

      2- Psikolojik açı: Psikolojik açıdan bakarsak, depersonalizasyon, bazı psikolojik ihtiyaçlarımızın engellenmesiyle ortaya çıkan bir “sonuç” olarak değerlendirilir. Buna göre yaşadığımız şey, bazı temel psikolojik ihtiyaçlarımızın (ait olma, sevilme, güvende hissetme, kendini yaşayabilme, kendini ifade edebilme vb.) engellenmesiyle ilgili olabilir. Bu durumda da, engellenen psikolojik ihtiyaçlarımızın tespit edilmesi ve sağlıklı yollardan giderilmesi gerekir. Bunun için de, psikoterapi hizmeti sunan bir uzmanla (psikolojik danışman, psikolog, psikiyatrist gibi) görüşmemiz gerekir.

      Yazdıklarından anladığım kadarıyla, senin yaşadığın sorun, öğrenciliğin (başarı-başarısızlık vb.), okulda olan bitenler (arkadaşların ve öğretmenlerinle ilişkilerin vb.) ile ilgili olabilir. Tüm bunların sonucunda, öncelikle okulundaki rehber öğretmenle görüşmeni, sonrasında da onun yönlendirmesiyle hareket etmeni tavsiye ederim.

      Mutluluklar dilerim sana.

  10. Hocam Merhaba. Ben ekim ayında doğum yaptım; doğumdan 2 ay sonra, önce panik atak ardından yabancılaşma başladı. Kendime karşı değil de çocuğuma, eşime. Sanki bir rüyada yaşıyor, izliyor gibi oluyorum. Günlük bütün ev işlerimi yapıyorum, bebeğimle ilgilenebiliyorum; ama bu durum beni çok yoruyor. Hep de nedense akşamları oluyor; gündüz hiçbir şey yok. Yaklaşık 2 aydır bu durumdayım. Daha önceden panik bozukluğum (yükseklik,kapalı alanda daralma, araç hızlı gittiğinde korkma gibi) vardı. O dönem cipralex kullandım. 1 yıl geçmişti. Hamileliğimde de ne atak geçirdim ne de bu şekilde yabancılaşma yaşadım. Bazen “Delirdim de farkında mı değilim?” ya da “Şizofren oldum, ondan mı bunları yaşıyorum?” diyorum.

    1 ay içinde 1 psikiyatri 3 dahiliye doktoruna gittim; kan, hormon, idrar hepsine bakıldı (mr hariç); antidepresan verip yolluyorlar. Bebeğim küçük olduğunu için ilaç kullanamıyorum. En son çareyi akupunkturda, kaygılarımı azaltmakta buldum. Şu an daha çok başındayım. “Kaygılarım azaldıkça yabancılaşmanın da geçeceğini” söylüyor akupuntur doktorum. Buna ek psikoterapi faydalı olur mu hocam?

    1. Merhaba Belis Hanım.

      Hastane ortamında, psikiyatristlerin psikoterapi desteği vermeleri çok yaygın bir uygulama değil. Bunun önemli sebeplerinden biri, hasta yoğunluğu tabi ki.

      Akupunkturun kaygı üzerindeki etkisini bilmiyorum; benim ilgi alanımın dışında bir konu.

      Psikoterapi, hem kaygınızı hem depersonalizasyon deneyiminizi anlamada, hem de onların üstesinden gelmede işe yarar bir yöntem. Düzenli bir psikoterapinin size yardımcı olacağını düşünüyorum. Muhabbetle.

  11. Hocam selamlar. Ben küçüklüğümden beridir bu rahatsızlığı yaşıyorum. Yaşım 16 ve git gide artıyor. Kendimi rüyadaymışım gibi hissediyorum. Sanki gerçek hayatı yaşamıyormuşum da her şey bir rüyaymış gibi geliyor.

    Düşündükçe aklımı kaybedeceğim sanıyorum. Sanki uyuyup uyandığımda gerçek hayata dönecekmiş gibi hissediyorum.

    Sürekli huzursuzum. Dersleri anlamada çok güçlük çekiyorum. Unutkanlığım da çok fazla.

    Düşünüyorum kendimi zorluyorum “hadi geçecek” diye. O esnada başıma bir şey oluyor, kontrolümü kaybedeceğim sanıyorum. Bir anda durduk yere nabzım hızlanıyor; yatarken sanki kalbim fırlayacakmış gibi. Bu ilerlediği sırada psikiyatriste gittik, mr çekilecek dediler ona da gidemedik, öyle kaldı.

    Durduk yere kulağıma öyle çınlamalar geliyor ki; ama kulağım değil beynim çınlıyormuş gibi oluyor. Yani şuan bile nasıl desem, sanki gerçek hayatı tam anlamıyla yaşamıyorum gibi.

    Bu rahatsızlığı düşündüğümde bir anda bayılacakmış gibi hissediyorum; kendimi bayılmamak için zor tutuyorum, çok tuhaf bir şey. Psikolojim bozuk hissediyorum; durduk yere bir anda kaygı basıyor içimi. Hiçbir şey yokken huzursuzluk ve korku basıyor.

    Hocam lütfen bir cevap verin ne yapayım ben? Hayatı yaşamıyorum bildiğiniz. Bu anlattıklarım sizde neyi şüphelendiriyor bir cevap verin.

    1. Merhaba. Burada anlattıkların sadece semptom (belirti) olarak düşünülebilir. Aynı belirtiler, pek çok farklı duruma işaret edebilir. Bu yüzden, sadece burada yazdıklarından hareketle bir şeyler söylemek çok sağlıklı olmaz.

      Sana tavsiyem, senin yaş grubunla çalışan ve terapi de yapan bir psikiyatristle görüşmen, onun göstereceği yoldan gitmen. Mutluluk seninle olsun.

  12. Merhaba hocam. Ben 16 yaşındayım ve bu anlatacaklarımı neredeyse 1 senedir yaşıyorum. Hocam, zamanın çok hızlı geçtiğini hissediyorum; mesela “Birazdan gece olacak.” gibi düşüncelere kapılıyorum; ve öyle oluyor, zaman bi anda geçiyor.

    Kendimi hissedemiyorum, arkadaşlarıma ve aileme uzağım, yalnız kalmayı daha çok sevmeye basladım bu aralar; ve hep kendimle konuşuyorum.

    Geceleri uykum zor geliyor ve sabahları hiç uyanamıyorum. Bu aralar unutkanlık da başladı; 2 dakika önce yaptığım şeyi bile unuttuğum oluyor.

    Günler çok sıradan geliyor. Sanki önceden yaptığım şeyi bir daha yapıyormuşum gibi geliyor.

    Olaylara ilgim çok azaldı. Hayata olan hevesim yok; önceden ölümden çok korkan birisiydim, ama şimdi “Keşke hemen ölsem.” diye düşünüyorum. Hayattan hiç zevk almıyorum hocam. Hiçbir şey umrumda olmuyor. Sınava gireceğimi biliyorum; çalışmam gerektiğini de biliyorum; ama zaman çok hızlı geçiyor ve ben çalışma kağıtlarına öylece bakıyorum. Sınav vakitleri de önümdeki kağıt normal bi şeymis gibi geliyor, sıradan geliyor yani.

    Anlamıyorum hocam. Her zaman kendimle konuşuyorum; hani tek dostum benmişim gibi.

    Gündüzleri çok yorgun hissediyorum; ama geceleri enerji geliyor, uykum gidiyor, gece uyumak hariç her şeyi yapasım geliyor.

    Ben kimim gibi sorular soruyorum kendime. Kimsenin umurunda olmadığımı düşünüyorum. Ailemin benim ailem olmadığını, her şeyin kurgu olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımın sahte olduğunu düşünüyorum.

    Bir türlü kendime gelemiyorum hocam, ruh gibi geziyorum ortada. Bedenim benim değilmiş gibi geliyor. Bilmiyorum hocam. Sizce neyin belirtileri olabilir? Doktora ya da psikiyatriste gitmeli miyim ?

    1. Merhaba Furkan. Anlattıkların pek çok psikolojik durumun belirtisi olabilir; bu yüzden, sana tavsiyem, senin yaş grubunla çalışan ve psikoterapi desteği de sunan bir psikiyatristle görüşmen. Mutluluklar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Call Now ButtonRandevu İçin Tıklayın
Kapalı
Kapalı