<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yusuf BAYALAN &#187; Psikolojik Sorunlar</title>
	<atom:link href="http://yusufbayalan.com/category/psikolojik-sorunlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufbayalan.com</link>
	<description>Psikolojik Danışman; Çift, Evlilik ve Aile Danışmanı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 13:53:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sosyal fobi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 13:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir. İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=290" rel="attachment wp-att-290"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-290" title="SOSYAL FOBİ" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/SOSYAL-FOBİ1-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></a>İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: <strong>sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete(kaygı, bunaltı) bozukluğudur.<span id="more-289"></span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın tarihlerda yapılan bazı göden geçirme çalışmaları sosyal fobide 3 önemli noktanın altını çizmektedir: 1- Sosyal fobi ruhsal bozukluklar içinde en yaygın olanlardan biridir 2- Utangaçlıktan daha aşırı bir durumdur ve neden olduğu sonuçlar bakımından tahmin edilenden daha ciddi bir bozukluktur. 3- Sosyal anksiyetesi olanların sadece küçük bir bölümü tedaviye başvurmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde yaygın olarak kullanılan tanı sınıflama sistemi DSM-IV-TR’ye göre sosyal fobi kriterleri şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">A. Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği bir durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma. Kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar (ya da anksiyete belirtileri gösterir.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete(kaygı, bunaltı) doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen “panik atağı” biçimini alabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">C. Kişi korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D. Korkulan toplumsal ya da bireysel eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">E. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlarda sıkıntı duyma, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">F. 18 yaşının altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">G. Korku ya da kaçınma, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. Agorafobi ile Birlikte ya da Olmadan Panik Bozukluğu, Ayrılma Anksiyetesi bozukluğu, Vücut Dismorfik Bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ya da şizoid Kişilik Bozukluğu).</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">H. Genel tıbbi bir durum ya da başka bir mental bozukluk varsa bile A tan ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir, örn. Korku, kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme ya da anoreksiya nervoza ya da bulimia nervozadaki yemek yeme davranışı ile ilişkili değildir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobinin ortaya çıktığı durumlara dönük yapılan çalışmalarda, dört kategori belirtilmiştir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- En çok kaygı yaratan durumlar, bir toplantıda konuşma yapmak, dinleyicilere bir sunum yapmak gibi esmi etkileşimlerdir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Partiye, toplantılara gitme, tanıdık olmayanlarla toplantılara katılma gibi resmi olmayan konuşma ve etkileşimler ikinci sırada yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Üçüncü kategoride itiraz etme, bir malı iade etme, ısrarlı satıcıların baskısına direnç gösterme gibi girişken etkileşimlerin gerektiği durumlar yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Dörüncü düzeyde sosyal kaygı yaratan durumlar ise başkalarının gözü önünde çalışmak, yemek yemek ya da yazmak gibi durumlardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobik insanların düşük öz güvene sahip oldukları düşünülebilir. Onlar başkalarının düşünce ve değerlendirmelerini abartma eğilimindedirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk toplumunda sosyal ortamlarda çekingen tutumlara sahip olma yaygın bir durum olarak göze çarpabilir. Her çekingen tutum sosyal fobiyi işaret etmez. Sosya fobinin tanı olarak ifade edilebilmesi için yukarıda sayılan tanı kriterlerinin karşılanması gerekir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aydın Arsu, “Ergenlerde Sosyal Anksiyete Belirtilerini Azaltmaya Yönelik Bilişsel-Davranışçı Bir Müdahale Programının Etkililiğinin Değerlendirilmesi”, (Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi), İzmir, 2006</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif kompulsif bozukluk nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 17:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=206" rel="attachment wp-att-206"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-206" title="obsesif kompulsif bozukluk" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/fff-150x114.png" alt="" width="150" height="114" /></a>Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.<span id="more-204"></span></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.</span><br />
<span style="color: #000000;"><a name="more"></a></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonlar aşağıdakilerden(1) ve (2) ile tanımlanır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(1). Bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler ( örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(2). Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurutulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boş harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir ( örneğin; bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerine düşünüp durma; Hipokondriazisin olası durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör depresif bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">E. Bu bozukluk bir maddenin ( örneğin; kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">İçgörüsü az olan tip: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Obsesyonlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler:</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler)</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">2- Obsesif imaj(kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar)</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Obsesyon içerikleri</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Okb hastalığı içerisinde çok farklı obsesyonlar ve kompulsiyonlar vardır. Bir hastada bunların sadece biri olabileceği gibi bir kaçı da aynı anda bulunabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Bulaşma obsesyonu:</strong> Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir. Okb hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Kuşku obsesyonu:</strong> Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Okb hastalarında bulunma oranı ? . Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. “Acaba ocağı kapattım mı?”, “Acaba kappıyı kilitledim mi?” vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontroletme kompulsiyonları izler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Saldırganlık obsesyonu:</strong> Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler “Acaba intihar eder miyim?”, “Ya çocuğumu bıçaklarsam?” vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Cinsel obsesyonlar:</strong> Okb içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Dinsel obsesyon:</strong> Dini ve ahlaki değerlere(Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki okb hastakları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Simetri obsesyonu:</strong> Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Somatik obsesyon:</strong> Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli(tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Biriktirme, saklama obsesyonları:</strong> Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Diğer obsesyonlar:</strong> Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Kompulsiyonlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonun türkçe karşılığı “zorlantı”dır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede OKB hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken(el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman OKB hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için “söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Tarihçesi ?</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’ de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’ da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’ in ilk kralı Saul’ ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’ in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden sözetmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’e göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III ‘ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide OKB anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda OKB’nin temel bir özelliği olması oynamaktadır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Belirti Ve Bulguları</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>I- Genel görünüm ve davranış:</strong> Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuracıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>II- Konuşma ve ilişki kurma:</strong> Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>III- Duygulanım:</strong> Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>IV- Bilişsel yetiler:</strong> Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama oktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>V- Düşünce süreci ve içeriği:</strong> Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>VI- Hareket:</strong> Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler:</strong> Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Epidemiyolojisi(Görülme Sıklığı Ve Yaygınlığı)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci dercede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Etyolojisi(Hastalığın Oluşum Sebepleri)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul eidlirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’de Prognoz (Hastalığın Seyri)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’de kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede OKB hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Tedavisi</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı tedavinin etkin olduğu belirtilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozuklukta agorafobi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri, beklenti anksiyetesi/kaygısı denilen, aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir. Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=201" rel="attachment wp-att-201"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-201" title="panik atak nedir?" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/agorafobi-150x108.jpg" alt="" width="150" height="108" /></span></a>Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri,<strong> beklenti anksiyetesi/kaygısı </strong>denilen, <strong>aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme</strong> halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak algılanabilmektedir. Oysa agorafobisi olanların çok azı açık alanlarda bulunmaktan endişe eder ve çok ağır agorafobisi olanlar evden dışarı çıkmaya endişe ederler.<span id="more-200"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Agorafobi</strong>, <em>bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, <strong>yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma</strong></em><strong>k</strong>’tır. Agorafobisi olanların tipik olarak kaçındıkları ortamlardan bazıları şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kalabalık yerler:</strong> Süpermarket, sinema, tiyatro, spor merkezleri, cami vb. yerlerden korkulur. Ya bu ortamlardan uzak durulur ya da mümkünse panik atak esnasında en kolay uzaklaşılabilecek yerlerde(kapıya yakın gibi) durulur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler:</strong> Tüneller, metrolar, asansörler, uçaklar, otobüsler, dar odalar, uzun kuyruklarda bulunmaktan uzak durulmaya çalışılır. Çok mecburi durumlarda yanında birilerinin bulundurulmasına çalışılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Araba kullanma:</strong> Yardım almanın zorlaşabileceğine inanılan durumlarda araba kullanılmaktan kaçınılır. Uzun yollar ve köprüler, karışık trafikten uzak durulmaya çalışıldığı gibi yolcu olmakta da zorluk çekilebilir. Çok mecbur hissettiği durumlarda kişi kendi arabasını sürmesi için bir arkadaşından yardım isteyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evden uzakta olma:</strong> Bazıları için evden uzaklaşmak bir güvensizlik olarak algılanır. Bu durumda kişi evden uzaklaşmamaya çalışır. Nadiren de evden hiç çıkılmaz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Tek başına olma:</strong> Bazı panik atak geçiren kişiler hiçbir şekilde yalnız kalmak istemezler ve sürekli birileri(bu kişiye <strong>baston eş</strong> de denir)nin yanında olmasını isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobinin en önemli sonucu, kişinin günlük hayatında ve iş hayatında yıkıcılığa yol açmasıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, yoğunluk açısından değişkenlik gösterir. Söz gelimi bazıları sadece uzun uçak yolculuklarından uzak durmaya çalışırken bazıları ise evin dışına bile cesaret edemezler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Kaygılarımız Korkularımız, Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, HYB Yayıncılık, Ankara, 2011</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozukluğu belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:49:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir: Genel görünüm ve dışa vuran davranış: Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur. Konuşma ve ilişki kurma: Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=197" rel="attachment wp-att-197"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-197" title="panik atak" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/panik-atak1-117x150.jpg" alt="panik atak nedir" width="117" height="150" /></a>Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir:</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Genel görünüm ve dışa vuran davranış:</strong> Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Konuşma ve ilişki kurma:</strong> Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek isteyebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Duygulanım</strong>: Panik nöbeti esnasında kişide ileri derecede korku söz konusudur. Panik nöbeti dışında, paniğin tekrar yaşanmasına dönük bir beklenti korkusu yaşanabilir. En önemli korku delirme, çıldırma, kontrolü kaybetme ya da ölüm korkusudur.<span id="more-193"></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Bişişsel yetiler</strong>: Panik nöbetleri dışında hastanın yöneliminde, algılamasında, ya da diğer bilişsel yetilerinde problem yoktur. Ancak panik esnasında çevreyi tanıyamama, algı bozukluğu varmış gibi bir durum ortaya çıkabilir. Hasta şaşkınlık içinde olabilir; çevresini ve kendini değişmiş olarak algılayabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Düşünce süreci ve içeriği:</strong> Nöbet dışında hastanın düşünce sürecinde problem olmaz. Panik esnasında, kontrolü kaybetme, çıldırma, ölme düşünceleri ortaya çıkabilir. Ataklardan sonra da aynı yaşantnın tekrar olabileceğine dair düşünceler ortaya çıkabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Fizik ve fizyolojik belirtiler:</strong> Panik dışında bir anormalilk yoktur. Panik esnasında çarpıntı, yüz kızarması ya da solması, terleme, üşüme, kılların diken diken olması, göğüste sıkışma, soluk almıyor hisetme, solunum sıklaşması, baş dönmesi, bulantı, el ve ayaklarda uyuşma, sık idrara çıkma, kan basıncının yükselmesi, sıcak-soğuk basması, baygınlık duygusu yaşanabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Öztürk M. Orhan, Ruh Sağlığı Ve Bozuklukları, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 2001</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozukluğu nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete(bunaltı, kaygı) nöbetidir. DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak isimlendirilebilmesi için şu 14 maddeden 4 ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=188" rel="attachment wp-att-188"><img class="alignleft size-full wp-image-188" title="panik atak nedir" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/ERTYJUV.bmp" alt="panik atak" /></a>Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete(bunaltı, kaygı) nöbetidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak isimlendirilebilmesi için şu 14 maddeden 4 ya da daha fazlasının gerçekleşmiş olması gerekmektedir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Terleme</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Titreme ya da sarsılma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları<span id="more-185"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5- Soluğun kesilmesi</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7- Bulantı ya da karın ağrısı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">9- Gerçekdışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma duyumu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">10- Uyuşma ya da karıncalanma duyumları</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">11- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">12- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">13- Ölüm korkusu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak sırasında kişi ne kadar çok belirti yaşarsa ve bu belirtiler ne kadar yoğun olursa, kişi kendini o denli bitkin ve yılgın hisseder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. Koşma, duygusal travma, alkol gibi her hangi ibr durum panik atağı tetikleyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik ataklar aniden başlar ve belirtiler 10 dakika gibi bir sürede zirve noktasına ulaşabilir; birkaç dakikadan bir saate dek sürebilir. Saatlerce ya da günlerce sürdüğü söylenen ataklar ise tek atağı değil birden fazla atağın olduğunu gösterebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atakta en önemli belirti çıldırma, kontrolünü kaybetme ya da ölüm korkusudur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atakta, anksiyete(kaygı, bunaltı)nin fizyolojik belirtileri(kalp çarpıntısı, terleme vb.) yoğun olarak görülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak yaşayan insanlar bulundukları yeri terketme, yardım arama davranışı gösterebilirler. Panik atak yaşantısından sonra, atağın tekrarlanacağı korkusu yaşanabilir ki buna “beklenti anksiyetesi” denir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak bazen kişinin kaçması ya da yardım alması güç bir durumda ortaya çıkar ve kişi bu durumdan kaçınmaya çalışır. Bu yüzden evden çıkmamaya, kalabalıklara girmemeye, köprüden geçmemeye, yalnız kalmamaya vb. çalışabilir. Bu duruma “agorafobili panik atak” denir. Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atağa aynı zamanda depresyon da eşlik edebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak yaşantısı öznel bir yaşantıdır; dolayısıyla panik atak yaşayan herkes bu durumu farklı ifade edebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik bozukluktaki en önemli nokta, kişinin yaşadığı korkuların “gerçekçi olmaması”dır. Yani kişi gerçekten bir kalp krizi de geçirebilir; ya da farklı sebeplerden dolayı bayılabilir. Bu yüzden tıbbi tetkikler sonucunda başkaca bir tıbbi bulgu yoksa panik atak düşünülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynaklar:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Köroğlu Ertuğrul, Panik Bozukluğu, Ankara, HYB Yayıncılık, 2006</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyonun belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:28:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Genel görünüm ve davranış: Depresif bir kişide genel olarak yüz çizgileri belirgin, alın çizgileri derinleşmiş, omuzlar çökük, yüz üzüntülü ve az bakımlı bir görünüm vardır. Hareketler yavaşlamıştır. Durgunluk göze çarpar ve bazı kişilerde çok uzun süre yatakta yatma görülebilir. Bazı durumlarda da çok sıkıntılı bir görünüme yerinde duramama, ileri geri yürüme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><strong><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=108" rel="attachment wp-att-108"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-108" title="depresyonun belirtileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/DWE-99x150.jpg" alt="depresyon" width="99" height="150" /></a>Genel görünüm ve davranış:</strong> Depresif bir kişide genel olarak yüz çizgileri belirgin, alın çizgileri derinleşmiş, omuzlar çökük, yüz üzüntülü ve az bakımlı bir görünüm vardır. Hareketler yavaşlamıştır. Durgunluk göze çarpar ve bazı kişilerde çok uzun süre yatakta yatma görülebilir. Bazı durumlarda da çok sıkıntılı bir görünüme yerinde duramama, ileri geri yürüme görülebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"> <strong style="color: #000000;">Konuşma ve insanlarla ilişki kurma:</strong> Depresif kişiler genelde alçak sesli ve yavaş konuşur. Bu kişilerden yanıt almak çok zor olabilir. İleri düzeyde depresyonda hiç konuşmama(mutizm) görülebilir. Hafif ve orta<span id="more-107"></span> düzeyde depresyon yaşayanlar etrafıyla ilişki kurabilir; ancak ileri düzeyde depresyonda olanlar etrafındaki insanlarla ilişki kuramayabilirler. Bunlar ayrıca ilgisiz, duygusuz bir görünüm arzedebilirler.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">Duygulanım(Duygusal Tepkide Bulunma):</strong> Depresif kişiler genel bir keyfsizlikten ağır bir üzüntüye kadar değişen bir duygu yelpazesinde yer alabilirler. Üzüntüye bunaltı(anksiyete), tedirginlik ve öfke eşDelik edebilir. Bazı depresif kişilerde sabah bunaltısı çok belirgin ve ağırdır. Hayattan zevk alamama, anlamsızlık, isteksizlik, ilgisizlik önemli depresif göstergelerdir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Bilişsel Yetiler(Zihinsel Özellikler):</strong> Depresyondaki kişilerde genelde bilin açıktır; çok ağır durumlarda bilinç bulanıklığı söz konusu olabilir. Genellikle algı bozukluğu olmaz Unutkanlık sık karşılaşılan bir durumdur. Burdaki unutkanlık ağır üzüntü, sıkıntı ve dikkat azalmasına bağlıdır. Bu unutkanlık, randevu, yemek pişirme gibi günlük işlerde kendini gösterir. Çökkünlük iyileşince unutkanlık düzelir. Depresif kişiler yer, zaman ve kişileri doğru algılamakta sıkıntı çekmezler; ancak zaman onlar için çok zor geçer ve çok uzun olur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Düşünce Akımı Ve İçeriği:</strong> Depresif kişilerin düşünceleri yavaş olur. Bu düşünce yavaşlamasına hareketlerdeki yavaşlama da eşlik eder. Hastalar düşüncelerini yavaşça ve düşük bir ses tonuyla dile getitirirler. Depresyondaki hastaların düşüncelerinin en belirgin özelliği “kaybetme” üzerine odaklanmaktır. Hasta her şeye kaybetmiş penceresinden bakar. O öz güvenini, kendine saygısını, yaşamın anlamını, ümidini vb. kaybetmiş olarak algılar. Çaresizlik, ümitsizlik, kendini suçlama düşünceleri hastada egemendir. Ona göre kendi olumsuz birisidir, geçmiş kötü yaşanmıştır ve gelecek de kötü olacaktır. Bu olumsuz bakış açıları ileri düzeyde olduğunda kişi intihara yönelebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Devinim(Psikomotor hareketler):</strong> Ruhsal süreçlerdeki yavaşlamaya hareketlerdeki yavaşlamalar eşlik eder. Hasta için konuşmak, yürümek, iş yapmak çok zordur. Kişi sürekli yatmak, uyumak isteyebilir. Bununla birlikte bunaltı düzeyi yüksek hastalarda tedirginlik, yerinde duramama, elleri ovuşturma görülebilir</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Fiziksel Ve Fizyolojik Belirtiler:</strong> Hastaların çoğunda yeme isteği azalır. Bu nedenle kısa sürede bir zayıflama söz konusu olabilir. Bazen de aşırı yemek yeme ve kilo alma söz konusu olabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Hastalar genelde enerji düşüklüğü, güçsüzlük, halsizlik ve çabuk yorulmadan yakınırlar.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Uyku düzeninde bozulmalar olur. Uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede güçlükler ortaya çıkabilir. Bazı hastalar çok az uyurken bazıları fazla uyuyabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Depresif hastalarda cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Bir depresyon(çökkünlük) nöbetindeki ana belirtiler özetle şöyledir:</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Çökkün ve bunaltılı duygu durum</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Psikolojik ve devinimsel işlerde yavaşlama</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Genel bir isteksizlik, enerji düşüklüğü, çabuk yorulma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Eskiden zebk alınan şeylerden artık zevk alınamaması</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İlgilerde, eylemlerde azalma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Dikkati yoğunlaştırmada zorluk, dalgınlık</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Pişmanlık ve ümitsizlik</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Uykuda bozukluk</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İştahta azalma, zayıflama/bazen tam tersi</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İntihar düşünceleri</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Öztürk M. Orhan, Ruh Sağlığı Ve Bozuklukları, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 2001</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyonun sebepleri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Psikiyatrik açıdan, henüz hiç bir psikopatolojinin oluşum sebebi kesin olarak ortaya konamamıştır. Dolayısıyla depresyonun da oluşum sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Genel anlamda bu sebepler biyolojik sebepler, genetik sebepler ve psikosoyal sebepler olmak üzere üç başlıkta ele alınabilir. Ancak bu etkenler birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılmış değildir. 1- Biyolojik Faktörler: Yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=103" rel="attachment wp-att-103"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-103" title="depresyonun sebepleri nelerdir" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/depresyonun-sebepleri-nelerdir-150x122.jpg" alt="" width="150" height="122" /></a>Psikiyatrik açıdan, henüz hiç bir psikopatolojinin oluşum sebebi kesin olarak ortaya konamamıştır. Dolayısıyla <strong>depresyonun da oluşum sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir.</strong> Genel anlamda bu sebepler biyolojik sebepler, genetik sebepler ve psikosoyal sebepler olmak üzere üç başlıkta ele alınabilir. Ancak bu etkenler birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılmış değildir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">1- Biyolojik Faktörler:</strong> Yapılan çalışmalar, beyindeki bazı maddelerin(nörepinefrin, serotonin, bazı hormonlar vb.) depresyonla ilişkisini ortaya koymaktadır.<span id="more-102"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">2- Genetik Faktörler</strong>: Araştırmalar, depresyonda genetik bir yatkınlığın olduğunu ortaya koymaktadır. Aile araştırmalarında ağır depresyonu olan kişilerin birinci derece yakınlarında depresyon normal topluma oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Aynı şekilde tek yumurta ikizlerinde birinde depresyon varsa diğerinin de depresyon geçirme oranı %50’dir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>3- Psikosoyal Faktörler:</strong> Bazı araştırmalar stresli yaşam olaylarının depresyonun ortaya çıkmasında etkili olduğunu göstermektedir. Küçük yaşta anne babasını kayedenlerin ileride depresyon yaşama ihtimalleri diğerlerine göre daha fazladır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Burada psikolojik açıdan bakıldığında “depresyona yatkınlık”tan bahsedebiliriz. Çünkü aynı yaşantılara(iflas, eşin kaybı, ağır bir hastalık, ders başarısızlığı vb.) sahip herkes depresyona girmiyor. Hastalıklara yatkınlık üzerinde çalışan bazı kuramcılar, durumu şemalarla açıklama yoluna gitmektedir. Şema en basit anlatımıyla, temel ihtiyaçlarımızın(sevilme, güven, ait olma, başarı, gerçekçi sınılar vb.) çocukluk ve ergenlik döneminde uygun şekilde giderilememesi sebebiyle oluşan ruhsal yapılardır. Bu bakış açısına göre, her şema/patolojik ruhsal yapı, belirli bir psikolojik rahatsızlığa zemin oluşturur. Mesela depresyonda, terkedilme, başarısızlık, kusurluluk, dayanıksızlık, boyun eğicilik, karamsarlık, cezalandırıcılık gibi şemaların belirleyici rol oynadığını söyleyebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/depresyon-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/depresyon-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:18:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon, psikolojik problemler literatüründe üzerinde çok konuşulan, hakkında çok şey söylenen/yazılan konuların başında gelmektedir. Depresyon aynı zamanda, dünyadaki sağlık harcamalarında ilk sıralarda yer almasıyla da dikkat çekici bir özelliğe sahiptir. Depresyonun bir tanı olarak ele alınabilmesi için(DSM-IV’e göre) şu kriterlerin gerçekleşmiş olması gerekmektedir: iki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=99" rel="attachment wp-att-99"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-99" title="depresyon" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/depresyon1-99x150.jpg" alt="" width="99" height="150" /></a>Depresyon, psikolojik problemler literatüründe üzerinde çok konuşulan, hakkında çok şey söylenen/yazılan konuların başında gelmektedir. Depresyon aynı zamanda, dünyadaki sağlık harcamalarında ilk sıralarda yer almasıyla da dikkat çekici bir özelliğe sahiptir. Depresyonun bir tanı olarak ele alınabilmesi için(DSM-IV’e göre) şu kriterlerin gerçekleşmiş olması gerekmektedir: iki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olması ile birlikte aşağıdaki semptomlardan/belirtilerden beşinin(ya da daha fazlasının) bulunmuş olması; semptomlardan en az birinin ya depresif duygu durum ya da ilgi kaybı ya da zevk alamama olması gerekir: <span id="more-97"></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">a- Hemen her gün, gün boyunca süren çökkün duygu durum</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">b- Hemen her aktivitede memnuniyetsizlik ya da ilgide belirgin azalma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">c- Belirgin bir kilo kaybı/alımı ya da iştahta azalma/artma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">d- Uykusuzluk ya da uykuda artma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">e- Psikomotor hızlanma/yavaşlama</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">f- Halsizlik ya da enerji kaybı</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">g- Değersizlik duyguları ya da artmış uygunsuz suçluluk duyguları</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">h- Dikkat azalması ya da kararsızlık</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">i- Tekrarlayıcı ölüm düşünceleri, öz kıyım/intihar tasarıları –planlı ya da plansız- ya da öz kıyım girişimi</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">İnsanın hayatında var olan, yaşantıladığı duygular kategorize edilmeye çalışıldığında, diğer duyguların bir şekilde kendileriyle ilintili olduğu dört temel duygudan bahsedilebilir. Bu temel duygular: “üzüntü”, “öfori ve eksitasyon/mutluluk”, “öfke” ve “anksiyete/bunaltı”dır. Depresyon kendini daha çok üzüntü duygusuyla belli eden bir durumdur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Bilişsel terapi “Yaşadığımız duyguyu belirleyen şey sahip olduğumuz düşünce/inançtır.” temel savıyla kendini inşa etmiştir. Buna göre bir insanın sahip olduğu duyguyu anlama çabasında ilk yapılacak şey, aklından geçen düşüncelere odaklanmak ve onları tespit etmektir. Mesela ben bu yazıyı yazarken, “daha iyisini yapabilmeliydim” diye düşündüğümde “yetersizlik”, “iyi olmayacak” dediğimde “üzüntü/endişe/ümitsizlik”, “harika oldu” dediğimde “mutluluk”, “bir sonraki yazı daha iyi olacak” dediğimde “ ümit” vb. hissederim. Fark edileceği üzere yaşadığım her duygu, altında belli bir düşünce/anlam barındırmaktadır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Düşünceler fark edilebilmeleri ve birbirine etkimeleri açısından üçlü bir yapı arzederler. Bu yapının en üstünde “otomatik düşünceler”, otomatik düşüncelerin altında “ara inançlar”, ara inançların altında ise en temelde “temel inançlar/şemalar” yer almaktadır. “Otomatik düşünceler” her hangi bir anda aklımızdan geçen, çok hızlı seyreden, kontrol dahilinde olmayan, örtük anlamlar içerebilen düşüncelerdir. Otomatik düşünceler sözel bir yapılanma sergileyebileceği gibi imajinatif/ hayali/resimsel bir yapı da arzedebilirler. Mesela ben, bir sevdiğimin ölümünü hayal ettiğimde üzülebilir, takdir edildiğimi düşlediğimde mutlu olabilirim. “Ara inançlar”, temel inançlardan hareketle oluşturduğumuz hayatımıza dair tutum, kural ve varsayımlardan oluşur. “Temel inançlar” ise bilişsel/düşünsel yapımızın en altında yer alan, kendimize, diğer insanlara, dünyaya/hayata dair temel bakışımızı ifade eden zihinsel yapı taşlarıdır. Temel inançlar katı, toptancı ve aşırı genelleyicidirler. Son paragrafta yazdıklarımızı özetlersek, zihinsel yapımızın en altında temel inançlar/şemalar(hayata açılan kapılar)ımız, onun üstünde temel inançlardan hareketle oluşan ara inançlarımız ve en üstte de ara inançlara göre belirlenen otomatik düşüncelerimiz yer alır. Sahip olduğumuz bu otomatik düşünceler de duygu, davranış ve fizyolojimize etki eder.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Zihinsel yapımızın en altında yer alan temel inançlar/şemalar, hayatımıza yön veren , duygu, dünce, davranış ve fizyolojimizi etkileyen en önemli mekanizmalardır. Bu noktada sorulan temel soru şudur: “İnsanın şemaları nasıl oluşur?” Bu sorunun en kestirme, kısa ve de doğru cevabı “temel yaşantılar sayesinde” olacaktır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">İnsan doğduğunda, boş fakat potansiyel/etkilenmeye açık bir düşünce yapısıyla doğar. Zamanla karşılaştığı durumlar, yaşantılar onun kendine, diğer insanlara ve dünyaya dair temel bakış açılarını oluşturur. Annesi tarafından ilgi görmeyen bir çocuğun “ben sevilmezim”, etrafındaki insanlardan iyilik ve yardım gören bir çocuğun “insanlar güvenilir varlıklardır” vb. temel inancı oluşturması pek muhtemeldir. Bu süreçte ilk yıllar son derece önemli bir yere sahiptir; çünkü zihinsel yapının bir özelliği olarak bir bilgi sonraki bilginin oluşumunu etkilemektedir. Kişinin sahip olduğu temel inançlar, onu bazı tutumlara, davranışlara sürükler. Bu tutumlar zamanla onun bir “yaşam tarzı” oluşturmasına yol açar. Bu “yaşam tarzı” gittikçe katılaşır; katılaşan bu tarz herkes için olmasa da bazı insanlar için olumsuz sonuçlar doğurur, ve kişiyi/veya başkalarını da huzursuz eder .</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yukarıda anlatılanlar, depresyonun belirtileriyle birlikte, depresyon(ve diğer psikolojik problemler)un oluşumuna etki eden bilişsel/düşünsel mekanizmanın temel özellikleriydi. Depresif bir insanın düşünce yapısı dikkatle incelendiğinde fark edilebilecek en önemli nokta, kişinin kendini, olayları, durumları, geleceği “kaybeden” penceresinden görmesidir. Ona göre, o bir “kaybeden”dir. Bu durum bilişsel terapide “bilişsel üçlü” kavramı(kendini, dünyayı, geleceği olumsuz algılama)yla ifadelendirilir. Depresif kişi, “olumsuz bir dünya/hayat algısı”na, “olumsuz bir kendilik algısı”na ve “olumsuz bir gelecek algısın”a sahiptir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Her insanı diri tutan, insana enerji kaynağı teşkil eden, yaptığının yaşadığının anlamlı/olumlu olmasıdır. Ancak depresif kişide bu yapı bozulmuştur; ve “artık hiçbir şeyin anlamı yok”tur. Hayat boş ve saçmadır. Hiç bir eylem işe yaramaz, hiç bir etkinlik zevk vermez hale gelmiştir. Hayata böyle bakan bir insanın yapacağı en doğal şey “hiçbir şey yapmamak”; hiçbir şey yapmayarak da sahip olduğu olumsuz düşünce ateşine yakıt temin etmek olacaktır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Depresif kişi kendini bir “kaybeden” olarak algılar. Bu kaybediş, yetersizlik, güçsüzlük, değersizlik, suçluluk, millete yük olma, işe yaramama düşünceleriyle kendini gösterir. Ona göre onun var olmasının da bir anlamı yoktur. Onun var olmasıyla insanlık bir şey kazanmadığı gibi, yok olmasıyla da bir şey kaybetmeyecektir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">İnsan depresyondayken geleceğe de “kaybetme” penceresinden bakar. Bu pencerenin gösterdiği ise ümitsizlik, çaresizlik vb.dir. Depresif kişiye göre hiçbir şey eskisi gibi olamayacak, kaybedilenler asla telafi edilemeyecektir. Gelecekte sadece “daha fazla kaybetme” ihtimali vardır. Madem benim ve hayatın bir anlamı yok; gelecekte de bu durum düzelmeyecek o halde yapılacak en iyi şey bu dünyadan gitmektir: İntihar!</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Depresyondaki insanın düşüncelerinde bir miktar doğruluk payının olması muhtemeldir; ancak problem olan nokta depresif kişinin, pek çok insan tarafından olumlu ve iyi kabul edilebilecek şeyleri bile olumsuz olarak algılamasıdır. Bu algı sürecinde yapılan hataları “bilişsel çarpıtma “ olarak ifade ediyoruz. Bilişsel çarpıtma, düşünce üretme sürecinde yapılan sistematik/olumsuz /yanlış değerlendirmelerdir. Bilişsel çarpıtma ile insan, değerlendirmelerini tamamen öznel ve olumsuzluk penceresinden yapar. Bu çarpıtmalar içinde, felaketleştirme, seçici odaklanma, olumluyu yok sayma, etiketleme, aşırı küçümseme/yüceltme, abartma, tünel bakış vb. yer alır.(Bilişsel çarpıtmalar ayrı bir yazıya konu olacaktır)</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Depresyonun bilişsel terapisinde danışan ilk önce, bilişsel yapısı/hayata bakışı konusunda farkındalık sağlar. Daha sonra da otomatik düşüncelerini, ara inançlarını ve en sonunda da temel inançlarını daha olumlu ve faydalı olanlarıyla değiştirmeyi öğrenir. Bu da danışana “hayatını yeniden inşa etme” şansını sunar!</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/depresyon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

