İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir. İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler. APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendiri ...
Devamını Oku
Kuşkuculuk / Güvensizlik Şemasının Genel Sunumu Kuşkuculuk Şemasının en temel göstergesi diğer insanlara güvenmekte zorluk çekmenizdir. Kuşkuculuk(Güvensizlik, Suistimal Edilme) Şemasına sahipseniz başkalarının canınızı yakacağı, sizi küçük düşüreceği, aldatacağı, size yalan söyleyeceği, hile yapacağı veya sizi istismar edeceği beklentisi içerisinde olursunuz. Bu şemaya sahipseniz size yapılan zararın bilerek yapıldığını; haksızlık veya aşırı ihmal sonucu olduğunu düşünürsünüz. Size göre diğerlerine oranla hep daha çok siz kandırılmakta(ya da kandırılmaya çalışılmakta) ve kullanılmaktasınız. “Kısa çöp”ün bir şekilde hep siz ...
Devamını Oku
Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak ta ...
Devamını Oku
Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri, beklenti anksiyetesi/kaygısı denilen, aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir. Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak algılanabilmektedir. Oysa agorafobisi olanların çok azı açık alanlarda bulunmaktan endişe eder ve çok ağır agorafobisi olanlar evden dışarı çıkmaya endişe ederler. Agorafobi, bir panik atağının ...
Devamını Oku
Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir: Genel görünüm ve dışa vuran davranış: Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur. Konuşma ve ilişki kurma: Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek isteyebilir. Duygulanım: Panik nöbeti esnasında kişide ileri derecede korku söz konusudur. Panik nöbeti dışında, paniğin tekrar yaşanmasına dönük bir beklenti korkusu yaşanabilir. En önemli korku delirme, çıldırma, kontrolü kaybetme ya da öl ...
Devamını Oku
Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete(bunaltı, kaygı) nöbetidir. DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak isimlendirilebilmesi için şu 14 maddeden 4 ya da daha fazlasının gerçekleşmiş olması gerekmektedir: 1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması 2- Terleme 3- Titreme ya da sarsılma 4- Nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları 5- Soluğun kesilmesi 6- ...
Devamını Oku
Kusurluluk/Utanç Şemasının Genel Sunumu Kusurluluk şemasına sahipseniz kendinizi bir şekilde kusurlu, hatalı, kötü, istenmeyen, kalitesiz, değersiz, sevimsiz, aşağı veya sevilmez vb. olarak algılarsınız. Buna paralel olarak da kendinizle ilgili hissettiğiniz kronik duygu“utanç” olur. Yani kendinizden utanırsınız. Kusurluluk algınızın dayanağı(bu dayanak gerçekçi değildir) çok değişken olabilir. Bazı kusurlarınız açık(bencil olmak; öfkeli dürtülere veya kabul edilmez cinsel arzulara sahip olmak vb) bazıları ise gizli(beğenilmeyecek fiziksel görünüş, sosyal beceriksizlik) olabilir. Kusurlu hissettiğiniz durumlar arasında şunl ...
Devamını Oku
Sosyal İzolasyon Şemasının Genel Sunumu Sosyal izolasyon şemasına sahipseniz kendinizi tüm dünyadan ve diğer insanlardan ayrı hissedersiniz. Sebebini tam olarak izah edemeseniz bile diğer insanlardan farklıolduğunuzu düşünürsünüz. Kendinizi bir grubun parçası, bir gruba ait olarak algılayamazsınız. Gruplar söz konusu olduğunda kendinizi izole ya da dışarıda kalmışhissedebilirsiniz. İki kişiyi aşan topluluklarda kendisinizi rahatsız hissedebilirsiniz. Sosyal izolasyon şeması kusurluluk şeması ile birlikte, sosyal fobinizin temel psikolojik dinamiklerinden biri olabilir. Karakteristik Sosyal İzolasyon Davranışları Sosyal ...
Devamını Oku
Genel görünüm ve davranış: Depresif bir kişide genel olarak yüz çizgileri belirgin, alın çizgileri derinleşmiş, omuzlar çökük, yüz üzüntülü ve az bakımlı bir görünüm vardır. Hareketler yavaşlamıştır. Durgunluk göze çarpar ve bazı kişilerde çok uzun süre yatakta yatma görülebilir. Bazı durumlarda da çok sıkıntılı bir görünüme yerinde duramama, ileri geri yürüme görülebilir. Konuşma ve insanlarla ilişki kurma: Depresif kişiler genelde alçak sesli ve yavaş konuşur. Bu kişilerden yanıt almak çok zor olabilir. İleri düzeyde depresyonda hiç konuşmama(mutizm) görülebilir. Hafif ve orta düzeyde depresyon yaşayanlar etrafıyla ilişki ...
Devamını Oku
Psikiyatrik açıdan, henüz hiç bir psikopatolojinin oluşum sebebi kesin olarak ortaya konamamıştır. Dolayısıyla depresyonun da oluşum sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Genel anlamda bu sebepler biyolojik sebepler, genetik sebepler ve psikosoyal sebepler olmak üzere üç başlıkta ele alınabilir. Ancak bu etkenler birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılmış değildir. 1- Biyolojik Faktörler: Yapılan çalışmalar, beyindeki bazı maddelerin(nörepinefrin, serotonin, bazı hormonlar vb.) depresyonla ilişkisini ortaya koymaktadır. 2- Genetik Faktörler: Araştırmalar, depresyonda genetik bir yatkınlığın olduğunu ortaya koymaktadır. ...
Devamını Oku