<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yusuf BAYALAN &#187; Bütün Yazılar</title>
	<atom:link href="http://yusufbayalan.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufbayalan.com</link>
	<description>Psikolojik Danışman; Çift, Evlilik ve Aile Danışmanı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 13:53:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sosyal fobi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 13:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir. İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=290" rel="attachment wp-att-290"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-290" title="SOSYAL FOBİ" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/SOSYAL-FOBİ1-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></a>İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: <strong>sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete(kaygı, bunaltı) bozukluğudur.<span id="more-289"></span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın tarihlerda yapılan bazı göden geçirme çalışmaları sosyal fobide 3 önemli noktanın altını çizmektedir: 1- Sosyal fobi ruhsal bozukluklar içinde en yaygın olanlardan biridir 2- Utangaçlıktan daha aşırı bir durumdur ve neden olduğu sonuçlar bakımından tahmin edilenden daha ciddi bir bozukluktur. 3- Sosyal anksiyetesi olanların sadece küçük bir bölümü tedaviye başvurmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde yaygın olarak kullanılan tanı sınıflama sistemi DSM-IV-TR’ye göre sosyal fobi kriterleri şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">A. Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği bir durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma. Kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar (ya da anksiyete belirtileri gösterir.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete(kaygı, bunaltı) doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen “panik atağı” biçimini alabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">C. Kişi korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D. Korkulan toplumsal ya da bireysel eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">E. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlarda sıkıntı duyma, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">F. 18 yaşının altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">G. Korku ya da kaçınma, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. Agorafobi ile Birlikte ya da Olmadan Panik Bozukluğu, Ayrılma Anksiyetesi bozukluğu, Vücut Dismorfik Bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ya da şizoid Kişilik Bozukluğu).</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">H. Genel tıbbi bir durum ya da başka bir mental bozukluk varsa bile A tan ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir, örn. Korku, kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme ya da anoreksiya nervoza ya da bulimia nervozadaki yemek yeme davranışı ile ilişkili değildir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobinin ortaya çıktığı durumlara dönük yapılan çalışmalarda, dört kategori belirtilmiştir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- En çok kaygı yaratan durumlar, bir toplantıda konuşma yapmak, dinleyicilere bir sunum yapmak gibi esmi etkileşimlerdir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Partiye, toplantılara gitme, tanıdık olmayanlarla toplantılara katılma gibi resmi olmayan konuşma ve etkileşimler ikinci sırada yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Üçüncü kategoride itiraz etme, bir malı iade etme, ısrarlı satıcıların baskısına direnç gösterme gibi girişken etkileşimlerin gerektiği durumlar yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Dörüncü düzeyde sosyal kaygı yaratan durumlar ise başkalarının gözü önünde çalışmak, yemek yemek ya da yazmak gibi durumlardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobik insanların düşük öz güvene sahip oldukları düşünülebilir. Onlar başkalarının düşünce ve değerlendirmelerini abartma eğilimindedirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk toplumunda sosyal ortamlarda çekingen tutumlara sahip olma yaygın bir durum olarak göze çarpabilir. Her çekingen tutum sosyal fobiyi işaret etmez. Sosya fobinin tanı olarak ifade edilebilmesi için yukarıda sayılan tanı kriterlerinin karşılanması gerekir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aydın Arsu, “Ergenlerde Sosyal Anksiyete Belirtilerini Azaltmaya Yönelik Bilişsel-Davranışçı Bir Müdahale Programının Etkililiğinin Değerlendirilmesi”, (Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi), İzmir, 2006</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılınca kim kaybeder?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki Terapisi-Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse. Her doğan/başlayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=282" rel="attachment wp-att-282"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-282" title="ayrılık" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ilişki-terapisi-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></span></a>Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime doğru yol alır. Bu, hayatın en temel hakikatlerinden biri olmasına rağmen hangimiz bunu kolaylıkla kabullenebiliyoruz? Hayatımız bir anlamda bu hakikati kabullenme sürecinde yapıp etmelerimizin toplamı değil midir?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm ilişkiler biter! Öyle ya da böyle. Bu yazının konusu, öteki(partner, sevgili, eş vb.)nin ilişkiyi bitirme isteğine gösterilen tepkilerden biridir:<span id="more-281"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Danışan(D): Ayrılma sinyalleri veriyor şu sıralar. Uzak davranıyor, hiç vermediği tepkiler veriyor. Eskisi gibi arayıp sormuyor mesela.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapist(T): Arkadaşının ilişkinizi bitirme isteği hakkında ne düşünüyorsun?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Valla o kaybeder. Herkes tercihlerinin sonucunu yaşar. Benim için hayat devam eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">T: Arkadaşın ilişkinizi bitirirse ne hissedersin?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Üzülmemi kastediyorsun galiba. Ne yalan söyleyeyim çok üzülmem. Belki pişmanlık duyabilirim; neden bu adamla vakit kaybettim diye…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu mini terapötik diyalogda yazıyı bağlayan nokta ilişkinin bitmesi durumunda kaybeden olarak “öteki”nin algılanmasıdır. “İlişkinizin bitmesine rağmen kaybetmiş hissetmemek!”</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir şeyin kaybolması/elinizden gitmesi için öncelikle o şeyi elinizde, size ait hissetmeniz gerekir. Var olmalı ki yok olsun, başlamalı ki bitsin, doğmalı ki ölsün!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek bir kayıp durumunda ne hisseder insan? Bir çocuğun oyuncağını kaybettiğini düşünün, bir annenin çocuğunu kaybedişine bakın! Ortalığı kaplayan havanın adına ne dersiniz? Benim cevabım: acı!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acı tahammülü en zor duygulardan biridir. Dolayısıyla kaybetmenin yakıcı acısından kaçmak için yapılabilecek şeylerden biridir sahip olmamak, sahip hissetmemek. Ölümden korkup yaşamdan kaçmaktır diğer bir deyişle.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">O kadar hızlı yaşayıp o kadar çok tüketiyoruz ki her şeyi, hissetmeye zamanımız kalmıyor. Acılar mezarlığının üstüne umarsızlık inşa ediyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne mi yapmalıyız? Durmalı ve acılarımızı hissetmeliyiz, içimizdeki annesiz çocuğa şefkat göstermeliyiz…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tehlikeli bir kavram: Sevgi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için. Bundan sonra bu blogta bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=276" rel="attachment wp-att-276"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-276" title="terkedilme korkusu" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/autumn_00044-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için.</div>
<div style="text-align: justify;">Bundan sonra bu blogta bazı kavramlara/düşüncelere dikkatimi ve dikkatinizi çekmeye çalışacağım. Bu kavramlardan &#8220;tehlikeli&#8221; diye bahsediyorum. Onları tehlikeli yapan bize iyi, normal, doğru gibi gelmelerine karşın &#8220;insanlığımız&#8221;dan uzaklaşmamıza hizmet etmeleridir. Durumu bu şekilde ifade ettiğimde, kavramları suçlar gibi bir tutum sergilediğim hissedilebilir karşıdan. Oysa öyle değil. <span id="more-275"></span></div>
<div style="text-align: justify;">Kavramlar tabii ki suçlu olamaz. Bir suç, hata, kusur aranacaksa bu, söz konusu kavramları/düşünceleri eğip bükerek onları kendi meramımıza hizmetkar kılma çabamız dolayısıyla bizde aranmalıdır. Dolayısıyla &#8220;konuşulan&#8221; kadar(belki ondan ziyade) &#8220;konuşan&#8221; ilgimizi celbetmelidir diye düşünüyorum. Tehlikeli kavramlar/düşüncelerle zihnimi meşgul ederken meramım söz konusu kavramları tehlikeli hale getireni yani kendimizi anlamaktır. &#8220;Kendimiz&#8221;i de tehlike aracı olmaktan uzak tutayım: Asıl derdim &#8220;kendim&#8221;i anlamaktır. Bu şekilde belki &#8220;siz&#8221;e ulaşırım.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sevgi:</span>  </strong>Tehlikeli kavramlar/düşünceler dizisine be aşlama niyetimden sonra ilk aklıma gelen  &#8220;sevgi&#8221; mi oldu; yoksa &#8220;sevgi&#8221;nin o kadar çok tehlikeli kullanımına şahit oldum ki, dikkatim kavramların/düşüncelerin tehlikeli hale getirilebileceği üzerine yoğunlaştı emin değilim. Ama emin olduğum &#8220;sevgi&#8221;nin tehlikesiz kullanımında olduğu gibi tehlikeli kullanımında da hayatımızın merkezi kavramlarından biri olduğudur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Çocuğuna karşı şu tür ifade kullanan bir ebeveyne, özellikle de anneye şahit olmayan kaç kişi var bu satırları okuyanlar arasında: &#8220;Yemeğini yemezsen/uyumazsan/elindekini arkadaşına vermezsen/dersini çalışmazsan vb. seni sevmem!&#8221; Bu cümleler sizi şok ettiyse ve bu şok sadece ifadelerle ilk kez karşılaşmanızın tesiriyle oluştuysa yazıya biraz ara vermenizde fayda var. Bu ifadelerin sahibi bir ebeveynin tutumuna dair ne düşünebiliriz? Herkes kendi düşünsün lütfen. Sadece şu kadarını ben sorayım: Çocuk için, amaçlanan hedefin(yemek yemek, uyumak, ders çalışmak vb.) gerçekleşmemesi mi daha tehlikelidir yoksa <strong>sevginin kendisine karşı bir silah olarak kullanılması</strong> mı?Gazetelerin o melun üçüncü  sayfa haberlerinde şu tür ifadelere şahit olmuşsunuzdur: <strong>Çok sevdiği</strong> karısını kıskandığı için öldürdü. Sevgi ve öldürmek!</p>
<p>Aşık bir kadından şöyle bir ifade: Beni asıl yaralayan onun beni bırakıp başka bir kadınla birlikte olması. Çok canım yanıyor. Normal şekilde ayrılsak bu kadar etkilenmeyebilirdim. Ölmüş olsaydı bu kadar acı çekmezdim. Çünkü <strong>onu çok seviyorum.</strong></p>
<p>Aşık ve sevgilisini sürekli arayan, bu arayışları karşı taraftan taciz olarak algılanan bir erkek/kadın: <strong>Onu çok seviyorum.</strong> Her anında beni düşünmesini, zihninin hep benimle meşgul olmasını istiyorum.</p>
<p>Oğlunun evliliğine müsade etmeyen bir kadın: Oğlumu <strong>çok seviyorum.</strong> Onun bu kadar ciddi bir konuda kendi başına karar vermesini kabul edemem.</p>
<p>Emin olun bu listeye daha nice ifadeler yazabilirim; ve eminim ki siz de bu listeye pek çok ekleme yapabilirsiniz. Ancak yazının uzunluğu başlangıç hedefini zaten aştı. Son olarak iki kitaba dikkatinizi çekmek istiyorum: 1) Sevme sanatı, Erich From 2) Kendine İhanet, Arno Gruen</p>
<p>Muhabbetle&#8230;</p>
<p>Yusuf BAYALAN</p>
</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorun nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/241/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/241/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Başlangıç notu: Bu yazıyı okumadan önce &#8221;Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?&#8221; ve &#8221;Sorun çözme terapisi nedir?&#8221;yazılarını okumanızı tavsiye ederim. Sorun çözme terapisinin temel kavramları arasında sorun, çözüm, sorun çözme, dayanıklılık, başetme vb. yer alır. Sorun nedir? Sorun, Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü&#8216;nde &#8220;a. 1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=242" rel="attachment wp-att-242"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-242" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/brain-150x58.jpg" alt="psikoterapi" width="150" height="58" /></a>Başlangıç notu: Bu yazıyı okumadan önce<a href="http://yusufbayalan.com/?p=227" target="_blank"> &#8221;Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?&#8221;</a> ve<a href="http://yusufbayalan.com/?p=231" target="_blank"> &#8221;Sorun çözme terapisi nedir?&#8221;</a>yazılarını okumanızı tavsiye ederim.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin temel kavramları arasında sorun, çözüm, sorun çözme, dayanıklılık, başetme vb. yer alır.</div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sorun nedir?</span></strong></div>
<div style="text-align: justify;">Sorun, Türk Dil Kurumunun <a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/" target="_blank">Büyük Türkçe Sözlüğü</a>&#8216;nde &#8220;<em>a.</em> 1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem:<em> “Türkiye&#8217;ye gölge oyununun ne zaman ve nasıl girdiği sorunu üzerine çeşitli yorumlar bulunmaktadır.” -</em>M. And. 2. <em>mec.</em> Sıkıntı veren durum, dert.&#8221; olarak tanımlanmaktadır. <span id="more-241"></span></div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme teorisyenlerinin sorun tanımı ise <strong>&#8220;&#8230;sağlıklı bir işlevsellik için  bireyden bir tepki gerektiren fakat kişinin karşılaştığı engeller yüzünden o an için etkili bir tepkinin olamadığı günlük yaşamla ilgili bir durum veya iş.&#8221;</strong> şeklindedir. Buna göre bir sorunun çözümü için kişinin uygun tepkisine ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat kişi <strong>karşılaştığı engeller</strong>yüzünden uygun tepkiyi sergileyememektedir. Kişinin karşılaştığı engeller nesnel ve öznel olarak sınıflandırılabilir.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun durumla ilgili,  kişiden bağımsız var olan engeller nesnel engelleri ifade ederken, kişiden kaynaklanan engeller öznel engelleri ifade eder. Söz gelimi, <span style="text-decoration: underline;">kişinin patronuyla işlevsel bir iletişim kuramaması sorunu</span> açısından meseleye bakarsak, patronun kibirli tutumu, iletişime kapalı oluşu nesnel bir engelken kişinin kendini ifade edememesi öznel bir engeldir.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme teorisyenleri, bireyin amaçları ihtiyaçları, azim ve sebatı; sorun durumun yeniliği, belirsizliği;  kişinin beceri eksikliği ve kaynak eksikliği gibi konuları sorun çözmede engel olarak kabul ederler.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorunla ilgili literatür incelendiğinde sorunların dört grupta toplanabileceği ifade edilmektedir:</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>1- Kişisel sorunlar: </em></span></strong>Sağlık sorunları, davranışsal ve duygusal sorunlar kişisel sorunlardır. Herkesin şu ya da bu türde kişisel sorun yaşaması söz konusudur. Aynı şekilde herkes karşılaştığı bu sorunları çözme çabası(şu ya da bu şekilde) güder. Söz konusu çabalar işe yararsa bireyin uyum düzeyi artar. Ancak sorun çözme çabaları işe yaramazsa kişisel sorunların etki ve şiddeti artabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">2- İnsanlar arası sorunlar:</span></em></strong> İnsan ilişkileri hem mutluluk hem de mutsuzluk kaynağımız olabilmektedir. Bu yüzden en önemli sorun kaynaklarımızdan birisi kişiler arası sorunlardır. Kişiler arası ilişki sorunları kişisel sorunlara da yol açabilmektedir. Diğer insanlarla yaşanılan problemler incelendiğinde şu özellikler kendini göstermiştir:</div>
<div style="text-align: justify;">- Kişiler arasında psikolojik yakınlık arttıkça ilişki sorunları yaşama olasılığı artmaktadır.</div>
<div style="text-align: justify;">- İki kişi arasındaki psikolojik yakınlığın doğası(mesela dostça ya da düşmanca olması) sorunları etkilemektedir</div>
<div style="text-align: justify;">- Kişinin karşısındaki kişi tarafından etkilenme, değiştirilme, kontrol edilme düşüncesi kişiler arası sorunun ortaya çıkma ihtimalini artırmaktadır.</div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">3- Kişisel olmayan sorunlar:</span></em></strong> Bu gruptaki sorunlar dünyevi sorunlar olarak kabul edilmekte ve çözümlerinin daha kolay olduğu varsayılmaktadır. Arabanın bozulması, tüp gazın bitmesi gibi sorunlar bu gruptandır.</div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>4- Toplumsal sorunlar:</em></span></strong> İnsanın sosyal bir varlık olması dolayısıyla yaşayabileceği sorunlar bu gruptandır. Siyasi sorunlar, eğitim sorunları trafik sorunları gibi sorunlar sosyal sorunlar arasında gösterilebilir.  Bu tür sorunların çözümü için bireysel olarak yapılabilecek şeyler olmasına rağmen çözüm sadece kişinin elinde değildir.</div>
<div style="text-align: justify;">Yukarıdaki tüm sorun alanlarını hesaba kattığımızda bana göre en önemli nokta <strong>kişinin neyi sorun olarak algıladığı</strong>dır. Bazılarımız dağdaki bir hayvanın açlığını dert edinebilirken bazılarımız dünyanın yanmasını bile umursamayabilir.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinde, çözümü için çaba harcanacak sorunun tanımlanması çok önemlidir. Mesela Türkiye&#8217;deki trafik sorununun çözümü  terapi ortamında ele alınamazken trafikte öfke patlamaları yaşama sorun çözme terapisinde ele alınabilir. Sonraki yazıda görüşmek üzere. Muhabbetle&#8230;</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki DanışmanıKaynaklar:<br />
- Sorun Çözme Terapisi, Mehmet ESKİN, Hyb Yayıncılık<br />
- <a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/">http://tdkterim.gov.tr/bts/</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/241/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorun çözme terapisi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[İnsan olmak “sorun”lu olmaktır. İnsan olmak her an bir sorunla karşı karşıya kalma ihtimaliyle yaşamaktır. Hatta şunu söyleme cesaretini kendimde görüyorum: nasıl bir insan olacağımızı sorun ettiğimiz şeyler(sorun olarak kabul ettiğimiz) ve bu sorunlarla başa çıkma şeklimiz belirlemektedir. Sorun çözme terapisi(SÇT), insanların günlük hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında zorlanması sonucunda gelişen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=232" rel="attachment wp-att-232"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-232" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/Kaos-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>İnsan olmak “sorun”lu olmaktır. İnsan olmak her an bir sorunla karşı karşıya kalma ihtimaliyle yaşamaktır. Hatta şunu söyleme cesaretini kendimde görüyorum: nasıl bir insan olacağımızı sorun ettiğimiz şeyler(sorun olarak kabul ettiğimiz) ve bu sorunlarla başa çıkma şeklimiz belirlemektedir.</div>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisi(SÇT), insanların günlük hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında zorlanması sonucunda gelişen birtakım ruhsal sorunların çözümlenmesinde kullanılabilen bir sağaltım yöntemidir. Sorun çöze terapisinin ana  amacı, <strong>insanlara karşılaştıkları sorunlar karşısında nasıl bir yaklaşım<span id="more-231"></span> sergilemeleri gerektiği ve problemleri çözmek için izleyecekleri stratejileri öğretmek</strong>tir. Bu açıdan bakıldığında sorun çözme terapisi, <strong>hem sorunların çözülememesinden kaynaklanan ruhsal sıkıntıları tedavi etmeyi hem de psikolojik sorunların ortaya çıkmasını önlemeyi</strong> hedefler.</p>
<p style="text-align: justify;">SÇT, yaşadığımız her türlü sorunun hayatımızın bir parçası olduğunu kabul eder. Her an hasta olabilir, sevdiğimiz birini kaybedebilir, sevgilimiz tarafından terkedilebilir, işimizden olabilir, başkaları tarafından aşağılanabilir, haksızlığa uğrayabiliriz. Bu yüzden sorunsuz bir dünya hayali gerçekçi değildir. Önemli olan sorunların var olmasından ziyade onlarla nasıl başa çıktığımızdır.</p>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin ana çıkış noktası, <strong>ruhsal sorun yaşayan kimselerin sorun çözme becerilerinin yeterli ve etkili olmadığı</strong>dır. Bilişsel-davranışçı bir terapi modeli olan sorun çözme terapisi, kişilerin düşüncelerine ve davranışlarına odaklanır. Düşünce ve davranışlardaki işlevsel değişikliklerin psikolojik sorunların sağaltımında etkili olacağını kabul eder.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisi, bilişsel-davranışçı bir psikoterapi yöntemidir. Bunun önemi, terapinin etkililiğinin deneysel çalışmalarla ispatlanmış olmasıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar, insanların sorun çözme yetilerindeki yetersizliklerinin hem psikopatolojilerin oluşmasında hem de sürdürülmesinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu yüzden sorun çözme terapisi, hem yaşanılan problemlerin oluşturacağı psikolojik sorunların üstesinden gelmekte hem de problemlerle etkili bir şekilde başa çıkmada kullanılabilmektedir.</div>
<div style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin, depresyon, intihar eğilimleri, kaygı bozuklukları, saldırganlık, şizofreni gibi psikolojik sorunların sağaltımında kullanılabileceği araştırmalarla ortaya konmaktadır. Ancak bu yazı bağlamında baktığımızda bizim için önemli olan, günlük sorunlarımızın üstesinden gelmekte bize sunacağı imkânlardır.</div>
<div style="text-align: justify;">SÇT, karşılaştığımız sorunların çözümünde bize sistematik ve işlevsel bir yaklaşım sunar. Bu yaklaşım belirli basamaklardan oluşur. Söz konusu <strong>“sorun çözme basamakları”</strong> şu şekilde sıralanabilir:<br />
1- Sorunu değerlendirme<br />
2- Soruna yönelimin araştırılması<br />
3- Sorunun tanımlanması<br />
4- Hedeflerin belirlenmesi<br />
5- Çözüm seçeneklerinin üretilmesi<br />
6-  Uygun çözüm seçeneğinin belirlenmesi<br />
7- Seçilen çözüm seçeneğinin uygulanması<br />
8- Uygulamanın değerlendirilmesi</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yukarıdaki sorun çözme basamaklarına “Sorun Çözme Terapisi” kitabında Prof. Dr. Mehmet ESKİN psikoterapi süreci bağlamında ayrıntılı olarak yer vermiştir. Ben ise bu basamakları, “kendi kendine yardım” bağlamında ayrıntılı olarak sizlerle paylaşmaya çalışacağım. <a href="http://yusufbayalan.blogspot.com/2011/10/sorun-cozme-terapisinde-temel-kavramlar.html">Sonraki yazı</a>da görüşmek üzere. Şimdilik muhabbetle…</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Sorun çözme terapisi, Mehmet ESKİN, Hyb yayıncılık</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz insanının en önemli psikolojik sorun çözme yöntemlerinden biri, psikoterapi/psikolojik danışmanlık desteği almaktır. Ne var ki yardıma ihtiyaç duyan herkes bir uzmanla yüz yüze görüşme imkanına sahip değil. Bu durumda da pek çok insan, uzmanlara internet üzerinden ulaşmakta ve sorularını iletmektedir. Her ne kadar gelen sorulara cevap verme çabası gütsek de ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=228" rel="attachment wp-att-228"><img class="alignleft size-full wp-image-228" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ÖFHJGHJ.bmp" alt="psikoterapi" /></a>Günümüz insanının en önemli <strong>psikolojik sorun çözme</strong> yöntemlerinden biri, psikoterapi/psikolojik danışmanlık desteği almaktır. Ne var ki yardıma ihtiyaç duyan herkes bir uzmanla yüz yüze görüşme imkanına sahip değil. Bu durumda da pek çok insan, uzmanlara internet üzerinden ulaşmakta ve sorularını iletmektedir. Her ne kadar gelen sorulara cevap verme çabası gütsek de ben dahil pek çok meslektaşım, zamansızlık, soruların çetrefilliği gibi sorunlar yüzünden bu konuda yeterli desteği sunamayabiliyoruz. Bu yüzden nice zamandır düşündüğüm şeyi, yani bir <strong>sorun çözme süreci </strong>yazı dizisi hazırlamayı gerçekleştirmeye çalışıyorum şu anda.<span id="more-227"></span><br />
Sorun çözme süreci ile kastım, karşılaştığımız <strong>bir sorunu işlevsel olarak çözebilmek</strong> ya da o <strong>sorunla işlevsel şekilde başa çıkmayı öğrenebilmek</strong>tir. Bunun amacı,  her sorun için ayrı ayrı danışmaya ihtiyaç duymak yerine sorun çözme basamaklarını kullanarak sorunun üstesinden gelmek; evrensel bilgelik ifadesiyle &#8220;balık yemek yerine balık tutmayı öğrenmek&#8221;tir.<br />
Bu yazı dizisinde başvuracağım temel yöntem <strong>&#8220;sorun çözme terapisi&#8221; </strong>ve temel kaynak<a href="http://www.mehmeteskin.com/" target="_blank"> Prof. Dr. Mehmet ESKİN</a>&#8216;in<strong>&#8220;Sorun Çözme Terapisi&#8221;</strong> kitabı olacaktır. Bunu  sebebi, <strong>sorun çözme terapisi</strong>nin uygulama alanları açısından amacıma uygunluğudur. Yani <strong>sorun çözme terapisi, kişilerin kendi kendilerine çalışarak da istifade edebilecekleri bir yöntem</strong> sunmaktadır bize.<br />
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım amacıma ulaşmak için bazı temel kavramlar konusunda zihnimizi netleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden bir sonraki yazım <strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/?p=231" target="_blank">&#8220;Sorun Çözme Terapisi Nedir?&#8221;</a></span></strong>de  buluşmak üzere. Muhabbetle&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde Fil Uçuşu&#8216;ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu yalnızlık ve hüzün.  Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum: Buğulu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/" rel="attachment wp-att-222"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-222" title="aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/aşk-mutfağından-yalnızlık-tarifleri-96x150.jpg" alt="yekta kopan" width="96" height="150" /></a>Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde <strong><a href="http://filucusu.blogspot.com/" target="_blank"><span style="color: #000000;">Fil Uçuşu</span></a>&#8216;</strong>ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu<strong> yalnızlık</strong> ve <strong>hüzün.</strong> </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum:</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Buğulu yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 2 kişi. 1 İlişki</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olmaktan alınan keyif, kaynayana kadar hayatın her aşamasıyla sık sık tartışılarak yaşanır. arkadaşlar ortak edilir<span id="more-221"></span> ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiçbir şey hatırlanmaz, geriye kalan sadece  sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir. Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatma da konulabilir. İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşıyla servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">Yapa-yalnızlık</strong></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 1 kişi. Olabildiğince fazla ilişki girişimi. </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı:Kadın ya da erkek tarafından hazırlanabilir. Hazırlanışı biraz uzun zaman aldığından zahmetlidir. Ustalıkla yapılabilen, pişirilmesi diğerlerine göre zor ama bir o kadar da lezzetli bir çeşittir. Birçok ilişki denenir. Özellikle her ilişkinin ilk günleri büyük bir coşkuyla yaşanır. En güzel sözcükler, en güzel öpüşlere karıştırılır. Her yeni ten, keşfedilmemiş bir coğrafyaymışçasına fethedilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bütün bu ilişkileri kısa tutabilmek, hepsinde hepsinde sonsuz bir mutsuzluk yaşamaya çalışmak gerekmektedir. İlişkilerde yaşanan mutsuzluğun giderek artması, kişinin giderek içine kapanması, ayrı bir lezzet verecektir. Kişi artık ilişki yaşayamayacak kadar yorgun ve mutsuz hale geldiğinde, yapa-yalnızlık hazır olur. Alkolle servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Türlü yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme. 1 kişi, 1 şehir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. (Kadınlar tarafından farklı şekillerde de hazırlanabilir.) Sonucun güzel olabilmesi için dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya (özellikle tarihi dokusu olan yapılara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, geçlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları artıracağından lezzeti bozacaktır. artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında, türlü yalnızlık da servise hazır olur. Afiyet olsun.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri, Yekta Kopan, Can Yayınları, 2011</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben ve biz: Postmodern insanın psikanalizi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikanaliz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Erich Fromm’un asistanı ve editörü olan Rainer Funk, zamane insanının (postmodern insan) ruhsal yönelimini anlama çabasının ürünü olarak “Ben Ve Biz” kitabını yazmıştır. Ona göre postmodern insanın temel karakteristiği “Ben Odaklı” olmasıdır. “Ben” ve “Biz” de bu anlamda söz konusu karakterin iki yüzü olarak düşünülmektedir. Zamane insanı artık önemli oranda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;" align="center"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=218" rel="attachment wp-att-218"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-218" title="ben ve biz" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ben-ve-biz-96x150.jpg" alt="psikanaliz" width="96" height="150" /></a>Erich Fromm’un asistanı ve editörü olan Rainer Funk, zamane insanının (postmodern insan) ruhsal yönelimini anlama çabasının ürünü olarak “Ben Ve Biz” kitabını yazmıştır. Ona göre postmodern insanın temel karakteristiği “Ben Odaklı” olmasıdır. “Ben” ve “Biz” de bu anlamda söz konusu karakterin iki yüzü olarak düşünülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamane insanı artık önemli oranda “ben” diyor ve bencillik amacı gütmeden kendi benini yaşamak istiyor. Bu “ben” düşüncesine aynı zamanda, geleneksel anlamlarından farklı bir “biz” yaşantısı isteği eşlik ediyor. Kitaptaki psikanalitik yaklaşıma göre ben ve biz yaşantısının yeni biçimleri “ben-odaklılığın” sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ben odaklılıkla kastedilen, postmodern yaşam koşullarının altındaki insanların düşünme, hissetme ve eyleme biçimlerini gittikçe daha çok belirleyen yeni bir psişik eğilim, yeni bir karakter yönelimidir.<span id="more-217"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern karakterin temel felsefesi “Ben, ben olduğum ölçüde benim”dir. Zamane insanı, hayatın merkezine kedisini koymakta ve oln biten her şeyi “kendisine göre” anlamlandırıp değerlendirmktedir. Bütün baskılardan, zorunluluklardan, gelenekten, dinden vb. bağımsız karar verme ve hareket etme en önemli itici güç durumundadır. Burada söz konusu olan bir narsistik yapılanma değildir. Çünkü amaç başkalarına tahakküm değil ve gerçek dışı bir şişinme söz konusu değildir. “Ben ben olduğum ölçüde benim” le birlikte “Sen  sen olduğun ölçüde sensin” düşüncesi de hakimdir postmodern zihinlerde.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben olmanın özgürleştirici çekiciliği ile birlikte “bağlantda olmak” postmodern insanın diğer temel düsturudur. Burada söz konusu olan “bağlı olmak” değil “bağlantıda olmak”tır. Bağlı olmanın getireceği sorumluluk, sıkıntı, zorluk tahammül gibi çaba isteyen tutumlar “bağlantıda olmak”ta pek yer almaz. Bu açıdan bakınca “Bağlantıda olmak özgürleştiricidir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern ben odaklılık “aktif” ve “pasif” olarak ikiye ayrılabilir. Burada “aktif” postmodern kültürü üreten ve sunan taraf iken, “pasif”, söz konusu kültürü tüketen ve yaşayan taraftır. Söz gelimi bir eğlence programı yapımcısı ya da sunucusu aktif pozisyondayken izleyici pasif pozisyondadır. Bir reklamcı aktif eğilimi temsil ederken, alışveriş yapan kişi pasif durumdadır. Unutulmamalıdır ki aktiflik ve pasiflik çerçeveleri çok net çizilmiş tutumlar değildir; geçişkenlik ve değişkenlik arzederler. Postmodern bir insan belirli bir durumda katif tutumlar sergilerken başkabir durumda pasif tutum içerisinde olabilir</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern karaktere yön veren postmodern düşünce öncelikle mimari ve felsefede geliştirilmiş, karşılaştırmalı kültür ve antropolojik araştırmalarla desteklenmiştir. Söz konusu araştırmalar, insana ve gerçekliğe bakışımızın daima kendi düşünsel tasavvurumuz olduğuna, bunun sonucu olarak da nihai olarak bilinebilir, önceden verili bir gerçeklik olmadığına işaret etmektedir. Gerçeklik ancak “kurulur” ya da “yapılandırılır”. Bu şekilde verili olanın “şifresi çözülür” ya da verili olan “yapı bozuma uğrar”. Dolayısıyla herkes kendi hayatının “kurucusu”dur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekonomik ve toplumsal yapıdaki köklü değişiklikler, dönemin baskın kişilik özelliklerinde de belirgin değişikliklere yol açar. Bu açıdan bakıldığında postmodern karakter de, belirgin sosyo ekonomik değişikliklerin sonucudur. Postmodern ben odaklı karakter oluşumuna etki eden temel faktörler, pazar ekonomisinin gelişimi, teknolojideki müthiş ilerleme, telkinin gücü ve ve insanın telkin edilebilirliğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Pazar ekonomisi geleneksel iktisadi yapıdan farklılık arzetmektedir. Artık insanlara ihtiyaçları sunulmamakta, insanlara “ihtiyaç üretilmekte”dir. Bununla birlikte “pazar”da sadece ürün değil “yaşantılar” da satılmaktadır. Güzel bir tatil programıyla tatil yaşantısına, yeni bir pantolonla özgürlüğüne, belirli bir marka arabayla güce kavuşulabilmktedir artık. Belki de en önemlisi belirli pazarlama stratejileriyle insanlar kendilerini de pazarlayabiliyorlar. Hatta bunu tek başına apamadıklarında “yaşam koçları”, imaje makerlar devreye girmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Teknolojik gelişmelerle birlikte artık zaman ve mekanın etkisi silinmekte, zamanın ve mekanın engelleyiciliğinden kurtulunmaktadır. Her istediğimiz anda istediklerimize ulaşabilmekte hatt istediğimizi kontrol edebilmekteyiz. Teknolojik imkanlarla gerçekliği yeniden, başka türlü ve istediğimiz biçimde yaratabilmekteyiz. Artık bakalrı sadece biz istersek hayatımıza girebiliyor, istemediklerimizi “engelleyebiliyoruz”. Belki en özet haliyle artık teknoloji bize “kendi dünyamızı kurma” şansı vermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insan bir yandan “ben” merkezli yaşarken diğer yandan da son derece “telkine açık” bir halde bulunmaktadır. Artık pazarlama stratejileri çok ileri düzey telkin yöntemlerine aşvurmaktadır. Bir mağazanın rengi, sahibinin zevkinden ziyade müşter tutumlarına etki gücüne göre belirlenmektedir. Zamane insanı, hareketli müziğin alışveriş oranına etkisine dair bir düşünceye sahip olmasa da pazarlamacılar bu konularda da çalışmaktadırlar. Postmodern insan bir yandan benim hayatım için en iyisini ben bilirim derken bir yandan da terapistlere, yaşam koçlarına, uzmanlara tonlarca para akıtmaktadır. Onlardan aradığı ise çoğunlukla “ne yapması gerektiği”dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Psotmodern karakter kurallardan, sınırlardan azade bir ekilde kendi dünyasın yaratma içerisindedir. Kişi burada kendi belirlediği dünyadan keyf almaktadır. Bu keyf alma hali, onun ben-odaklı olarak adlandırılmasını sebebidir. Burada aktif ve pasif ben odaklılık söz konusudur. Aktif ben odaklı karakter, ben odaklı dünyasını aktif olarak yaşarken, pasif ben odaklı karakter kendisine sunulan ben odaklı dünyayı yaşar. Aktif postmodern karakter, yaratılmış dünyanın arzcısı, pasif postmodern karakter ise özerk kullanıcısıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insanın psikodinamiğini anlamada en önemi araç “yapma beceri” ve “insani beceri” kavramlarıdır. Yapma beceri ile insanın kurduğu ilişki zamane insanının karakterinin temel belirleyicilerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık postmodern insan, hayatının çok çok önemli bir kısmını yapma becerilerle(cep telefonu, bilgisayar, simülasyon araçları, televizyon, terapötik teknikler vb.) geçirmektedir. Bu durumaslında kişinin kendisiyle arasına mesafe koymasına, kendisinden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Sokak arasında futbol takımına giremeyen bir çocuk bilgisayar ortamında tüm  rakiplerini altedebilmektedir. Doğal haliyle beğenilmeyeceğine inanan bir kadın kendisine yapma bir burun edinebilmektedir. İnsanların yanında rahat hareket edemeyen bir kişi uzman önerileriyle kendini sunabilmektedir insanlara.</p>
<p style="text-align: justify;">Psikanaliz ruhsal anlamda sağlıklı insanı “üretebilen” ve “sevebilen” olarak tanımlar. Buradaki üretkenlikle kastedilen psişik güçlerin üretkenliğidir aslında. Hayal kurabilme, düşünebilme, imaj oluşturabilme, acılara tahammül, çaresizliğe tahammül, vb. bu üretkenliğin temel boyutlarındandır. Oysa postmodern karakter bu üretkenlikten yoksundur.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insan son derece güçlü bir dünya ile karşı karşıyadır. Bu güçlü dünyaya teknolojik imkanlar yataklık etmektedir. Hepimiz aslında biliyoruz ki iki ruh hastasının kararıyla tüm dünya felakete yol açabilir. Bu durum karşısında aldığımız tavır bizim karakterimizi şekillendiriyor. Zamane insanı bu güç karşısındaki gerçek korkusunu görmezden geliyor ve onunla özdeşleşiyor. Sözde imkanlarından sonuna kadar istifade etmeye çalışıyor. Yapma beceriyi kendi becerisi olarak kabul ediyor. Ancak bu şekilde insani becerilerden mahrum kalıyor. Mesela her an cep telefonuyla konuşmanın özlem duygusunu yok ettiğinin farkına varmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamane insanı aslında hayatının kontrolünün büyük oranda başkalarının elinde olduğunu biliyor. Ancak bunn acısı ve korkusuyla yüzleşmektense kendi ben merkezliğine aşırı vurgu yapıyor. Her şeyin ona dayatıldığı düşüncesinin dayanılmazlığından kaçmak için her her şeyi özgürce elde ettiğine inandırıyor kendini. Sonuç: acıdan kaçan ve kendine yabancılaşan, kendi “ben”ine hapsolan insan!</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışman</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif kompulsif bozukluk nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 17:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=206" rel="attachment wp-att-206"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-206" title="obsesif kompulsif bozukluk" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/fff-150x114.png" alt="" width="150" height="114" /></a>Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.<span id="more-204"></span></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.</span><br />
<span style="color: #000000;"><a name="more"></a></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonlar aşağıdakilerden(1) ve (2) ile tanımlanır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(1). Bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler ( örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">(2). Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurutulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boş harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir ( örneğin; bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerine düşünüp durma; Hipokondriazisin olası durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör depresif bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">E. Bu bozukluk bir maddenin ( örneğin; kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">İçgörüsü az olan tip: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Obsesyonlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler:</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler)</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">2- Obsesif imaj(kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar)</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Obsesyon içerikleri</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Okb hastalığı içerisinde çok farklı obsesyonlar ve kompulsiyonlar vardır. Bir hastada bunların sadece biri olabileceği gibi bir kaçı da aynı anda bulunabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Bulaşma obsesyonu:</strong> Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir. Okb hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Kuşku obsesyonu:</strong> Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Okb hastalarında bulunma oranı ? . Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. “Acaba ocağı kapattım mı?”, “Acaba kappıyı kilitledim mi?” vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontroletme kompulsiyonları izler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Saldırganlık obsesyonu:</strong> Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler “Acaba intihar eder miyim?”, “Ya çocuğumu bıçaklarsam?” vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Cinsel obsesyonlar:</strong> Okb içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Dinsel obsesyon:</strong> Dini ve ahlaki değerlere(Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki okb hastakları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Simetri obsesyonu:</strong> Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Somatik obsesyon:</strong> Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli(tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Biriktirme, saklama obsesyonları:</strong> Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>§ Diğer obsesyonlar:</strong> Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Kompulsiyonlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonun türkçe karşılığı “zorlantı”dır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede OKB hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken(el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman OKB hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için “söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Tarihçesi ?</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’ de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’ da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’ in ilk kralı Saul’ ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’ in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden sözetmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’e göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III ‘ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide OKB anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda OKB’nin temel bir özelliği olması oynamaktadır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Belirti Ve Bulguları</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>I- Genel görünüm ve davranış:</strong> Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuracıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>II- Konuşma ve ilişki kurma:</strong> Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>III- Duygulanım:</strong> Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>IV- Bilişsel yetiler:</strong> Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama oktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>V- Düşünce süreci ve içeriği:</strong> Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>VI- Hareket:</strong> Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler:</strong> Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Epidemiyolojisi(Görülme Sıklığı Ve Yaygınlığı)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci dercede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Etyolojisi(Hastalığın Oluşum Sebepleri)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul eidlirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’de Prognoz (Hastalığın Seyri)</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’de kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede OKB hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Tedavisi</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">OKB’nin tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı tedavinin etkin olduğu belirtilmektedir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozuklukta agorafobi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri, beklenti anksiyetesi/kaygısı denilen, aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir. Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=201" rel="attachment wp-att-201"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-201" title="panik atak nedir?" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/agorafobi-150x108.jpg" alt="" width="150" height="108" /></span></a>Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri,<strong> beklenti anksiyetesi/kaygısı </strong>denilen, <strong>aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme</strong> halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak algılanabilmektedir. Oysa agorafobisi olanların çok azı açık alanlarda bulunmaktan endişe eder ve çok ağır agorafobisi olanlar evden dışarı çıkmaya endişe ederler.<span id="more-200"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Agorafobi</strong>, <em>bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, <strong>yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma</strong></em><strong>k</strong>’tır. Agorafobisi olanların tipik olarak kaçındıkları ortamlardan bazıları şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kalabalık yerler:</strong> Süpermarket, sinema, tiyatro, spor merkezleri, cami vb. yerlerden korkulur. Ya bu ortamlardan uzak durulur ya da mümkünse panik atak esnasında en kolay uzaklaşılabilecek yerlerde(kapıya yakın gibi) durulur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler:</strong> Tüneller, metrolar, asansörler, uçaklar, otobüsler, dar odalar, uzun kuyruklarda bulunmaktan uzak durulmaya çalışılır. Çok mecburi durumlarda yanında birilerinin bulundurulmasına çalışılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Araba kullanma:</strong> Yardım almanın zorlaşabileceğine inanılan durumlarda araba kullanılmaktan kaçınılır. Uzun yollar ve köprüler, karışık trafikten uzak durulmaya çalışıldığı gibi yolcu olmakta da zorluk çekilebilir. Çok mecbur hissettiği durumlarda kişi kendi arabasını sürmesi için bir arkadaşından yardım isteyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evden uzakta olma:</strong> Bazıları için evden uzaklaşmak bir güvensizlik olarak algılanır. Bu durumda kişi evden uzaklaşmamaya çalışır. Nadiren de evden hiç çıkılmaz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Tek başına olma:</strong> Bazı panik atak geçiren kişiler hiçbir şekilde yalnız kalmak istemezler ve sürekli birileri(bu kişiye <strong>baston eş</strong> de denir)nin yanında olmasını isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobinin en önemli sonucu, kişinin günlük hayatında ve iş hayatında yıkıcılığa yol açmasıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, yoğunluk açısından değişkenlik gösterir. Söz gelimi bazıları sadece uzun uçak yolculuklarından uzak durmaya çalışırken bazıları ise evin dışına bile cesaret edemezler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Kaygılarımız Korkularımız, Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, HYB Yayıncılık, Ankara, 2011</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozukluğu belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:49:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir: Genel görünüm ve dışa vuran davranış: Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur. Konuşma ve ilişki kurma: Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=197" rel="attachment wp-att-197"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-197" title="panik atak" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/panik-atak1-117x150.jpg" alt="panik atak nedir" width="117" height="150" /></a>Panik bozuklukta aşağıdaki belirti ve bulgulara rastlanabilir:</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Genel görünüm ve dışa vuran davranış:</strong> Panik nöbetleri dışında kişinin görünümünde net bir bozukluk yoktur. Panik esnasında kişi, ileri derecede endişeli ve telaşlı olur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Konuşma ve ilişki kurma:</strong> Panik esnasında kişi rahat konuşamaz, sesi titrer. Bazen hasta ile ilişki kurmak güç olabilir. Hasta yaşadıklarından bahsetmek isteyebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Duygulanım</strong>: Panik nöbeti esnasında kişide ileri derecede korku söz konusudur. Panik nöbeti dışında, paniğin tekrar yaşanmasına dönük bir beklenti korkusu yaşanabilir. En önemli korku delirme, çıldırma, kontrolü kaybetme ya da ölüm korkusudur.<span id="more-193"></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Bişişsel yetiler</strong>: Panik nöbetleri dışında hastanın yöneliminde, algılamasında, ya da diğer bilişsel yetilerinde problem yoktur. Ancak panik esnasında çevreyi tanıyamama, algı bozukluğu varmış gibi bir durum ortaya çıkabilir. Hasta şaşkınlık içinde olabilir; çevresini ve kendini değişmiş olarak algılayabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Düşünce süreci ve içeriği:</strong> Nöbet dışında hastanın düşünce sürecinde problem olmaz. Panik esnasında, kontrolü kaybetme, çıldırma, ölme düşünceleri ortaya çıkabilir. Ataklardan sonra da aynı yaşantnın tekrar olabileceğine dair düşünceler ortaya çıkabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Fizik ve fizyolojik belirtiler:</strong> Panik dışında bir anormalilk yoktur. Panik esnasında çarpıntı, yüz kızarması ya da solması, terleme, üşüme, kılların diken diken olması, göğüste sıkışma, soluk almıyor hisetme, solunum sıklaşması, baş dönmesi, bulantı, el ve ayaklarda uyuşma, sık idrara çıkma, kan basıncının yükselmesi, sıcak-soğuk basması, baygınlık duygusu yaşanabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Öztürk M. Orhan, Ruh Sağlığı Ve Bozuklukları, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 2001</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozukluğu nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete(bunaltı, kaygı) nöbetidir. DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak isimlendirilebilmesi için şu 14 maddeden 4 ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=188" rel="attachment wp-att-188"><img class="alignleft size-full wp-image-188" title="panik atak nedir" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/ERTYJUV.bmp" alt="panik atak" /></a>Panik bozukluğu, kendiliğinden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak, aniden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan ½-1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete(bunaltı, kaygı) nöbetidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">DSM-IV-TR’ye göre bir yaşantının panik atak olarak isimlendirilebilmesi için şu 14 maddeden 4 ya da daha fazlasının gerçekleşmiş olması gerekmektedir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Terleme</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Titreme ya da sarsılma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları<span id="more-185"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5- Soluğun kesilmesi</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7- Bulantı ya da karın ağrısı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">9- Gerçekdışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma duyumu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">10- Uyuşma ya da karıncalanma duyumları</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">11- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">12- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">13- Ölüm korkusu</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak sırasında kişi ne kadar çok belirti yaşarsa ve bu belirtiler ne kadar yoğun olursa, kişi kendini o denli bitkin ve yılgın hisseder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. Koşma, duygusal travma, alkol gibi her hangi ibr durum panik atağı tetikleyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik ataklar aniden başlar ve belirtiler 10 dakika gibi bir sürede zirve noktasına ulaşabilir; birkaç dakikadan bir saate dek sürebilir. Saatlerce ya da günlerce sürdüğü söylenen ataklar ise tek atağı değil birden fazla atağın olduğunu gösterebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atakta en önemli belirti çıldırma, kontrolünü kaybetme ya da ölüm korkusudur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atakta, anksiyete(kaygı, bunaltı)nin fizyolojik belirtileri(kalp çarpıntısı, terleme vb.) yoğun olarak görülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak yaşayan insanlar bulundukları yeri terketme, yardım arama davranışı gösterebilirler. Panik atak yaşantısından sonra, atağın tekrarlanacağı korkusu yaşanabilir ki buna “beklenti anksiyetesi” denir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak bazen kişinin kaçması ya da yardım alması güç bir durumda ortaya çıkar ve kişi bu durumdan kaçınmaya çalışır. Bu yüzden evden çıkmamaya, kalabalıklara girmemeye, köprüden geçmemeye, yalnız kalmamaya vb. çalışabilir. Bu duruma “agorafobili panik atak” denir. Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atağa aynı zamanda depresyon da eşlik edebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik atak yaşantısı öznel bir yaşantıdır; dolayısıyla panik atak yaşayan herkes bu durumu farklı ifade edebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Panik bozukluktaki en önemli nokta, kişinin yaşadığı korkuların “gerçekçi olmaması”dır. Yani kişi gerçekten bir kalp krizi de geçirebilir; ya da farklı sebeplerden dolayı bayılabilir. Bu yüzden tıbbi tetkikler sonucunda başkaca bir tıbbi bulgu yoksa panik atak düşünülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynaklar:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Köroğlu Ertuğrul, Panik Bozukluğu, Ankara, HYB Yayıncılık, 2006</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kusurluluk şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/kusurluluk-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/kusurluluk-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Kusurluluk/Utanç Şemasının Genel Sunumu Kusurluluk şemasına sahipseniz kendinizi bir şekilde kusurlu, hatalı, kötü, istenmeyen, kalitesiz, değersiz, sevimsiz, aşağı veya sevilmez vb. olarak algılarsınız. Buna paralel olarak da kendinizle ilgili hissettiğiniz kronik duygu“utanç” olur. Yani kendinizden utanırsınız. Kusurluluk algınızın dayanağı(bu dayanak gerçekçi değildir) çok değişken olabilir. Bazı kusurlarınız açık(bencil olmak; öfkeli dürtülere veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=179" rel="attachment wp-att-179"><img class="alignleft size-full wp-image-179" title="kusurluluk şeması" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/kusurluluk-şeması.jpg" alt="şema terapi" width="150" height="150" /></a>Kusurluluk/Utanç Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluk şemasına sahipseniz kendinizi bir şekilde kusurlu, hatalı, kötü, istenmeyen, kalitesiz, değersiz, sevimsiz, aşağı veya sevilmez vb. olarak algılarsınız. Buna paralel olarak da kendinizle ilgili hissettiğiniz kronik duygu<strong>“utanç”</strong> olur. Yani <strong>kendinizden utanırsınız.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluk algınızın dayanağı(bu dayanak gerçekçi değildir) çok değişken olabilir. Bazı kusurlarınız açık(bencil olmak; öfkeli dürtülere veya kabul edilmez cinsel arzulara sahip olmak vb) bazıları ise gizli(beğenilmeyecek fiziksel görünüş, sosyal beceriksizlik) olabilir. Kusurlu hissettiğiniz durumlar arasında şunlar yer alabilir: çok öfkeli, çok sıkıcı, çok<span id="more-178"></span> yoksun, çok beceriksiz, çok tembel, çok huysuz, çok şişman, çok zayıf, çok uzun, çok kısa, çok garip, çok güçsüz, çok budala vb. olarak algılayabilirsiniz kendinizi mesela. Kabul edilemez cinsel ya da saldırgan tutkulara sahip olduğunuzu düşünebilirsiniz.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluğunuzu <strong>varoluşsal bir durum</strong> olarak algılarsınız. Yani, yaptıklarınızdan dolayı değil<strong>, “kusurlu olduğunuz için kusurlusunuzdur”</strong>  size göre. Dolayısıyla aksi ispatlansa bile siz kendinizi kusurlu olarak algılama eğiliminde olursunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başkaları tarafından kabul edilmemeye, beğenilmeye, suçlanmaya aşırı duyarlısınızdır; çünkü kabul edilmemek, beğenilmemek, suçlanmak sizin için bir <strong>felaket</strong>tir. Başkaları yanında <strong>aşırı utangaç</strong> davranırsınız; çünkü kendinizi sürekli başkalarıyla karşılaştırabilirisiniz. Kendinizi yakın ilişkilerinizde ya da daha geniş sosyal dünyada(ya da her ikisinde) kusurlu hissedebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>K</strong><strong><span style="text-decoration: underline;">arakteristik Kusurluluk/Utanç Davranışları</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;">Kusurluluk şemasında kendinizi sürekli kusurlu hissettirecek durumlar yaratabilir, kendinizi kusurlu hissettirecek durumlardan kaçınmak için aşırı çaba sarf edebilir ya da kusursuzluk peşinde  aşırı uğraş verebilirsiniz. Bu yollar çok farklı gibi görünse de en temeldeki kusurluluk algınızı güçlendirmek gibi ortak bir paydaya sahiptirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluk şemasına sahipseniz genelde kendinizi değersizleştirir(değersiz hissettirecek tutumlar sergilersiniz) ya da başkalarının sizi değersizleştiren tutumlarına müsaade edebilirsiniz. Başkalarının size kötü davranmalarına ya da sizi suistimal etmelerine izin verebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Reddedilmeye ve eleştirilmeye aşırı hassasiyet beslersiniz. İçten içe problemleriniz için başkalarını suçlarsınız. Genelde içe kapanık olursunuz. Başkalarıyla kendinizi çokça kıyaslarsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Genelde eleştirel ve reddedici partnerler seçebilirsiniz. Sizi değerli bulanları ise siz beğenmeyebilirsiniz. Bu durumda sizin için şu cümle çok tanıdık olabilir: benim gibi birini beğenen birinin nesini beğeneyim ki!?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi, kusursuz olduklarını düşündüğünüz ya da sizin kusurlarınızı fark edeceğini düşündüğünüzinsanlar yanında rahatsız hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın ilişkilerden ya da sosyal ortamlardan kaçınabilirsiniz. Çünkü insanların sizdeki kusurları fark edebileceğine inanırsınız. Gittiğiniz bir toplantıda, insanların çirkinliğinizi fark etmemesi için tenha bir yerde oturmayı seçebilirsiniz. Kusurluluk şemanızla başa çıkmak için madde bağımlılığı ya da yeme bozukluğuna yol açabilecek tutumlar sergileyebilirsiniz. </span></div>
<div style="text-align: justify;">
<span style="color: #000000;">Kendinizi kusurlu hissettiğiniz alanlarda kıskanç ya da rekabetçi olabilirsiniz. Bazen bireyler arası ilişkileri yukarı-aşağı dansı olarak algılarsınız. Yani ya siz daha mükemmelsiniz ya onlar. Kusurluluğun karşı kutbu olan mükemmellik için aşırı uğraş verebilirsiniz. Çok güzel/yakışıklı, zeki, başarılı, karizmatik vb. olmak için aşırı çaba sarf etmenize rağmen kendinizi iyi hissetmeniz fazla uzun sürmeyebilir. İyi görünmek için ayna karşısında çok uzun zaman harcayabilir, çok güzel konuşabilmek için olağan üstü emek harcayabilirsiniz. Kendinizi en mükemmel hissedebileceğiniz gruplar içinde yer almaya çabalayabilirsiniz. Sizden daha başarısız, daha çirkin kişilerle arkadaşlık kurarsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>            </strong> </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Kusurluluk/Utanç Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluk Şemasına sahipseniz çocukken kendinizi sevmenizde ve değerli hissetmenizde bir sorun olabilir.  <strong>Aşağılayıcı aile tutumları, ileri derecede soğuk ve dışlayan aile ortamları</strong>na maruz kalmış olabilirsiniz. Şu tür yaşantılar sizin için söz konusu olabilir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Ailenizde biri size karşı aşırı eleştirel, aşağılayıcı, ve cezalandırıcı olmuş olabilir. Birileri(aile, arkadaş, öğretmen vb) tarafından sürekli görünüşünüz, davranışınız ve söyledikleriniz için eleştirildiniz veya cezalandırıldınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Bir ebeveyniniz tarafından hayal kırıklığı, hata ya da yanlış bir şeymişsiniz gibi hissettirilmiş olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Bir ya da her iki ebeveyniniz tarafından reddedilmiş ya da sevilmemiş olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Bir aile ferdi tarafından cinsel, fiziksel, ya da duygusal olarak taciz edilmiş olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Ailede ters giden şeyler için genelde siz suçlanmış olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Ebeveynleriniz size sürekli kötü, değersiz, işe yaramaz olduğunuzu söylemiş olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Sürekli diğer kardeşlerinizle haksız şekilde karşılaştırıldınız, tercih edilen genelde onlar oldu.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Ebeveynlerinizden biri evi terk etmiş ve siz bu durumu kendi hatanız olarak algılamış olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Kusurlulukta Şema Kimyası(Şemanın İlişkinize Etkisi)</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası kavramı, şemalar(temel ruhsal yapılanmalar)ın kendilerini sürdürücü özelliklerinin ilişkilerimize yansımasını ifade eder. Buna göre şemamıza uygun olan kişiler hayatımıza olumsuz etki etse bile bize daha çekici gelebilirler. Buna göre ya şemamıza uygun kişileri hayatımıza alıyor ya da ilişkimizde şemamıza uygun davranışlar sergiliyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kusurluluk/Utanç Şemasına sahipseniz ilişkilerinizle ilgili şu tür yaşantılarınız olabilir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşiniz size karşı fiziksel ve duygusal olarak tacizkar olabilir. Sizi aşağılayabilir ya da size saldırganca davranabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">• Eşiniz çok çekici ve istenilen bir kişi olabilir. Sizinle istediğiniz şekilde ilgilenmeyeceğini bile bile ona vurulmuş olabilirsiniz. Onun yanında kendinizi ikinci planda ya da eksik hissedebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşinizle birlikteyken kendinizi aşağılık hisseder ya da aşağılık hissettirecek şekilde davranabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşiniz sizi pek de yakından tanımak istemiyor ya da size yakın davranmıyor olabilir. Onu hep “uzak” ya da “soğuk” olarak algılıyorsunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşiniz sizinle düzenli zaman geçiremiyor. Evli ya da aynı zamanda birden fazla kişiyle flört ediyor; başka bir şehirde yaşıyor olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşinizi aşırı kıskanır ve sahiplenirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Sürekli kendinizi başkaları ile karşılaştırır, kıskanç ve yetersiz hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşinizin size değer verdiğine dair sürekli onay ihtiyacı duyar ve bunu beklersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşinizin sizi eleştirmesine, aşağılamasına, ya da kötü davranmasına izin verebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Geçerli eleştiriyi kabullenmekte zorlanırsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Çocuğunuz varsa onlara karşı aşırı eleştirel olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">• Elde ettiğiniz başarıları sahiplenemez, başarılı olduğunuzda kendinizi bir sahtekar gibi hissedebilirsiniz. Başarınızı sürdüremeyeceksiniz diye aşırı kaygı duyabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">• Kariyerinizdeki gerilemelerde ya da ilişkilerinizdeki reddedilmelerde ümitsiz ve aşırı depresif olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">• Eşiniz gerçekten sevdiğiniz, saygı duyduğunuz birisi değil; onu kendinizden aşağıda görüyorsunuz. İnsanlar onu size yakıştıramıyorlardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşiniz tarafından kendinizi kabul edilmiş ve beğenilmiş hissettiğinizde onun hakkında çok eleştirel olursunuz, ve romantik hisleriniz kaybolur. Ardından ona karşı aşağılayıcı ve eleştirel davranabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Eşiniz sizi gerçekten tanıdığını hissetmeyecek şekilde gerçek kimliğinizi saklarsınız. Ona karşı soğuk davranabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Topluluk içinde konuşurken aşırı gergin olabilirsiniz. (Bu şema sosyal fobi ve sunum zorluklarında öneli bir yer oynar.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Kusurluluk Şemasına sahipseniz flört etmek ya da bir ilişki yaşamaktan tamamen kaçınıyor olabilirsiniz. Karşı cinsi zararlı ya da ilişkiyi gereksiz olarak algılayabilirsiniz. Yalnızlık size daha çekici gibi gelebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Kusurluluk Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikoterapide temel amaç <strong>öz saygınızın yükselmesini sağlamak</strong> ve kendinizle ilgili algınızı gerçekçi bir duruma getirmektir. Terapi sürecinde, bir insan olarak sevgi ve saygıyı herkes kadar hak ettiğinizi  görmeye çalışırsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikoterapiyle birlikte kendinizi başkalarının yanında daha rahat hissedebilirsiniz. İnsanlarla ilişki kurmak size zor gelse de bundan kaçınmazsınız. Olumsuz duygularla karşı karşıya kalmayı göze alabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diğer insanlara karşı bakışınız daha gerçekçi olmaya başlar. Onların sürekli sizinle ilgili olumsuz düşüncelere sahip olduklarına dair inancınızı test etmeye çalışırsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi diğer insanlara(gerçekçi oranda) açabilir ve başkalarının da kendilerini size açmalarına müsaade edersiniz. </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başkalarının yanında yapamadığınız şeyleri(yemek yemek, oturmak, konuşmak vb.) yapmaya çalışırsınız.  Genel olarak sosyal ortamların tehlikeli olduğuna dair inançlarınızı test edersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi aşağılık ve kusurlu hissettirecek tutumlardan uzak durmayı becerebilirsiniz artık.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/kusurluluk-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal izolasyon şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sosyal-izolasyon-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sosyal-izolasyon-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal İzolasyon Şemasının Genel Sunumu Sosyal izolasyon şemasına sahipseniz kendinizi tüm dünyadan ve diğer insanlardan ayrı hissedersiniz. Sebebini tam olarak izah edemeseniz bile diğer insanlardan farklıolduğunuzu düşünürsünüz. Kendinizi bir grubun parçası, bir gruba ait olarak algılayamazsınız. Gruplar söz konusu olduğunda kendinizi izole ya da dışarıda kalmışhissedebilirsiniz. İki kişiyi aşan topluluklarda kendisinizi rahatsız hissedebilirsiniz. Sosyal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=172" rel="attachment wp-att-172"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-172" title="SOSYAL FOBİ" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/SOSYAL-FOBİ-106x150.jpg" alt="sosyal fobi nedir" width="106" height="150" /></a>Sosyal İzolasyon Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;">Sosyal izolasyon şemasına sahipseniz kendinizi tüm dünyadan ve </span><strong style="color: #000000;">diğer insanlardan ayrı</strong><span style="color: #000000;"> hissedersiniz. Sebebini tam olarak izah edemeseniz bile diğer insanlardan </span><strong style="color: #000000;">farklı</strong><span style="color: #000000;">olduğunuzu düşünürsünüz. Kendinizi bir grubun parçası, bir gruba ait olarak algılayamazsınız. Gruplar söz konusu olduğunda kendinizi izole </span><strong style="color: #000000;">ya da dışarıda kalmış</strong><span style="color: #000000;">hissedebilirsiniz. İki kişiyi aşan topluluklarda kendisinizi rahatsız hissedebilirsiniz. Sosyal izolasyon şeması kusurluluk şeması ile birlikte, </span><strong style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;">sosyal fobi</span></strong><span style="color: #000000;">nizin temel psikolojik dinamiklerinden biri olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span id="more-171"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;">Karakteristik Sosyal İzolasyon Davranışları</span></strong></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal izolasyon şemasında kendinizi sürekli farklı</span><span style="color: #000000;"> hissettirecek durumlar yaratabilir, kendinizi farklı ya da dışarıda</span><span style="color: #000000;"> hissedeceğiniz ortamlarda çokça bulunabilir; bu duygulardan kaçınmak içi aşırı çaba sarf edebilir ya da söz konusu duyguları kendinizden uzak tutmak için aşırı uğraş verebilirsiniz. Bu yollar çok farklı gibi görünse de en temeldeki farklı, dışarıda, izole olmuş algınızı güçlendirmek gibi ortak bir paydaya sahiptirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal izolasyon şemasına sahipseniz, etraftakilerden farklı ya da daha aşağıda hissedeceğiniz ortamlarda(Fakirseniz çok zengin muhitlerde takılabilirsiniz, farklı etnik grupların içinde olabilirsiniz vb.) bulunmaya çalışabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Etrafınızdakilerle ilişkinizde farklılıkları abartıp, benzerlikleri küçümsüyor olabilirsiniz. İnsanlarla birlikte olduğunuzda bile kendinizi <strong>yalnız</strong> hissediyor olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İşyerinizde kendinizi en dışarıda algılıyor olabilirsiniz. Daha çok kendi kendinize kalıyorsunuzdur. Terfi etmekte zorlanıyorsunuz; çünkü grup çalışması gerektiren projelerde uyum sağlayamıyorsunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Grup içinde gergin ve utangaçsınız. Gevşeyip, kendiniz olamıyorsunuz. <strong>Yanlış bir şey yapmaktan ya da söylemekten</strong> korkuyorsunuz. <strong>Bir sonraki sözünüzü planlamaya</strong> çalışıyorsunuz. <strong>Yabancılarla konuşurken</strong>rahatsızsınız. <strong>Diğer insanlara önerecek özel bir şeyiniz olmadığını </strong>düşünüyorsunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal olarak gruplara katılmaktan ya da toplumun parçası olmaktan kaçınıyorsunuz. Yalnızca yakın aile çevrenizle ya da arkadaşlarla vakit geçiriyorsunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanlar aileniz ile karşılaştığında ya da onlar hakkında çok şey bildiğinde utanıyorsunuz. Aileniz hakkındaki bilgileri diğer insanlardan saklıyorsunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bulunduğunuz ortama uyum sağlamak için diğer insanlar gibi davranıyorsunuz. Onların sıra dışı yanlarınızı görmelerine izin vermiyorsunuz. İnsanların sizi utandıracaklarını ya da reddedeceklerine neden olacağını düşündüğünüz gizli bir hayatınız ya da duygularınız olabilir ya da varmış gibi algılayabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ailenizin eksikliklerinin üstesinden gelebilmenin üzerinde çok duruyorsunuz: statü kazanma, maddesel şeylere sahip olmak, iyi eğitimli görünmek, vs.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doğanızın bazı yönlerini hiç kabul edemiyorsunuz; çünkü başkalarının bu yüzden hakkınızda kötü düşüneceğine inandınız (Utangaç, entellektüel, duygusal, kadınsı, zayıf, bağımlı vb.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Fiziksel görünüşünüze çok düşkünsünüz. Diğer insanların sizi bulduklarından daha az çekici olduğunuzu düşünüyorsunuz. Fiziksel çekiciliğiniz için sıkı çalışıyorsunuz ve fiziksel kusurlarınıza çok duyarlısınız (Kilo, fiziksel görünüş, boy vb.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yavaş, akılsız, ve garip görünebileceğiniz durumlardan kaçınıyorsunuz (Üniversiteye gitmek, toplulukta konuşmak)</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sahip olmadığınız popülarite özelliklerine sahip diğer kişilerle kendinizi kıyaslıyorsunuz (Bakışlar, para, atletik beceri, başarı, giyim vb.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal yetersizliğiniz olduğunu düşündüğünüz konularda telafi için aşırı çaba gösteriyorsunuz: popülaritenizi ya da sosyal becerilerinizi ispatlamak, kazanmak, doğru sosyal grubun üyesi olmak, kariyerinizde başarı elde etmek, ya da popüler çocuklar yetiştirmek gibi.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemaya sahip olmanız çok yakın arkadaşlarınızın olmasına engel değildir. Ancak onlarla grup içinde bulunmak sizin için zor olabilir.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>            </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sosyal İzolasyon Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">B</span><span style="color: #000000;">u şemanın oluşumunda akranlarla yaşantılar çok önemli bir rol oynar. Bir farklılığınız(kilo, boy, görünüş, zeka, yaşadığınız semt vb)ın akranlarınız tarafından(okulda ya da bulunduğunuz ortamda) sizi incitici şekilde vurgulanması, sizinle dalga geçilmesi, bu durum nedeni ile dışlanmak şemanın oluşumunda etkin olabilir. Ayrıca kendi ailenizi akranlarınızın ailesinden farklı(fakir, eğitimsiz vb.) olarak algılamanız da önemli bir etken olabilir.  Bununla birlikte anne babanızın da bu şemaya sahip olması, kendilerini toplumdan soyutlamaları da önemli bir faktördür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">            </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Sosyal İzolasyonda Şema Kimyası</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>       </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong></strong>Sosyal izolasyon şemasına sahipseniz kendinizi dışlanmış hissedeceğiniz ortamları daha çekici bulabilirsiniz. Örneğin yüksek standartçı kişilerin oluşturduğu seçkin topluluklar, “sosyetik” ortamlar gibi. Olduğunuz gibi kabul edileceğiniz gruplar ise size çekici gelmeyecektir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>           </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">Sosyal İzolasyon Şemasının İlişkinize Etkisi</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>            </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong></strong>Bu şema daha çok topluluklarla ilişkinizle ilgili olduğu için  ilişkilerinize ikincil olarak yansır. Kendinize, ait olduğunuz sosyal grubun çok dışında bir gruptan eş/partner seçebilirsiniz. Çok sosyal insanlar size çekici gelebilir; ancak zamanla bu sosyallikten rahatsız olacağınız için sorunlar yaşayabilirsiniz. Eşinizin gitmek isteyeceği topluluklara gitmek istemeyebilir ve bu yüzden tartışabilirsiniz. Toplum tarafından kabul edilebilirliğinizi arttırmak için aşırı güzel, yakışıklı, saygın eşler seçebilir veya onlar tarafından hoşlanılmaya ve seçilmeye çalışabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">        </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sosyal İzolasyon Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema terapide temel amaç, diğer insanlardan daha az farklı hissetmenizde size yardımcı olmaktır. Genel yapının parçası olmasanız bile diğer insanlarla pek çok ortak noktamız vardır. En genel anlamda aynı ihtiyaçlara, duygulara vb. sahibiz; yani hepimiz insanız. Kesinlikle kabul edilmeyeceğiniz ortamlar olabilir; ancak amaç kabul edileceğiniz ortamları bulmak ve orda kalabilmenizi sağlamaktır. Gruplardan ve insanlardan uzak durma çabalarınızın önüne geçmek, yalnızlığınızdan kurtulmak temel hedeflerimiz arasında yer almalıdır. </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sosyal-izolasyon-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygusal yoksunluk şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/duygusal-yoksunluk-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/duygusal-yoksunluk-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Duygusal Yoksunluk  Şemasının Genel Sunumu Duygusal yoksunluk şeması, insanların sahip olduklarını fark etmemelerine rağmen, terapistlerin en çok karşılaştıkları şemadır. Bu şemaya sahip insanlar terapiye çoğunlukla yalnızlık, acı ve üzüntü duygularıyla gelirler; ancak çoğunlukla bu duyguların nedenine dair net fikir taşımazlar. Duygusal yoksunluk şemasına sahipseniz, temel duygusal ihtiyaçlarınızın, hayatınızdaki önemli insanlar(ebeveyn, eş, arkadaş vb.) tarafından giderilemeyeceğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=165" rel="attachment wp-att-165"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-165" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/kadın-erkek-ilişkileri1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Duygusal Yoksunluk  Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluk şeması, insanların sahip olduklarını fark etmemelerine rağmen, terapistlerin en çok karşılaştıkları <a href="http://yusufbayalan.blogspot.com/2010/07/semalar-hayata-aclan-pencerelerimiz.html"><span style="color: #000000;">şema</span></a>dır. Bu şemaya sahip insanlar terapiye çoğunlukla <strong><span style="text-decoration: underline;">yalnızlık, acı </span></strong><span style="text-decoration: underline;">ve<strong> üzüntü</strong></span> duygularıyla gelirler; ancak çoğunlukla bu duyguların nedenine dair net fikir taşımazlar.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluk şemasına sahipseniz, temel duygusal ihtiyaçlarınızın, hayatınızdaki önemli insanlar(ebeveyn, eş, arkadaş vb.) tarafından giderilemeyeceğine dair içsel bir inanç taşırsınız. Bu içsel inanç/kabul etrafınızdaki insanların tepkileriyle uyumsuz olabilir. Yani, etrafınızdakiler sizin duygusal ihtiyaçlarınıza cevap verme çabası içinde olsalar bile siz bu durumu sahtelik ya da gerçek dışılık olarak algılayabilirsiniz. Söz konusu ihtiyaçlar arasında ilgi, sevgi, duygusal sıcaklık, anlaşılmak, dinlenilmek, önemsenmek, rehberlik vb. gösterilebilir.<span id="more-163"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluğun 3 türünden bahsedilebilir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Size bakacak, size önem gösterecek, dokunma ya da kucağına alma gibi fiziksel ilgi gösterecek kimsenin olmadığını hissetmeniz <strong><span style="text-decoration: underline;">ilgi yoksunluğu</span></strong>nun, kim olduğunuzu ve nasıl hissettiğinizi anlamaya çabalayacak ya da sizi gerçekten dinleyecek kimsenin olmadığını hissetmeniz <strong><span style="text-decoration: underline;">empati yoksunluğu</span></strong>nun ve size yol gösterecek ve koruyacak kimsenin olmadığını hissetmeniz de <strong><span style="text-decoration: underline;">korunma yoksunluğu</span></strong>nun göstergesi olabilir.</span></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluk şeması genelde </span><strong style="color: #000000;">Aşırı Fedakarlık Şeması</strong><span style="color: #000000;">na(Başkaları için aşırı derecede fedakarlıkta bulunma) bağlıdır. Aşırı fedakarlık şemasında önceliğiniz karşınızdakinin ihtiyaçları, beklentileri olur. Kendinizi onun ihtiyaçlarını gidermekle sorumlu hissedersiniz. Söz konusu fedakarlık ikili ilişkilerde olması gerekenin ötesinde, sizi  zorlayıcı, zamanla kullanılmışlık duygusu hissettirebilen, kendi ihtiyaçlarınızı unutturacak bir tutumdur.  Aşırı fedakarlık şemasında, bir ilişki içinde görece dengede olması gereken duygusal alış veriş sizin aleyhinize olacak şekilde gerçekleştirilir. Dolayısıyla kendinizi unutacak ve unutturacak şekilde fedakarlık zamanla size yoksunluk duygusu yaşatacaktır.</span></p>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;">Karakteristik Duygusal Yoksunluk Davranışları</span></strong></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluk şemasına sahipseniz duygusal ihtiyaçlarınızı önem verdiğiniz kişilerden talep etmez, sevgi ya da rahatlık arzularınızı dile getirmezsiniz. Başkalarına odaklanır fakat kendiniz için çok az şey söylersiniz. Temelde hissettiğinizden daha güçlü hareket eder ve duygusal ihtiyaçlarınız yokmuş gibi davranarak duygusal yoksunluğunuzu artırırsınız. Karşı taraftan duygusal destek beklemez ve talep etmediğiniz için de elde edemezsiniz. İlişkilerinizde bir anda kendinizi unutulmuş bulabilirsiniz; ya da unutulduğunuzu fark edemezsiniz bile.<strong></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her hastalığın(Şemaları psikolojik anlamda hastalıklı yanlarımız olarak düşünebiliriz) kendini yaşatacak uygun ortamlara ihtiyacı vardır. Siz de duygusal yoksunluk şemasında hayatınıza aldığınız kişileri duygusal olmayan ya da duygusallık göster(e)meyenlerden seçebilirsiniz. Çoğunlukla soğuk, mesafeli ve ben merkezci kişileri önemli kişi olarak seçersiniz ki bu size duygusal açıdan daha da yoksun hissettirir. Bu şekilde ilişkinizin başındaki, ihtiyaçlarınızın karşı taraftan anlaşıl(a)mayacağı ve gideril(e)meyeceği yönündeki içsel kabulünüz gerçekleşmiş olur. Siz bu durumu kader ya da talihle izah edebilirsiniz; ancak psikoloji literatüründe bu duruma “kendini gerçekleştiren kehanet” deniyor.<strong></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnızlık sizin için çekici olabilir. Başkalarından herhangi bir şey beklemediğiniz için(içten içe alacağınıza dair umudunuz olmadığı için) yakın ilişkilerden uzak kalır bazen de tamamen kaçınırsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal yoksunluk şemasına sahip bazıları, duygusal ihtiyaçları giderilmediğinde aşırı talepkar olabilir ve istediklerini elde edemediklerinde de aşırı öfkeli davranabilirler. Bu kişilerde narsistik(ben merkezci) yapılanma görülebilir. Bu kişiler çok güçlü “hak görme” duygularına sahip olabilirler. Bunlar için istedikleri şeyler doğal olarak onların hakkıdır ve karşısındaki kişiler bu haklarını onlara vermelidirler. Kendileri ise karşılarındakinin duygusal ihtiyaçlarını pek önemsemezler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemaya sahip insanların az bir kısmındaki diğer  bir eğilim aşırı muhtaç şekilde davranmaktır. Bunlar ihtiyaçlarını çok şiddetli şekilde histriyonik(başkalarının gözüne sokacak şekilde, ağlama, bayılma vb. yollarla) dile getirirler. Karşı tarafın en ufak bir ilgisizliği bu kişiler için felakettir. Onlara göre ilgi ya var ya da yoktur.  Bu gruptaki insanlar çok fazla psikosomatik semptomlar(baş ağrısı, migren, mide ağrısı, migren gibi fiziksel şikayetler)a sahip olabilirler. Bu hastalıkların ortaya çıkışındaki temel amaç sekonder kazanç(karşı tarafın ilgisini çekmek)tır. Ancak kişiler bu tutumu bilinçli olarak değil bilinç dışı bir etkiyle sergilerler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Duygusal Yoksunluk Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Anneniz(veya babanız) soğuk ve duygulanımlarını göster(e)meyen birisi olabilir. Size yeterince sarılıp, fiziksel şefkat göster(e)memiş olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çocukluğunuzda, daha önemli veya değerli görülen başka biri nedeni ile(kardeş gibi) sevildiğinizi ve değer verildiğinizi hissedememiş olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Anneniz(veya babanız) size  ihtiyacınız olan  zamanı ve dikkati sunamamış; o çocuk dünyanızda  ihtiyaçlarınızı yeterince  anlamamıştır. Sizinle gerçek bir ebeveyn-çocuk iletişimine girememiştir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Anneniz(veya babanız) zor durumlarınızda sizi yeterince avutamamıştır. Bu nedenle siz de kendi acınızı dindirmeyi veya diğer insanların sizi avutmasını kabul etmeyi öğrenememişsiniz. Dolayısıyla ihtiyaçlarınız giderilmediğinde ortaya çıkan acı sizin için katlanılmaz oluyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyniniz size uygun rehberlik yapamamış veya kendinize bir yön bulmanızı sağlayacak desteği verememiştir. Hayatınızda güvenebileceğiniz sağlam bir dayanağınız olmamıştır. Bu durumda karar vermek sizin için çok zor ve riskli bir süreç haline gelir. </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Duygusal Yoksunlukta Şema Kimyası(Şemanın İlişkinize Etkisi)</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası kavramı, şemalar(en temel, olumsuz psikolojik yapılanmalar)ın kendilerini sürdürücü özelliklerinin tutumlarımıza/ilişkilerimize yansımasını ifade eder. Buna göre şemamıza uygun olan kişiler hayatımıza olumsuz etki etse bile bize daha çekici gelebilirler. Buna göre ya şemamıza uygun kişileri hayatımıza alıyor ya da ilişkimizde şemamıza uygun davranışlar sergiliyoruz.<strong></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal Yoksunluk Şemasına sahipseniz ilişkilerinizle ilgili şu tür yaşantılarınız olabilir:<strong></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinize karşı ihtiyaçlarınızı dile getirmezsiniz. Ya onun sizi anlamasını beklersiniz (ki bu gerçekçi bir beklenti değildir) ya da  siz dile getirdikten sonra yapılanların bir anlamı olmadığını düşünürsünüz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne hissettiğinizi eşinize anlatmadan onun duygularınızı anlamasını beklersiniz. Eşiniz tarafından anlaşılmadığınızda ise hayal kırıklığı yaşarsınız. Bu hayal kırıklığı eşinize küsmenize ya da öfke duymanıza yol açabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal anlamda çok güçlü olmaya çalışırsınız, Kendinize, eşinizin sizi koruyacağı veya yönlendireceği kadar bile “incinebilir” olma izni vermez, duygusal acı ile aranıza duvar örersiniz.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal ihtiyaçlarınız giderilmediği için kızgın ve ısrarcı davranışlarınız olabilir. Bu durum eşinizin size yeterinde duygusal destek sunmamasından kaynaklanabileceği gibi sorunlarınızı eşinizle paylaşmamış olmanızdan da kaynaklanabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Size yeterince ilgi göstermediği için eşinize suçlayıcı davranabilirsiniz. Suçlayıcılık ve eşinizin buna vereceği olumsuz tepki ilişkinizi zamanla çıkmaza sokabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazen uzaklaşır, kendi içinize kapanır(ya da kaçar), ulaşılmaz olursunuz. Bu durum eşinizin de sizden uzaklaşmasına yol açabilir ve ilişkiniz kopabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gideremediğiniz duygusal ihtiyaçlarınızı fiziksel şikayet, ağrı, can sıkıntısı vb. olarak dile getirebilirsiniz. Ancak bu yolları bilinçli olarak değil bilinçdışı olarak kullanırsınız. </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Duygusal Yoksunluk Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal Yoksunluk Şemasının terapisindeki temel amaç duygusal ihtiyaçlarınızı fark etmenize ve bu ihtiyaçların doğal ve insani olduğunu kabul etmenize yardımcı olmaktır. Pek çoğumuz şu ya da bu sebeple doğal ihtiyaçlarımıza yabancılaşmış olabiliriz. Bu durumda da hayatımızda neyin eksik olduğunu anlayamaz sadece eksikliğin sonuçlarını yaşarız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapideki bir diğer hedef, doğal duygusal ihtiyaçlarımızı sağlıklı yollardan giderebilmeyi öğrenmektir. İhtiyaçlarımıza cevap verebilecek eş seçmek, ihtiyaçlarımızı dile getirmeyi öğrenmek, ihtiyaçlarımızı gideremediğimizde sabretmeyi ve kendimizi avutmayı öğrenmek bu yollardan bazıları olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemalar, en temel duygusal ihtiyaçlarımızı yanlış yollarla giderme çabasına yol açtığı için, ihtiyaçlarımızın normal yollarla giderilmesi Şema Terapinin en nihai amacıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/duygusal-yoksunluk-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terkedilme şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Terkedilme Şemasının Genel Sunumu Terk edilme şemasına sahipseniz yakınlarınızı veya bağlanacağınız kişilerikaybetme beklentisiyle yaşarsınız. İlişkilerinizin eninde sonunda, şu ya da bu şekilde bitme tehlikesini yoğun olarak hissedersiniz. Sevdiklerinizin sizi terk edeceklerine, hasta olup öleceklerine, başka birisi için sizi bırakacaklarına, önceden tahmin edilemez olumsuz davranışlar sergilediklerine, bir şekilde aniden ortadan kaybolacaklarına inanırsınız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=153" rel="attachment wp-att-153"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-153" title="TERK EDİLME ŞEMASI" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/TERK-EDİLME-ŞEMASI-150x133.jpg" alt="şema terapi nedir?" width="150" height="133" /></a>Terkedilme Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terk edilme şemasına sahipseniz yakınlarınızı veya bağlanacağınız kişileri<strong>kaybetme beklentisi</strong>yle yaşarsınız. İlişkilerinizin eninde sonunda, şu ya da bu şekilde <strong>bitme tehlikesi</strong>ni yoğun olarak hissedersiniz. Sevdiklerinizin sizi terk edeceklerine, hasta olup öleceklerine, başka birisi için sizi bırakacaklarına, önceden tahmin edilemez olumsuz davranışlar sergilediklerine, bir şekilde aniden ortadan kaybolacaklarına inanırsınız. Bu yüzden genel bir <strong>korku</strong> içinde yaşarsınız. Sevdiklerinizin yaşamlarınızdan çıkma tehlikesine ve ayrılık işaretlerine karşı aşırı tetikte olursunuz.<span id="more-152"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek ya da algılanan bir kayıp(ayrılık, terk edilme vb.) olduğunda, kronik <strong>anksiyete</strong>, <strong>üzüntü</strong> ve <strong>depresyon</strong>; bununla birlikte sizden ayrılanlara ya da ayrılacak olanlara karşı yoğun bir <strong>öfke</strong> hissedersiniz. Bu duygular yaşantınızın şiddetine göre <strong>dehşet</strong>, <strong>keder</strong> ve <strong>öfke</strong> olabilir. Bazen çok kısa süreli ayrılıklara bile tahammül etmekte zorlanabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir ilişkinizin varlığında, eşiniz(sevgili, partner, eş, arkadaş vb)in ölmesi ya da bir şekilde ondan ayrılma ihtimali nedeni ile aşırı endişe duyabilirsiniz..</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Sevdiklerinizin ayrılmasını engellemek için</strong></span> onlara <strong>yapışma, aşırı sahiplenici ve kontrolcü davranma, sizi terk edenleri suçlama, kıskançlık, rakiplerinizle rekabete girme</strong> gibi tutumlar sergileyebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinizin yaptığı en ufak hareketi(sizinle ilgilenmeme, sizi yalnız bırakma vb.) onun <strong>sizi terk etmek istediğine ilişkin işaret</strong> olarak algılar ve bu davranışlara aşırı tepki verebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinize yapışabilirsiniz. Tüm takıntınız eşinizi elinizde tutmak olabilir. Artık eşinizle olan ilişkiniz hayatınızın merkezine oturmuş durumdadır. Eşinizden birkaç gün bile ayrı kalmaya tahammül edemezsiniz. İnsanlar sizi “takıntılı aşık” olarak tanımlayabilirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşiniz sizi sevdiğini ve size  bağlı kalacağını söylese bile buna bir türlü inanamazsınız. Eşinizin söyledikleri size gerçekçi gelmez; ancak bunun sebebini bir türlü ifade edemezsiniz. Kendinizi bir çıkmazın içinde hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazen eşinizin size olan bağlılığını test edecek davranışlarda bulunabilirsiniz. Ancak bu davranışlar bir ilişkiyi olumsuz etkileyecek davranışlardır. Uzak durmanıza, sert davranmanıza, yok yere tartışmanıza rağmen sizin yanınızda kalıp kalmayacağına bakma gereği hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinize karşı yoğun öfke hissedebilir ve saldırganca tutumlar sergileyebilirsiniz. Çünkü onun sizi “eninde sonunda, şu ya da bu sebeple” terk edeceğine inanırsınız. Bu yüzden de eşinizi cezalandırma isteği duyarsınız.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terk edilme şemasına sahipseniz “doğru insan”larla bile <span style="text-decoration: underline;">yakın ilişkiden kaçınabilirsiniz;</span> çünkü, ya <strong>onu kaybetmek</strong>ten ya da <strong>ona çok yakınlaşıp incinmek</strong>ten korkarsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">     </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazen “terk edilmiş olma”nın acısını yaşamamak için siz ilişkinizi yok yere bitirebilirsiniz. Bazen de ilişki içinde kalmanıza rağmen kendinizi duygusal olarak geri çeker ilişkinizden doyum yaşayamazsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>     </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Terk Edilme Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terk edilme şemanızın kökeninde dengesiz, alkolik ve patlayıcı(ani tepki veren) anne babanız olabileceği gibi, erken yaşlarda ebeveyn kaybı gibi sizin güvenli bağlanma yaşantınızı kesintiye uğratan durumlar da olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gençken anneniz/babanız(ya da sizi büyütenler) ölmüş ya da evi terk etmiş olabilir. Anne babanız sizden çok uzun süre ayrı kalmış ya da hastanede yatmış olabilir.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bakıcılar ya da bir kurum tarafından, farklı anne figürleri görerek büyütülmüş, ya da genç yaşta yatılı okula gönderilmiş olabilirsiniz.  </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Belki de anneniz tutarsızdı. Sizinle ilgilenemeyecek kadar depresif, öfkeli ya da sarhoş oluyordu.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Anne babanız siz küçükken boşandı; ya da o kadar çok kavga ediyorlardı ki ayrılacaklarından korkuyordunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Bir ebeveyninizin ilgisini belirgin şekilde kaybettiniz. Örneğin, bir kardeşiniz doğdu ya da ebeveyniniz yeniden evlendi.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aileniz size karşı fazla koruyucuydu. Bir çocuk olarak hayatın zorlukları ile mücadele etme fırsatınız olmadı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>     </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Terkedilme Şeması’nda  Şema Kimyası</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası kavramı, ikili ilişkilerinizde şemanıza uygun olan kişilerin size çekici gelmesini ifade eder. Ayrılma ve terk edilme korkulan durumlar olmasına karşın, bu şemaya sahipseniz <strong>tutarlı/bağlı olmayan insanlara karşı bir yakınlık</strong> hissedebilirsiniz. Yani <strong>sizi terk etme ihtimali bulunan kişiler</strong> size daha çekici gelir. Terk edilme şemasına sahipseniz eşiniz şu özelliklere sahip olabilir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evli ya da başka bir ilişkisi olduğu için size uzun vadede bir söz veremiyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birlikte zaman geçirmeniz için yanınızda değil (çok seyahat ediyor, uzakta yaşıyor, ya da iş kolik)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal olarak dengesiz (alkol/hap kullanıyor, depresif, düzenli bir işi olamıyor) ve duygusal olarak tutarlı şekilde yanınızda olamıyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir Peter Pan; yerleşik bir hayat istemeyen, birçok sevgilisi olma özgürlüğünü isteyen biri.</span></div>
<div></div>
<div><span style="color: #000000;">Size karşı duygularından emin değil. Sizi istediğini söylemesine karşın duygusal olarak geri duruyor. Bir an sizinle yoğun bir sevgi yaşarken, başka bir durumda yokmuşsunuz gibi davranabiliyor.</span></div>
<div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>     </strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Terk Edilme Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapideki temel amaçlardan biri, <strong>ilişkilerinizin istikrarı ile ilgili daha gerçekçi bir bakış açısı </strong>kazanmanızdır. Başarılı bir terapi sürecinden sonra, hayatınızın önemli bir kısmını değer verdiğiniz kişinin sizden kopacağı endişesi ile geçirmezsiniz. Endişe hissetseniz bile, bu duyguyla daha işlevsel şekilde başa çıkmayı öğrenirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın ilişkiler size eskisi kadar korkutucu gelmez. İlişki yaşamak için daha çok risk almaya ve duygusal acılara göğüs germeye hazır olursunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası mantığını kavradığınız için, “zaten sizi terk edebilecek” kişilerden ziyade size daha bağlı olabilecek kişilerle ilişki kurmaya çalışırsınız. Çapkın, uzak, mesafeli insanlar size çekici gelseler bile, bunun bir şema yaşantısı olduğunu anlar ve ona uygun tepki verirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> İlişkilerinizde kendinizi daha güvenli hissettiğiniz için kıskançlıklarınız, karşı tarafı kontrol ve manipüle etme ihtiyacınız azalır. Siz artık “takıntılı aşık” olmaktan çıkıp “doyum verici bir birliktelik” yaşamaya başlayabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi “ilişki yaşamak zorunda” hissetmezsiniz. Yalnız kalmanın da insani ve normal bir durum olduğunu kavrarsınız. Yalnız kaldığınızda depresif ya da huzursuz bir ruh haline bürünmezsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapinin nihai amacı, duygusal ihtiyaçlarınızı sağlıklı şekilde giderebileceğiniz, doyum verici ilişkiler yaşayabileceğiniz insanlarla ilişki kurabilmenizdir.</span></div>
</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şemalar: Hayata açılan pencerelerimiz</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/semalar-hayata-acilan-pencerelerimiz/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/semalar-hayata-acilan-pencerelerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[İnsan söz konusu olduğunda en temel sorulardan biri “neden öyle davrandığı, tepki verdiği”dir. Bir insan, belirli bir durumla karşı karşıya kalınca neden yüzlerce, belki binlerce seçenek içinden “o” davranışı/tepkiyi seçer. Bu sorunun birbirinden farklı; ama kendisinin dışındakilerle ilişkili, ve kuşkusuz hepsi bir miktar eksik olabilecek birçok cevabı olagelmiştir. Biz bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=149" rel="attachment wp-att-149"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-149" title="şemalar" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/şemalar-150x99.jpg" alt="" width="150" height="99" /></a>İnsan söz konusu olduğunda en temel sorulardan biri “neden öyle davrandığı, tepki verdiği”dir. Bir insan, belirli bir durumla karşı karşıya kalınca neden yüzlerce, belki binlerce seçenek içinden “o” davranışı/tepkiyi seçer. Bu sorunun birbirinden farklı; ama kendisinin dışındakilerle ilişkili, ve kuşkusuz hepsi bir miktar eksik olabilecek birçok cevabı olagelmiştir. Biz bu yazımızda bu temel soruya “şema”lar penceresinden bakmaya çalışacağız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her insan teki, en nihayetinde kendisini ötekilerden ayıran, nev-i şahsına münhasır bir donanımla dünyaya gelir ve bu donanım o insanı “biricik” ve “çok özel” yapar. Bu “ayırt edici donanım”, insan tekinin tepkilerinin spesifikliğini anlamlı kılabilecek en temel veri olarak elimizde durur; ancak sadece bu veri ile yapılacak izah son derece akim ve işlevsiz kalmak durumundadır.<span id="more-148"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hepimiz, temel donanımımızla birlikte bir “dünya”da doğarız. Bu “dünya” içinde, anne babamız/bize en yakın bakıcılar, etrafımızdaki insanlar, içine doğduğumuz sosyo-kültürel doku vb. yer alır; ve bu “dünya” bizim ilk ve en önemli veri kaynağımız olur. Bu kaynaktan gelen veriler/bilgilerle biz kendimize, ötekilere/diğer insanlara ve dünyaya dair intiba/düşünce sahibi oluruz. Bu intibalar kendimizi, ötekileri ve dünyayı algılama ve anlamlandırma şeklimizi ifade eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her insan teki, özgürlük/özünü gürleştirebilmek için bazı “temel ihtiyaçlar”la dünyaya gelir. Bunlar: yiyecek, içecek, uyuma gibi fizyolojik ihtiyaçların yanında, sevilme, sevme, diğerlerine güvenli bağlanma, güvenlik, hareket özgürlüğü, yeterlilik ve olumlu benlik algısı, gereksinimlerini ve kendini ifade özgürlüğü, kendiliğindenlik ve oyun, gerçekçi limitler ve öz denetim gibi psikolojik ihtiyaçlardır; ve bir bakıma pek çok davranışımız bu temel ihtiyaçlarımızı gidermeye dönüktür. Bu durum her insan teki için geçerli olduğu gibi, bu ihtiyaçların karşılanma düzeyi ve şekli bizim kendimize, ötekilere ve dünyaya ilişkin temel algılarımızı oluşturur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan teki doğduğunda, kendine, ötekilere ve dünyaya ilişkin algısı/bilgisi nötrdür; ya da yoktur. İnsanda doğuştan var olan şey ise bu algıyı oluşturabilme potansiyeli ya da yeteneğidir. Dünyaya adım attığımız andan itibaren, anne memesiyle ilk temasımızdan, altımızın değiştirilme şekline; açlığımızın giderilme süresinden saçımızın okşanmasına; okuma yazmaya başlama zamanımızdan, öğretmenimizin verdiği tepkiye kadar irili ufaklı her yaşantımız bu algı oluşumuna etki eder. Kendisine şarkılar eşliğinde yemek yedirilen bir çocukla kaşığın ağzına tıkıldığı bir çocuğun “kendilik algısı”; öğretmeni tarafından, sırtı başı okşanan bir öğrenciyle, sürekli azar işiten bir öğrencinin ”başarı algısı”; “faunus ev” ortamında yaşayan bir çocukla, arkadaşlarıyla oyun üreten bir çocuğun “öteki algısı” bir olamayacaktır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan yaşantısının en önemli özelliklerinden biri de, bir yaşantının sonraki yaşantılara zemin/ipucu oluşturabilmesidir. Yani insan, bir hareketinin sonucuna göre aynı duruma ait sonraki yaşantılarını şekillendirebilir. Mesela bir insan, önemsendiği, kabul edildiğini hissettiği bir ortama daha sonra tekrar katılmak isteyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Temel ihtiyaçlarımızın giderilme sürecinde oluşturduğumuz intibalarımız zamanla kalıplaşmaya başlar. Söz konusu kalıplar, bizim kendimize, ötekilere ve dünyaya ilişkin algılarımızın spesifik/bize özgü hale gelmesi ile oluşurlar. Biz artık bu kalıplarla yaşamaya devam ederiz. Bu kalıpları Young “ŞEMA” olarak isimlendirmiştir. Şemalar için ilk söylenecek şey belki de, insan sayısı ve her insanın her şeye dair oluşturduğu “kalıp” kadar çok oluşlarıdır. Yani bir insanın kendine, öteki insanlara(anne, baba, dayı, sevgili, tanımadığı insanlar vb.) ve dünyaya(nesne, eşya, hayat vb) dair çok sayıda “şema”sı olabilir. Ancak psikoterapi açısından bizi ilgilendiren daha çok, hayatımızı olumlu yönde değil olumsuz yönde etkileyen şemalardır. Young bu olumsuz şemaları “erken dönem uyum bozucu şema” olarak isimlendirmiş; bunun yanında yığıldıkları alanlara göre ve işlevsellik sağlama adına 18 başlık altında toplayabilmiştir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunlar: 1-Terkedilme 2-Kuşkuculuk 3-Duygusal Yoksunluk 4-Kusurluluk 5-Sosyal İzolasyon 6- Bağımlılık 7-Dayanıksızlık 8-Yapışıklık 9-Başarısızlık 10- Onay Arayıcılık 11-Boyun Eğicilik 12-Kendini Feda Etme 13-Haklılık 14-Yetersiz Özdenetim 15- Yüksek Standartlar 16-Karamsarlık 17-Duyguları Bastırma 18-Cezalandırıcılık.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemaları bir yumak olarak düşünürsek bu yumağı, temel yaşantılar, duygu ve bedensel duyumlar ile bilişler oluşturur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemalar zamanla, insanların olayları değerlendirmede kullandıkları bir süzgeç görevi görürler. Olaylar/durumlar bu süzgeçten geçirilip olumsuz olarak değerlendirilirler. Mesela “kusurluluk” şemasına sahip olan bir kimse, güzelliğine dair övgüleri, kandırıldığı şeklinde yorumlayabilir ve güzel olduğunu kabul etmeyebilir. Burdan anlaşılacağı üzre şemalar değişime karşı son derece dirençlidirler ve bu direnç yetişkinlik döneminde önceki dönemlere oranla daha fazladır. Şemalar her ne kadar insanın hayatını zorlaştırsa da olayları “tanıdık” hale getiriyor ve insanı belirsizlikten koruyor. İronik biçimde insan, hayatı kendisine çekilmez hale getiren şemalarını, belirsizliğe karşı bir savunma kalkanı olarak kullanabiliyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemalar durumlar/olaylar karşısında tetiklenebilirler. Mesela “terkedilme” şeması olan bir kadın, kocasının şehir dışına yapması gereken bir iş seyahatini, terkedildiği şeklinde yorumlayabilir; bu durumu depresyon ve panik atak şeklinde yaşayabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Başa çıkma” kavramı, istenmeyen bir duruma verdiğimiz tepkiyi, bir problemi çözmede kullandığımız yöntemi(uykumuz geldiğinde uyumak, üzüldüğümüzde ağlamak, endişelendiğimizde sigara içmek vb.) ifade eder. Başa çıkma tutumları işlevsel/işe yarar olabileceği gibi işlevsiz de olabilir. Şemalarla başa çıkmada 3 temel olumsuz tutum belirgindir. Bunlar Şema Teslimi, Şema Kaçınması, Şema Aşırı Telafisidir. Pek çok kişisel, özgün başa çıkma tutumu bu 3 ana/yaygın biçimden türer. Şema Teslimi, şemayı yaşamak, şemaya uygun tepki vermektir. Şema Kaçınması, şema ile yüzleşmemek için durumlardan/olaylardan kaçınmayı; Şema Aşırı Telafisi ise, şemadan beklenenin tam tersi, şemayı yaşamamak için verilen aşırı mücadeleyi ifade eder. Bu durum bir örnek üzerinden daha anlaşılır hale gelecektir. Terkedilme şemasının en temel özelliği, birlikte olunan insanlara güvenememe, insanların eninde sonunda kendisini terkedeceğine inanmadır. Terkedilme şemasının şema teslimi, “evli, yabancı gibi, ilişkinin sürdürülemeyeceği eşler seçme”(kişi eninde sonunda terkedilir); şema kaçınması, “yakın ilişkiden uzak durma, yalnız kalma, alkoliklik vb.(kişi ilişkiye hiç girmeyip terkedilmekten kurtulmuş olur!)”; şema aşırı telafisi ise “birlikte olunan insanlara, onları uzaklaştıracak kadar aşırı yapışma”(kişi karşıdakini bıktırıp uzaklaştırır ve yalnız kalır) olarak görülebilir. Farkedileceği üzere bu üç tutum da, diğer insanlarla sağlıklı bir ilişki geliştirmeye imkan tanımıyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm insani durumlar için geçerli olabilecek şey şemalar için de geçerlidir. Her şema her insanda bulunabilir; ancak bir insanı psikoterapi yardımı almaya götüren bu şemaların hayatında, kendisini mutsuz edecek şekilde yer alması ve hayatını artık dayanılmaz hale getirmesidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler arası, yaşantısal teknikleri birleştiren bütünleştirici bir teori ve tedavi yaklaşımı olarak düşünülebilir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, şema terapi sürecinde, bilişsel, davranışçı, kişiler arası ve yaşantısal teknikler birlikte kullanılır. Şemalara yazı başlığımızda, “hayata bakan pencerelerimiz” tanımlamasını yapmıştık. Bu bakıştan hareketle şema terapiyi de, “hayata açılan pencerelerimizi önce tespit etme, tespit ettikten sonra da daha olumlu pencerelerle değiştirme süreci” olarak düşünebiliriz. Şema terapide yapılan şey, kişinin hayatına olumsuz etkiyen şemaları, bu şemalarla başa çıkmada kullandığı stratejileri tespit etmek ve yerlerine daha işlevsel olanları yerleştirmede kişiye yardımcı olmaktır. Bu şekilde kişi yapıp etmeleri hakkında bir farkındalık süreci yaşar ve <strong>“hayatını yeniden inşa etme”</strong> şansı yakalar.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/semalar-hayata-acilan-pencerelerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şemalar: Ruhumuzun yaralı yanları</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/semalar-ruhumuzun-yarali-yanlari/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/semalar-ruhumuzun-yarali-yanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:48:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[İnsan acılı bir varlık, acısı belki de onun kaderi. Acısız bir insana, acısız bir ruha rastlamak ne mümkün. Ruhunun acılarına kapılarını kapatmak, acıyı hissetmemek ise belki de acıların en büyüğü: acının bile farkına varmamak! Neden acı çekeriz? Neden yaralanır ruhumuz? Cevabı belki de ciltlerce kitaba sığmaz ve belki de o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=144" rel="attachment wp-att-144"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-144" title="Şema terapi" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/HBJM-150x109.jpg" alt="şema terapi nedir?" width="150" height="109" /></a>İnsan acılı bir varlık, acısı belki de onun kaderi. Acısız bir insana, acısız bir ruha rastlamak ne mümkün. Ruhunun acılarına kapılarını kapatmak, acıyı hissetmemek ise belki de acıların en büyüğü: acının bile farkına varmamak!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Neden acı çekeriz? Neden yaralanır ruhumuz? Cevabı belki de ciltlerce kitaba sığmaz ve belki de o ciltlerce kitap sorulara cevap olamaz. Ancak amacımız cevabı bulmaktan ziyade “cevabın peşinde olmak” olmalı belki de.<span id="more-143"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan muhtaç bir varlık. Denir ki yaşamak için mutlak anlamda başkalarına ihtiyaç duyar insan. Bu bir sorun değil, durum; yani öyle olmasından başka bir alternatif yok. Tavuğun yumurtlamaması ne mümkün! Dolayısıyla “neden böyle?” diye hayıflanmak boşa çaba harcamaktır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikoterapi ruha acılarımızı anlama ve giderme çabasıdır aslında. Bu yüzden her psikoterapi ekolü ve her psikoterapistin temel sorunsalından biridir “ruh acısı”.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Terapi ruhun acısını ihtiyaçlarımızın uygun şekilde giderilmemesine bağlar. Ruhumuzun yaralanmaması ya da ruhumuzun yaralarına katlanabilmemiz için (yarasız ruh belki de çocuksu bir fantazi olabilir ancak) en temel insani ihtiyaçlarımızın uygun şekilde karşılanması gerekir. Peki kim karşılayacak ihtiyaçlarımızı? Kucağına doğduğumuz anne babamız, ailemiz, toplumumuz…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En temel insani ihtiyaçlarımızı Şema Terapi şu şekilde ele alır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Güvenli Bağlanma:</strong> İnsan olarak hiç de bilmediğimiz bir dünyaya doğarız. Bu yabancısı olduğumuz tehlikeli dünyada var olabilmemiz, tutunabilmemiz insalara ve dünyaya “güvenli bağlanma”mızla mümkündür. Bunun içinse sevilmeye, ait hissetmeye, kabul eilmeye, onaylanmaya, ihtiyaçlarımızın giderilmesine, tehlikelere karşı desteğe vb. ihtiyaç duyarız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik Ve Olumlu Kimlik Algısı:</strong> İstediğimiz şekilde hareket edebilmeye, bizden çok daha güçlü olan dünyada bir şeyler yapabildiğimizi hissedebilmeye; en temelde olumlu, sevilesi bir varlık olduğumuzun bize hissettirilemesine ihtiyacımız var.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Gereksinim Ve Duyguları İfade Özgürlüğü:</strong> Kendimizi, düşündüklerimizi, ihtiyaçalrımızı dile getirebilmeliyiz. Bir çocuk açısından bakıldığında daha da önemlisi dile getirdiklerimizin karşımzıdakiler tarfından önemsenmesi, yok sayılmamasıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kendiliğindenlik Ve Oyun:</strong> Hepimiz insan olarak aynı olmamızla birlikte farklı varlıklarız. Bu farklılık üstünlük ya da aşağılıkla alakalı değildir. Sadece “kendimize özel” olmakla ilgilidir. Kendine özgü olanı yaşamak ve oyun bir çocuğun temel ihtiyaçlarındandır. Oyun çocuk için bir varolma biçimidir. oyun basit bir “oyun” değildir!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Sağlıklı Sınırlar Ve Öz Denetim:</strong> Kendimize özgü olmamız içimizden her geleni(dürtülerimizi) rastgele, gelişgüzel yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Kendini ifade etmek, ortaya koymak kadar sağlıklı sınırlar da bir içocuğun(yani insanın) temel ihtiyacıdır. Dünya sadece bizim malımız değildir ve her istediğimiz her zaman yapamayız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Söz konusu ihtiyaçları daha da açmak, genişletmek mümkün; ancak bu yazıda bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Uygun şekilde giderilmeyen her ihtiyaç ruhumuzda bir yara oluşturur; acı kaynağımız olur. Söz konusu ruh yaralarına Şema Terapi’de “Şema” adını vermekteyiz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemalar 3 temel yolla oluşurlar:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En temel ihtiyaçlarımızın zedeleyici seviyede engellenmesi</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başımızda çok zor yaşantıların geçmesi(deprem, kaza, taciz vb.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İyi şeylerin abartılı dercede bize sunulması</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her şema belli ihtiyacımızın uygun şekilde giderilememesine bağlıdır. Söz gelimi sahip olduğumuz bazı özellikler yüzünden eleştirilir, kabul edilmez, beğenilmezsek Kusurluluk Şeması geliştirebiliriz. Güvenmeye ihtiyaç duyduklarımız güvenimizi zedelerse Kuşkuculuk hayata bağtığımız temel penceremiz olabilir. İyi şeylerin abartılı verilmesi bizi Haklılık Şemasıyla yaralayabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;">
<span style="color: #000000;">Şema Terapi literatüründe 18 Şema(Ruh Yarası) tanımlanmıştır. Hiç bir ruhun acısı tanımlara sığmaz düşüncenize katılıyorum. Söz konusu olan bir anlama çabasıdır, tüm acıları aynı kaba dökmek değil.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ruh yarası, hakkında konuşılması çok zor ve bir yanı hep eksik kalacak konu. Ancak yaraların iyileşme süreci ise daha da zor bir konu. Belki başka yazılarda bunun (Şema Terapinin)üzerinde de durabiliriz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/semalar-ruhumuzun-yarali-yanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şema terapi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sema-terapi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sema-terapi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 12:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[İnsan doğduğunda, kendisine diğer insanlara ve dünyaya(çevreye, nesnelere, hayata, varoluşa vb.) dair sabit bilgi ve inançlara sahip değildir. Ancak, insan “bilgi edinme potansiyeline” sahiptir. Bu potansiyeli ne şekilde kullanacağı; yani kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili ne tür inanç ve tutumlar geliştireceği temel yaşantılarıyla direkt alakalıdır. İnsanın doğduğu andaki zihinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=137" rel="attachment wp-att-137"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-137" title="şema terapi" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/ÖJH-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>İnsan doğduğunda, kendisine diğer insanlara ve dünyaya(çevreye, nesnelere, hayata, varoluşa vb.) dair sabit bilgi ve inançlara sahip değildir. Ancak, insan “bilgi edinme potansiyeline” sahiptir. Bu potansiyeli ne şekilde kullanacağı; yani kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili ne tür inanç ve tutumlar geliştireceği temel yaşantılarıyla direkt alakalıdır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">İnsanın doğduğu andaki zihinsel yapısını<strong> “boş bir kişisel defter”</strong> alegorisiyle ifade edebiliriz. Gün geçtikçe insan bu deftere, yeni bilgiler ekler, yeni tanımlamalar yapar. Bu deftere yazılacak şeyleri, temel yaşantılar, duygular, düşünceler, fizyolojik reaksiyonlar vb. oluşturur. İşin en önemli tarafı da bu<span id="more-135"></span> defterin, doğar doğmaz(bazı yaklaşımlara göre anne rahmine düşüldüğü anda) yazılmaya, çizilmeye başlanmasıdır. Kişisel deftere yazılan bu temel yazıları, bilgileri, inançları <strong>“şema”</strong> kavramıyla ifade edebiliriz. Şemalar her şeye dair geliştirilebileceği için sayılarla belirlenemeyecek kadar çok olabilirler: anne şeması, baba şeması, süt şeması, kalem şeması, insan şeması, araba şeması, çekmece şeması, dostluk şeması vb. Geliştirilen bu şemalar, daha sonra karşılaştığımız durumları anlamada ve yorumlamada bize rehberlik eder. Bir anlamda <strong>şemalar temel zihinsel yapılarımızdır.</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şemalar temelde hayatımızı kolaylaştırmak; bizi belirsizlikten kurtarmak, her durumda her şeyi yeni baştan öğrenme zahmetinden kurtarmak gibi işlevlere sahiptir. Kalem şeması geliştiren bir insan, daha sonra karşılaşacağı her kalemin kalem olduğunu anlayabilecek; üzerinde uzun uzun düşünmeyecektir. Şema sayesinde gülmenin mutluluk ifadesi(çoğunlukla) olduğunu anlayacak, sınavdan yüksek puan aldığımızda kendimizi başarılı hissedeceğiz. Ancak geliştirdiğimiz şemalar her zaman bizi mutlu etmeyebilir, işimize yaramayabilir; yani olumsuz ve uyumsuz şemalar da geliştirebiliriz.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şemalar zamanla katı, değişmez, koşulsuz kabul edilen değerlendirmeler haline gelirler. Bu özellikleri sayesinde şemalar gittikçe güçlenir, değiştirilmeleri daha zor hale gelirler. Şemalar, bize gelen bilgiyi değerlendirmeye soktuğumuz filtre, süzgeç olarak işlev görürler. Olayları, durumları sahip olduğumuz şemalara göre değerlendirir ve kararlarımızı şemalara göre veririz. Bu da çoğunlukla bilgileri çarpıtmamıza, bozmamıza sebep olur. Kendisiyle ilgili “başarısız” şeması geliştiren bir öğrenci sınavdan 100 üzerinden 90 dahi alsa kendisini başarısız olarak kabul edebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema Terapide kullanılan “şema” kavramı “erken dönem uyum bozucu şema” kavramı yerine kullanılır. Şema terapi, kendimizle ve diğer insanlarla ilgili olarak geliştirdiğimiz olumsuz, uyum bozucu şemaları konu edinir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema terapi Jeffrey Young tarafından Bilişsel-Davranışçı yaklaşım içerisinde kendine has bir okul olarak geliştirilmiştir. Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler-arası, yaşantısal teknikleri birleştiren bütünleştirici bir teori ve tedavi yaklaşımı olarak tanımlanır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Psikolojik Problemlerin Oluşumu</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema terapide uyumsuz şemaların, temel ihtiyaçların giderilememesiyle ortaya çıktığı düşünülür. Şemalar, çocukluk ve ergenlik döneminde temel ihtiyaçların giderilememesiyle ortaya çıktığı gibi, yetişkinlik döneminde de temel ihtiyaçların giderilememesine sebep olurlar. Şemaların oluşumuna etki eden<strong> temel ihtiyaçlar</strong> şunlardır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">1- Diğerlerine Güvenli Bağlanma(güvenlik, stabilite, bakım, kabul içeren yaklaşımlar)</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">2- Hareket Özgürlüğü, Yeterlilik Ve Olumlu Kimlik Algısı</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">3- Gereksinim Ve Duygularını İfade Özgürlüğü</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">4- Kendiliğindenlik Ve Oyun</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">5- Gerçekçi Limitler Ve Öz Denetim</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Bu temel ihtiyaçlar, insanda var olan “öz”ün ortaya çıkartılabilmesi ve insanın “kendini gerçekleştirmesi” için giderilmeye gereksinim duyarlar. Giderilemeyen her temel ihtiyaç kendine has problem alanları/şema alanları oluşturur. Şemalar 3 temel yolla oluşabilirler:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>1- İhtiyaçların Zedeleyici Seviyede Engellenmesi:</strong> Her insan, insan olması dolayısıyla bazı olumlu yaşantılardan mahrum kalabilir. Normalde insanlar, giderilemeyen ihtiyaçlarını tölere edebilir, hayatını normal şekilde idame ettirebilirler. Ancak en temel insani ihtiyaçlarımız bazen altından kalkamayacağımız derecede engellenebilir. Burada genelde etken olan insanlar, ebeveynimiz ya da bize bakım sağlayan insanlardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>2- Darbelenme, Kurbanlaştırılma, Kötü Davranım:</strong> Hayatta başımıza gelecek ve kendi bütünlüğümüzü bozabilecek her türlü darbe bu gruba girebilir. İnsanlardan ya da doğadan kaynaklanabilir bu darbeler. Taciz, deprem vb.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>3- İyi Şeylerin Aşırı Verilmesi:</strong> Özgürlük kadar sınırlar da insani gelişimde gereklidir. Rollo May bu durumu, nehir aforizmasıyla ifade eder. Bir nehrin oluşabilmesi için su kadar sınırlara da ihtiyaç vardır ona göre.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema oluşumunda, seçici içselleştirme, özdeşleşme, mizaç ve kültürel öğeler de etkin rol oynar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Şema Alanları Ve Şemalar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Uygun şekilde giderilemeyen her ihtiyaç, belirli bir şema alanı oluşturur. Bu şema alanları çok keskin şekilde birbirinden ayrılamayabilir. Her şema alanı altında farklı şemalar bulunur. Çok kesin bir sınırlama ve tanımlama olmamakla beraber, yaptığı çalışmalarla Jeffrey Young, şemaları 5 alan ve 18 başlık altında topladı:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>I- Ayrılma Ve Dışlanma(Reddedilme) Alanı:</strong> Diğerlerine güvenli bağlanma ihtiyacının giderilememesiyle ortaya çıkan şemalar daha çok bu alanda toplanır. Bu alandaki şemalara sahip olan kişiler, güven, istikrar, huzur, sevgi, paylaşım gibi ihtiyaçlarının giderilmeyeceğini, şu anda giderilse bile bunun geçici olduğunu düşünürler. Bu şemalar daha çok, mesafeli, soğuk, dışlayıcı, dengesiz, güven vermeyen aile ortamlarında oluşurlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>1- Terk Edilme Şeması:</strong> Bu şemadaki temel inanç, birlikte olunan insan tarafından terk edileceği yönündedir. Birlikte olunan kişiler ölecek, başka birisiyle birlikte olacak, ya da kendisinden ayrılacaktır. En nihayetinde bu birlikte olunan insanlar güvenilmez, tutarsızdır; öyle algılanır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>2- Kuşkuculuk/Kötüye Kullanılma Şeması</strong>: Bu şema her an, diğer insanlardan şu ya da bu şekilde zarar görme ihtimalini içerir. Başkaları bizi aldatabilir, kandırabilir, aşağılayabilir, kötüye kullanabilir ya da bizim canımızı yakabilir. Bu şemanın aktif olduğu insanlar “babana bile güvenme” düsturunu benimsemeye yatkındırlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>3- Duygusal Yoksunluk Şeması:</strong> Normal duygusal ihtiyaçların diğerleri tarafından yeterince karşılanmayacağı beklentisi, inancıdır. Birlikte olduğumuz insanlar bizi sevmeyecek, bizimle ilgilenmeyecek, zor anımızda yanımızda olmayacak, bize destek olmayacak, bizi dinleyip anlamayacak, gerektiğinde bize rehberlik yapmayacak vb. Bu şemanın hayatında aktif olduğu insanlar kendilerini “üvey evlat” gibi algılayabilirler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>4- Kusurluluk/Utanç Şeması:</strong> Bu şemadaki insanlar nedenini tam anlayamadıkları bir şekilde kendilerini kusurlu hissederler. Bu kusurlar, çarpık bacak, fazla kilo, uzun burun gibi açık olabileceği gibi, bencillik, kıskançlık, sapık eğilimlilik gibi gizli de olabilir. Bu şema, insanı eleştiriye, suçlanmaya aşırı duyarlı kılar. Kişi diğerlerinin yanında rahat olamaz, kendini utangaç ve güvensiz hisseder.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>5- Sosyal İzolasyon(Tecrit Edilme/Yabancılaşma) Şeması:</strong> Bu şema insana kendini diğer insanlardan farklı ve ayrı; grupların dışında hissettirir. İnsan bir grubun ya da toplumun parçası hissedemez. Diğerleri tarafından dışlandığına ya da dışlanacağına inanır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>II- Zedelenmiş Özgürlük(Bozulmuş Özerklik Ve İş Yapma Becerisi) Alanı:</strong> Bu alan, zorluklarla aktif mücadele etme, iş başarma, tek başına kalma, sevilen birisinden ayrı kalma, bağımsız çalışma gibi alanlarda yetersizlik inanç ve tutumlarıyla karakterizedir. Aile kökeninde, küçük düşürücü, yetersiz hissettirici, bağımlılığı teşvik edici, aşırı koruyucu tutumlar vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>6- Bağımlılık/Yetersizlik Şeması:</strong> Kişi günlük hayatını tek başına idame etmekte zorlanır. Önemli kararlar almakta ciddi sıkıntılar yaşar. Alacağı kararın ya da yapacağı şeyin yanlış olduğunu düşünür. Çaresizlik yoğun yaşanan bir duygudur. Tek başına bir işi başlatmakta zorluk yaşanır. Öyle ki kişinin ne giyeceğine dahi başkaları karar verebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>7- Dayanıksızlık:</strong> İnsanın her an bir felaketle karşılaşma korkusu, beklentisidir. Bu korku ortalama korkudan daha fazladır. Korkular, kalp krizi geçirme gibi tıbbi; çıldırma gibi duygusal; asansörde mahsur kalma, terör olaylarına karışma gibi fobik olabilir. Bu şemanın aktif olduğu insanlar pek rahat ve huzurlu olamaz, kendilerini güvende hissedemezler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>8- Yapışıklık(Gelişmemiş Benlik) Şeması:</strong> Kişi bir ya da daha fazla kişiye(genelde ebeveyn) “aşırı duygusal bağlılık” hisseder. Kendini o kişilerden ayrı tek başına bir birey olarak düşünemez. Bu durum insanın bireyselliğinden, sosyalliğinden vaz geçmesine sebep olur. Bununla birlikte bu durum zamanla bunaltıcı hale gelebilir. Boşluk, amaçsızlık, ne yapacağını bilememe durumu yaşanabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>9- Başarısızlık Şeması:</strong> Kişinin başarısız olduğuna ve bundan sonra da başarısız olacağına inançtır. Buradaki başarısızlık algısı gerçekle orantılı olmayabileceği gibi kişi bu inancından dolayı başarabileceği halde bazı işleri yapmaktan uzak durabilir. Kişi kendini aptal, beceriksiz, yetersiz olarak algılar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>III- Zedelenmiş/Zayıf Sınırlar Alanı:</strong> Gerçekçi limitler ve öz denetim ihtiyacının giderilememesiyle oluşan bir şema alanıdır. Bu alandaki şemalar, kişisel sınırlar, kişisel sorumluluklar ve uzun soluklu davranışları sürdürmedeki yetersizliklerle ilgilidir. Bu şema grubundaki kişiler başkalarının hakkına saygı duymada, işbirliğinde ve kişisel amaç oluşturmada zorluk yaşarlar. Bu şemaların tipik aile özellikleri, aşırı hoş görülü, şımartıcı, pohpohlayıcı tutumlar sergilemesi; çocuğa yaşına uygun sorumluluklar yüklememesi, üstünlük hissi uyandıracak tavırların takınılmasıdır. Burada çocuk, uygun rehberlik yaklaşımından mahrum kalabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>10- Haklılık/Görkemlilik:</strong> Şema “kerameti kendinden menkul” bir haklılığı ve üstünlüğü içerir. Her durumda, çatışmada kişi kendini haklı görür. Kişinin empati duyguları gelişememiştir. Güç ve yetki kazanmaya; üstünlük sağlamaya aşırı bir odaklanma olabilir. Kendi çıkarları doğrultusunda rekabet yaşayabilir ve karşı tarafa baskı uygulayabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>11- Yetersiz Öz denetim Şeması:</strong> Kişisel hedefler oluşturma ve bunlara ulaşmada gerekli olan işleri yapmaktan kaçınma söz konusudur. Kişi, dürtü ve duygularını kontrol etmekte zorluk yaşar. Huzursuzluktan, ağrıdan, sıkıntıdan, yüzleşmelerden ve sorumluluklardan kaçınma çokça görülür.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>IV- Başkaları Yönelimlilik Alanı:</strong> Gereksinim ve duyguların ifade ihtiyacının giderilememesiyle oluşan şemaların toplandığı bir alandır. Bu şema alanının temel özelliği, kişinin kendi ihtiyaçlarının giderilmemesine rağmen, sevgi ve onaylanmak, olumsuz tepkilerden kaçınmak vb. için karşı tarafın istekleri, duyguları ve beklentileri üzerine aşırı odaklanmadır. Bu şemadaki insanlar genelde kendi öfke ve isteklerinin farkında olmazlar. Tipik aile kökenleri, ilgi, sevgi ve onaylanmanın şarta bağlı olduğu tutumlardır. Bu ailelerde ebeveyn ya da bakıcının istekleri her zaman çocuğunkilerden önde olmuştur.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>12- Boyun Eğicilik/Geri Çekilme Şeması:</strong> Kişinin kararları, denetimi, son sözü, kontrol başkasına bırakma zorunluluğu hissetmesidir. Burada amaç, öfkeden, karşı tepkiden veya terk edilmekten kaçınmaktır. Buradaki vaz geçiş, kişinin ihtiyaçlarını, isteklerini, kararlarını bastırması ile öfke gibi duyguları bastırmasını ifade eder. Kişi kendi ihtiyaçlarının başkaları açısından önemli olmadığına inanır; olayları bir oldu bittiye getirmeye çalışır. Aşırı uyumlu bir yapı oluşturabilir. Fakat buradaki uyum, yoğun bir öfke oluşumuna yol açar. Bu öfke de madde kullanımı, psikosomatik rahatsızlık, öfke patlamalarına, duyguların kapanmasına yol açabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>13- Kendini Feda Etme Şeması:</strong> Kişinin, kendi memnuniyetinin pahasına da olsa başkalarının ihtiyaçlarını öncelemesi; başkalarının ihtiyaçlarını giderebilmek için aşırı çaba sarf etmesidir. Bu çabanın nedenleri arasında, başkalarına sıkıntı vermemek, bencilliğin suçluluğundan kaçınmak, aciz olduğu düşünülen kişilerle ilişkiyi devam ettirmek yer alır. bu şema başkalarının acılarına abartılı duyarlılıkla ortaya çıkar. Zaman zaman kendi ihtiyaçlarının giderilmemesi durumunda iyilik yapılan insanlara karşı öfke ortaya çıkar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>14- Onay Arama Şeması:</strong> Bu şema, kişinin başkalarının onayını alma, kabulünü ve ilgisini kazanmaya karşı aşırı hassasiyeti ile karakterizedir. Bu kişiler ortama uygun davranmaya çok dikkat ederler. Kişi için önemli olan başkalarının gözünde nasıl göründüğü, yaptıklarını başkalarının nasıl değerlendirdiğidir. Bu tutum zaman zaman, ün, para gibi konulara aşırı önemi beraberinde getirebilir. Okunacak okul, yanacak şehir gibi kararlarda başkalarının onayı çok etken olur.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>V- Aşırı Duyarlılık Ve Baskılama Alanı:</strong> Bu alan kendiliğindenlik ve oyun ihtiyacının giderilememesi ile oluşan şemaları içine alır. Bu alanda, kişinin duygu ve dürtüleri üzerinde aşırı bir denetim vardır. Buradaki amaç yanlış yapmaktan kaçınmak ve beklentileri yerine getirebilmektir. Mutluluk, kendini ifade etmek, rahatlamak çok önemli değildir. Tipik aile kökeni mükemmeliyetçi ve baskıcıdır. Eğlenceye, rahatlığa pek prim verilmez.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>15- Karamsarlık/Hataya Katlanamama Şeması:</strong> Hayatın kötüye gideceğine dair bir inanç vardır. Hayatta olumluluklardan ziyade olumsuzluklar üzerinde durulur. Ekonomik, tıbbi bir felaket beklentisi içinde olunur. Aşağılanmaktan, yanlış yapmaktan korkulur. Bu kişiler sıklıkla, kaygı, korku, kadercilik, şikâyetçilik ve kararsızlıkla karakterizedirler.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>16- Duyguları Bastırma/Aşırı Sorumluluk Şeması:</strong> Doğal davranış ve dürtülerin sürekli ve aşırı bir baskı altında tutulması ile karakterizedir. Baskılamadaki amaç, yanlış yapmaktan, eleştirilmekten, kabul görmemekten, dürtülerini kontrol edememekten kaçınmaktır. Bu kişilere göre güven ve huzur için bu denetim şarttır. Tipik özellikler arasında, duyguların bastırılması, aşırı düzenlilik, kurallara aşırı riayet; neşe, cinsel uyarılma ve eğlencenin bastırılması; kırgınlıkları ifade etmede, ihtiyaçları dile getirmede güçlük; akılcılık üzerine aşırı vurgu sayılabilir. Kişi aşırı denetimini etrafındakilere de uygulamaya kalkabilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>17- Yüksek(Acımasız) Standartlar/Aşırı Eleştirellik Şeması:</strong> Davranışlarda ve iş başarmada mükemmele ulaşma isteği temel belirleyicidir. Ancak buradaki mükemmellik asla gerçekleştirilemeyecek bir hedeftir. Mükemmelliğin temel amacı eleştiriden kaçınmaktır. Bu kişiler sürekli çalışmak, daha iyisini yapmak zorunda hissederler. Tatil bunlara çok çekici gelmez. Hayattan zevk alma, eğlenme çok görülmez. Mükemmeliyetçilik, aşırı titizlik, kuralcılık, dini ve kültürel kurallarda katı tutum vb. göze çarpar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>18- Cezalandırıcılık(Acımasızlık) Şeması:</strong> Bu şema yapılan hiçbir yanlışın cezasız kalmamsı gerektiği ile karakterizedir. Öfke, acımasızlık, kendisi de dâhil standartlara uymayanlara katlanamama söz konusudur. Hataları affetmeye karşı olumsuz tavır takınırlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yukarıda ele alınan şemalardaki özellikler hemen herkeste bir miktar bulunabilir. Bizim için önemli olan bu özelliklerin dozu ve hayatımıza nasıl yansıdığıdır. Burada kastedilen, kendimize yüksek hedefle belirlememek, kimseye yardım etmemek, sabahlara kadar eğlenmek, ayıp ve günah gibi kavramları takmamak vb. değil.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Şema İle Başa Çıkma Biçimleri-Davranışlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema başa çıkma biçimleri, insanların çocukken, olumsuz yaşantılarla mücadele etmek için gerçekleştirdiği davranışlar olarak düşünülebilir. Başa çıkma biçimleri şema terapinin temel öğesidir. Bu durum olumsuz, istenmeyen durumlara karşı “Ne yapıyorum?” sorusunun cevabıyla netleştirilebilir. İnsanlar şemalarının tetiklenmesiyle/şema yaşantılarıyla çok farklı şekilde başa çıkabilirler. Tüm bu yaşantılar bir noktaya kadar işe yarar olabilir; ancak zamanla hayatımızı olumsuz etkileyebilirler. Bu farklı başa çıkma biçimlerini en genel anlamda 3 kategori altında toplayabiliriz.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>I- Şema Teslimi:</strong> Şemaları kuvvetlendirecek tutumların takınılmasını ifade eder. Mesela terk edilme şeması olan bir insanın, eninde sonunda onu terk edecek birini(evli, çapkın vb.) seçmesi; kusurluluk şeması olan birinin daha çok aşağılayıcı, eleştirel arkadaşlar edinmesi; dayanıksızlık şeması olan birinin gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini okuması gibi.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>II- Şema Kaçınması:</strong> Şemadan ve şemanın ortaya çıkaracağı rahatsız edici duygulardan kaçmak için kişinin uyguladığı düşünsel, duygusal ve davranışsal yöntemlerdir. Mesela çirkin olduğuna inanan(kusurluluk şeması) birinin, bu duyguyla yüzleşmemek için aynaya bakmaması, düğünlere katılmaması bu grupta düşünülebilir. Young bu kaçınma tepkilerini şu başlıklar altında toplamıştır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Psikosomatizm</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Sıkıntıyı yok saymak</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Üzüntüyü yok saymak</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Sosyal çekilme</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Mantıksallık</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Anıları bastırmak</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Kendini avutmak</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Çocukluk dönemini idealleştirmek</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Öfkeyi bastırmak</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Madde kullanımı</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- İş koliklik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>III- Şema Aşırı Telafisi:</strong> Şemanın tam tersi davranışları ortaya koymaktır. Mesela insanlar tarafından sevilmediğine inanan(duygusal yoksunluk şeması) biri, insanlardan aşırı şekilde sevgi talep edebilir; fakat bu durum insanları kendinden daha da uzaklaştırabilir. Young’un listelediği aşırı telafi mekanizmaları şunlardır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Onay düşkünlüğü</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Asilik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Titizlik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Özgür ruh</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Dik başlılık</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Mesafelilik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Bencillik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Saldırganlık</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Tepkililik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- İyimserlik</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">- Baskınlık</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema ile başa çıkma biçimlerini Duygusal Yoksunluk şeması üzerinde değerlendirirsek Şema Teslimi, soğuk eşler seçmek ve duygusal ihtiyaçları dile getirmemek; Şema Kaçınması, yakın ilişkilerden uzak durmak; Şema Aşırı Telafisi birlikte olduğumuz insanlara karşı duygusal ısrarcı, bıktırıcı derecede talepkar davranmak şeklinde ifade edilebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Şema Terapide Modlar</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Modun karşılığı, yan, taraf olarak düşünülebilir. Tüm varlığıyla sigarayı bırakmak istediğini söyleyen kişinin bir “yan”ı da sigarayı bırakmak istemez. Aslında gitmem gerektiğini düşünmeme rağmen bir yanım kalmam yönünde baskı yapabilir bana. Modlar/yanlar, kişinin içinde bulunduğu andaki basın ruh durumu olarak düşünülebilir. Modlar, kişiliğimizden ayrı olarak bir yanımızı temsil eden ruhsal yapılar; kendiliğin diğer parçalarıyla bütünleşmemiş yapılar olarak düşünülebilirler. Şemaların ya da başa çıkma tepkilerinin tetiklenmesiyle etkin hale gelebilirler. Ego state/ego durumu kavramıyla çakışırlar.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Kişinin en genel anlamda yaşamını, pek çok şema belirleyebilir. Ancak bu şemaların hepsi her an aktif olmayabilir. Şemalardan biri(bir kaçı) aktifken diğerleri pasif durumda olabilir. Şema modu, kişinin o andaki etkin şemasını temsil eder. Kişinin şema modunun değişimiyle birlikte yeni şemaları aktif hale gelebilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Her insanın içinde temelde 3 farklı taraf/yan/mod/ego bulunur. Bu modlar kabaca, çocuk, ebeveyn ve yetişkin modu olarak düşünülebilir. Şema modlarını şu şekilde kategorize edebiliriz:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>I- Çocuk Modları</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- İncinmiş çocuk modu:</strong> Bu moda kişi kendini, üzgün, mutsuz, kaybetmiş, ihmal edilmiş, önemsiz, aşağılanmış; kısaca incinmiş çocuk gibi hisseder.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Kızgın çocuk modu:</strong> Kişi kendini, öfkeli, engellenmiş, hayal kırıklığına uğramış; duygusal ya da fiziksel ihtiyaçları giderilmemiş çocuk gibi hisseder.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Dürtüsel/Disiplinsiz çocuk modu:</strong> Bu moda kişi, her istediğini anında elde etmeye alışkın çocuk gibidir. Kendini kontrol etmeyi bilmez; beklemeye tahammülü yoktur. Şımarıkça tutumları vardır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Mutlu çocuk modu:</strong> Bu moddaki kişinin en temel özelliği, kendini temel ihtiyaçları giderilmiş, mutlu olarak algılamasıdır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>II- Ebeveyn Modları</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Cezalandırıcı ebeveyn modu:</strong> Kişi bu modda kurallara aşırı duyarlıdır. Kural, amacın önüne geçmiştir. Kişi kurallara uymayan(kendi de dahil)ların mutlaka cezalandırılmaları gerektiğini düşünür.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Talepkar ebeveyn modu:</strong> Kişinin, sanki içindeki ebeveyninin kendinden sürekli, zorlayıcı bir şeyler istediğini hissetmesidir. Kişi çok çalışmalı, en iyisini yapmalı, düzenli olmalı, ahlaklı olmalı vb. Kişinin duygularını açması ya da kendini ortaya koyması kendine yanlış gibi gelir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>III- Uyumsuz Başa Çıkma Modları</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Söz dinleyen/teslimci modu:</strong> Haksız eleştirilere, kendisini zorlayıcı taleplere karşı gelmez. Kendine zor da gelse kendinden istenileni yerine getirir. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmez.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Yalnız kahraman/kopuk korungan modu:</strong> İnsanların yardımına kendini kapatır; kendi içine kapanır. Diğer insanlarla duygusal alış verişte bulunmaz. İhtiyaçlarını belli etmez. Kendini boş, dağınık, kişiliksiz vb. hisseder.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>- Aşırı telafi modu:</strong> Orantısız kendini beğenmişlik, kibir, insanlara tepeden bakma, baskı, yönlendirme, statüye düşkünlük, dikkat çekme çabaları vb. ile karakterizedir. Tüm bu davranışlar, giderilememiş temel ihtiyaçları telafi için geliştirilmiştir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>IV- Sağlıklı Erişkin Modu:</strong> Kişiliğin sağlıklı erişkin tarafıdır. Kişi kendinin, temel ihtiyaçlarının, sağlıksız modlarının farkındadır. Bu olumsuz taraflarını değiştirmeye çalışır. Kendisi ve diğerleriyle barışık bir tutum sergiler. İnsanları sever; dengeli şekilde çalışır ve üretir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>Şema Terapide Terapi Süreci</strong></span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şema terapinin temel amacı, hastalara/danışanlara, uyumlu davranışlar içinde şemalarını, başa çıkma tepkilerini ve modlarını değiştirerek temel ihtiyaçlarına(sevgi-bağlanma, hareket özgürlüğü, eğlenebilme, kendini ifade edebilme ve gerçekçi limitler oluşturma) sağlıklı yollarla ulaşmasına yardım etmektir. Şema terapi sürecinde iki temel aşama vardır:</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>1- Değerlendirme Ve Eğitim Aşaması:</strong> Bu aşamanın temel amacı, danışanın durumunu değerlendirme; danışanı, problemleri ve şema terapi hakkında eğitmektir. Bu aşamada danışanın hayatının merkezindeki şemalar tespit edilir, bu şemaların hayatındaki olumsuz etkileri ortaya konulur, danışanın şemaya ait duygularla temas etmesi sağlanır, işlev bozucu başa çıkma tepkileri ve modları tespit edilir. Problem listesi ve terapi hedefleri oluşturulur. Bununla birlikte problem durumunun şema terapi için uygunluğu değerlendirilir. Şema terapiye uygun olmayan durumlar için farklı yöntemler kullanılır ya da danışana uygun yardım için yönlendirmede bulunulur.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Şemalar, başa çıkma tepkileri ve modlar belirlenirken danışanın yaşam öyküsünden, imajinasyon çalışmalarından vb. yararlanılır. Şemaların tespiti için, terapist, danışanın terapi sürecindeki tutumlarını da değerlendirir. Bunun yanında şema ölçeği, aşırı telafi ölçeği, kaçınma ölçeği ve mod ölçekleri kullanılır.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>2- Değişim Aşaması:</strong> Şema terapide değişim en temelde 4 temel alan üzerinden sağlanır: Bilişsel Alan, Yaşantısal Alan, Terapi İlişkisi Alanı ve Davranış kalıpları Alanı.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Bilişsel alanda, danışanın işlevsiz düşüncelerinin değişimi ve işlevsel düşüncelerin geliştirilmesi üzerinde çalışılır. Yaşantısal alanda, danışanı şemalara karşı desteklemek için, erken dönemde oluşan yaraların acısını ve öfkesini ortaya çıkartacak yaşantısal alıştırmalar yapılır; olumsuz yaşantılar yeniden değerlendirilir. Danışana, “limitli ebeveynlik” yapabilmek için terapi ilişkisi üzerinde durulur. Bu alanda empatik tutum; anlayışlı, koşulsuz kabul ve içtenlik son derece önemlidir. Bu temel tutumlarla birlikte, uygun yüzleştirmelerde de bulunulur. Davranış kalıpları alanında, danışanın probleminin sürdürülmesine etki eden davranış kalıpları üzerinde durulur; uygun davranış kalıpları, başa çıkma yöntemleri geliştirmesinde danışana yardımcı olunur. Her alan için, kendine has yöntem ve teknikler kullanılır. Uygulama her alanı ayrı ayrı ele almak yerine, holistik/bütüncül bir anlayışla gerçekleştirilir.</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify"><span style="color: #000000;">Not. Bu makalede Dr. H. Alp Karaosmanoğlu’nun “Şema Terapi Uluslar Arası Sertifikasyon Eğitimi” notları temel kaynak olarak kullanılmıştır.</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sema-terapi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adem&#8217;in sevgisi soyunun aşkı</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki Terapisi-Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Ben insanım ve insana muhtaçlığım künyemde yazılı; değil mi ki insan ve ünsiyet kelimeleri aynı kökten geliyor. Ünsiyet, benim gibi olan diğerleriyle bağ kurmam demek. Ve ben buna yazgılıyım; insanlara ihtiyaç duymam bir tercih değil sadece, bir “varoluşsal mecburiyet”. Mecburum diğerlerinin beni sevmesine, beni onaylamasına, bana saygı duymasına, beni anlamasına; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=132" rel="attachment wp-att-132"><img class="alignleft size-full wp-image-132" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/ÖGH.bmp" alt="" /></a>Ben insanım ve insana muhtaçlığım künyemde yazılı; değil mi ki insan ve ünsiyet kelimeleri aynı kökten geliyor. Ünsiyet, benim gibi olan diğerleriyle bağ kurmam demek. Ve ben buna yazgılıyım; insanlara ihtiyaç duymam bir tercih değil sadece, bir “varoluşsal mecburiyet”. Mecburum diğerlerinin beni sevmesine, beni onaylamasına, bana saygı duymasına, beni anlamasına; mecburum diğer insanları anlamaya, kabul etmeye, onaylamaya. Sevmez ve sevilmezsem tartışılır insanlığım; ne yazık ki başka bir şey de olamam. Çünkü ben, olmam gerekeni olamadıktan sonra pek bir şey olamayan bir varlığım. İnsanım ve insanlığımdan kaynaklı yaralarımı diğer insanlarla sarabilirim ancak.<span id="more-131"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ademle yazgım aynı. Yalnızlığımı telafi için diğer bir insana muhtacım. Sadece insan olması da yetmez diğerinin; karşı cinsten olması gerekir. Çünkü Adem’e dar geldi cennet Havva olmadan; Havva var olabilmek için Adem’le bir olmalıydı. Ben insanım ve erkeğim/kadınım; yani ben yalnızım ve bir kadına/erkeğe muhtacım. Bu benim acziyetim; ama acziyetime vereceğim tepki beni eşrefi mahlukat(yaratılmışların en şereflisi, üstünü) yapabilecek. Havva olmadan mutlu olamadı Adem; ki bulunduğu yer cennetti. Yasak meyveyi yediğinde Havva’yı kaybetti; çünkü Havva’yı kaybetmesi ona verilebilecek en büyük cezaydı. Cezasının sona erdiğini Havva’yı bulduğunda anlamıştı. Ben insanım, Adem/Havva’yım, yalnızım, mahkumum; ama en şereflisiyim tüm yaratılmışların.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’ken cennette ve bilmeden Havvanın var olabileceğini onu arzu etmişti Adem; adını koymadan o duygunun kendisini yaşamıştı. Arzu halindeydi, özlem doluydu; adını bilmiyordu tam olarak hissettiği şeyin. Ona kelimeler öğretilince yaşadığı duyguya “sevgi” dedi. Yaşadığı şey sevgi olunca onun da adı değişmişti. O artık bir “seven”di. Sevgi ne güçlü bir kelimeydi ki ona yeni bir isim veriyordu. O, sevgiyi tatmadan önceki Adem değildi artık.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’in sevgisi, eksikliğinden kaynaklanıyordu ve şaşılası bir şekilde onu yücelten bir şeydi. Tamam olabilmesi için Adem Havva’ya ihtiyaç duymuştu. Havva da ancak Adem’le var olabilirdi. Sevgi birinden ötekine uzanan, ikisini de tamamlayan mayaydı. Adem Havva’da Havva Adem’de diğer yanlarını görüyorlardı; kendilerini görüyorlardı birbirlerinde. Sırt sırta veriyorlardı, yalnızlık denilen “insani varoluş kıskacı”ndan kurtulabilmek için. Sevgileri, özlerinde var olan insanlıklarını ortaya çıkartıyordu; özleri gürleşiyordu birbirlerini sevdikçe.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgiden kasıt kendini ötekine yönlendiren duyguydu daha çok. Sevmek dendiğinde sevilmek gelmiyordu aklına hemencecik Adem’in. Sevgi etken bir eylemdi onun için. Seven insan eyleyen insandı, sadece bekleyen değil. Sevgi için emek gerekiyordu, vermek gerekiyordu, çaba gerekiyordu. Evet sevilmek bir sonuç olabilirdi muhakkak; ama sevmek bir gereklilikti.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi en bereketlisiydi tüm duyguların. Kendi pınarından akmaya başlayan, geçtiği tüm yollarda yaşam oluşturan bir nehirdi. Kendinde ortaya çıkan, karşıya yönelen, karşıda kendini üreten, üretileni kendine döndüren, hayatı döndüren bir şeydi sevgi. Sevgi var eden bir şeydi; yok eden, tüketen değil.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi Adem’e üflenen ruhun bir yansımasıydı nihayet…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem yeryüzüne indi ve yayıldı, çoğaldı; özü Adem olan sayısız insan geldi dünyaya. Sayısız insan, sayısız yalnızlık, sayısız ünsiyet, sayısız insanlık, sayısız sevgi, sayısız seven demekti. Sonrakiler öncekilerden öğrenmeye başladılar artık sevgiyi ve sevmeyi. Her öğrenme öğrenen ve öğretenin eksikliğini de taşıyordu içinde. Adem ve Havva unutulmuştu artık. İnsanlığın ve sevginin özü unutulmuştu. Sevgiyi çağrıştıran yeni kelimeler türetilmişti; aşk, aşık, maşuk gibi.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşk: yakıcı ve yıkıcı sevgi…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonrakiler, önce “aşk” ve “aşık” kelimelerini öğrenerek büyüyorlardı artık; oysa Adem sevgiyi yaşamıştı ve seven olmuştu ilk önce, sonra isimlendirmişti yaşadığını ve kendini. Artık insanlar aşk kelimesini duymasalar, ömür boyu aşık olamayacak hale gelmişlerdi. Biteviye tekrardı artık aşk. Elde edilmesi gereken bir şey, bir yağma malı, bir rekabet unsuru. Artık sevgi diye hayatın her anında aşk vardı; ama olgunlaştırmıyordu hiçbir aşk aşık ve maşukunu…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaman geldi insanlar hayatın merkezine kendilerini koydular; her şey işlerine yaradığı oranda kıymetliydi artık. Bu bencillik demekti, bu tüketmek demekti, bu tecavüz demekti. Her şey bir meta, alınıp satılabilen bir pazar malıydı. Her şey “elde edilebilir”di. Bu anlamda çok “işlevsel”di aşk. Yalnızlık gidericiydi her şeyden önce. Tek başınalık zindanından kurtulmak için, sevginin mukallidi idi. Ama tüm taklitlerde olduğu gibi asıl olanın özü yoktu onda. Yöntemler üretildi, formüller bulundu, kitaplar yazıldı aşkı “ele geçirmek”, maşuku “tavlamak” için. Dönem formüller dönemiydi çünkü.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’in soyu sevgiyi bedenin arzusu yaptı artık; bedeni yatışınca kendini boşlukta bulur oldu insanlar. Yakışıklı ve güzel, peşinde koşulanlar oldu. Biri bitince öteki hedef oldu. Çünkü Adem’in sevgisi üretkendi, soyunun sevgisi tüketken/tüketici. Adem severek var oluyor ve var ediyordu, soyu ise aşık olarak yok ediyor ve yok oluyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem emek veriyordu sevgisi için. Bu onu sürekli yaratıcı kılıyordu. Sevgi bir durak değildi onun için, bir yoldu. Soyu ise, yolu olmadığı için “yürütemiyor” artık aşkını.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem için sevmekti aslolan; soyu sevilmeyi merkezine aldı. Adem sevecek bir şey istedi kendisini var edenden; soyu sevil(e)mediği için saldırganlaştı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevgi…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Adem’den soyuna aktarılan bereketli toprak; bekliyor dikenliklerinden temizlenmeyi tüm insanlıktan…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ademin-sevgisi-soyunun-aski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni seviyorum zorbalığı</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:45:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki Terapisi-Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadın erkek ilişkisinin harcında bulunan sevginin miktarı o ilişkinin doyum vericiliğini dolayısıyla da söz konusu kadın ve erkeğin mutluluğunu etkileyen en önemli faktördür. Taraflar birbirini ne çok severse o oranda tatmin bulurlar ilişkilerinde ve genel anlamda hayatlarında. Çünkü doyum verici kadın erkek ilişkisi, varoluşsal bir ihtiyaçtır. Yani insanlığımızın özünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=127" rel="attachment wp-att-127"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-127" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/soyut22-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Bir kadın erkek ilişkisinin harcında bulunan sevginin miktarı o ilişkinin doyum vericiliğini dolayısıyla da söz konusu kadın ve erkeğin mutluluğunu etkileyen en önemli faktördür. Taraflar birbirini ne çok severse o oranda tatmin bulurlar ilişkilerinde ve genel anlamda hayatlarında. Çünkü doyum verici kadın erkek ilişkisi, varoluşsal bir ihtiyaçtır. Yani insanlığımızın özünde bu ihtiyaç vardır; Adem Havva’ya muhtaçtır, Havva Adem’e!</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan hislerini, düşüncelerini, yaşadıklarını en çok dil yoluyla anlatır. Bir kişinin konuşma içeriği bize o kişinin kişisel dünyası hakkında bilgi verir. Biz söz konusu kişinin söylediklerinden, ona dair, yaşadıkları, düşündükleri ve hissettiklerine dair bir çıkarımda bulunuruz. Kişinin belirttikleri ile gerçek olanlar arasındaki tutarsızlık ise genel anlamda dikkat çekici olur.<span id="more-123"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanının en çok yatırım yaptığı, günlük dilde ve yazın hayatında en çok kullandığı kelimeler arasında sevgi ve aşk ilk sıralarda yer alsa gerektir. Buna mukabil zamane insanının en çok muzdarip olduğu problemler arasında da ilişki problemleri ön saflarda yer tutmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanının ilişkilerinde seni seviyorum, aşkım, canım, hayatım, iyi ki hayatımdasın vb. ifadeler o kadar çok kullanılıyor ki, zamanımızda yaşamayanlar, sadece bu ifadelere şahit olsalar, insanlığın artık gerçek sevgi dönemi diye bir dönemde var olduğunu düşünebilirlerdi. Oysa bizler bu kadar çok sevgi ifadesinin yanında bir o kadar da ilişki problemlerine şahit oluyoruz. Ve şahit olduklarımız bize bir çelişki gibi geliyor: zamane insanı sürekli karşısındakine sevgisini dile getiriyor ve sürekli karşısındakiyle kavga ediyor! Evet ortada bir çelişki var; çünkü sevgi bu kadar kavgayı, aldatmayı, ağlatmayı, incitmeyi vb. kaldırmaz! Birisi hem sevdiğini söylüyor hem de karşısındakine acı veriyorsa bu bir çelişkidir. Çünkü söylenen ile eylenen birbiri ile örtüşmüyor durumdadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Söz konusu çelişkinin bize daha anlaşılır gelmesi için şu soruyu kullanabiliriz: Zamane insanı seni seviyorum derken aslında neyi kastediyor? Gerçekten de karşısındakini sevdiğini söylemediği aşikar; çünkü gerçek sevgi kavga üretmez. Bana kalırsa zamane insanı söylediği şeyle beklentisini dile getiriyordur. Onun açısından seni seviyorum demek çoğunlukla “bana beni sevdiğini söyle” anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım zamane insanının ruhuna uygundur. Çünkü zamane insanı bencildir, egoisttir. O, merkezinde kendisinin yer aldığı bir dünyada yaşıyordur. Dolayısıyla olan biten şeyler onun için olmalıdır. Sevgi ise söz konusu, önce o nasiplenmelidir ondan; artarsa modern bir cömertlik sergileyebilir belki! Peki neden bu sevilme ihtiyacını açıkça dile getirmez de yolu dolambaçlı hale getirir? Bu durumda da modern insanın diğer özellikleri bize ışık tutabilir. Modern insan güçlüdür, mantıklıdır, bilimseldir. Oysa sevilme ihtiyacını ifade etmek duygusallıktır ve duygusallık güçsüzlük göstergesidir; kendini kontrol edememek, mantığına hükmedememek demektir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek ihtiyaçlarımıza uzak kaldığımız için, ve onları dile getiremediğimiz için çok yoğun öfke yaşıyoruz, hırçınlaşıyoruz. O yüzden çok sevdiğimizi söylediklerimize hayatı zindan edebiliyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamane insanı olan bizler ne yapmalıyız peki? Sahici duygularımızla yüzleşmeliyiz, acılarımıza kapılarımızı açmalıyız ve en önemlisi de gerçek sevgiyi üretmeliyiz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/seni-seviyorum-zorbaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz vermezsek kimden alacağız?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlişki Terapisi-Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[“Beni kimse anlamıyor!” diyor, üzgün, kırgın, yalnız, önemsiz hisseden genç kadın. Hiç kimsenin onu umursamadığını, kimsenin onun derdiyle dertlenmediğini düşünüyor. “Ben sevilmeye, önemsenmeye, ilgilenilmeye değer değilim!” diye düşünüyor. Göz yaşları dindikten sonra sorduğum “Siz en son ne zaman, kimi gerçekten anladınız?” sorusuna verdiği cevabı ise bize bizi çok iyi şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=119" rel="attachment wp-att-119"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-119" title="kadın erkek ilişkileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/kadın-erkek-ilişkileri-120x150.jpg" alt="" width="120" height="150" /></a>“Beni kimse anlamıyor!” diyor, üzgün, kırgın, yalnız, önemsiz hisseden genç kadın. Hiç kimsenin onu umursamadığını, kimsenin onun derdiyle dertlenmediğini düşünüyor. “Ben sevilmeye, önemsenmeye, ilgilenilmeye değer değilim!” diye düşünüyor. Göz yaşları dindikten sonra sorduğum “Siz en son ne zaman, kimi gerçekten anladınız?” sorusuna verdiği cevabı ise bize bizi çok iyi şekilde anlatıyordu: “Bilmem! Hatırlamıyorum; daha önce hiç bu açıdan bakmamıştım!” Bu cevap aynı zamanda, “Önce diğerleri beni sevsin, beni anlasın” mesajını da içeriyordu.<span id="more-118"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sevilmek, önemsenmek, beğenilmek, anlaşılmak, takdir edilmek “muhtaç” olan bizlerin çok önemli tutamakları. Bizler bu tutamaklarla kendimizi hayata daha iyi bağlayabiliyor, kendimizi daha iyi hissedebiliyor, varoluşumuzu daha iyi yaşayabiliyoruz. Ama bazen almak istediklerimize o kadar çok odaklanıyoruz ki vermemiz gerekenleri unutuyoruz!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Sevilmek istiyorsan sevmeyi bileceksin!” diyor şair. Bu dize üzgün danışanımın daha önce bakmadığı açıya dikkatimizi çekiyor. Neden önce sevmek; yani vermek!?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir eylemin ahlaki açıdan doğruluğunu test etmenin önemli kriterlerinden biri, o eylemin evrenselliğini sorgulamak; yani “Herkes benim davrandığım gibi davransa ne olur?” sorusunu sormaktır. Bu testi konumuza uyarladığımızda ne görürüz? Diyelim ki biz “Önce insanlar/eşim, arkadaşım, çocuğum, annem, babam vs. beni anlasın” diyoruz. Bunu söylediğimizde tüm insanlığa aynı cümleyi kurma hakkı tanımış oluyoruz. Peki tüm insanlar aynı cümleyi kurduğunda ve o cümle doğrultusunda davrandığında kim kimi anlayacak şu fani ve birbirimize muhtaç olduğumuz dünyada? Hiç kimse kimseyi anlamayacak ve herkes kendi anlaşılma, sevilme, önemsenme telaşına düşecek. Bunun tersi; yani herkesin “Önce, anlaşılmaya değil de anlamaya çalıştığı” durumda ne olur? Bu durumu tahayyül etmek belki de sorunun cevabını bulma çabasından daha çok şey katacaktır bize.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Anlamaya çalışmak” ve “anlaşılma peşinde koşmak” “varoluşsal sorumluluk” anlamında da iki farklı durumu betimler: Birinci durumda insan, aktif, eyleyen, yükün altına giren; ikinci durumda ise pasif, bekleyen, yükten kaçan pozisyondadır. Herkesin herkese muhtaç olduğu dünyada “veren eli alan elden yeğ tutma çabası” bizi daha güçlü kılacak; bizi kendimize ve insanlığa karşı daha çok şey yapar hale getirecektir. İlacımızın peşinde koşup durmaktansa, elimizdeki ilacı hastasına götürme çabası belki de bizi iyileştirecek asıl mutluluktur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/biz-vermezsek-kimden-alacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namaz, panik atak ve modern insan</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/namaz-panik-atak-ve-modern-insan/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/namaz-panik-atak-ve-modern-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:33:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Bir psikoterapistin, zorlandığını hissettiği durumlar arasında, ”sizce bu nasıl olur?” ya da “ne yapmalıyım?” tarzında sorular önemli yer tutar. Burada danışan, sorumluluğu karşı tarafa havale etmekte, yükünü hafifletmekte ve kendi içindeki çatışmadan kurtulmayı talep etmektedir. Genelde de beklenilen/umulan cevap “zaten duymak istenilen” cevaptır. Burada danışan aslında terapistine şöyle der: bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=112" rel="attachment wp-att-112"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-112" title="namaz" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/namaz-144x150.jpg" alt="" width="144" height="150" /></a>Bir psikoterapistin, zorlandığını hissettiği durumlar arasında, ”sizce bu nasıl olur?” ya da “ne yapmalıyım?” tarzında sorular önemli yer tutar. Burada danışan, sorumluluğu karşı tarafa havale etmekte, yükünü hafifletmekte ve kendi içindeki çatışmadan kurtulmayı talep etmektedir. Genelde de beklenilen/umulan cevap “zaten duymak istenilen” cevaptır. Burada danışan aslında terapistine şöyle der: bana öyle bir şey söyle ki bu zaten benim duymak istediğim şey olsun. Bununla birlikte terapisti iki arada bir derede bırakan sorular da vardır. Benim için buna dönük en ilginç sorulardan biri “Namaz kılmak panik atağı azaltır mı?” oldu.<span id="more-111"></span><br />
Bir psikoterapist, insan olduğu için belli dini algıya, inanç sistemine, felsefi düşünceye vb. sahip olabilir. Ancak yapmaması gereken en önemli şeylerden biri, danışanına kendi inanç sistemini bir çözüm önerisi olarak sunmak, ya da danışanın kararlarını kişisel değer yargısıyla değerlendirmektir.<br />
<a name="more"></a>Dolayısıyla bana yönlendirilen soruyu terapi seansımda, ifade ettiğim temel yaklaşım doğrultusunda ele aldım. Ancak sorunun, kendisini mühim kılan çok daha önemli bir boyutu vardı: Bu sorunun sorulabilir olması! Danışanlar/hastalar toplumun psikolojik gidişatına dair çok önemli verileri içlerinde barındırırlar. Bir toplumun içinde bulunduğu ya da yöneldiği bakış açısına dair en önemli veriler belki de psikolojik destek alan, almak zorunda kalan insanlardan elde edilir. Çünkü onlar, ortalama insanın ortalama durumda gizlediği, üstünü örttüğü pek çok işareti size sunarlar. Bu açıdan danışanımın sorusu son derece önemliydi.<br />
Her insan karşılaştığı problemlerin çözümü için çeşitli arayışlara(hiçbir şey yapmamak da olabilir bu) girişir. Bu arayışlar olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurur. Burada problemi yaşayan kişi, problemin kendisi ve probleme dönük üretilen çözüm yöntemi, üzerinde dikkatle durulması gereken boyutlardır. Panik atak problemini yaşayan kişi zamane insanıdır; yani içinde bulunduğumuz dünyanın verileriyle/iklimiyle, algısıyla, bakış açısıyla kısaca zeitgeistiyle bakan, değerlendiren, yorum yapan ve eyleme geçen insandır. Bu açıdan o insan aslında biziz ya da bizim bir parçamız, yönümüzdür. Bu insanın yaşadığı problemin de zamaneliği son derece önemlidir. Çünkü çağımız “kaygı çağı”dır ve panik atak da temeldeki kaygının dile gelme şekillerinden biridir. Zamanımızın kaygılı insanının çözüm yöntemini anlamaya çalışmak, yani bize dair olanı anlamaya çalışmak kendini tanımayı dert edinenlerin en önemli uğraşlarından biridir.<br />
Psikoterapi, zamanımızda psikolojik problemlere dönük üretilen en etkin çözüm yöntemlerinden biri olduğu için danışanım panik atağının çaresi olarak psikoterapiyi görmüştü. Ama din de danışanımın hayatında belirli bir şekilde var olan, belirli bir yerde duran(danışanım Cuma namazlarına giden, oruç tutan; onun dışında çok dindar olmayan biridir) olgudur. Ve danışanım doğal olarak psikoterapi seansına “din”i getirmiş oldu; çünkü psikoterapiye, insana dair her şeyin gelmesi mümkün ve beklenilendir.<br />
Namaz, panik atak ya da başka bir hastalığa çare olur mu? Bu soru bir alime sorulmuş olsaydı muhtemelen şu meyanda cevap alınırdı: “Allah hastalığı ve şifayı yaratan sonsuz güç ve kudret sahibidir. O’nun için bir şeyin olması “ol” demesinden ibarettir. O’nun izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. O merhametli ve çok yüzedir. Bu yüzden namaz ve dua ile Allah’tan şifa istenirse, ve Allah da bunu dilerse insan tüm hastalıklardan kurtulabilir.” Bu cevap tabii ki müslümanca bakış açısından doğrudur ve yerindedir. Ancak benim açımdan mesele, Allah’ın insana yardım etmesi ve duanın önemi(muhakkak ki bunlar da çok çok önemli meselelerdir) değildir. Mesele, zamane insanının dine yaklaşım biçimidir.<br />
Bir insanın “müslümanca yaşamanın psikolojik problemlerle ilişkisi nedir/nasıldır?” sorusu ile “namaz panik atağa iyi gelir mi?” sorusu arasında, kendini konumlandırma, anlamlandırma açısından çok ciddi mesafe vardır. İkinci soru tam da zamane insanının sorusudur. Çünkü zamane insanı pragmatik/çıkarcıdır; yani ona göre bir şey hedefe götürüyorsa işe yarar götürmüyorsa işe yaramazdır. Buna din de dahildir. Oysa din hiç bir şekilde kendini böyle tanımlamaz. Din bir orjin, merkezdir; yani insan kendini dine göre tanımlar; yaptıklarının iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olduğunu dine göre belirler. Modern insana göre ise hayatın merkezinde kendisi vardır. Kendi dışındaki her şey işine yaradığı oranda değerlidir. Bu açıdan, panik atağa etkisi açısından “nefes egzersizi” ile “namaz kılma” arasındaki önem farkını işe yararlılığı belirleyecektir. Modern insanın dine karşı takındığı tavır her şey için geçerlidir: Ne işe yarayacak? Misafir ağırlamanın bir “karı” yoksa uğraşmaya ne gerek var. Kendisine dokunmuyorsa, yılanın yapıp ettikleri modern insanın umrunda değildir.<br />
Modern insan otantik/sahici, derinlikli ve kalıcı olandan uzaktır. Gelip geçici olan onun daha çok tercih ettiği olmaktadır. En derinde yatan ihtiyaç ve duygularından ziyade yüzeyde hissettikleri önemlidir.<br />
Modern insan en nihayetinde hızlıdır; üç beş rekatla panik atağından kurtulma düşüncesi ona çekici gelmektedir.<br />
Peki namaz panik atağa iyi gelir mi? Hayır! Çünkü namaz, bir bütünün parçasıdır ve parça bütünden ayrı düşünülemez. Namaz, kendini “araç” olarak gören zihinlere “kar” getirmez!!!</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/namaz-panik-atak-ve-modern-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyonun belirtileri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:28:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Genel görünüm ve davranış: Depresif bir kişide genel olarak yüz çizgileri belirgin, alın çizgileri derinleşmiş, omuzlar çökük, yüz üzüntülü ve az bakımlı bir görünüm vardır. Hareketler yavaşlamıştır. Durgunluk göze çarpar ve bazı kişilerde çok uzun süre yatakta yatma görülebilir. Bazı durumlarda da çok sıkıntılı bir görünüme yerinde duramama, ileri geri yürüme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><strong><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=108" rel="attachment wp-att-108"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-108" title="depresyonun belirtileri" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/DWE-99x150.jpg" alt="depresyon" width="99" height="150" /></a>Genel görünüm ve davranış:</strong> Depresif bir kişide genel olarak yüz çizgileri belirgin, alın çizgileri derinleşmiş, omuzlar çökük, yüz üzüntülü ve az bakımlı bir görünüm vardır. Hareketler yavaşlamıştır. Durgunluk göze çarpar ve bazı kişilerde çok uzun süre yatakta yatma görülebilir. Bazı durumlarda da çok sıkıntılı bir görünüme yerinde duramama, ileri geri yürüme görülebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"> <strong style="color: #000000;">Konuşma ve insanlarla ilişki kurma:</strong> Depresif kişiler genelde alçak sesli ve yavaş konuşur. Bu kişilerden yanıt almak çok zor olabilir. İleri düzeyde depresyonda hiç konuşmama(mutizm) görülebilir. Hafif ve orta<span id="more-107"></span> düzeyde depresyon yaşayanlar etrafıyla ilişki kurabilir; ancak ileri düzeyde depresyonda olanlar etrafındaki insanlarla ilişki kuramayabilirler. Bunlar ayrıca ilgisiz, duygusuz bir görünüm arzedebilirler.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">Duygulanım(Duygusal Tepkide Bulunma):</strong> Depresif kişiler genel bir keyfsizlikten ağır bir üzüntüye kadar değişen bir duygu yelpazesinde yer alabilirler. Üzüntüye bunaltı(anksiyete), tedirginlik ve öfke eşDelik edebilir. Bazı depresif kişilerde sabah bunaltısı çok belirgin ve ağırdır. Hayattan zevk alamama, anlamsızlık, isteksizlik, ilgisizlik önemli depresif göstergelerdir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Bilişsel Yetiler(Zihinsel Özellikler):</strong> Depresyondaki kişilerde genelde bilin açıktır; çok ağır durumlarda bilinç bulanıklığı söz konusu olabilir. Genellikle algı bozukluğu olmaz Unutkanlık sık karşılaşılan bir durumdur. Burdaki unutkanlık ağır üzüntü, sıkıntı ve dikkat azalmasına bağlıdır. Bu unutkanlık, randevu, yemek pişirme gibi günlük işlerde kendini gösterir. Çökkünlük iyileşince unutkanlık düzelir. Depresif kişiler yer, zaman ve kişileri doğru algılamakta sıkıntı çekmezler; ancak zaman onlar için çok zor geçer ve çok uzun olur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Düşünce Akımı Ve İçeriği:</strong> Depresif kişilerin düşünceleri yavaş olur. Bu düşünce yavaşlamasına hareketlerdeki yavaşlama da eşlik eder. Hastalar düşüncelerini yavaşça ve düşük bir ses tonuyla dile getitirirler. Depresyondaki hastaların düşüncelerinin en belirgin özelliği “kaybetme” üzerine odaklanmaktır. Hasta her şeye kaybetmiş penceresinden bakar. O öz güvenini, kendine saygısını, yaşamın anlamını, ümidini vb. kaybetmiş olarak algılar. Çaresizlik, ümitsizlik, kendini suçlama düşünceleri hastada egemendir. Ona göre kendi olumsuz birisidir, geçmiş kötü yaşanmıştır ve gelecek de kötü olacaktır. Bu olumsuz bakış açıları ileri düzeyde olduğunda kişi intihara yönelebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Devinim(Psikomotor hareketler):</strong> Ruhsal süreçlerdeki yavaşlamaya hareketlerdeki yavaşlamalar eşlik eder. Hasta için konuşmak, yürümek, iş yapmak çok zordur. Kişi sürekli yatmak, uyumak isteyebilir. Bununla birlikte bunaltı düzeyi yüksek hastalarda tedirginlik, yerinde duramama, elleri ovuşturma görülebilir</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Fiziksel Ve Fizyolojik Belirtiler:</strong> Hastaların çoğunda yeme isteği azalır. Bu nedenle kısa sürede bir zayıflama söz konusu olabilir. Bazen de aşırı yemek yeme ve kilo alma söz konusu olabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Hastalar genelde enerji düşüklüğü, güçsüzlük, halsizlik ve çabuk yorulmadan yakınırlar.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Uyku düzeninde bozulmalar olur. Uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede güçlükler ortaya çıkabilir. Bazı hastalar çok az uyurken bazıları fazla uyuyabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Depresif hastalarda cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Bir depresyon(çökkünlük) nöbetindeki ana belirtiler özetle şöyledir:</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Çökkün ve bunaltılı duygu durum</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Psikolojik ve devinimsel işlerde yavaşlama</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Genel bir isteksizlik, enerji düşüklüğü, çabuk yorulma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Eskiden zebk alınan şeylerden artık zevk alınamaması</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İlgilerde, eylemlerde azalma</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Dikkati yoğunlaştırmada zorluk, dalgınlık</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Pişmanlık ve ümitsizlik</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Uykuda bozukluk</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İştahta azalma, zayıflama/bazen tam tersi</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■Cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">■İntihar düşünceleri</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Öztürk M. Orhan, Ruh Sağlığı Ve Bozuklukları, İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri, 2001</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/depresyonun-belirtileri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyonun sebepleri nelerdir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bütün Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Psikiyatrik açıdan, henüz hiç bir psikopatolojinin oluşum sebebi kesin olarak ortaya konamamıştır. Dolayısıyla depresyonun da oluşum sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Genel anlamda bu sebepler biyolojik sebepler, genetik sebepler ve psikosoyal sebepler olmak üzere üç başlıkta ele alınabilir. Ancak bu etkenler birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılmış değildir. 1- Biyolojik Faktörler: Yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=103" rel="attachment wp-att-103"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-103" title="depresyonun sebepleri nelerdir" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/depresyonun-sebepleri-nelerdir-150x122.jpg" alt="" width="150" height="122" /></a>Psikiyatrik açıdan, henüz hiç bir psikopatolojinin oluşum sebebi kesin olarak ortaya konamamıştır. Dolayısıyla <strong>depresyonun da oluşum sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir.</strong> Genel anlamda bu sebepler biyolojik sebepler, genetik sebepler ve psikosoyal sebepler olmak üzere üç başlıkta ele alınabilir. Ancak bu etkenler birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılmış değildir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">1- Biyolojik Faktörler:</strong> Yapılan çalışmalar, beyindeki bazı maddelerin(nörepinefrin, serotonin, bazı hormonlar vb.) depresyonla ilişkisini ortaya koymaktadır.<span id="more-102"></span></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">2- Genetik Faktörler</strong>: Araştırmalar, depresyonda genetik bir yatkınlığın olduğunu ortaya koymaktadır. Aile araştırmalarında ağır depresyonu olan kişilerin birinci derece yakınlarında depresyon normal topluma oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Aynı şekilde tek yumurta ikizlerinde birinde depresyon varsa diğerinin de depresyon geçirme oranı %50’dir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>3- Psikosoyal Faktörler:</strong> Bazı araştırmalar stresli yaşam olaylarının depresyonun ortaya çıkmasında etkili olduğunu göstermektedir. Küçük yaşta anne babasını kayedenlerin ileride depresyon yaşama ihtimalleri diğerlerine göre daha fazladır.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Burada psikolojik açıdan bakıldığında “depresyona yatkınlık”tan bahsedebiliriz. Çünkü aynı yaşantılara(iflas, eşin kaybı, ağır bir hastalık, ders başarısızlığı vb.) sahip herkes depresyona girmiyor. Hastalıklara yatkınlık üzerinde çalışan bazı kuramcılar, durumu şemalarla açıklama yoluna gitmektedir. Şema en basit anlatımıyla, temel ihtiyaçlarımızın(sevilme, güven, ait olma, başarı, gerçekçi sınılar vb.) çocukluk ve ergenlik döneminde uygun şekilde giderilememesi sebebiyle oluşan ruhsal yapılardır. Bu bakış açısına göre, her şema/patolojik ruhsal yapı, belirli bir psikolojik rahatsızlığa zemin oluşturur. Mesela depresyonda, terkedilme, başarısızlık, kusurluluk, dayanıksızlık, boyun eğicilik, karamsarlık, cezalandırıcılık gibi şemaların belirleyici rol oynadığını söyleyebilir.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve Yusuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Kaynak: Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/depresyonun-sebepleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

