<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikolojik Danışman Yusuf BAYALAN &#187; 1- A&#8217;dan Z&#8217;ye</title>
	<atom:link href="http://yusufbayalan.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufbayalan.com</link>
	<description>Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı Yusuf BAYALAN&#039;ın blogu</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 18:40:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Dayanıksızlık şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/dayaniksizlik-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/dayaniksizlik-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 12:08:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanıksızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[Dayanıksızlık  Şemasının Genel Sunumu Dayanıksızlık şemasının merkezinde, kişinin önleyemeyeceği, beklenmedik bir felaketin herhangi bir zamanda ortaya çıkmasından duyulan abartılı korku yer alır. Bu şemaya sahip insanlar yaşamlarını, her an bir felaketin çıkmak üzere olduğuna inanarak geçirirler.  Dayanıksızlık şemasına sahip kişiler aynı zamanda, ortaya çıkacak felaketle başa çıkamayacaklarına inanırlar. Kişinin her an olabileceğini beklediği ve kendisini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;" align="center"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/dayaniksizlik-semasi-nedir/anksiyete/" rel="attachment wp-att-692"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-692" title="anksiyete" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/anksiyete-145x150.jpg" alt="" width="145" height="150" /></a>Dayanıksızlık  Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dayanıksızlık şemasının merkezinde, <em><span style="text-decoration: underline;">kişinin önleyemeyeceği, beklenmedik bir felaketin herhangi bir zamanda ortaya çıkmasından duyulan<strong> abartılı korku</strong></span></em> yer alır. Bu şemaya sahip insanlar yaşamlarını, <em><span style="text-decoration: underline;">her an bir felaketin çıkmak üzere olduğuna inanarak</span></em> geçirirler.  Dayanıksızlık şemasına sahip kişiler aynı zamanda, <em><span style="text-decoration: underline;">ortaya çıkacak felaketle başa çıkamayacaklarına inanırlar.</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kişinin her an olabileceğini beklediği ve kendisini dayanıksız hissettiği <strong><em>korkutucu durumlar</em></strong> şunlardan biri veya daha fazlası olabilir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  <em>Tıbbi durumlar: </em>Kalp krizi, AIDS, kanser, beyin kanaması veya amansız herhangi bir hastalık durumu.<span id="more-689"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  <em>Ruhsal durumlar: </em>Çıldırma, aklını kaybetme korkusu olarak ifade edilen kişinin kendi ruhsal dengesinin bozulması.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  M<em>addi durumlar: </em>Kişinin tüm parasını kaybederek muhtaç hale gelmesi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">•  Ç<em>evresel durumlar</em>:  Asansörler, uçaklar, depremler, kedi, köpek, örümcek, saldırıya uğrama  gibi yaşam içinde karşılaşılabilen nesneler veya durumlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dayanıksızlık şemasında ağır basan duygu, hafif düzeyde bir korkudan tam gelişmiş panik ataklara doğru gelişen <strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Anksiyete" target="_blank">anksiyete</a></span></strong>dir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">K<strong>arakteristik Dayanıksızlık Davranışları</strong></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Dayanıksızlık şemasına sahipseniz a</strong>bartılı korkularınız yüzünden günlük hayatta genellikle kaygılı hissediyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sağlığınız ve muhtemel hastalıklar için çok endişeleniyorsunuz. Bu durumla başa çıkmak için:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">I) Gereksiz tıbbi kontrollere gidiyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">II) sürekli destek ihtiyacınızla ailenize yük oluyorsunuz ve</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">III) hayatın güzelliklerinden mahrum kalıyorsunuz, hayattan zevk alamıyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Vücudunuzu çok fazla dinlemeniz ve muhtemel hastalık endişeniz yüzünden <strong><a href="http://yusufbayalan.com/panik-bozuklugu-nedir/" target="_blank">panik atak</a>lar yaşıyorsunuz. </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İflastan(ekonomik bir felaketten) gerçek dışı bir korkunuz var. Bu korku para konusunda gereksiz yere <strong>sıkı/cimri davranmanıza</strong>; gerekli olmasına rağmen ekonomik ve mesleki değişiklik yapma konusunda isteksiz olmanıza neden oluyor. Yeni yatırım ya da projeleri kaybetmek pahasına elinizdekini tutmak için çaba harcıyorsunuz. <strong>Risk alamıyorsunuz.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kanuni bir tehlikeden sakınmak için uç noktalarda uğraş veriyorsunuz. Örneğin gece dışarı çıkmaktan, büyük şehirleri ziyaret etmekten, toplu taşıma araçlarından kaçınıyorsunuz. Yani hayatınız oldukça sınırlandırılmış durumda.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ufacık bile olsa risk içeren günlük işlerden kaçınıyorsunuz. Örneğin asansöre, metroya binmek, ya da deprem olabilecek bir şehirde yaşamak gibi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinizin sizi korkularınızdan korumasına izin veriyorsunuz. Oldukça fazla desteğe ihtiyaç duyuyorsunuz. Eşiniz korktuğunuz durumlardan kaçınmanıza yardımcı oluyor. <strong>Eşinize aşırı bağımlı hale geliyorsunuz.</strong> Bu bağımlılığa bile öfkeleniyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kronik anksiyeteniz sizi egzema, astım, kolit, ülser gibi bazı psikosomatik hastalıklara daha yatkın yapıyor olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal hayatınızı sınırlandırıyorsunuz; çünkü korkularınızın sonucu olarak diğer insanların yapabildiği pek çok şeyi yapamıyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Korkularınıza uyum sağlamak zorunda kalan eşiniz ve/veya ailenizin de hayatını sınırlıyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Korkularınızı çocuklarınıza da aktarmış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tehlikeden sakınmak için birçok başa çıkma mekanizmasını abartılı derecede kullanıyorsunuz. <strong><a href="http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/" target="_blank">Obsesif &#8211; kompulsif</a> belirtiler</strong> ve batıl düşünceler taşıyabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kronik endişenizi azaltmak için ilaç, alkol, yemek vs.&#8217;ye düşkünlük geliştirmiş olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Dayanıksızlık Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm bozulmuş hareket özgürlüğü şemaları gibi, dayanıksızlık şemasında da, <strong>aşırı koruyucu bir ana baba tutumu </strong>vardır. Bu kollamaya anne babanın endişeli tutumları da eşlik eder. Çocuk, çocuk yaşlardan itibaren terlerse, soğuk su içerse veya çıplak ayakla gezerse hasta olacağına, futbol oynarsa ayağı kırılacağına, sokakta gezerse kaçırılacağına veya saldırıya uğrayacağına inandırılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemayı aynı şema ile yaşamış ebeveynlerinizi <strong>gözlemleyip izleyerek</strong> edinmiş olabilirsiniz. Anneniz/babanız fobikti ya da bazı alanlarda aşırı korkuları vardı.(Kontrolü kaybetme, hastalanma, iflas etme gibi)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyniniz tehlike ya da hastalık konularında <strong>aşırı koruyucu</strong>ydu. Sürekli sizi tehlikeler konusunda uyarıyordu. Kendinizi bu günlük işlerle bile başa çıkamayacak kadar <strong>kırılgan ve beceriksiz</strong> hissediyordunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyniniz sizi yeterince koru(ya)madı. Çocukluk çevreniz fiziksel, duygusal ve finansal olarak <strong>yeterince güvenli</strong> değildi. (Bu durum genellikle <a href="http://yusufbayalan.com/duygusal-yoksunluk-semasi-nedir/" target="_blank">Duygusal Yoksunluk Şeması</a> veya <a href="http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/" target="_blank">Şüphecilik Şeması</a> ile beraberdir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çocukken çok hastalandınız veya araba kazası gibi, sizi incinebilir hissettirecek <strong>ciddi bir travmatik olay</strong> yaşadınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveynlerinizden biri travmatik bir olay yaşadı, belki de hayatını kaybetti. Dünyayı <strong>“tehlikelerle dolu”</strong> algılamaya başladınız. <strong></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Dayanıksızlıkta Şema Kimyası (Şemanın İlişkinize Etkisi)</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemaya sahip kişiler genellikle <strong><span style="text-decoration: underline;">kendilerine destek olacak eşler</span></strong> seçerler. Terapide, seçilen bu eşlerin bir lakabı vardır: <strong>“Baston Eş”</strong>. Gerçekten de bu eşler kişiye, korkularının yersiz olduğuna dönük yüzleştirmeyi pek yapamazlar. Genellikle ona güven vermeye, destek olmaya çalışırlar. Terapi sırasında eşlerin desteğini azaltmak, daha sağlıklı yüzleştirici tepkilerle değiştirmek önemlidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Korkulan durumlara göre eş seçimi önem kazanabilir. Kalp krizi geçirmekten korkan bir kişi için bir doktor ideal bir eş gibi gelebilir. Çünkü her an yanında ona ilk müdahaleyi yapabilecek birisi vardır. Ya da parasal endişeleri olan birisi için varlıklı bir eş rahatlatıcı olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşiniz size yardımcı olmaya çalışsa da, yardımlarının bir faydası olmadığı veya olamayacağı için bazen bıkkınlık yaşayabilir. Bununla birlikte ilişkiniz, daha çok bir tarafın korkuları ve önlem alma çabaları için harcanan zamandan oldukça olumsuz bir şekilde etkilenir. <strong></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Dayanıksızlık Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dayanıksızlık şemasının terapisinde temel amaç, <strong>felaket olasılığı düşüncelerinizi azaltmak ve üstesinden gelebileceğiniz değerlendirmeleri artırmak</strong>tır. Terapi sürecinde korkularınızı gerçekçi bir şekilde değerlendirirsiniz ve onların abartılı olduklarını fark edersiniz. Gerçekçi korkuyla gerçekçi olmayan korku arasında ayırım yapmayı öğrenebilirsiniz. Terapide nihai amaç, şemanın sürmesine yardım eden aşırı telafi ve kaçınma davranışlarınızı azaltmak; korktuğunuz pek çok durumla yüzleşmenizi sağlamaktır. Çünkü bu yüzleşme, korkularınızın gerçekçi olmadığını size fark ettirecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/dayaniksizlik-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamane ölümleri</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/zamane-olumleri/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/zamane-olumleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 21:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[İlk kez böyle bir durumla karşılaştım. İnsanlar hastane koridorunda bir araya gelmiş, üzgün ifadelerle bir noktaya bakıyorlar, aynı zamanda da konuşuyorlar: “gözlerini oynattı”, “yok be, o kameradandı” vb. Şaşkınlığımın yüzümdeki yansımasını bir arkadaşım bana söyledi: “O kadar komik görünüyordun ki neredeyse kendimi tutamayıp gülecektim!” İnsanların baktığı bir ekrandı ve ekrandaki ise yoğun bakımda olan hasta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/zamane-olumleri/olum-psikolojisi/" rel="attachment wp-att-679"><img class="alignleft  wp-image-679" title="ölüm psikolojisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ölüm-psikolojisi-150x105.jpg" alt="" width="145" height="150" /></a>İlk kez böyle bir durumla karşılaştım. İnsanlar hastane koridorunda bir araya gelmiş, üzgün ifadelerle bir noktaya bakıyorlar, aynı zamanda da konuşuyorlar: “gözlerini oynattı”, “yok be, o kameradandı” vb. Şaşkınlığımın yüzümdeki yansımasını bir arkadaşım bana söyledi: “O kadar komik görünüyordun ki neredeyse kendimi tutamayıp gülecektim!” İnsanların baktığı bir ekrandı ve ekrandaki ise yoğun bakımda olan hasta yakınımızdı. Yoğun bakım ünitesine kimse giremiyordu ve zamane zihni bu duruma bir çözüm üretmişti: Hasta yakınınızı “seyredebilirsiniz”. Hasta yakınları belki de, sorunlarına çözüm bulanlara müteşekkir hissetmişlerdir kendilerini.<span id="more-677"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kısa bir “seyir”den sonra doktor açıklamasını yaptı: ilaçlarını verdik, elimizden geleni yaptık. Artık sizin burda durmanıza gerek yok. Bir durum olursa(Bu “ölürse” anlamına geliyor galiba) sizi ararız. Sonrasında da müteşekkir hissedilen hastanenin güvenlik görevlisi koridorda durmanın(bu hastaya yakın olmak anlamına geliyordu ordakiler için) yasak olduğunu söyledi bizlere. Ve bizler evlerimize dağıldık. O gece sabaha karşı galiba, hastamız “gösteri”sini bitirdi. Allah rahmet eylesin.</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan yıllar önceydi, köydeki evimize, köuün kurumlarından(sağlık ocağından) bir görevli gelmişti. Ev ahalisine doğum kontrol yöntemlerine dair bir şeyler anlatmaktı derdi. Konu gereği çekingen bir tutumla ygörevli  kadının(hemşire ya da ebe olsa gerek) yanından uzaklaşmış ve sonrasında da ayrıntılarını öğrenememiştim anlattıklarının. Ancak olayın duygusal etkisi üzerimden gitmemiş ki hastanede benzer bir duyguyu yaşadım. Yıllar önce “kafamıza göre” doğurmamıza müsade edilmiyordu şimdi ise kafamıza göre ölmemize.<br />
Şöyle bir hayaliniz olabilir mi gelişmiş insanlık çağında? Anneniz evinizde, başı yastıkta; etrafında toplanmışsınız, yasinler okunmakta. Elini tutuyorsunuz, gözleriniz yaşlı, ölüm sizin hücrelerinizden geçip tüm evi kapsıyor. Anneniz ölüm meleğiyle konuşurken siz kendi ölümünüzü düşünüyorsunuz. Anneniz yanağınızı okşuyor. Korkma, diyor. Öte dünyada buluşuruz. Ayrılık acısı dizlerinizi titretiyor, bunu “hissediyorsunuz”. Ve ölüm meleği vaktin geldiğini acıyla “hissettiriyor” size. Temaşa değil söz konusu olan. Sahici insanlık durumu.</p>
<p style="text-align: justify;">Annelerimizin ölümlerini sadece “seyredebildiğimiz” bir dönemdeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Muhabbetle…</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/zamane-olumleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Terk edilme şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 10:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Terk Edilme Şemasının Genel Sunumu Terk edilme şemasına sahipseniz yakınlarınızı veya bağlanacağınız kişileri kaybetme beklentisiyle yaşarsınız. İlişkilerinizin eninde sonunda, şu ya da bu şekilde bitme tehlikesini yoğun olarak hissedersiniz. Sevdiklerinizin sizi terk edeceklerine, hasta olup öleceklerine, başka birisi için sizi bırakacaklarına, önceden tahmin edilemez olumsuz davranışlar sergilediklerine, bir şekilde aniden ortadan kaybolacaklarına inanırsınız. Bu yüzden genel bir korku içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/images-3-2/" rel="attachment wp-att-660"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-660" title="terk edilme korkusu" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/images-31-150x122.jpg" alt="aldatılma korkusu" width="150" height="122" /></a>Terk Edilme Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terk edilme şemasına sahipseniz yakınlarınızı veya bağlanacağınız kişileri <strong>kaybetme beklentisi</strong>yle yaşarsınız. İlişkilerinizin eninde sonunda, şu ya da bu şekilde <strong>bitme tehlikesi</strong>ni yoğun olarak hissedersiniz. Sevdiklerinizin sizi terk edeceklerine, hasta olup öleceklerine, başka birisi için sizi bırakacaklarına, önceden tahmin edilemez olumsuz davranışlar sergilediklerine, bir şekilde aniden ortadan kaybolacaklarına inanırsınız. Bu yüzden genel bir <strong>korku</strong> içinde yaşarsınız. Sevdiklerinizin yaşamlarınızdan çıkma tehlikesine ve ayrılık işaretlerine karşı aşırı tetikte olursunuz.<span id="more-152"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek ya da algılanan bir kayıp(ayrılık, terk edilme vb.) olduğunda, kronik <strong>anksiyete</strong>, <strong>üzüntü</strong> ve <strong>depresyon</strong>; bununla birlikte sizden ayrılanlara ya da ayrılacak olanlara karşı yoğun bir <strong>öfke</strong> hissedersiniz. Bu duygular yaşantınızın şiddetine göre <strong>dehşet</strong>, <strong>keder</strong> ve <strong>öfke</strong> olabilir. Bazen çok kısa süreli ayrılıklara bile tahammül etmekte zorlanabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir ilişkinizin varlığında, eşiniz(sevgili, partner, eş, arkadaş vb)in ölmesi ya da bir şekilde ondan ayrılma ihtimali nedeni ile aşırı endişe duyabilirsiniz..</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Sevdiklerinizin ayrılmasını engellemek için</strong></span> onlara <strong>yapışma, aşırı sahiplenici ve kontrolcü davranma, sizi terk edenleri suçlama, kıskançlık, rakiplerinizle rekabete girme</strong> gibi tutumlar sergileyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşinizin yaptığı en ufak hareketi(sizinle ilgilenmeme, sizi yalnız bırakma vb.) onun <strong>sizi terk etmek istediğine ilişkin işaret</strong> olarak algılar ve bu davranışlara aşırı tepki verebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşinize yapışabilirsiniz. Tüm takıntınız eşinizi elinizde tutmak olabilir. Artık eşinizle olan ilişkiniz hayatınızın merkezine oturmuş durumdadır. Eşinizden birkaç gün bile ayrı kalmaya tahammül edemezsiniz. İnsanlar sizi “takıntılı aşık” olarak tanımlayabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşiniz sizi sevdiğini ve size  bağlı kalacağını söylese bile buna bir türlü inanamazsınız. Eşinizin söyledikleri size gerçekçi gelmez; ancak bunun sebebini bir türlü ifade edemezsiniz. Kendinizi bir çıkmazın içinde hissedersiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen eşinizin size olan bağlılığını test edecek davranışlarda bulunabilirsiniz. Ancak bu davranışlar bir ilişkiyi olumsuz etkileyecek davranışlardır. Uzak durmanıza, sert davranmanıza, yok yere tartışmanıza rağmen sizin yanınızda kalıp kalmayacağına bakma gereği hissedersiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşinize karşı yoğun öfke hissedebilir ve saldırganca tutumlar sergileyebilirsiniz. Çünkü onun sizi “eninde sonunda, şu ya da bu sebeple” terk edeceğine inanırsınız. Bu yüzden de eşinizi cezalandırma isteği duyarsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Terk edilme şemasına sahipseniz “doğru insan”larla bile <span style="text-decoration: underline;">yakın ilişkiden kaçınabilirsiniz;</span> çünkü, ya <strong>onu kaybetmek</strong>ten ya da <strong>ona çok yakınlaşıp incinmek</strong>ten korkarsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen “terk edilmiş olma”nın acısını yaşamamak için siz ilişkinizi yok yere bitirebilirsiniz. Bazen de ilişki içinde kalmanıza rağmen kendinizi duygusal olarak geri çeker ilişkinizden doyum yaşayamazsınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Terk Edilme Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Terk edilme şemanızın kökeninde dengesiz, alkolik ve patlayıcı(ani tepki veren) anne babanız olabileceği gibi, erken yaşlarda ebeveyn kaybı gibi sizin güvenli bağlanma yaşantınızı kesintiye uğratan durumlar da olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gençken anneniz/babanız(ya da sizi büyütenler) ölmüş ya da evi terk etmiş olabilir. Anne babanız sizden çok uzun süre ayrı kalmış ya da hastanede yatmış olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bakıcılar ya da bir kurum tarafından, farklı anne figürleri görerek büyütülmüş, ya da genç yaşta yatılı okula gönderilmiş olabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de anneniz tutarsızdı. Sizinle ilgilenemeyecek kadar depresif, öfkeli ya da sarhoş oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Anne babanız siz küçükken boşandı; ya da o kadar çok kavga ediyorlardı ki ayrılacaklarından korkuyordunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir ebeveyninizin ilgisini belirgin şekilde kaybettiniz. Örneğin, bir kardeşiniz doğdu ya da ebeveyniniz yeniden evlendi.</p>
<p style="text-align: justify;">Aileniz size karşı fazla koruyucuydu. Bir çocuk olarak hayatın zorlukları ile mücadele etme fırsatınız olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Terkedilme Şeması’nda  Şema Kimyası</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şema Kimyası kavramı, ikili ilişkilerinizde şemanıza uygun olan kişilerin size çekici gelmesini ifade eder. Ayrılma ve terk edilme korkulan durumlar olmasına karşın, bu şemaya sahipseniz <strong>tutarlı/bağlı olmayan insanlara karşı bir yakınlık</strong> hissedebilirsiniz. Yani <strong>sizi terk etme ihtimali bulunan kişiler</strong> size daha çekici gelir. Terk edilme şemasına sahipseniz eşiniz şu özelliklere sahip olabilir:</p>
<p style="text-align: justify;">Evli ya da başka bir ilişkisi olduğu için size uzun vadede bir söz veremiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Birlikte zaman geçirmeniz için yanınızda değil (çok seyahat ediyor, uzakta yaşıyor, ya da iş kolik)</p>
<p style="text-align: justify;">Duygusal olarak dengesiz (alkol/hap kullanıyor, depresif, düzenli bir işi olamıyor) ve duygusal olarak tutarlı şekilde yanınızda olamıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir Peter Pan; yerleşik bir hayat istemeyen, birçok sevgilisi olma özgürlüğünü isteyen biri.</p>
<p>Size karşı duygularından emin değil. Sizi istediğini söylemesine karşın duygusal olarak geri duruyor. Bir an sizinle yoğun bir sevgi yaşarken, başka bir durumda yokmuşsunuz gibi davranabiliyor.</p>
<p><strong style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Terk Edilme Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></p>
<div style="text-align: justify;">Terapideki temel amaçlardan biri, <strong>ilişkilerinizin istikrarı ile ilgili daha gerçekçi bir bakış açısı </strong>kazanmanızdır. Başarılı bir terapi sürecinden sonra, hayatınızın önemli bir kısmını değer verdiğiniz kişinin sizden kopacağı endişesi ile geçirmezsiniz. Endişe hissetseniz bile, bu duyguyla daha işlevsel şekilde başa çıkmayı öğrenirsiniz.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın ilişkiler size eskisi kadar korkutucu gelmez. İlişki yaşamak için daha çok risk almaya ve duygusal acılara göğüs germeye hazır olursunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası mantığını kavradığınız için, “zaten sizi terk edebilecek” kişilerden ziyade size daha bağlı olabilecek kişilerle ilişki kurmaya çalışırsınız. Çapkın, uzak, mesafeli insanlar size çekici gelseler bile, bunun bir şema yaşantısı olduğunu anlar ve ona uygun tepki verirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> İlişkilerinizde kendinizi daha güvenli hissettiğiniz için kıskançlıklarınız, karşı tarafı kontrol ve manipüle etme ihtiyacınız azalır. Siz artık “takıntılı aşık” olmaktan çıkıp “doyum verici bir birliktelik” yaşamaya başlayabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi “ilişki yaşamak zorunda” hissetmezsiniz. Yalnız kalmanın da insani ve normal bir durum olduğunu kavrarsınız. Yalnız kaldığınızda depresif ya da huzursuz bir ruh haline bürünmezsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapinin nihai amacı, duygusal ihtiyaçlarınızı sağlıklı şekilde giderebileceğiniz, doyum verici ilişkiler yaşayabileceğiniz insanlarla ilişki kurabilmenizdir.</span></div>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/terkedilme-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikolojik danışman adaylarına öneriler</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/psikolojik-danisman-adaylarina-oneriler/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/psikolojik-danisman-adaylarina-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 14:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[2- Psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik danışman]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[Zaman zaman psikoloji, psikolojik danışmanlık gibi bölümlerde okuyan ya da bu bölümlerden yeni mezun olanların sorularına muhatap olmaktayım. Bu sorular genelde “İyi bir psikolojik danışman olmak için neler yapmalıyım?” bağlamında soruluyor. Ben de, hem bu sorulara cevap hem de psikolojik danışman adaylarına ipucu olması amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum. Aşağıda sıralayacağım maddelerin bir kısmı kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/psikolojik-danisman-adaylarina-oneriler/beylikduzu-psikolog-2/" rel="attachment wp-att-547"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-547" title="psikolojik danışman" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/beylikdüzü-psikolog-2-150x104.jpg" alt="psikolog ve psikolojik danışman" width="150" height="104" /></a>Zaman zaman psikoloji, psikolojik danışmanlık gibi bölümlerde okuyan ya da bu bölümlerden yeni mezun olanların sorularına muhatap olmaktayım. Bu sorular genelde <strong>“İyi bir psikolojik danışman olmak için neler yapmalıyım?”</strong> bağlamında soruluyor. Ben de, hem bu sorulara cevap hem de psikolojik danışman adaylarına ipucu olması amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum. Aşağıda sıralayacağım maddelerin bir kısmı kendi mesleki yaşantımda uygulayıp pozitif etkilerini gördüğüm tutumlar olurken bazıları da pişmanlıklarımın ürünüdür. Başkalarının deneyim ve pişmanlıklarından ders çıkarmayı becerebilenler için bu yazının faydalı olacağını umuyorum. İşte önerilerim:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1-     </strong><strong>Çok okuyun:</strong><span style="color: #000000;"> Okumalarınızın merkezinde öncelikle mesleki kuramlar yer alsın. Özellikle öğrencilik sürecinde, karşılaştığınız kuram ve kuramcıları anlama çabanızı, ders materyali dışındaki okumalarınızla güçlendirin. Okurken, baştan savma davranmayın; dünyanın en önemli metnini anlamaya çalışıyor gibi davranın. Notlar tutun, hayret edin, eleştirin, küfredin; ama yazıyı yaşayın. Cesur olun, çünkü öğrencilik hata kaldıran bir süreçtir.<span id="more-546"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“En iyi pratiğin en iyi teoriden geçtiğini”</strong> hep aklınızda tutun. Teori, meseleye nereden başlayacağınızı tespit etmek için size ışık tutar. Ancak unutmayın ki “insan”, her teoriyi aşabilen gizemli bir varlıktır. <em><span style="text-decoration: underline;">“Teorik güven ihtiyacınız”</span></em> ile <em><span style="text-decoration: underline;">“yaşayan insan”</span></em> arasında uyuşmazlık gördüğünüzde ortaya çıkacak kaygıdan korkmayın. Unutmayın ki, büyük terapi kuramları bu kaygılar aşılmak üzere geliştirildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Alan dışı okumaları ihmal etmeyin. Şiir, roman, hikâye, deneme, tarih, sosyoloji, felsefe gibi yazın alanlarından da mümkün oldukça okumaya çalışın. <em>İnsana dair olan her şey okunmaya değer.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>2-     </strong><strong>Blog tutun:</strong> İnternet ortamında düşüncelerinizi, yaşadıklarınızı paylaşabileceğiniz bir bloğunuz olsun. Günümüzde bloglar, insanların kendilerini ifade etmek için kullandıkları önemli alanlardır. Blog yazarlığı sayesinde, düşüncelerinizin başkaları tarafından değerlendirilme, eleştirilme şansı yakalar; insanlar tarafından tanınma imkanına kavuşursunuz. Mesleğe atıldığınızda, internet ortamında bulunmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi göreceksiniz. Bu yüzden erken kalkın ve çok yol alın! (Örnek: <a title="Emre Bakır'ın blogu" href="http://www.emrebakir.com/" target="_blank">http://www.emrebakir.com/</a>, <a href="http://performansgelistirme.wordpress.com/blog-sahibi/" target="_blank">http://performansgelistirme.wordpress.com/blog-sahibi/</a>, <a href="http://www.ebruhocaoglu.com/index.asp" target="_blank">http://www.ebruhocaoglu.com/index.asp</a>)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>3-     </strong><strong>Eğitimlere katılın: </strong>Mümkün olduğunca çok eğitime katılın; ancak tüm algılarınız açık olsun. Önce anlamaya ve “olmaya” çalışın, sonra anlatmaya ve “oldurmaya”.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>4-     </strong><strong>Teorik bir taban oluşturun: </strong>Psikolojik danışmanlık temel becerilerinin üstüne mutlaka teorik  bir bakış oturtun. Okuduklarınızdan kendinize en yakın olan teorik yaklaşımı iyice öğrenin. Danışanlarınıza, kendi gerçekliklerini ihmal etmeden belirli bir teorik çerçeveden yaklaşmanız son derece önemlidir.<strong></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>5-     </strong><strong>Mütevazi olun: </strong>Kendinizi hafife almadan, mesleğinize tevazuyla yaklaşın. Psikoterapi, psikolojik danışmanlığın gerçekçi gücü tevazudan geçer diye düşünüyorum. Tevazu, mesleğinizin sınırlarını ve sınırlılıklarını bilmek ve kabullenmektir. Tevazunun olmadığı yerde kibir beslenme alanı bulur ve kibir en büyük insani hastalıklardan biridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>6-     </strong><strong>Siyasi olun:</strong> Zamane insanının en önemli sorunlarından biri, kendisi dışında olan bitenleri umursamamaktır. Siyasi olmak, bir partiye üye olmakla eş anlamlı değildir. Siyasi olmak, dünyanın gidişatına, memleketin gidişatına, eğitim, aile, hukuk gibi alanlara dönük kaygı duymak ve bir şeyler yapma çabası gütmektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Not: Bu yazı zamanla güncellenmeye açıktır.</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/psikolojik-danisman-adaylarina-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın zindanları</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/insanin-zindanlari/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/insanin-zindanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 14:51:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[6- Sigma Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şeriati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazımda, Ali Şeriati’nin “İnsan” ve “Beşer” ayırımından, “İnsan”ın özelliklerinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise, İnsan olma sürecinde bize engel olan ve üstadın “zindan” olarak tanımladığı olgulardan bahsetmeye çalışacağım. İnsanı “insan” yapan üç temel özelliğini, bilinçli olmak, seçim yapabilmek ve yaratıcılık olarak tarif etmişti Ali Şeriati. Normal şartlarda, “beşer” olarak doğan varlık, “insan”laşma ülküsünü kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/insanin-zindanlari/images-5/" rel="attachment wp-att-654"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-654" title="İnsani Gelişim" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/images-5-150x110.jpg" alt="Kişisel Gelişim" width="150" height="110" /></a><a href="http://yusufbayalan.com/beserlikten-insanliga-merhaba/" target="_blank">Bir önceki yazımda,</a> Ali Şeriati’nin <strong>“İnsan”</strong> ve <strong>“Beşer”</strong> ayırımından, “İnsan”ın özelliklerinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise, İnsan olma sürecinde bize engel olan ve üstadın <strong>“zindan”</strong> olarak tanımladığı olgulardan bahsetmeye çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanı “insan” yapan üç temel özelliğini<strong>, bilinçli olmak, seçim yapabilmek ve yaratıcılık</strong> olarak tarif etmişti Ali Şeriati. Normal şartlarda, “beşer” olarak doğan varlık, “insan”laşma ülküsünü kendi içinde taşır. Ancak bazı engeller dolayısıyla insanlaşmak kesintiye uğrayabilir. Bu engeller / zindanları Şeriati şu şekilde özetlemektedir:<span id="more-649"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İdeolojik yaklaşımlar:</strong> Zindanların ilk grubunu ideolojik yaklaşımlar oluşturur. Maddecilik(Materyalizm), en baştan insanı sadece maddeye indirgeyerek, Doğalcılık(Natüralizm) insanı bilinçsiz “doğa”nın bir ürünü şeklinde algılayarak, İlahi Meşiyyet(İlahi iradenin her şeyi yönetmesi ve insana seçim hakkı bırakmaması) anlayışı insanı Tanrısal mecburiyete düçar ederek “insan”a zindan olurlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Historizm(Tarihselcilik):</strong> Historizm’e göre insan, sadece tarihin üretimidir. Buna göre bütün yapıp etmelerimiz, içinde bulunduğumuz tarihsel durumla ilgilidir. Doğup büyüdüğünüz tarihsel şartlar sizi şekillendirir, sizin kişiliğinizi oluşturur.  Bu anlayışa göre, nasıl ki ten rengimizi doğa veriyor ruhumuzun rengini de tarih vermektedir. Tarihselciliğe göre İkibinli yıllarda Türkiye’de değil de başka bir yerde yaşasaydık bambaşka insanlar olacaktık.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sosyolojizm(Toplumbilimcilik):</strong> Bu görüş toplumun ve toplumbilimin insan üzerinde temel belirleyici olduğunu kabul eder. Sosyolojizm doğanın ve tarihin etkilerini bir ölçüde kabul ederek “ben”i ortaya çıkartanın üzerimizde egemen olan sosyal yapı olduğunu iddia eder. Bizim cömert, üçkâğıtçı, adil vb. olmamız içinde bulunduğumuz sosyal yapı tarafından belirlenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Biyolojizm(Dirimbilimcilik):</strong> Bu görüş biyolojiyi temel alır. Biyolojizm, insanın fizyolojik(bedensel) ve psikolojik(ruhsal) özellikleri bütününün temel belirleyici olduğunu ileri sürer. Buna göre her birey dirimbilim kanunları içinde ve bunlara göre yaşar. Mesela bu görüşe göre zayıf kimseler akıllı şişmanlar sevecen olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayılan bütün bu zindanların ortak özelliği, <strong>insanın seçim hakkını elinden almaları</strong>dır. Oysa insanı diğer tüm yaratıklardan ayıran en önemli donanım <strong>“seçim”</strong> yapabilmesidir. Seçim hakkı elinden alınan insan ne ile <strong>“sorumlu”</strong> tutulacaktır? Bu açıdan bakıldığında tüm bu ideoloji ve öğretilerin ayrıntıları önemsiz kalmaktadır. Yoksa bu bakış açılarını tamamen reddetme şansımız yoktur. Tabii ki insan biyolojik yapısı, içinde bulunduğu tarihsel dönem, yaşadığı toplumsal dokudan etkilenmektedir. Ancak sadece bunların ürünü değildir. Sadece bunların ürünü olarak kalması hayatını <strong>“beşer”</strong> olarak sürdürdüğü, <strong>“insan”</strong> olma sürecine giremediği anlamına gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu zindanları aşmanın yolu bilgidir. İnsan doğanın bilgisini elde ederek onun etkisinden, tarih ve toplum bilgisini elde ederek onların etkisinden kendini bir ölçüde kurtarabilir.  Ancak  bir başka zindan var ki o zindanların en kötüsüdür. Bu zindan <strong>“kendim”</strong> zindanıdır. Bu, zindanların en kötüsüdür. Onu en kötü yapan şey, fark edilmesinin çok zor olmasıdır. Çünkü burada <strong>zindanla tutsak iç içe geçmi</strong>ştir. Fark edilemediği için de ondan kurtulma ihtiyacı hissedilmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki insan bu son zindandan nasıl kurtulur? Cevap:  <strong>Aşk ile! </strong>Hangi aşkla? Tabii ki zamane insanının aşk zannettiği yaşantılarla değil. Şeriati aşkı şu anlamda kullanıyor: <strong>Muktedir bir güç. Hesapçı ve oportünist akıldan yüce bir güç gerekir ki benim öz benliğimde, İnsan-Ben’de, fıtratımın derinliklerinde, “Ben”de güçlü bir iç patlama koparsın; içimden kemdime karşı bir devrim kopsun, yoksa bu iş doğal yasalarla olmuyor. İçten bana karşı bir başkaldırı gerekli!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Önümüzdeki yazıda görüşmek üzere. Muhabbetle kalın…</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu yazı daha önce <a href="http://www.sigmahaber.com" target="_blank">www.sigmaheber.com</a> sitesinde yayınlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/insanin-zindanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanma sonrasında ebeveynler nasıl davranmalı?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/bosanma-sonrasinda-ebeveynler-nasil-davranmali/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/bosanma-sonrasinda-ebeveynler-nasil-davranmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 11:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[7- Video]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Videoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=570</guid>
		<description><![CDATA[Boşanma sonrasında anne babaların sergilemesi gereken tutumlar için lütfen tıklayınız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://yusufbayalan.com/bosanma-sonrasinda-ebeveynler-nasil-davranmali/images-9/" rel="attachment wp-att-618"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-618" title="Boşanma" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/images-9-150x93.jpg" alt="Aile Danışmanı" width="150" height="93" /></a></p>
<p>Boşanma sonrasında anne babaların sergilemesi gereken tutumlar için lütfen <a title="Boşanma" href="http://www.youtube.com/watch?v=z8Kfk00Ff40&amp;feature=relmfu" target="_blank">tıklayınız.</a></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/bosanma-sonrasinda-ebeveynler-nasil-davranmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanma sürecinde çocuklara nasıl davranılmalı?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklara-nasil-davranmali/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklara-nasil-davranmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 11:16:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[7- Video]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Videoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=566</guid>
		<description><![CDATA[Boşanma sürecinde çocuklara nasıl davranılması gerektiği ile ilgili videoyu izlemek için lütfen tıklayınız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklara-nasil-davranmali/images-10/" rel="attachment wp-att-623"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-623" title="Boşanma " src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/images-10-150x150.jpg" alt="Boşanma Danışmanı" width="150" height="150" /></a>Boşanma sürecinde çocuklara nasıl davranılması gerektiği ile ilgili videoyu izlemek için lütfen <a title="Boşanma " href="http://www.youtube.com/watch?v=exhcZA4fbv0&amp;feature=relmfu" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklara-nasil-davranmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanma sürecinde çocuklar ne hisseder?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklar-ne-hisseder/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklar-ne-hisseder/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 11:11:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[7- Video]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Videoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[Boşanma sürecinde çocukların ne hissettiğini merak ediyorsanız lütfen Boşanma sürecinde çocukların hislerine tıklayın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklar-ne-hisseder/resim/" rel="attachment wp-att-627"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-627" title="Boşanma Danışmanı" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/resim-150x107.jpg" alt="Aile Danışmanı" width="150" height="107" /></a>Boşanma sürecinde çocukların ne hissettiğini merak ediyorsanız lütfen <strong><span style="color: #993300;"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=OACM_Nhvitw" target="_blank"><span style="color: #993300;">Boşanma sürecinde çocukların hisleri</span></a></span></strong>ne tıklayın.</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/bosanma-surecinde-cocuklar-ne-hisseder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşerlikten insanlığa merhaba</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/beserlikten-insanliga-merhaba/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/beserlikten-insanliga-merhaba/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 11:19:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[6- Sigma Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şeriati]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[İlk yazı, ilk heyecan.(*) Bir heyecana ortak olmak ne güzel; ne güzel iyi şeyler üretmenin telaşına şahit olmak. Ne yazmalı, nereden başlamalı diye düşündüm epeyce. İyi bir başlangıç yeri bulmalıydım kendimce. Soruların en çetinini girizgah yapabilirdim kendime: İnsan nedir? Ne çetin, ne çetrefil bir soru! “İnsan yaşamının en büyük sorunu “insan” sorunudur.” diyor Rahmetli Ali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/beserlikten-insanliga-merhaba/beylikduzu-psikolog-3/" rel="attachment wp-att-557"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-557" title="beylikdüzü psikolog " src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/beylikdüzü-psikolog-3-150x109.jpg" alt="" width="150" height="109" /></a>İlk yazı, ilk heyecan.(*)</p>
<p style="text-align: justify;">Bir heyecana ortak olmak ne güzel; ne güzel iyi şeyler üretmenin telaşına şahit olmak.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne yazmalı, nereden başlamalı diye düşündüm epeyce. İyi bir başlangıç yeri bulmalıydım kendimce.</p>
<p style="text-align: justify;">Soruların en çetinini girizgah yapabilirdim kendime: İnsan nedir? Ne çetin, ne çetrefil bir soru! “İnsan yaşamının en büyük sorunu “insan” sorunudur.” diyor Rahmetli Ali Şeriati. Hem doğru soruyu bulmanın heyecanı hem üstada özlemle aldım “İnsanın dört zindanı”nı elime. Lise yıllarımın izlerini yeniden görmek ölümü hatırlatıyor: geçiyor zaman.<span id="more-543"></span></p>
<p style="text-align: justify;">İnsanı tanımlayışımız hayatı ve ölümü tanımlayışımızdır; insanı kavrayışımız hayatı ve ölümü kavrayışımız. “İnsanın bilinçli, doğru ve mantıki bir tanımına ulaşmadıkça hiç bir sorun çözülemez.” Zamane insanının kafası karışık değildir bu konuda; çünkü İsmet Özel’in dediği gibi karışıklık kafanın çalıştığını gösterir. Oysa zamane insanının kafası bu konuya pek çalışmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şeriati, insanı tanımlamaya çalışırken Kıran’ı referans alır. Kuran’da insana ilişkin iki sözcük kullanılır: <strong>“Beşer”</strong> ve <strong>“İnsan”</strong>. “Beşer” dendiğinde kastedilen, varlıkların gelişim sürecinde yeryüzüne gelmiş bulunan, bu gün de yaşamakta olan ve bu türden üç milyar bireyin şimdi de yeryüzünde eylemde bulunduğu iki ayaklı canlı varlıktır. “İnsan” dendiğinde ise olağan-dışı üstün ve bilmecemsi gerçek anlaşılır. Bu durumda iki insan tanımı vardır: birisi biyolojinin konusu olan “beşer”, diğeri ise şairin üzerinde konuştuğu, feylesofun söz söylediği, dinin ilgilendiği “insan”.</p>
<p style="text-align: justify;">“Beşer” olmak bir tercih meselesi değildir, çünkü beşer olarak doğulur. Fakat “insan” olmak bir tercih ve çabanın ürünüdür. “Beşer”, içerisinde “insan” olmayı bir ülkü olarak taşır. “İnsan” durağan bir nokta değil sürekli bir “oluş” halidir. İnsanlığın nihai hedefi “Allah’ın boyasıyla boyanmak”tır. İnsan olmak Allah’a doğru bir yolculuktur.</p>
<p style="text-align: justify;">“İnsan”ın üç özelliği vardır: <strong>bilinçlilik</strong>, <strong>seçme yeteneği</strong> ve <strong>yaratıcılık</strong>. İnsanın bütün diğer özellikleri bu üç özellikten kaynaklanır. Şu halde her birimiz öz benliğinin bilincine varabildiği, gerçekten seçim yapabildiği ve sonra da doğada olmayanı meydana getirebildiğimiz ölçüde insan olabilmekteyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan bütün doğada kendi varlığının bilincinde olan yegane varlıktır. Benlik bilincini, <em>“kendi niteliğini(kıeyfiyet) ve yaratılışını, öz yapısını; evrenin niteliğini ve öz yapısını; kendisi ile evren arasındaki ilişkinin niteliğini ve neliğini algılama(idrak)”</em> şeklinde tanımlayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan “seçebilen” bir varlıktır. İnsan her şeye başkaldırabilen, her şeyi reddedebilen ya da kabul edebilen bir varlıktır. Seçeneklerini yaratamasa bile seçenekler arasında tercihte bulunabilir insan. Bu,  insan olma sürecinin en üst aşamasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">“Yaratıcılık”, insana özgü üçüncü önemli özeliktir. Yaratıcılıktan kasıt yoktan var etme değil, eldekilerden elde olmayanı üretmektir. Yaratıcılık sanayiden sanata kadar pek çok alanda geçerli olan bir yetenektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda sıralanan üç özellik de Tanrısal özelliklerdir. Buradaki Tanrısallık kesinlikle Allah’a ortaklık anlamında değil, “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak” anlamındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şeriati’ye göre “İnsan” olmamızın önündeki engelleri/zindanları bir sonraki yazıda ele almaya çalışacağım. Şayet bu yazı yeterince yorucu olduysa, sizi Ali Şeriati’nin “İnsanın dört zindanı”nı okumaya davet ediyorum! Muhabbetle…</p>
<p style="text-align: justify;">(*) Bu yazı <a title="Sigma Heber" href="http://www.sigmahaber.com" target="_blank">http://www.sigmahaber.com</a> sitesindeki ilk yazım</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/beserlikten-insanliga-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal fobi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2012 08:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir. İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/sosyal-fobi-2/" rel="attachment wp-att-290"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-290" title="SOSYAL FOBİ" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/SOSYAL-FOBİ1-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></a>İnsan mutlu olabilmek, doyum verici bir hayat yaşayabilmek için, kendisiyle diğer insanlarla ve dünya ile iyi ilişkiler geliştirmelidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan sosyal bir varlıktır; bu yüzden diğer insanlarla uygun şekilde iletişime girmek, kendini ifade etmek, karşıdakini dinlemek vb. onun en temel ihtiyaçlarındandır. Ancak bazı insanlar diğer insanların arasında kendilerini rahat hissedemez, iyi ifade edemez; insanların olduğu ortamlardan uzaklaşmak isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">APA(Amerikan Psikoloji Topluluğu), sosyal anksiyete/fobiyi şöyle tanımlamıştır: <strong>sosyal fobi utanmaktan, küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete(kaygı, bunaltı) bozukluğudur.<span id="more-289"></span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakın tarihlerda yapılan bazı göden geçirme çalışmaları sosyal fobide 3 önemli noktanın altını çizmektedir: 1- Sosyal fobi ruhsal bozukluklar içinde en yaygın olanlardan biridir 2- Utangaçlıktan daha aşırı bir durumdur ve neden olduğu sonuçlar bakımından tahmin edilenden daha ciddi bir bozukluktur. 3- Sosyal anksiyetesi olanların sadece küçük bir bölümü tedaviye başvurmaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde yaygın olarak kullanılan tanı sınıflama sistemi DSM-IV-TR’ye göre sosyal fobi kriterleri şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">A. Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği bir durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma. Kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar (ya da anksiyete belirtileri gösterir.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">B. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete(kaygı, bunaltı) doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen “panik atağı” biçimini alabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">C. Kişi korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D. Korkulan toplumsal ya da bireysel eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">E. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlarda sıkıntı duyma, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini bozar ya da fobi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı vardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">F. 18 yaşının altındaki kişilerde süresi en az 6 aydır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">G. Korku ya da kaçınma, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn. Agorafobi ile Birlikte ya da Olmadan Panik Bozukluğu, Ayrılma Anksiyetesi bozukluğu, Vücut Dismorfik Bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ya da şizoid Kişilik Bozukluğu).</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">H. Genel tıbbi bir durum ya da başka bir mental bozukluk varsa bile A tan ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir, örn. Korku, kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme ya da anoreksiya nervoza ya da bulimia nervozadaki yemek yeme davranışı ile ilişkili değildir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobinin ortaya çıktığı durumlara dönük yapılan çalışmalarda, dört kategori belirtilmiştir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- En çok kaygı yaratan durumlar, bir toplantıda konuşma yapmak, dinleyicilere bir sunum yapmak gibi esmi etkileşimlerdir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Partiye, toplantılara gitme, tanıdık olmayanlarla toplantılara katılma gibi resmi olmayan konuşma ve etkileşimler ikinci sırada yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Üçüncü kategoride itiraz etme, bir malı iade etme, ısrarlı satıcıların baskısına direnç gösterme gibi girişken etkileşimlerin gerektiği durumlar yer almaktadır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Dörüncü düzeyde sosyal kaygı yaratan durumlar ise başkalarının gözü önünde çalışmak, yemek yemek ya da yazmak gibi durumlardır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobik insanların düşük öz güvene sahip oldukları düşünülebilir. Onlar başkalarının düşünce ve değerlendirmelerini abartma eğilimindedirler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk toplumunda sosyal ortamlarda çekingen tutumlara sahip olma yaygın bir durum olarak göze çarpabilir. Her çekingen tutum sosyal fobiyi işaret etmez. Sosya fobinin tanı olarak ifade edilebilmesi için yukarıda sayılan tanı kriterlerinin karşılanması gerekir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyal fobinin oluşumunda <a href="http://yusufbayalan.com/kusurluluk-semasi-nedir/" target="_blank">Kusurluluk Şeması</a>, <a href="http://yusufbayalan.com/sosyal-izolasyon-semasi-nedir/" target="_blank">Sosyal İzolasyon Şeması</a> ve <a href="http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/" target="_blank">Kuşkuculuk Şeması</a>nın önemli bir etkiye sahip olduğu belirtilmektedir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<address style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: </span></address>
<address style="text-align: justify;"> </address>
<address style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duran Çakmak ve Ömer Saatçioğlu, Yüksek Lisans İçin Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul, 2003</span></address>
<address style="text-align: justify;"> </address>
<address style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aydın Arsu, “Ergenlerde Sosyal Anksiyete Belirtilerini Azaltmaya Yönelik Bilişsel-Davranışçı Bir Müdahale Programının Etkililiğinin Değerlendirilmesi”, (Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Yayınlanmamış Doktora Tezi), İzmir, 2006</span></address>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sosyal-fobi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın erkek ilişkilerinde terk edilme şeması</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/493/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/493/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 13:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Şema  Şema kavramı, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırdığı, tanımladığı, değerlendirdiği zihinsel yapıyı ifade eder. İnsan bu temel zihinsel yapıyı doğduğu andan itibaren oluşturmaya başlar. Şemaların oluşumunda kişinin temel yaşantıları, etrafındaki insanların ona karşı tutumları, kurduğu ilişkiler, öğrenmeleri vb. son derece önemli rol oynar. Oluşan bu yapı(lar) zamanla kişinin davranışlarına yön verir ve bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><a href="http://yusufbayalan.com/493/depresyon-3/" rel="attachment wp-att-502"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-502" title="depresyon 3" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/depresyon-3-123x150.jpg" alt="" width="123" height="150" /></a>Şema </span></strong><br />
<span style="font-family: Arial;">Şema kavramı, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırdığı</span><strong style="line-height: 24px;"></strong><span style="font-family: Arial;">, tanımladığı, değerlendirdiği zihinsel yapıyı ifade eder. İnsan bu temel zihinsel yapıyı doğduğu andan itibaren oluşturmaya başlar. Şemaların oluşumunda kişinin temel yaşantıları, etrafındaki insanların ona karşı tutumları, kurduğu ilişkiler, öğrenmeleri vb. son derece önemli rol oynar. Oluşan bu yapı(lar) zamanla kişinin davranışlarına yön verir ve bir anlamda hayatını şekillendirir. <span id="more-493"></span>Şemalar olumlu ve gerçekçi içeriklere sahipse kişi çok fazla problem yaşamaz; ancak şemaların olumsuz ve yanlış içeriklere sahip olması psikolojik problemlerin oluşumuna zemin hazırlar. Şema kavramı Şema Terapi literatüründe olumsuz olan ve </span><strong>uyum bozucu şemalar</strong><span style="font-family: Arial;"> için kullanılır. Mesela çok fazla eleştirilen, yetersiz bulunan, aşağılanan bir çocuk kendisiyle ilgili bir “kusurluluk” algısı geliştirebilir ve yetişkinliğnde de kendini şu ya da bu şekilde bir kusura sahip olarak algılayabilir. Bu kusurluluk algısı, çirkinlik, beceriksizlik, yetersizlik vb. noktalarına odaklanabilir. Kusurluluk şemasına sahip birisi, beğenilmeyeceği düşüncesinden dolayı insanlardan uzak durabilir ya da beğenilmek için aşırı derecede çaba sarfedebilir. Tüm bu ve benzeri durumlar da kişinin hayatttan doyum almasına engel teşkil eder</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"> Şemaların oluşmasına, temel insani ihtiyaçlarımızın uygun şekilde giderilememesi sebep olur. Uygun şekilde giderilemeyen temel ihtiyacımızın ne olduğu geliştirecek olduğumuz şemayı belirler. Beğenilme, önemsenme, dikkate alınma gibi ihtiyaçlarını gideremeyen bir çocuk zamanla kusurluluk, sevilmezlik şeması geliştirebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> Şemaların bazı temel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar temel yaşantı anıları, düşünce, duygu ve bedensel duyumlardan oluşan bir bütün halinde işlev görürler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı anlamlandırmasında kişiye yol gösterici olurlar. Şemalar bir anlamda kullandığımız gözlüklerdir. Baktığımız şeyi kullandığımız gözlüğe göre tanımlarız.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar insanın hayatını olumsuz yönde etkiler ve işlevselliğini bozarlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar en temel insani ihtiyaçlarımız(temel fizyolojik ihtiyaçlar, sevilme, önemsenme, kabul edilme, eğlenme, özgürlük, sağlıklı sınırlar)a ulaşmamıza engel olurlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar değişime karşı dirençlidirler. Çünkü şemalar çocukluktan itibaren geliştirildikleri için kişiye çok tanıdık gelirler ve kişi kendi bakışını mutlak doğru ve gerçek olarak kabul eder.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kendilerini sürdürücü özelliğe sahiptirler. Kişinin karşılaştığı bir durum şayet şemaya uymuyorsa kişi durumu çarpıtarak şemaya uydurmaya çalışır. Kusurluluk şemasına sahip bir kişi etrafından iltifat aldığında, iltifatın sahiciliğine inanmayıp “beni kandırıyorlar” diye düşünebilir. Bununla birlikte şemalar, yeni ve daha doyum verici yaşantılarla, yeni öğrenmelerle ya da psikoterapi yöntemiyle değişebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar çevredeki olaylardan hareketle tetiklenebilirler. Mesela terkedilme şemasına sahip bir kişi eşinin iş dolayısıyla yapacağı şehir dışı seyahati, eşinin kendisinden uzaklaşma isteği olarak yorumlayıp, terkedilmiş gibi hissedebilir ve ona göre tepki verebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Şemalar kişinin kendisine, çevresine ve diğer insanlara dönük olduğu için, kurulacak insani ilişkilerde ve kadın erkek ilişkilerinde son derece belirleyici rol oynarlar. Şemalar, ilişkilerin başlamasında, sürdürülmesinde ve sonlandırılmasında(ya da sonlandırılamamasında) kendini gösterirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şema yaşantıları, “İlişkilerim genelde aynı şekilde başlayıp sonlanıyor.”, “İlişkilerimde genelde ayı sorunları yaşıyorum!”, “Genelde belirli özelliklere sahip insanlar bana çekici geliyor.” şeklinde düşünen insanlar için yoğun olarak gerçekleşiyor olabilir. Çünkü şemalar insan hayatında temel bir kalıp olarak var olurlar ve insanlar bu kişisel kalıplara göre davranırler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">Şema Kimyası</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Her şema belli başka şema(lar)ya karşı bir çekicilik oluşturur. Bu duruma <strong>Şema Kimyası </strong>denir. Şema kimyası, problemli kadın erkek ilişkilerini anlamada son derece önemli bir kavramdır. Şema Kimyası kavramına göre bizler ilişkilerimizde kendi şemamıza uygun şemaya sahip eşleri tercih ederiz. Buradaki uygunluk, sadece iki tarafın şemasının da aynı olmasını ifade etmez. Şemalar, kendilerinin sürdürülmesine sebep olacak eşler ya da arkadaşlar edinmemize yol açarlar. Mesela ikili ilişkilerde gereğinden fazla fedakarca davranan birisi(Fedakarlık şeması) ilişkilerde hep kendi dediğinin olmasını isteyen(Haklılık şeması) birisiyle birlikte olabilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şemalar başka şemalarla bir arada var olabilirler. Mesela terkedilme şemasına sahip kişide aynı zamanda kusurluluk şeması, kuşkuculuk şeması vb. de olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Ø <strong>Tekedilme Şeması Ve İlişkilere Etkisi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına sahip kişiler, hayatlarındaki önemli insanların şu ya da bu sebeple, şu ya da bu şekilde kendilerini terkedeceklerine, ilişkilerinin biteceğine inanırlar. İlişkilerin bitmesine yol açan durumlar içerisinde, aldatılma, terkedilme, sevilenin ölümü vb. yer alabilir. Dolayısıyla onlar ilişkilerine “Bu ilişki eninde sonunda bitecek.” diyerek başlarlar. Kendilerine ilişkiyi bitirecek sebepler sorulduğunda ise “Bilmiyorum; içimde öyle bir his var” diye cevap verebilirler. Burada hissedilen, ön görülen terkedilmeyi problemli yapan, durumun gerçekçi olarak değerlendirilmemesidir. Mesela eşi tarafından gerçekten aldatılan ya da buna dönük gerçekçi ipuçlarına sahip bir kişinin “ilişkimiz galiba bitecek” düşüncesi bir şema yaşantısı olmayabilir. Şema yaşantısında en önemli nokta, durumu “aslında öyle olmamasına rağmen öyleymiş gibi algılamak”tır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Geleceği önceden, gerçekçi olmayan bir şekilde olumsuz olarak görmeye karamsarlık denir. Bu karamsar bakış zamanla “kendini gerçekleştiren kehanet” işlevi görür ve kişinin korktuğu başına geldiğinde kişi “Ben biliyordum.” diye düşünür. Kişinin aslında “bildiği” bir şey değil “inandığı” bir şey vardır. O, farkında olmadan ilişkisini karamsarlığına uygun şekilde yaşamış ya da endişelerini gerçekleştirecek birisi ile birlikte olmuştur. Mesela zaten günün birinde terkedileceğine inanan birisi ilişkisinde aşırı kıskanç davranır ve sonunda partneri bunalıp ondan uzaklaşabilir; ya da kişi evli birisiyle birlikte olabilir. Birinci durumda kişi korktuğu sonu hazırlamış ikinci durumda ise zaten olumsuz sonuçlanması muhtemel bir yola girmiştir. Dolayısıyla korktuğunun başına gelmesinden ziyade o yolu farkında olmadan kendisi şekillendirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına sahip kişiler şu tür düşüncelere yüksek oranda katılırlar:</span></span></em></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: Arial;">Beni terkedeceklerinden korktuğum için yakın olduğum insanların peşini bırakmam.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Diğer insanlara o kadar muhtacım ki onları kaybedeceğimdiyeçok endişeleniyorum.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Yakınlarımın beni terkedeceği ya da benden ayrılacağından endişe duyarım</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Önem verdiğim birisinin benden uzaklaştığını sezersem çok kötü hissederim.</span></li>
<li><span style="font-family: Arial;">Bazen insanlar beni terkedecek diye onları kendimden uzaklaştıracak kadar çok dert ederim.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Bu şemaya sahip insanlar geçmişlerinde, güven, huzur, kabul edilme, sevilme ve sevme , paylaşım gibi temel ihtiyaçlarını uygun şekilde giderememiş olabilirler. Dolayısıyla şu anki ilişkilerinde de aynı beklenti içerisindedirler: kabul edilmeyeceğim, sevilmeyeceğim, sevdiklerim yanımda kalmayacak vb.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasına Sahip Kişilerin İlişki Tutumları</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">· Terkedilme şemasına sahip kişiler yakın ilişki kurmaktan, ilişkilerinde kendilerini tamamen ilişkiye adamaktan çekinirler. Bunun altında, “günün birinde zaten bitecek” olan ilişkinin hayal kırıklığı ve acısından uzak durma çabası yatabilir. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Bir ilişki içinde iken terkedilme endişesini çok yoğun yaşarlar.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilmeye dönük ipuçlarını(partnerinin iş seyahati dolayısıyla ondan uzaklaşması, çok fazla aramaması vb.) abartarak terkedilmiş gibi tepki verebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kıskançlık duygusunu çok yoğun yaşarlar. Kıskançlık onlar için, olası aldatılmaya karşı bir tedbir işlevi görür. Partnerlerinin başkaları ile olan ilişkilerine karşı aşırı hassastırlar. “Acaba kiminle, ne konuştu? Neden onunla geziyor? Onu kandırabilirler!” tarzında düşüncelere çokça kapılırlar. Kıskançlık beraberinde “aşırı sahiplenicilik” davranışlarını getirir. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilme şeması olan kişiler, partnerleriyle sürekli birlikte olmak isteyebilir, onu yalnız bırakmaktan çekinebilirler. Bu birliktelik isteğinin altında, partneriyle vakit geçirmekten keyf almaktan ziyade “Yalnız kalırsa başkalarına meyleder.” düşüncesi yer alabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kıskançlık ve aşırı sahiplenicilik tutumları zamanla kişide takıntı haline gelebilir. Kişi farkında olmadan günün önemli bir kısmını partnerinin onu terketmesi, aldatması ile ilgili düşüncelerle geçirdiğini farkedebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Bu takıntılardan kurtulamamak da çaresizlik, yetersizik, ümitsizlik gibi duygulara yol açarsa kişi yoğun bir depresyon yaşayabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Partnerlerinin sevgi sözcüklerini ve davranışlarını yeterli, güven verici bulmakta zorlanabilirler. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Terkedilmemek için karşı tarafı bunaltacak kadar “iyi” davranabilirler; gereğinden fazla “yardım” eder, gereğinden fazla “ilgi” gösterebilirler.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · “Nasıl olsa günün birinde terkedecek” olan eşe karşı gizli bir öfke duyabilirler. Bu durum bazılarında “O beni terketmeden önce ben onu terkedeyim” düşüncesine yol açabilir. Böylece en ufak bir tartışmada ilişki bitme noktasına gelebilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · En özet ifadesiyle, terkedilme şemasına sahip kişiler güven verici bir ilişki yaşayamazlar ya da ilişkilerini güven duyarak yaşayamazlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasında Şema Kimyası</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Bu şemaya sahip kişiler ayrılma ve terkedilmeye karşı aşırı hassas olmalarına karşın, güven verici, dingin, huzurlu insanlardan ziyade “her an elinden çıkıp gidecekmiş” gibi duran, soğuk, mesafeli insanlara karşı daha çok ilgi duyarlar. Bu durum şema kimyasnın bir sonucudur. Şema(terkedilecek olma, ilişkinin bitecek olmasına dair temel inanç) bu şekilde kendini sürdürmeye çalışır. Terkedilme şemasına sahip kişilerin partnerlerinin bazı özellikleri şöyle özetlenebilir:</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Evli ya da başka bir ilişkisi vardır; bu yüzden kişiye yeterince zaman ayıramıyordur.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Birlikte zaman geçirmeye çok fazla imkan tanımayan bir işi vardır veya işkoliktir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Uzakta yaşıyor, çok seyahat ediyor olabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Duygusal açıdan dengeli değil tutarsızdır. Alkoliktir ya da zararlı madde kullanıyordur. </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Duygusal olarak kişinin yanında yer alamıyordur, depresif veya içine kapanıktır.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Kişiye karşı düşüncelerinde emin değil; bir gün çok sever gibi olup başka bir gün sevmiyormuş gibi davranabilir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · İlişkilerinde özgürlükten yanadır; bu özgürlük her iki tarafı geliştiren bir özgürlükten ziyade rastgele, sorumsuzca bir ilişki yaşamayı ifade eder.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> · Özetle bu şemaya sahip kişiler, “kendilerine güvenli bir ilişki vadetmeyen kişiler”e karşı daha çok ilgi duyabilirler. Şayet birlikte oldukları insanlar terkedici özeliklere sahip değilseler de kişiler, partnerlerini aşırı sahiplenerek, sorgulayarak, sıkıştırarak onları kendilerinden uzaklaştırabilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme Şemasına Psikoterapötik Müdahale</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Terkedilme şemasına en iyi şekilde “Şema Terapi” yoluyla müdahale edilebilir. Çünkü Şema Terapi zaten şema kavramı etrafında şekillenmiş; terapi forülasyonu ona göre belirlenmiştir.</span><br />
<span style="font-family: Arial;"> Şema Terapide öncelikle, danışanla birlikte kişide var olan şema(lar) belirlenmeye çalışılır. Bu şemaların nasıl geliştiği, şu anda kişi tarafından nasıl sürdürüldüğü, ve kişinin hayatında nelere mal olduğu ele alınır. Bu bağlamda şemaların içeriğini oluşturan düşünceler(inançar), anılar, duygular ve şemayı sürdüren davranışlar değerlendirilir. Buna dönük olarak Şema Ölçekleri kullanılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Şema Terapide en temel amaç şemayı sürdüren davranışların ortadan kaldırılmasıdır. Mesela aşırı kıskanç kişinin, partnerini takip etme, sıkıştırma, deneme gibi davranışları ele alınır. Temel çocukluk anılarıyla yüzleşilip yaşantılar “yeniden anlamlandırılır”. Burada en önemli nokta “Yaşanmışı değiştirme şansımız yok; dolayısıyla anılarla uğraşmanın ne anlamı var?” sorusudur. Anılarla ilgilenmedeki amaç, yaşantıyı değiştirmek değil, temel yaşantılarla bu günkü davranışlar arasındaki ortak noktaları yakalamak; yaşantıya bakış açısını, yaşantıdan çıkartılan yanlış sonuçları değiştirmektir. Mesela ebeveyni tarafından çokça eleştirilen bir çocuk kendini suçlu olarak algılayabilir; ancak anılar gerçekçi şekilde değerlendirildiğinde çocuğun hiç de suçlu olmadığı, aksine ebeveynin hatalı davrandığı anlaşılacaktır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">Şema Terapide Terkedilme Şeması İçin Belirlenen Genel Hedefler Şunlardır:</span></strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Diğer kişilerin eninde sonunda terkedecekleri, kişiden uzaklaşacakları, ya da tutarsız davranacaklarına ilişkin abartılı görüşü değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Diğerlerinin her zaman tutarlı ve müsait olması gerektiğine ilişkin gerçekdışı beklentiyi değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Partnerin orada olduğuna emin olmaya yönelik abartıyı ya da dışlanmaya odaklanmayı azaltmak</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Tutarsız, dengesiz, ya da ölen veya evi terk eden ebeveyn anılarını yeniden yaşatmak için görselleştirme yoluyla anılara bakışı değiştirmek.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Tutarsız ebeveyne karşı öfkeyi dışavurmak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Kişinin, kendi ruhsal yapısının bir parçası olan “İçindeki Terkedilmiş Çocuğu” farketmesi ve ona şefkat göstermesine yardımcı olmak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Danışanın tutarlı ve güvenilir eşler seçmesini sağlamak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Kişinin partnerleri aşırı kıskançlık, bağlanma ya da öfke ile uzaklaştırmamasını sağlamak.</span></li>
<li style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Zamanla yalnızlığı tolere edebilmeyi öğrenmesini; güvenli, tutarlı ortamlara alışmasını sağlamak.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><br />
<span style="font-family: Arial;">Şema Terapi yoluyla varılmak istenen nihai hedef, kişinin uygun davranışlar sergileyerek, sevilme, ait olma, beğenilme, eğlenme, sağlıklı sınırlar gibi temel insani ihtiyaçlarına ulaşmasını sağlamaktır. Bu da zaten hem psikolojik problemleri ortadan kaldıracak hem de daha doyum verici ilişkilerin kurulmasına zemin hazırlayacaktır.</span> </span></p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/493/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel değişimle ilgili yedi temel varsayım</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/kisisel-degisimle-ilgili-yedi-temel-varsayim/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/kisisel-degisimle-ilgili-yedi-temel-varsayim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2012 11:24:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[5- Değişim Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[Şema terapi, diğer terapi(psikoterapi) yöntemleri gibi bir “kişisel değişim” metodu olarak düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında şema terapinin de diğer terapi yöntemleri gibi temel amacı, insan hayatında işlevsel, doyum verici değişimler sağlamaktır. Şema terapi değişim felsefesini 7 temel varsayım/inanç üzerine inşa eder. Bu inançların doğruluğu ancak, hayata geçirildiklerinde ispatlanmış olur. Şema terapinin değişimle ilgili 7 temel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div id="attachment_473" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://yusufbayalan.com/kisisel-degisimle-ilgili-yedi-temel-varsayim/kisisel-gelisim/" rel="attachment wp-att-473"><img class="size-thumbnail wp-image-473" title="kişisel değişim" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/kişisel-gelişim-150x78.gif" alt="insani gelişim" width="150" height="78" /></a><p class="wp-caption-text">kişisel değişim ve şema terapi</p></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/sema-terapi-nedir/" target="_blank">Şema terapi</a>, diğer terapi(psikoterapi) yöntemleri gibi bir “kişisel değişim” metodu olarak düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında şema terapinin de diğer terapi yöntemleri gibi temel amacı, </span><em>insan hayatında işlevsel, doyum verici değişimler sağlamakt</em><span style="color: #000000;">ır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema terapi değişim felsefesini 7 temel varsayım/inanç üzerine inşa eder. Bu inançların doğruluğu ancak, hayata geçirildiklerinde ispatlanmış olur. Şema terapinin <span style="text-decoration: underline;"><em>değişimle ilgili 7 temel varsayımı</em></span> şunlardır:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- Şema terapinin değişimle ilgili ilk varsayımı, “</span><em>hepimizin<strong> mutlu ve tatmin olmak isteyen bir yanı/tarafı </strong>olduğu”</em><span style="color: #000000;"> şeklindedir. Şema terapiye göre insan tek </span><strong><em><span style="text-decoration: underline;">yanlı/taraf</span></em></strong><span style="color: #000000;">lı bir varlık değildir. Söz gelimi bir insanın terk edilmiş, çaresiz, eleştirel, kuralcı, mükemmeliyetçi, suçlu hisseden, korkan, atılgan yanları olabilir. </span><strong><em>Mutlu ve tatmin olmak isteyen yan</em></strong><span style="color: #000000;"> diğer sağlıksız yanlar tarafından bastırılsa da uygun bir destekle varlığını ve önemini hissettirecektir. </span><strong><em>Mutlu ve tatmin olmak isteyen yan </em></strong><span style="color: #000000;">kişinin değişim için destek alabileceği yanıdır.<span id="more-469"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2- Şema terapi ikinci olarak, <em>tatmin edildiği zaman bir çoğumuzu daha mutlu edecek bir kaç <strong>temel ihtiyaç veya isteğimiz</strong>in olduğunu var sayar. </em>Bu ihtiyaçlar: <span style="text-decoration: underline;">diğer insanlarla iyi ilişkiler kurma ve bağlılık hissetme ihtiyacı, bağımsız, özerk olma ihtiyacı, arzulanan, yetkin, başarılı, çekici ve değerli olduğunu hissetme ihtiyacı, &#8211; akranlarımızın arasında “iyi” insan olma; isteğimizi ve hislerimizi başkalarına ifade etme, kendiliğimizi ortaya koyma ihtiyacı; zevk, eğlence ve yaratıcılık ihtiyacı – bizi doyuran ilgi alanlarımızın, hobilerimizin ve aktivitelerimizin olması; ve başkalarına yardım etme, ilgi ve sevgi gösterme ihtiyacı</span> şeklinde ifade edilebilir. Şema terapi, bu temel ihtiyaçlarımızı giderme şeklimiz ya da gideremememizin oluşturacağımız kişilik yapımız ve yaşam biçimimiz üzerinde etkili olacağını ifade eder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3- Üçüncü temel varsayım </span><strong><em>“insanların değişebildiği</em></strong><span style="color: #000000;">” yönündedir. Bu, bütün terapi yaklaşımlarının peşinen kabul ettiği bir varsayımdır. Ancak pek çok insan değişimin mümkün olmadığını, insanın “böyle gelmiş böyle giden” bir varlık olduğunu düşünmektedir. İnsanın değişemeyeceğine inanan görüş, kişiliğin çok erken yaşlarda şekillendiğine ve bu şekle müdahale edilemeyeceğine inanır. Şema terapi bu düşünceye çok net bir şekilde karşı çıkar. Çünkü, hayatta ve özellikle de terapi sürecinde pek çok insanın çok ciddi değişim/gelişimler gösterebildiğine şahit olmaktayız. </span><em>Değişim sürecinin zor olması imkansız olduğu anlamına gelmez.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bence bu iki yaklaşım(değişimin mümkün olduğunu savunan ile mümkün olmadığını savunan)ın hangisinin doğru olduğuna odaklanmaktan ziyade varsayım olarak işlevselliklerine bakmalıyız. Yani “insanın değişimi/gelişimi mümkündür” diyen bakış açısının insan hayatına katkısı ile “insanın değişimi/gelişimi mümkün değildir” yaklaşımının insan hayatına katkısı nedir? Meseleye bu pencereden bakmak bana daha ufuk açıcı gelmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Dördüncü varsayım şudur: “<strong>Hepimizde değişimi reddeden güçlü eğilimler var.” </strong>Pek çoğumuz hayatımızı otomatik bir tutum içinde yaşamaktayız. Düşünme, hissetme, ilişki kurma biçimlerimizi hayatımıza olumsuz etki etseler bile sürdürürüz. <strong>“Mutlu ve tatmin olmak isteyen yanımız”</strong>a rağmen alışkanlıklarımızla yaşamaya devam ederiz. Çünkü bu örüntüler bizim için rahat ve tanıdıktırlar. Bu yüzden <em>değişim/gelişim dediğimiz olgu bilinçli bir çabayı gerektirmektedir.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5- Şema terapi kişisel değişimde beşinci varsayım olarak <strong>“Hepimizin acıdan kaçmak için güçlü eğilimleri olduğunu”</strong>  dile getirir. Değişim için pek çok ruhsal acıyla ve durumla yüzleşmemiz gerekebilir. Bu yüzden acıdan kaçınan yanımız değişime direnç gösteren bir unsur olarak kendini göstermektedir. Acıdan kaçınmak o an için acı hissetmemize engel olsa bile uzun vadede daha yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Mesela alkol bağımlısı olma, aşırı yemek yeme, kendimizi duygusallığa kapatma gibi kaçınma mekanizmalarının sonuçları uzun vadede çok yıkıcı olabilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6- Şema terapi değişim için altıncı varsayım olarak şunu söyler: <strong>“Değişim için tek ve evrensel bir yöntem yoktur.” </strong>Değişim süreci, herkes için farklı şekilde işleyebilir. Mesela bazı insanlar ani ve net kararlarla değişimi gerçekleştirebilirken, bazıları daha aşamalı bir yolu tercih edebilir. Bazıları için bilişsel teknikler daha işlevsel olurken bazılarına duygusal teknikler daha faydalı olabilir. Bu yüzden şema terapi gibi çok yönlü teknik araçlara sahip terapi modelleri, diğer modellere göre daha fonksiyonel olmaktadır.<strong></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7- Son varsayım <strong>“değişimin kişisel bir amaç yaratma ihtiyacını içermesi”</strong>dir. <a href="http://yusufbayalan.com/semalar-ruhumuzun-yarali-yanlari/" target="_blank">Şemalar</a>ın iyileşmesi değişim için son derece önemli bir adım olsa da tek başına değişimi ifade etmez. Şemaların, değişimin önündeki engeller olarak iyileştirilmesi gerekir; ancak değişim bunun da ötesine geçen bir süreci ifade eder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">   Kişisel amaç yaratmak için <em><span style="text-decoration: underline;">doğal eğilimlerimizi keşfetmemiz</span></em> gerekir. Bu eğilimleri, şu ya da bu sebeple şimdiye kadar fark edememiş olabiliriz. Ancak genel anlamda hayatımızı değerlendirdiğimizde; ben kimim? hayatımın anlamı ne? gibi sorulara verdiğimiz cevaplar bizi tatmin etmiyorsa yeniden hayatımız ve değişim üzerine düşünmemiz gerekiyor demektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">   Doğal eğilimlerimiz için en iyi ipucu <em><span style="text-decoration: underline;">duygularımız ve bedensel duyumlarımız</span></em>dır. Şayet hayatımızda <strong>huzur</strong> yoksa işlerin iyi gitmediğini söyleyebiliriz. Huzur, zor şartlarda yaşasak bile, şayet zorluklar bizim için anlamlıysa hissedilebilecek bir duygudur. Bu yazının sonunda şu sorunun sizi rahatsız etmesini istiyorum: <strong>Bütün hayatımı değerlendirdiğimde, kendimi ne kadar huzurlu hissediyorum?</strong></span></p>
<address style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Hayatı yeniden keşfedin, Jeffrey E. Young veJanet S. Klosko, Psikonet yayınları, 2011</span></address>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/kisisel-degisimle-ilgili-yedi-temel-varsayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık / yetersizlik şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/bagimlilik-yetersizlik-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/bagimlilik-yetersizlik-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 08:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=390</guid>
		<description><![CDATA[Bağımlılık / Yetersizlik  Şemasının Genel Sunumu Bağımlılık / yetersizlik şeması olan kişilerin temel tutumları çocuksuluk ve savunmasızlıktır.  Bunlar başkalarının yardımı olmadan, karar verme, doğru ile yanlışı birbirinden ayırma, gündelik sorunları çözme ve para yönetimi gibi konularda sorun yaşarlar. Bu yüzden pasif ve çaresiz hisseder, çevresinde kendisine destek verecek ve işleri onun adına yapacak birilerini ararlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;" align="center"><strong style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/bagimlilik-yetersizlik-semasi-nedir/bagimli-kisilik/" rel="attachment wp-att-394"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-394" title="bağımlı kişilik" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/bağımlı-kişilik-86x150.jpg" alt="öz güven eksikliği" width="86" height="150" /></a>Bağımlılık / Yetersizlik  Şemasının Genel Sunumu</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık / yetersizlik şeması olan kişilerin temel tutumları <strong>çocuksuluk</strong> ve <strong>savunmasızlık</strong>tır.  Bunlar başkalarının yardımı olmadan, karar verme, doğru ile yanlışı birbirinden ayırma, gündelik sorunları çözme ve para yönetimi gibi konularda sorun yaşarlar. Bu yüzden <strong>pasif</strong> ve <strong>çaresiz</strong> hisseder, çevresinde kendisine destek verecek ve işleri onun adına yapacak birilerini ararlar.<span id="more-390"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemanın iki temel unsuru <strong>yetersizlik</strong> ve <strong>bağımlılık</strong>tır. Yetersizlik,  kişinin karşılaştığı sorunlar karşısında hissettiği yetersizliği, bağımlılık ise bu yetersizliğin çözümü için kişinin kendisine yardım edecek birisi ya da birilerine bağımlı hissetmeyi ifade eder. Bağımlı hissedilen kişiler anne babalar, partnerler, arkadaşlar, patronlar hatta terapistler olabilir. Bu şemanın temel düşüncesi <strong>“Beceriksizim, bu yüzden başkalarına ihtiyacım var.”</strong> şeklinde ifade edilebilir</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık / yetersizlik şemasına sahipseniz terapiye daha bağımsız ya da daha becerikli olma amacıyla gelmezsiniz. Daha çok <strong>sihirli bir hap ya da ne yapacağınızı söyleyecek bir uzman</strong> arayışında olursunuz. Sorun olarak daha çok anksiyete / kaygı, depresyon, fiziksel semptom(belirti)ları gösterirsiniz; ya da bağımlı olduğunuz kişi tarafından terkedilme korkusu sizi için depresif bir duruma sokabilir. Amacınız genelde bağımlılık ve yetersizlik gibi çekirdek duyguları değiştirmek yerine yukarıda belirtilen sorunları ortadan kaldırmak olur.</span><strong><span style="text-decoration: underline;">Karakteristik Bağımlılık / Yetersizlik Davranışları</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık /yetersizlik şemasına sahipseniz, başkalarından çokça yardım ister, yeni görevlerle uğraşırken sürekli soru sorar, kararlarınızla ilgili tekrar tekrar tavsiye arayabilir; kendi başınıza seyahat etmede ve mali durumunuzu idare etmede zorlanabilir; ilave sorumluluklar(işte terfi gibi)ı reddedebilir ve yeni görevlerden kaçınabilir ve sorunlar karşısında kolayca pes edebilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnız başınıza araba sürmek sizin için zor olabilir. Çünkü kaybolmak, arabanın bozulması gibi durumlarla başa çıkmaktan endişe edersiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Size yol göstermeleri için sürekli sizden akıllı ve daha güçlü insanlara yönelirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başarılarınızı küçültüp eksikliklerinizi büyütürsünüz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnız kalmaktan ve kendi başınıza yeni maceralara girmekten kaçınırsınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendi kararlarınızı ver(e)mezsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveynlerinize/eşinize göre yaşarsınız. Ebeveynlerinize kendi yaşıtlarınıza oranla çok daha fazla bağımlı davranırsınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yüzleşmediğiniz korkularınız ya da fobileriniz olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pratik işlevler ve günlük yaşam becerileri konusunda çok bilgisizsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayatınızın hiçbir döneminde kendi başınıza yaşamamış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayatınızla ilgili önemli kararları almaktan, atılımlarda bulunmaktan kaçınabilirsiniz. Bu şekilde başkalarına bağımlı davranmış olmazsınız; ancak yapmanız gerekenleri de yapamamış olursunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıdaki belirtilerin tam aksi yönde davranabilirsiniz. Alttan alta yetersiz hissetseniz bile kendi başınıza her şeyi yapabileceğinizi iddia edersiniz. Herhangi bir şey için başkasına güvenmezsiniz. Başkalarına danışmanız gereken durumlarda bile kendi bildiğinizi okursunuz. Karar almada,  yeni işlere girmede çok cesur davranabilirsiniz; ancak içten içe daima “bu defa” başaramayacağınıza dair güçlü bir his taşırsınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Bağımlılık / Yetersizlik Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık şeması, genellikle çocuğun aşırı kollandığı, kendi kararlarını almasının engellendiği, kendi işlerini yapmasına fırsat verilmeden işlerin ebeveyn tarafından yapıldığı durumlarda ortaya çıkabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bununla birlikte çocuğun yaşına oranla çok üstün performans göstermesi ya da kararlar alması gereken durumlarda tek başına bırakılması(ailenin göstermesi gereken desteği göster(e)memesi ve rehberlikte bulun(a)maması) şemaya yol açabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık / yetersizlik şemasına sahipseniz aile kökenleriniz aşağıdaki gibi olabilir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em><span style="text-decoration: underline;">Aşırı Korumacılık Kökenleri</span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aileniz aşırı koruyucu ve size olduğunuzdan küçükmüşsünüz gibi davranmış, sizin vermeniz gereken kararları ebeveyniniz vermiş olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayatınızdaki tüm detaylarla ebeveyniniz ilgilenmiş olabilir. Böylelikle kendi başınızın çaresine bakmayı öğrenememiş olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Size çok az ya da sıfır sorumluluk verilmiş olabilir; ödevlerinizi bile ebeveyniniz yapmış olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ailenizden hiç ayrı kalmamış ya da çok az ayrı kalmış olabilirsiniz. Ailenizden ayrı bir kimliğinizin olduğunu hissedememiş olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyniniz günlük işlerdeki becerilerinizi ve fikirlerinizi fazla eleştirmiş; yeni bir iş üstlendiğinizde çok fazla tavsiye ve yönerge vererek size karışmış olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyniniz size öylesine güvenli bir ortam sunmuş ki, evden ayrılıncaya kadar ciddi bir reddedilme ve başarısızlık yaşamamış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyninizin birçok korkuları olabilir ve sizi sürekli tehlikelere karşı uyarmış olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em><span style="text-decoration: underline;">Korunmasızlık Kökenleri </span></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveyninizden yeterli rehberlik ve yol göstericilik almamış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şu ya da bu sebepten dolayı kararlarınızı(sizi aşsa bile) tek başınıza almak zorunda kalmış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İçten içe çocuk hissetmenize rağmen ailede yetişkin gibi davranmak zorunda kalmış olabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sizden, yaşınızdan büyük şeyleri yapmanız ve bilmeniz beklenmiş olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Bağımlılık  Şemasında Şema Kimyası (Şemanın İlişkinize Etkisi)</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası kavramı, şemalar(en temel, olumsuz psikolojik yapılanmalar)ın kendilerini sürdürücü özelliklerinin tutumlarımıza/ilişkilerimize yansımasını ifade eder. Buna göre şemamıza uygun olan kişiler hayatımıza olumsuz etki etse bile bize daha çekici gelebilirler. Buna göre ya şemamıza uygun kişileri hayatımıza alıyor ya da ilişkimizde şemamıza uygun davranışlar sergiliyoruz. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık / yetersizlik şeması, şema kimyasının en önemli olduğu şemalardan birisidir. Çünkü bu kişiler genellikle kendilerini kollayabilecek, güçlü, koruyucu ve baskın kişileri eş veya arkadaş olarak seçerler. Şema kimyası ile oluşturulan bu ilişkiler, şemanın sürmesine neden olurlar. Çünkü kişi karar vermek ve iş becermek zorunda kalmadığı için kendi kapasitesinin hiç bir zaman farkında olamaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık şemasına sahip kişiler kendilerinden daha becerikli eşler seçmeye eğilimlidirler. Bu kişiler her ortamda eşlerinin yanlarında olmasını isterler. Bu durum karşı tarafta bir süre sonra boğulma hissi ile beraber öfke doğurabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em><span style="text-decoration: underline;">Bağımlılık / yetersizlik şemasına sahipseniz</span></em> eşiniz/partneriniz güçlü ve koruyucu görünen bir anne/baba gibi olabilir. Size bakmaktan ve çocuk gibi davranmaktan zevk alıyor; sizin fikirlerinizi, zevklerinizi, ve başarılarınızı eleştiriyor olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşiniz kendisi hakkında hiç bir zaman korkmuş, güvensiz ve incinebilir görünmüyor olabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinizin fikirlerine kendinizinkinden daha fazla güveniyorsunuz. Çoğu kararları o alıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşinizin yanındayken kendi benliğinizi kaybediyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her şeyi partneriniz ödüyor, ve tüm finansal kayıtları o tutuyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yeni bir işe başlayacağınızda, o konuda bir bilgisi ve deneyimi olmasa bile her zaman eşinizin fikrini soruyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Bağımlılık Şemasında Terapi Amaçları</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bağımlılık / yetersizlik şemasında temel amaç, kişinin <strong>yeterlilik duygusunu artırmak</strong> ve <strong>başkalarına olan bağımlılığını azaltmak</strong>tır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemaya sahipseniz terapi sonucunda, kendinize daha çok güvenmeye, önemli kararlar almaya, hata yapmaktan kaçınmayı bırakıp risk almaya başlayabilirsiniz. Başkalarıyla olan ilişkilerinizi bağımlılıktan çıkartıp daha işlevsel bir hale getirebilirsiniz. Gittikçe daha fazla <strong>bağımsız bir kendilik</strong> geliştirirsiniz ve başardıklarınız sayesinde <strong>kendinize güveniniz</strong> artar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/bagimlilik-yetersizlik-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişki terapisi videoları</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2012 07:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[7- Video]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Videoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Lütfen seyretmek istediğiniz videonun linkine tıklayınız. Kadın erkek ilişkilerinin hayatımızdaki önemi nedir? İlişki terapisi nedir? İlişki terapisinde neler yapılır? Hangi durumlarda ilişki terapisi yardımı alınmalıdır? Şemaların kadın erkek ilişkilerine etkisi nedir? &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div id="attachment_430" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/psikoloji-videolari/" rel="attachment wp-att-430"><img class="size-thumbnail wp-image-430" title="Şema Terapi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/psikoloji-videoları-150x90.jpg" alt="Psikoloji Videoları" width="150" height="90" /></a><p class="wp-caption-text">Şema Terapi Videoları</p></div>
<p><span style="color: #000000;">Lütfen seyretmek istediğiniz videonun linkine tıklayınız.</span></p>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/kadin-erkek-iliskilerinin-hayatimizdaki-onemi-nedir/460" target="_blank">Kadın erkek ilişkilerinin hayatımızdaki önemi nedir?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/iliski-terapisi-nedir/459" target="_blank">İlişki terapisi nedir?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/iliski-terapisinde-neler-yapilir/462" target="_blank">İlişki terapisinde neler yapılır?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/hangi-durumlarda-iliski-terapisi-yardimi-alinmalidir/461" target="_blank">Hangi durumlarda ilişki terapisi yardımı alınmalıdır?</a></h4>
<h4><a href="http://www.doktorsitesi.com/video/sema-nedir-kadin-erkek-iliskisine-etkisi-nedir/463" target="_blank">Şemaların kadın erkek ilişkilerine etkisi nedir?</a></h4>
<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/iliski-terapisi-videolari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşkuculuk / güvensizlik şeması nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 10:21:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Şemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Fobi]]></category>
		<category><![CDATA[Şema Terapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=386</guid>
		<description><![CDATA[Kuşkuculuk / Güvensizlik Şemasının Genel Sunumu Kuşkuculuk Şemasının en temel göstergesi diğer insanlara güvenmekte zorluk çekmenizdir. Kuşkuculuk(Güvensizlik, Suistimal Edilme) Şemasına sahipseniz başkalarının canınızı yakacağı, sizi küçük düşüreceği, aldatacağı, size yalan söyleyeceği, hile yapacağı veya sizi istismar edeceği beklentisi içerisinde olursunuz. Bu şemaya sahipseniz size yapılan zararın bilerek yapıldığını; haksızlık veya aşırı ihmal sonucu olduğunu düşünürsünüz.  Size göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/kuskuculuk/" rel="attachment wp-att-387"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-387" title="kuşkuculuk" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/kuşkuculuk-108x150.jpg" alt="" width="108" height="150" /></a>Kuşkuculuk / Güvensizlik Şemasının Genel Sunumu</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kuşkuculuk Şemasının en temel göstergesi <strong>diğer insanlara güvenmekte zorluk</strong> çekmenizdir. Kuşkuculuk(Güvensizlik, Suistimal Edilme) Şemasına sahipseniz başkalarının canınızı yakacağı, sizi küçük düşüreceği, aldatacağı, size yalan söyleyeceği, hile yapacağı veya sizi istismar edeceği beklentisi içerisinde olursunuz. Bu şemaya sahipseniz size yapılan zararın bilerek yapıldığını; haksızlık veya aşırı ihmal sonucu olduğunu düşünürsünüz.  Size göre diğerlerine oranla hep daha çok siz kandırılmakta(ya da kandırılmaya çalışılmakta) ve kullanılmaktasınız. “Kısa çöp”ün bir şekilde hep size denk geldiğine(ya da getirildiğine) inanıyorsunuzdur. Bu şemaya sahipseniz, başkalarının size karşı gerçekten açık ya da dürüst olabileceğine ve sizinle gerçekten(hesapsız kitapsız) ilgilenebileceklerine inanmakta zorlanırsınız.<span id="more-386"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Karakteristik Şüphecilik Davranışlarınız</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şüphe şemasına sahipseniz elinizde çok az sağlam delil olsa bile <strong>diğer insanların sizi kullandığını</strong> ve bir şekilde sizden yararlandığını düşünürsünüz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diğer insanlardan korktuğunuz  ya da <strong>kullanılmayı/sömürülmeyi hak ettiğinize inandığınız için</strong> diğer insanların sizi kötüye kullanmalarına müsaade edebilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kendinizi genellikle diğer insanlara kıyasla <strong>daha çaresiz</strong> hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Cinsellikten zevk almakta zorlanabilirsiniz.</strong> Bu, size bir zorunluluk gibi gelir ya da memnun olamazsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanların yanında gerginsinizdir; çünkü onların içten içe <strong>sizi aşağıladıklarını veya aşağılayacaklarını düşünür ve beklersiniz.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diğer insanlardan çekinip korktuğunuz için kolaylıkla <strong>onlara boyun eğebilirsiniz.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çektiğiniz acıdan ve yaşadığınız sıkıntılardan diğer insanların zevk aldığını hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok az kanıtınız olsa da insanların <strong>gizli dürtüleri ve kötü niyetleri(fiziksel, cinsel vb.) </strong>olduğunu hissedersiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diğer insanların sizi kullanmalarına izin verebilirsiniz;  çünkü bunun <strong>yalnız kalmaktan daha iyi olduğunu düşünürsünüz.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kişisel bilgilerinizi vermekte isteksiz davranırsınız, çünkü insanların bunu size karşı kullanacağını düşünürsünüz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zayıflık olarak algıladığınız özelliklerinizi(duygusallığınızı mesela)  göstermekten kaçınırsınız; çünkü insanların bundan faydalanıp size zarar vereceğine inanırsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkeklere/kadınlara asla güvenilemeyeceğini düşünebilirsiniz. Bu yüzden onlara<strong>yakınlaşamazsınız.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çocukluğunuzun büyük kısmını <strong>hatırlamayabilirsiniz.</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birinden korktuğunuzda, bir parçanız orada değilmiş gibi <strong>ortamdan  “kopar”sınız</strong>. Bu daha önce yaşamış olduğunuz bir travmanın belirtisidir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sıklıkla <strong>sado-mazoşist fanteziler</strong>iniz(sizin başkalarına zarar verdiğiniz ya da başkalarının size zarar verdiği)   olur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazen diğer insanlara, özellikle de en yakın olduklarınıza, <strong>acımasız ve tacizkar</strong> olabilirsiniz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diğerlerinin sizi yarı yolda bırakacaklarını ya da inciteceklerini düşündüğünüz için önceden onlara saldırabilirsiniz. Bu bir <strong>“önleyici saldırı”</strong>dır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunu göstermeseniz bile <strong>sadist ve acımasız bir yanınız</strong> olabilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Şüphecilik Şemanızın Kökeninde Neler Olabilir?</span></strong><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şüphecilik Şemasının kökenleri farklı olabilir. Küçük yaşlarda anne/babanızın taciz edici tutumları ile karşılaştıysanız bu şemayı geliştirmiş olabilirsiniz. Çevreye karşı şüpheci yaklaşan anne/babanızın düşünme şeklini model olarak da almış olabilirsiniz. Klinik gözlemler, evhamlı anne/baba tutumunun da kişinin kuşkuculuk şeması geliştirmesinde etkili olabileceğini göstermektedir. Kuşkuculuk Şemasına sahipseniz şunlara benzer yaşantılarınız olmuş olabilir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çocukken ailenizde fiziksel şiddete maruz kaldınız. Ailenizde biri sizi cinsel olarak taciz etti; ya da sürekli, cinsel olarak uyarıcı şekilde dokundu.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ailenizde biri sizi aşağıladı, alay etti ya da küçük gördü.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ailenize güvenemiyorsunuz. (Güveninizi sarstılar, zayıflıklarınızı kendi çıkarları için kullandılar, sözlerini tutmadılar, ya da size yalan söylediler.)</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ailenizde biri acı çektiğinizi görmekten zevk aldı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çocukken ağır ceza tehdidiyle bazı şeyleri yapmaya zorlandınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveynlerinizden biri aile dışındaki kimseye güvenmemeniz için sizi sürekli uyardı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aileniz size karşıydı.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebeveynlerinizden biri fiziksel rahatlık için sizinle uygun olmayan ve rahatsız edici şekillerde temasta bulundu.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanlar size, acı veren şekillerde isimler taktı; alay konusu oldunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Özel Dikkat ! Şüphecilik Şemasında  Şema Kimyası</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Kimyası kavramı, şemalar(temel ruhsal yapılanmalar)ın kendilerini sürdürücü özelliklerinin ilişkilerimize yansımasını ifade eder. Buna göre şemamıza uygun olan kişiler hayatımıza olumsuz etki etse bile bize daha çekici gelebilirler. Buna göre ya şemamıza uygun kişileri hayatımıza alıyor ya da ilişkimizde şemamıza uygun davranışlar sergiliyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu şemaya sahipseniz, <strong>sizi sürekli şüphe içinde bırakabilecek insanlar size daha çekici gelebilir(şema kimyası).</strong> Benzer şekilde sizi kullanan insanlarla beraberliğinizi sürdürebilirsiniz; çünkü derinde bir yerlerde, bunun hakkettiğiniz bir durum olduğuna ikna olmuşsunuzdur. Kuşkuculuk Şemasına sahipseniz partnerinizin aşağıdaki özelliklere sahip olma olasılığı yüksektir:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sizi korkutan bir asabiyeti var.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok içtiğinde kontrolü kaybedebiliyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Arkadaşlarınızın ve ailelerinizin önünde sizi küçük düşürüyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sürekli sizi aşağılıyor, eleştiriyor, kendinizi değersiz hissetmenize yol açıyor. İhtiyaçlarınıza saygı duymuyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İstediğini elde etmek için yalan ve aldatmak da dahil her şeyi yapıyor. Sadist ve acımasız –sizi ya da diğer insanları acı çekerken görmekten zevk alıyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İstediğini yapmadığınız zaman size vuruyor ya da tehdit ediyor. İstemediğiniz zaman bile sizi cinsel ilişkiye zorluyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zayıflıklarınızı kendi çıkarlarına göre kullanıyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sizi aldatıyor (arkanızdan sevgililer ediniyor).</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tutarsız, cömertliğinizden faydalanıyor.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Buradaki en önemli nokta,<strong> bütün bu olumsuz tutumlarına rağmen ondan kopmakta çok zorlanıyor olmanız hatta kopamamanız</strong>dır. </span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Şüphecilik Şemasının İlişkinize Yansıması</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şüphecilik şemasının özü, insanların ve özellikle yakın kişilerin her an art niyetli bir davranışta bulunabileceği olduğu için, bu şemanın ilişkilere etkisi belirgindir. En önemli sorun, sağlıklı bir ilişkinin temel duygusu olan <strong>“güven”den yoksun hissetmeniz</strong>dir. Bu şemaya sahipseniz, partnerinizin sizi kullandığını hisseder ve çokça öfkelenirsiniz. Sürekli partnerinizin neyin peşinde olduğunu düşünürsünüz; çünkü gerçekten sizi sevdiği için değil bir çıkarı olduğu için yanınızdadır size göre. Bu durumda eşiniz sizi paranoyakça davranmakla suçlayabilir. Aşırı kıskanç tepkiler vererek aldatılmanıza engel olmaya çalışabilirsiniz. Bu da zamanla eşinizi bıktırıp sizden uzaklaştırabilir; ilişkinizi ve sizi yıpratabilir. Partnerinizin yanında rahat olamazsınız; çünkü sürekli karşı tarafa koz vermemeye çalışabilirsiniz. Dolayısıyla bir ilişkiden beklenen en temel duygulara eşiniz ve siz bir türlü sahip olamazsınız.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Kuşkuculuk / Şüphecilik Şemasında Terapi Hedefleri</span></strong></span><br />
<span style="color: #000000;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapide temel amaç, herkesin olmasa da pek çok insanın güvenilir olduğunu kabul etmenize ve ona uygun davranmanıza yardımcı olmaktır. Bununla birlikte istismarcı insanlardan uzak durmanız üzerinde çalışılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şemanız iyileştiğinde güvenilir insanlarla güvenilmez olanı ayırt etmeyi becerebilirsiniz. Kendinizi açma ve risk alma yolunda cesaret sahibi olursunuz; bu şekilde daha çak ve güvenilir arkadaşlık ilişkisi geliştirebilirsiniz.  Çocukluk yaşantılarınızı şimdiki hayatınıza taşıdığınızı fark eder ve bundan uzak durursunuz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Y</span>usuf BAYALAN</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/kuskuculukguvensizlik-semasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın erkek ilişkileri atölye çalışması</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/insani-gelisim-atolyeleri-2/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/insani-gelisim-atolyeleri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2012 08:48:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[ilişki virüslerimizi tanıyalım kadın erkek ilişkilerinde tekrarlayan sorunlarınız için şema odaklı atölye çalışması Duygusal ilişkiler, günümüzde psikoterapi/psikolojik danışma odalarının en merkezi koltuklarını kendilerine tahsis ediyorlar. Gönül yorgunluğuyla terapiye gelenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta. Bazıları son bir çare peşinde, bazıları ise ümitsizliğinde ne kadar haklı olduğunu duymak istiyor terapistinden. Artık duygusal ilişkiler tarafların “zehirlerini almak” yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><h3 style="text-align: justify;"><span style="color: #800080;"><strong><a href="http://yusufbayalan.com/insani-gelisim-atolyeleri-2/kadin-erkek-iliskileri-3-3/" rel="attachment wp-att-374"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-374" title="kadın erkek ilişkileri 3" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/kadın-erkek-ilişkileri-32-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>ilişki virüslerimizi tanıyalım</strong></span></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>kadın erkek ilişkilerinde tekrarlayan sorunlarınız için</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>şema odaklı atölye çalışması</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Duygusal ilişkiler, günümüzde psikoterapi/psikolojik danışma odalarının en merkezi koltuklarını kendilerine tahsis ediyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gönül yorgunluğuyla terapiye gelenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta. Bazıları son bir çare peşinde, bazıları ise ümitsizliğinde ne kadar haklı olduğunu duymak istiyor terapistinden.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Artık duygusal ilişkiler tarafların “zehirlerini almak” yerine “zehirlerini birbirine kusmak” işlevi görüyor.<span id="more-373"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanlar artık, terk edilmekten çok korkuyor, eşine güven(e)miyor, sevilmediğini hissediyor, ilgi yoksunluğu çekiyor, bağlanmaktan ziyade bağımlı oluyor, eşine hükmetmeye çalışıyor, kıskançlık krizleri yaşıyor, ilişki kurmaktan kaçınıyor, ilişkilerini profesyonel bir iş gibi yaşıyor…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıdaki sorunlar size de tanıdık geliyorsa <strong>“ilişki virüslerimizi tanıyalım”</strong> atölye çalışmasında buluşalım</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>atölye yöneticisi:</strong> Yusuf BAYALAN, Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>yöntem ve teknikler: </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Grup Etkileşimi    </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Power Point Sunumu   </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şema Terapi Teknikleri</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>atölye içeriği</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;">A- Tanışma ve grup yapılandırması</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;">B- Kavramsal altyapı oluşturma ve ilişki farkındalığına giriş</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- İnsan denen meçhul!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- İnsan insanın zehrini alır; ya da <strong>ünsiyetin ontolojik/varoluşsal anlamı </strong>nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Dedenizin aşkı; ya da <strong>zeitgesit</strong> nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Ben sana mecburum bilemezsin; ya da <strong>temel insani ihtiyaçlarımız </strong>nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Kendimize etraflıca bakmak; ya da <strong>toplam davranış</strong> nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Dişillik-erillik ve kadınlık-erkeklik; ya da <strong>doğulan ve olunan cinsiyet </strong>nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;">C- Ruhumuzun yaralı yanları; ya da <strong>şema</strong> nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Ruh yaralarımızı nasıl sarıyoruz? Şemalara <strong>teslim olma</strong>, şemalardan <strong>kaçınma</strong> ve  şemaları <strong>aşırı telafi</strong> etme yollarımız</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- İlişkide kör noktalarımız; ya da <strong>şema sürdürümü/şema kimyası</strong> nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- 18 şema alanı ve ilişkimize etkileri</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1- <strong>Terkedilme/Tutarsızlık/İstikrarsızlık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2-   <strong>Kuşkuculuk/Kötüye Kullanılma Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3-   <strong>Duygusal Yoksunluk Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4-   <strong>Kusurluluk Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5-   <strong>Sosyal İzolasyon Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6-   <strong>Bağımlılık/Yetersizlik Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7-   <strong>Dayanıksızlık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">8-   <strong>Yapışıklık/İçiçelik/Gelişmemiş Benlik Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">9-   <strong>Başarısızlık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">10-<strong> Onay/Kabul Arayıcılık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">11-<strong>Boyun Eğicilik/Geri Çekilme Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">12-<strong>Fedakarlık/Kendini Feda Etme Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">13-<strong>Haklılık/Görkemlilik Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">14-<strong>Yetersiz Öz Denetim Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">15-<strong>Yüksek Standartlar/Aşırı Eleştirellik Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">16-<strong>Karamsarlık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">17-<strong>Duyguları Bastırma </strong>şeması nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">18-<strong>Cezalandırıcılık Şeması </strong>nedir ve ilişkimize etkileri nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;">D- İçimde ne çok kendim var; ya da modlarımız nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1-   İçimdeki çocuklar; ya da çocuk modlarımız nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">a-   İncinmiş Çocuk Modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">b-   Kızgın Çocuk Modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">c-    Dürtüsel/Disiplinsiz Çocuk Modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">d-   Mutlu Çocuk Modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2-   İçimdeki anne babam; ya da ebeveyn modlarımız nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">a-   Cezalandırıcı ebeveyn modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">b-   Talepkar ebeveyn modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3-   Durumu nasıl idare etsem; ya da başa çıkma modlarımız nelerdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">a-   Söz dinleyen/teslimci mod nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">b-   Kopuk korungan/yalnız kahraman modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">c-    Aşırı telafici mod nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4-   Görürseniz haber verin; ya da sağlıklı erişkin modu nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;">E- Virüse rağmen sağlıklı ilişki geliştirebilmek</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Aşk mı sevgi mi; ya da bilinçli ilişki nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Sevilmek mi sevmek mi; ya da sevme sanatı nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Herkes aynı mı sever; ya da sevgi dili nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Korkuyorum söylemekten; ya da kendini açmanın önemi nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Empatinin gücü</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">- Sevecen olmak ne demektir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;">F- </span><span style="text-decoration: underline;">Workshop çalışmasının değerlendirilmesi</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>atölye süresi: </strong>3 saat</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>katılımcı sayısı: </strong>Katılımcı sayısı 5-15 kişi ile sınırlıdır</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>atölye tarihi: </strong>10 Mart 2012 Cumartesi</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>atölye saati: </strong>18:00 – 21:00</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>katılım ücreti: </strong>75 TL</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>yer: </strong>Hülya Kırımoğlu Sanat Evi</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>adres: </strong>Özgürlük Meydanı Belediye Hekimi Sk. No: 4/1 Bakırköy/İstanbul</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>telefon: </strong>0 533 773 68 07 (Hülya KIRIMOĞLU)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">              0 505 495 47 27 (Yusuf BAYALAN)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>web:</strong> <a href="http://www.yusufbayalan.com/"><span style="color: #000000;">www.yusufbayalan.com</span></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">         www.hulyakirimoglu.com</span></p>
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/insani-gelisim-atolyeleri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılınca kim kaybeder?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[3- İlişki Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılık Acısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse. Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/iliski-terapisi-2/" rel="attachment wp-att-282"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-282" title="ayrılık" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ilişki-terapisi-106x150.jpg" alt="" width="106" height="150" /></span></a>Ne zor şey ilişkiler üzerine düşünmek/yazmak. Yoksa genel olarak düşünmek/yazmak mı zor? Zihnime düşen bir sorunun cevabını tam buldum derken başka bir soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu yeni soru önceki soruyu geçersiz kılıyor bazen. Belki yanlış sorular soruyorum, belki de mükemmel cevaplara ulaşmak istiyorum diye oluyor bunlar. Neyse.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her doğan/başlayan şey gibi ilişkiler de ölüme/bitime doğru yol alır. Bu, hayatın en temel hakikatlerinden biri olmasına rağmen hangimiz bunu kolaylıkla kabullenebiliyoruz? Hayatımız bir anlamda bu hakikati kabullenme sürecinde yapıp etmelerimizin toplamı değil midir?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tüm ilişkiler biter! Öyle ya da böyle. Bu yazının konusu, öteki(partner, sevgili, eş vb.)nin ilişkiyi bitirme isteğine gösterilen tepkilerden biridir:<span id="more-281"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Danışan(D): Ayrılma sinyalleri veriyor şu sıralar. Uzak davranıyor, hiç vermediği tepkiler veriyor. Eskisi gibi arayıp sormuyor mesela.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Terapist(T): Arkadaşının ilişkinizi bitirme isteği hakkında ne düşünüyorsun?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Valla o kaybeder. Herkes tercihlerinin sonucunu yaşar. Benim için hayat devam eder.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">T: Arkadaşın ilişkinizi bitirirse ne hissedersin?</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">D: Üzülmemi kastediyorsun galiba. Ne yalan söyleyeyim çok üzülmem. Belki pişmanlık duyabilirim; neden bu adamla vakit kaybettim diye…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu mini terapötik diyalogda yazıyı bağlayan nokta ilişkinin bitmesi durumunda kaybeden olarak “öteki”nin algılanmasıdır. “İlişkinizin bitmesine rağmen kaybetmiş hissetmemek!”</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir şeyin kaybolması/elinizden gitmesi için öncelikle o şeyi elinizde, size ait hissetmeniz gerekir. Var olmalı ki yok olsun, başlamalı ki bitsin, doğmalı ki ölsün!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek bir kayıp durumunda ne hisseder insan? Bir çocuğun oyuncağını kaybettiğini düşünün, bir annenin çocuğunu kaybedişine bakın! Ortalığı kaplayan havanın adına ne dersiniz? Benim cevabım: acı!</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acı tahammülü en zor duygulardan biridir. Dolayısıyla kaybetmenin yakıcı acısından kaçmak için yapılabilecek şeylerden biridir sahip olmamak, sahip hissetmemek. Ölümden korkup yaşamdan kaçmaktır diğer bir deyişle.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">O kadar hızlı yaşayıp o kadar çok tüketiyoruz ki her şeyi, hissetmeye zamanımız kalmıyor. Acılar mezarlığının üstüne umarsızlık inşa ediyoruz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne mi yapmalıyız? Durmalı ve acılarımızı hissetmeliyiz, içimizdeki annesiz çocuğa şefkat göstermeliyiz…</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ayrilinca-kim-kaybeder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tehlikeli bir kavram: Sevgi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 12:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için. Bundan sonra bu blogta bazı kavramlara/düşüncelere dikkatimi ve dikkatinizi çekmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/autumn_00044/" rel="attachment wp-att-276"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-276" title="terkedilme korkusu" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/autumn_00044-150x112.jpg" alt="" width="150" height="112" /></a>Biz &#8220;dil&#8221; ile kavrar, düşünür, konuşur ve eyleriz, eylemde bulunuruz. Bu yüzden sahip olduğumuz ve kullandığımız &#8220;dil&#8221; kendimizi, diğer insanları, dünyayı, varoluşu, hakikati vb. algılayışımızı gösteren en önemli göstergelerdendir. Hele bir de terapistseniz, zaten &#8220;düşüncenin evi&#8221; olan dil daha da bir önem atfediyor sizin için.</div>
<div style="text-align: justify;">Bundan sonra bu blogta bazı kavramlara/düşüncelere dikkatimi ve dikkatinizi çekmeye çalışacağım. Bu kavramlardan &#8220;tehlikeli&#8221; diye bahsediyorum. Onları tehlikeli yapan bize iyi, normal, doğru gibi gelmelerine karşın &#8220;insanlığımız&#8221;dan uzaklaşmamıza hizmet etmeleridir. Durumu bu şekilde ifade ettiğimde, kavramları suçlar gibi bir tutum sergilediğim hissedilebilir karşıdan. Oysa öyle değil. <span id="more-275"></span></div>
<div style="text-align: justify;">Kavramlar tabii ki suçlu olamaz. Bir suç, hata, kusur aranacaksa bu, söz konusu kavramları/düşünceleri eğip bükerek onları kendi meramımıza hizmetkar kılma çabamız dolayısıyla bizde aranmalıdır. Dolayısıyla &#8220;konuşulan&#8221; kadar(belki ondan ziyade) &#8220;konuşan&#8221; ilgimizi celbetmelidir diye düşünüyorum. Tehlikeli kavramlar/düşüncelerle zihnimi meşgul ederken meramım söz konusu kavramları tehlikeli hale getireni yani kendimizi anlamaktır. &#8220;Kendimiz&#8221;i de tehlike aracı olmaktan uzak tutayım: Asıl derdim &#8220;kendim&#8221;i anlamaktır. Bu şekilde belki &#8220;siz&#8221;e ulaşırım.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sevgi:</span>  </strong>Tehlikeli kavramlar/düşünceler dizisine be aşlama niyetimden sonra ilk aklıma gelen  &#8220;sevgi&#8221; mi oldu; yoksa &#8220;sevgi&#8221;nin o kadar çok tehlikeli kullanımına şahit oldum ki, dikkatim kavramların/düşüncelerin tehlikeli hale getirilebileceği üzerine yoğunlaştı emin değilim. Ama emin olduğum &#8220;sevgi&#8221;nin tehlikesiz kullanımında olduğu gibi tehlikeli kullanımında da hayatımızın merkezi kavramlarından biri olduğudur.</div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;">Çocuğuna karşı şu tür ifade kullanan bir ebeveyne, özellikle de anneye şahit olmayan kaç kişi var bu satırları okuyanlar arasında: &#8220;Yemeğini yemezsen/uyumazsan/elindekini arkadaşına vermezsen/dersini çalışmazsan vb. seni sevmem!&#8221; Bu cümleler sizi şok ettiyse ve bu şok sadece ifadelerle ilk kez karşılaşmanızın tesiriyle oluştuysa yazıya biraz ara vermenizde fayda var. Bu ifadelerin sahibi bir ebeveynin tutumuna dair ne düşünebiliriz? Herkes kendi düşünsün lütfen. Sadece şu kadarını ben sorayım: Çocuk için, amaçlanan hedefin(yemek yemek, uyumak, ders çalışmak vb.) gerçekleşmemesi mi daha tehlikelidir yoksa <strong>sevginin kendisine karşı bir silah olarak kullanılması</strong> mı?Gazetelerin o melun üçüncü  sayfa haberlerinde şu tür ifadelere şahit olmuşsunuzdur: <strong>Çok sevdiği</strong> karısını kıskandığı için öldürdü. Sevgi ve öldürmek!Aşık bir kadından şöyle bir ifade: Beni asıl yaralayan onun beni bırakıp başka bir kadınla birlikte olması. Çok canım yanıyor. Normal şekilde ayrılsak bu kadar etkilenmeyebilirdim. Ölmüş olsaydı bu kadar acı çekmezdim. Çünkü <strong>onu çok seviyorum.</strong>Aşık ve sevgilisini sürekli arayan, bu arayışları karşı taraftan taciz olarak algılanan bir erkek/kadın: <strong>Onu çok seviyorum.</strong> Her anında beni düşünmesini, zihninin hep benimle meşgul olmasını istiyorum.</p>
<p>Oğlunun evliliğine müsade etmeyen bir kadın: Oğlumu <strong>çok seviyorum.</strong> Onun bu kadar ciddi bir konuda kendi başına karar vermesini kabul edemem.</p>
<p>Emin olun bu listeye daha nice ifadeler yazabilirim; ve eminim ki siz de bu listeye pek çok ekleme yapabilirsiniz. Ancak yazının uzunluğu başlangıç hedefini zaten aştı. Son olarak iki kitaba dikkatinizi çekmek istiyorum: 1) Sevme sanatı, Erich From 2) Kendine İhanet, Arno Gruen</p>
<p>Muhabbetle&#8230;</p>
<p>Yusuf BAYALAN</p>
</div>
<div style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/tehlikeli-bir-kavram-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorun nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/241/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/241/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Başlangıç notu: Bu yazıyı okumadan önce &#8221;Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?&#8221; ve &#8221;Sorun çözme terapisi nedir?&#8221;yazılarını okumanızı tavsiye ederim. Sorun çözme terapisinin temel kavramları arasında sorun, çözüm, sorun çözme, dayanıklılık, başetme vb. yer alır. Sorun nedir? Sorun, Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü&#8216;nde &#8220;a. 1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem: “Türkiye&#8217;ye gölge oyununun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/241/brain/" rel="attachment wp-att-242"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-242" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/brain-150x58.jpg" alt="psikoterapi" width="150" height="58" /></a>Başlangıç notu: Bu yazıyı okumadan önce<a href="http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/" target="_blank"> &#8221;Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?&#8221;</a> ve<a href="http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/" target="_blank"> &#8221;Sorun çözme terapisi nedir?&#8221;</a>yazılarını okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin temel kavramları arasında sorun, çözüm, sorun çözme, dayanıklılık, başetme vb. yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Sorun nedir?</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sorun, Türk Dil Kurumunun <a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/" target="_blank">Büyük Türkçe Sözlüğü</a>&#8216;nde &#8220;<em>a.</em> 1. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem:<em> “Türkiye&#8217;ye gölge oyununun ne zaman ve nasıl girdiği sorunu üzerine çeşitli yorumlar bulunmaktadır.” -</em>M. And. 2. <em>mec.</em> Sıkıntı veren durum, dert.&#8221; olarak tanımlanmaktadır. <span id="more-241"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme teorisyenlerinin sorun tanımı ise <strong>&#8220;&#8230;sağlıklı bir işlevsellik için  bireyden bir tepki gerektiren fakat kişinin karşılaştığı engeller yüzünden o an için etkili bir tepkinin olamadığı günlük yaşamla ilgili bir durum veya iş.&#8221;</strong> şeklindedir. Buna göre bir sorunun çözümü için kişinin uygun tepkisine ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat kişi <strong>karşılaştığı engeller</strong>yüzünden uygun tepkiyi sergileyememektedir. Kişinin karşılaştığı engeller nesnel ve öznel olarak sınıflandırılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun durumla ilgili,  kişiden bağımsız var olan engeller nesnel engelleri ifade ederken, kişiden kaynaklanan engeller öznel engelleri ifade eder. Söz gelimi, <span style="text-decoration: underline;">kişinin patronuyla işlevsel bir iletişim kuramaması sorunu</span> açısından meseleye bakarsak, patronun kibirli tutumu, iletişime kapalı oluşu nesnel bir engelken kişinin kendini ifade edememesi öznel bir engeldir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme teorisyenleri, bireyin amaçları ihtiyaçları, azim ve sebatı; sorun durumun yeniliği, belirsizliği;  kişinin beceri eksikliği ve kaynak eksikliği gibi konuları sorun çözmede engel olarak kabul ederler.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorunla ilgili literatür incelendiğinde sorunların dört grupta toplanabileceği ifade edilmektedir:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>1- Kişisel sorunlar: </em></span></strong>Sağlık sorunları, davranışsal ve duygusal sorunlar kişisel sorunlardır. Herkesin şu ya da bu türde kişisel sorun yaşaması söz konusudur. Aynı şekilde herkes karşılaştığı bu sorunları çözme çabası(şu ya da bu şekilde) güder. Söz konusu çabalar işe yararsa bireyin uyum düzeyi artar. Ancak sorun çözme çabaları işe yaramazsa kişisel sorunların etki ve şiddeti artabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">2- İnsanlar arası sorunlar:</span></em></strong> İnsan ilişkileri hem mutluluk hem de mutsuzluk kaynağımız olabilmektedir. Bu yüzden en önemli sorun kaynaklarımızdan birisi kişiler arası sorunlardır. Kişiler arası ilişki sorunları kişisel sorunlara da yol açabilmektedir. Diğer insanlarla yaşanılan problemler incelendiğinde şu özellikler kendini göstermiştir:</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişiler arasında psikolojik yakınlık arttıkça ilişki sorunları yaşama olasılığı artmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">- İki kişi arasındaki psikolojik yakınlığın doğası(mesela dostça ya da düşmanca olması) sorunları etkilemektedir</p>
<p style="text-align: justify;">- Kişinin karşısındaki kişi tarafından etkilenme, değiştirilme, kontrol edilme düşüncesi kişiler arası sorunun ortaya çıkma ihtimalini artırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em><span style="text-decoration: underline;">3- Kişisel olmayan sorunlar:</span></em></strong> Bu gruptaki sorunlar dünyevi sorunlar olarak kabul edilmekte ve çözümlerinin daha kolay olduğu varsayılmaktadır. Arabanın bozulması, tüp gazın bitmesi gibi sorunlar bu gruptandır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>4- Toplumsal sorunlar:</em></span></strong> İnsanın sosyal bir varlık olması dolayısıyla yaşayabileceği sorunlar bu gruptandır. Siyasi sorunlar, eğitim sorunları trafik sorunları gibi sorunlar sosyal sorunlar arasında gösterilebilir.  Bu tür sorunların çözümü için bireysel olarak yapılabilecek şeyler olmasına rağmen çözüm sadece kişinin elinde değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki tüm sorun alanlarını hesaba kattığımızda bana göre en önemli nokta <strong>kişinin neyi sorun olarak algıladığı</strong>dır. Bazılarımız dağdaki bir hayvanın açlığını dert edinebilirken bazılarımız dünyanın yanmasını bile umursamayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinde, çözümü için çaba harcanacak sorunun tanımlanması çok önemlidir. Mesela Türkiye&#8217;deki trafik sorununun çözümü  terapi ortamında ele alınamazken trafikte öfke patlamaları yaşama sorun çözme terapisinde ele alınabilir. Sonraki yazıda görüşmek üzere. Muhabbetle&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki DanışmanıKaynaklar:<br />
- Sorun Çözme Terapisi, Mehmet ESKİN, Hyb Yayıncılık<br />
- <a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/">http://tdkterim.gov.tr/bts/</a></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/241/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorun çözme terapisi nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[İnsan olmak “sorun”lu olmaktır. İnsan olmak her an bir sorunla karşı karşıya kalma ihtimaliyle yaşamaktır. Hatta şunu söyleme cesaretini kendimde görüyorum: nasıl bir insan olacağımızı sorun ettiğimiz şeyler(sorun olarak kabul ettiğimiz) ve bu sorunlarla başa çıkma şeklimiz belirlemektedir. Sorun çözme terapisi(SÇT), insanların günlük hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında zorlanması sonucunda gelişen birtakım ruhsal sorunların çözümlenmesinde kullanılabilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/kaos/" rel="attachment wp-att-232"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-232" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/Kaos-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>İnsan olmak “sorun”lu olmaktır. İnsan olmak her an bir sorunla karşı karşıya kalma ihtimaliyle yaşamaktır. Hatta şunu söyleme cesaretini kendimde görüyorum: nasıl bir insan olacağımızı sorun ettiğimiz şeyler(sorun olarak kabul ettiğimiz) ve bu sorunlarla başa çıkma şeklimiz belirlemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisi(SÇT), insanların günlük hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında zorlanması sonucunda gelişen birtakım ruhsal sorunların çözümlenmesinde kullanılabilen bir sağaltım yöntemidir. Sorun çöze terapisinin ana  amacı, <strong>insanlara karşılaştıkları sorunlar karşısında nasıl bir yaklaşım sergilemeleri         gerektiği ve problemleri çözmek için izleyecekleri stratejileri öğretmek</strong>tir. Bu açıdan bakıldığında sorun çözme terapisi, <strong>hem sorunların çözülememesinden kaynaklanan ruhsal sıkıntıları tedavi etmeyi hem de psikolojik sorunların ortaya çıkmasını önlemeyi</strong> hedefler.</p>
<p style="text-align: justify;">SÇT, yaşadığımız her türlü sorunun hayatımızın bir parçası olduğunu kabul eder. Her an hasta olabilir, sevdiğimiz birini kaybedebilir, sevgilimiz tarafından terkedilebilir, işimizden olabilir, başkaları tarafından aşağılanabilir, haksızlığa uğrayabiliriz. Bu yüzden sorunsuz bir dünya hayali gerçekçi değildir. Önemli olan sorunların var olmasından ziyade onlarla nasıl başa çıktığımızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin ana çıkış noktası, <span style="text-decoration: underline;"><strong>ruhsal sorun yaşayan kimselerin sorun çözme becerilerinin yeterli ve etkili olmadığı</strong></span>dır. Bilişsel-davranışçı bir terapi modeli olan sorun çözme terapisi, kişilerin düşüncelerine ve davranışlarına odaklanır. Düşünce ve davranışlardaki işlevsel değişikliklerin psikolojik sorunların sağaltımında etkili olacağını kabul eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisi, bilişsel-davranışçı bir psikoterapi yöntemidir. Bunun önemi, terapinin etkililiğinin deneysel çalışmalarla ispatlanmış olmasıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar, insanların sorun çözme yetilerindeki yetersizliklerinin hem psikopatolojilerin oluşmasında hem de sürdürülmesinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu yüzden sorun çözme terapisi, hem yaşanılan problemlerin oluşturacağı psikolojik sorunların üstesinden gelmekte hem de problemlerle etkili bir şekilde başa çıkmada kullanılabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisinin, depresyon, intihar eğilimleri, kaygı bozuklukları, saldırganlık, şizofreni gibi psikolojik sorunların sağaltımında kullanılabileceği araştırmalarla ortaya konmaktadır. Ancak bu yazı bağlamında baktığımızda bizim için önemli olan, günlük sorunlarımızın üstesinden gelmekte bize sunacağı imkânlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sorun çözme terapisi, karşılaştığımız sorunların çözümünde bize sistematik ve işlevsel bir yaklaşım sunar. Bu yaklaşım belirli basamaklardan oluşur. Söz konusu <strong>“sorun çözme basamakları”</strong> şu şekilde sıralanabilir:<br />
1- Sorunu değerlendirme<br />
2- Soruna yönelimin araştırılması<br />
3- Sorunun tanımlanması<br />
4- Hedeflerin belirlenmesi<br />
5- Çözüm seçeneklerinin üretilmesi<br />
6-  Uygun çözüm seçeneğinin belirlenmesi<br />
7- Seçilen çözüm seçeneğinin uygulanması<br />
8- Uygulamanın değerlendirilmesi</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki sorun çözme basamaklarına “Sorun Çözme Terapisi” kitabında Prof. Dr. Mehmet ESKİN psikoterapi süreci bağlamında ayrıntılı olarak yer vermiştir. Ben ise bu basamakları, “kendi kendine yardım” bağlamında ayrıntılı olarak sizlerle paylaşmaya çalışacağım. <a href="http://yusufbayalan.blogspot.com/2011/10/sorun-cozme-terapisinde-temel-kavramlar.html">Sonraki yazı</a>da görüşmek üzere. Şimdilik muhabbetle…</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: Sorun çözme terapisi, Mehmet ESKİN, Hyb yayıncılık</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sorun-cozme-terapisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorunlarınıza yeni bir gözle bakmaya ne dersiniz?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Çözme Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz insanının en önemli psikolojik sorun çözme yöntemlerinden biri, psikoterapi/psikolojik danışmanlık desteği almaktır. Ne var ki yardıma ihtiyaç duyan herkes bir uzmanla yüz yüze görüşme imkanına sahip değil. Bu durumda da pek çok insan, uzmanlara internet üzerinden ulaşmakta ve sorularını iletmektedir. Her ne kadar gelen sorulara cevap verme çabası gütsek de ben dahil pek çok meslektaşım, zamansızlık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;"><a href="http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/ofhjghj/" rel="attachment wp-att-228"><img class="alignleft size-full wp-image-228" title="sorun çözme terapisi" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ÖFHJGHJ.bmp" alt="psikoterapi" /></a>Günümüz insanının en önemli <strong>psikolojik sorun çözme</strong> yöntemlerinden biri, psikoterapi/psikolojik danışmanlık desteği almaktır. Ne var ki yardıma ihtiyaç duyan herkes bir uzmanla yüz yüze görüşme imkanına sahip değil. Bu durumda da pek çok insan, uzmanlara internet üzerinden ulaşmakta ve sorularını iletmektedir. Her ne kadar gelen sorulara cevap verme çabası gütsek de ben dahil pek çok meslektaşım, zamansızlık, soruların çetrefilliği gibi sorunlar yüzünden bu konuda yeterli desteği sunamayabiliyoruz. Bu yüzden nice zamandır düşündüğüm şeyi, yani bir <strong>sorun çözme süreci </strong>yazı dizisi hazırlamayı gerçekleştirmeye çalışıyorum şu anda.<span id="more-227"></span><br />
Sorun çözme süreci ile kastım, karşılaştığımız <strong>bir sorunu işlevsel olarak çözebilmek</strong> ya da o <strong>sorunla işlevsel şekilde başa çıkmayı öğrenebilmek</strong>tir. Bunun amacı,  her sorun için ayrı ayrı danışmaya ihtiyaç duymak yerine sorun çözme basamaklarını kullanarak sorunun üstesinden gelmek; evrensel bilgelik ifadesiyle &#8220;balık yemek yerine balık tutmayı öğrenmek&#8221;tir.<br />
Bu yazı dizisinde başvuracağım temel yöntem <strong>&#8220;sorun çözme terapisi&#8221; </strong>ve temel kaynak<a href="http://www.mehmeteskin.com/" target="_blank"> Prof. Dr. Mehmet ESKİN</a>&#8216;in <strong>&#8220;Sorun Çözme Terapisi&#8221;</strong> kitabı olacaktır. Bunu  sebebi, <strong>sorun çözme terapisi</strong>nin uygulama alanları açısından amacıma uygunluğudur. Yani <strong>sorun çözme terapisi, kişilerin kendi kendilerine çalışarak da istifade edebilecekleri bir yöntem</strong> sunmaktadır bize.<br />
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım amacıma ulaşmak için bazı temel kavramlar konusunda zihnimizi netleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden bir sonraki yazım <strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://yusufbayalan.com/?p=231" target="_blank">&#8220;Sorun Çözme Terapisi Nedir?&#8221;</a></span></strong>de  buluşmak üzere. Muhabbetle&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/sorunlariniza-yeni-bir-gozle-bakmaya-ne-dersiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Erkek İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde Fil Uçuşu&#8216;ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu yalnızlık ve hüzün.  Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum: Buğulu yalnızlık 2 kişilik Malzeme: 2 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/" rel="attachment wp-att-222"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-222" title="aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/aşk-mutfağından-yalnızlık-tarifleri-96x150.jpg" alt="yekta kopan" width="96" height="150" /></a>Yekta KOPAN&#8217;ı son dönemlerde <strong><a href="http://filucusu.blogspot.com/" target="_blank"><span style="color: #000000;">Fil Uçuşu</span></a>&#8216;</strong>ndan takip ediyordum; ancak kitabını okumak yeni nasip oldu. Benim için ilk Yekta KOPAN kitabı &#8220;Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri&#8221;. Kitap içeriğini birbirinden güzel on hikaye oluşturuyor. Tüm kitabın bende bıraktığı en temel iki duygu<strong> yalnızlık</strong> ve <strong>hüzün.</strong> </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok güzel hikayelerin en güzellerinden birindeki yalnızlık tariflerini burada paylaşmak istiyorum:</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Buğulu yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 2 kişi. 1 İlişki</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olmaktan alınan keyif, kaynayana kadar hayatın her aşamasıyla sık sık tartışılarak yaşanır. arkadaşlar ortak edilir<span id="more-221"></span> ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiçbir şey hatırlanmaz, geriye kalan sadece  sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir. Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatma da konulabilir. İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşıyla servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><strong style="color: #000000;">Yapa-yalnızlık</strong></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1 kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme: 1 kişi. Olabildiğince fazla ilişki girişimi. </span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı:Kadın ya da erkek tarafından hazırlanabilir. Hazırlanışı biraz uzun zaman aldığından zahmetlidir. Ustalıkla yapılabilen, pişirilmesi diğerlerine göre zor ama bir o kadar da lezzetli bir çeşittir. Birçok ilişki denenir. Özellikle her ilişkinin ilk günleri büyük bir coşkuyla yaşanır. En güzel sözcükler, en güzel öpüşlere karıştırılır. Her yeni ten, keşfedilmemiş bir coğrafyaymışçasına fethedilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bütün bu ilişkileri kısa tutabilmek, hepsinde hepsinde sonsuz bir mutsuzluk yaşamaya çalışmak gerekmektedir. İlişkilerde yaşanan mutsuzluğun giderek artması, kişinin giderek içine kapanması, ayrı bir lezzet verecektir. Kişi artık ilişki yaşayamayacak kadar yorgun ve mutsuz hale geldiğinde, yapa-yalnızlık hazır olur. Alkolle servis edilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Türlü yalnızlık</strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok kişilik</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Malzeme. 1 kişi, 1 şehir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazırlanışı: Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. (Kadınlar tarafından farklı şekillerde de hazırlanabilir.) Sonucun güzel olabilmesi için dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya (özellikle tarihi dokusu olan yapılara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, geçlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları artıracağından lezzeti bozacaktır. artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında, türlü yalnızlık da servise hazır olur. Afiyet olsun.</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri, Yekta Kopan, Can Yayınları, 2011</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ask-mutfagindan-yalnizlik-tarifleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben ve biz: Postmodern insanın psikanalizi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 10:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Psikanaliz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufbayalan.com/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Erich Fromm’un asistanı ve editörü olan Rainer Funk, zamane insanının (postmodern insan) ruhsal yönelimini anlama çabasının ürünü olarak “Ben Ve Biz” kitabını yazmıştır. Ona göre postmodern insanın temel karakteristiği “Ben Odaklı” olmasıdır. “Ben” ve “Biz” de bu anlamda söz konusu karakterin iki yüzü olarak düşünülmektedir. Zamane insanı artık önemli oranda “ben” diyor ve bencillik amacı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p style="text-align: justify;" align="center"><a href="http://yusufbayalan.com/?attachment_id=218" rel="attachment wp-att-218"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-218" title="ben ve biz" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/ben-ve-biz-96x150.jpg" alt="psikanaliz" width="96" height="150" /></a>Erich Fromm’un asistanı ve editörü olan Rainer Funk, zamane insanının (postmodern insan) ruhsal yönelimini anlama çabasının ürünü olarak “Ben Ve Biz” kitabını yazmıştır. Ona göre postmodern insanın temel karakteristiği “Ben Odaklı” olmasıdır. “Ben” ve “Biz” de bu anlamda söz konusu karakterin iki yüzü olarak düşünülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamane insanı artık önemli oranda “ben” diyor ve bencillik amacı gütmeden kendi benini yaşamak istiyor. Bu “ben” düşüncesine aynı zamanda, geleneksel anlamlarından farklı bir “biz” yaşantısı isteği eşlik ediyor. Kitaptaki psikanalitik yaklaşıma göre ben ve biz yaşantısının yeni biçimleri “ben-odaklılığın” sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ben odaklılıkla kastedilen, postmodern yaşam koşullarının altındaki insanların düşünme, hissetme ve eyleme biçimlerini gittikçe daha çok belirleyen yeni bir psişik eğilim, yeni bir karakter yönelimidir.<span id="more-217"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern karakterin temel felsefesi “Ben, ben olduğum ölçüde benim”dir. Zamane insanı, hayatın merkezine kedisini koymakta ve oln biten her şeyi “kendisine göre” anlamlandırıp değerlendirmktedir. Bütün baskılardan, zorunluluklardan, gelenekten, dinden vb. bağımsız karar verme ve hareket etme en önemli itici güç durumundadır. Burada söz konusu olan bir narsistik yapılanma değildir. Çünkü amaç başkalarına tahakküm değil ve gerçek dışı bir şişinme söz konusu değildir. “Ben ben olduğum ölçüde benim” le birlikte “Sen  sen olduğun ölçüde sensin” düşüncesi de hakimdir postmodern zihinlerde.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben olmanın özgürleştirici çekiciliği ile birlikte “bağlantda olmak” postmodern insanın diğer temel düsturudur. Burada söz konusu olan “bağlı olmak” değil “bağlantıda olmak”tır. Bağlı olmanın getireceği sorumluluk, sıkıntı, zorluk tahammül gibi çaba isteyen tutumlar “bağlantıda olmak”ta pek yer almaz. Bu açıdan bakınca “Bağlantıda olmak özgürleştiricidir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern ben odaklılık “aktif” ve “pasif” olarak ikiye ayrılabilir. Burada “aktif” postmodern kültürü üreten ve sunan taraf iken, “pasif”, söz konusu kültürü tüketen ve yaşayan taraftır. Söz gelimi bir eğlence programı yapımcısı ya da sunucusu aktif pozisyondayken izleyici pasif pozisyondadır. Bir reklamcı aktif eğilimi temsil ederken, alışveriş yapan kişi pasif durumdadır. Unutulmamalıdır ki aktiflik ve pasiflik çerçeveleri çok net çizilmiş tutumlar değildir; geçişkenlik ve değişkenlik arzederler. Postmodern bir insan belirli bir durumda katif tutumlar sergilerken başkabir durumda pasif tutum içerisinde olabilir</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern karaktere yön veren postmodern düşünce öncelikle mimari ve felsefede geliştirilmiş, karşılaştırmalı kültür ve antropolojik araştırmalarla desteklenmiştir. Söz konusu araştırmalar, insana ve gerçekliğe bakışımızın daima kendi düşünsel tasavvurumuz olduğuna, bunun sonucu olarak da nihai olarak bilinebilir, önceden verili bir gerçeklik olmadığına işaret etmektedir. Gerçeklik ancak “kurulur” ya da “yapılandırılır”. Bu şekilde verili olanın “şifresi çözülür” ya da verili olan “yapı bozuma uğrar”. Dolayısıyla herkes kendi hayatının “kurucusu”dur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekonomik ve toplumsal yapıdaki köklü değişiklikler, dönemin baskın kişilik özelliklerinde de belirgin değişikliklere yol açar. Bu açıdan bakıldığında postmodern karakter de, belirgin sosyo ekonomik değişikliklerin sonucudur. Postmodern ben odaklı karakter oluşumuna etki eden temel faktörler, pazar ekonomisinin gelişimi, teknolojideki müthiş ilerleme, telkinin gücü ve ve insanın telkin edilebilirliğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Pazar ekonomisi geleneksel iktisadi yapıdan farklılık arzetmektedir. Artık insanlara ihtiyaçları sunulmamakta, insanlara “ihtiyaç üretilmekte”dir. Bununla birlikte “pazar”da sadece ürün değil “yaşantılar” da satılmaktadır. Güzel bir tatil programıyla tatil yaşantısına, yeni bir pantolonla özgürlüğüne, belirli bir marka arabayla güce kavuşulabilmktedir artık. Belki de en önemlisi belirli pazarlama stratejileriyle insanlar kendilerini de pazarlayabiliyorlar. Hatta bunu tek başına apamadıklarında “yaşam koçları”, imaje makerlar devreye girmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Teknolojik gelişmelerle birlikte artık zaman ve mekanın etkisi silinmekte, zamanın ve mekanın engelleyiciliğinden kurtulunmaktadır. Her istediğimiz anda istediklerimize ulaşabilmekte hatt istediğimizi kontrol edebilmekteyiz. Teknolojik imkanlarla gerçekliği yeniden, başka türlü ve istediğimiz biçimde yaratabilmekteyiz. Artık bakalrı sadece biz istersek hayatımıza girebiliyor, istemediklerimizi “engelleyebiliyoruz”. Belki en özet haliyle artık teknoloji bize “kendi dünyamızı kurma” şansı vermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insan bir yandan “ben” merkezli yaşarken diğer yandan da son derece “telkine açık” bir halde bulunmaktadır. Artık pazarlama stratejileri çok ileri düzey telkin yöntemlerine aşvurmaktadır. Bir mağazanın rengi, sahibinin zevkinden ziyade müşter tutumlarına etki gücüne göre belirlenmektedir. Zamane insanı, hareketli müziğin alışveriş oranına etkisine dair bir düşünceye sahip olmasa da pazarlamacılar bu konularda da çalışmaktadırlar. Postmodern insan bir yandan benim hayatım için en iyisini ben bilirim derken bir yandan da terapistlere, yaşam koçlarına, uzmanlara tonlarca para akıtmaktadır. Onlardan aradığı ise çoğunlukla “ne yapması gerektiği”dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Psotmodern karakter kurallardan, sınırlardan azade bir ekilde kendi dünyasın yaratma içerisindedir. Kişi burada kendi belirlediği dünyadan keyf almaktadır. Bu keyf alma hali, onun ben-odaklı olarak adlandırılmasını sebebidir. Burada aktif ve pasif ben odaklılık söz konusudur. Aktif ben odaklı karakter, ben odaklı dünyasını aktif olarak yaşarken, pasif ben odaklı karakter kendisine sunulan ben odaklı dünyayı yaşar. Aktif postmodern karakter, yaratılmış dünyanın arzcısı, pasif postmodern karakter ise özerk kullanıcısıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insanın psikodinamiğini anlamada en önemi araç “yapma beceri” ve “insani beceri” kavramlarıdır. Yapma beceri ile insanın kurduğu ilişki zamane insanının karakterinin temel belirleyicilerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık postmodern insan, hayatının çok çok önemli bir kısmını yapma becerilerle(cep telefonu, bilgisayar, simülasyon araçları, televizyon, terapötik teknikler vb.) geçirmektedir. Bu durumaslında kişinin kendisiyle arasına mesafe koymasına, kendisinden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Sokak arasında futbol takımına giremeyen bir çocuk bilgisayar ortamında tüm  rakiplerini altedebilmektedir. Doğal haliyle beğenilmeyeceğine inanan bir kadın kendisine yapma bir burun edinebilmektedir. İnsanların yanında rahat hareket edemeyen bir kişi uzman önerileriyle kendini sunabilmektedir insanlara.</p>
<p style="text-align: justify;">Psikanaliz ruhsal anlamda sağlıklı insanı “üretebilen” ve “sevebilen” olarak tanımlar. Buradaki üretkenlikle kastedilen psişik güçlerin üretkenliğidir aslında. Hayal kurabilme, düşünebilme, imaj oluşturabilme, acılara tahammül, çaresizliğe tahammül, vb. bu üretkenliğin temel boyutlarındandır. Oysa postmodern karakter bu üretkenlikten yoksundur.</p>
<p style="text-align: justify;">Postmodern insan son derece güçlü bir dünya ile karşı karşıyadır. Bu güçlü dünyaya teknolojik imkanlar yataklık etmektedir. Hepimiz aslında biliyoruz ki iki ruh hastasının kararıyla tüm dünya felakete yol açabilir. Bu durum karşısında aldığımız tavır bizim karakterimizi şekillendiriyor. Zamane insanı bu güç karşısındaki gerçek korkusunu görmezden geliyor ve onunla özdeşleşiyor. Sözde imkanlarından sonuna kadar istifade etmeye çalışıyor. Yapma beceriyi kendi becerisi olarak kabul ediyor. Ancak bu şekilde insani becerilerden mahrum kalıyor. Mesela her an cep telefonuyla konuşmanın özlem duygusunu yok ettiğinin farkına varmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamane insanı aslında hayatının kontrolünün büyük oranda başkalarının elinde olduğunu biliyor. Ancak bunn acısı ve korkusuyla yüzleşmektense kendi ben merkezliğine aşırı vurgu yapıyor. Her şeyin ona dayatıldığı düşüncesinin dayanılmazlığından kaçmak için her her şeyi özgürce elde ettiğine inandırıyor kendini. Sonuç: acıdan kaçan ve kendine yabancılaşan, kendi “ben”ine hapsolan insan!</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf BAYALAN</p>
<p style="text-align: justify;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışman</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/ben-ve-biz-postmodern-insanin-psikanalizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obsesif kompulsif bozukluk nedir?</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 17:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p align="justify"><span style="color: #000000;"><a href="http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/images-1/" rel="attachment wp-att-697"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-697" title="obsesif kompulsif bozukluk" src="http://yusufbayalan.com/wp-content/uploads/images-1-112x150.jpg" alt="okb" width="112" height="150" /></a>Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.<span id="more-204"></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:</strong></span></p>
<p align="justify">A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:</p>
<p align="justify">Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:</p>
<p align="justify">(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.</p>
<p align="justify">(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.</p>
<p align="justify">(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.</p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).</span></p>
<p align="justify">Kompulsiyonlar aşağıdakilerden(1) ve (2) ile tanımlanır:</p>
<p align="justify">(1). Bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler ( örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma).</p>
<p align="justify">(2). Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurutulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.</p>
<p align="justify">B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.</p>
<p align="justify">C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boş harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.</p>
<p align="justify">D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir ( örneğin; bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerine düşünüp durma; Hipokondriazisin olası durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör depresif bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).</p>
<p align="justify">E. Bu bozukluk bir maddenin ( örneğin; kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.</p>
<p align="justify">İçgörüsü az olan tip: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa.</p>
<p align="justify"><strong>Obsesyonlar</strong></p>
<p align="justify">Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.</p>
<p align="justify">Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler:</p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler)</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">2- Obsesif imaj(kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar)</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)</span></p>
<p align="justify"><strong>Obsesyon içerikleri</strong></p>
<p align="justify">Okb hastalığı içerisinde çok farklı obsesyonlar ve kompulsiyonlar vardır. Bir hastada bunların sadece biri olabileceği gibi bir kaçı da aynı anda bulunabilir.</p>
<p align="justify"><strong>§ Bulaşma obsesyonu:</strong> Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir. Okb hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.</p>
<p align="justify"><strong>§ Kuşku obsesyonu:</strong> Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Okb hastalarında bulunma oranı ? . Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. “Acaba ocağı kapattım mı?”, “Acaba kappıyı kilitledim mi?” vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontroletme kompulsiyonları izler.</p>
<p align="justify"><strong>§ Saldırganlık obsesyonu:</strong> Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler “Acaba intihar eder miyim?”, “Ya çocuğumu bıçaklarsam?” vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.</p>
<p align="justify"><strong>§ Cinsel obsesyonlar:</strong> Okb içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.</p>
<p align="justify"><strong>§ Dinsel obsesyon:</strong> Dini ve ahlaki değerlere(Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki okb hastakları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.</p>
<p align="justify"><strong>§ Simetri obsesyonu:</strong> Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.</p>
<p align="justify"><strong>§ Somatik obsesyon:</strong> Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli(tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.</p>
<p align="justify"><strong>§ Biriktirme, saklama obsesyonları:</strong> Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.</p>
<p align="justify"><strong>§ Diğer obsesyonlar:</strong> Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.</p>
<p align="justify"><strong>Kompulsiyonlar</strong></p>
<p align="justify">Kompulsiyonun türkçe karşılığı “zorlantı”dır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.</p>
<p align="justify">Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede OKB hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.</p>
<p align="justify">Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken(el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.</p>
<p align="justify">Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.</p>
<p align="justify">OKB hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.</p>
<p align="justify">Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman OKB hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için “söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.</p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><strong>OKB’nin Tarihçesi ?</strong></span></p>
<p align="justify">OKB’nin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’ de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’ da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’ in ilk kralı Saul’ ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’ in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden sözetmektedir.</p>
<p align="justify">1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’e göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.</p>
<p align="justify">Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III ‘ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide OKB anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda OKB’nin temel bir özelliği olması oynamaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>OKB’nin Belirti Ve Bulguları</strong></p>
<p align="justify"><strong>I- Genel görünüm ve davranış:</strong> Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuracıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.</p>
<p align="justify"><strong>II- Konuşma ve ilişki kurma:</strong> Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.</p>
<p align="justify"><strong>III- Duygulanım:</strong> Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.</p>
<p align="justify"><strong>IV- Bilişsel yetiler:</strong> Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama oktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.</p>
<p align="justify"><strong>V- Düşünce süreci ve içeriği:</strong> Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.</p>
<p align="justify"><strong>VI- Hareket:</strong> Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.</p>
<p align="justify"><strong>VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler:</strong> Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.</p>
<p align="justify"><strong>OKB’nin Epidemiyolojisi(Görülme Sıklığı Ve Yaygınlığı)</strong></p>
<p align="justify">OKB sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci dercede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.</p>
<p align="justify">OKB çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.</p>
<p align="justify">Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.</p>
<p align="justify"><strong>OKB’nin Etyolojisi(Hastalığın Oluşum Sebepleri)</strong></p>
<p align="justify">OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:</p>
<p align="justify">Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul eidlirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.</p>
<p align="justify">Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.</p>
<p align="justify">Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.</p>
<p align="justify"><strong>OKB’de Prognoz (Hastalığın Seyri)</strong></p>
<p align="justify">Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.</p>
<p align="justify">OKB’de kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede OKB hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.</p>
<p align="justify">Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.</p>
<p align="justify"><strong>OKB’nin Tedavisi</strong></p>
<p align="justify">OKB’nin tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı tedavinin etkin olduğu belirtilmektedir.</p>
<p align="justify">Yusuf BAYALAN</p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/obsesif-kompulsif-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik bozuklukta agorafobi</title>
		<link>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/</link>
		<comments>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yusuf BAYALAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[1- A'dan Z'ye]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://insanvepsikoloji.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri, beklenti anksiyetesi/kaygısı denilen, aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir. Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak algılanabilmektedir. Oysa agorafobisi olanların çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://insanvepsikoloji.com/?attachment_id=201" rel="attachment wp-att-201"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-201" title="panik atak nedir?" src="http://insanvepsikoloji.com/wp-content/uploads/agorafobi-150x108.jpg" alt="" width="150" height="108" /></span></a>Panik atak geçiren birisi için en önemli yaşantılardan biri,<strong> beklenti anksiyetesi/kaygısı </strong>denilen, <strong>aynı yaşantının yeniden gerçekleşmesinaden endişe etme</strong> halidir. Panik atakta ortaya çıkacak çaresizlikle başa çıkmak için kişi bazı yöntemler(kaçınma) geliştirir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, çoğunlukla panik bozukluğa etki eden bir durum olmakla birlikte yanlış anlaşılabilen bir kavramdır. Açık alanda bulunma korkusu, evren ayrılma korkusu vb. olarak algılanabilmektedir. Oysa agorafobisi olanların çok azı açık alanlarda bulunmaktan endişe eder ve çok ağır agorafobisi olanlar evden dışarı çıkmaya endişe ederler.<span id="more-200"></span></span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Agorafobi</strong>, <em>bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, <strong>yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma</strong></em><strong>k</strong>’tır. Agorafobisi olanların tipik olarak kaçındıkları ortamlardan bazıları şunlardır:</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kalabalık yerler:</strong> Süpermarket, sinema, tiyatro, spor merkezleri, cami vb. yerlerden korkulur. Ya bu ortamlardan uzak durulur ya da mümkünse panik atak esnasında en kolay uzaklaşılabilecek yerlerde(kapıya yakın gibi) durulur.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler:</strong> Tüneller, metrolar, asansörler, uçaklar, otobüsler, dar odalar, uzun kuyruklarda bulunmaktan uzak durulmaya çalışılır. Çok mecburi durumlarda yanında birilerinin bulundurulmasına çalışılır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Araba kullanma:</strong> Yardım almanın zorlaşabileceğine inanılan durumlarda araba kullanılmaktan kaçınılır. Uzun yollar ve köprüler, karışık trafikten uzak durulmaya çalışıldığı gibi yolcu olmakta da zorluk çekilebilir. Çok mecbur hissettiği durumlarda kişi kendi arabasını sürmesi için bir arkadaşından yardım isteyebilir.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evden uzakta olma:</strong> Bazıları için evden uzaklaşmak bir güvensizlik olarak algılanır. Bu durumda kişi evden uzaklaşmamaya çalışır. Nadiren de evden hiç çıkılmaz.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Tek başına olma:</strong> Bazı panik atak geçiren kişiler hiçbir şekilde yalnız kalmak istemezler ve sürekli birileri(bu kişiye <strong>baston eş</strong> de denir)nin yanında olmasını isterler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobinin en önemli sonucu, kişinin günlük hayatında ve iş hayatında yıkıcılığa yol açmasıdır.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Agorafobi, yoğunluk açısından değişkenlik gösterir. Söz gelimi bazıları sadece uzun uçak yolculuklarından uzak durmaya çalışırken bazıları ise evin dışına bile cesaret edemezler.</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yusuf BAYALAN</span></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Psikolojik Danışman ve İlişki Danışmanı</span></div>
<div style="text-align: justify;"></div>
<div style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kaynak: Kaygılarımız Korkularımız, Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, HYB Yayıncılık, Ankara, 2011</span></div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufbayalan.com/panik-bozuklukta-agorafobi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

